Follow by Email

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

16 Ekim 2009 Cuma

Türk işi Yunan işi bunun adı Ege işi

Ankara’dan İzmir’e büyük meşakkat içerisinde bir kez getirilebilen Türk-Yunan İş Forumu’nun açılış konuşmalarını izledik.
İzmir Ticaret Odası ve Yunanistan’ın Ankara Büyükelçiliği tarafından organize edilen forumda dikkat çeken noktalar nelerdir?
1 – İzmir Ticaret Odası Başkanı Demirtaş, odanın tarihi üzerine konuştu, odanın kuruluşunda Yunanlı işadamlarının katkılarını belirtti, 1933 yılında 300 Yunanlı işadamının İzmir’i ziyaret ettiği konusuna özel önem verdi. Çok iyi bir vurgu… Ancak bu ziyaret konusu o dönemin yerel gazetelerinde belirtilmesine karşılık ziyaretin sonuçları hakkında yine o dönemin gazetelerinde bir tek habere bile rastlanmamış. Doğrudur. Fikri devamlılık konusundaki eksiklik bugünkü modern İzmir yaşamında da devam ediyor.
2 – İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun konuşmasındaki Yunanistan ismini kaldırın, yerine başka bir ülke ismi koyun. Siz deyin Ukrayna, ben diyeyim Moldova… Hiçbir şey fark etmez. Bu kadar basmakalıp bir metin zor bulunur ve sanırım Kocaoğlu’nu 3 - 4 yıl daha idare eder bu metin ile... Aman dikkat etsin bu önemli metni kaybetmesin…
3 – İzmir Valisi Cahit Kıraç’ın Ticaret, Odası Başkanı mı, yoksa atanmış vali mi olduğunu yaptığı konuşmadan anlamakta zorluk çektim. Öne sürdüğü ekonomik verileri herkes biliyor. Devlet tarafından atanmış birinden devletin Ege’de yıllardır oluşturulan sivil hareketlere yönelik tavrını öğrenmek isterdim. Maalesef, nafile…
4 - Yunanistan Ankara Büyükelçisi Fotis Xydas ile Midilli Valisi Pavlos Vogiacis’in konuşmaları geçmişe atıfları ve bu konuda hayli dirsek çürüttükleri için son derece başarılıydı. Tek bir şart ile. Vogiacis bildiğimiz Vogiacis… Her yeri ile net, Türk-Yunan konusunda belki de şu güne kadar tanıdığım isimlere göre çok daha düzgün. Ancak Xydas beni hayal kırıklığına uğrattı açıkçası. Vize konusunda bilinen sorunları sıraladı. Bunları biz de biliyoruz. Shengen’in zorlukları, prosedürleri vs… Ancak ortada bazı örnekler var. Mesela Polonya vatandaşlarına müzakere sürecinde tanınan Almanya sınırı içine 60 kilometreye kadar vizesiz giriş hakkı. Ya da bugünlerde müzakere sürecindeki Hırvatlara tanınan vize hakları… Papandreu’nun dışişleri bakanlığı döneminde biraz orientalist de olsa günübirlik turları cruise göstererek Türkiye ve adalar arasında vizesiz geçişi başlatmak dışında Yunanistan’dan AB’ye bir başka “resmi” başvuru görmedim açıkçası. Belki ben atlamış olabilirim.
5 – Türk tarafını da Yunan tarafını da zayıf bulduğumu belirtmek isterim açıkçası. Sen, ben bizim oğlan… Yeni kim? Kimbilir? Bundan sonra iyi bir şey gelir mi? Bana göre ticaret yani para zaten kendi ivmesinde hareket ediyor. Para, ulus tanımaz, ırk tanımaz, önyargı tanımaz. Türkiye’de Amerikan karşıtı olduğunu iddia eden adamların cebine bakın.
Paralarının önündeki George Washington’dan Abraham Lincoln’e kadar olan resimler onları ilgilendiriyor mu? Pek sanmıyorum. Ulusalcısından, müslümanına kadar herkes paraya tapıyor ve bundan böyle de tapmaya devam edecek.

NOT 1: Jeotermal konusunda yeni açılımlar var. Dikkatli olmak gerekiyor. Son günlerde özellikle büyükşehirden gelen jeotermal haberleri beni gerçekten memnun etti. Bunlar bu hızla Yamanlar’da da jeotermal bulurlar.

NOT 2 : İzmir’de çok büyük bir şirket ve bu şirkete sahip çok önemli bir aile muhasebe müdürlerinin başlattığı telefon ile bankalar arası virman işlemleriyle 3.5 trilyon dolandırılmış. Konu yargıda.
 
YENİGÜN 16 -10- 2009

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder