Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

31 Mayıs 2010 Pazartesi

İzmir uçmaya hazırlanıyor

Ekip partinin tamamında gücü eline geçirdi.
Bundan sonra bakış açılarına göre dizayn çalışmalarına başlayacaklar.
Kendilerini tebrik etmem gerekli, ilk kez kartlarını bu kadar açık oynuyorlar. Bu da iyi bir şey… Saklamanın, arkadan dolanmanın gereği yok. Zaten benim bildiğim ekip arkadan dolanmayı hiç sevmez!
Bundan sonra ne olacak?
İzmirlileri fazla bekletmeye gerek yok. Proje ortada ve düğmeye basıldı bile.
İşte genel seçiminde birinci ve ikinci bölgenin milletvekilleri sıralaması. Bir yıl içerisinde sıralama değişebilir ama isimler değişmez. Sıralamanın değişimi kimin ne kadar bağlılık göstereceği ile doğru orantılı olacaktır.
Birinci Bölge: Abdürrezzak Erten, Mehmet Süne, Abdül Batur, Rıfat Nalbantoğlu, Yüksel Demirsoy, Murat Bakan, Semra Tanülkü, Kadir Sinan, Salih Erkek, Uğur Yelekli, Ednan Aslan, Mahmut Esat Aslan ile Önder Sav’ın Ankara’dan göndereceği bir isim. Mardin’de geçen dönem kazanamayan PM üyesi Mahmut Duyan’ın ismi geçiyor kulislerde…
İkinci Bölge: Tahir Şahin, Kemal Anadol, Şener Erol, Murat Haluk Öncel, Sema Tunç, Hıdır Akgün, Ali Demirel, Remzi Palabıyık, Sedat Uzunbay, Zikri Dursun, Özlem Şan Oğuzhan, Çetin Altındağ ve genel merkezden gelecek bir isim. Büyük olasılıkla Bitlis eski il başkanı, PM üyesi Azmi Yıldız.
Dikkat ettiğiniz gibi Birinci Bölge’de halen milletvekilli olan Güldal Mumcu’yu kaleme almadım. Önder Sav partinin genel başkanı bile olsa Mumcu’nun İzmir’den vekilliği nafile.  Ankara ve İstanbul’a kaydırılması olasılığı yüksek…
Tabii dizayn burada sona ermez… Devamı var.
Ekip sağlam milletvekillerini Ankara’ya gönderdikten sonra yeni kurultaya hazırlanır ve İzmir il örgütünün başına kadim dostum Nuri Batıhan’ı getirir. Nuri il başkanı olur ise nasıl muhalefet yapacağımı gerçekten ben de bilmiyorum. 
Bitmedi…
Yerel seçimlere yönelik hummalı bir çalışma sergileyecek ekibin büyükşehir adayı şimdiden belli.
Karabağlar Belediye Başkanı Sıtkı Kürüm.
Kürüm’ün yerine Karabağlar’ın başına şimdiki ilçe başkanı Birol Ağırbaş’ın, Buca’ya Tuncay Taştan’ın, Bornova’ya Adnan Hocaoğlu’nun, Karşıyaka’ya Erkan Güldoğan, Konak’a ise Mehmet Şerif Demir’in getirileceği kesin gibi…
Bayraklı konusunda adım atıp atmayacakları Bayraklı Belediye Başkanı Hasan Karabağ’ın göstereceği performansa bağlı.
Karabağ’a buradan tüyo verelim. Ekip sıkı bağlılık ister. Özellikle Önder Sav ve Abdürrezzak Erten’e… Gerisi makara tukara...
Evet, ekip ile İzmir uçmaya hazırdır.
Ancak uçacağı yön neresi olacaktır?
İşte maalesef orayı öğrenemedim.
Öğrenince sizlerle paylaşırım.

NOT: Bugüne kadar hiç spor kulübü başkanı arkadaşım olmamıştı. Ama ilk kez oldu. Sürpriz bir şekilde Karşıyaka Kulübü’nün başına gelen Hüseyin Çalışkan’a buradan tebriklerimi iletiyorum.     


YENİGÜN 31 - 05 - 2010

28 Mayıs 2010 Cuma

Birinci gün birinci çatışma

Karabağlar Belediye Başkanı Sıtkı Kürüm,  25 ilçede ekip olarak kongreyi almalarına rağmen kendilerinin masa başında silindiğini ifade ederek, yaşananların ‘ilahi adalet’ olduğunu dile getirmiş. Kürüm, “25 ilçeyi biz aldık. Bir yer geldi. Bir parti meclisi üyesi ve bir belediye başkanı elindeki kalemlerle İzmir’in geleceğini belirledi. İzmir ile ilgili böylesi bir tavır sergilediler. İzmir’de kalemi alıp bizi biçenleri birinci aşamada yendik. Bu işin ikinci aşamasını da vereceğiz” demiş.
Buna karşılık Kocaoğlu grubundan PM üyesi olan Alaattin Yüksel, “Oyumuzu parti içinde birliği, beraberliği, barışı, parti içi demokrasiyi sağlarsak artırabiliriz. Parti içi tartışmaları bir kenara bırakıp, dışardan gelmek isteyen herkesi kucaklamanın yolunu arıyoruz” demiş.
Yine Kocaoğlu grubundan PM üyesi Oğuz Oyan, “İl başkanlığı bazıları için cazip olabilir ama bunun belirlenme yeri İzmir İl Kongresi ya da MYK’dir. Geçmiş dönemdeki süreçlerle hesaplaşma adına göreve gelmedik. Tasfiye operasyonu için gelmedik. Bu bir yürüyüştür” diye konuşmuş.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ise, Ankara’daki makamından Bulgun’u arayarak, “Senden memnunum. Söylentiler beni ilgilendirmiyor. Senin kongre sürecindeki tavrın il başkanlığının gerektirdiği şekilde oldu. Bundan sonra partimizin İzmir’deki başarısı için çalışmalıyız. İç meselelere girmeyelim” demiş.
Bir gün içerisinde bu kadar çok insan konuşuyor ise ortada bir şeyler var demektir.
Tabii ki ilk bilgi yeniden İzmir il kongresi yapılması için bazı isimlerin imza topladığı yolunda…
Daha MYK belirlenmeden selden kütük toplamak amacında olan birileri ortaya çıkmışlar bile.
Ancak CHP gerçekten ilginç bir parti…
Türkiye’nin siyasi yaşamını değiştiren kaset ortaya çıkmadan önce durumu irdeleyip, şahsen Deniz Baykal’a ve yakın çalışma arkadaşlarına, “Bizim ekip ile ilgili hiçbir ilişkimiz yoktur” mesajı verenlerin, partideki gelişmeler sorası baş ekipçi olarak görünmeleri şaşırtıcı. Ancak bu söylemlerine devam ederler ise, birinci ağızdan aldığım ve alacağım bu isimleri yayınlamayı bir borç biliyorum.
Hem kamuoyu hem de CHP örgütü kimin nerede olduğunu iyi bilmek zorunda.
Bukalemun şeklinde sessizce taraf değiştirenleri, iktidarlara göre kendilerine çeki düzen verenleri herkesin tanıması gerekiyor. Bunların arasında oturdukları koltuklardan dolayı kamuoyu tarafından bir şey oldukları sanılanlar hayli çoğunlukta.
Böyle bir tartışmanın başlamasından şahsen en çok ben memnun olurum.
Çünkü öyle isimler var ki; bunların teşhirinden sosyal demokrasi, Türk solu kazançlı çıkacaktır. Asıl tasfiye edilmesi gerekenler de bu isimlerdir.
Ne dersiniz beyler başlayalım isterseniz…
Bakalım o zaman kim kaybedecek, kim kazanacak?
 

YENİGÜN 28 - 05 - 2010

26 Mayıs 2010 Çarşamba

Gömleğin getirdikleri

Son iki gündür Kılıçdaroğlu’nun giydiği gömleğin markası tartışılıyor. Sosyal demokrat bir lider pahalı marka bir gömlek giyemezmiş, kamuoyuna sunduğu imaj ile örtüşmüyormuş.
Daha ikinci günden itibaren bu tarz eleştirilerin nedeni ne?
Kılıçdaroğlu’na biçilen rol.
Medyanın tamamı biraz da CHP Genel Başkanı’nın kurultay konuşmasından etkilenerek, Kılıçdaroğlu’nu 1970’lerdeki Ecevit dönemi ile özdeşleştirdi.
Ancak o dönem ile bugün arasında çok fark var.
İki kutuplu olan uluslararası sistem, çok kutupluluğa kaydı, kişi başına milli gelir bin dolardan 10 bin dolara ulaştı, iletişim inanılmaz ölçüde gelişti, marka kavramı 5 yaşındaki çocuklar için bile önem kazandı.
Dolayısıyla bugün bir sosyal demokrat liderin giydikleri, kullandığı otomobil markası önemini kaybetmiştir.
Yoksulluk edebiyatı yapmak 60’larda olduğu gibi “Halk yoksul ise biz de yoksul yaşamak zorundayız” mantığına gelmemelidir.
İzmir’in yeni PM üyelerinde biri Alaattin Yüksel. Adam bu saatten sonra halkımızın geneli bu otomobili kullanıyor diye Şahin araba almak zorunda değil.
CHP’nin İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu kentin vergi rekortmeni.
Birkaç gündür Kılıçdaroğlu’nun konuşmalarını izliyorum. Tabii ki bir hatip değil. Siyasette hatip olmak için deneyime ihtiyaç var. Erdoğan da ilk çıkışında çok kötüydü.
Aslında önemli olan bundan sonra ne diyeceği…
Partinin üst düzeyine baktığımda ulusalcı yapının daha etkin olduğu görülüyor.
Bu da bize sanki bundan sonra CHP’nin daha ulusalcı bir çizgide siyaset yapacağını gösteriyor. Süheyl Batum’dan başlamak üzere, Kılıçdaroğlu’nun istediği isimlerde bu özellik dikkat çekiyor.
Ancak AB müzakerelerinde, ABD-Rusya ilişkilerinde, Ortadoğu sorununda, Akdeniz havzasının geleceğinde, enerji koridorunun kullanımında, Afganistan sorunsalında yeni açılımlara, yeni söylemlere ihtiyaç var.
TÜSİAD bile Kılıçdaroğlu’na destek vererek AKP iktidarına mesaj yolluyor.
“Bak eğer isteklerimizi yerine getirmez isen, CHP’ye destek veririz.”
Bakalım daha uzun bir yol var.
Parti içi dengeler ise ayrı bir sorun.
Onlara daha sonra değineceğiz.
NOT 1: Dün 18.50 uçağı ile Ankara’dan döndük. Uçak aprona yanaştı. Tüm yolcular kalktı, valizlerini aldılar ve uçağın koridorunda beklemeye başladılar. 5 dakika, 10 dakika… Kuyruk ilerlemiyor. Bir de baktık ki, Alaattin Yüksel ile birlikte İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz  Kocaoğlu en önde. “İşte”, dedim; “Önümüzü tıkayanlar belli oldu.”
NOT 2: İl Başkanı’nın istifası isteniyormuş. Ya da görevden alınacakmış. Bence gereği yok. Yeni genel başkanın söyledi gibi, parti demokratik teamüllerine geri dönmek istiyor ise, görevden alınmaların ortadan kalkması gerekiyor. 
 

YENİGÜN 26 - 05 - 2010

24 Mayıs 2010 Pazartesi

Vahim ötesi

CHP Parti Meclisi listesi beklediğim gibi çıktı. Kılıçdaroğlu’nun istediği iki-üç isim, Haluk Koç’un desteklediği birkaç isim dışında listenin tamamı Önder Sav ekibinden oluşuyor. İzmir’de ise Kocaoğlu’nun istediği üç isim ekstra olarak PM’ye girdi.
"Dağ fare mi doğurdu" diye soracak olursanız yanıtım net olacak.
Ortada bir dağ yok. Dolayısıyla olmayan bir dağ fare doğuramaz.
Kılıçdaroğlu iyi adam olabilir. Ancak lider olabilmek farklı bir iş ve Kılıçdaroğlu’nun bu işin altından kalkacağına ihtimal vermiyorum. Bugün için Kılıçdaroğlu’nun çevresinde bir hale oluşmuş olabilir. Ancak yarından itibaren bu hava böyle devam etmez.
Genel Sekreter Önder Sav yeni genel başkanın çevresini öyle bir örgülemiş ki, Kılıçdaroğlu lavaboya gitmek için bile izin istemek zorunda.
"İzmir’i temsil edenler arasında bir İzmirli var mı" diye sormak gerekiyor.
Var mı?
Emin değilim ama galiba yok.
Çok sayıda telefon alıyorum hayal kırıklığı yaratan liste dolayısıyla...
Herkes aslında genel başkanın Önder Sav olduğunu, Kılıçdaroğlu isminin sadece halka yönelik kullanıldığı bir dönemi yaşadıklarını ifade edip şu tespiti yapıyorlar: “Yakında olağanüstü bir kurultay bile yaşanabilir."
Deniz Baykal ne yapacak?
Bir süre Antalya’da kalacak, yeni dönemi izleyecek ve suyun olması gereken mecrasına akmasını bekleyecek.
Zaten kısa zamanda bu listenin içeriğinde tartışma başlayacaktır.
Dedeman Otel’de önceki gece yaşanan kavgayı da dikkate aldığımızda partide sürecin hayli hareketli geçeceği kesin.
Bu sıralar partide yükselmek isteyenler var ise haberim olsun.
Ben kendileri hakkında olumsuz yazar isem, mutlaka yükselirler.
Durmak yok yola devam.
Ben buradayım, kenara çekilmek gibi bir derdim de yok.


YENİGÜN 24 - 05 - 2010

23 Mayıs 2010 Pazar

Kurultay notları

1 - Kurultay beklenenin üzerinde kalabalıktı. Tunceli’nin yarısı kurultaydaydı. Yarısı da kurultaya gelmek için yoldaydı.
2 - Aleviler kurultayın yıldızı konumundaydı.
3 - Genel Sekreter Önder Sav önde, Genel Başkan Kılıçdaroğlu arkada salona girdiler. Yaşanan izdiham nedeniyle Önder Sav seyircilerin arasına düştü. Kılıçdaroğlu ise arkasındaki korumanın desteği ile son anda düşmekten kurtuldu. Önder Sav’ın düştüğü yerde Baykalcıların bulunmaması kendisi için önemli bir şanstı. Yoksa o kargaşadan çıkması mümkün olmayabilirdi.
4 - Kılıçdaroğlu’nun adaylığı için imzalar toplandı. Sadece 4 kişi imza vermemişti. Bunlardan biri İzmir delegesiydi. Ama önemli bir mazereti vardı. Otelde çay içiyordu ve ’’Biraz sonra giderim’’ diye düşünürken imza toplama süreci sona ermişti. Sanırım Kılıçdaroğlu kendisi için yakın zamanda bir iyilik düşünecektir.
5 - Kılıçdaroğlu’nun konuşması halka yönelik mesajları içeriyordu. Basit ve yalındı. İktidara vurmayı hedefleyerek eleştirilerin başına hükümeti koydu. Ancak bu konuda çok başarılı değildi. Salonun coşkusunu konuşmasına yansıtamadı ve kendisinden beklenilen coşku patlamasını yapamadı.
6 - Anonslarda Kılıçdaroğlu ismi ile Önder Sav isminin sürekli kullanılması salonda ters tepki yarattı.
7 - Parti içi demokrasiden bahseden genel başkan adayının daha ilk seçiminde blok liste konusunu gündeme getirmesi bir çelişki olarak algılandı. Bir tarafta demokrasi diğer tarafta söylem. İkisi üst üste oturmayınca özlenen açılım gerçekleşmedi.
8 - PM seçiminde İstanbul grubunun oynayacağı rol önemli. Partiye geriye dönenler de bir çıkış bekliyor. Ancak PM’yi elinde tutmak isteyen Önder Sav’ın talepleri büyük. Dolayısıyla bugün önemli gelişmeler yaşanabilir.
9 - İstediği yenileşmeyi yapamayan Kılıçdaroğlu’nun seçim öncesi bir kez daha kurultay toplayacağı da konuşuluyor Ankara kulislerinde.
10 - Kocaoğlu kendinden emin dolaşıyor ortalarda. Bakalım yeni genel merkez kendisine ne kadar destek olacak?
11 - Ankara sokakları takım elbiseli adamlarla dolu. Ancak yeni genel başkan kravatsız.
12 - Deniz Baykal da kongreyi izliyor tabii ki. Evinde ziyaret ettiğim Baykal bekleme eğiliminde.
13 - Eski Genel Başkan Yardımcısı Eşref Erdem ve eski genel sekreter Adnan Keskin de dönüş yolunda. Ancak onların da en büyük sorunları Önder Sav.
14 - Kulislere Önder Sav’ın da PM’ye aday olmayacağı bilgisi düştü. Sav’ın aday olmaması iki nedene bağlanabilir. Birincisi bugünkü oylamada çok çizik yiyeceği. İkincisi kurduğu ekibi dışarıdan yöneteceği.


YENİGÜN 23 - 05 - 2010

21 Mayıs 2010 Cuma

Siyasetin dizaynı

Deniz Baykal’ın görüntüleri üzerine kriminal büronun yaptığı açıklamalar önemli. Bu konunun uzun süre tartışılacağı kanısındayım.
Ancak beni ilgilendiren asıl önemli nokta özellikle Doğan Grubu’nun Deniz Baykal’a karşı gerçekleştirdiği politika…
Medya, medya olmaktan çıktı, siyaset dizayn eden yapı durumuna geldi.
Neden bu kadar işin içinde Doğan Medyası?
Nedeni belli.
Baykal’ın önümüzdeki seçimlerde iktidar olamayacağını, Kılıçdaroğlu ile seçimlerin kazanılması halinde üzerlerindeki AKP baskısının kalkacağını bekliyor. Kolay değil faizleriyle birlikte 5 milyar lirayı bulan bir borçtan bahsediyoruz.
Bu borcun ödenmesi hiç de kolay değil.
Yoksa birileri tarafından gruba söz mü verildi? “Biz gelince bu işi toparlarız” diye.
Baykal’ın iki gün içerisinde hareket edeceğinden ve farklı adımlar atacağından eminim.
Tabii ki karşıdaki ismin Genel Sekreter Önder Sav olduğunu unutmamak gerekiyor.
Önümüzdeki iki gün taktik savaşı halinde geçecek. Adımlar atılacak, adımlar geri çekilecek.
Deniz Baykal’ın bu süreci bizzat kendisinin yürüttüğü de kesin.
Teşkilatların süreci yeniden değerlendirmeleri, ona göre tavır geliştirmeleri şart.
Tabii ki delegelerin vicdanları ile hesaplaşmaları da gerekiyor.
Bugünden itibaren Ankara’dayım.
Kurultayın tüm detaylarını sizlere aktarmaya, gelişmeleri sizlerle paylaşmaya devam edeceğim.
Çok ilginç ve hareketli bir kurultay olacağı kesin.
Ekip ne yapacak, Baykal hangi adımları atacak, Kılıçdaroğlu ne yöne dönecek, Gürsel Tekin “yangında ilk terk edilecek adam” olduğunun farkına varacak mı?
Tabii bizim için önemli olan diğer nokta da İzmir’in nasıl ve ne yöne doğru adım atacağı.
Ekibin şefi, ilk imzayı koyan isimlerden biri olarak, İzmir’de yeniden güçlenecek mi? Ekip bu noktada hangi isimlerle siyasi diyaloğa girecek? 180 derece dönerken fazla dönüp 360’ı bulunca yine aynı yere mi gelmiş olacaklar?
Sorular, sorular…
Çoğunun yanıtı pazartesi günü alınmış olacak.
 
NOT: Ankara’ya kurultaydan çok önce gidenler var. Mesela İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, Balçova Belediye Başkanı Mehmet Ali Çalkaya ve eski il başkanı Alaattin Yüksel. Yoksa kurultay sonrası yeni il yapılanmasında eski il başkanımız görev mi talep ediyor? Bilemiyorum. Ancak Ankara’dan gelen telefonlar bu konuda Yüksel’in hayli beklenti içerisinde olduğunu gösteriyor. Zaten bir cenaze töreninde bir arkadaşına, “Ben ona imzalama dedim ama o imzalamış” diyerek sürecin ne kadar içerisinde olduğunu gösteriyor bize.
  
YENİGÜN 21 - 05 - 2010

19 Mayıs 2010 Çarşamba

Her şeyin zamanı vardır

“Devir kırgınlıkların, hesaplaşmanın günü değil, birlik, beraberlik ve bütünleşme günüdür. İbret sahneleri yaşanmıştır. Bunlar not alınmıştır. Her şeyin bir zamanı vardır.”
Deniz Baykal’ın bu cümlelerinin altıda çok şey gizli…
Cumartesi, özelikle Pazar gününe kadar çok zaman var.
Siyaset bu, birkaç saat içerisinde çok şey değişiyor.
Ancak CHP’nin Kılıçdaroğlu ile nereye gideceği de ayrı bir soru işareti.
Toplumda Kılıçdaroğlu ismi yansıma buluyor. Ancak sadece bu yeterli değil.
Yıllardır CHP’nin politbürosu eleştiriliyordu.
Şimdi bakıyoruz politbüronun önemli isimleri Kılıçdaroğlu’nun arkasında…
Yeni yapılanmada bu isimler oldukça toplumun beklediği değişim nasıl gerçekleşir ki?..
Kemal Kılıçdaroğlu–Gürsel Tekin ikilisinin özellikle Deniz Baykal ile süreci birlikte sürdürmeleri gerekiyor.
Bir önceki yazımda da tekrarladığım gibi Türkiye’nin bu dönemde en çok Deniz Baykal’a ve onun düşüncelerine ihtiyacı var.
Sadece sosyal demokratların değil farklı görüşlerde olan herkesin Türkiye’nin geçtiği süreçte Baykal’ın muhalefetine ihtiyacı var.
Pazar günü oluşacak parti meclisini hep beraber göreceğiz.
Bakalım ne kadar değişim istiyormuş, bazı arkadaşlar.
Yoksa kendi siyasi bekaları ve ekiplerini korumak için mi, yoksa gerçekten Türkiye’yi ve Türk toplumunu düşündükleri için mi Kılıçdaroğlu’na destek verdiler?
Ancak olaya yukarıdan baktığımda daha çok siyasi gelecekler öne çıkıyor gibi…
Şimdiden net eleştiri yapmıyorum.
Ancak parti meclisinin oluşmasında yaşanacak çatışmaları gördüğümde kaleme alacağım kimin ne beklentiler ile yola çıktığını, kimlerin Baykal’ın karşısına hangi siyasi amaçlar için geçtiğini…
Birlikte yola çıkanlar, birlikte olduklarını gösterdi.
Biz çok gördük yolda satanları.
Bir gün içinde üç yere dönenleri…
Buna da siyaset diyenleri…
Yazımın başında vurgulamıştım. Yeniden söylüyorum.
“Devir kırgınlıkların, hesaplaşmanın günü değil, birlik, beraberlik ve bütünleşme günüdür. İbret sahneleri yaşanmıştır. Bunlar not alınmıştır. Her şeyin bir zamanı vardır.”
Ve siyaset uzun bir yoldur.
Bu yolda daha çok şeyler yaşanacak, biz de takipçisi olacağız.
Gelişmelere bakarak bıyık altından gülenlerin önümüzdeki günlerde nerede olacağını şimdiden tahmin bile edemeyiz.
NOT : Hafta sonu Ankara’da olacağım. Kurultay notlarını sizlerle her gün paylaşacağız.

YENİGÜN 19 - 05 - 2010