Follow by Email

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

16 Ocak 2000 Pazar

Gazeteci mi, görevli mi?

5-6 Şubat tarihlerinde gerçekleşecek Türk-Yunan gazetecileri barış toplantısında bulunacak Türk katılımcıları belirleyen, Basın Konseyi Başkanı Hürriyet Gazetesi Köşe Yazarı Oktay Ekşi. 17 Ağustos'tan sonra barış elçisi kesilen bu gazeteciler, insanların bir geçmişi olduğunu ve bu geçmişin kendilerini izlediklerini unutmuş gibi görünüyorlar. İşte Oktay Ekşi'nin geçmişinden bir örnek... 6 Haziran 1998 tarihli "Bu kostaklanma niye" başlıklı köşe yazısında Oktay Ekşi şunları söylüyor:
"...İki savaş uçağı ile Türkiye'yi korkutacaklarını sanıyorlarsa buna çocuklar değil, kargalar bile güler... İki üstüne 12 tane daha koysalar ne yazar. Öyle ya... Diplomasi bitip de sıra kuvvetleri konuşturmaya gelince, cümle alem kabul eder ki, Kıbrıs Adası'nın her yerine Türk bayrağı asmak, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin fazla mesai yapmaya gerek duymadan tamamlayacağı bir görevdir. Yunanistan ise en çok bir hafta sonuyla öteki hafta sonu arasında bitiverir..." Gördüğünüz gibi Oktay Ekşi kendini burada bir gazeteci değil, bir devlet görevlisi, bir başbakan gibi hissediyor ve kimsenin kendisine böyle bir yetki vermemesine karşılık ulusu adına bir başka ulusu tehdit ediyor... Yine aynı gazetenin yazıişleri müdürü ve "barış toplantısına" barış havarisi olarak katılacak olan Tufan Türenç'in 5 Ocak 1998 tarihinde yazdığı "Köle tacirleri: PKK ve Yunanistan" başlıklı makalesinden örnek..."İnsanlık günahını, dünyanın en kanlı örgütü PKK ile Türkiye'ye karşı bitmez tükenmez kin içinde kıvranan Yunanistan işliyor. Tek amaçları var. Türkiye'yi karalamak, dünya kamuoyunda vahşi, insanlarına işkence yapan bir ülke olarak göstermek. Bir ülkeye sırf Türkiye'yi dünya kamuoyunda karalamak uğruna köle tacirliği yapmak yakışır mı? Yunanistan bir gün bunun faturasını öder..." Tufan Türenç'in 25 Ocak 1997 yılında "Kendi insanına eziyet eden fanatik Yunanlı" başlıklı makalesi daha da ilginç."Yunanlı bırakın Türklerle dost olmayı, kendi insanına bile tahammül edemiyor. Kendi halkına bile işkence yapıyor. Sosyalist Enternasyonal'in Roma toplantısında Yunan Başbakanı Kostas Simitis ile Rum EDEK lideri Lasos Lasarides'in yaptıkları konuşmalar bunun en çarpıcı örneği. Bu Yunanlı iki politikacı dostluk ve barış için toplanan Sosyalist Enternasyonal'de Türkiye'ye karşı tarihi gerçekleri saptırarak kin ve düşmanlık kustular."
Köşe yazarlarının Kardak krizinde yazdıkları "duygusal ve devletçi" köşe yazılarını burada dikkate almadım. Gerekirse karşısındaki bir Yunanlıya saldıracak kadar ağır sıfatların kullanıldığı bu yazıları Hürriyet Gazetesi'nin arşivinde bulmak mümkün...Şimdi bu gazetecilerin, 17 Ağustos sonrası Türk devletinin Yunanistan'a yaklaşımının değişmesiyle kendilerinin barış havarisi olarak ortaya çıkmaları arasında bir paralellik göze çarpıyor. Ve ister istemez şöyle bir düşünce geliyor insanın aklına... Yukarıda isimleri yazılan gazeteciler, herşeyi objektif olarak kamuya yansıtmakla yükümlü olan insanlar mı, yoksa devletin genel bakış açısına göre hareket eden, belki de devletin direktiflerine göre tavır alan gazeteciler mi? Bu köşe yazarlarının Kardak krizi de dahil olmak üzere Yunanistan'a yönelik "ilginç" yazıları bu ülkenin en çok satan ikinci gazetesi Eleftrotipia'da bugünden itibaren yayınlanmaya başlıyor. Basın Konseyi'ni kendilerine muhatap alan Yunanlı gazeteciler ve Yunan kamuoyu da Konsey'in seçtiği gazetecilerin "kin ve nefret saçan" köşe yazılarını okuma şansına kavuşacaklar.

YENİ ASIR 16 - 01 - 2000

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder