Follow by Email

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

6 Nisan 2009 Pazartesi

İzmir seferinden notlar

1 - CHP lideri Deniz Baykal’ın 28 belediye başkanının hazır bulunması düşünülen toplantısına Dikili Belediye Başkanı Osman Özgüven katılmadı. Özgüven’in seçim öncemi yapılan İzmir mitinginde Deniz Baykal’ın arkasında durması beni şaşırtmıştı. Yılların husumetini bir anda atmak kolay değil tabii ki...
2 - Baykal keyifli olacak ki, espri yapmaya devam ediyor. En son yine Karşıyaka Belediye Başkanı Cevat Durak’a sarmış. “Seni Bayraklı’dan aday gösterebilirdik. Ancak orada da kazanırmışsın” demiş. Kocaoğlu’nun bu konuyu aday belirleme sürecinde Ankara’ya ilettiği, “Durak’ı Bayraklı’ya, Tunçağ’ı Karabağlar’a kaydıralım, Konak ve Karşıyaka’ya iki bayan aday koyalım” önerisi biliniyor. Kocaoğlu bu önerisini seçim öncesi sanatçılara verdiği öğle yemeğinde ile yeniden dile getirmiş. Kocaoğlu bir mesaj vermek istiyor da bakalım sonunda ne çıkacak. Civciv çıkmasın da...
3 - Bayraklı Belediye Başkanı Hasan Karabağ konuşmasında eski il başkanı Kemal Karataş’ın kendisine verdiği destekten bahsetmiş. Karataş konusu bu partide şimdilik hiç dile getirilmiyor. Ancak öyle dehlizler var ki yeraltında. Bu dehlizler genişlemeye başlarsa ki, bu durum için her şart hazır, yukarıda günlük güneşlik görünen hava bir anda bozabilir. Bunun sorumluları da bu havadan ciddi şekilde etkilenebilir. Benden uyarması.
4 - Üst düzeyde seçim öncesi yapılan kurultayda alınan kararların devreye girip girmeyeceği şimdilik meçhul. Ancak Baykal bu dehlizlerin büyüdüğünü gördüğü an kurultay kararlarını devreye sokabilir. Nasılsa Demokles’in kılıcı gibi milletin tepesinde bulunuyor bu kararlar.
5 - Baykal kesinlikle farkında. İzmir’de 30’da 28 yapılmasının nedeni tek başına ne kendisi, ne parti, ne Kocaoğlu ne ilçe belediye başkanları, ne örgüt, ne sosyal demokrasi. İzmir’de bu kadar açık ara yapılmasının tek nedeni AKP karşıtlığı. Yani kentin bir düşünce yapısına karşı kaleleşmesi. Tıpkı Kayseri’nin, Konya’nın Afyon’un, Diyarbakır’ın, Van’ın kaleleşmesi gibi... Zaten seçim sonrası en çok tartışılması gereken kentlerin tavırları konusu ciddi bir siyasal ve sosyolojik araştırmaya ihtiyaç duyuyor.
6 - İki gün önce elime ulaşan ve bazı köşe yazarlarınca dile getirilen bir başka gerçek de var ortada. Kocaoğlu’nun büyükşehirde yapacağı revizyon. Bu revizyon Baykal ile görüşülerek yapılacaktır mutlaka. Tabii ki isimlerin önemi yok bu revizyonda. Önemli olan düşünce ve bakış açısı. Kocaoğlu bu revizyon için düğmeye bastığı zaman değişimin nedenlerini daha iyi göreceğiz.
7 - Bu seçimin CHP hatta bizzat Deniz Baykal tarafından planlanan açılımı yolsuzluk ile mücadeleydi. Kılıçdaroğlu’nun da gündeme taşıdığı yolsuzluk dosyaları bu dönem en çok CHP ve Deniz Baykal’ı zorlayabilir. Eğer CHP’li belediyelerde buna yönelik bir eleştiri gündeme gelir ise. Kocaoğlu’nun da yapacağı revizyonun arkasında bu mantığın önemli olduğu kesin. Ancak CHP ilçe belediyelerinde de meclis üyeleri belediye bürokratları hatta belediye başkanları ve dahi bu başkanların ilişkide olduğu genel merkez yöneticilerine çok dikkat edilmesi gerekiyor. 1989 faciası yeniden yaşanırsa kimse bunun altından kalkamaz. İzmirliler de...
8 - Bir önceki keşe yazımın altında bir yorum var. Milletvekillerinin halk tarafından seçileceğine yönelik... Bu yorumu yazan okuyucuma şu mesajı vermek isterim. Bir sonraki dönem milletvekili olabilecek isim derken CHP’li bir adayı kastedmedim. Bu anlamda rahat olsun. Bu isim kendi partisinden banko aday olacak ilk isimlerden biri. Adayları genel başkanlar belirliyor, bu isim genel başkanının en yakınında hareket ediyor, partisi son yerel seçimlerdeki oy oranına göre barajı rahat aşıyorsa...

YENİGÜN 06 - 04 - 2009

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder