Follow by Email

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

22 Aralık 2010 Çarşamba

Fanatizmin sonuçları

Dün gece saat 21.00 sıralarında telefonum çaldı. Arayan Karşıyaka Kulüp Başkanı Hüseyin Çalışkan’dı… Biraz endişeli bir ifade ile, “Seninkiler kavga çıkarmış, bizim takıma saldırmışlar. Rum Kesimi’nden hemen ulaşabileceğimiz birileri var mı” diye sordu.

Olay, Karşıyaka Basketbol takımının Kıbrıs Rum Kesimi’nin Hapoel takımı ile yaptığı maçta yaşanmış, bir grup seyirci maç sonrası Karşıyakalı taraftarlara ve oyunculara saldırmıştı.
O saatte kim bulunabilirdi?
İlk aklıma gelen Kıbrıs Rum Kesimi’nde ve Yunanistan’da yaşayan gazeteciler oldu. Onların devreye girmesi ile birlikte olayın vehametinin büyük olduğu ortaya çıktı. Kıbrıs Rum Kesimi Devlet Başkanı Hristofyas’ın damadı da bizzat olaya müdahale ederek takımı salonda Rum taraftarlardan ayırmayı başardı. Polisin attığı göz yaşartıcı bombalar ile salondan çıkarılan Rum taraftarlar ile polis arasındaki kavga bu kez salon dışında yaşanmaya başlandı. Telefonum tekrar çaldı, karşımda Yunan devlet kanalına maçı naklen anlatan Rum spiker vardı. Özür dileyerek olayların nasıl çıktığını, Rum taraftarların tavrını, polisin yetersiz kaldığını anlattı. Geçtiğimiz hafta Hapoel takımı ile Karşıyaka’ya geldiğini takımın ve kendilerinin çok iyi misafir edildiğini, yıllardır Türk-Yunan ilişkilerinin gelişmesine katkı koyduğunu, ancak küçük bir grup nedeniyle emek verilerek inşa edilmeye çalışılan her şeyin yıkıldığını söyledi.
Herkes çok üzgündü. Devreye birçok siyasetçi ve gazeteci girdi. Türk tarafından bu işle uğraşan milletvekilinin Mehmet Ali Susam olduğunu belirtmekte yarar var.
İlk hamle Birleşmiş Milletler Barış Gücü’nün de desteği ile kafileyi kaldıkları otelden Kuzey Kıbrıs’a geçirmek, oradan da Türkiye’ye ulaştırmaktı. Ancak AB normları bunu kabul etmiyordu. Vize ile Kıbrıs Rum Kesimi’ne girildiği için, yine aynı noktadan çıkış yapılması şarttı. Üstelik Kuzey Kıbrıs’a geçip Türkiye’ye uçmak Güney Kıbrıs politikalarının iflasına neden oluyordu.
Kafile Güney Kıbrıs’ta kaldı. Bugün Atina’ya oradan da İzmir’e uçacak.
Bana gelen son bilgi takımın masörünün kolunun kırıldığı ve cerrahi müdahale yapıldığı yolunda.
Peki bir takımın taraftarı nasıl oluyor da bu kadar agresif oluyor.
Hapoel eski Enosis mantığının bir ürünü… Takımın taraftarları da anti Türkçü… Dolayısıyla bu tür olumsuzlukların yaşanması normal…
Sadece tek bir anormallik var.
O da Rum Kesimi’nde yeterli güvenlik önleminin alınmaması.
Neyse ki bu süreç çok daha olumsuz sonuçların ortaya çıkmasına neden olmadı.

***

CHP’de genel başkan yardımcılıkları belirlenecek. İzmir’den kimlerin gireceği hala belli değil. Oğuz Oyan isminin diğerlerine göre bir adım önde olduğunu buradan belirtmeye gerek yok sanırım. Daha önce de MYK’da görev alan Oyan bu kez de Kılıçdaroğlu ile yakın çalışacak gibi görünüyor.
Ya diğer iki isim?
Alaattin Yüksel ve Mehmet Ali Susam…
Yüksel’in genel başkan yardımcısı olması halinde İzmir’in Kocaoğlu’nun denetimine bırakılacağı aşikar olur. Ancak İzmir CHP örgütü böyle bir gelişmeye sıcak bakmıyor. O zaman Mehmet Ali Susam’ın da genel başkan yardımcısı yapılarak bir denge politikası oluşturulabilir. Ancak bu kez bir ilden 3 genel başkan yardımcısı seçilmiş olur. Bu da partideki bazı dengeleri bozar.
Yüksel yerine sadece Mehmet Ali Susam’ın genel başkan yardımcısı olması ise bu kez Kocaoğlu grubunu telaşa düşürür. Kılıçdaroğlu da böyle bir riski almak istemez.
Tüm bu dengeler eşliğinde genel başkan yardımcısı olarak sadece Oğuz Oyan’ın isminin öne çıkması daha mantıklı görünüyor.

NOT: Bu hafta Kocaoğlu’nun şikâyeti üzerine basın savcılığına ifade vereceğim. Bakalım büyükşehir belediye başkanının benden ne sıkıntısı varmış.

PAUSE HABER: 22 - 12 - 2010

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder