Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

30 Temmuz 2008 Çarşamba

Bu kavga bitmez

Bitmese daha iyi olur, benim için.
Bir tarafta İzmir Büyükşehir Belediye başkanı Aziz Kocaoğlu diğer tarafta İTO Başkanı Ekrem Demirtaş…
Kentin karar verici mekanizmalarının hareket halinde olmaları iyidir.
Gerçi bazıları “Anlaşalım, birlik olalım” bulunsa da bu kentin birlik içinde olmayacağı çok açık ve net belli. Zaten olunsa da ne olacak ki…
Gazeteciler Cemiyeti’nin düzenlediği ve terörün kınandığı toplantıda da Hürriyet Gazetesi Ege Bölge Temsilcisi Hakan Tartan ile İzmir Esnaf Odaları Birlikleri Başkanı Zekeriya Mutlu arasında da küçük bir sürtüşme yaşanmış.
Sürtüşmenin büyükleri Eylül ayından sonra gündeme gelecek ve ben bu kaostan mutlu olacağım elbette.

***

Neden bunları yazdım?
Ortada bir viyadük tartışması var. İTO Alsancak’taki viyadükler için yeni bir projeyi gündeme getirdi. İTO’nun viyadük projesine ihtiyacı mı var?
Aslında yok. Ancak Demirtaş, Kocaoğlu ile olan husumetini günlük açıklamaları ile diri tutmaya çalışıyor.
Kocaoğlu’da dün “zorunlu açıklama” başlığı altında İTO Projesi’ne yanıt verdi.
“Alsancak girişindeki viyadük ayaklarının limana bağlanması, diğerlerinin ise kesilmesi, Ulaştırma Bakanı Sayın Binali Yıldırım ile İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Aziz Kocaoğlu’nun mutabakata vardıkları bir konudur. Üstelik İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı’nın doğruluğuna inandığı ve Ulaştırma Bakanı ile görüşüp netleştirdiği bu proje, gerek ulusal gerekse yerel basında defalarca yer almıştır. Buna rağmen, aynı projeyi sanki ‘yeni bir şeymiş gibi’ ortaya atanlar, suni gündem yaratma çabalarında kendilerini geliştirmeye devam ettiklerini bir kez daha göstermiştir.”
Aslında ortadaki mutabakattan benim gerçekten haberim yok. Böyle bir mutabakatı bir yerde okuduğumu da söyleyemem. Viyadükler konusunda en son okuduğum haber, Binali Yıldırım’ın “Bizim Kordon Yolu diye bir projemiz yok. Viyadükler konusunda adım atmamız için davaların tamamının geriye çekilmesi gerekiyor” şeklindeydi.
Bu davaların geri çekilip çekilmediği konusunda ise şahsen ben bir bilgi sahibi değilim. Benim bilgi sahibi olup olmamam da önemli değil. Önemli olan bu konuda hangi aşamada olunduğudur.
Kocaoğlu’nun açıklamasında dikkatimi çeken bir başka nokta Demirtaş’ın yaratmaya çalıştığı suni gündem tespitidir. Madem Kocaoğlu bu tartışmaları suni gündem olarak değerlendiriyorsa, İzmir’i doğru gündeme sürüklemek zorundadır.
Ama gördüğüm kadarıyla İzmir’de Kocaoğlu’nun önderlik ettiği böyle bir gündem maalesef yok.
“Gavur İzmir” tartışmasından, “kentin yeni amblemlerine” kadar herkesin tartıştığı gündemde maalesef şehrin emini Kocaoğlu’nu göremiyoruz.
Gençlere verilen 10 basket topu sonrası “İzmir spor kenti olacak”, iki sanatçının verdiği konserden sonra “İzmir kültür kenti olacak”, bir hastane başhekiminin nezaket ziyaretinden sonra, “İzmir sağlık başkenti olacak” şeklindeki gündem yaratan açıklamalar dışında tabii ki…

YENİGÜN 30 - 07 - 2008

28 Temmuz 2008 Pazartesi

Satranç gibi

Ulusal siyasette fırtına esiyor, yerel siyaset de ister istemez bu fırtınadan etkileniyor.
Konu CHP’nin İzmir Büyükşehir Belediye başkan adayı...
1 - Aziz Kocaoğlu: Kendisi halen büyükşehir başkanlığı yaptığı için en büyük güvencesi CHP Genel Başkanı Deniz Baykal. Kocaoğlu’nun İzmir örgütünde desteği yok. Destek verenler ise daha çok genel merkeze muhalif isimler.
2 - Mehmet Ali Susam: Bu isim son günlerde çok fazla kulağıma gelmeye başladı. Sadece kendisi ile siyaset yapanlardan değil, toplumun farklı kademelerinden Susam ismi gündeme getiriliyor. Ancak benim kanaatim Susam’ın kendine yakın bir ismi adaylığa önereceği, kendisinin ise genel merkezde yerel seçim sonrası yapılacak kurultayda etkili olacağı yönünde.
3 - Hakan Tartan: Bu isme dikkat. Son günlerde CHP’nin her etkinliğinde görmeye alıştığımız Tartan’ın en büyük avantajı Doğan Grubu. Ancak Tartan İzmir örgütünden de destek peşinde. Şu günlerde Abdürrezzak Erten ekibi ile yakınlaşmış durumda. Geçtiğimiz haftalarda bazı ilçe başkanları ile yenen yemek bunun en büyük göstergesi. Erten, Susam’ın İzmir’in patronu olarak anılmasına karşı yeni stratejiler geliştirmek zorunda. Kendisi ve elindeki kadro ile bunu ne kadar gerçekleştirebilir, hep beraber göreceğiz.
4 - Hüseyin Aslan: Genel Başkan ile birebir görüşen Aslan’ın da en büyük handikabı İzmir örgütü. Ancak Aslan genel merkezde İzmir konusunda etkili olmak isteyecek bazı isimlerle birlikte hareket edebilir. Bunun sinyalleri gelmeye başladı bile.
5 - Işılay Saygın: Her ne kadar bazı gazeteci arkadaşlarım şiddetle karşı çıksa da Deniz Baykal’ın partiyi götürmek istediği yöne en uygun adaylardan biri. Kendisinin geçtiğimiz haftalarda Baykal ile görüştüğünü de bir dip not olarak geçelim bu arada.
6 - İlçe belediye başkanları: Baykal’ın son hamle olarak düşündüğü isimler. İzmir üzerinde yaşanabilecek büyük tartışmalar sonrası Baykal’ın öne süreceği taşlar arasındalar.
7- Sürpriz aday: İzmir’i taşıyabilecek, parti içi tüm tartışmaları durdurabilecek isim. Sadece Baykal’ın kafasında. Bundan fazlasını söylemek şimdilik gereksiz.
Aslında kararı verecek olan tek merci Deniz Baykal. Belki de parti içerisinde ilk kez bu kadar güçlü Baykal. Ve istediği ismi atamak ya da atatmak konusunda hiç çekinmeyecek, parti içi dengeleri hiç göz önüne almayacak.

NOT 1: Geceleri İzmir restoranlarını dolaşan bir siyaset muhabiri pek çok yeni birlikteliklere rastlayabilir.
NOT 2: Bornova çok karışacak çok. Öyle ilginç isimler gündeme geliyor ki, ben bile şaşırıyorum.

YENİGÜN 28 - 07 - 2009

25 Temmuz 2008 Cuma

3. dede vakası

Önce Önder Sav, ardından Nuri Batuhan, şimdi de Hasan Tahsin...
Üçünü de ortak özelliği telefonlarının dinleniyor olması. Ancak kendi hatalarından dolayı...
Önceki gün öğle saatlerinde cep telefonum çaldı, arayan Hasan Tahsin’di... Birkaç kez "alo" dememe rağmen bir yanıt alamadım. Tabii ki telefonu kapatmayarak dinlemeye devam ettim.
Hasan Tahsin yolda yürüyor ve kankası Macit Sefiloğlu ile gelişen olayları yorumluyordu.
İkilinin üzerinde durdukları konular
1 - Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu...
2 - Işılay Saygın’ın Büyükşehir adaylığı...
3 - Ergenekon davası
4 - Çocuklarının eğitim durumları...
5 - Musavvat Dervişoğlu’nun siyasi geleceği...
Yapılan yorumları buradan aktarmam mümkün değil. Yoksa bir telekulak skandalı yaratabilirim ki, yukarıda adı geçenler ile siyasi sorunlar bile yaşayabilirim.
İkili uzun konuşmalardan sonra bir yere ulaşıp herkese "merhaba" demeye başladı. Bunların arasında Serdar Öztürk’ün sesini duyunca Yenigün Gazetesi’ne geldiklerini anladım. Bir başka telefondan Serdar Öztürk’ü arayarak Hasan Tahsin’in telefonunu uzun süredir dinlediğimi, kendisini bu konuda uyarmasını istedim.
Sonunda durumu kavrayan Hasan Tahsin korku ile telefonu kapattı…

NOT 1: Konu içerikleri bende gizlidir. Ancak bir bölümü birebir görüşmelerde taraflara aktarılacaktır.

NOT 2: Benim hakkımda konuşmuş olsalardı, hepsini noktasına virgülüne kadar yayımlayacaktım.

NOT 3: Macit Sefiloğlu’na Saygın yazısı üzerine gelen telefonlar kendi hatasından kaynaklanmaktadır. Kadının ismi gündemdeyken ve bundan mutlu iken sert çıkışının sonuçları maalesef böyle olur.

NOT 4: Bornovalı Ali Darcan benim telefonum üzerinden Hasan Tahsin’e bir mesaj gönderdi. Cumartesi akşamı kendi çiftliğinde oğlak güveç ile kelle tandır partisi düzenlediğini ve Tahsin’i davet ettiğini ilan etti.

DİP NOT 1: Son iki gündür İzmir CHP’de yaşanan toplantıların hem katılımcıları ilginç hem de içerikleri... Bir iki gün içerisinde içerik tartışmaları basına yansıyacaktır.

DİP NOT 2: Türkiye’de çok ilginç gelişmeler oluyor. Önümüz gerçekten biraz karanlık...

YENİGÜN 25 - 07 - 2009

23 Temmuz 2008 Çarşamba

Notlar, notlar

* Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimi ve rektör adayı Prof. Dr. Sedef Gidener hakkında ortaya atılan iddialar herkesi şaşırttı. Gidener’in bugüne kadarki duruşunu da dikkate alarak asılsız iddiaların arka planında başka beklentilerin olduğu kesin. Seçimde diğer adaylara fark atarak birinci çıkan, YÖK listesinde de sırasını koruyan Gidener’in üzerinde kimler, ne için oynuyor? Bunların yanıtını cumhurbaşkanının imzasından sonra tartışmaya açacağız.
* İzmir milletvekilleri suda arsenik konusunda bir toplantı yapmış CHP İzmir İl Başkanı Kemal Karataş ile… Ancak biraz geç bir toplantı değil mi bu… Milletvekillerinin konu hakkında çok daha önce bilgilendirilmeleri gerekiyordu. Olay sadece belediyecilik değil çünkü. Siyaset su krizinin önüne geçti açıkçası.
* Herkes bir şey söylüyor. Ancak görüldüğü kadarıyla kimse bir ay sonrasını bile göremiyor. Yorumlarına güvendiğim gazeteciler, siyaset bilimciler ve hatta politikacılar bile Eylül ayında nasıl bir Türkiye sorusuna tatmin edici öngörülerde bulunamıyorlar. Artık açıkça “Bilmiyorum, tahmin edemiyorum” yanıtı veriyorlar. Bu kadar belirsizlik Türkiye’yi nasıl taşır gerçekten çok zor.
* Belki de ilk kez bu kadar çok aday adayı var ortada. Kim daha ileride, kim daha geride tahmin etmek güç… Yerel seçimlere 7 ay kala aday adaylarının medyada boy göstermesi ve net açıklamalar yapması şaşırtıyor beni.
* CHP’nin İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı için sürpriz bir aday tartışması gündemde. Adayın isimlerin belirleneceği tarihten birkaç gün önce ortaya çıkacağı konuşuluyor CHP kulislerinde. İzmir’i taşıyacak, parti örgütlerinin içine sindireceği yeni adayın kim olduğu konusunda benim de kafam karışık. Bekleyip görmek dışında yapılacak bir şey yok. Sonuçta bu kararı genel merkez ve hatta genel başkan verecek.
* 700 hektarlık genç bir ormanın yanışı insanı gerçekten üzüyor. Hele bir de o orman yolunu çok uzun süredir kullanıyorsanız, üzüntünüz daha da büyüyor. İzmir’in belki de son dönemlerdeki en güzel ve genç ormanı bir gün içerisinde kül oldu. Gerçekten yazık…
* Karşıyaka, Balçova, Naryıdere ve hatta Bornova’da çeşitli mangal, çay ve bira partilerinin değişmez ismi Hasan Tahsin, Konak Belediye Başkanı Muzaffer Tunçağ’ın ev sahipliğini yaptığı mangal partisine davet edilmediği nedeniyle bugünlerde hayli üzgün.

YENİGÜN 23 - 07 - 2008

21 Temmuz 2008 Pazartesi

Siyasetin malzemesi

Herkes merak ediyor, Işılay Saygın ismi neden ortada dolaşmaya başladı diye...
Bunun nedeni ben değilim. Bu sorunun yanıtını almak isteyenlerin Işılay Saygın ismini gündeme getirenlere sormaları gerekiyor.
Benim yazdıklarımı uzun süredir okuyanlar, 2001 yılında Ahmet Piriştina’nın da CHP’ye geleceğini ilk kez iddia ettiğimi hatırlayacaklardır. Piriştina, o günlerde "CHP’den aday olacak ısınız? sorusuna beni işaret edip, "Kendisine sorun, yazan o" yanıtını vermişti. Ancak Piriştina’nın yakın çalışma arkadaşları o günlerde CHP’ye geçiş için Baykal ve genel merkez yöneticileri ile görüşüyorlardı.
Yazılarıma bakacak olursanız aslında çok aday adayı ismine de rastlayamazsınız. Dolayısıyla bu sütunda geçen isimler ya kendi çalışmalarına başlamışlar ya da birileri tarafından CHP’ye öneriliyorlar.
Işılay Saygın dışında Konak adayı olması halinde partiye gelecek diğer merkez sağ isim İTO Meclis Başkanı Necip Kalkan...
Kalkan 2007 genel seçimler sonrası şu açıklamayı yapmaktan hiç gocunmadı.
"Keşke Deniz Baykal’ın teklifini kabul etseydim. Bugün güle oynaya milletvekili idim. Ancak Mehmet Ağar’a söz vermiştim. Son dakikada karar değiştirmek bana yakışmazdı."
Böyle bir açıklama yapan birinin yarın Konak adayı olmasına hiç şaşırmamalıyız.
Gerçi bugüne kadar genel merkezden Kalkan konusunda bir duyum alınmadı. Ancak bu durum yarın bir Kutum alınmayacağı anlamına gelmiyor.
Işılay Saygın konusunda beni bir müdahalem söz konusu olamaz. Birçok siyasi gibi Işılay Saygın da beni pek sevmez.
Neden mi?
Haber Ekspres gazetesinde birinci sayfadan Saygın’ın bir toplantıda uyurken çekilen bir fotoğrafını basmıştık. Üstelik aynı fotoğrafta zamanın ANAP lideri Mesut Yılmaz’ın durumu fark edip çevresindekilere Saygın’ı işaret ediyordu.
Gazeteci - politikacı ilişkisinde bu risk her zaman vardır. Siyasetçiler kendilerini eleştiren gazetecileri pek sevmezler. Benim sütunum da daha çok eleştiri üzerine kurulduğu için çok sevilen bir köşe yazarı olmadığımı iyi biliyorum.
Gerçi bu durum açıkçası beni bağlamıyor. Adam hata yapıyorsa, farklı yerlerde farklı konuşuyorlarsa bunun kamuoyuna yansıtılması da gerekiyor bana göre. Çünkü oturdukları koltuk gereği kamuya malolmuştur politikacılar.
Siyasetin magazinleştirilmesi yönelik eleştiriye ise şu yanıtı vermem gerekiyor:
Siyasetin kendisi, siyasetçilerin ise büyük kısmı magazin yaptıkları için onları yazarken ister istemez magazine düşüyoruz.

NOT: Bu haftanın hareketli geçeceği açık.

YENİGÜN 21 - 07 - 2009

18 Temmuz 2008 Cuma

O, bir kadın

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na yeni isim konulu yazı hayli ilginç gelmiş okuyuculara… Tahminler çok… Bülent baratalı da diyen var, Yüksel Çakmur da… Ancak yazıda dile getirdiğim gibi adayın bir özelliğini yazmamıştım, anlaşılması zorlaşsın diye…
“O bir kadın…”
Milletvekilliği, belediye başkanlığı ve hatta bakanlık yapan, merkez sağdan oy toplayabilecek kadın adayı adayının ismini belirtmeme gerek yok sanırım.
İsmi tahmin eden okuyucumlarımdan bazıları, “O kadar da değil” dediler.
Ancak burası CHP… Konjoktür ortada… Yarın neler olacağını kimse tahmin edemiyor.
Edilse de ne olacak ki…
Herşey genel başkanın iki dudağının arasında değil mi?
Genel başkana bu gücü veren de CHP’lilerin kendileri değil mi?
Bu partide ön seçimlerin kaldırılmasına, delege sisteminin bozulmasına, genel başkanın güçlenmesi konusundaki tüzük değişikliklerinin yapılmasına neden olan CHP’lilerin kendileri değil mi…
O nedenle önümüzdeki süreçte yaşanacaklara kimsenin bir şey söylemesi gerekmiyor.
Yukarıda yaşanacak güçler savaşında kimin galip çıkacağı, kimlerin önlerinin kapatılıp, kimlerin önlerinin açılacağı bugün için belirsiz.
Eğer CHP genel seçimlerde ANAP ve DYP’nin bazı ağır toplarını aday gösterdi ise, aynı dönüşümün yerel seçimlerde yapılmayacağı garantisini kim verir ki…
O nedenle aday adayı arkadaşların dikkatine. Kendi bölgenizde aday adayı olmayı planlıyorsanız, sadece partideki rakiplerinize değil, daha geniş anlamda AKP dışındaki tüm rakiplerinizi kollamanız gerekecek.
Eğer çok sürpriz bir gelişme olmaz ise Türkiye AKP ya da onun yerine kurulacak parti ile AKP dışı güçlerin seçimine doğru gidiyor.

NOT 1: İzmir’deki bazı meclis üyelerinin Karşıyaka Belediye Başkanı Cevat Durak için methiyeler düzmesi beni hayli şaşırttı. Bizler köşe yazarı olarak Durak’ın yaptıklarını beğendiğimizi ifade ettik, Durak’tan önümüzdeki süreçte yeni projeler beklediğimizi belirttik ancak hiçbir zaman “Siz en büyüksünüz” şeklinde yorumlanacak açıklamalarda bulunmadık. Üstelik biz ne düşünüyorsak, hem yazılarda, hem küçük toplantılarda aynı çizgide dile getiriyoruz. Bir yerde farklı, diğer yerde farklı konuşmuyoruz.

NOT 2: Kurultay delegesi ve dahi genel sekreter Önder Sav’ın İzmir’deki en önemli ismi Nuri Batuhan’ın son iki haftadır ortalarda görülmemesi bazı kuşkuları öne çıkardı. Daha önce Deniz Baykal’ın ziyaretlerinde hep genel başkanın arkasında olan Batuhan’ın son ziyarette sadece havaalanında görülmesi, “Batuhan, ekipten kopuyor mu” sorusunu akla getirdi. Eğer bu sorunun yanıtı “evet” ise, ekip için durum gerçekten vahim. Yoksa Konak’ta ilginç bir dağılma süreci mi başladı.

NOT 3: Aziz Kocaoğlu biraz daha gayret ederse yaşamının tamamını suya ayıracak. Dün saat 13.00 sıralarında saat 14.00’te acil basın toplantısı yapacağı haberi gündeme düştü. Kocaoğlu’nun bu kadar acil toplantı istemesinin bir nedeni vardır tabii ki. Bekleyip göreceğiz.

YENİGÜN 18 - 07 - 208

16 Temmuz 2008 Çarşamba

Büyükşehir için yeni aday adayı

İzmir Büyükşehir Başkanlığı’na CHP’de yeni aday adayı…
O, eski bir belediye başkanı.
O, eski bir milletvekili.
O, toplumun geniş kesimleriyle diyaloga giren biri…
O, göçmenler üzerinde de etkili olacak bir isim…
O, merkezden de oy alabilecek bir…
O, gerektiğinde Türkiye’nin gündemine de taşınacak bir isim…

Tüm bu tespitler bana ait değil. Yeni aday adayına destek verenler bu özelliklerini öne çıkarıyor. Bir özelliği daha var. Ancak onu yazarsam aday adayının kimliği net biçimde ortaya çıkar. Gerçi yukarıdaki özellikleri de dikkate alındığında bu ismin bulunmaması mümkün değil.
Tabii ki CHP’liler bu isme nasıl bir tepki verecek o meçhul.
Bir bölümü destekledikleri kendi adaylarından dolayı bu isme karşı tavır koyacaklardır, bir bölümü ise “Kendi partililerimiz dururken, neden dışarıdan bir isim” sorusunu öne çıkaracaklardır.
Öyle ya da böyle bu ismin kamuoyunda çok tartışılacağı açık… Üstelik bu isme Konak’taki Güneydoğu kökenli bazı isimlerin de destek verecekleri bilgisi var ise elde, tartışmanın boyutlarının daha da yükseleceğini şimdiden hissediyor gibiyim.
İzmir’deki dengeler gerçekten değişti. CHP’nin son 5 yılda örgütlemeye çalıştığı yapının çökmesi de bu değişim sürecinin hızlanmasına neden oldu. Her ne kadar yapının tepesinde bulunanlar kendilerine destek veren ekibe, hala çok güçlü oldukları imajını vermeye çalışsalar da, güç kaybettikleri ekibin kendi içinde yüksek sesle dillendirilmeye bile başladı.Bu durumda İzmir’in diğer dengeleri, konjonktürün de etkisiyle parti içinde aktif rol oynamaya başladılar bile.
Mehmet Ali Susam’ın bir noktaya kadar bu değişimde etkili olduğu biliniyor. Ancak Susam dışında pek çok ismin de yaklaşan yerel seçimler için harekete geçtikleri görülüyor.
Bu nedenle yarın bir önemli isim daha Büyükşehir için CHP’den adaylığını açıklarsa şaşırmamak gerekiyor.

NOT 1: İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı bir açıklama göndermiş, iki gün önceki notuma yönelik. Açıklamasında bir yanlış anlaşılma olduğunu belirten Büyükşehir Belediyesi, Kocaoğlu’nun “Baratalı ile bir sorunu olmadığının” altını çift çizgi ile çizdi.

NOT 2: Karataş’ın gömlek kazandığı haberini atlamışım. O kadar çok bilgi geliyor ki, bir yerlere yazmadığım zaman arada unutulup gidiyor.

YENİGÜN 16 - 07 - 2008