Follow by Email

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

12 Ağustos 2009 Çarşamba

Körfez gerçeği

Körfezin yeniden kokması ile başlayan tartışma geçmişi de içine aldı. Aziz Kocaoğlu’nu kurtarmaya çalışan bazı köşe yazarları her zamanki gibi bir suçlu buldular. Piriştina döneminin bürokratları ve özellikle Hasan Fehmi Mani.
Ancak maalesef güneş balçıkla sıvanmıyor.
İzmir’in atık su miktarı günlük su tüketiminden çıkarılıyor. İZSU kaynaklarına İzmir’de günlük su tüketimi kişi başına 100 litre… Gelişmiş ülkelerde ise bu rakam günde 200 litreye çıkıyor.
Özfatura zamanında planlanan büyük kanal projesi için hesaplanan borular ise İzmir’in günde kişi başı tüketimini 350 litre olarak gösteriyor. Mani boru çaplarını küçülttü ama günlük kişi başı tüketimi 220 litre olarak düşünerek.
Yani çapı küçülen boruların İzmir atığını toplamasında bir sorun yok.
Yağmur sularının da büyük kanal projesi ile toplanacağı gibi bir geyiğe sakın inanmayın. Çünkü hızlı bir yağışta ortaya çıkacak olan su atık miktarı kişi başı 1 tona yükselir ki, Özfatura’nın boruları bile bu suyu toplamaya yetmez.
Ortada İzmir’in kokması gerçeği var tabii ki.
Ancak bu gerçeğin altında iki neden yatıyor.
1 – Nehir ağızlarının temizlenmemesi. Yani işletme sorunu.
2 – Gümrük ve Bayraklı’daki pompa istasyonlarının doğru çalıştırılmaması. Yani işletme sorunu.
Bakımsızlık, bakımsızlık, bakımsızlık…
Yağmur suyunu toplayan büyük kanaletler de bakımsız. Çamur ve sağdan soldan yapılan kaçak bağlantılar nedeniyle kanaletler de birer koku üretim merkezleri konumuna gelmişler.
Aslında çok eleştirilen derin kanaletlere biraz daha önem verilse, küçük bir yatırım ile yaygınlaştırılsa, İzmir’de böyle bir sorundan bahsetmek bile yersiz olacaktır.
Peki, neden bu sorun büyütülüyor.
1 – Geçmişi kötüleyerek bugünkü hataları örtmek.
2 – Yeni ihaleler yaratmak.
Mustafa Kemal Sahil Bulvarı’nda yapılacak yeni bir boru sistemi, Çiğli’deki arıtmaya yeni bir bölümün eklenmesi gibi 30 – 40 milyon dolarlık yeni yatırımlar birilerinin iştahını mı kabarttı acaba?

NOT : İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde ilginç bir kampanya başladı. Kampanyanın adı “Kim en çok Aziz Kocaoğlu’nu seviyor” şeklinde. Bir koridora 8 adet Aziz Kocaoğlu posteri asan Büyükşehir Belediyesi Hastanesi’nin yetkilileri bu kampanyada ipi göğüsleyecekler gibi. Bu yetkililerin doktorluğu bırakıp zeytinyağı üretimine başlamalarında şahsen ben yarar görüyorum.

NOT 2: Genel merkezin istememesine rağmen Tayland’a giden bu nedenle yeniden meclis üyesi yapılmayan Mustafa Bilgin Erünal önceki gün İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin kararıyla Kocaoğlu’na başdanışman yapıldı. Ayvalık doğumlu olduğu için hemşerim olan Erünal, Ege Üniversitesi Hukuk Fakültesi Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Yüksekokulu mezunu olduğu için aynı zamanda meslektaşım. Bu kadar kesiştiğimiz nokta varken ben Sayın Erünal’ı hiç eleştirir miyim? Erünal’a bu görevinde başarılar dilerken, büyükşehir belediye başkanının kendisine hangi konularda danışacağını da merak ettiğimi buradan bildirmek isterim. Belki bana bir açıklama yapar Sayın Erünal.

NOT 3: Tramvay projesi ne oldu? Kilometresinin 10 milyon Euro olduğu ortaya çıkınca, belediye başkanı “Bu ne ya… Hemen vazgeçin mi” dedi? Vazgeçildi ise bizim neden haberimiz olmadı? Bu kentte sadece belediye bürokratları mı yaşıyor?

YENİGÜN 12 - 08 - 209

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder