Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

16 Mart 2009 Pazartesi

Notlar - Notlar

1. AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan dün İzmir’deydi. Konuşmasına başlarken İzmir’in ilçelerini saydı. Ben genelde coğrafi açıdan sayarım bir İzmirli gazeteci olarak. Önce küçük metropol ilçeleri, ardından metropole eklenen yeni ilçeleri, sonra da Yarımada, Bakırçay ve Küçük Menderes havzalarını sayarım. Tayyip Erdoğan ise ilçeleri alfabetik sırayla söyledi. Bu arada zavallı Kınık’ı unuttu.
2. Klasik konuşmasının dışında neden CHP ve sosyal demokrat geleneğe yüklendiğini anlayamadım. Burası İzmir… Bu tür söylemlerin bu kentte olumlu sonuçlar getirmesini beklemek biraz hayal olur.
3. Gündoğdu Meydanı dolu… Ancak gelenlerin tümünün merkezden olmadığını düşünüyorum. Sadece Aliağa’dan 180 otobüs geldiği bilgisi ulaştı. Manisa ve Denizli’den de miting için gelenler olduğunu da göz önünde bulundurmak gerekiyor. Aslında miting başarını siyasi parti liderinin karizmasından değil, o ilin ya da ilçenin teşkilatlarının organizasyon başarısından kaynaklanıyor. “İzmir’i alacağız” iddiasında olan bir partinin İzmir il örgütünün de bunedenle gövde gösterisi yapmak istemesi ve bunun için tüm olanaklarını seferber etmesi son derece doğal. Ama önemli olan meydandaki kitleyi oya tahvil edebilmek. Bunu da 29 Mart akşamı göreceğiz.
4. CHP’de Dersim açılımı. Alınan bir habere göre İzmir’de AKP’nin önde olduğu bir ilçede bazı CHP’liler yeni bir açılım yapmışlar Dersimlileri bir araya getirmişler. Hatta İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı’nı yemeğe davet etmişler. Fakat yemekte öyle bir talepte bulunmuşlar ki, Kocaoğlu az daha sofrayı terk ediyormuş.
5. CHP il kahvaltılı basın toplantısı düzenlemiş. Pazar günü sabahın köründe yapılan bu toplantıya gitmeyen gazeteciler de varmış. Hatta bazı gazeteciler toplantı başlamadan hemen önce aranmışlar. Ama cumartesi akşamını geleneksel şekilde İzmirli olarak değerlendiren gazetecilerin bir bölümü bu telefonlar ile sıcak yataklarından uyanmışlar. Pazar sabahı yaşanan bu gelişmenin öznesi kesinlikle ben değilim. Zaten kahvaltıda az sayıda köşe yazarı varmış.
6. CHP İl Başkanlığı’nın yeni internet sitesini tanıtmak isteyen CHP yönetimi, bunun için bir otelin çatı katını tutmuş. Ancak çatı katının dört duvarının yanı sıra çatısı da cam olduğundan ve de sabahın kör saatinde camdan güneş ışığı vurduğundan yapılan tanıtımı kimse izleyememiş.
7. Hürriyet Gazetesi köşe yazarı Yılmaz Özdil dün gazetesinde İzmir ve İzmirli tarifi yapmış. Mutlaka okunması gerekli… Internette, http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/11211624.asp.yazarid=249&gid=61 adresinden bulabileceğiniz bu yazının altındaki okuyucu görüşlerine de mutlaka göz atın.
8. CHP’nin küçük metropoldeki en rahat ilçeleri belli. Karşıyaka, Konak, Narlıdere, Güzelbahçe, Balçova… Bornova ve Buca’da da önemli ataklar var. Bayraklı da fena görünmüyor. Gerisi için bir şey söyleyemeyeceğim.

YENİGÜN 16 - 03 - 2009

13 Mart 2009 Cuma

Kanallararası tur

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP Adayı Aziz Kocaoğlu’nu TRT 2’de yayınlanan “Seçenler, seçilenler” adlı programda seyretmeye çalıştım. Ancak TRT 3’te yayınlanan Eczacıbaşı ile Polonya temsilcisi Muszynianka arasında oynanan, Avrupa Şampiyonası Bayanlar Voleybol maçı daha ilgimi çektiği için tartışma programına uzun süre dayanamadım. Ardından da Star’da Manchester United – Inter maçı vardı.
Ümit Sezgin’in sunduğu programa arada bir dönüp baktığımda, “çukur mu, tünel mi” tartışması vardı. Programın sunucusu Ümit Sezgin metro için yeraltında yapılan çalışmaları çukur olarak değerlendirirken, Kocaoğlu onu ikna etmeye çalışıyordu: “Hayır efendim, o çukur değil tünel…” Bir de Uğurkan Erez adlı “sorucu” biri vardı. Neler sormak istediğini pek anladığımı söyleyemem.
Aynı programa daha önce MHP İzmir Büyükşehir adayı Musavvat Dervişoğlu’nun da katıldığını öğrendim. Dervişoğlu’nun sorucunun sorduğu “ilginç” sorulara verdiği yanıtları merak ettim açıkçası. Bu program çok seyredilmiş olsa zaten daha önce bilgimiz olurdu Devrvişoğlu’nun yanıtları hakkında.
Aynı saatlerde TGRT’de ise AKP İzmir Büyükşehir adayı Taha Aksoy vardı. Taha Aksoy’a da maçların devre aralarında ya da alınan molalarda zap yapıp bakıyordum.
Bir ara şöyle dedi: “AKP’de milletvekili ve aday olarak ilk kez adaylık belirleme sürecini yakından izledim. Hayran kaldım.”
İzmir dışında olanlar ve İzmir siyasetini yakından takip etmeyenler böyle bir tespiti normal karşılar da, ben pek normal karşılayamadım. Bir önceki dönem Büyükşehir adaylığını bir başka yerel gazetede çalıştığım dönemde benim odamda gece saat 20.30’da simit çay eşliğinde sohbet ederken öğrenen Taha Aksoy’un, AKP’nin aday belirleme sürecini çok bilimsel olarak değerlendirmesini biraz yadırgadım açıkçası.
Peki bu programları “halk” dediğimiz oy verecek olanlar seyrediyor mu?
SMS mesajları çekiliyor adaylar tarafından cep telefonlarından… Peki kimlere çekiliyor? Adayın elinde bulunan cep telefonu numaralarına.
Bu numaralar kimin?
Adayın seçime girdiği partinin aktif olan üyeleri, gazeteciler, sivil toplum örgütü liderleri…
Halk dediğimiz oy verecek kitle ise o esnada ya dizi seyrediyor ya da maç…

NOT: Hasan Tahsin’in Macit Sefiloğlu ile birlikte sunduğu radyo programının son konukları Erdal İzgi ile Levent Piriştina idi. Hasan yer darlığı nedeniyle stüdyonun dışında kalsa bile oradan tartışmanın içine girmeyi başardı ve siyaset yerine medya eleştirisini öne çıkardı…

NOT 2: Önümüzdeki hafta içerisinde bir metro ziyareti daha yapacağım. Bakalım tadilat projesi ne âlemde? Halk gazetecisi Hasan Tahsin 3 milyon İzmirliyi ilgilendiren proje ile uğraşmaz, kalkar kendi yaşadığı kötü deneyimleri okurlarına aktarır. Hasan Tahsin… Hasan Tahsin… Çık biraz dolaş da çevrende neler oluyor farkına var.

YENİGÜN 13 - 03 - 2009

11 Mart 2009 Çarşamba

Bir anket

Önceki gün biraz da şans eseri bir kamuoyu araştırmasına rastladım…
İlçenin ve adayın adını vermeden durumu özetlemeye çalışacağım.
İlçede son genel seçimlerdeki fark yüzde 7,5 AKP lehine…
Ancak bu fark yerel seçim öncesi yüzde 12,5’e ulaşmış.
Bir anlamda seçimin kesin kaybedileceği ilçelerden biri.
İlçenin belediye başkan adayı listeler açıklanacağı gece beni aramış, “Bizimkiler benim adaylığımın kesin olduğunu söylüyor. Ancak başka kaynaklardan bunu doğrulatmam gerekli” dedi. Yarım saat sonra kendisini aradım ve adaylığının kesinleştiği haberini verdim. Sonra da ekledim: “Zor bir ilçedesin. Meclis üyesi listesini son derece dengeli yapmak zorundasın. Aksi halde seçim senin için hiç de kolay değil.”
Verdiği yanıt hala hafızamda…
“Öyle bir liste yapacağım ki, herkes şaşıracak.”
Ben de kendisine, “Sen istesen de sana böyle bir liste yaptırmazlar” dedim.
Nitekim de öyle oldu. Ortaya öyle bir liste çıktı ki, şaşırmamak mümkün değil.
Dünürler, iş arkadaşları, baba kız adaylıkları vs…
Böyle bir yapıya oy vermek kolay mı?
Nitekim son yapılan anket, bunu net biçimde ortaya çıkarmış durumda.
AKP ile makas kapanmamış tam tersine açılmış.
Bu ilçede Büyükşehir belediye başkanının durumunu bilmiyorum açıkçası. Eğer Büyükşehir’de de bu makas bu kadar açılmış ise Kocaoğlu’nun acil olarak bu ilçeye el atması gerekiyor.
Çünkü yüzde 12,5’luk bir fark Büyükşehir açısından da risk teşkil ediyor.
Gelelim bu ilçenin bu hale düşmesine neden olanlara…
Seçimin sonucunun bu şekilde çıkması halinde bu ilçeyi dizayn eden siyasi dizaynırlar ne yapacak?
Onlar da bu ilçenin sonuçlarına göre gömülüp gidecekler mi yoksa kendilerine bir başka at bulup siyasete kaldıkları yerden güle oynaya devam mı edecekler?
Bana kalırsa ki kalmaz artık birilerine “güle güle” deme zamanı geliyor.
Bu anketin güvenilirliği konusunda da bazı soru işaretleriniz olabilir.
Ancak emin olun ki, bu anket son derece güvenilir bir kaynaktan şans eseri alınmıştır.
Anketin kaynağını yakında açıklayacağım.
Zaten sanırım bu yazıdan sonra anketin kaynağı beni de arayıp, “Bunu nasıl elde ettin” diye soracaktır.

NOT 1: Anketin yüzde 2 gibi bir yanılma payı olabilir. Bu yanılma benim tarafımdan da üretilmiş olabilir.

NOT 2: Kocaoğlu’nun bu anketten haberdar olduğuna adım gibi eminim. İlçe belediye başkanının bizzat kendisinin bu anketten haberdar olduğuna emin değilim. Ama dizaynırlarının bu anketi çok iyi bildiklerini de biliyorum.

NOT 3: Yüzde 12,5 büyük fark. Eğilim anketini yapanların acilen konuyu çözmek için adım atmaları gerekiyor. Aksi takdirde seçim sonrası “Ya nasıl böyle oldu” demeyelim.

NOT 4: Farkın kapatılması mümkün değil. Yapılacak olan sadece makası daraltmaya çalışmak. En azından Büyükşehir’deki kaybı önlemek için…

YENİGÜN 11 - 03 -2009

9 Mart 2009 Pazartesi

Ortada bir yanlış var

Siyasi parti liderleri Türkiye’nin dört bir yanında mitingler yapıyorlar. Yanlarında belediye başkan adayları ile. Söylemlerin tamamı siyasal nitelikte… Eleştiri eleştirilere yanıtlar vs…
Liderlerin yanlarında kendi atadıkları adaylar duruyor. Hepsi el pençe divan…
Ne yapabilirler ki?
Onları atayan irade tek ise, atanma nedeni halkın beklentileri ve istekleri dışında parti iç mekanizmalarından ve liderin ilişki ağından kaynaklanıyor ise, atanan belediye başkanının siyasi partisinin lideri yanında konuşma hakkı olabilir mi?
Bugünlerde mitingleri kalabalık gösteren photoshop tartışması da var.
İyi de bugünlere gelmemizde siyasi parti liderlerinin hiç suçu yok mu? Ya da belediye başkanlarının?
Küçültün gazeteleri… Muhabirler ve foto muhabirlerin gereksizliğini savun. Gazeteler belediyelerin ve siyasi partilerin basın bürolarından aldığı haberleri kullansın…
Sonra da dönün, “Fotoğraflar konusunda manüpilasyon yapılıyor” deyin.
Kusura bakmayın ama bu süreci hep birlikte hazırladık.
Kimse medyanın önemini kavrayamadı. Herkes kendisine yakın bir medya oluşturmaya çalıştı. Özgür davranmaya çalışan medyanın yok oluşunu görmek istemedi.
Şimdi şikayet ediyoruz da, kime şikayet edeceğiz ki…

***

CHP ilçe örgütlerinde değişim bekleniyordu. Son iki gündür Ankara’dan gelen sinyaller de bu değişimin en kısa süre içerisinde yapılacağını işaret ediyordu. Ama İzmir’de bu konu hakkında bir adım atılmış değil. Bazen ben bile anlamakta zorlanıyorum. Karar çıktı da, yolda gelirken bir yere mi takıldı? Yoksa karar gerekli isimlerin eline ulaştı da biraz daha bekletilmesi konusunda yerel yapıda bir eğilim mi var. Yoksa karar çıkmadı mı? Karmakarışık bir durum. Sanırım bu hafta başı çözülecektir. Deniz Baykal’ın da bu konuda neler düşündüğünü açıkçası çok merak ediyorum. Yoksa, “Şu sıralar işim var, bunlarla uğraşamam mı” diyor? Eğer böyle düşünüyor ise mitinglerdeki söylemleri ile yaptıkları arasında bir çelişki olmuyor mu? Bu hafta başını da bekleyip bir görelim. Ondan sonra isimler üzerinden tartışmaya başlarız gelişmeleri. Tartışılması da gerekiyor açıkçası… İsimler konusunda tartışmaya başlarsak, zarar görecekler sayısı hiç de az değil…

NOT 1: CHP Konak Belediye Başkan adayı Hakan Tartan trafik kazası geçirmiş. Kendisine geçmiş olsun diyelim. Konak’ta toplu bir kurşun döktürme operasyonuna gidilmesinde yarar görüyorum. Buna da CHP’nin kurşun açılımı şeklinde değerlendirebiliriz.

NOT 2: Bu İzmir’in tüm sorunları metro ve arsenikten mi oluşuyor. Neden herkes bu konular üzerine dönüyor. İzmir’de tartışılacak o kadar sorun var ki…

YENİGÜN 09 - 03 - 2009

6 Mart 2009 Cuma

Şimdi de örgüt yenilenmesi

CHP’de işler tam yerine oturmadı. İl Başkanı ve yönetiminin atanması, adayların belirlenmesinden sonra gözler ilçe örgütlerine çevrildi. Bazı adaylar ile ilçe yönetimleri arasında yaşanan gerginlik dün MYK toplantısında alınacak kararlar ile tırmanacak mıydı azalacak mı?
Ben bu yazıyı kaleme alırken MYK toplantısı devam ediyordu.
Bu toplantıdan çıkacak sonuçların önümüzdeki süreci doğrudan etkileyeceği açık.
Eğer zamanında elimize ulaşsaydı isimler üzerinden yorumlayabilirdik.
Ancak yazıyı kaleme aldığım saatlerde MYK kararları belli olmadığı için net olmayan bir şeyleri kaleme almak durumundayız.
İlçelerde ekibin ne kadar etkili olacağı bilinmiyor.
Aday belirleme sürecinde çok etkili olan Karataş’ın ilçe adaylarının belirlenmesindeki etkisini şimdilik bilmiyoruz.
İl Başkanı Rıfat Nalbantoğlu’nun ilçe başkanlarının oluşumundaki etkisini birlikte izleyeceğiz. Aslında il başkanı olarak tamamını belirleme şansı vardı Nalbantoğlu’nun… Eğer ilçe başkanlarının tespiti MYK’ya girmiş ise bir sıkıntı var demektir.

***

CHP Bornova Belediye Başkan adayı Kamil Okyay Sındır ile kısa bir görüşme şansım oldu. Bornova’da yaşanan aday belirleme süreci sonrası taşların oturmaya başladığı kesin. Sındır parti içi mücadelenin çok azaldığını, tüm CHP’nin dışa karşı mücadeleye başladığını belirterek, “Tabii ki kolay olmadı. Ancak kısa süre içerisinde epey yol kat ettik. Şimdi amaç bizi tanımayan Bornovalılara kendimizi tanıtabilmek” dedi.
Bilinen öğretim üyesi profilinden çok daha farklı bir profil çiziyor Sındır. Halka yakın halkla birlikte hareket eden profesör tarzını öne çıkarıyor ve Bornovalı seçmeni olumlu yönde etkiliyor. Her şeye yukarıdan bakan öğretim üyesi gibi olmaması büyük avantaj Sındır için. Üstelik Ziraat Mühendisleri Odası Başkanlığı dönemindeki sol söylemi de olumlu yansıyor. Bornova gibi bir üniversite kentinde üniversiteli bir halk adamının başarılı olma şansı yüksek.

NOT 1: Metro konusunda yazdıklarım bir bölüm okuyucunun dikkatini çekmiş. Ben sadece gördüklerimi ve bana anlatılanları kaleme aldım. Ve her iki tarafı da dinledim.

NOT 2: Yenigün Gazetesi’nde buzları eritme operasyonu varmış. Bu operasyonun bir yerinde Hasan Tahsin olunca bu buz eritme operasyonu ilgimi çekti. Ya operasyonun diğer yerinde kim vardı?

YENİGÜN 06 - 03 - 2009

4 Mart 2009 Çarşamba

Metroya devam…

İzmir Metrosu konusuna biraz daha devam edelim.Kanımca herkes merak ediyordur, aşağıda neler olduğunu…
Üçyol ile Hıfzısıhha arasında hiçbir sorun yok. Tünel açık ve kemer betonlar ile zemin betonlaştırması devam ediyor.Üçkuyular kuyruk tünelinden Akbank’a kadar olan bölge de bitirilmiş. Yani asıl sorun Dolunay Pastanesi ile Üçkuyular Akbank Şubesi arasında.İşte bu bölge yukarıdan açılacak hem tünelin bitirilemeyen kısmı tamamlanacak hem de istasyonlar yapılacak.
Bölgenin zemin yapısı bozuk olduğu için bu proje gerçekleştirilecek. Tabii ki en büyük sorun aç -kapa sistemi içerisinde yolun iki tarafında bulunan yüksek binalar.Şirket olası sorunlar için tüm hazırlıkları yapmış. Eğer o bölgede yürürseniz, hem kaldırımlarda hem yolda hem de binaların duvarlarında bazı cıvatalarla karşılaşacaksınız. İşte bu cıvatalar ile her gün ölçüm yapılıyor ve zeminde bir kayma olup olmadığı tespit ediliyor. Lazer teknolojisi ile yapılan bu ölçümler milimetrenin yüzde biri ölçüsünde kaymayı bile gösteriyor.Bir önceki yazımda belirttiğim gibi tadilat projesi 45 gün sonra Büyükşehir belediyesine ulaştırılacak. Belediye bu projeyi çabuk onaylarsa İzmir Metrosu yılsonunda devreye girer.
Bunun için Aziz Kocaoğlu’na iki iş düşüyor.
1 – Firma ile tadilat projesini halletmesi.
2 – Arada bir şantiyeye uğrayıp bir bardak çay içmesi. Kocaoğlu metro konusunda hassasiyetini gösterirse, şirketin daha hızlı hareket etmesi de mümkün olacak.
Gelelim diğer metrolara… Bu arada kendimi metro uzmanı gibi hissetmeye başladım ya neyse…
Üçyol’da, Üçyol -Buca Tınaztepe Metrosu için gerekli giriş tüneli açılmış. Yani bu metro bittikten sonra o metro için de çalışmalara başlanabilir. Projesi zaten hazır…
Üçkuyular- Narlıdere Metrosu için ise aç -kapa sistemi uygulanacak. Bunun da projesi hazır.
Menderes – Aliağa hızlı tren ise bitme aşamasına gelmiş görünüyor. Seçim öncesi Karşıyaka tünelleri basın turu ile gezilir ise kamuoyuna ve seçmene gerekli mesaj doğrudan iletilebilir.
Bornova’nın EVKA 3’e kadar olan bölümünde sorun yok. Ancak daha sonraki bölümü için şimdilik bekleme kararı alındı. Bozoğlu firması bu bölgedeki tünelin Basmane-Üçyol tünelinde kullanılan sistem ile çözüleceğini ileri sürüyor. Tabii ki biraz pahalı bir metot… Ancak kentin ulaşımını dikkate aldığımızda harcanmayacak para değil. Bu bölgedeki sorun ne Büyükşehirden ne de firmadan kaynaklanıyor. Asıl sorun orada olan binaların durumu. Bir bölümünde kaçak katlar var. Temel sistemleri ise Laz fıkrası gibi…Tüm bunların dışında geriye tek bir hat kalıyor. Otobüs terminali. Bu noktaya yönelik bir proje yapıldığını bilmiyorum.

NOT 1: Yazılara bakarak Aziz Kocaoğlu ile aramın düzeldiği gibi bir hisse kapılmış olanlara bir yanıt verelim. Bu yazıları halkın bilinçlenmesi için kaleme alıyorum. Sürekli CHP yazdığımı iddia edenlere de bir yanıt bu aslında. Kocaoğlu konusu ise daha sürüncemede. Başkanın performansına bakacağız tabii ki…

NOT 2: Elimde Yapı Merkezi’nin hazırladığı ve birinci İzmir Metrosu’nu anlatan bir simülasyon CD’si var. Gerçekten ilginç bir teknoloji…

YENİGÜN 04 - 03 - 2009

2 Mart 2009 Pazartesi

O Temel’i bir bulursam

Kendini bilmez köşe yazarının biri Üçyol – Üçkuyular metro hattı için Temel fıkrası uydurup “İki tünelimiz oldu” tespiti yapınca olan bizlere oldu. 30 kilometre yürütüldük, metronun tek tünel olduğu konusunda ikna edilmek için. SS Komutanı Gobels bile Pazar sabahı yapılan bu işkenceyi görse, “Bizler aslında melekmişiz” diyebilirdi.
Dün sabah saat 10.00’da bir medya ordusu ile aşağıya indik. Kocaoğlu önde, biz arkada, başladık yürümeye… Seçim öncesi İzmir’i yeraltından ele geçirmek isteyen bir tümen gibiydik…
İnmeden önce sağlık sigortamı yeniledim, Noter’den de bu geziye katılacağım konusunda bir belge aldım. Neme lazım İzmir metrosunun bir yerine dolgu malzemesi de olabilirdik.
Yerler beton, tünelin duvarları kemer betonlarla kaplanmış. Işıklandırma iyi. Bir anda tüm gözlerin üzerime çevrildiği hissettim, “Krala haksızlık etmişsin. Bak adam bitirmiş işte” söylentilerini duyar gibiydim.
Yürü babam yürü… İzmirspor ve Renkli istasyon bölgelerini geçtikten sonra yürüyüş zorlaşmaya başladı. Zeminin betonu daha atılmadığı için çamurun içinde yürüyoruz… Duvarlarda ise püskürtme beton var. Kemer betonlar daha atılmamış.
Hıfzısıhha İstasyonu’na geldiğimizde Kocaoğlu bizlere “Elveda, Üçkuyular’da buluşuruz” dedi ve havalandırmadan çıkarak kayboldu.
Biz devam ettik, Göztepe İstasyonu’nun olduğu yerde “ayna” ile karşılaştık. Ayna, “Tamam tünel buraya kadar” anlamına geliyor. Dolunay Pastanesi civarındaki havalandırmadan çıkıp Tansaş’a kadar yürüdük. Oradaki havalandırmadan aşağıya yeniden indik ve bir sonraki aynaya ulaştık.
Tekrar geri dönüp Tansaş’taki havalandırmadan çıktık. Üçkuyular kuyruk tünelinden içeri girip bitirilmiş bölümü de gördük.
Gezi sonrası çay molasında, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı bizleri bekliyordu.
Biraz da muzip bir ifade ile “Tüneli nasıl buldunuz, Süleyman Bey” diye sordu. “Kem küm, eh, bitmişe benziyor” yanıtı verdim.
Ne diyeyim ki… Zaten aç susuz yürümüşüm 30 kilometre. Üstelik o Temel’i bir yakalarsam göstereceğim gününü…
Teknik bilgiler:
Hattın bir deli işi olduğu kesin. Zemin inanılmaz kötü ve değişik. Bir yandan su, diğer yandan toprak yapısı. Üstüne üstlük tünelin tepesinde eski yapı teknolojisi ile yapılmış bir dizi yüksek bina… Bozoğlu firması zemin sağlamlaştırmak için ekstra birçok iş yapmak zorunda kalmış. Dolunay Pastanesi’nin hemen altında ışıkların olduğu bölgede iki pilot tünel var. Bu tüneller, ana tünelin diğer bölümlerine kemer beton atıldıktan sonra genişletilecek. Çünkü zemin hayli kötü.
Sıkı durun… Göztepe ve Güzelyalı istasyonları kötü zemin şartları nedeniyle aç kapa sistemi ile devreye sokulacak. Bu arada tünelin açılmayan küçük bölümü de tamamlanacak.
Üçkuyular İstasyonu’nun yapılacağı yerde su olduğu için yine aç kapa sistemi devreye sokulacak.
Aç kapa sistemi yüksek binaların çok yakınından yapılacağı için ayrı bir teknoloji gerektiriyor. Bu da ister istemez maliyeti etkiliyor. Firma proje tadilatını 45 gün sonra Büyükşehir belediyesine iletecek. Mesele bu tadilatın getireceği ek maliyetin kısa süre içerisinde çıkarılması. Burada görev tabii ki belediye bürokrasisine düşüyor.
Aç kapalar nedeniyle Hatay Caddesi’nin bir bölümünün trafiğe kapatılacağını dikkate aldığımızda belediyenin siyasi anlamda fazla beklemeye tahammülü olmayacaktır sanırım.

NOT 1: Bu bilgilendirme gezisi çok gecikti açıkçası. Tansaş’ın önünde çizme ve baretle yürürken vatandaş dönüp, “Ne o Bozoğlu kaçtı mı, bu metro bitmeyecek mi” diye sordu.

NOT 2: Dolunay Pastanesi yakınındaki bir kahvecinin “Metro bitti mi” sorusunu “Tünel hemen hemen bitmiş” şeklinde yanıtlayınca, “İyi de o zaman bu kamyonlar neden hala malzeme çıkarıyorlar” sorusunu sorması son derece doğaldı. Şimdiye kadar kimse etraflıca bilgi vermediği için adamın böyle düşünmesi çok normal.

NOT 3: Şehir efsanesi yaratmamak için bürokratların bazı noktalarda açıklama yapmalarına izin verilmek zorunda. Yoksa “Bu metro bitmez, kardeşim” geyiğini daha çok duyarız.

NOT 4: Karşıyaka tünelleri turu atmak da İzmirlilerin bilgilendirilmesi açısından iyi olur. Bunun için ikinci bir Temel fıkrası yaratılmadan hareket etmekte yarar görüyorum. Elin gazetecisinin ağzı torba değil ki büzesin.

NOT 5: Hasan Tahsin çok yorgun olduğu için mi soru sormadı yoksa ağabeyinin yaptığı espriye mi bozuldu anlamadım. Ama “Hasan abi diyerek vuruyor” tespiti bana göre de biraz ağır oldu.

NOT 6: Kocaoğlu’na seçim sonrası “İzmir’i demir ağlarla öreceğiz” mantığından vazgeçip “metal yorgunu” olduğunuzu mu söyleyeceksiniz diye sordum. “Hayır, devam” diye yanıtladı. Bu yanıt projelendirilmiş diğer hatlarda da çalışmaların başlayacağına işaretti.

NOT 7: Bornova merkez hattı ise Bozoğlu’na göre ancak yeni bir teknoloji ile çözülebilir.

NOT 8: Geziye katılanlar arasında İzmir ile ilgili ahkâm kesen köşe yazarları ile gazete yöneticileri yoktu. Anlaşılan çamurlu tünelde yürümek istememişlerdi.

NOT 9: İyi ki Temel de yoktu. Yoksa bu yazı yerine “Asansör fantezisi” başlıklı bir yazı yazmak zorunda kalacaktım.

NOT 10: Çay içerken meclis üyesi Bilgin Erünal da vardı. Erünal’a “Seçimde çok yorulacağız. Nisan ayında bir Uzak doğu turu yapmak istiyorum. Sen de benimle Tayland’a gelir misin” diye sordum. “Geçin dalganızı. Ne yapalım, hamama giren terler” yanıtını verdi.

SON NOT: Eğer firma-belediye ilişkisi doğru geliştirilirse metro yıl sonunda biter.

YENİGÜN 02 - 03 - 2009