Follow by Email

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

15 Şubat 2010 Pazartesi

Benim kafam karıştı

CHP’de son 5 günde yaşananlar çerçevesinde kafam karıştı... Şu sorulara yanıt arıyorum.
1 – Rıfat Nalbantoğlu il başkanı mı olmak istiyordu, milletvekili mi? Bu süreçte il başkanı olabilir. Peki ya milletvekilli?
2 – Basında yazıldığı gibi 30 ilçe başkanından 28’i Nalbantoğlu’nun arkasındaymış. O zaman bu toplantı sırasında neden destek imzaları toplanmadı ki?
3 – İlçe başkanlarından biri toplantı sırasında, “Sayın Nalbantoğlu, ben bir şey mi kaçırdım. Siz daha önce adaylığınızı net biçimde açıkladınız mı” diye sorunca neden devreye il yöneticileri girdi: Nalbantoğlu yanıt vermedi?
4 – Yine toplantı sırasında bir ilçe başkanı “Genel Başkan ile bu sabah görüştüm, hepinize selamı var” açıklaması yaptı. Toplantı sonrası bu görüşme Deniz Baykal’a sorulunca CHP lideri neden “O da kim” dedi?
5 – Kocaoğlu ve Nalbantoğlu neden, CHP Grupbaşkanvekili Kemal Anadol’u da alarak Deniz Baykal’a ziyarete gitmek istiyorlar? Ortada bir sorun yok ki. Yoksa var mı?
6 – Kemal Anadol, Baykal’ın İzmir konusuna yaklaşımından haberdar mı? Bir dönem daha milletvekili olmak isteyen Anadol bu kadar rahat kendini ateşe atar mı?
7 – Sıkışma sırası Kocaoğlu’nda mı? Kocaoğlu neden 2 hafta önce Deniz Baykal’a il başkanı olabilecek isimleri içeren bir kağıdı vermek istedi. Baykal kağıdın cepten çıkışını engelledi.
8 – Arabulucu rolü üstlenen bir milletvekili neden “Ben bu süreçten çekiliyorum” dedi?
9 – Kocaoğlu neden “İl Başkanı Rıfat olsun. Yönetimi ve delegasyonu Baykalcılar yapsın” önerisinde bulundu? Bu tutum, ekibin satışı anlamına gelmiyor mu?
Benim kafam gerçekten karıştı. İlçe başkalarının kafaları daha da karışık. Ekibin kafası çok daha karışık. Kocaoğlu’nun kafası en karışık. Nalbantoğlu ise kendi kendine soruyordur: Ya ben bu hale nasıl geldim?” diye...
Ama kafası çok net bir isim var. O da Baykal. “Karışmayın İzmir ne yapar ise yapsın. Nasılsa bu işin kurultay sonrası da var” diyor ve sanırım bir başka mesaj veriyor.
Bu mesaj ile benim kafam daha da karışıyor.

***

Birkaç gün öce Habertürk köşe yazarı Erdal İzgi’nin İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı ile olan telefon diyalogunu okuyucularına söz vermesine rağmen köşesine taşımadığını belirtmiş, bunun takipçisi olacağımın altını çizmiştim. İzgi’den bir mail aldım.
“Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Aziz Kocaoğlu ile telefonda karşılıklı görüşme olmamış, tek taraflı iletişim yaşanmıştır. Sayın Başkan özel kalem müdürü aracılığıyla bağlanan telefonla içindekileri dökmüş, kendilerinin makamı ve yaşı gereği sözü kesme nezaketsizliği gösterilmemiş, "Bitti mi?" sorusuna fırsat bırakılmadan telefon yüzüme kapanmıştır. Görüşmenin içeriğini, düşüncelerini tek yanlı aktaran Büyükşehir Belediye Başkanımızın açıklamasında mutlak yarar vardır. Yakışan da budur. Sarf ettiği cümle ve iddiaları genişletebilir, bu çerçevede belki geçmiş dönemlere ait bilinmeyenleri, yanlışları ortaya koyabilir. İyi veya kötü söz sahibi bağlar tezi gereği, açıklama yapmaları kişisel tercihleridir. Yorumu da kamuoyunundur. Hepsini bir noktaya kadar olgunlukla karşılayabilirim. Büyük olan, Başkan sıfatı taşıyan kendileridir. İzmir’de yaşayan bir kentli ve emekli gazeteci olarak açıklama yapılması çağrısında bulundum, yanıt alamadım. Sessiz kalmalarını kırgınlıktan kızgınlığa, üzüntüden pişmanlığa uzanan davranış biçimi olarak değerlendiriyorum. Yoksa hiçbir şey unutulmuş değildir. Çünkü... Unutulacak gibi değildir.”
İyi de Sayın İzgi karşılıklı yapılan bu telefon görüşmesini Kocaoğlu açıklamadığına göre siz neden açıklamıyorsunuz ki... Yoksa korkuyor musunuz?

YENİGÜN 15 - 02 - 2010

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder