Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

13 Ekim 2008 Pazartesi

Hip hop dansı

İzmir medyası Kocaoğlu’na olan desteğini sürdürüyor. Bu ilişkinin ne kadar derin olduğu önümüzdeki dönemde netleşecek tabii ki… Süreçte çok kişinin başının ağrıyacağı ise bir başka gerçek… Kocaoğlu’nun başı bu konuda ne kadar ağrır bilemem. Şimdi ayağının ağrısı ile uğraşıyor da…
Yeni siyaset yazarlarımız var bu arada. Bir de yazmayı başarsalar sorun kalmayacak ya. Ama bunun için arka plan lazım, bilgi birikim lazım, yılların deneyimi lazım, kalemi iyi kullanmak lazım, sağlam ilişki ağı lazım. Ama hepsinden önemlisi bu yapıyı yorumlayacak doğuştan gelen bir yeti lazım.
Bunlar olmaz ise maalesef sadece sütun işgali ile karşılaşıyoruz ki, işgalci sütuncuların ithal malı kereste olup olmadıklarını benim algılamam mümkün değil, alanıma girmiyor.
Hele CHP gibi hareketli bir zeminde yazı yazmak, karda beyaz takımla gezmeye, mutfakta yemek tatmaya benzemez.
İşte size hareketli bir zemin örneği ve bu zeminde hip hop dansı yapan Kocaoğlu’nun 4.5 yıllık geçmişi…
18 Şubat 2005: CHP İzmir İl Başkanlığı görevinde bulunurken, Genel Merkez kararıyla görevinden alınan CHP İzmir İl Başkanı Alaattin Yüksel, genel başkan gibi karşılandığı İzmir’de yaptığı konuşmada, Deniz Baykal’a yüklendi. CHP’de yeni yönetimin kurulması gerektiğini söyleyen Yüksel, "CHP’nin önceliği; CHP’yi bu beceriksiz yönetimden kurtarmaktır" dedi. Basın toplantısına, İzmir Milletvekili Hakkı Ülkü, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, Konak Belediye Başkanı Muzaffer Tunçağ, Bornova Belediye Başkanı Sırrı Aydoğan, Disk Bölge Temsilcisi Azat Fazla ve Ahmet Sarışın katıldı.”
Kocaoğlu ise yaptığı açıklamada. “’Yüksel’in, yaşamı boyunca CHP’nin başarılı olması için çalışmıştır. İzmir’i hem genel hem de yerel seçimlerde birinci parti yapmıştır. İzmir’de, il başkanı olarak efsane olmuş arkadaşımızın görevden alınması doğru değildir. Böyle başarılı ve kıymetli insanlar bu şekilde görevden alındığı müddetçe, CHP içinde kurultay sonrasında hepimizin sağlamak istediği dirlik, beraberlik ve iç çekişmelerden sıyrılıp iktidara yürüme arzusu ile çalışmalarımız güç kaybedecektir...”
20 Şubat 2005 - Kocaoğlu’nun kurultay öncesi İzmir’e gelen Genel Başkan Deniz Baykal’ı karşılamadığını ancak, il başkanlığı görevinden alınan Alaattin Yüksel’i havaalanına karşılamaya gittiğini belirten Bulgun, şöyle açıklamayı yaptı: "CHP’liler parti tüzüğüne ve ilkelerine göre hareket etmeli. Baykal’ı karşılamayan Kocaoğlu’nun Yüksel’i karşılamaya gitmesi hoş bir hareket değil. Yüksel’in görevden alınmasına ilişkin açıklama yapmasını da doğru bulmuyorum."
19 Ocak 2007: İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı CHP’li Aziz Kocaoğlu, İzmir Milletvekili Muharrem Toprak ve 48 CHP’li meclis üyesinin, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın ‘Gitmeyin’ talimatına karşın, 223 kişilik kafileyle Tayland gezisine gitmesi, partiyi karıştırdı.
Kocaoğlu’nun, Genel Merkez tarafından son 20 gündür geziyle ilgili uyarıldığı ortaya çıkarken, Baykal’ın son gün talimatına karşın 50 CHP’li, parti disiplin cezalarını göze alarak geziye gitti
07 Ekim 2007 : “Bugün bu faktörleri kafamda netleştirdim. Rahmetli Başkanımız Ahmet Piriştina’nın ardından Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevini hangi ahlaki ve siyasi gerekçelerle kabul ettiysem; bugün de aynı gerekçelerle İzmir Büyükşehir Belediyesi bayrağını, Sayın Genel Başkanımızın da uygun görmesi koşuluyla, Cumhuriyet Halk Partisi’nin şemsiyesi altında daha yukarılara taşımak istiyorum.”
CHP Genel Başkanı bu çerçevede Kocaoğlu’na nasıl güvensin?
Siz hiç seçildiği takdirde sizden kolay kopabilecek, gel gitleri yüksek birini Türkiye siyasetine ve CHP’ye açılım sağlayabilecek bir kenti teslim eder misiniz?

NOT: CHP’de hamur kardığımı ve iyi bir fırıncı olduğumu iddia eden Ümit Yaldız’ın politika muhabiri ve köşe yazarı olmasına destek veren biri olarak şu soruma da yanıt vereceğini tahmin ediyorum: “Ben fırıncı isem herkesin okuduğu ünlü klasik roman “Fırıncının Kızı”ndaki kız rolünü kim oynuyor acaba?”

YENİGÜN 13 - 10 - 2008

10 Ekim 2008 Cuma

Ah Azize vah Azize

Eskiden böyle bir şarkı vardı. Rebetiko kökenli bu parça son günlerde dilime dolandı. Nedenini anlamakta zorlanıyorum. Bu sütunun okuyucuları benden daha akıllıdır. Bu çerçevede bir de Güzin bulursam önümüzdeki 3.5 ay süresince sıfat sorununu çözmüş olacağım.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun başına gelen elim kaza nedeniyle kendisine bu sütundan geçmiş olsun dileğinde bulunuyorum. Sadece anlamadığım şey bu kadar siyasi gürültü arasında Kaz Dağları’nda ne aradığı idi...
Kocaoğlu danışmanlarından birini yolda gördüm ve “geçmiş olsun” dileğinde bulundum. “Darısı senin başına” yanıtı ile karşılaştım. Tabii ki her genç kızın başına gelebilir vakalar bunlar. Ama ben şu sıralar “outdoor” aktiviteleri yerine “indoor” aktivitelerini tercih ediyorum. Ayak kırma riskim daha düşük sanırım.
Buradan bir kez daha “geçmiş olsun” dileğimi yineliyorum. Tabii ki bölgedeki son sel felaketlerini de dikkate aldığımızda kendisinin ne kadar şanslı olduğunu bir kez daha belirtmek isterim. Zaten son 5 yılda yaşadıklarımıza baktığımızda Kocaoğlu’ndaki şansın paçalarından aktığını bile görebiliriz.
Hasan Tahsin benim hakkımda sanırım bugünlerde bir yazı kaleme alacakmış. Özellikle Kocaoğlu”nun danışmanları ile yaptığım sohbet kendisini çok etkilemiş. Önceden planlanmamış bir toplantıydı. Benim için de yararlıydı. Hasan’ın bu sohbetin altında buzağı aramak isteyeceğini biliyorum.
Sohbet sırasında bir kişinin toplantı ile ilgili kendisine e-mail göndermiş olması iki noktanın altını çizmemi gerektirdi. 1 – Hasan Tahsin’in büyükşehir istihbarat ağı gerçekten kuvvetli. 2 – Gelen bilgiyi doğru analiz etmeyi başarsa zaten sorun kalmayacak.
Yavuz Özmakas’ın Hrisosthomos üzerine kaleme aldığı kitaba önsöz yazmam birilerini fena halde üzmüş. Tabii ki konu Hrisosthomos, yayınevi Şenocak, yazar Yavuz Özmakas önsözcü ben. Birileri bu denklemden nasıl bir sonuç çıkaracak merak ediyorum.
CHP’nin pazar günü yapılacak olan il danışma kurulu toplantısı ertelendi. Bu kadar gürültünün üzerine toplantı yapılsaydı, çıkacak kavgada birkaç zayiat verilmesi olasılığı gerçekten çok yüksekti. Gerçi birileri kendi kendine zayiat vermeyi başarıyor ya...
Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun aday adayı açıklamasından sonra ilçe belediye başkanları da bazı demeçler vermeye başladı. Fakat açıkça söylüyorum bazılarını anlamakta zorlandım. Bugünlerde kimin eli kimin cebinde hiç belli değil anlaşılan.
Son bir haftada yazılanlar çizilenleri dikkate aldığımda Kocaoğlu – medya ilişkilerini de çözümleme şansım oluyor. Sanırım medya önümüzdeki günlerde daha da netleşecek ve taşlar bir bir dökülmeye başlayacak.
Bir geçmiş olsun da Macit Sefiloğlu’na... İki gün önce bir günlük küçük bir operasyon geçiren Macit Sefiloğlu’na geçmiş olsun derken, son günlerde kestirme furyasının sürdüğü İzmir’de neresini kestirdiği konusunda bazı çelişkili bilgiler aldığımı da belirtmek isterim

YENİGÜN 10 - 10 - 2008

8 Ekim 2008 Çarşamba

Baykal’ın tavrı

Televizyonun başına oturdum, Deniz Baykal’ın Grup toplantısını dinlemek için… Beklentim CHP Genel Başkanı’nın İzmir konusunda yapacağı önemli açıklamaydı.
Ne diyecekti Baykal?
“İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız Aziz Kocaoğlu’nun 2.5 milyonluk İzmir’de dün açıkladığı gibi bir sonraki dönem adayımız yine Kocaoğlu’dur” diyecekti.
Bekledim, bekledim, bekledim… Deniz Baykal her konuda konuştu, konuştu, konuştu… Biraz daha uzatsaydı Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş’ın geçen hafta düştükleri duruma bile değinecekti.
Ama ne çare…
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu hakkında tek bir söz söylemedi Baykal.
Bunu iki şekilde yorumlayabiliriz.
1 – Deniz Baykal önünde secdeye gelen Kocaoğlu’nu korumak, İzmir’de kendisini parçalamaya kararlı gazeteci güruhundan uzaklaştırmak için bu konuya değinmedi. Kendisini çok sevdiğini her toplantıda dile getiren Baykal’ın bu alicenap yaklaşımı son derece önemliydi.
2 – Deniz Baykal şaşkınmış. “Kim, adaylığını mı açıklamış, ne zaman, nerede, bizim niçin haberimiz yok. Nasıl yani. Atina’ya belediye başkanı mı oluyormuş. Papandreu ile görüşmüş mü?” şeklinde kısa ve mantıklı sorular sorduktan sonra devam etmiş: “Bu ülkede ve bu partide demokrasi var. Herkes istediği yere aday olma hakkına sahiptir. Tabii zamanı gelince yetkili kurullarımız aday adaylarını değerlendirecek, İzmir için en doğru isim ile devam etme kararı alacaktır.”
Kocaoğlu’nun yaptığı açıklamanın sarayı karıştırdığı açık. Bazı bürokratların ceplerinde istifa mektupları olduğu halde koridorlarda dolaştıkları gelen haberler arasında.
Neden mi?
Kaleme alınan açıklama ile basına internet ortamından aktarılan açıklama arasında farklılıklar bulunması. Kim ne zaman değiştirdi, kim neyi ekledi, kim neyi çıkardı? Sanırım Aziz Kocaoğlu bu bilgiden bizi mahrum bırakmayacaktır.
İl Başkanı Kemal Karataş’ın da bugün yaptığı açıklamaların ciddi değerlendirilmesi gerekiyor. Karataş’ın Deniz Baykal’ın İzmir’deki birinci temsilcisi olduğu unutulmamalı. Karataş bir şey diyor ise mutlaka genel merkezin bu deyişte bir parmağı vardır.
Bir not da Aziz Kocaoğlu’na… Gazetenin dünkü manşetinde Kocaoğlu aday adayı tanımlaması kullanılmış. Sabah saatlerinde gazeteyi arayan Kocaoğlu, “Benim basına geçtiğim metinde böyle bir tanımlama yok, tekrar bakın” demiş.
Ben tekrar baktım. Orada net biçimde aday adaylığı tanımlaması var. Ama tanımlama bu cümlelerle yapılmamış. Kocaoğlu kendi metninde yerden yere vurduğu isimleri de açıklamamış. Ama herkes bu isimlerin kimler olduğunu biliyor. Zaten metinde de bu zorlama söz konusu.
Biz bu metni Kocaoğlu’nun aday adaylığı şeklinde yorumladık.
Kocaoğlu bu metni “Ben adayım” şeklinde yorumluyorsa bu yorum sadece kendisine ve kendisi ile birlikte hareket eden medya mensuplarına aittir.
İkinci not da Kocaoğlu’na… Sağdan soldan eleştiri yazan gazetecilerin gazına kesinlikle gelmeyin. Bakın şimdi de sizi aday adayı konumuna düşürmeye çalışıyorlar. Bu abur cuburlara kesinlikle aldanmayın.
Gerekirse önümüzdeki hafta bir basın açıklaması daha yapın Ve aday adaylığınızı iyice netleştirin.

YENİGÜN 08 - 10 - 2008

7 Ekim 2008 Salı

Kocaoğlu’nun açıklaması

Basın toplantısından vazgeçen ya da vazgeçirilen Kocaoğlu dün sabah basına geçtiği açıklamada aday adayı bile demeyerek kafalarda yepyeni soru işaretleri yarattı.
Baykal’dan transit vize talebinde bulunan Kocaoğlu’nun, bana gelen otobiyografik açıklamasını şöyle okuyabiliriz:
“Sayın İzmirliler,
Bugüne kadar size verdiğim sözleri yerine getirmeyen, metroyu bitiremeyen, arsenikli su konusunu kamuoyundan saklayan, Piriştina döneminden kalan tüm projelerini engellemeye çalışan, kent ormanı projesini bile bir takım baskılar sonucu bitiren, EXPO’yu kaçıran, büyükşehir ekibini tuzla buz eden, televizyon programlarında iki kelimeyi bir araya getirme konusunda zorlanan, yanlış medya ilişkileri konusunda doktora yapan biri olarak, CHP bayrağını bir üst noktaya taşımak için Genel Başkan Deniz Baykal, Genel Sekreter Önder Sav ve dahi tüm genel merkez yöneticilerine internet ortamından sesleniyorum. Aslında bu seslenişi bir basın toplantısı şeklinde yapmak isterdim. Maalesef İzmir medyasına sızmış bazı abur cuburlardan dolayı açıklamamı internete çektim. Ben bir dönem daha ………..!!!!!
Sayın İzmirliler,
Bu açıklamam sonrası yazılacak yorumlara aldanmayın. Onlar bu kenti yamuk hale getirmeye çalışıyorlar. Ben ise düzeltmeye çalışıyorum. Yukarıdaki meziyetlere sahip bir belediye başkanı olarak sizi ne kadar sevdiğimi bir kez daha bu satırları kaleme alan yazarın üzerinden söylemek istiyorum. CHP bayrağını daha ileri taşıyacağımı saygılarımla belirtmek isterim. Bir dakika, CHP neredeydi, il binası taşındı mı? Konak ilçede mi taşındı? Nereye ya!!! Neden ben bilmiyorum bunu. Alaattin il başkanı değil mi? Kim, Kemal Karataş mı il başkanı? O da kim?
Sayın İzmirliler,
Biliyorsunuz genel başkan İzmir’e geldiği zaman hep beraber oluruz. Genel başkanım beni sever. Genel sekreterim ile de bir sorunum yoktur. Herkes ile iyi geçinmekteyim. İzmir örgütü de beni çok sever. Hep arkamdadır. O kadar adam aldım işe ama bazılarına hala yaranamadım. Olsun, yarın hepsini atarım gerekirse.
Sayın İzmirliler,
Çok konuşmak istemiyorum. İşim gücüm var benim, çalışıyorum. Daha okuyacağım 1341 dosya var. Büyükşehir bürokratlarına güvenmediğim için tüm dosyaları da okuyorum. Sırf sizin için. Bir dakika… Genel Sekreter Yardımcım Urla’ya gidecekmiş. Onun araba fişini imzalıyorum. Nerede kalmıştık. İşte durum böyle…
Sayın İzmirliler,
Sözlerime nihayet verirken bizzat ben bir kez daha genel başkanımı çok sevdiğimin altını bir kez daha çizmek istiyorum. Çizmek fiilinin aktif, çizilmek fiilinin ise pasif olduğunu gayet iyi biliyorum. Araya bu tür açıklamalar koyan yazarı da bizzat kınıyorum. Baykal’a karşı bir zamanlar yönelttiğim olumsuz tespitler için şimdi başımı taşlara vuruyorum.
Sayın İzmirliler,
Son bir kez daha yinelemek istiyorum, Sayın genel başkanım biricik siyasi arkadaşım ve dahi siyasi büyüğüm Deniz Baykal’ı çok seviyorum…

NOT 1: Hasan Tahsin’in bu açıklamayı nasıl yorumlayacağını şiddetle merak ediyorum.

NOT 2: Kocaoğlu açıklaması sırasında İstanbul’a kaçan bu nedenle yazı yazmayan Ümit Yaldız’ın bu seyahati planlarken açıklamanın yapılacağı günden haberi mi vardı yoksa.

YENİGÜN 07 - 10 - 2008

6 Ekim 2008 Pazartesi

Olasılıklar

Yazıyı kaleme aldığım 05 Ekim 2008 tarihi 16.41 saati bazında Aziz Kocaoğlu’nun Salı günü yapmayı planladığı “büyük açıklama” konusunda büyükşehirden henüz bir haber çıkmamıştı. İki gün sonra kullanılması istenen haberlere “ambargoludur, bir sonraki gün kullanın” ibaresi düşen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın kentin ve tabii CHP’nin önümüzdeki 5 yılını ciddi şekilde ilgilendirecek böyle bir açıklama için son günü beklemesi ilginç…
Son dakikaya kadar beklenmesinin bazı nedenleri olabilir.
1 – Yapılacak açıklamanın içeriği
A – Aday mı?
a – Vize alındı mı?
b – Vize kuyruğunda mı bekleniyor
c – Vize verilmeme olasılığı var mı?
d – Vizeciler dükkanı kapattılar mı?
B – Aday adayı mı?
a – Vizeye ihtiyaç var mı?
b – Transit vize geçerli mi?
C – Aday değil mi?
a – Böyle bir toplantıya ihtiyaç var mı?
b – Yeni parti arayışları söz konusu mu?
c – Kime destek verilecek?
2 – Toplantının şekli:
A – Basın açıklaması mı?
a – Bu kadar önemli bir konuda kuru açıklama yeterli mi?
b – Kendini bilmez bazı gazetecilerin daha sonraki yanıtı olmayan sorularından nasıl korunulacak?
B – Basın toplantısı mı?
a – Bir sürü soru ile uğraşılacak
b – Toplantı sırasında Ankara’dan gelebilecek ters bir açıklama karşısında ne yapılacak?
3 – Ankara’nın tavrı
A – Olumlu
a – İmkansız
b – Belki
B – Olumsuz
a – Kesinlikle
b – Belki
4 – İzmir örgütünün tavrı
A – Olumlu
a – Güldürmeyin insanı
b – Tavır bile sergilemeye gerek görmezler
B – Olumsuz
a – İlk kez doğru tahmin
b – Bana ne

NOT 1: Cumartesi günü İzmir’de yayınlanan bir gazete tüm kente birileri tarafından dağıtıldı. Gazetenin manşeti Kocaoğlu’nun Ankara’dan başkanlık için vize aldığı şeklindeydi. Orta sayfalarda da Büyükşehir’in nasıl çalıştığı anlatılıyordu. Herkes beklerken ve genel merkezin duruşu konusunda bilgi almaya çalışırken bir yerel gazetenin herkesi atlatması beni şaşkına çevirdi. Ancak aynı gazetenin Kocaoğlu’nun atanmasında önemli isimlerden biri olan Genel Sekreter Yardımcısı İstanbul milletvekili Mehmet Sevigen ismini bile yanlış yazması düşündürücüydü.

NOT 2 : Hasan Tahsin cumartesi günkü yazısında Kocaoğlu’na destek veren 16 akil adamın bir toplantı düzenlediğini yazmış. Ancak bu isimleri benim açıklamamı istemiş. Hasan Tahsin bir köşe yazarı ise bu isimleri kendi açıklamalı. Böylece hayatında ilk kez doğrudan hedef belirler. Kocaoğlu’nun sorun yaratan danışmanlarının isimlerini bile 2 ay sonra açıkladı. Üstelik Kocaoğlu 16 kişiye kaldıysa durum zaten vahim.

YENİGÜN 06 - 10 - 2008

3 Ekim 2008 Cuma

Herkes merak içinde

Herkes İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun İzmirlilerin bayram telaşı nedeniyle bayram sonrasına bıraktığı, ancak net bir tarih vermediği adaylık, aday adaylığı, aday adaylığına adaylık, aday adaylığının kamuoyunda netleştirilmesi vs. şeklindeki açıklamasına kilitlendi. Bu kadar kavram kargaşası yaratmayı başaran Kocaoğlu, bayram öncesi en azından biz garip kullarına biraz ipucu verseydi fena mı olurdu? İşin ilginci CHP Genel Merkezi de şaşkın.
Siyasi ritüellerin alaşağı edildiği konusunda da hemfikir genel merkez. Genel kanı şu:
“Bir büyükşehir belediye başkanı zaten adaydır. Aday adayları arasında bile değildir. Her zaman ayrı değerlendirilir. Bu sadece CHP için değil tüm siyasi partiler için geçerlidir. Kocaoğlu böyle bir açıklama ile neyi açıklayacak biz de merak ediyoruz. Üstelik açıklamanın zamanı bile belli değil.”
Genel merkez bir adım daha ileri gidiyor ve şu yargıyı dile getiriyor:
“Sakın bu açıklama aday olmadığına yönelik olmasın…”
Bana göre tabii ki değil. Bu kadar eleştiriye rağmen, projelerin geldiği durum ortadayken, arsenikli su krizinde yaşananlar İzmirliler tarafından dikkatle izlenirken, partinin her yapısı ile kavgalıyken “Yüzyılın yatırımını yaptım” açıklaması, narsizm tanımlamasını ortaya atanların bile şapka çıkaracakları cinsten.
Bu arada Kocaoğlu’na bir önerim olacak. Gerçi her şeyi bilen birine öneri sunmak biraz garip kaçacak ya…
Sayın Kocaoğlu… Hani seçime kadar biteceğini iddia ettiğiniz Üçyol-Üçkuyular metro hattı vardı ya… Şimdi seçim öncesi bu hattın en azından tünel inşaatının biteceğini iddia ediyorsunuz. O zaman vatandaşlar metro ile Üçyol’a kadar gelsinler. Oradan trafiğe takılmadan tüneli kullanarak Üçkuyular’a kadar yürüsünler.
Ne fikir ama değil mi? Gerçi siz de bunlardan çok var ama olsun.
İnternetten yazılarıma gelen bir eleştiriyi de buradan yanıtlamak isterim. Eleştiri şu:
“Kocaoğlu pergel yasası ile yeni eklenen ilçelere ve beldelere büyük yatırım yaptı. Oy patlaması yapacak oralarda.”
Doğrudur. Ancak İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bağlanan yerlerin nüfusu toplam nüfus içinde sadece yüzde 20. Yeterli yatırım alamayan diğer yüzde 80 ne düşünüyor acaba? Hem Kocaoğlu taşra dediğimiz alana bu kadar önem veriyorsa girsin il genel meclisine, başkan olsun daha çok yatırım yapsın o bölgelere.

NOT 1: Aziz Kocaoğlu’nun bazı gazeteciler ile yüzmeye gittiğini öğrenmek ilginç geldi bana. Üstelik bu seyahatlerde ne şoför ne de koruma varmış. Kocaoğlu arabayı bizzat kendi kullanıyormuş. Bir yaşıma daha girdim. Bu tür haberler artarsa erken yaşlanacağız anlaşılan.

NOT 2: Uzun süredir unutuyordum not olarak yazmayı. Bayram bitti kaleme alayım bari. AKP İzmir milletvekili İsmail Katmerci Ramazan gecelerini İsmail Hakkı Kırdı’nın Şelale adlı kahvehanesinde geçirdi. Ne zaman gece saat 24.00’te köpeğimi dolaştırmak için dışarı çıksam, Katmerci’yi nargile içerken görüyordum. Milletvekili ile görüşmek isteyenler Şelale’de beklesinler yeter…

YENİGÜN 03 - 10 - 2008

1 Ekim 2008 Çarşamba

Silahlar çekildi

Geçtiğimiz günlerde siyasete çok yakın bir köşe yazarı Kocaoğlu’nun yapacağı açıklamayı değerlendirmiş ve şu yorumda bulunmuş:
“CHP İl Başkanlığı’nın kendi partililerine yönelik ‘herkes ayağını denk alsın, kimse örgütün dışında hareket etmesin’ gibi sürekli tehdit-korku-baskı içeriğindeki salvolarına rağmen, Kocaoğlu halka verdiği sözden dönmeyecektir. İl Başkanlığı’nın neyi-niçin hedeflediği anlaşılamayan, belirsiz, üstü kapalı uyarıları karşısında sinip, asla geri adım atmayacaktır.”
Şaşırdım…
İktidar partisinin İzmir il başkanının yaptığı açıklama mutlaka gazetenin birinci sayfasına çıkartılırken, CHP İzmir İl Başkanı üzerine yapılan yorumu yadırgadım. Üstelik her gün haberi verilen başbakan Tayyip Erdoğan’ın 27 Mart 1994 yerel seçimlerine kadar İstanbul il başkanlığı görevi yaptığı dikkate alınmamış. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Kocaoğlu’nun 2001-2003 döneminde CHP Bornova İlçe Başkan Yardımcılığı görevini yürüttüğü de atlanmış. Örgüt mörgüt yok varsa yoksa ilişki ağı…
Balık hafızalı bir toplum olduğumuzu bilirdim ancak finansal yakınlaşmaların bilgiyi arka plana attığına ilk kez bu kadar net şahit oluyorum.
Neyse herkesin köşesi kendine… Biz konumuza dönelim.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı’nın bayram sonrasına bıraktığı açıklamayı merakla bekliyorum. Genelde Büyükşehir’in basın açıklamalarına katılmam. Ancak böyle bir açıklamayı kaçırmayacağımı kamuoyu bilgisine sunmak istiyorum.
Ancak tabii ki basın toplantısı yapılacaksa…
Anadolu’nun orta bölgelerindeki steplerden esen sert rüzgarlar kış kıyameti de beraberinde getiriyor gibi…
Kocaoğlu bu toplantıyı yaparsa genel merkez ile ilişkilerini koparma noktasına götürür. Daha doğrusu bu açıklama bir restleşmenin başlangıcı olur. Kocaoğlu bu tavrıyla, “Sizi bekleyemem. Ben bir belediye başkanı olarak yeniden adayım. İster seçersiniz, ister seçmezsiniz. Ama bensiz seçimlere girerseniz, kaybedersiniz. Bu konuda oynayacağım muhalif tutumu da umarım dikkate alırsınız” diyecek. Bu konuda biraz da CHP lideri Baykal’ın çekimserliği üzerine oynuyor.
Genel başkan ya bu resti göremeyecek, bir önceki yazımda yazdığım gibi Ankara’dan jet bir açıklama yaparak “Adayım Kocaoğlu” diyecek ya da “Ne oluyor kardeşim, otur oturduğun yere. İzmir üzerine ciddi bir çalışma yapmalıyız. Sonuçları görelim. AKP’nin adımlarını izleyelim. Ortak akıl ile bir yere varalım” ifadesini, kullanacak. Tabii daha diplomatik bir tavırla…
Aziz Kocaoğlu’nun örgütü toplamak istediğinde karşılaştığı olumsuz tavrı hepimiz biliyoruz. Ancak örgütün 12 Ekim’de İzmir’de genişletilmiş bir toplantı organize ettiğini kim biliyor. Kocaoğlu mu? Hiç sanmıyorum.
Aldığım bilgiye göre CHP İzmir İl Başkanı Kemal Karataş 12 Ekim’de gerçekleştirilecek genişletilmiş toplantıya, milletvekillerini, il yöneticilerini, ilçe başkanlarını, belediye başkanlarını, Büyükşehir belediyesi meclis üyeleri, il genel meclisi üyelerini davet edecek.
İl başkanının yapacağı örgüt toplantısında herkesin bulunacağından adım gibi eminim.
Üstelik Karataş’ın Kocaoğlu’ndan bir gün sonra Ankara’da olduğu ve Baykal ile uzun süre görüştüğü göz önüne alınırsa… Ve dahi Kocaoğlu’nun İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı olarak Ankara’da Baykal’ın kapısında Köyceğiz Belediye Başkanı ile CHP liderinin görüşmesini beklediği, bu nedenle uçağa bile zar zor yetiştiği bilgisi tarafımdan kamuoyu ile paylaşılıyorsa…
İzmir’de siyaset yazan arkadaşların kendi istekleri ve beklentileri ile değil, elde edecekleri bilgilerle doğru dürüst yorum yapmaları dileği ile…

NOT 1: CHP lideri Deniz Baykal birilerine “Hadi kardeşim” diyorsa o kişinin hemen Baykal’ın bulunduğu mekândan çıkması kendi siyasi geleceği açısından lehine olur.

NOT 2: Ümit Yaldız’ı çok Kocaoğlucu gördüm şu sıralar. Bornova havası etkili oluyor galiba. Kocaoğlu’nun kardeşi Hasan Tahsin de Bornova’da zaten.

NOT 3: Okurlarıma bir bayram mesajı da verelim: "İyi bayramlar.”

NOT 4: Büyükşehir Basın Bürosu’ndaki arkadaşlar, Kocaoğlu’nun toplantı gününü ve saatini önceden haber verirseniz hazırlık yapmak için zaman kazanabiliriz. Bir de şu toplantıyı çok erkene almayın, sabah sabah uykumuzdan fedakârlık edip yollara düşmeyelim.

YENİGÜN 01 - 10 - 2008