Follow by Email

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

21 Kasım 2010 Pazar

Sonunda beni şöhret yapacak

İzmir’in en ünlü ismi, dürüstlük timsali İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu beni ve kendi genel sekreteri Ersu Hızır’ı savcılığa şikâyet etmiş…

Yeni Asır’ın ve Doğan Grubu gazetelerin haberine göre savcılık bir soruşturma yapacak, aldığı sonuçlar çerçevesinde başkanın kişilik haklarına saldırı yapılıp yapılmadığına karar verecek sonra da dava açacakmış.
Daha iki hafta önce Basın Konseyi’ne, pardon Hürriyet Konseyi’ne beni şikâyet eden ancak bu konuda verdiğim yanıt ile yeniden tutunacak bir dal arayan Kocaoğlu, bu kez savcılığı devreye sokmuş.
Doğru da yapmış…
Zira daha önce de yazdığım gibi Basın Konseyi’ne yapılan şikâyet Venezuella Mahkemesi’ne yapılan şikâyet ile eşdeğerdi. Tanımadığım bir kurumun, üzerimde ne tür bir yaptırımı olabilirdi ki…
Kocaoğlu’nun savcılık başvurusunu görmedim. Görmem de mümkün değildi. Çünkü arife günü avukatım aracılığı ile savcılığa yapılan başvurulara bakmış ancak başkanınkine rastlamamıştık. Yoksa başkan bayramın birinci günü kurbanı kestiği zaman, kurbanın yerine beni düşündü ve “Şu Süleyman’ı da böyle kesip doğrayabilir miyim” diyerek bayram bayram nöbetçi savcıya mı başvurdu?
Bilemiyorum… Haberi yapan arkadaşlar neden bu soruyu kendisine sormadılar ki… Arkadaşlar basın ilkelerini çiğniyorsunuz. Bakın sizi uyarıyorum buradan. Kocaoğlu’ndan Basın Konseyi’ne nasıl başvurulduğunu öğrenir, sizleri de ben konseye şikâyet ederim sonra. İnsan haber kaynağına sormaz mı, “Nerede savcılık başvurusu?” diye…
Başkanınıza bu kadar güveniyor iseniz o başka… Ama yine de siz bugün kendilerine savcılık başvurusunu sormayı unutmayınız… Eğer alabilir iseniz, bana da gönderin… Ben de okuyayım şu başvuruyu…
Vallahi “time lag” yaşıyorum Kocaoğlu’nun açıklamalarını duyduğumda…
Üç hafta önce Büyükşehir Belediyesi Teftiş Kurulu raporunun sonuçlandığını söylemişti. Şimdi, “Raporu yeni tamamladık” diyor. Bir İzmirli olarak başkanımızın hangi sözüne güveneceğiz? Üç hafta önce söylediğine mi, yoksa dün değindiğine mi?
Bu güven meselesi beni de rahatsız etmeye başladı açıkçası… Olayların yaşandığı ilk günlerde Kocaoğlu ortaya çıkıp, “Bu işi iki saatte çözdüm” diye böbürlenmemiş miydi? Eğer olayı o zaman çözdü ise, şimdi neden savcılığa başvurup, “Yahu lütfen öğrenin, bu yemek yendi mi yenmedi mi” diye yardım dileniyor.
Yoksa Stratis Balaskas’ın yaptığı “O yemek hiç yenmedi” tespiti ile tersyüz mü oldu tüm süreç?
Şehir efsanesi gibi mübarek yemek… Ama benim işime geliyor… Manşetlerden indirmiyor, şöhretime şöhret katıyor Kocaoğlu…
Sayın başkanım yakında günlük bir gazete çıkaracağız. Ona da bir el atın… Bizi ülke gündemine taşıyın da, boşu boşuna reklamasyon için para harcamayalım lütfen… O parayı da çalışacak arkadaşlara ayıralım…
Ya da şöyle yapalım… Biz gazeteyi çıkaralım. Sonra Yılmaz Özdil, Can Dündar, Mehmet Ali Birant ile konuşayım… Kendileri arkadaşlarım olur. Siz onlara beni şikâyet edin. Böylece hep beraber ulusal medyaya taşınalım…
http://www.egeninsesi.com/ sitesinde Mithat Umutoğulları’nın ilginç bir yazısı var. Umutoğulları’nın yazısında Grand Plaza eski Genel Müdürü ve Kocaoğlu’nun seçim bürosunun başında olan Birol Soylu ile yaptığı ilginç söyleşiyi aynen yayınlıyorum.
“Konuşmamızın bir bölümünde, "neden şahitlik yaptın" diye sorduğumda, sevgili Soylu "Aziz Kocaoğlu bana ricada bulundu, ben de gidip ifade verdim" diyerek cevap verdi.
Bunun üzerine, ben de kendisine "yaptığın yanlış, hem Ersu Hızır'ı, hem de Aziz Kocaoğlu'nu tanıyorsun taraf olman doğru değil" dememin üzerine verdiği cevap inanın kanımı dondurdu.
"Eğer ben şahitlik yapmasaydım, Aziz Kocaoğlu bu kentte bana iş yaptırmazdı"...”
İlginç ve dahi çok ilginç… Oysa ilk yazımda ben bu yemeği iki kişi yedim diye yazmıştım. İki kişilik bir yemek üzerine Kocaoğlu nasıl oluyor da Birol Soylu’ya bu yemek konusunda ricada bulunuyor. Üstelik bu yemeği Birol Soylu ile yediğimi bile bile… Ben zaten yemeğin ana öğesinin Birol Soylu olduğunu Ersu Hızır’ın bana açtığı ceza davasında savcıya da iletmiştim. Şimdi yine aynı şeyleri söyleyeceğim…
Üstelik bu yemek konusu neden ikide bir Kocaoğlu tarafından masaya getiriliyor anlamış değilim. Yoksa Ocak ayı yaklaşıyor, Hızır’ın açtığı görevine geri dönme davası sonuçlanacak, Hızır görevine iade edilecek korkusu mu başladı ortalıkta. Kamuoyu yaratma kaygısı mı var acaba? Mahkemeyi etkilemeye yönelik bir tavır mı bu?
Yemek bahane, soruşturma şahane bu arada…
Yemek konusu üzerine devreye giren mülkiye müfettişleri işi sıkı tutuyor anlaşılan… Arife günü Ankara’dan ESHOT’un durak ihaleleri ile ilgili ek bilgi istedi müfettişler… Hani şu benim kaleme aldığım ihale Sayın Kocaoğlu…
Nedir istenen ek bilgiler?
1 – Durakların maliyetleri neden düşük?
2 – Bu ihale sonrası duraklar belediyenin mi yoksa firmanın mı olacak?
3 – Bu bir kiralama işi mi yoksa satın alma işi mi?
4 – 7 yıllık, 10 yıllık süreler ile bu duraklar kiralanıyor ise süre konusunda yasaya uygun mu? İş satın alma ise iki ihale bir arada yapılabilir mi?
Müfettişler Bilgin Erünal’ın Karabağlar’daki arazisi üzerinde de şiddetli biçimde duruyorlar… Hani benim ortaya çıkardığım diğer konu…
Bu kadar yoğunlaşıldı ise bu soruşturmaya bir şeyler çıkacak gibi görünüyor.
Şimdi “Bu bilgileri nereden alıyor bu yazar. Yoksa AKP ile bir ilişkisi mi var” diye sormayın. AKP ile ilişkim Kocaoğlu’nun AKP ilişkisinden daha zayıf… Çünkü ESHOT’un duvarlarından bilgiler anında sızıyor…
Ve son bir not…
Hükümetin yeni enerji yasası İzmir’de kimlere yarayacak. Karşıyaka sırtlarında kimler arazi topluyor dev rüzgâr santralleri için… Kurban Bayramı’ndan önce yapılan toplantı neyi hedefliyordu?
Enerji işinin arka planı önümüzdeki yılın flaş işi olacak…
Kim yapacak bunu?
Tabii ki ben…
İzliyorum…

HAFTANIN NOTU:
Bayram tatilinin son günü, vatandaşın biri Konak Belediyesi Veteriner İşleri Müdürlüğü'nü arar ve yardım ister:
- Sokağımızı köpekler bastı, lütfen müdahale edin, korkuyoruz...
Veterinerlik nöbetçisinin yanıtı hazırdır.
- Korkmayın, biz köpekleri kısırlaştırdık, birşey yapmazlar...
Telefonun ucundaki vatandaş önce şaşırır, sonra şu tesbitte bulunur:
- Yahu, biz ısıracaklar diye korkuyoruz, birşey yapacaklar diye değil...

PAUSE HABER 21 - 11 - 2010

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder