Follow by Email

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

20 Kasım 1999 Cumartesi

Ticaretin tokadı

Hiç TEC adlı televizyon markası duydunuz mu? Ben duymamıştım... Firmanın ismi Girit'in Iraklion kentinde kaldığım bir otel odasında dikkatimi çekti...
Her gece yaptığım gibi "kentlerin gece yaşamlarını öğrenme" turundan dönünce televizyonu açtım. Yunan kanallarından Alfa-5, Düzce depremi ile ilgili son haberleri veriyordu. Ses düğmesine bastım, konuşmaları yeterince anlayabilmek için... Televizyonun sağ köşesinde "ses" yazısı göründü.
Çoğu televizyonlarda İngilizce'den gelen "volume" kelimesinin kısa kullanımı "vol" yazısı görmeye alışmış biri olarak "ses" kelimesi dikkatimi çekti.
İngilizce bir terimin kısaltılması değildi, ama Yunanca ile de ilgisi yoktu. Bir an bunun Türkçe olabileceği aklıma geldi ve diğer düğmeleri de denemeye başladım.
İşte o zaman şaşkınlığım arttı. Çünkü renk ayar düğmesine bastığımda televizyonun köşesinde "renk" yazısı göründü.
Televizyonun arkasını çevirdim, bir ipucu bulur ve bu markanın nereden geldiğini anlayabilirim diye... Ancak arkadaki marka tanıtım yazısı Almanca idi.
İlginç, Türkiye'den yüzlerce kilometre ötede, Yunanistan'ın genel yapısına göre daha milliyetçi bir toplumun yaşadığı yerde böyle bir televizyon! Otel görevlileri televizyonların nereden geldiğini bilmiyor. Birkaç yıldır aynı televizyonları kullandıklarını söylüyorlar ama bu televizyonların nereden ithal edildiğini, nereden satın alındığını bilmiyorlar.
Bence bunun iki yanıtı olabilir.
1 - Almanya'da üretilen televizyonlar Türkiye'nin talebinin üstünde kaldığı ve başka bir ülke tarafından ithal edilmediği için Yunanistan'a getirildi. Ve ucuz olduğu için Yunanlı bir tacir tarafından satın alındı.
2 - Zeki bir Yunanlı ticaret adamı yine zeki bir Türk işadamı ile anlaşarak televizyonları Türkiye'de ürettiler, belli olmasın diye arkasına Almanca bir açıklama koydular. Çok büyük kar sağlayarak bu markayı Yunanistan'da satıyorlar.
Doğru açıklamanın hangisi olduğunu bir türlü öğrenemedim. Otelin sahibi televizyonları ithalatçı bir firmadan aldığını, ancak menşei konusunda bir fikri olmadığını söyledi. Ancak bu örnek bile serbest piyasanın devletçilik, bağımsızlık, milliyetçilik gibi sadece 20. yüzyıla sıkışmış kavramlarına bir tokat gibi geldi bana...
Umarım serbest piyasa ekonomisinin bizden daha çok gücü vardır. Aynı tokadı devletçiler, milliyetçiler ve "bağımsızlar"a vurmak için...
Bu nedenle işadamlarının iki ülkenin ilişkilerinin geliştirilmesi konusunda daha fazla çaba göstermeleri politikacıları bu konuda ikna etmeleri gerekiyor. Türkiye ile Yunanistan arasında oluşturulacak geniş bir ticaret ağı düşmanlığı ortadan kaldırmaya yetecektir...

YENİ ASIR 20 - 11 - 1999

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder