Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

3 Temmuz 2007 Salı

Kartlardaki beklentiler

Haftalardır CHP’de kartların yeniden karıldığı, ittifakların değişime girdiği yönünde tespitler yapılıyor. Neden?
Aslında kartların yeniden karılması 2009 yerel seçimleriyle ilgili.
Milletvekilliği adaylık süreci en fazla 24 koltuk için yapılan bir mücadeleydi.
Yerel seçimlerde ise belediye başkanlarının dışında, belediye meclis üyeleri il genel meclisi üyeleri belirlenecek. Yani koltuk sayısı ve bu koltuklara talip olan sayısı hayli yüksek.
Üstelik genel seçimlerde desteklediğiniz parti iktidar olmadığı taktirde, seçtiğiniz isimler 10 metrekare bürolarında oturan muhalefet milletvekilleri olmak dışında fazlaca dikkate alınmıyorlar.
Buna karşılık yerel yönetimler büyük bütçeleriyle iştah kabartıyor. İhalelerden, doğrudan harcamalara, iş taleplerinin yerine getirilmesinden, siyasetin desteklenmesine kadar bir çok işin merkezi yerel yönetimler…
İşte bu nedenle CHP’de kart karma tartışması öne çıkıyor bugünlerde.
Kartların asıl karılması ise 22 Temmuz akşamı başlayacak.
22 Temmuz aslında bir kırılma noktası…
Kartların karılması dışında, kartları karanların bile değişebileceği bir gün 22 Temmuz...
Türkiye’deki siyasal sistemin yaşadığı krizin de 22 Temmuz sonrasına ötelendiği dikkate alındığında 23 Temmuz sabahı ortaya çıkacak olan tablonun neler getireceği hayli önemli.
Üç ay sonra bu ülke cumhurbaşkanı seçemediği için yeniden bir genel seçime gidebilir. Ya da siyasal kriz biraz daha ötelenir ve erken genel seçimler yerel seçimlerle birleştirilebilir.
Ancak bu süreçte önemli olan kartları yeniden karacak olanların duruşları ve bakış açıları.
Türkiye bir yol ayırımında.
Siyasetin kendini yeniden üretmesi, doğru zemine oturtulabilmesi için yapılacak çok şey var.
23 Temmuz sabahı ortaya çıkacak sonuçlar öyle farklı olabiliri ki, bakarsınız Aslar papazlar, damlar hatta valeler bile yerlerinde duramayabilir.

***

Avrupa Birliği her ne kadar Türkiye ile müzakerelerinin bir bölümünü dondursa, Fransa Cumhurbaşkanı’nın etkisiyle bir başlığı müzakereye açmasa da süreç devam ediyor. Avrupa Birliği bu yıl Türkiye’nin kullanacağı fonlarda ciddi bir sıçrama gerçekleştirdi.
Artık çok büyük bütçelerle proje hazırlamak ve AB’ye sunmak olası… Üstelik bu bütçelerin daha da büyüme şansı var.
Bir tarafta Avrupa Birliği, diğer tarafta AB karşıtlığı…
Türkiye’nin 22 Temmuz’daki yol ayırımlarından biri de bu olacak…
Tüm dünyayı bir tarafa bırakarak kendi içen kapanacak bir Türkiye mi, yoksa dünya ile rekabet edebilecek demokrasisi gelişmiş bir Türkiye mi?

http://www.suleymangencel.com/ 03 - 07 - 2007

2 Temmuz 2007 Pazartesi

Kamuoyu bilgilenmek istiyor

Son aylarda yaşanan gelişmeler açıkça beni korkutuyor. Birileri gözaltına alınıyor, sorgulamalar sürüyor, ancak hiçbir zaman kamuoyuna net bir açıklama yapılmıyor. Bir önceki dönemde, gözaltı furyasında içeri alınanların akibeti konusunda bile kamuoyu bilgilendirilmiyor.
Ben gözaltına alınan kişilerle aynı düşüncede değilim. Ancak bu ülkede demokrasiden bahsediliyorsa, Türkiye’nin bir hukuk devleti olduğu ileri sürülüyorsa, AB ile müzakere devam ediyorsa bu sürecin de şeffaf yürümesi gerekiyor.
Birileri sanki bir düğmeye bastı ve kamuoyuna yeni bir tartışma alanı yaratıldı. Böylece Türkiye’nin değişimine zemin hazırlayacak pek çok şey geri plana atıldı.Hükümet bu konuda adım atmalı ve kamuoyunu net biçimde bilgilendirmeli.Her ne ise bu Ergenekon, bilgi ve belgeleriyle ortaya konulmalı ki, insanlar bu konuda daha doğru yorumda bulunabilsinler.
Eksik bilgi, kirli bilgi ile bir sonuca ulaşmak mümkün değil.
Türkiye’nin bir yol ayırımına geldiği çok açık ve net.
Bu yol ayırımında nelerle karşılaşabileceğimizi inanın kimse bilmiyor.
AKP kapatılacak mı, kapatılırsa nasıl bir siyasi model ortaya çıkarılacak? Kimsenin bu konuda net bir şey söyleyeceğini sanmıyorum.
Anayasa Mahkemesi’nin kararını tam olarak ne zaman vereceği bile bilinmiyor.
Bu kadar bilinemezcilik arasında sıkışan bir toplum var ortada.
Bazıları “Bana ne” deyip hiç ilgilenmiyor. Toplumun büyük bir bölümü önünü görmeden yaşamaya çalışıyor.
Türkiye nereye gidiyor sorusuna ilk kez yanıt vermekte zorlanıyorum.
Ortada o kadar çok bilinmeyen nokta var ki…
Ne söyleyebilirim ki…
Eğer Temmuz’da kapatılırsa şöyle olur, olay Kasım ayına sarkarsa böyle olur. AKP kapatılmaz siyasi yasaklar gündeme gelirse öyle olur.
Mart 2009’da yerel seçimler var. Tabii ki şimdilik var.
Olası bir erken genel seçimle birleştirilecek yerel seçimleri kasım ayında yaşayabiliriz.
Bu kadar bilinemezlik içerisinde Türk ekonomisinin nasıl yürüyeceği ise ayrı bir tartışma noktası.
Türkiye’nin AB üyeliği ise bir başka felaket.
Bu durumda “Ne iyi gidiyor” diye sorarsanız, “Hiçbir şey” yanıtını vermek dışında bir şey gelmiyor elimden.
Türkiye çok sıcak bir yazın tam ortasında. Ancak yüksek ısının sonbaharda da devam edeceği açık.
Biz burada olası yerel adaylardan bahsediyor. Bakarsınız hiç beklemediğimiz bir siyasi gelişim ile ve bu gelişmenin getireceği hiç beklemediğimiz adaylarla karşılaşabiliriz.
NOT 1: Hasan Tahsin’in dikkatine. Durum vahim.

NOT 2: Ümit Yaldız durumu önceden kavradı, tamamen magazin yazmaya başladı.

YENİGÜN 02 - 07 - 209

Dışarıdan Türkiye'ye bakış

Geçen hafta sonu Yunanistan’da olduğum için İzmir’deki seçim süreciyle fazla ilgilenemedim. Ama Yunanistan’da Türkiye’nin nasıl algılandığı konusundaki bazı tespitleri yapmam gerekiyor.
1 – Cumhuriyet mitingleri yükselen milliyetçiliğin yansıması olarak dikkate alınmış. Şeriat karşıtlığı ya da anti-islamist tavır yeterince algılanmamış.
2 – AKP’nin yaklaşımı daha demokratik bulunuyor. CHP ise Türkiye’deki demokrasinin gelişimini durdurmaya yönelik bir parti olarak değerlendiriliyor.
3 – Yükselen milliyetçi akımlar ve özellikle MHP’nin parlamentoya girecek olması Yunanlıları korkutuyor.
4 – Yunanlılar uluslararası ilişkiler çalışan, bölge sorunlarıyla ilgilenen CHP’li yöneticilerden, milletvekillerinden ve belediye başkanlarından memnun. Bu diyaloğu AKP’li siyasetçilerle kuramıyor. Ancak buna karşılık CHP’nin Ankara yönetiminden umutsuz.
5 – AB’nin Türkiye’ye karşı ikili oynadığının farkındalar. Bu konuda Türkiye’nin müzakerelere devam etmesi ve tam üye olması tezini savunuyorlar.

***

Biz gelelim Türkiye’ye ve İzmir’e… Ülkede hala bir seçim havası yok. Meydanlarda konuşan liderler, televizyonlarda tartışan siyasetçiler görülmesine karşılık toplum seçim heyecanı yaşamıyor. Bir kurumun İzmir’de yaptırdığı anketteki bir soruya verilen yanıt da bunu kanıtlar gibi.
Soru: Tatil programınızı 22 Temmuz seçimlerine göre mi yaptınız?
Yanıt: Hayır: Yüzde 87.34
Evet: Yüzde 12.66
Bu sonuç bile İzmir gibi cumhuriyet mitinglerinin en görkemlisini gerçekleştiren bir kentte halkın seçime bakışını göstermesi açısından önemli.
İzmir’de CHP birinci parti çıkacak. Bu kesin. Ancak kimse CHP’nin büyük bir farkla seçimi alacağını beklemesin. Ya da öyle bir beklentiye girilmesin.
Üstelik yeni meclisin 367 nedeniyle cumhurbaşkanlığı seçimi gibi yeni bir kriz ile karşı karşıya kalacağı unutulmasın…

***

CHP’de kartların karılması üzerine benim dışımda yazı yazan Yenigün Gazetesi’nden Ümit Yaldız, önceki günkü yazısında iki düzeltme yapmış. Düzeltmeler doğru. Ancak 22 Temmuz sonrası yeniden karılacak kartlarda bir çok isim yer değiştirebilir. Hatta bir çoğu farklı bir yerde yeniden bir arada olabilir. Kart karımında önemli olan AS ve papazların ne yapacakları. Ya da AS ve papaz olarak kimlerin tanımlanacağı…
Burası Türkiye. Hiç ummadığınız bir anda yeni AS ve papazlarla karşı karşıya kalma olasılığı da belirebilir.
O nedenle 22 Temmuz’a kadar sakin bir şekilde beklemek, ardından doğacak gelişmelere göre tavır belirlemek gerekiyor. Sanırım İzmir’de çok kişi de aynı tavrı sergilediği için şimdilik kimseden ses seda çıkmıyor.

http://www.suleymangencel.com/ 02 - 07 - 2007

29 Haziran 2007 Cuma

Θεοδωράκεια: Βήμα ειρήνης!

Τα «Θεοδωράκεια» ένας θεσμός που ξεκίνησε πριν τρία χρόνια με πρωτοβουλία του δημάρχου Χίου, Μάρκου Μενή, αποκτούν πλέον άλλη διάσταση.
Ο δήμαρχος Χίου, οι νομάρχες Λέσβου και Σάμου, εκπρόσωποι ΟΤΑ του βορείου Αιγαίου αλλά και Τούρκοι εκπρόσωποι ΟΤΑ όπως οι Ismail Aynur δήμαρχος Altinolouk και Cevat Durak δήμαρχος Κορδελιού Σμύρνης, πήραν χθες μέρος σε συνέντευξη τύπου στην Αθήνα για τις πολιτιστικές εκδηλώσεις «Θεοδωράκεια 2007» που θα πραγματοποιηθούν το καλοκαίρι σε παραλιακές περιοχές του Αιγαίου στην Ελλάδα και την Τουρκία.
Στόχος όπως είπαν της πρωτοβουλίας είναι «να στηρίξουμε και διευρύνουμε το θεσμό και να τον μετατρέψουμε σε ένα βήμα διαλόγου και συνεργασίας με τους γείτονες των απέναντι ακτών». Παρών στη συνέντευξη τύπου και ο ίδιος ο Μίκης Θεοδωράκης.
Ο Μίκης όπως είναι γνωστό γεννήθηκε στη Χίο, πέρασε τα πρώτα παιδικά του χρόνια στη Μυτιλήνη, βρέθηκε εξόριστος τα δύσκολα χρόνια του εμφυλίου στην Ικαρία, δηλαδή με δύο λόγια «όργωσε» τα νησιά του βορείου Αιγαίου τα οποία τον θεωρούν πολίτη τους. Σε όλη του τη διαδρομή, ιδιαίτερα τα τελευταία 30 χρόνια, κατέβαλε μεγάλες προσπάθειες, ανέλαβε πρωτοβουλίες, δημιούργησε τις προϋποθέσεις για την ανάπτυξη και εδραίωση καλών σχέσεων μεταξύ των λαών της Ελλάδας και της Τουρκίας.
«Αυτή την προσπάθεια, είπε ο Παύλος Βογιατζής, φιλοδοξούμε με τη δική του αρωγή, στήριξη και συμπόρευση να συνεχίσουμε με την πρωτοβουλία μας αυτή.».

Οι εκδηλώσεις

Ήδη ο δήμος Χίου στις 14 έως 16 Ιουλίου, οργανώνει μια σειρά από εκδηλώσεις στο πλαίσιο των «Θεοδωρακείων» σε συνεργασία με το δήμο του Cesme στην απέναντι ακτή. Η Σάμος σχεδιάζει τη διοργάνωση μιας συνάντησης με θέμα το ρόλο που μπορούν να παίξουν τα ΜΜΕ στην ανάπτυξη των ελληνοτουρκικών σχέσεων, στην αλληλογνωριμία και αλληλοκατανόηση μεταξύ των λαών μας.
Η Λέσβος ανέλαβε την πρωτοβουλία για τη διοργάνωση ενός forum δημάρχων και εκλεγμένων δημοτικών συμβούλων από τις δύο πλευρές, για την εδραίωση μιας τακτικής συνεργασίας και επικοινωνίας, και κοντά σε όλα αυτά η μουσική του μεγάλου Έλληνα συνθέτη που θα ακουστεί και στις δύο πλευρές του Αιγαίου στο πλαίσιο των εκδηλώσεων. «Για φέτος, είπε ο κ. Βογιατζής, στο πλαίσιο των εκδηλώσεων για τα “Θεοδωράκεια” εμείς αναλάβαμε να διοργανώσουμε μια συνάντηση των εκλεγμένων στην Τοπική Αυτοδιοίκηση από την τούρκικη ακτή, καθώς και των δημάρχων και νομαρχών από τα νησιά του Β. Αιγαίου, θέλοντας να συζητήσουμε το ρόλο που πρέπει να διαδραματίσουμε στις νέες συνθήκες που διαμορφώνονται σήμερα».

Και στη Λέσβο

Σύμφωνα πάντα με τον κ. Βογιατζή, «με τους Τούρκους δε γνωριζόμαστε όσο θα έπρεπε ή έστω τόσο, ώστε να μπορούμε να συνεννοούμαστε και να συνεργαζόμαστε χωρίς εμπόδια. Ένα τέτοιο πλαίσιο θα είναι τα «Θεοδωράκεια» από εδώ και μπρος, που θα στηρίζει τις πρωτοβουλίες που θα αναλαμβάνουμε και από τις δύο πλευρές, είτε εμείς, είτε οι Τούρκοι φίλοι και συνεργάτες.
Ο Μίκης Θεοδωράκης πέρασε τα πρώτα του παιδικά χρόνια στη Μυτιλήνη, άρα ο νομός Λέσβου δε θα μπορούσε να απουσιάζει από το προσκλητήριο αυτό. Ο πατέρας του μάλιστα, εργαζόταν στη νομαρχία, στο ίδιο ακριβώς κτήριο που και σήμερα στεγάζεται η Νομαρχιακή Αυτοδιοίκηση Λέσβου.
Η Τουρκία, υποψήφια για ένταξη στην Ευρωπαϊκή Ένωση, προχωράει άλλοτε με σταθερά βήματα και άλλοτε με καθυστερήσεις, ενώ η ελληνική κυβέρνηση δηλώνει –μέχρι και προχθές ακόμη– δια στόματος πρωθυπουργού ότι στηρίζει την ενταξιακή πορεία της γειτονικής χώρας.
Πιστεύω και υποστηρίζω ότι οι αυτοδιοικητικοί θεσμοί έχουν πολύ σημαντικό ρόλο να διαδραματίσουν προς την κατεύθυνση αυτή».
Ας σημειωθεί ότι δεν έχει ακόμα προσδιοριστεί η οριστική ημερομηνία των εκδηλώσεων στη Λέσβο, λόγω του ότι η Τουρκία βρίσκεται σε έντονη προεκλογική περίοδο, στην οποία συμμετέχουν φυσικά και οι εκλεγμένοι στην Τοπική Αυτοδιοίκηση. Πάντως, σύμφωνα με τους πρώτους υπολογισμούς θα πραγματοποιηθεί τέλη Αυγούστου με αρχές Σεπτεμβρίου.
Από αριστερά, οι Suleyman Gencel (δημοσιογράφος συντονιστής), Μανώλης Κάρλας (νομάρχης Σάμου), Μιχάλης Τριανταφυλλίδης, Παύλος Βογιατζής (νομάρχης Λέσβου ), Μίκης Θεοδωράκης, Δημήτρης Μάντικας (αντιδήμαρχος Χίου), Ismail Aynur (δήμαρχος Altinolouk) και Cevat Durak (δήμαρχος Κορδελιού Σμύρνης) πήραν μέρος σε συνέντευξη τύπου για τις πολιτιστικές εκδηλώσεις «Θεοδωράκεια 2007», που θα πραγματοποιηθούν το καλοκαίρι σε παραλιακές περιοχές του Αιγαίου στην Ελλάδα και την Τουρκία.

ΕΜΠΡΟΣ 29 - 6 - 2007

26 Haziran 2007 Salı

Damlar plase, valeler sürpriz

AS ve papazların koordinasyonunda yürüyen kart karma operasyonunda etkili olacak kartların başında geliyor damlar ve valeler. Her iki kağıdın önemli destek özellikleri var. Bu kağıtlar AS ve papazın daha güçlü olmasını sağlarken diğer taraftan tek başlarına etkin bir yapı oluşturabiliyor. Ama ben bu operasyonda valelerin önemine dikkat çekmek istiyorum.
Vale hareketli kağıttır, kendisinden aşağıda olan numaralı kağıtlarla yukarıdaki güçler arasındaki dengeyi sağlar.
Vale gücü elinde tutabildiği oranda papaz kadar değerli olabilir, dama asist yapabilir.
Bu nedenle kartların karılmasında vale sıfatını alacak isimler önümüzdeki sürecin belirleyici isimleri olabileceklerdir.
CHP’de bazı isimler kart karma konusunda kendilerinin ikili olarak değerlendirilmesinden rahatsız olduklarını belirttiler.
Evet, 2’li en küçük karttır. Ancak son elde bile oyunun seyrini değiştirebilecek bir özelliğe sahiptir. Dolayısıyla 2’li olmak bir oyunda dezavantaj iken diğer oyunda avantaj olarak değerlendirilebilir.

***

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun, Deniz Baykal’ın Tokat mitingini takip etmesi ve Baykal konuşurken platformda yeralması İzmir’de ilginç tespitlere neden oldu. Bir grup Kocaoğlu’nun Deniz Baykal ile ilişkilerini geliştirmek için çaba sarfettiğini belirtirken ağırlıklı bir grup ise İzmir’den umudunu kesen Kocaoğlu’nun 2009 yerel seçimlerinde Tokat’ın Erbaa ilçesini gözüne kestirdiğini, bunun için Deniz Baykal ile yakınlaşmaya çalıştığını iddia ediyor. Bakarsınız Kocaoğlu’nun bahtına Çemişgezek ilçesi de çıkabilir.

***

CHP’de seçim öncesi koordinasyon eksikliği devam ediyor. Her ne kadar Ankara’nın atadığı 4 milletvekili adayı, birinci ve ikinci bölgelerdeki milletvekilleri adaylarının toplu olarak İzmirlileri ziyaret etmelerine yönelik bir program hazırlamış olsalar da, çalışmaların çok eksik olduğu tüm partililer tarafından kabul ediliyor. Ortada ne sivil toplum örgütleri ziyareti var, ne de hemşeri dernekleri ile yakın temas. Adaylar tek tabanca gibi dolaşıyor, halkla birebir ilişki kurmaya çalışıyorlar. Sadece Ankara’dan yeni gelen ve İzmir’i hiç tanımayan vekil adayları birkaç partili ile birlikte İzmir’i turluyorlar.

***

Deniz Baykal bugün İzmir’de… Karşıyaka ve Bornova’da açılışlar yapacak, temel atma törenlerine katılacak olan Baykal’ın yarın yapılacak MYK öncesi İzmir’in nabzını tutacağı ve MYK’da İzmir il başkanlığına bir atama yapacağı konuşuluyor. İl başkanlığı için aday sayısı çok. Ancak Deniz Baykal’ın kendisine çok yakın bir ismi tercih edeceği belirtiliyor kulislerde.

http://www.suleymangencel.com/ 26 - 06 - 2007

25 Haziran 2007 Pazartesi

AS’ın gücü, papazın özelliği

CHP’de kartları tarif ederken, buna benzer bir yazı cumartesi günü Yenigün Gazetesi’nde İzmir’de son dönemin belki de tek politika muhabiri ve editörü Ümit Yaldız’dan geldi. Yaldız, CHP İzmir’i 4 kart tipinden yola çıkarak değerlendirmiş. Kartların gücüne göre grupları da isimlendiren Yaldız’ın bir iki küçük hata dışında yaptığı tespitler ve gruplamalar son derece doğru. Küçük hatalar da kartların yeniden karışmasından kaynaklanıyor.
Biz dönelim, yine kartlar üzerinden CHP’yi tanımlamaya çalışalım.
Cuma günkü joker tanımlamasından sonra kartların önemini vurgulayan AS’a geçelim.
AS bir liderlik göstergesidir. Diğer kartlara göre önemli bir üstünlüğü vardır. Ancak bu kartın takım oyunu oynamak dışında kendine benzer kartlarla birlikte hareket etmesi de mümkündür. Dolayısıyla kart hem takım oyununu oynar hem de kendi gücündeki kartlarla ortak hareket edebilir.
Partide AS sayısı belli… AS’ların ortaya koydukları tavırlar da… Ancak belirli olmayan listelerin oluşturulma sürecinde AS’ların hangi oyunu oynadıkları.
Takıma uygun renk hareketini mi yoksa güç dengelerini mi?
Bu soru netleştiği zaman CHP’de karılan kartların gizemi daha netleşecektir.
AS’ın sağ kolu papazlar da oynanan oyunun farkında. Ancak onlar daha fazla takım oyununa yatkın oldukları için şimdilik bir açıklamada bulunmuyorlar, oynanan sistem üzerine.
Belki onlar da sorguluyordur gelişmeleri. Ancak bu konuda sessiz kalmayı ve sürecin olgunlaşmasını bekliyor olabilirler.
Kartların yeniden karılma sürecinde AS’ların gücü önemli. Ancak papazların performansı belirleyecek önümüzdeki süreci. Bakalım Papazlar lokomotif olma özelliklerini ne kadar taşıyabilecekler?

***

Sinek ikili bazı oyunların açılış kartıdır. Daha doğrusu bu kartla oyunun seyrini oluşturabilirsiniz. Sinek ikili Çarşamba günü belli oluyor. Aslında Çarşamba günü ismi açıklanacak sinek ikili İzmir’deki güç dengesinin nasıl kurulacağına yönelik önemli bir mesaj verecektir CHP’lilere. Bu kartta simgelenecek olan isim bir sonraki dönemin belirleyici konumunda olabilecek ayrıca. Ve AS’lar sinek ikilinin açılımına göre bir pozisyon alacak, papazlar da bu açılımı iyi okuyarak harekete geçeceklerdir.
Jokerin bu oyundaki önemi çok büyük. Bakalım joker ne için ve hangi amaçla kullanılacak?
Dam ve valeleri yarınki yazıda ele alacağız. Oradaki dengeler de çok önemli.

NOT 1 : CHP İzmir il örgütünün acilen Med-line ile bir anlaşma yapması gerekiyor. 45 derece sıcaklıkta sabahtan akşama kadar koşturan milletvekili adaylarından birkaçı fire verebilir bu organizasyon ile.

NOT 2 : İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Kocaoğlu’nun CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın Tokat mitingine İzmir’den katılması son derece ilginçti. Kocaoğlu’nun yönettiği kentteki CHP organizasyonlarına soğuk bakarken, kendi memleketi Tokat’taki CHP mitingine katılması farklı yorumlara neden oldu. Bu yorumlar arasında öne çıkan yorum ise şu: “Kocaoğlu Deniz Baykal’ın kendisini silebileceği ihtimalini yeni görmeye başladı. Yaklaşan yerel seçimleri de dikkate alarak Genel merkez ve genel başkan ile ilişkilerini düzeltmek istiyor.”

http://www.suleymangencel.com/ 25 - 06 - 2007

22 Haziran 2007 Cuma

Birinci kart joker

CHP’de kartlar yeniden karılıyor son günlerin en popüler tanımlamalarından biri oldu. Kartlar yeniden karılıyor da bu karma çerçevesinde kim nerede olacak, yeni yapılanma nasıl oluşacak.
Maça ası önümüzdeki süreçte hangi kartlarla dokunacak
Kupa papazı gücü ölçüsünde sistemi yeniden kurgulayabilecek mi?
Karo valesi beklentilerine karşılık alacak mı?
Sinek damı, kendisinden talep edilen her şeye yanıt verecek mi?
Joker hangi oyun sistemi için kullanılacak.
Açılışın simgesi sinek ikili kendisine biçilen rolü gerçekleştirecek mi?
Tüm bu soruların yanıtlarını alabildiğimiz gün CHP İzmir’de kartların yeniden nasıl karıldığını anlamış olacağız.
Biz bugün itibarıyla jokerden başlayalım.
Destenin önemli kartlarından biri. Kendisine her noktada her şekilde görev verilebilir, istenilen noktada kullanılabilir. Kartın gücünü kimse yadsımıyor. Ancak joker tek başına bir şey ifade etmez. Bu nedenle bir takımın içerisinde olmak ve hareket alanını genişletmek zorundadır.
Jokerin bir işi sonuçlandırmada gücünün üzerinde hareket etme olasılığı da yüksektir. Ancak bu gücü yüksek kartlarla oynaması halinde yaratabilir.
Jokerin en zayıf özelliği bir kez kullanılabilir olmasıdır. Kendisine verilen görevi yerine getirdikten, kartların dağılımında etkili olduktan sonra bir kenara konabilir.
CHP İzmir’in bu dönemdeki jokeri kim olabilir?
Kartların yerleri netleştikçe jokeri tanımlamak daha kolaylaşacaktır.

***

EXPO konusunda Paris grubu ikiye bölünmüş durumda. Bir taraf sunumun başarılı geçtiğini, İzmir’in bu konuda önemli adımlar attığını, Milano’ya karşı avantajlı olduğunu savunuyor.
İkinci grup ise atı alanın çoktan Üsküdar’ı geçtiğini, Milano’yu yakalamamızın mümkün olmadığı yorumunda bulunuyor.
İki gün içerisinde birbirinden farklı iki bakış açısının geliştirilmesi akla bazı soru işaretlerini de beraberinde getiriyor tabii ki… Ancak bunları burada tartışmanın bir faydası yok. Sonuçta çıkar ilişkileri her alanda var.
Önümüzdeki günlerde gerçek EXPO’culardan iki kent arasındaki farkın neler olduğunu, İzmir’in avantaj ve dezavantajlarını daha iyi öğrenecek, EXPO kunusunu doğru noktaya çekmeye çalışacağız.
Ancak burada bir iki saptama yapmak gerekiyor:
1 – EXPO konusunda güçler çatışması hala sürüyor. Bu aşamada İzmir’in bu yarışı önde bitirmesi mümkün değil.
2 – Hükümet de dahil olmak üzere aslında kimse EXPO’yu Türkiye’ye istemiyor. Ancak yarışı mağlubiyetle bitirmenin sorumluluğunu üstlenmekten de kaçıyor.

http://www.suleymangencel.com/ 22 - 06 - 2007