Follow by Email

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

2 Aralık 2009 Çarşamba

Batıda bölünme fikri

Herkes İzmir’de DTP konvoyu üzerine yazdı, çizdi... Haklı oldukları noktalar var, haksız oldukları da... Ancak son iki yıldır Ayvalık, Dikili, Çanakkale’de yaşananlara baktığımızda, Kürt açılımı çalışmalarını da yıllarca yaşananların üzerine oturtmaya çalıştığımızda şu gerçek maalesef ortaya çıkıyor:
Bölünme fikrine batı sıcak bakmaya başladı.
İşte tehlike burada... AKP, ülkenin kanayan yarasına neşter vurup çok detaylı bir operasyon yapmak yerine satır ile ameliyat yapmaya çalışıyor. Kürt açılımının süreç içerisinde kamuoyunda yüzde 20 oranında destek kaybetmesi, iktidarın önemli isimlerinin kafalarındaki soru işaretlerini net olarak ortaya koymaya başlamaları, iktidara yakın kalemlerin bazılarının şüpheci yaklaşımları, sorunun ne kadar büyük olduğunu gösteriyor. Zaten de öyle değil miydi?Tıpkı İsviçre’deki gibi referanduma meraklı olan ve bunu demokrasi olarak algılayan AKP batı bölgesinin genelini kapsayan bir referanduma gitse, ortaya çıkacak sonuçlardan kendisi de ürkecektir.
Genelde iktidara soğuk davranan, AKP’nin attığı adımları, laik Türkiye’ye vurulan darbe olarak algılayan Türkiye’nin batısı, böyle bir referandumda Kürt ayrılıkçılığı ile irtica sorununu üst üste koyarak, hiç umulmadık bir yanıt verebilir.
Ben İzmir’deki Anadolu birliklerinden bu konu üzerine doyurucu bir açıklama bekliyordum açıkçası. Aday belirlenmesi sürecinde “Şu kadar üyemiz var, şu kadar etkiliyiz” diyen hemşeri dernekleri bu konuya nasıl bakıyorlar? Batı’da yaşayan Kürtler sorunu nasıl algılıyor? “Biz, kız aldık, kız verdik, burada yatırımlarımız var, çocuklarımız burada doğdu” şeklindeki pop kültürü açıklamasından ziyade, Kürtlük tanımlamasına bakış açıları, açılım politikaları konusunda düşündükleri, bundan sonra çizilecek yol haritasında etkili olacaktır.
Tayyip Erdoğan ABD gezisinde bu konuları Obama ile konuştuktan sonra topluma yeni modeller sunacak mı?
Avrupa Birliği’nin Türkiye için ortaya koyacağı ilerleme raporu da, önümüzdeki yılın siyasi gelişimine damga vuracak. İzmir için de çok önemli bu rapor. En büyük sorun Kıbrıs üzerine yaşanıyor. AB’nin Kıbrıs konusunda atacağı olumsuz adımların en çok Türk-Yunan ilişkilerine zarar vereceği açık...
Zaten KKTC Cumhurbaşkanı Talat’ın Ankara ziyareti, Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun Atina’da Papandreu ile görüşmesi, İsviçre’deki minare yasağına karşı başlayan güçlü tepki, ABD’nin Türkiye’nin ilerleme raporuna yönelik Almanya ve Fransa ile girdiği diyalog, bu yılki raporun önemini net biçimde ortaya koyuyor.Eğer bir yol kazası olur ise bu kazanın zaten krizde olan Türkiye ekonomisine vereceği zararı da hatırlatmak gerekiyor.

NOT 1: Selim Amato’nun Menderes’te daha önce büyükşehir tarafından reddedilen sağlık yatırımı alanında yeniden inceleme yapılmış. En azından birileri “Nerede hata yaptık” diyor ise, bunu olumlu bir gelişme olarak değerlendirmek gerekiyor.

NOT 2: Metro konusunda toplumun açıkça bilgilendirilmesi gerekiyor. Kim nerede hata yaptı, bundan böyle süreç nasıl işleyecek? Tünele zamanında müdahale edilememesi, yağan aşırı yağmurlar, metroda yeni bir tehlikeyi gündeme getiriyor mu?

NOT 3: Erdal İzgi’nin Rıfat Nalbantoğlu ile ilgili köşe yazısını okuduktan sonra, CHP İzmir İl Başkanı’nın bir karar arefesinde olduğu sonucunu çıkardım. Nalbantoğlu’na şiddetle bir genel merkez turu öneririm. Deniz Baykal ve Önder Sav’a kendisinin ne olacağını açıkça sormalı... Alacağı yanıtları da çekiştirmeden CHP İzmir kamuoyu ile paylaşmalı.
 
YENİGÜN 02 - 12 - 2009

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder