Follow by Email

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

10 Mayıs 2007 Perşembe

Listelerdeki dengeler

4.5 yıllık AKP iktidarının sonucu Türkiye’de bir şeyler gerçekten değişmeye başladı. ANAP ve DYP’nin yıllarca süren birleşme tartışmaları sona erdi. Demokrat Parti adı altında birleşen merkez sağ yeniden çekim alanı olmaya çalışıyor. Merkez solda da önemli adımlar var. Deniz Baykal’ın Zeki Sezer ile ortaya koyduğu mutabakat çok önemli sosyal demokrasi için. Şimdi DSP’nin kararı bekleniyor. Bu aşamadan sonra DSP’nin yan çizmesi beklenmiyor açıkçası. 13 Mayıs Pazar günü yapılacak İzmir mitinginin ana eksenini de merkez solun bütünleşmesi oluşturacak.
Aday adaylarının bugünden itibaren başvuruları da başladı. 22 Mayıs’a kadar sürecek başvurular daha sonra genel merkezler tarafından değerlendirilecek.
Aslında listelerin oluşturulması süreci hiç de kolay değil. CHP Genel Sekreteri Önder Sav’ın önceki gün gece saat 04.00’e kadar kamudan ve parti örgütlerinden istifa edenlerle genel merkezdeki odasında konuştuğunu gördükten sonra bu sürecin çok yıpratıcı olduğunu söylemek sanırım yanlış olmaz.
Gerçekten de listeleri hazırlayanların onlarca dengeyi bir araya getirip çözmeye çalışmaları kolay iş değil. Sonuçta herkesin beklentisi olduğu için çıkan listelerin beğenilmeyeceği de biliniyor.
Nedir bu dengeler?
Dengenin ana unsurları ortaya konulduğunda ayırımcılık yapıldığı hissine kapılıyor insan. Ancak toplumsal mozayiğin özellikle büyük kentlerdeki sosyal yapılaşmanın aynası olması gerekiyor milletvekili listelerinin.
İzmir’e baktığımızda köken olarak İzmirli yok aslında. Asıl İzmirliler yani aileleri yüzyıllarca İzmir’de olanlar sadece Levantenler ve Museviler. Belki birkaç Türk aileden bahsedebiliriz yüzyılları hesaba kattığımızda.
Diğerleri ise mutlaka bir başka yerden göçmüş İzmir’e… 1950’lerde göç edenler var, 1870’lerde de… Ama sonuçta bir göç yapılmış İzmir’e…
Bu nedenle liste dengelerinde İzmirlilik diye bir kavram yok. Bazıları İzmirliliği farklı algılıyor ve ortaya koyuyor. Ancak bunun siyasi olduğu kimsenin gözünden kaçmıyor.
Listelerde doğu ve güneydoğu kökenlilere yer verilmek zorunda. Çünkü kentin çeperlerindeki oy depoları bu gruptan oluşuyor.
Aleviler de bir yapı olarak karşımıza çıkıyor… Onlar da kendi temsilcilerini görmek istiyorlar listelerde…
Göçmenler, mübadele ile Türkiye’ye gelenler önemli bir güce sahipler. Özellikle kentin merkezinde…
Tarım kesiminin de bir temsilcisi gerekiyor….
Kadınlar ise ayrı bir yapı…
Kentin lokomotifi olarak adlandırılan sivil toplum örgütleri liderleri de önemli. Kentin sevilen ve proje üreten isimlere de ihtiyacı var listelerde.
Bu listeye bir de genel başkanların kontenjanlarını koyduğumuzda bir partinin çıkarabileceği maksimum sayı zaten oluşmuş oluyor.
İşte bu aşamada tartışma başlıyor, kim, hangi yapının temsilcisi diye…
Ve bu tartışma seçim gününe kadar sürüyor…
Kırgınlıklar, kopmalar vs… Ardından seçim yaşanıyor ve partilerde kartlar yeniden karılıyor. Bir sonraki seçimin hesapları başlıyor yapılmaya…

http://www.suleymangencel.com/ 10 - 05 - 2007

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder