Follow by Email

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

10 Haziran 2000 Cumartesi

Ajanlık tartışması

Marmara depremi önceki Türk-Yunan dostluğunun geliştirilmesi için sayısız sivil toplum örgütünde yaptığım çalışmalar, her iki ülkede birçok insanın dikkatini çekti. İki ülke arası dostluğun temelinin halklar diplomasisi ve sivil toplum örgütlerinin çabalarıyla atılacağını ileri süren, "evrenselci" yaklaşımlara sahip insanlar için bu çalışmalar, Ege'de gerçek anlamda barışın sağlanmasına yönelik olumlu adımlardı. Uluslararası ilişkilere ulusalcı ve milliyetçi kavramlar çerçevesinden bakanlar için bu çalışmalar birtakım güçlerin desteklediği, emperyalizmin yeni bir oyunuydu. Türkiye'de bu mantığı savunanlar, aslında benim bir "Yunan ajanı" olduğumu, "emperyalist" güçlerin desteğiyle Türkiye'de yaşayabildiğimi ileri sürüyorlardı. Yunanistan'da da durum farklı değildi. Türk-Yunan dostluğuna süpheci bakanlar, ulusalcı ve milliyetçi yapılar, benim Yunanistan'ın içine kadar sızan bir "Türk ajanı" olarak algılıyorlardı.
17 Ağustos sonrası herşey değişti. O güne kadar Türk-Yunan dostluğunu yerin dibine batıran ulusalcı ve milliyetçi akımlar, karşı kıyıları ziyaret için adeta yarışmaya başladılar. Birbirlerine dostluk mesajları verdiler, iki ülke devletinin düzenlediği toplantılarda boy gösterdiler. Neyse bu sayede benim "Türk ajanlığı" veya "Yunan ajanlığı" tartışmaları da geride kaldı.
Ancak kendi gibi düşünmeyen herkesi "düşman" veya "ajan" ilan edenler, her olayın arkasında emperyalist izleri arayanlar tarafından bu kez de "İngiliz ajanı" olarak tanıtılmaya başlandım.
Sanırım "İngilizce" bildiğim için oluyor bu...
Bir de "MI-5" mı yoksa "MI-6" mi çalıştığımı söyleseler daha iyi olacak. Çünkü ben de karıştırdım ne olduğumu...
Neyse, bu ay sonu Antalya'da Almanların düzenlediği bir toplantıya katılacağım. Eylül ayında da ABD'de olacağım. Bundan sonra "Alman ajanı" ya da "CIA ajanı" olarak tanıtılmaya başlanacağımdan eminim.
Ama kimse benim hangi ülkenin ajanlığını istediğimi sormuyor.
Soruya bu sütundan yanıt vererek, bu konuda spekülasyon yapanları ve tüm kamuoyunu bilgilendirmek istiyorum...
"Aslında ben Seyşel Adaları ajanı olmak istiyorum."
Düşünsenize, Hint okyanusunda bir tatil cennetinde yaşıyor, deniz, kum ve güneşten istediğiniz kadar faydalanıyorsunuz. Hem oralarda kapı arkalarında emperyalist arayanlara fazla rastlanmıyor.

YENİ ASIR 10 - 06 - 2000

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder