Tüzük Kurultay’ı tartışması nihayet kent gündemine oturdu. Daha düne kadar her şeyi İzmir üzerinden ölçmeye çalışanlar durumun o kadar da kolay olmadığını, partinin iç ilişkilerinin, Türkiye siyasetinin de bu konuda önemli olduğunu nihayet kavradılar. Son iki gündür yapılan tartışmalarda tüzük kurultayının önemi yeterince vurgulanmaya başlandı.
İzmir Büyükşehir Belediyesi bile atacağı adımlarda yüzük kurultayını dikkate alıyor. Tabii bu aşamada bir Büyükşehir Belediye Başkanının böyle bir tarihi hatayı yapması sorgulanmak zorunda. Kentin yerel konularda ve siyaseti üzerinde yazı yazanların da böyle bir gelişmeyi atlamaları ilginç… Neyse yavaş yavaş olayın gerçek gündemini kavramaya başladılar.
* * *
Alabay Ailesi, Karşıyaka ve İzmir CHP siyasetinin iyi tanıdığı bir ailedir. Arif Alabay’ın liderliğinde ailenin yüzde 90’ının yerel seçimler öncesinde CHP’den istifa etmesi benim için bile bir sürpriz oldu. Arif Alabay’ın parti içerisinde yıllardır oynadığı aktif siyaseti dikkate aldığımda CHP Karşıyaka İlçe Başkanı Ertam Özen’in bu istifa furyası konusunda neler düşündüğünü merak ediyorum açıkçası… Tabii bu konuda örgütü çok iyi bilen CHP Genel Sekreteri Önder Sav’ın ne kadar bilgilendirildiği şeklinde soru sormamda bir sakınca yoktur diye düşünüyorum. Yılların CHP destekçisi bir aile partiden koparsa, birileri dönüp “Ne oluyor” demek zorunda. Özellikle yerel seçim öncesi…
NOT 1: İzmir’i çok iyi bildiğini ve hatta CHP siyasetinde aktif olduğunu belirten sevgili arkadaşımız Ümit Yaldız’ın Pasaport İskelesi’nden Karşıyaka yerine Bostanlı vapuruna binip, “Bir dakika… Benim Balçova’da ne işim var” dediğini biliyor musunuz? Aslında normal… Kocaoğlu ile Bornova’da Kaynana Cemal’in kahvehanesinde buluşmak ile maalesef İzmir öğrenilmiyor. Kılavuz karga olunca…
NOT 2: Hasan Tahsin’in durumu hayli ilginç. Son günlerde kendisini Büyükşehir belediye başkan aday adayları ile sıkça yemekte görmeye başladım. Son bir haftada 3 aday adayı ile yemek… Hasan Bey bu yemeklerin hesabını ağabeyine vermek zorunda.
YENİGÜN 31 - 10 - 2008
31 Ekim 2008 Cuma
29 Ekim 2008 Çarşamba
Kocaoğlu ipleri kopardı
CHP İl Başkanı Kemal Karataş ile Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu arasındaki kavgadan önce planlan ve İzmir siyasetinin konuşulacağı toplantıya Aziz Kocaoğlu katılmadı. İzmir Milletvekili Kemal Anadol, Manisa Milletvekili ve Deniz Baykal’ın yakın arkadaşı Şahin Mengü ile İl Başkanı Kemal Karataş’ın hazır bulunması planlanan yemeğe kamuoyunda yaşanan tartışmadan sonra Kocaoğlu ipleri tamamen koparttığını “göstermek için” boykot etti.
Yaptığı açıklamalarda genel merkeze aba altından sopa gösteren İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı sopayı artık herkese gösteriyor.
***
“CHP’nin içyüzü” açıklamasının siyasi dönüşlerini gazetenin dünkü manşetinde gördük. AKP İl Başkanı Aydın Şengül’ün açıklamalarına bir şey diyemem. Bir il başkanına böyle malzeme verilirse sonuç tabii ki böyle olacaktır…
***
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı bundan böyle şu noktalara dikkat etmek zorunda…
1 – Kamuoyu önünde konuşarak açıklama yapacak ise Delix, Atacand, Norvasc gibi tansiyon ilaçları unutmamalı...
2 – Gerekirse ek olarak Glipizid, Gliburid, Glimeprid gibi insülin eksiltmeye yönelik ilaçları yanında bulundurmalı.
3 – Yazılı açıklama yapacak ise yazıların siyasi bir danışman tarafından okunmasını sağlamalı, gönülden bağlı olduğu partisine zarar verecek tespitlerden kaçınmalı.
***
Tüzük kurultayı yazısı hayli ilgi çekti. Umarım Kocaoğlu da bu yazıyı okumuş ve partinin içinde özellikle Ankara’da yaşanan fırtınadan haberi olmuştur. Tüzük kurultayının parti içerisinde dengeleri tamamen değiştireceğini, adayların saptanmasında etkili olacağı da kesin. Bakarsınız bugün aday adayı olarak ortaya çıkan isimlerin belki de tamamı tüzük kurultayının sonucuna göre adaylık şansını kaybedebilirler.
Ancak şu bir gerçek, Deniz Baykal tüzük kurultayından başarı ile çıkarsa (Bu olasılık çok yüksek) partinin kimyasını olduğu gibi değiştirebilir. Bunun doğru ya da yanlış olduğunu tabii ki zaman ve CHP’nin yeniden örgütlenmesi gösterecek.
NOT 1: Kocaoğlu’nun en sadık kardeşi Hasan Tahsin, Kocaoğlu üzerine ilginç tespitlerde bulundu. Tahsin, Kocaoğlu’nun ikinci dönem de aday olması gerektiğini dile getirerek, “Bir şans daha verilmeli. Böylece ağabeyim ilk 4.5 yıl yaptığı büyük hataları temizleme şansı elde eder” dedi.
NOT 2: AKP’nin Güzelbahçe delegesi seçilen Halis Hayırlı, delege olduğunu gazetelerden öğrendi. Aynı zamanda AKP İl Başkanlığı Basın danışmanı olan, ancak parti üyesi olmadığını söyleyen Hayırlı’nın aniden delege olması kafaları karıştırdı. Demek ki AKP’nin de diğer partilerden pek farkı yok.
YENİGÜN 29 - 10 - 2008
Yaptığı açıklamalarda genel merkeze aba altından sopa gösteren İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı sopayı artık herkese gösteriyor.
***
“CHP’nin içyüzü” açıklamasının siyasi dönüşlerini gazetenin dünkü manşetinde gördük. AKP İl Başkanı Aydın Şengül’ün açıklamalarına bir şey diyemem. Bir il başkanına böyle malzeme verilirse sonuç tabii ki böyle olacaktır…
***
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı bundan böyle şu noktalara dikkat etmek zorunda…
1 – Kamuoyu önünde konuşarak açıklama yapacak ise Delix, Atacand, Norvasc gibi tansiyon ilaçları unutmamalı...
2 – Gerekirse ek olarak Glipizid, Gliburid, Glimeprid gibi insülin eksiltmeye yönelik ilaçları yanında bulundurmalı.
3 – Yazılı açıklama yapacak ise yazıların siyasi bir danışman tarafından okunmasını sağlamalı, gönülden bağlı olduğu partisine zarar verecek tespitlerden kaçınmalı.
***
Tüzük kurultayı yazısı hayli ilgi çekti. Umarım Kocaoğlu da bu yazıyı okumuş ve partinin içinde özellikle Ankara’da yaşanan fırtınadan haberi olmuştur. Tüzük kurultayının parti içerisinde dengeleri tamamen değiştireceğini, adayların saptanmasında etkili olacağı da kesin. Bakarsınız bugün aday adayı olarak ortaya çıkan isimlerin belki de tamamı tüzük kurultayının sonucuna göre adaylık şansını kaybedebilirler.
Ancak şu bir gerçek, Deniz Baykal tüzük kurultayından başarı ile çıkarsa (Bu olasılık çok yüksek) partinin kimyasını olduğu gibi değiştirebilir. Bunun doğru ya da yanlış olduğunu tabii ki zaman ve CHP’nin yeniden örgütlenmesi gösterecek.
NOT 1: Kocaoğlu’nun en sadık kardeşi Hasan Tahsin, Kocaoğlu üzerine ilginç tespitlerde bulundu. Tahsin, Kocaoğlu’nun ikinci dönem de aday olması gerektiğini dile getirerek, “Bir şans daha verilmeli. Böylece ağabeyim ilk 4.5 yıl yaptığı büyük hataları temizleme şansı elde eder” dedi.
NOT 2: AKP’nin Güzelbahçe delegesi seçilen Halis Hayırlı, delege olduğunu gazetelerden öğrendi. Aynı zamanda AKP İl Başkanlığı Basın danışmanı olan, ancak parti üyesi olmadığını söyleyen Hayırlı’nın aniden delege olması kafaları karıştırdı. Demek ki AKP’nin de diğer partilerden pek farkı yok.
YENİGÜN 29 - 10 - 2008
Etiketler:
Yerel Siyaset
27 Ekim 2008 Pazartesi
Kalemi alan yazıyor
Sonunda beklediğimiz oldu, İzmir’de hareket başladı… Bazıları bu hareketliliği algılamakta zorlanabilir, hatta eleştirebilir. Ancak siyasetin doğası bu…
Siyaset de birlikte hareket ettiği medyayı yeniden şekillendiriyor.
Kocaoğlu dün yaptığı açıklamada ilginç noktalara değindi. CHP İzmir İl Başkanı Kemal Karataş ile girdiği anlaşılmaz tartışma beni ilgilendirmez.
Benim dikkatimi çeken nokta Kocaoğlu’nun ve kendisini destekleyenlerin siyaseti ve üyesi oldukları partiyi hiç algılayamadıkları…
Buradan hem kendilerini hem de kamuoyunu bilgilendirmek gerekiyor. Aslında bu işin bana kalmaması gerekiyordu. Ancak çevrede olayları mantık zinciri içinde izleyemeyen ve küçük beyinleriyle ahkâm kesmeye çalışan o kadar insan var ki…
1 – CHP Aralık ayında tüzük kurultayı yapacak.
2 – Bu kurultayda bir önceki seçimli kurultayda oy kullanan delegeler yeniden oy kullanacak.
3 – Kurultay tüzük kurultayı olmasına karşılık delegelerin verdiği oylar ile aniden olağanüstü seçimli kurultaya dönüşebilir.
Bu süreç klasik bilinen süreç. Peki, tüzükte nasıl bir değişiklik bekleniyor?
1 – Genel başkan yardımcılıklarının sayıları artırılıyor.
2 – Teşkilattan sorumlu genel başkan yardımcılığı kuruluyor.
3 – Genel sekreter yardımcılıkları kaldırılıyor.
4 – Tamamen genel başkana bağlı teşkilatlanma komisyonu oluşturuluyor.
Tüzükte bazı başka önemli değişiklikler de yapılacak.
Ancak burada önemli olan genel başkan yetkilerinin artırılacağı ve partideki önemli bir makamın yetkilerinin ise kuşa döndürüleceği…
Tüzük, bizzat tüzük komisyonu tarafından reddedildi. Ancak Baykal bu taslak tüzüğü MYK’ya indirdi ve sadece bir karşıt oya karşı kabul ettirdi. Karşıt oyun yetkileri kısıtlanacak olan pozisyon sahibi tarafından verildiğini buradan açıklamaya gerek yok sanırım.
Tüzük kurultayında oy verecek olanların yüzde 95’inin yerel seçimlerde aday olduğunu, adayların kurultay öncesi açıklanması halinde Baykal’ın elindeki en büyük kozun kaçacağını, hatta tepkinin yayılması halinde Baykal’ın genel başkanlığının kurultayda sorgulanabileceğini düşünebiliyor musunuz?
Baykal elindeki kozu bırakmayacak. Listeleri kendi belirleyeceği için tüzük kurultayında oy kullanacakların tavrına bakacak, tüzüğü geçirecek, ardından adayları açıklayacak.
Bu süreci izlemeden “Şu adaylar açıklansın, şunu atayın” şeklindeki yazılar ve beklentiler ilkokul öğrencilerine hazırlanan okuma kitaplarındaki yazılardan ileri gitmez.
İzmir’de medyada yaşanan gelişmeleri de siyaset üzerinden okumak gerekiyor. Son atamalar kimin kime yakın olduğunu, siyasetin medya üzerindeki etkisini net biçimde ortaya koyuyor.
NOT 1: Kocaoğlu, 6 ay önce adaylığımı açıklayacağım diyeceğine, batırıyorsunuz bu partiyi sözleriyle kamuoyu yaratmak için çalışacağına, CHP’nin tüzük kurultayı yapacağına. Genel başkanın bu tüzük ile partiyi taşıyacağı yöne dikkat etseydi daha doğru bir partili olurdu. O zaman genel başkan da dâhil kimse onun partililiğini tartışmazdı.
NOT 2: Kocaoğlu adaylığını açıkladıktan sonra partiyi hiç tanımayan muhalif isimlerle Kaz Dağları’na gitmeseydi, ayağını kırmasaydı bugün bu açıklamayı yapmak zorunda kalmazdı. O zaman genel başkanı da, “Öyle mi, öyle mi, onlarla birlikte mi, kardeşim neden böyle yapıyor, Allah Allah” şeklinde tavır sergilemezdi.
SON NOT: CHP hakkında yazı yazan arkadaşları bütüne bakmaları konusunda bir kez daha uyarmak isterim.
YENİGÜN 27 - 10 - 2008
Siyaset de birlikte hareket ettiği medyayı yeniden şekillendiriyor.
Kocaoğlu dün yaptığı açıklamada ilginç noktalara değindi. CHP İzmir İl Başkanı Kemal Karataş ile girdiği anlaşılmaz tartışma beni ilgilendirmez.
Benim dikkatimi çeken nokta Kocaoğlu’nun ve kendisini destekleyenlerin siyaseti ve üyesi oldukları partiyi hiç algılayamadıkları…
Buradan hem kendilerini hem de kamuoyunu bilgilendirmek gerekiyor. Aslında bu işin bana kalmaması gerekiyordu. Ancak çevrede olayları mantık zinciri içinde izleyemeyen ve küçük beyinleriyle ahkâm kesmeye çalışan o kadar insan var ki…
1 – CHP Aralık ayında tüzük kurultayı yapacak.
2 – Bu kurultayda bir önceki seçimli kurultayda oy kullanan delegeler yeniden oy kullanacak.
3 – Kurultay tüzük kurultayı olmasına karşılık delegelerin verdiği oylar ile aniden olağanüstü seçimli kurultaya dönüşebilir.
Bu süreç klasik bilinen süreç. Peki, tüzükte nasıl bir değişiklik bekleniyor?
1 – Genel başkan yardımcılıklarının sayıları artırılıyor.
2 – Teşkilattan sorumlu genel başkan yardımcılığı kuruluyor.
3 – Genel sekreter yardımcılıkları kaldırılıyor.
4 – Tamamen genel başkana bağlı teşkilatlanma komisyonu oluşturuluyor.
Tüzükte bazı başka önemli değişiklikler de yapılacak.
Ancak burada önemli olan genel başkan yetkilerinin artırılacağı ve partideki önemli bir makamın yetkilerinin ise kuşa döndürüleceği…
Tüzük, bizzat tüzük komisyonu tarafından reddedildi. Ancak Baykal bu taslak tüzüğü MYK’ya indirdi ve sadece bir karşıt oya karşı kabul ettirdi. Karşıt oyun yetkileri kısıtlanacak olan pozisyon sahibi tarafından verildiğini buradan açıklamaya gerek yok sanırım.
Tüzük kurultayında oy verecek olanların yüzde 95’inin yerel seçimlerde aday olduğunu, adayların kurultay öncesi açıklanması halinde Baykal’ın elindeki en büyük kozun kaçacağını, hatta tepkinin yayılması halinde Baykal’ın genel başkanlığının kurultayda sorgulanabileceğini düşünebiliyor musunuz?
Baykal elindeki kozu bırakmayacak. Listeleri kendi belirleyeceği için tüzük kurultayında oy kullanacakların tavrına bakacak, tüzüğü geçirecek, ardından adayları açıklayacak.
Bu süreci izlemeden “Şu adaylar açıklansın, şunu atayın” şeklindeki yazılar ve beklentiler ilkokul öğrencilerine hazırlanan okuma kitaplarındaki yazılardan ileri gitmez.
İzmir’de medyada yaşanan gelişmeleri de siyaset üzerinden okumak gerekiyor. Son atamalar kimin kime yakın olduğunu, siyasetin medya üzerindeki etkisini net biçimde ortaya koyuyor.
NOT 1: Kocaoğlu, 6 ay önce adaylığımı açıklayacağım diyeceğine, batırıyorsunuz bu partiyi sözleriyle kamuoyu yaratmak için çalışacağına, CHP’nin tüzük kurultayı yapacağına. Genel başkanın bu tüzük ile partiyi taşıyacağı yöne dikkat etseydi daha doğru bir partili olurdu. O zaman genel başkan da dâhil kimse onun partililiğini tartışmazdı.
NOT 2: Kocaoğlu adaylığını açıkladıktan sonra partiyi hiç tanımayan muhalif isimlerle Kaz Dağları’na gitmeseydi, ayağını kırmasaydı bugün bu açıklamayı yapmak zorunda kalmazdı. O zaman genel başkanı da, “Öyle mi, öyle mi, onlarla birlikte mi, kardeşim neden böyle yapıyor, Allah Allah” şeklinde tavır sergilemezdi.
SON NOT: CHP hakkında yazı yazan arkadaşları bütüne bakmaları konusunda bir kez daha uyarmak isterim.
YENİGÜN 27 - 10 - 2008
Etiketler:
Yerel Siyaset
24 Ekim 2008 Cuma
Halkla birlikte
Deniz Baykal bugün İzmir’de… Sabah 10.30’da İzmir milletvekili M. Ali Susam’ın okul açılışını yaptıktan sonra İzmir’de dolaşacak. Belediye otobüsüne binecek, esnafla konuşacak, caddelerde yürüyecek, halkla yakın temas içinde olmaya çalışacak.
“Çalışacak” diyorum…
Çünkü yerel seçimlerde İzmir’deki koltuklara talip olanların sayısı ortalama 3 binin üzerinde. Eğer Deniz Baykal şehir turunda aday adaylarının arasına sıkışırsa, değil İzmir halkını, gökyüzünü bile göremez.
Burada bütün görev CHP İzmir İl Başkanı Kemal Karataş’a düşüyor. Karataş da bu işleri iyi bilir…
Aslında açılışta olmak gerekli… Deniz Baykal’ın aday adaylarına bakışını, tavrını görerek bir şeyler yorumlayabiliriz belki…
***
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı belediyedeki üç sızıntıyı arıyormuş. Çevresine bakmadan arıyorsa zorlanır. Bence bu işin kimlerden çıktığını araştıracağına şu metroyu gezdirse… Biz de metroyu bitirmeye çalışan Bozoğlu firması yetkilileriyle konuşsak. Tabii bulabilirsek. Buradan yineliyorum. Ben ve sanırım tüm gazeteciler Hatay-Üçyol metro hattının biten bölümlerini kendi gözleriyle görmek istiyorlar. Böylece gerçekten ne kadarının bittiğini, daha ne kadar kazılacağını, metro hattında herhangi bir “yamukluk” olup olmadığını netleştirebiliriz. Tabii ki metro ihalesini alan Bozoğlu firma yetkilileri de bize gerekli açıklamaları yapacaklarsa…
***
Televizyonda birkaç hafta önce Keçiören Belediye Başkanı Turgut Altınok ilçesindeki teleferik açılışını yaptı. Bildiğiniz gibi daha önce de Eyüp Belediyesi, Haliç’ten ünlü Pier Loti’ye teleferik hattı kurmuştu. Aslında şehir içinde teleferik hattı denince akla gelen ilk örnek Balçova’daki teleferikti. Nedense bu teleferik hattı Büyükşehir tarafından bakıma alındı. Hala bakılıyor.
Yenilenmesi konusunda ihaleler açıldı, ihaleler iptal edildi, yeni ihalelere başvuruldu vs… vs… vs… Üstelik tüm Türkiye’nin ihtiyacı olan teleferiklerin vagonları Atatürk Organize Sanayi’ndeki bir fabrikada üretiliyor. Sonra beni eleştiriyorlar, neden Kocaoğlu’nun çalışkan, başarılı ve dürüst bir belediye başkanı olduğunu kabul etmiyorsun diye. Ne yapayım? Hangi tarafa dönsem, geciken, bir türlü bitirilemeyen ve hatta işin ortasında vazgeçilen bir dizi proje ile karşılaşıyorum.
NOT: Bugün rahatım… En azından okuyucu sayımda hayli artış olacağını biliyorum. Bunun için de pek tabii İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’na sizin huzurlarınızda şahsen teşekkür ediyorum. Gördüğünüz gibi hep eleştirmiyorum.
YENİGÜN 24 - 10 - 2008
“Çalışacak” diyorum…
Çünkü yerel seçimlerde İzmir’deki koltuklara talip olanların sayısı ortalama 3 binin üzerinde. Eğer Deniz Baykal şehir turunda aday adaylarının arasına sıkışırsa, değil İzmir halkını, gökyüzünü bile göremez.
Burada bütün görev CHP İzmir İl Başkanı Kemal Karataş’a düşüyor. Karataş da bu işleri iyi bilir…
Aslında açılışta olmak gerekli… Deniz Baykal’ın aday adaylarına bakışını, tavrını görerek bir şeyler yorumlayabiliriz belki…
***
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı belediyedeki üç sızıntıyı arıyormuş. Çevresine bakmadan arıyorsa zorlanır. Bence bu işin kimlerden çıktığını araştıracağına şu metroyu gezdirse… Biz de metroyu bitirmeye çalışan Bozoğlu firması yetkilileriyle konuşsak. Tabii bulabilirsek. Buradan yineliyorum. Ben ve sanırım tüm gazeteciler Hatay-Üçyol metro hattının biten bölümlerini kendi gözleriyle görmek istiyorlar. Böylece gerçekten ne kadarının bittiğini, daha ne kadar kazılacağını, metro hattında herhangi bir “yamukluk” olup olmadığını netleştirebiliriz. Tabii ki metro ihalesini alan Bozoğlu firma yetkilileri de bize gerekli açıklamaları yapacaklarsa…
***
Televizyonda birkaç hafta önce Keçiören Belediye Başkanı Turgut Altınok ilçesindeki teleferik açılışını yaptı. Bildiğiniz gibi daha önce de Eyüp Belediyesi, Haliç’ten ünlü Pier Loti’ye teleferik hattı kurmuştu. Aslında şehir içinde teleferik hattı denince akla gelen ilk örnek Balçova’daki teleferikti. Nedense bu teleferik hattı Büyükşehir tarafından bakıma alındı. Hala bakılıyor.
Yenilenmesi konusunda ihaleler açıldı, ihaleler iptal edildi, yeni ihalelere başvuruldu vs… vs… vs… Üstelik tüm Türkiye’nin ihtiyacı olan teleferiklerin vagonları Atatürk Organize Sanayi’ndeki bir fabrikada üretiliyor. Sonra beni eleştiriyorlar, neden Kocaoğlu’nun çalışkan, başarılı ve dürüst bir belediye başkanı olduğunu kabul etmiyorsun diye. Ne yapayım? Hangi tarafa dönsem, geciken, bir türlü bitirilemeyen ve hatta işin ortasında vazgeçilen bir dizi proje ile karşılaşıyorum.
NOT: Bugün rahatım… En azından okuyucu sayımda hayli artış olacağını biliyorum. Bunun için de pek tabii İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’na sizin huzurlarınızda şahsen teşekkür ediyorum. Gördüğünüz gibi hep eleştirmiyorum.
YENİGÜN 24 - 10 - 2008
Etiketler:
Yerel Siyaset
22 Ekim 2008 Çarşamba
Mesnetsiz sorular
Mesnetsiz yazı yazan mesnetli biri olarak alındım, çok alındım…
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı önceki gün kaleme aldığım yazıya bir açıklama göndermiş.
“Tünelde sorun yok” başlıklı yazıya yapacağım tespit şu: Eğer söz konusu yazının oluşmasına kaynak teşkil eden 3 kişinin isimlerini buradan açıklarsam en çok Aziz Kocaoğlu üzülür. Arkadaşlık ilişkisinin geldiği noktaya üzülür, savunduğu ekip anlayışının yıkılışına üzülür, genel merkezle olan siyasi ilişkilerinin durumuna üzülür. Sayın Büyükşehir belediye başkanımın bu kadar üzülmesine gönlüm razı olmaz. Çevresine bir baksın, önünü arkasını iyice kontrol etsin…
Açıklamanın bazı ilginç noktalarına dikkat çekmek ve bazı soruları gündeme taşımak istiyorum:
İBB: Tünel kazılarımızdaki orijin noktaları uydudan alınıp yeryüzüne, oradan da tünele aktarılmaktadır. Bu işlem ayrıca en ileri teknolojiyle donatılmış lazerli cihazlarla onaylanarak çalışmalarda çapraz kontrol sistemi uygulanmaktadır. Söz konusu yöntem, tünel inşaatlarında kullanılan en son teknolojidir.
Mesnetsiz yazı yazan yazarın soruları:
1 – Yeraltında en son teknoloji kullanıldığı iddia edilmesine karşı yer üstünde neden 19. yüzyıl teknolojisi kullanılıyor. Renkli Durağı önünde 1 ay önce açılan deliğin çevresine gelişigüzel sıralanan taşlar ve 3 metreden bile görülemeyen kırmızı bir ışık var. Son 5 gün içerisinde bu taşlara çarpıp otomobillerinin ön tarafını asfalta bırakan sürücü sayısı 6…
2 – Hakimevleri Durağı’nda açılan deliğin çevresinde ise neden koruma bariyeri bile yok? Önceki gün karşıdan karşıya geçmekte olan iki kişi bu deliğe az daha düşüyordu. Neyse ki kolkola oldukları için biri diğerini kurtardı.
3 – Hatay’ın aynı bölümünde trafik ışıkları hiç çalışmıyor. Eskiden en azıdan yanıp sönen sarı ışıklar vardı. Şimdi onlar da iflas etti. Sinyalizasyon sisteminin iflası ile ultra teknolojik tünel inşaatı arasında bir ilişki var mıdır?
İBB: Türkiye’de yapımı sürmekte olan benzer tipteki projeler içinde en zorlarından biri olan Üçyol-Üçkuyular hattı metro tünelinin kazı ve destekleme işlerinde son aşamaya gelinmiştir. Hat tünelinin tamamlanmasında son 90 metrede çalışılmaktadır.
Mesnetsiz yazı yazan yazarın diğer soruları:
1 – 5.5 kilometre uzunluğundaki bir hattın son 90 metresi kazılıyorsa, neden bugüne kadar basın mensupları aşağıya bir kez bile indirilmedi, belediyenin medyaya gönderdiği fotoğraflarla idare edildi. Aşağıda neyi görmemizden korkuluyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Marmaray Projesi için yeraltına aylık basın turu düzenliyor.
2 – Tünelin kazılmayan 90 metresi var ise kod farkının olup olmadığı nereden biliniyor? Belediye madem bu kadar emin ise neden tünellerin birleşmesinde işçiler bayram yapıyor?
3 – Tünel bittikten sonra kod farkı olan bölgenin diğer bölgelere göre daha geniş olacağı tahmin ediliyor. Şayet bir gün aşağıya inebilirsek fark dolayısıyla genişletilen bölgenin lamba gibi karşımızda olacağından eminim. Tabii bizi o bölgeye götürürlerse.
Mesnetsiz yazı yazan yazarın en son soruları:
İBB: Tünel beton kaplama imalatları ve kemer beton kaplama işleri süratle devam etmektedir.
1 – Metroyu yapan şirketin yani Bozoğlu’nun son durumu nedir? Şirketin Büyükşehir’den alamadığı ödenekler dolayısıyla ödeme güçlüğü içine girdiği, bu nedenle işin yavaşladığı iddia ediliyor.
2 – Beni bilgi edinme yasası gibi bürokratik işlemlerle uğraştırmayın. Önceki günkü habere nasıl yanıt verdiyseniz aynı hızda bunlara da yanıt verin. Hatta Kocaoğlu ile yine yanıt için İZSU’da toplanın. Bu metro Bayındır’a verilen ihale bedeline göre 91 milyon dolara yapılacaktı. İnşaatın yüzde 10’u tamamlandıktan sona yeniden ihale edildi ve 136 milyon 493 bin 246 YTL’ye Bozoğlu’na gitti. Bozoğlu ortaya çıkan engellerden dolayı ek para talebinde bulundu mu?
3 – Birinci ihalede doğru dürüst iş yapılsaydı, ihale TMSF’nin elindeki şirket yerine, 119.952.593 YTL, 97 Ykr ile ikinci olan Tinsa Ltd. – Uğur Ltd. İş Ortaklığı’na verilseydi, iş zamanında bitirilseydi, metro iki yıl işletildiği için İzmir ne kadar kazanacaktı? Gördüğünüz gibi ikinci ihalede yüde 10’u biten metro için Bozoğlu’nun verdiği para bile birinci ihalede ikici olan firmadan yüksek.
Mesnetsiz yazı yazan yazarın “The last” sorusu.
Yukarıdaki örneklerden yola çıkarak Kocaoğlu sizce dürüst, çalışkan ve başarılı bir belediye başkanı mı?
NOT: Google Earth ile uydudan kendi oturduğum apartmanın koordinatlarını buluyor, cep telefonumdan yabancı bir kentte nereye, nasıl ulaşacağım konusunda yine uydu teknolojisine başvuruyorum. Acaba ben son teknolojini ürünü bir gazeteci miyim?
YENİGÜN 22 - 10 - 2008
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı önceki gün kaleme aldığım yazıya bir açıklama göndermiş.
“Tünelde sorun yok” başlıklı yazıya yapacağım tespit şu: Eğer söz konusu yazının oluşmasına kaynak teşkil eden 3 kişinin isimlerini buradan açıklarsam en çok Aziz Kocaoğlu üzülür. Arkadaşlık ilişkisinin geldiği noktaya üzülür, savunduğu ekip anlayışının yıkılışına üzülür, genel merkezle olan siyasi ilişkilerinin durumuna üzülür. Sayın Büyükşehir belediye başkanımın bu kadar üzülmesine gönlüm razı olmaz. Çevresine bir baksın, önünü arkasını iyice kontrol etsin…
Açıklamanın bazı ilginç noktalarına dikkat çekmek ve bazı soruları gündeme taşımak istiyorum:
İBB: Tünel kazılarımızdaki orijin noktaları uydudan alınıp yeryüzüne, oradan da tünele aktarılmaktadır. Bu işlem ayrıca en ileri teknolojiyle donatılmış lazerli cihazlarla onaylanarak çalışmalarda çapraz kontrol sistemi uygulanmaktadır. Söz konusu yöntem, tünel inşaatlarında kullanılan en son teknolojidir.
Mesnetsiz yazı yazan yazarın soruları:
1 – Yeraltında en son teknoloji kullanıldığı iddia edilmesine karşı yer üstünde neden 19. yüzyıl teknolojisi kullanılıyor. Renkli Durağı önünde 1 ay önce açılan deliğin çevresine gelişigüzel sıralanan taşlar ve 3 metreden bile görülemeyen kırmızı bir ışık var. Son 5 gün içerisinde bu taşlara çarpıp otomobillerinin ön tarafını asfalta bırakan sürücü sayısı 6…
2 – Hakimevleri Durağı’nda açılan deliğin çevresinde ise neden koruma bariyeri bile yok? Önceki gün karşıdan karşıya geçmekte olan iki kişi bu deliğe az daha düşüyordu. Neyse ki kolkola oldukları için biri diğerini kurtardı.
3 – Hatay’ın aynı bölümünde trafik ışıkları hiç çalışmıyor. Eskiden en azıdan yanıp sönen sarı ışıklar vardı. Şimdi onlar da iflas etti. Sinyalizasyon sisteminin iflası ile ultra teknolojik tünel inşaatı arasında bir ilişki var mıdır?
İBB: Türkiye’de yapımı sürmekte olan benzer tipteki projeler içinde en zorlarından biri olan Üçyol-Üçkuyular hattı metro tünelinin kazı ve destekleme işlerinde son aşamaya gelinmiştir. Hat tünelinin tamamlanmasında son 90 metrede çalışılmaktadır.
Mesnetsiz yazı yazan yazarın diğer soruları:
1 – 5.5 kilometre uzunluğundaki bir hattın son 90 metresi kazılıyorsa, neden bugüne kadar basın mensupları aşağıya bir kez bile indirilmedi, belediyenin medyaya gönderdiği fotoğraflarla idare edildi. Aşağıda neyi görmemizden korkuluyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Marmaray Projesi için yeraltına aylık basın turu düzenliyor.
2 – Tünelin kazılmayan 90 metresi var ise kod farkının olup olmadığı nereden biliniyor? Belediye madem bu kadar emin ise neden tünellerin birleşmesinde işçiler bayram yapıyor?
3 – Tünel bittikten sonra kod farkı olan bölgenin diğer bölgelere göre daha geniş olacağı tahmin ediliyor. Şayet bir gün aşağıya inebilirsek fark dolayısıyla genişletilen bölgenin lamba gibi karşımızda olacağından eminim. Tabii bizi o bölgeye götürürlerse.
Mesnetsiz yazı yazan yazarın en son soruları:
İBB: Tünel beton kaplama imalatları ve kemer beton kaplama işleri süratle devam etmektedir.
1 – Metroyu yapan şirketin yani Bozoğlu’nun son durumu nedir? Şirketin Büyükşehir’den alamadığı ödenekler dolayısıyla ödeme güçlüğü içine girdiği, bu nedenle işin yavaşladığı iddia ediliyor.
2 – Beni bilgi edinme yasası gibi bürokratik işlemlerle uğraştırmayın. Önceki günkü habere nasıl yanıt verdiyseniz aynı hızda bunlara da yanıt verin. Hatta Kocaoğlu ile yine yanıt için İZSU’da toplanın. Bu metro Bayındır’a verilen ihale bedeline göre 91 milyon dolara yapılacaktı. İnşaatın yüzde 10’u tamamlandıktan sona yeniden ihale edildi ve 136 milyon 493 bin 246 YTL’ye Bozoğlu’na gitti. Bozoğlu ortaya çıkan engellerden dolayı ek para talebinde bulundu mu?
3 – Birinci ihalede doğru dürüst iş yapılsaydı, ihale TMSF’nin elindeki şirket yerine, 119.952.593 YTL, 97 Ykr ile ikinci olan Tinsa Ltd. – Uğur Ltd. İş Ortaklığı’na verilseydi, iş zamanında bitirilseydi, metro iki yıl işletildiği için İzmir ne kadar kazanacaktı? Gördüğünüz gibi ikinci ihalede yüde 10’u biten metro için Bozoğlu’nun verdiği para bile birinci ihalede ikici olan firmadan yüksek.
Mesnetsiz yazı yazan yazarın “The last” sorusu.
Yukarıdaki örneklerden yola çıkarak Kocaoğlu sizce dürüst, çalışkan ve başarılı bir belediye başkanı mı?
NOT: Google Earth ile uydudan kendi oturduğum apartmanın koordinatlarını buluyor, cep telefonumdan yabancı bir kentte nereye, nasıl ulaşacağım konusunda yine uydu teknolojisine başvuruyorum. Acaba ben son teknolojini ürünü bir gazeteci miyim?
YENİGÜN 22 - 10 - 2008
Etiketler:
Yerel Siyaset
20 Ekim 2008 Pazartesi
Durum gerçekten vahim
Mısır hükümeti Kızıldeniz’in altına tüp geçit yapmak için ihale açar. İhaleye İngiltere’den, Amerika’dan, Japonya’dan ve Türkiye`den de Temel’in firması olmak üzere birer firma katılır. Firmaları teker teker mülakata çağırırlar ve teknik bilgi isterler. İngiliz firması, “Biz iki taraftan da eşzamanlı olarak tüneli kazmaya başlarız ve denizin altında tam ortada buluşuruz. Tüneller arasında maksimum 1 metre fark olur. 30 metre enindeki tünelde de 1 metreyi rahatlıkla düzeltiriz” der. Amerikan firması, “Biz de iki taraftan kazmaya başlarız ve tam ortada buluşuruz maksimum 50 cm fark olur” der. Japon firması, “Biz iki taraftan kazmaya başlarız ve tam ortada buluşuruz. Maksimum fark 20 cm olacak” diye belirtir. Sıra bizim Temel’e gelir. Temel “Valla biz de iki taraftan kazmaya başlarız. Ortada buluştuk buluştuk, buluşamadık iki tüneliniz olur” der.
İzmir’de de çok yakında iki tünelimiz olacak gibi. Çünkü Hatay tünellerinin son bağlantısında sorun yaşandığı, iki noktadan kazılan tünellerin bağlantı noktalarında ortaya çıkan farkın düzeltilmesinin ciddi zaman alacağı tartışılıyor Büyükşehir koridorlarında.
Üstelik Hıfzısıhha ile Üçkuyular arasında yaşanan ciddi sorunlar nedeniyle Bozoğlu firmasının da ödeme güçlüğü içine girdiği ve işin durduğu gelen bilgiler arasında…
İzmir’i demir ağlarla öreceğiz ana sloganı ile 4.5 yıl geçirdik.
Sonuç ortada…
Üçyol – Üçkuyular hattı bir başka bahara kaldı. Bu gidişle 2014 seçimlerine bile yetişmesi kolay görünmüyor. Üstelik bu hatta harcanan para ilk ihalede belirlenen fiyatın iki katına ulaştı. Ve bu parayı bizler ödüyoruz. Menderes – Aliağa hafif raylı sistemi ise içinde barındırdığı sorunların dışında şimdi de sinyalizasyon engeline takıldı. Bu engel ne zaman aşılır. Hiç bilinmiyor. Bornova’da yarım bırakılan metro hattının ne olacağı ise hiç tartışılmıyor bile. Bugüne kadar harcanan paraların üzerine su içeceğiz gibi…
Bari su içerken zehirlenmeyelim dedik. Ama baktık ki su bile arsenikli. Ortalık karışınca alelacele yapılan bir ihale ile suyun arıtılması gündeme geldi. Umarız bu ihale seçim öncesi biter. İki günde bir belediyenin basın birimi “Dünyanın en büyük arsenik arıtmasını yapıyoruz” şeklinde açıklamalar yapıyor. Keşke tartışmalar yaşanmadan düğmeye basılsaydı, CHP’nin ileri gelenleri, partiyi ve Kocaoğlu’nu kurtarmak için kendilerini kurtların önüne atmak zorunda kalmasalardı.
Bazen yazılarımın altına internette yorum yapılıyor ve Kocaoğlu’nun dürüst bir belediye başkanı olduğu vurgulanıyor.
Doğrudur. Ancak bir kişinin belediye başkanı olması için yeterli mi sadece dürüst olması. Benim tanıdığım ve Kocaoğlu’ndan daha dürüst onlarca insan var. O zaman onları başkan yapalım. Kocaoğlu’nun dürüst olması yukarıdaki başarısızlıkları örtmüyor.
Bizzat ben Kocaoğlu’nun bu başarısızlıklarından dolayı yeniden aday olmasına karşıyım.
Aslına varolan belediye başkanımızın başarısızlıklarını kaleme almaya başlasam seçime kadar bitiremem. Genel merkez İzmir adayına karar verirken tüm bu tartışmaları göz önüne alacaktır. Zaten genel merkezin bugüne kadar kafası net olsaydı bir yıl öncesinden Kocaoğlu ile yürüneceği mesajını verirdi. Ama o mesaj bir türlü gelmiyor. Tabii ki gelmez.
Deniz Baykal’ın kaderi İzmir’e bağlı. Baykal, Erdoğan’ın söylemlerinden sonra yaptığı açıklamalarla kaderini gerçekten İzmir’e bağladı. Siyasi kariyerini bir kente bağlayan bir lider zorunlu olarak tüm parametrelere bakacaktır. Bu parametreler arasında kentin önümüzdeki 5 yıl nasıl yönetileceği maddesi belirleyici maddelerden biri olacaktır.
NOT 1: Ben böyle bir kemik görmedim. Hem medyatik, hem biyonik. 10 günde yatakta, sonra hemen ayakta… Mazlum rolü kısa sürdü ama olsun. Önemli olan kamuoyu önünde oynanacak oyundu. Başarılı da olundu.
NOT 2: Belediye başkanı üzerine muhalefet yapmam (Sanırım bazı nedenlerden dolayı tek başınayım. Olsun daha önce de bazı isimlere yönelik tek kişilik muhalefet yapmış ve başarıya ulaşmıştım.) kentin önümüzdeki 5 yılını düşünmemden kaynaklanmaktadır. Bazıları kendi geleceğini düşünüyorsa o, onların bileceği bir iştir.
NOT 3: Keşke herkes yalpalamadan net fikirlerini ortaya koyabilse. Kapı arkasında başka, kamuoyu önünde başka şeyler söylemese…
YENİGÜN 20 - 10 - 2008
İzmir’de de çok yakında iki tünelimiz olacak gibi. Çünkü Hatay tünellerinin son bağlantısında sorun yaşandığı, iki noktadan kazılan tünellerin bağlantı noktalarında ortaya çıkan farkın düzeltilmesinin ciddi zaman alacağı tartışılıyor Büyükşehir koridorlarında.
Üstelik Hıfzısıhha ile Üçkuyular arasında yaşanan ciddi sorunlar nedeniyle Bozoğlu firmasının da ödeme güçlüğü içine girdiği ve işin durduğu gelen bilgiler arasında…
İzmir’i demir ağlarla öreceğiz ana sloganı ile 4.5 yıl geçirdik.
Sonuç ortada…
Üçyol – Üçkuyular hattı bir başka bahara kaldı. Bu gidişle 2014 seçimlerine bile yetişmesi kolay görünmüyor. Üstelik bu hatta harcanan para ilk ihalede belirlenen fiyatın iki katına ulaştı. Ve bu parayı bizler ödüyoruz. Menderes – Aliağa hafif raylı sistemi ise içinde barındırdığı sorunların dışında şimdi de sinyalizasyon engeline takıldı. Bu engel ne zaman aşılır. Hiç bilinmiyor. Bornova’da yarım bırakılan metro hattının ne olacağı ise hiç tartışılmıyor bile. Bugüne kadar harcanan paraların üzerine su içeceğiz gibi…
Bari su içerken zehirlenmeyelim dedik. Ama baktık ki su bile arsenikli. Ortalık karışınca alelacele yapılan bir ihale ile suyun arıtılması gündeme geldi. Umarız bu ihale seçim öncesi biter. İki günde bir belediyenin basın birimi “Dünyanın en büyük arsenik arıtmasını yapıyoruz” şeklinde açıklamalar yapıyor. Keşke tartışmalar yaşanmadan düğmeye basılsaydı, CHP’nin ileri gelenleri, partiyi ve Kocaoğlu’nu kurtarmak için kendilerini kurtların önüne atmak zorunda kalmasalardı.
Bazen yazılarımın altına internette yorum yapılıyor ve Kocaoğlu’nun dürüst bir belediye başkanı olduğu vurgulanıyor.
Doğrudur. Ancak bir kişinin belediye başkanı olması için yeterli mi sadece dürüst olması. Benim tanıdığım ve Kocaoğlu’ndan daha dürüst onlarca insan var. O zaman onları başkan yapalım. Kocaoğlu’nun dürüst olması yukarıdaki başarısızlıkları örtmüyor.
Bizzat ben Kocaoğlu’nun bu başarısızlıklarından dolayı yeniden aday olmasına karşıyım.
Aslına varolan belediye başkanımızın başarısızlıklarını kaleme almaya başlasam seçime kadar bitiremem. Genel merkez İzmir adayına karar verirken tüm bu tartışmaları göz önüne alacaktır. Zaten genel merkezin bugüne kadar kafası net olsaydı bir yıl öncesinden Kocaoğlu ile yürüneceği mesajını verirdi. Ama o mesaj bir türlü gelmiyor. Tabii ki gelmez.
Deniz Baykal’ın kaderi İzmir’e bağlı. Baykal, Erdoğan’ın söylemlerinden sonra yaptığı açıklamalarla kaderini gerçekten İzmir’e bağladı. Siyasi kariyerini bir kente bağlayan bir lider zorunlu olarak tüm parametrelere bakacaktır. Bu parametreler arasında kentin önümüzdeki 5 yıl nasıl yönetileceği maddesi belirleyici maddelerden biri olacaktır.
NOT 1: Ben böyle bir kemik görmedim. Hem medyatik, hem biyonik. 10 günde yatakta, sonra hemen ayakta… Mazlum rolü kısa sürdü ama olsun. Önemli olan kamuoyu önünde oynanacak oyundu. Başarılı da olundu.
NOT 2: Belediye başkanı üzerine muhalefet yapmam (Sanırım bazı nedenlerden dolayı tek başınayım. Olsun daha önce de bazı isimlere yönelik tek kişilik muhalefet yapmış ve başarıya ulaşmıştım.) kentin önümüzdeki 5 yılını düşünmemden kaynaklanmaktadır. Bazıları kendi geleceğini düşünüyorsa o, onların bileceği bir iştir.
NOT 3: Keşke herkes yalpalamadan net fikirlerini ortaya koyabilse. Kapı arkasında başka, kamuoyu önünde başka şeyler söylemese…
YENİGÜN 20 - 10 - 2008
Etiketler:
Yerel Siyaset
17 Ekim 2008 Cuma
İki teori
Ayağın kırılması, ayağın kırılması ama kemiğin ayrışmaması, ayağın kırılması ama kemiğin çatlaması, ayağın kırılması ama sadece burkulması…
“Günün birinde ayak kemiği üzerine yazı yazacaksın” deseler gülüp geçerdim. Ancak konu belediye başkanın ayağı olunca ister istemez siyasi bir içerik kazanıyor. Üstelik bu ayak kemiği internet ortamına düştüyse, yıllarca üniversite sıralarında dirsek çürütmüş profesörler tarafından gazetecilere ayrıntılarıyla açıklanıyorsa, bu medyatik kemik üzerine fikir yürütmek farz oluyor ister istemez.
Kocaoğlu’nun Kaz Dağları’nda düşüp ayağını incitmesi herkesi meraklandırdı. Ancak merak sadece “Başkanımızın durumu iyi mi” noktasında yoğunlaştı.
Kaz Dağları çok geniş bir coğrafyadır. Bu geniş coğrafyada Kocaoğlu nerede ve kimlerle beraberdi?
* * *
Birinci teori Kocaoğlu’nun Güre’de kaldığı şeklinde… Büyükşehir Belediye Başkanı’nın kaplıcaya olan düşkünlüğü nedeniyle bu teori öne çıkıyor. Keşke Hasan Tahsin ile birlikte gittikleri Salihli kaplıcalarını tercih etse ve hastanede kalsaydı, birkaç gün sonra bölgeye gelen Deniz Baykal tarafından da ziyaret edilirdi.
Rivayet odur ki, Kocaoğlu Güre’de eski bir il başkanı, eski bir milletvekili, halen görevinde olan bir belediye başkanı ile birlikteydi. Sanırım yapılan aday adaylığı açıklamasının yarattığı tepkileri ölçmek ve taktik geliştirmek için toplanmışlardı. Bu gizli buluşma yine rivayete göre bir muz kabuğu ya da ıslak zemin nedeniyle medyaya yansıdı.
* * *
Yine rivayet odur ki (Gördüğünüz gibi ortalık rivayetten geçilmiyor) Baykal geçmiş olsun için İzmir’e gelecekti. Ancak Büyükşehir belediye başkanının kimlerle hangi amaçla Kaz Dağları’nda olduğunu netleştiremediği için bu ziyareti yapmadı.
Ben de bu sütundan olayın rivayet boyutunu aktarıyorum. Kim bilir. Belki genel başkan da bu yazı ile bilgilenir.
* * *
İkinci teori, Kocaoğlu Kaz Dağları’nın içlerindeki bir butik oteldeydi. Elinde telefon İzmir ve Ankara’da esen set rüzgârları izliyor önümüzdeki süreç konusunda taktik geliştiriyordu. Kocaoğlu’nun kiminle olduğu ise bu teoride muamma. Üstelik kendisi ile yakın çalışan danışmanlarının bile başkanın nerede olduğu konusunda bilgileri yoktu. Zira o saatlerde bizzat ben Kocaoğlu’nun 4 danışmanı ile 3 saatlik bir sohbette idim. Haberleri olsa mutlaka bir şekilde ağızlarından kaçırırlardı.
NOT 1: Fırıncının kızı döktürüp duruyor. Ne yaparsın. Bir fırıncı olarak böyle bir kızı evde tutmak hiç de kolay değil. Boşluğu buldu mu atıyor kendini sokaklara. Vallahi bir Tokat Erbaa cevizli ekmeği ile bir Tartanlı göçmen çöreğine bile gidiyor. Susamlı göçmen çöreği, uzun Torbalı katmeri, dolmalık Urla katmerine gitse canım yanmayacak ya…
NOT 2: Hasan Tahsin’i pas geçtiğimi zannetmeyin. Yakında ona bazı sürprizlerim olacak.
YENİGÜN 17 - 10 - 2008
“Günün birinde ayak kemiği üzerine yazı yazacaksın” deseler gülüp geçerdim. Ancak konu belediye başkanın ayağı olunca ister istemez siyasi bir içerik kazanıyor. Üstelik bu ayak kemiği internet ortamına düştüyse, yıllarca üniversite sıralarında dirsek çürütmüş profesörler tarafından gazetecilere ayrıntılarıyla açıklanıyorsa, bu medyatik kemik üzerine fikir yürütmek farz oluyor ister istemez.
Kocaoğlu’nun Kaz Dağları’nda düşüp ayağını incitmesi herkesi meraklandırdı. Ancak merak sadece “Başkanımızın durumu iyi mi” noktasında yoğunlaştı.
Kaz Dağları çok geniş bir coğrafyadır. Bu geniş coğrafyada Kocaoğlu nerede ve kimlerle beraberdi?
* * *
Birinci teori Kocaoğlu’nun Güre’de kaldığı şeklinde… Büyükşehir Belediye Başkanı’nın kaplıcaya olan düşkünlüğü nedeniyle bu teori öne çıkıyor. Keşke Hasan Tahsin ile birlikte gittikleri Salihli kaplıcalarını tercih etse ve hastanede kalsaydı, birkaç gün sonra bölgeye gelen Deniz Baykal tarafından da ziyaret edilirdi.
Rivayet odur ki, Kocaoğlu Güre’de eski bir il başkanı, eski bir milletvekili, halen görevinde olan bir belediye başkanı ile birlikteydi. Sanırım yapılan aday adaylığı açıklamasının yarattığı tepkileri ölçmek ve taktik geliştirmek için toplanmışlardı. Bu gizli buluşma yine rivayete göre bir muz kabuğu ya da ıslak zemin nedeniyle medyaya yansıdı.
* * *
Yine rivayet odur ki (Gördüğünüz gibi ortalık rivayetten geçilmiyor) Baykal geçmiş olsun için İzmir’e gelecekti. Ancak Büyükşehir belediye başkanının kimlerle hangi amaçla Kaz Dağları’nda olduğunu netleştiremediği için bu ziyareti yapmadı.
Ben de bu sütundan olayın rivayet boyutunu aktarıyorum. Kim bilir. Belki genel başkan da bu yazı ile bilgilenir.
* * *
İkinci teori, Kocaoğlu Kaz Dağları’nın içlerindeki bir butik oteldeydi. Elinde telefon İzmir ve Ankara’da esen set rüzgârları izliyor önümüzdeki süreç konusunda taktik geliştiriyordu. Kocaoğlu’nun kiminle olduğu ise bu teoride muamma. Üstelik kendisi ile yakın çalışan danışmanlarının bile başkanın nerede olduğu konusunda bilgileri yoktu. Zira o saatlerde bizzat ben Kocaoğlu’nun 4 danışmanı ile 3 saatlik bir sohbette idim. Haberleri olsa mutlaka bir şekilde ağızlarından kaçırırlardı.
NOT 1: Fırıncının kızı döktürüp duruyor. Ne yaparsın. Bir fırıncı olarak böyle bir kızı evde tutmak hiç de kolay değil. Boşluğu buldu mu atıyor kendini sokaklara. Vallahi bir Tokat Erbaa cevizli ekmeği ile bir Tartanlı göçmen çöreğine bile gidiyor. Susamlı göçmen çöreği, uzun Torbalı katmeri, dolmalık Urla katmerine gitse canım yanmayacak ya…
NOT 2: Hasan Tahsin’i pas geçtiğimi zannetmeyin. Yakında ona bazı sürprizlerim olacak.
YENİGÜN 17 - 10 - 2008
Etiketler:
Yerel Siyaset
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
