Muzaffer Tunçağ’ın yeniden aday gösterilme ihtimaline göre şöyle bir yazı kaleme almıştım. İşte yazının başlangıcı…
“Konak CHP Belediye Başkan Adayı Ali Muzaffer Tunçağ’ı annesi kadir gecesi doğurmuş. Ya da onun adı aslında Ali Muzaffer Tunçağ değil de Kadir Muzaffer Tunçağ. Bu ne şanstır… Sanırım bu şans öyle böyle her politikacının başına gelmez…”
Karataş’ın istediği adayın başkan olması halinde de bir yazı kaleme almıştım. Onun da başlangıcı şöyleydi: “Kemal Karataş sonuna kadar direndi ve kazandı. Kendi partinin bazı kanallarının oynadığı oyunlara kurban gitti ama direnerek en azından ekibine kazandırdı.”
Ama Baykal büyük sürprizini yaptı ve Konak’a Hakan Tartan’ı atadı.
Aslında Hakan Tartan ismini önceki gece saat 22.00 sıralarında gelen bir telefon ile duymuştum. Ancak Büyükşehir belediye başkanlığı için hareket eden bir isim olduğu için de “Allah Allah” demekle yetinmiştim.
Masaya döndüm ve gazeteci arkadaşlarıma “Konak adayı Hakan Tartan olabilir” dedim.
Masadan da aynı tepki yükseldi: “Allah Allah…”
Ama olabiliyormuş işte. Dün saat 18.00 sularında malum telefon geldi: Deniz Baykal Konak Belediye Başkanlığı’na Hakan Tartan’ı atadığı ve Tartan’ın da bu görevi kabul ettiği bildirildi.
Tabii telefonlar susmak bilmedi ardından…
Herkes biraz şok olmuş durumda.
Sivil toplum liderlerinden, politikacılara kadar herkes şaşkındı.
CHP’liler de en şaşıranların başında geliyordu.
Bu süreçten çıkarılacak sonuçlar:
1 – CHP’de her an her şey olabilir.
2 – Kimse ayağına gelen kısmeti geri tepmek istemez.
Önceki gece telefonda Hakan Tartan ismini fısıldayan ve bu süreçte etkili olan ismi açıklamayacağım şimdilik.
Peki, bundan sonra ne olur?
Dün Milliyet’te yayınlanan ankete baktığımızda CHP uzak ara önde İzmir’de. Hakan Tartan gibi bir ismin ise Konak’ta hiç zorlanmadan kazanacağı açık… Doğruya doğru eleştirdiğim çok şeyi olmasına karşılık bu aşamada eski milletvekili, eski bir bakanın Konak gibi CHP’nin çok önde olduğu bir yeri kazanması çok da zor değil gerçekten.
Ya parti içi dengeler?
İşte o zor bir konu. Kocaoğlu ne yapacak? Açıkçası bilmiyorum. Çok da ilgilenmiyorum.
Yukarıda Tartan’a destek olanlar önerenler ve karşısında olanları ise daha sonra tartışırız.
NOT: AKP’nin tüm organizasyonlarını gerçekleştiren hatta Abdullah Gül’ün çocuklarının düğün törenlerini hazırlayan ZED firmasının şimdiki Konak Belediye Başkanı ile ilişkisi ne düzeydedir?
YENİGÜN 27 - 02 - 2009
27 Şubat 2009 Cuma
25 Şubat 2009 Çarşamba
Bu bir rekor sanırım
Bu haber dün internet sitelerinde bugün de Türkiye’deki gazetelerde yayınlandı:
“İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre; 150 günde inşa edilen metrobüs yolu, Zincirlikuyu- Söğütlüleşme arasını 24 dakikada alacak. 11.2 kilometre olan yolda Boğaz köprüsü geçişinde normal trafik içinde seyredecek. Boğaz Köprüsü’nü ortalama 7 dakikada geçecek olan metrobüs, Zincirlikuyu’dan köprü girişine geldiğinde normal trafiğe katılacak. Anadolu yakasında köprü çıkışında ise yeni inşa edilen alt tünelden geçerek yolun ortasındaki özel yola girecek. Yeni hatta günde ortalama 300 bin yolcu taşınması hedefleniyor. Deneme seferlerinden sonra İETT boğaz geçişlerinde yeni düzenleme yapılacak. Metrobüs, İstanbul ulaşımında Avrupa ve Anadolu yakasını birbirine bağladığı gibi Anadolu yakasında kilit noktalara aktarma imkanı da sağlayacak. Metrobüs daha önce Avcılar-Topkapı, daha sonra ise Topkapı-Zincirlikuyu hattı yapılmıştı.”
Bu haberi görünce şu bizim Üçyol-Üçkuyular Metro Hattı’nı hatırladım. Aradan geçti 4 yıl bizim metrodan hala “tık” yok. Renkli Durağı’nın önünde hiçbir uyarıcı levha olmayan sadece çevresi büyük betonlarla çevrelenen deliği iki gün önce kapatmışlar.
Neden?
Tabii ki “Orada iş bitti” denilebilir.
Geçen hafta az daha ölümlü bir kazaya neden olması nedeniyle de kapatılmış olabilir. Bilemem.
Gerçi İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu bir yerel gazeteye yaptığı açıklamada yakın zaman içerisinde İzmir medyasını ve rakiplerini metro inşaatına indireceğini söylemişti. Belki indiğimizde tarihin en yavaş ilerleyen inşaatını gezip bilgi sahibi olabiliriz.
BİR ÖYKÜ: Büyük kentlerden birinde A isimli bir kral yaşarmış. Kralı halk seçermiş. Kralın dost ve arkadaşları varmış. Tabii ki çalışma arkadaşları da. Günün birinde yine seçim zamanı gelmiş. Kral başlamış kenti dolaşmaya. Tabii sarayını bir ay için boş bırakmış. Saraydaki P isimli bir sekreter kralın olmamasını avantaj bilmiş ve makam otosu kullanmaya başlamış. ….. Yozgat 2409 plakalı otonun markası Renault Clio imiş. Kralın yardımcısı L bu konuda P ile tartışmış. P’nin kuzeni C aslında kralın çok kızdığı ancak seçimlerden önce barış ilan ettiği E’nin yakın çalışma arkadaşıymış. Kralın en yakın arkadaşı A ise E ile girdiği başkanlık mücadelesini kaybetmiş. A, başkanlığı sarayın şirketlerinden yeterince destek alamadığı için kaybettiğini biliyormuş. Bunun için de içten içe P’ye suçluyormuş. Kral A ise her şeyden habersizmiş. Zaten kralın en büyük sorunu çevresinde yaşananlardan habersiz olmasıymış.
NOT: Kemal Karataş konusu hala yargıda olduğu için şimdilik değinmiyorum.
YENİGÜN 25 - 02 - 2009
“İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre; 150 günde inşa edilen metrobüs yolu, Zincirlikuyu- Söğütlüleşme arasını 24 dakikada alacak. 11.2 kilometre olan yolda Boğaz köprüsü geçişinde normal trafik içinde seyredecek. Boğaz Köprüsü’nü ortalama 7 dakikada geçecek olan metrobüs, Zincirlikuyu’dan köprü girişine geldiğinde normal trafiğe katılacak. Anadolu yakasında köprü çıkışında ise yeni inşa edilen alt tünelden geçerek yolun ortasındaki özel yola girecek. Yeni hatta günde ortalama 300 bin yolcu taşınması hedefleniyor. Deneme seferlerinden sonra İETT boğaz geçişlerinde yeni düzenleme yapılacak. Metrobüs, İstanbul ulaşımında Avrupa ve Anadolu yakasını birbirine bağladığı gibi Anadolu yakasında kilit noktalara aktarma imkanı da sağlayacak. Metrobüs daha önce Avcılar-Topkapı, daha sonra ise Topkapı-Zincirlikuyu hattı yapılmıştı.”
Bu haberi görünce şu bizim Üçyol-Üçkuyular Metro Hattı’nı hatırladım. Aradan geçti 4 yıl bizim metrodan hala “tık” yok. Renkli Durağı’nın önünde hiçbir uyarıcı levha olmayan sadece çevresi büyük betonlarla çevrelenen deliği iki gün önce kapatmışlar.
Neden?
Tabii ki “Orada iş bitti” denilebilir.
Geçen hafta az daha ölümlü bir kazaya neden olması nedeniyle de kapatılmış olabilir. Bilemem.
Gerçi İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu bir yerel gazeteye yaptığı açıklamada yakın zaman içerisinde İzmir medyasını ve rakiplerini metro inşaatına indireceğini söylemişti. Belki indiğimizde tarihin en yavaş ilerleyen inşaatını gezip bilgi sahibi olabiliriz.
BİR ÖYKÜ: Büyük kentlerden birinde A isimli bir kral yaşarmış. Kralı halk seçermiş. Kralın dost ve arkadaşları varmış. Tabii ki çalışma arkadaşları da. Günün birinde yine seçim zamanı gelmiş. Kral başlamış kenti dolaşmaya. Tabii sarayını bir ay için boş bırakmış. Saraydaki P isimli bir sekreter kralın olmamasını avantaj bilmiş ve makam otosu kullanmaya başlamış. ….. Yozgat 2409 plakalı otonun markası Renault Clio imiş. Kralın yardımcısı L bu konuda P ile tartışmış. P’nin kuzeni C aslında kralın çok kızdığı ancak seçimlerden önce barış ilan ettiği E’nin yakın çalışma arkadaşıymış. Kralın en yakın arkadaşı A ise E ile girdiği başkanlık mücadelesini kaybetmiş. A, başkanlığı sarayın şirketlerinden yeterince destek alamadığı için kaybettiğini biliyormuş. Bunun için de içten içe P’ye suçluyormuş. Kral A ise her şeyden habersizmiş. Zaten kralın en büyük sorunu çevresinde yaşananlardan habersiz olmasıymış.
NOT: Kemal Karataş konusu hala yargıda olduğu için şimdilik değinmiyorum.
YENİGÜN 25 - 02 - 2009
Etiketler:
Yerel Siyaset
23 Şubat 2009 Pazartesi
Tartışmalar, tartışmalar
Bu süreç çok tartışılır. Sadece bugüne değil önümüzdeki sürece de damgasını vuracak olan adayların oluşturulması sürecidir.
1999 yılında ön seçim sistemi iflas etmiştir. Bu yıl da merkez yoklama sistemi.
CHP çok acil bir biçimde aday belirleme sistemini gözden geçirmeli, yeni bir bakış açısı ortaya koymalıdır.
Ön seçim bu sistem içerisinde bir hayaldir. Her ne kadar demokratik görünse de, üye yazılım sistemi, mahalle delegasyonu oluşturulması sürecinde yaşananlar ve hatta bazı delegasyonların gizli kapaklı yapılması bu sistemi maalesef işlemez hale getirmiştir.
Merkez yoklamanın en önemli sorunu ise genel merkezin yoklama sistemidir. Genel merkezde son 8 yıldır süren iktidar mücadeleleri, bölgesel ve hatta dinsel eğilimlerin ön plana çıkarılması, özellikle MYK üyelerinin bir bölümünün herkese mavi boncuk dağıtmaları merkez yoklamasını da iflasa sürüklemiştir.
Tabii parti örgütlerinin oluşturulması parti yerel yöneticilerinin saptanması konusunda yaşanan sorunlar da sistemi çıkmaza sürüklemiştir.
Tabii bir koltuğa 3 hatta 4 karpuz sığdırmanın getirdiği sorunlar ise daha parti kamuoyunda tartışmaya açılmadı.
Bundan üç ay önce Ankara’da yapılan tüzük kurultayı bu sorunlara ne kadar çözüm bulur bilinmez. Ancak on iki aydır CHP’de yaşananlar ortada ciddi bir sorun olduğunu göstermektedir.
Sanmayın tüm illerde bu tür sorunlar var. Çünkü bazı illerde CHP aday bulmakta bile zorlanıyor. İzmir’de iktidar olduğu için herkesin gözü bu kentte. Hatta kendi kentinde milletvekili seçilmeyeceğini bilen bazı MYK üyeleri bölgesel ilişkilerini kullanarak bu kente şimdiden siyasi yatırım yapma peşinde.
Bu süreçten en çok yıpranan isimler hangileri:
Şimdi isim versem yarın birçok şimşeği üzerime çekeceğimi de biliyorum.
O zaman tipleme yapmak daha doğru olacak.
1 – Her şeyi bölgesel siyaset üzerine kurmaya çalışanlar.
2 – Dinsel temaları öne çıkaranlar.
3 – Ekipçilik yapanlar.
4 – Herkese mavi boncuk dağıtanlar.
5 – Bir yerde durmayıp, her yerde gezinenler.
Aslında bütün bunlar sadece CHP içinde değil AKP içinde de yaşanıyor. Her nedense onlar bu işi daha kolay halledip en azından kamuoyunda çok tartışılmamasını sağlıyorlar. İçeride ise seçim sonrasına yönelik hareketlenme başladı bile. Bu da Türk toplumunun bu demokrasi dediğimiz şeyi çok iyi kavramadığını gösteriyor.
NOT: Kemal Karataş için zor bir süreç. Ama o direniyor ve direnmeye devam edecek sağdan soldan gelen darbelere rağmen. Kolay mı? Hiç de değil. Önce hukuki süreci görelim, sonra tartışırız.
YENİGÜN 23 - 02 - 2009
1999 yılında ön seçim sistemi iflas etmiştir. Bu yıl da merkez yoklama sistemi.
CHP çok acil bir biçimde aday belirleme sistemini gözden geçirmeli, yeni bir bakış açısı ortaya koymalıdır.
Ön seçim bu sistem içerisinde bir hayaldir. Her ne kadar demokratik görünse de, üye yazılım sistemi, mahalle delegasyonu oluşturulması sürecinde yaşananlar ve hatta bazı delegasyonların gizli kapaklı yapılması bu sistemi maalesef işlemez hale getirmiştir.
Merkez yoklamanın en önemli sorunu ise genel merkezin yoklama sistemidir. Genel merkezde son 8 yıldır süren iktidar mücadeleleri, bölgesel ve hatta dinsel eğilimlerin ön plana çıkarılması, özellikle MYK üyelerinin bir bölümünün herkese mavi boncuk dağıtmaları merkez yoklamasını da iflasa sürüklemiştir.
Tabii parti örgütlerinin oluşturulması parti yerel yöneticilerinin saptanması konusunda yaşanan sorunlar da sistemi çıkmaza sürüklemiştir.
Tabii bir koltuğa 3 hatta 4 karpuz sığdırmanın getirdiği sorunlar ise daha parti kamuoyunda tartışmaya açılmadı.
Bundan üç ay önce Ankara’da yapılan tüzük kurultayı bu sorunlara ne kadar çözüm bulur bilinmez. Ancak on iki aydır CHP’de yaşananlar ortada ciddi bir sorun olduğunu göstermektedir.
Sanmayın tüm illerde bu tür sorunlar var. Çünkü bazı illerde CHP aday bulmakta bile zorlanıyor. İzmir’de iktidar olduğu için herkesin gözü bu kentte. Hatta kendi kentinde milletvekili seçilmeyeceğini bilen bazı MYK üyeleri bölgesel ilişkilerini kullanarak bu kente şimdiden siyasi yatırım yapma peşinde.
Bu süreçten en çok yıpranan isimler hangileri:
Şimdi isim versem yarın birçok şimşeği üzerime çekeceğimi de biliyorum.
O zaman tipleme yapmak daha doğru olacak.
1 – Her şeyi bölgesel siyaset üzerine kurmaya çalışanlar.
2 – Dinsel temaları öne çıkaranlar.
3 – Ekipçilik yapanlar.
4 – Herkese mavi boncuk dağıtanlar.
5 – Bir yerde durmayıp, her yerde gezinenler.
Aslında bütün bunlar sadece CHP içinde değil AKP içinde de yaşanıyor. Her nedense onlar bu işi daha kolay halledip en azından kamuoyunda çok tartışılmamasını sağlıyorlar. İçeride ise seçim sonrasına yönelik hareketlenme başladı bile. Bu da Türk toplumunun bu demokrasi dediğimiz şeyi çok iyi kavramadığını gösteriyor.
NOT: Kemal Karataş için zor bir süreç. Ama o direniyor ve direnmeye devam edecek sağdan soldan gelen darbelere rağmen. Kolay mı? Hiç de değil. Önce hukuki süreci görelim, sonra tartışırız.
YENİGÜN 23 - 02 - 2009
Etiketler:
Yerel Siyaset
20 Şubat 2009 Cuma
Konak üzerine sorular
Konak’ta listeler konusunda yaşananları hepimiz biliyoruz. Bir tarafta CHP Konak Belediye Başkan adayı Kemal Karataş’ın YSK’ya sunduğu listesi var, diğer tarafta ise CHP Konak İlçe Başkanı Uğur Yelekli’nin hazırlayıp yine YSK’ya sunduğu liste… 70’e yakın ismin bulunduğu listelerde sadece 3 isim iki listede de var.
Konak İlçe Başkanı Uğur Yelekli bu listenin bir örgüt listesi olduğunu, belediye başkan adayının kendilerine danışmadan liste hazırladığı için elindeki yetki belgesine dayanarak böyle bir liste hazırladıklarını söylüyor. Uğur Yelekli’nin hazırladığı listede meclis üyeliği birinci sırasında bugün Karabağlar İlçe Başkanı olan ve Kocaoğlu’nu Swiss Otel’de toplantıya sokmayan Birol Ağırbaş var.Belediye başkan adayı Karataş’ın listesi ise Karataş’ın Ankara’da yaptığı görüşmeler sonrası bizzat Genel Başkan tarafından kabul edilmiş liste.
Olaya İl Başkanı Rıfat Nalbantoğlu da müdahale ediyor ve YSK, CHP Genel Sekreteri Önder Sav’ın bizzat Ankara’dan gönderdiği listeyi gerçek liste olarak kabul ediyor. Yani Karataş’ın listesini.Bu gelişmelerden yola çıkarak bazı sorular sormamız gerekiyor:
1 – Genel merkezin bile “O liste yanlış liste” dediği ve Önder Sav’ın bizzat kendi imzasıyla gönderdiği Karataş’ın listesine karşı liste hazırlayan Uğur Yelekli Konak İlçe Başkanı. Güzelbahçe’de oturuyor ve bu seçimde Karabağlar belediye meclis listesinde birinci sırada. Uğur Yelekli’nin bir ara Güzelbahçe Belediye Başkan adaylığını beklediği de biliniyordu. Partiyi kamuoyunda tartışmaya düşüren bu gelişmelere karşı İl Başkanı Rıfat Nalbantoğlu ne yapacak? YSK’ya Karataş’ın listesini Ankara’dan yeniden fakslayan ve altına imza atan Genel Sekreter Önder Sav ne yapacak? Karataş’ın listesini Ankara’da kabul eden ve ortadaki liste sıkıntısından sonra Önder Sav’a “Karataş’ın listesini imzalayıp yeniden gönderin” diyen Deniz Baykal ne yapacak?
2 – Uğur Yelekli’nin hazırladığı ancak genel merkez tarafından sanal liste olarak değerlendirilen Konak meclis üyeliği listesinde birinci sırada bulunan Karabağlar İlçe Başkanı Birol Ağırbaş konusunda İl başkanı, genel sekreter ve genel başkan ne yapacak?
3 – Listelerin verilmesinden sonra yaşanan bu gelişmelere sadece Uğur Yelekli ile Birol Ağırbaş’ın hazırladığı liste mi neden oldu? Bu iki isim sanal listeyi hiçbir yere danışmadan mı hazırladılar? Diğer bir ifade ile bu ikilinin Ankara ayağı yok muydu?
Buna benzer bir gelişme Karşıyaka’da da yaşandı.
NOT: Önceki gün Aziz Kocaoğlu’nun “imaj” çekimleri vardı. Başkanın “imajmaker”ları “Beyaz gömlek giyin, sizi daha açık renkli gösteriyor” derken, (Ben anlamadım. Üst üste gelen darbelerden dolayı fazla kararmış anlaşılan) Kocaoğlu’nun bayan danışmanı mavi renkte ısrar etmiş. Bugünlerde Kocaoğlu’na patlıcan moru gömlek daha yakışırdı ya… Çekimler sırasında bir el hareketi de tartışma konusu olmuş. “İmajmaker”lar Kocaoğlu’na, “Elinizi biraz daha yukarıda tutar mısınız?” diyorlar. Ama nafile. Başkanın eli yukarı doğru kalkmıyor. Listelerde elini masaya vuramamaktan olmalı sanırım. İyi de bir başkana da bu kadar yüklenilmez. Sonuçta Kocaoğlu bir Brad Pitt değil ki… Alt tarafı bir fotoğraf çekimi bu…
YENİGÜN 20 - 02 - 2009
Konak İlçe Başkanı Uğur Yelekli bu listenin bir örgüt listesi olduğunu, belediye başkan adayının kendilerine danışmadan liste hazırladığı için elindeki yetki belgesine dayanarak böyle bir liste hazırladıklarını söylüyor. Uğur Yelekli’nin hazırladığı listede meclis üyeliği birinci sırasında bugün Karabağlar İlçe Başkanı olan ve Kocaoğlu’nu Swiss Otel’de toplantıya sokmayan Birol Ağırbaş var.Belediye başkan adayı Karataş’ın listesi ise Karataş’ın Ankara’da yaptığı görüşmeler sonrası bizzat Genel Başkan tarafından kabul edilmiş liste.
Olaya İl Başkanı Rıfat Nalbantoğlu da müdahale ediyor ve YSK, CHP Genel Sekreteri Önder Sav’ın bizzat Ankara’dan gönderdiği listeyi gerçek liste olarak kabul ediyor. Yani Karataş’ın listesini.Bu gelişmelerden yola çıkarak bazı sorular sormamız gerekiyor:
1 – Genel merkezin bile “O liste yanlış liste” dediği ve Önder Sav’ın bizzat kendi imzasıyla gönderdiği Karataş’ın listesine karşı liste hazırlayan Uğur Yelekli Konak İlçe Başkanı. Güzelbahçe’de oturuyor ve bu seçimde Karabağlar belediye meclis listesinde birinci sırada. Uğur Yelekli’nin bir ara Güzelbahçe Belediye Başkan adaylığını beklediği de biliniyordu. Partiyi kamuoyunda tartışmaya düşüren bu gelişmelere karşı İl Başkanı Rıfat Nalbantoğlu ne yapacak? YSK’ya Karataş’ın listesini Ankara’dan yeniden fakslayan ve altına imza atan Genel Sekreter Önder Sav ne yapacak? Karataş’ın listesini Ankara’da kabul eden ve ortadaki liste sıkıntısından sonra Önder Sav’a “Karataş’ın listesini imzalayıp yeniden gönderin” diyen Deniz Baykal ne yapacak?
2 – Uğur Yelekli’nin hazırladığı ancak genel merkez tarafından sanal liste olarak değerlendirilen Konak meclis üyeliği listesinde birinci sırada bulunan Karabağlar İlçe Başkanı Birol Ağırbaş konusunda İl başkanı, genel sekreter ve genel başkan ne yapacak?
3 – Listelerin verilmesinden sonra yaşanan bu gelişmelere sadece Uğur Yelekli ile Birol Ağırbaş’ın hazırladığı liste mi neden oldu? Bu iki isim sanal listeyi hiçbir yere danışmadan mı hazırladılar? Diğer bir ifade ile bu ikilinin Ankara ayağı yok muydu?
Buna benzer bir gelişme Karşıyaka’da da yaşandı.
NOT: Önceki gün Aziz Kocaoğlu’nun “imaj” çekimleri vardı. Başkanın “imajmaker”ları “Beyaz gömlek giyin, sizi daha açık renkli gösteriyor” derken, (Ben anlamadım. Üst üste gelen darbelerden dolayı fazla kararmış anlaşılan) Kocaoğlu’nun bayan danışmanı mavi renkte ısrar etmiş. Bugünlerde Kocaoğlu’na patlıcan moru gömlek daha yakışırdı ya… Çekimler sırasında bir el hareketi de tartışma konusu olmuş. “İmajmaker”lar Kocaoğlu’na, “Elinizi biraz daha yukarıda tutar mısınız?” diyorlar. Ama nafile. Başkanın eli yukarı doğru kalkmıyor. Listelerde elini masaya vuramamaktan olmalı sanırım. İyi de bir başkana da bu kadar yüklenilmez. Sonuçta Kocaoğlu bir Brad Pitt değil ki… Alt tarafı bir fotoğraf çekimi bu…
YENİGÜN 20 - 02 - 2009
Etiketler:
Yerel Siyaset
18 Şubat 2009 Çarşamba
Toz duman
Aday listeleri dün saat 17.00 itibarıyla Yüksem Seçim Kurulu’na verildi. Bu sürecin hayli sorunlu geçeceği herkes tarafından biliniyordu, öyle de oldu.Dün gece ile fakslanan bir genelge ile Aziz Kocaoğlu’nun EXPO için düzenlediği Tayland gezisine katılan meclis üyelerinin tümünün yeniden listelere yazılmamaları istendi. Bu genelge bana göre Kocaoğlu için bir yıkımdı.Konak’ta akşam saat 17.00 sıralarında bir sahte liste olayı yaşandı. Ancak il Başkanı Rıfat Nalbantoğlu ile Konak Belediye Başkan Adayı Kemal Karataş devreye girdi. Ankara’nın da duruma müdahalesi ile sorun çözüldü.
Buca’da da son dakika bombası yaşandı. İsimleri listede olmayan bazı meclis üyesi adaylar il binasını basarak listelerin değiştirilmesi konusunda baskı yaptı. Ancak il başkanının duruşu ile listenin değiştirilmesi engellendi.Karşıyaka’da yazıyı yazdığım şu saate kadar nasıl bir liste yapıldığı konusu tam bir muamma idi. Tayland gezisine katılanların çıkarılmalarıyla listenin nasıl değiştiği öğrenilemedi.
Urla’da ilçe yönetiminin listesi geçti.
Karabağlar listesi bana Angola’yı hatırlattı. Kürüm’ün işi hiç de kolay değil o bölgede. Nuri Batuhan’ın kardeşi ise oldukça geride kalmış. Bornova’da ise fazla sorun yaşanmadı.
Üç gün boyunca hiç uyumayan CHP’nin yeni İl Başkanı Rıfat Nalbantoğlu son dakikada görev aldığı için kendini Kuzey Irak’ta hissetti.Bir tarafta Amerikalılar, diğer tarafta İngilizler, karşı cephede Şiiler, öte tarafta Türkmenler sağında Kürtler solunda Aleviler ile kuşatılan il başkanının performansı bu kadar soruna rağmen yüksekti.
Listelerin tamamı elimde olmasa bile bir iki tespit yapabilirim.
1 – Önder Sav İzmir’de ekip değiştiriyor.
2 – Kocaoğlu yaralı bereli.
3 – Milletvekilleri çaresiz.
4 – Baykal el verdiği ekibin arkasında.
5 – İl başkanı bitkin.
6 – En karlı kim çıktı sorusuna yanıtı ise boş bırakıyorum.
Bugünden itibaren YSK’ya itirazlar başlayacak. Bir iki gün de onlarla uğraşırız. Sonra zaten seçim gelir.
***
Bir açıklama: CHP Konak Belediye Başkan aday adayı Muhsin Kurt, aday adaylığı sürecini değerlendirdi. Yaklaşık 8 aydır, İzmir ve Konak halkı adına belediyede iktidara gelme mücadelesi verdiklerini belirten Kurt, bu mücadelede çok aktif bir kadro ile çalıştıklarını, her biri konusunda uzman, entelektüel birikimli, halkla iç içe, geniş kitlelerin nabzını tutabilen bir takım oluşturduklarını ve böyle olunca doğal olarak Konak halkından sevgi, saygı ve destek gördüklerini söyledi. Atatürk’ün Partisi’nin temel ilkelerinin ve cumhuriyet değerlerinin her şeyin önünde olduğunu vurgulayan Muhsin Kurt, "CHP’li olmakla onur duyan bir halk adamı olarak, bundan sonraki hedeflere yönelik koşuma devam edecek, Konak’ta ve İzmir’de partimin kazanması için elimden geleni yapacağım" dedi.
NOT: Genç Parti İzmir İl Başkanlığı’na Güler Nalbantoğlu atanmış. Sanırım İzmir siyaseti bir Nalbantoğlu hâkimiyeti yaşayacak önümüzdeki yıllarda.
YENİGÜN 18 - 02 - 2009
Buca’da da son dakika bombası yaşandı. İsimleri listede olmayan bazı meclis üyesi adaylar il binasını basarak listelerin değiştirilmesi konusunda baskı yaptı. Ancak il başkanının duruşu ile listenin değiştirilmesi engellendi.Karşıyaka’da yazıyı yazdığım şu saate kadar nasıl bir liste yapıldığı konusu tam bir muamma idi. Tayland gezisine katılanların çıkarılmalarıyla listenin nasıl değiştiği öğrenilemedi.
Urla’da ilçe yönetiminin listesi geçti.
Karabağlar listesi bana Angola’yı hatırlattı. Kürüm’ün işi hiç de kolay değil o bölgede. Nuri Batuhan’ın kardeşi ise oldukça geride kalmış. Bornova’da ise fazla sorun yaşanmadı.
Üç gün boyunca hiç uyumayan CHP’nin yeni İl Başkanı Rıfat Nalbantoğlu son dakikada görev aldığı için kendini Kuzey Irak’ta hissetti.Bir tarafta Amerikalılar, diğer tarafta İngilizler, karşı cephede Şiiler, öte tarafta Türkmenler sağında Kürtler solunda Aleviler ile kuşatılan il başkanının performansı bu kadar soruna rağmen yüksekti.
Listelerin tamamı elimde olmasa bile bir iki tespit yapabilirim.
1 – Önder Sav İzmir’de ekip değiştiriyor.
2 – Kocaoğlu yaralı bereli.
3 – Milletvekilleri çaresiz.
4 – Baykal el verdiği ekibin arkasında.
5 – İl başkanı bitkin.
6 – En karlı kim çıktı sorusuna yanıtı ise boş bırakıyorum.
Bugünden itibaren YSK’ya itirazlar başlayacak. Bir iki gün de onlarla uğraşırız. Sonra zaten seçim gelir.
***
Bir açıklama: CHP Konak Belediye Başkan aday adayı Muhsin Kurt, aday adaylığı sürecini değerlendirdi. Yaklaşık 8 aydır, İzmir ve Konak halkı adına belediyede iktidara gelme mücadelesi verdiklerini belirten Kurt, bu mücadelede çok aktif bir kadro ile çalıştıklarını, her biri konusunda uzman, entelektüel birikimli, halkla iç içe, geniş kitlelerin nabzını tutabilen bir takım oluşturduklarını ve böyle olunca doğal olarak Konak halkından sevgi, saygı ve destek gördüklerini söyledi. Atatürk’ün Partisi’nin temel ilkelerinin ve cumhuriyet değerlerinin her şeyin önünde olduğunu vurgulayan Muhsin Kurt, "CHP’li olmakla onur duyan bir halk adamı olarak, bundan sonraki hedeflere yönelik koşuma devam edecek, Konak’ta ve İzmir’de partimin kazanması için elimden geleni yapacağım" dedi.
NOT: Genç Parti İzmir İl Başkanlığı’na Güler Nalbantoğlu atanmış. Sanırım İzmir siyaseti bir Nalbantoğlu hâkimiyeti yaşayacak önümüzdeki yıllarda.
YENİGÜN 18 - 02 - 2009
Etiketler:
Yerel Siyaset
16 Şubat 2009 Pazartesi
Bir seçimin ardından
Son dönemin en ciddi seçimini geçirdik cumartesi günü… İTO’da çok büyük gürültü kopmasına karşılık Ekrem Demirtaş yeniden başkan oldu. Topu tüfeği hatta tankı ile seçimlere giren Alaattin Yüksel ise kaybetti.
Bu sütunda son iki haftadır Demirtaş’ın kazanacağını gayet açık ve net yazıyordum. Objektif bir köşe yazarı olarak (her ne kadar bazıları beni sübjektif bulsa da) seçim sonucunu daha önceden tahmin etmenin sarhoşluğu içerisindeyim.
Seçim günü yaşananlar hayli ilginç.
1 – Odaya ve İzmir’e barış getireceğini iddia eden Alaattin Yüksel seçim sonuçlarından sonra rakibini tebrik etmeden odadan ayrıldı. Bu İTO tarihinde ilk kez yaşanan bir gelişme. Sanırım Yüksel İTO seçimlerini CHP delege seçimleriyle karıştırdı.
2 – Seçimlerde Demirtaş’ın listesine 104, Yüksel’in listesine ise 83 oy çıktı. Ancak Demirtaş 106 Yüksel ise 81 oy aldı. Neden? Çünkü Alaattin Yüksel’in listesine oy veren iki meclis üyesi Alaattin Yüksel ismini çizip yerine Ekrem Demirtaş yazmış. Bu iki meclis üyesini gerçekten merak ediyorum. Ciddi mesaj vermeye çalışmışlar Yüksel’e.
3 – Yüksel ekibinin oda çalışanlarına karşı negatif tavrı inanılmazdı. Belki de ilk kez oda personeli bile başkanlarının arkasında tek vücut oldu. Demirtaş’ın seçimi kazanmasından sonra oda personeli arasında ağlayanlar bile vardı.
4 – Bugün seçim yenilense Yüksel’in tavırlarından dolayı Demirtaş’ın oyu 160’a ulaşır. Zaten karşı listeye oy kullanan 83 meclis üyesinin yüzde 70’i yarından itibaren muhalif tavırlarından vazgeçer. Yüksel kendisine bağlı 15 kişi ile muhalefet yapmaya devam eder.
5 – Medyadaki Demirtaş karşıtlarının ya da Yüksel yandaşlarının neler söyleyeceklerini ve neler kaleme alacaklarını merakla bekliyorum. Demirtaş’ın da yaşanan süreci dikkate alarak “kimlerin doğru yerde olduğunu kimlerin esen rüzgâra göre yön değiştirdiğini not etmiştir” sanırım.
6 – CHP Genel Merkezi de İTO seçimlerini çok yakından izledi. Sanırım Deniz Baykal’da da soru işaretleri artmıştır. Şöyle bile demiş olabilir Baykal: “Bunlar İTO seçimlerini kaybedebiliyorlarsa, 29 Mart seçimini nasıl kazanacaklar.” Neyse daha iki gün var listelerin verilmesine…
***
Cumartesi akşamı ise Asansör’ün yeniden düzenlenmesi ve halka açılması nedeniyle Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun bir kokteyli vardı. Sevgililer Günü’nde böyle bir kokteylin yapılması düşündürücü. Sanırım İTO seçimlerinde Yüksel’in kazanması halinde kendisinin İTO başkanı olarak medya ile tanıştırılmasına yönelik bir organizasyondu bu. Seçim sonucu farklı olunca kokteylin pek anlamı da kalmadı açıkçası...
Şimdi de kokteylden notlar verelim.
1 – Büdüler yoktu kokteyl de edilerin büyük bölümü de… Yüksel kazanmış olsaydı hepsinin hazırolda Yüksel’i bekleyeceklerinden emindim.
2 – Kocaoğlu bir ara yanıma yanaştı ve “Yunanistan nasıl gidiyor” diye sordu. İlk anda anlamadım, “Pardon” dedim. O da “Seninle kesinlikle İzmir tartışmam” dedi. Ben de “Bugün Atina Ticaret Odası seçimleri vardı. Alaattinos Yükselos seçimi kaybetmiş” dedim. O anda beni asansörden aşağı atabilir mi diye de düşündüm açıkçası.
3 – Kocaoğlu’nu renksiz ve gergin gördüm. Medyanın bu kokteyle yeterince ilgi göstermemesini ise pek anlayamadım.
4 – Hasan Tahsin belediye bürokratlarının masasından uzun süre ayrılmadı. Dikkatimi çekmedi değil. Bir ara başkan danışmanı Kudret Güven ile masamıza teşrif ettiler. Kudret Güven Aziz Kocaoğlu için web sayfaları düzenlediklerini, başkanı sanal ortamda güçlendireceklerini söyledi. Ne yapalım sanal ortamda güçlenen bir başkanımız var. Ama gerçek hayatta kayba devam ediyor.
5 – Belediye bürokratları bana hep soğuk davranmıştır. Kokteylde de öyleydiler. Zaten hep bir arada duruyor, başkanın el hareketine göre hareket ediyorlar. Birbirlerinden ayrılmamaya çalışıyorlar. “Sürüden ayrılanı kurt kapar” misali…
6 – Kocaoğlu’na İTO seçimlerinin geride kaldığını beni bundan sonra Salı akşamı yaşanacak liste mücadelesinin ilgilendirdiğini söyledim. Ayrıca üç aday listesi çıkaran genel merkezin hepimizi şaşılaştırdığı tespitinde de bulundum.
7 – Kokteylde İzmir milletvekili Selçuk Ayhan da vardı. Alaattin Yüksel ile karşı karşıya gelişimizin bir nedeni de Selçuk Ayhan idi. 2003 CHP İzmir İl Kongresi’nde Yüksel’e karşı Selçuk’u desteklemiş, kaybedince gece yarısı Ünal Ersözlü’nün evine gidip sabaha kadar içmiştik. Yani bu mücadelenin içerisinde Selçuk Ayhan’ın da parmağı var. Şimdi öyle kenara çekilmesin lütfen.
***
CHP’de listeler savaşı hayli kızıştı. Kocaoğlu kokteyl sonrası İZFAŞ’ta belediye başkan adayları, ilçe başkanları, il başkanı ile bir araya gelerek ortak bir listenin yapılması konusunda görüştü. Çevre ilçelerde çok sorun yok. Ancak metropol ilçelerde bu ortak tavrın sergilenmesi hiç de kolay değil. Cumartesi gecesi saat 24.00’te metropol ilçelerin hiçbirinde sonuca ulaşılmamıştı. Sanırım bu süreç yarın saat 17.00’ye kadar devam edecek.
Kocaoğlu kendi isimleri için bastırıyor, ilçe adayları kendi isimleri için direniyor. Üstelik bu listeleri YSK’ya ulaştıracak isimler üzerinde de soru işaretleri var. Bakarsınız bu listeler ilçe başkanları tarafından YSK yolu üzerinde de değiştirilebilir. Burası CHP… Her şey olabilir bu partide.
YENİGÜN 16 - 02 - 2009
Bu sütunda son iki haftadır Demirtaş’ın kazanacağını gayet açık ve net yazıyordum. Objektif bir köşe yazarı olarak (her ne kadar bazıları beni sübjektif bulsa da) seçim sonucunu daha önceden tahmin etmenin sarhoşluğu içerisindeyim.
Seçim günü yaşananlar hayli ilginç.
1 – Odaya ve İzmir’e barış getireceğini iddia eden Alaattin Yüksel seçim sonuçlarından sonra rakibini tebrik etmeden odadan ayrıldı. Bu İTO tarihinde ilk kez yaşanan bir gelişme. Sanırım Yüksel İTO seçimlerini CHP delege seçimleriyle karıştırdı.
2 – Seçimlerde Demirtaş’ın listesine 104, Yüksel’in listesine ise 83 oy çıktı. Ancak Demirtaş 106 Yüksel ise 81 oy aldı. Neden? Çünkü Alaattin Yüksel’in listesine oy veren iki meclis üyesi Alaattin Yüksel ismini çizip yerine Ekrem Demirtaş yazmış. Bu iki meclis üyesini gerçekten merak ediyorum. Ciddi mesaj vermeye çalışmışlar Yüksel’e.
3 – Yüksel ekibinin oda çalışanlarına karşı negatif tavrı inanılmazdı. Belki de ilk kez oda personeli bile başkanlarının arkasında tek vücut oldu. Demirtaş’ın seçimi kazanmasından sonra oda personeli arasında ağlayanlar bile vardı.
4 – Bugün seçim yenilense Yüksel’in tavırlarından dolayı Demirtaş’ın oyu 160’a ulaşır. Zaten karşı listeye oy kullanan 83 meclis üyesinin yüzde 70’i yarından itibaren muhalif tavırlarından vazgeçer. Yüksel kendisine bağlı 15 kişi ile muhalefet yapmaya devam eder.
5 – Medyadaki Demirtaş karşıtlarının ya da Yüksel yandaşlarının neler söyleyeceklerini ve neler kaleme alacaklarını merakla bekliyorum. Demirtaş’ın da yaşanan süreci dikkate alarak “kimlerin doğru yerde olduğunu kimlerin esen rüzgâra göre yön değiştirdiğini not etmiştir” sanırım.
6 – CHP Genel Merkezi de İTO seçimlerini çok yakından izledi. Sanırım Deniz Baykal’da da soru işaretleri artmıştır. Şöyle bile demiş olabilir Baykal: “Bunlar İTO seçimlerini kaybedebiliyorlarsa, 29 Mart seçimini nasıl kazanacaklar.” Neyse daha iki gün var listelerin verilmesine…
***
Cumartesi akşamı ise Asansör’ün yeniden düzenlenmesi ve halka açılması nedeniyle Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun bir kokteyli vardı. Sevgililer Günü’nde böyle bir kokteylin yapılması düşündürücü. Sanırım İTO seçimlerinde Yüksel’in kazanması halinde kendisinin İTO başkanı olarak medya ile tanıştırılmasına yönelik bir organizasyondu bu. Seçim sonucu farklı olunca kokteylin pek anlamı da kalmadı açıkçası...
Şimdi de kokteylden notlar verelim.
1 – Büdüler yoktu kokteyl de edilerin büyük bölümü de… Yüksel kazanmış olsaydı hepsinin hazırolda Yüksel’i bekleyeceklerinden emindim.
2 – Kocaoğlu bir ara yanıma yanaştı ve “Yunanistan nasıl gidiyor” diye sordu. İlk anda anlamadım, “Pardon” dedim. O da “Seninle kesinlikle İzmir tartışmam” dedi. Ben de “Bugün Atina Ticaret Odası seçimleri vardı. Alaattinos Yükselos seçimi kaybetmiş” dedim. O anda beni asansörden aşağı atabilir mi diye de düşündüm açıkçası.
3 – Kocaoğlu’nu renksiz ve gergin gördüm. Medyanın bu kokteyle yeterince ilgi göstermemesini ise pek anlayamadım.
4 – Hasan Tahsin belediye bürokratlarının masasından uzun süre ayrılmadı. Dikkatimi çekmedi değil. Bir ara başkan danışmanı Kudret Güven ile masamıza teşrif ettiler. Kudret Güven Aziz Kocaoğlu için web sayfaları düzenlediklerini, başkanı sanal ortamda güçlendireceklerini söyledi. Ne yapalım sanal ortamda güçlenen bir başkanımız var. Ama gerçek hayatta kayba devam ediyor.
5 – Belediye bürokratları bana hep soğuk davranmıştır. Kokteylde de öyleydiler. Zaten hep bir arada duruyor, başkanın el hareketine göre hareket ediyorlar. Birbirlerinden ayrılmamaya çalışıyorlar. “Sürüden ayrılanı kurt kapar” misali…
6 – Kocaoğlu’na İTO seçimlerinin geride kaldığını beni bundan sonra Salı akşamı yaşanacak liste mücadelesinin ilgilendirdiğini söyledim. Ayrıca üç aday listesi çıkaran genel merkezin hepimizi şaşılaştırdığı tespitinde de bulundum.
7 – Kokteylde İzmir milletvekili Selçuk Ayhan da vardı. Alaattin Yüksel ile karşı karşıya gelişimizin bir nedeni de Selçuk Ayhan idi. 2003 CHP İzmir İl Kongresi’nde Yüksel’e karşı Selçuk’u desteklemiş, kaybedince gece yarısı Ünal Ersözlü’nün evine gidip sabaha kadar içmiştik. Yani bu mücadelenin içerisinde Selçuk Ayhan’ın da parmağı var. Şimdi öyle kenara çekilmesin lütfen.
***
CHP’de listeler savaşı hayli kızıştı. Kocaoğlu kokteyl sonrası İZFAŞ’ta belediye başkan adayları, ilçe başkanları, il başkanı ile bir araya gelerek ortak bir listenin yapılması konusunda görüştü. Çevre ilçelerde çok sorun yok. Ancak metropol ilçelerde bu ortak tavrın sergilenmesi hiç de kolay değil. Cumartesi gecesi saat 24.00’te metropol ilçelerin hiçbirinde sonuca ulaşılmamıştı. Sanırım bu süreç yarın saat 17.00’ye kadar devam edecek.
Kocaoğlu kendi isimleri için bastırıyor, ilçe adayları kendi isimleri için direniyor. Üstelik bu listeleri YSK’ya ulaştıracak isimler üzerinde de soru işaretleri var. Bakarsınız bu listeler ilçe başkanları tarafından YSK yolu üzerinde de değiştirilebilir. Burası CHP… Her şey olabilir bu partide.
YENİGÜN 16 - 02 - 2009
Etiketler:
Yerel Siyaset
13 Şubat 2009 Cuma
İlginç çok ilginç
Yeni Asır Gazetesi köşe yazarı Erkin Usman gerçekten iyi gazeteci. Bir şeyleri önceden kokluyor. 31 Aralık 2008’de yayınlanan “Kocaoğlu’na Kabir Azabı Çektiren Kim” başlıklı yazısında şöyle diyordu Usman: “Bir başka konu da, pazar sabahı Alaçatı’da kahvaltı yapılırken Alaçatılıların Baykal’ın yanındakileri gözden geçirerek hangi yöneticiye "villa hediye edildiğini" bulmaya çalışmalarıydı. Kısacası, Baykal’ın gelecekte karşılaşacağı zorluklar, bugünleri aratacağına benziyor.”
Gerçi Yeni Asır’ın sadece internet sayfasında yayınlanmıştı bu paragraf. Nedense gazetenin basılı kopyalarında uçmuş ya da uçurulmuştu bu tespit.
Dün 12 Şubat 2009’du ve Erkin Usman’ın bu paragrafı bazı şeylerin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini hatırlattı bizlere.
Alaçatı Belediye Başkanı Muhittin Dalgıç’ın “Fare kapanı” operasyonu ile gözaltına alınması ilginç. Gerçekten ilginç. (Bu arada poliste bir kişi her gün oturup operasyon ismi üretiyor anlaşılan. Kolay değil her operasyona bir isim bulmak.)
Son günlerde özellikle CHP’li belediyelere yapılan operasyonlar da ilgi çekiyor gerçekten
Bu durumda ne olacak şimdi?
Bu durumun İTO seçimlerine bile yansıması gündemde. Sonuçta Alaattin Yüksel’in yakın çalışma arkadaşı Muhittin Dalgıç…
İTO’da anlamadığım işler de dönüyor. Yani CHP eski il başkanı aday oluyor, Meclis Başkanı adayı Necip Nasır AKP çizgisinde. Nasır’ın yanında duran isim Mustafa Seyhan AKP Bornova Belediye Başkan adayı. Seçime 45 gün kaldı. Ortada bir AKP-CHP birlikteliği… O zaman seçimlere de birlikte girin olup bitsin… Genel merkezin bunu da göz önüne alması gereklidir diye düşünüyorum. Yoksa genel merkez bu konularla hiç mi ilgilenmiyor.
***
CHP’de listeler savaşı tansiyonu yükselteceğe benziyor. Meclis listelerinin bir bölümünü genel merkezin yapacağı yolunda bir açıklama var. İyi de genel merkez kim?
Birinci listeyi çıkaran genel merkez mi, yoksa ikinci listeyi öneren genel merkez mi? Belki de üçüncü listeyi onaylayan genel merkez karar verecek listelere…
Türkiye’deki tüm ve ilçeleri düşündüğümüzde belediye başkan adaylıkları için tartışmalara neden olan
Görüldüğü gibi bir değil birden çok genel merkez var ortada.
Ne olur bilemem…
Ortada listeler savaşı varken bu işe taraf olunmaz.
Çok tehlikeli bu durum.
Zaten genel merkezin ne olduğu da net olmadığı için devre dışı kalmakta yarar var.
Önceki gün atanan İzmir il yönetimine de baktığımızda kimin etkili olduğu konusu çok açık değil.
Çünkü bugün bir ekipte bulunanların yarın hangi ekiple çalıştığını kavramak bugünlerde açıkçası mümkün olmuyor.
NOT: Hasan Tahsin bana kızmış, konuşmuyormuş. Dünkü yazısında da okuduğunuz gibi benim üzerimden herkesi sorumlu tutmuş. Birileri araya girebilir mi acaba Hasan ile ilişkimizin düzeltilmesi için…
YENİGÜN 13 - 02 - 2009
Gerçi Yeni Asır’ın sadece internet sayfasında yayınlanmıştı bu paragraf. Nedense gazetenin basılı kopyalarında uçmuş ya da uçurulmuştu bu tespit.
Dün 12 Şubat 2009’du ve Erkin Usman’ın bu paragrafı bazı şeylerin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini hatırlattı bizlere.
Alaçatı Belediye Başkanı Muhittin Dalgıç’ın “Fare kapanı” operasyonu ile gözaltına alınması ilginç. Gerçekten ilginç. (Bu arada poliste bir kişi her gün oturup operasyon ismi üretiyor anlaşılan. Kolay değil her operasyona bir isim bulmak.)
Son günlerde özellikle CHP’li belediyelere yapılan operasyonlar da ilgi çekiyor gerçekten
Bu durumda ne olacak şimdi?
Bu durumun İTO seçimlerine bile yansıması gündemde. Sonuçta Alaattin Yüksel’in yakın çalışma arkadaşı Muhittin Dalgıç…
İTO’da anlamadığım işler de dönüyor. Yani CHP eski il başkanı aday oluyor, Meclis Başkanı adayı Necip Nasır AKP çizgisinde. Nasır’ın yanında duran isim Mustafa Seyhan AKP Bornova Belediye Başkan adayı. Seçime 45 gün kaldı. Ortada bir AKP-CHP birlikteliği… O zaman seçimlere de birlikte girin olup bitsin… Genel merkezin bunu da göz önüne alması gereklidir diye düşünüyorum. Yoksa genel merkez bu konularla hiç mi ilgilenmiyor.
***
CHP’de listeler savaşı tansiyonu yükselteceğe benziyor. Meclis listelerinin bir bölümünü genel merkezin yapacağı yolunda bir açıklama var. İyi de genel merkez kim?
Birinci listeyi çıkaran genel merkez mi, yoksa ikinci listeyi öneren genel merkez mi? Belki de üçüncü listeyi onaylayan genel merkez karar verecek listelere…
Türkiye’deki tüm ve ilçeleri düşündüğümüzde belediye başkan adaylıkları için tartışmalara neden olan
Görüldüğü gibi bir değil birden çok genel merkez var ortada.
Ne olur bilemem…
Ortada listeler savaşı varken bu işe taraf olunmaz.
Çok tehlikeli bu durum.
Zaten genel merkezin ne olduğu da net olmadığı için devre dışı kalmakta yarar var.
Önceki gün atanan İzmir il yönetimine de baktığımızda kimin etkili olduğu konusu çok açık değil.
Çünkü bugün bir ekipte bulunanların yarın hangi ekiple çalıştığını kavramak bugünlerde açıkçası mümkün olmuyor.
NOT: Hasan Tahsin bana kızmış, konuşmuyormuş. Dünkü yazısında da okuduğunuz gibi benim üzerimden herkesi sorumlu tutmuş. Birileri araya girebilir mi acaba Hasan ile ilişkimizin düzeltilmesi için…
YENİGÜN 13 - 02 - 2009
Etiketler:
Yerel Siyaset
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
