Follow by Email

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

13 Eylül 2010 Pazartesi

Bana Muhtaçsın Kocaoğlu

Ooooooo… Herkes ellerini ovuşturmuş, “Bir üst koltuğa nasıl geçerim?” sorusuna yanıt arıyor… Onlara göre genel sekreterlik koltuğu boşaldı. Yakında birkaç koltuk daha boşalır.
Dışarıdan kimse gelmeyeceğine göre, içeride bir üst makama doğru yükseliş başlayacak.
Baksanıza genel sekreter yetkilerini geçici olarak ele geçiren Pervin Şenel Genç, bayram ziyareti için tek başına ESHOT’a gidiyor. Kurumun genel müdürü Gül Şener bu bayramlaşmaya katılmıyor…
Aziz Kocaoğlu evinde kriz toplantısı yapıyor. Pervin Şenel Genç, Serpil Baran ve Erhan Bey ile… Bayram sonrası oluşturulması planlanan yeni yapının üç önemli ismi başkanlarıyla bir arada…
Akşama doğru genişletilmiş bir toplantı daha düzenleniyor…
Kocaoğlu’nun kapısını aşındıranlar, yeni dönemde görev talep edenler vs…
Ne güzel?
Ancak...
Herkesin atladığı bir şey var…
Ersu Hızır için belediyede açılan soruşturma…
Soruşturmaya Ersu Hızır çağrılacak. Büyük ihtimal ile “Ben Süleyman ile baş başa yemek yemedim” diyecek. Bunun üzerine belediye müfettişleri olayı doğrulatmak için beni çağırmak zorunda kalacaklar.
Şu sıralar büyükşehir bazında muteber bir yazarım ya. İşlerine geldiği, koltuklarında bir kademe yükselecekleri, başkana daha yakın olacakları ve siyasi beklentilerini gerçekleştirecekleri için görüşlerime değer veriyorlar…
Yalnız lütfen Ersu Hızır ile aynı saatte çağırmasınlar. Adamın İzmir’de en son görmek isteyeceği kişi benim herhalde…
Peki, ben ne diyeceğim müfettişlere?
Diyelim ki belediyedeki yeniden yapılanma hoşuma gitmedi.
“Böyle bir yemeği yemedik” dersem ne yapacaksın Kocaoğlu?
Sipari zaten reddediyor yemeği… Hızır “yemedik” diyor… Benim de Sipari’de yemek yemişliğim vardır. Birçok haber kaynağım ile...
Bana muhtaçsın bana…
Bana muhtaç olman senin için ne kadar acı bir durum. Açıkçası yerinde olmak istemezdim…
Ben “yemedik” dersem, soruşturmayı nasıl tamamlayacaksın? Hangi veri üzerinden Ersu Hızır’ın kurumla ilişkisini keseceksin?
“Ben de oradaydım”diye sağda solda konuşanlar ile mi?
Belki hiç sevmediğin Erdal İzgi ile… Onun da olup ya da olmadığı belli olmayan yemekte olduğu iddia ediliyor da…
Ya da kurumdan yeniden ihale almak isteyen bir müteahhit ile… Çünkü o da “Ben yemekteydim” diyor.
Onların olup olmadığı belli değil. Olup olmadığı belli olmayan bir yemekte olup olmadığı belli olmayan insanların ifadeleri ile nereye varılacak ki…
Sana yakın bazı isimlerin bu yemeğin olduğunu belirtmesi de kurtarmıyor maalesef…
Ama bir gerçek var ortada.
“Büyükşehir ile yemekteyiz programı” başlıklı bir yemek yazısı ve bu yazıyı kaleme alan yazarın doğrultusunda hareket eden bir büyükşehir belediye başkanı…
Maalesef ki bana muhtaçsın Kocaoğlu… Bu yazıyı okurken şeker, tansiyon gibi aniden fırlayacak şeylerine dikkat et. Hakkımda sıralayacağın güzel sözleri arka arkaya getirirken sinir katsayını da lütfen frenle…
Sanal yemek bahane, tartışmalar şahane…
Gelelim önemli konulara…
2004 yılından itibaren, imar komisyonunda yer alan isimleri teker teker toplayalım.AKP’lisi CHP’lisi… Sonra çarpar mıyız, böler miyiz bilemem.
Alınan kararlar doğrultusunda tanınan ayrıcalıkları not edelim. Yeni İzmir Projesi çerçevesinde bu alanda arsa alanların kimliklerini saptayalım. Bölgedeki akaryakıt istasyonlarına göz atalım.
Sonra tüm bunları birleştirerek birinci dosyayı ele alalım.
Kim hazırmış bu tartışmaya hep birlikte görelim.
Bir uyarı da muhalefet yapmaktan habersiz, belki de işlerine geldiği için muhalefet yapmayan AKP’li büyükşehir meclisi üyelerine… Bugün büyükşehir meclisi var. Sazan gibi atlamayın. Aziz Kocaoğlu – Ersu Hızır – Süleyman Gençel’den oluşan Bermuda Şeytan Üçgeni’nin içinde kalmayın. Yoksa yönünüzü şaşırır, içinde tamamen kaybolabilirsiniz. Önce süreci izleyin. Aklınızın yettiği kadarı ile hareket edin.

NOT 1: Sağda solda bu konuyu kaleme almaya çalışan köşeci arkadaşlarıma… Lütfen dikkatli olun. Üzerinde “tehlikelidir” işareti vardır. Çarpılabilirsiniz… Siz öğle yemeklerinde köfte yemeğe devam edin, ilan ve reklamlarınızı alın… Ama daha ileri gitmeyin.

NOT 2: Sevgili Hasan Tahsin… Sen gerçekten naif birisin. Düşüncelerimiz uyuşmazsa da senin gibi bir arkadaşım olduğu için mutluyum.

NOT 3: İZULAŞ’ın son personel yemeğinden haberiniz var mı? Yemekte çekiliş yapılmış, plazma televizyonlar, dizüstü bilgisayarlar ve cep telefonları dağıtılmış. Ancak nedense bu hediyeler hep üst-düzey personele çıkmış. Şansları var adamların. Siz de her şeyin altında çapanoğlu aramayın yahu…

NOT 4: Referandumu daha sonra kaleme alırız. Şimdi herkes üzerinde zıplayacaktır.

NOT 5: Türkiye’nin Dünya Basketbol Şampiyonası’nda geldiği yeri hepimiz gördük. Keşke grup maçlarının oynandığı İzmir’de bu konuya daha çok eğilebilseydik.

Egenin Sesi 13 - 09 - 2010

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder