Follow by Email

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

29 Ocak 2010 Cuma

Ben uzun şalgam siyah turplar nerede?

Bir şalgam muhabbetidir gidiyor. Böyle bir belediye başkanımız olmasa gerçekten ne yapacağız biz... Siyasi literatüre kazandırdığı “şalgam” tanımlaması ile ufkumuzu açtı.Ege TV’de söylediği şalgam sıfatını ben açıkçası kendi üzerime aldım. O zaman ben ne oluyorum? Uzun şalgam... İzmir’deki diğer şalgamlar da kendilerini biliyorlardır herhalde.İzmir’in şalgamları arasında kesinlikle yer alan isimlerden biri de Kemal Karataş. İzmir medyası Karataş hakkında önyargılı davrandı ve Kocaoğlu ile girdiği mücadelede kendisini kavgacı ilan etti. Karataş, o süreçte doğruyu söyledi. Bir şekilde göbekten İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı yerel medya olayı tersinden algıladı ya da algılamak istedi. Şimdi Karataş yok ama Kocaoğlu kavgaya devam edecek adam arıyor.
Bir de Ankaralı şalgamlar var. Bunlara başkent şalgamları deniyor. Bunların arasında en göze çarpan şalgam Mehmet Sevigen... Şalgamları sevmeyen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı, Bornova kongresi öncesi yandaş partililerine şu mesajı veriyor: “Mehmet Sevigen’i çağırıp divan başkanı yapmak istemişler. Eğer Sevigen divana aday olsaydı, karşısında ben de aday olacaktım.”
Kocaoğlu’nun şalgamlar listesinde bir de “baş şalgam” var ki şimdilik ismini vermeyecek, “Bayşal” diye geçiştireceğim.
Tabii ortada şalgamlar olunca onların karşısında aynı familyadan gelen turpların bulunması da normal. İzmir’deki siyah turplar arasında birinci sıra, pek tabii ki Büyükşehir Belediye Başkanımız Aziz Kocaoğlu’nun... Kocaoğlu’ndan sonra en göze çarpan isim ’Karabağlar’ Milletvekilimiz Abdürrezzak Erten... Karabağlar Belediye Başkanı Sıtkı Kürüm de iyi bir siyah turp. İl Başkanı Rıfat Nalbantoğlu ile CHP Genel Sekreteri Önder Sav ise kendilerini siyah zanneden beyaz turp kategorisindeler bu mantığa göre.

ÖNEMLİ NOT: Kimse “Süleyman neden böyle yazdı?” demesin, şalgam turp tartışmasını başlatan arkadaşa bir dönüp baksın...

NOT 1: Aslında bugün “7 bin evde kavga var” başlıklı diye bir yazı kaleme alacaktım. 7 bin İzelman işçisinin yedisinde ödenmesi gereken onikinci ay ikramiyeleri bugüne kadar bankaya yatmamış. Ancak maaş bordrolarında görünüyor ikramiyelerin olduğu. Sen şimdi elindeki bordro ile eve git, eşin sana sorsun, “Bordrodaki para ile bankadaki para aynı değil. Nerede yedin bu parayı?” diye. Sayın Kocaoğlu birkaç evliliğin bitişine bile neden olabilir. Bana göre kimse bordrolarını imzalamasın. Hukuki bir süreç bile başlatılabilir.

NOT 2: Nivent Kurtuluş’un Kemalpaşa’daki sağlık yatırımını daha öce kaleme almıştım. Nivent Hanım özellikle Giraud arazisine yapılan çifte standart sonrası yaptığı şikayete vilayetten olumlu yanıt geldi. Valilik İçişleri Bakanlığı’ndan soruşturma için müfettiş istedi. Önümüzdeki günlerde bu konuyu etraflıca işleyeceğim.

NOT 3: Mimarlar Odası’nda Pazar günü seçim var. Üç adaylı yarışmada ilgimi çeken bir aday var. Kıvılcım Keskiner... İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarihsel Çevre ve Kültür Varlıkları Müdürü... Yani belediye şimdi de kendisine sorun çıkarmasın diye Mimarlar Odası’nı mı istiyor? Diğer aday Hasan Topal zaten eski belediye bürokratı. Geriye kalıyor üçüncü aday. Bülent Turan.

YENİGÜN 29 - 01 - 2010

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder