Follow by Email

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

15 Ekim 2010 Cuma

Seyşel Adaları`ndayım

Bugünkü yazımı Seyşel Adaları’nda kumsalda, meyve likörü içerken yazıyorum.
Madem 3 milyon dolar rüşvet aldım, bunu dünya seyahati ile değerlendireyim değil mi? Buraları çok güzel… Günün birinde belki size de 3 milyon dolar veren biri bulunur, siz de kumsalda keyif yaparken yazı yazmaya devam edersiniz.
İzmir’den biraz uzak kaldığım için meselelerin neler olduğunu net biçimde bilemiyorum…
Bildiğim tek şey hala Büyükşehir Belediyesi’nin iyi yönetilmediği…
Bir yazı kaleme alıyor, Büyükşehir Teftiş Kurulu’na 11.43’te gideceğimi söylüyorum. Koridorlarda yürürken, çalışanlar cam arkasından beni izliyor, bir bölümü dışarı çıkarak “Bu kimdir” sorusuna yanıt aramaya çalışıyorlar. Kapıyı açıp içeri giriyorum. Teftiş odasında beklendiğimi belirterek içeri alıyorlar beni…
Ben Büyükşehir Belediye Başkanı olacağım ve ben bir köşe yazarı olarak bir yazı ile toplantıya geleceğimi duyuracağım.
Büyükşehir belediye başkanı olarak ben, köşe yazarı olarak beni hiç kale almaz, “Kardeşim senin ifadene gerek yok. Biz kendi işimizi kendimiz hallederiz. Git ne yazacaksan yaz, kimler okuyorsa okusun” der, büyükşehir belediye başkanı olarak ben, köşe yazarı olarak beni kovmaktan beter ederdim.
Bu örnek bile kentin en büyük işvereninin yönetim anlayışını bir şekilde ortaya koyuyor.
Ama mesele öyle bir noktaya geldi ki, maalesef bu sorunun altından nasıl kalkılacağı da yemek gibi muğlâklaştı.
Teftiş Kurulu’nun odası güzeldi, manzaralıydı… Kurul üyeleri de iyiydi. Bir sorun yoktu. Süleyman Gençel’i tanıdılar da Stratis Balaskas’ı hala merak ediyorlardır sanırım.
Beyanımı tamamlayıp imzaladıktan sonra, “Pardon, yanlış zamanda gelmişim. Sizi yemeğinizden alıkoydum” dediğimde, “Aman lütfen bize yemekten bahsetmeyin” yanıtı verdiler.
Neyse ben bu konuyu bir süre askıya alıyorum. Askıya almam konunun gündemden düşeceği anlamına gelmez…

Gilbert: O yemek yenildi…

Yakın arkadaşlarımdan biri olan ve Fransa Guyanası’nda gazetecilik mesleğini sürdüren Francis Gilbert, bir başka yazı kaleme almış. Kendisi biraz kıskançlığından olacak, Yunan gazeteci Stratis Balaskas’ı eleştirerek, “O yemek yenildi” başlığı atmış.
Tabii ki ben de şaşırdım.
Sonra baktım ne diyor, Gilbert diye…
Yazı aynen şöyle: “Her ne kadar konuya bugüne kadar fıransız olsam da, Süleyman Gençel o gün yemek yedi. Yemekte ben de vardım. Ancak karşısında bulunan kişi Aziz Kocaoğlu idi. Onlar rakı, ben şarap içtiğim için sanırım yer, zaman ve mekân konusunda bir karmaşa yaşanıyor. Bu karmaşayı netleştirmek istedim. Tekrarlıyorum. O gün yemekte bulunanlar ben Francis Gilbert, Süleyman Gençel ve Aziz Kocaoğlu idi. Yemeğin yendiği restorandaki video kayıtlarında hepimizin mevcut olduğu sanırım ortaya çıkacaktır. Süleyman Gençel kot pantolon üzerine beyaz bir gömlek giymişti. Aziz Kocaoğlu’nda toprak rengi bir takım elbise vardı, pembe kravatı ile… Ben de volanlı, janjanlı lame takım ile katılmıştım yemeğe… Çevreden biraz garip bakışlar olmuştu ama önemsemedim…
Eğer Teftiş Kurulu, Balaskas’ı dinlemek ve beyanını almak isteyecek ise bana da ulaşmak zorunda. Ben bunu herkesle paylaşmak istiyorum. Bana ulaşmak isteyenler için e-mail adresim gilbertfrancis@yahoo.com
Ne yemekmiş bu. Şimdi de uluslar arası yapıya çevrildi ve evrildi. Bakalım nereye kadar gidecek?

NOT 1: Ünlü danışman Bilgin Erünal ile eski belediye meclis üyesi Erkut Öcal’ın sık sık çevre dairesinde görüldükleri Büyükşehir koridorlarında tartışılıyor. Çevre Dairesi Başkanı’nın diğer önemli ziyaretçisi ise Grand Plaza A.Ş. eski Genel Müdürü Birol Soylu… Soylu önceki gün de ESHOT’da Genel Müdür Yardımcısı Tufan Eker ile birlikteydi.

NOT 2: AKP Grupbaşkanvekili Yusuf Kenan Çakar, ESHOT’un 7 yıllık durak ihalesinin denetlemesinin 2011 yılında yapılacağını, bu nedenle kendisinin konu ile ilgisi olmadığını söyledi.

NOT 3: Uğur Mumcu Spor Kulübü Sosyal Tesisleri’nin içki ruhsatı var mı? Bildiğim kadarıyla Karabağlar Kaymakamlığı buraya içki ruhsatı verilmemesi için bastırıyor. Karabağlar halkını bilemem ama bu tartışma Sıtkı Kürüm’ü fena halde zedeler. Sayın Kürüm bana bilgi verdiğini iddia ederek Park ve Bahçeler Müdürlüğü’ne sürdüğünüz Duygu Tuna hakkında yeni bir işlem yapacak mısınız? Duygu Tuna memur olduğu için hareket alanı dardır, ancak ben memur değilim. Dolayısıyla hareket alanım çok daha geniş.

NOT 4: CHP İzmir il yönetimi önceki akşam bir masada hep birlikte önümüzdeki genel seçimlerin başarısını kutladılar. İl Sekreteri Zikri Dursun’un yanağında ise kocaman bir bant vardı. Acaba sık sık ve gizlice görüştüğü Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin’in İzmir seyahati sırasında “en önde olmalıyım” mücadelesi içerisinde sağdan gelen bir kroşe ile mi karşılaştı.
NOT 5: İZULAŞ VE ESHOT’un internetinde dönemsel site filtrelemesi devam ediyormuş. Sabahları siteye girilemiyor, nedense öğleden sonra açılıyormuş. Kısmi sansür de bu olmalı herhalde…

Egenin Sesi 15 - 10 - 2010

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder