İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız metro konusunda arada bir açıklama yapıyor ve hep hallerimizi bir başka bahara bırakmamız gerektiğinin altını çiziyor.
İyi de metro hangi aşamada ve neden son iki yıldır söylenen sözler yerine getirilmiyor…
Kocaoğlu’nun şu sorulara en azından kamuoyu önünde yanıt vermesi gerekmiyor mu?
1 – Neden ikide bir 3 ay sonra 4 ay sonra diyorsunuz? Bunun mantıklı bir süreci yok mu? En azından metro 9 ay sonra hizmete girecek tespitinde bulunun, kimse size sormasın.
2 – Metronun geciktiği açıklamasını yaparken yüreğiniz hiç sızlamıyor mu?
3 – Sizi metro konusunda varsa yanlış yönlendirenleri neden açıklamıyorsunuz? Sayın İzmirliler beni aldatan arkadaşlar işte bunlar demiyorsunuz?
4 – Üçyol – Üçkuyular metro hattında coğrafi sorunlar var. Tüm bu sorunlar diğer hatlarda da yaşanıyor mu? Eğer böyle ise neden bunları tüm veriler ile tartışmıyorsunuz.
5 – Aliağa Menderes hattının kuzey bölümünün açılışının uzayacağı zaten belliydi. Peki, güney hattında hangi sorunlar var?
6 – Metronun sonlandırılamamasında büyükşehir belediyesinin mali sorunları etkili oluyor mu?
7 – Başkanlığınız döneminizdeki tek önemli yatırımın bir türlü bitmemesi nedeniyle siyasi açıdan kendinizi başarılı olarak görebiliyor musunuz?
8 – Hiçbir başka kentten ve ülkeden metro konusundaki başarılarınız nedeniyle sizin deneyimlerinizden yararlanmak isteyen oldu mu?
9 – 5 ay önce metro inşaatını gezerken kendinizden çok emindiniz. Ne oldu da, küçük açıklamalar yaparak bu konuyu gündemde tutmaktan kaçınıyorsunuz?
10 – Üçyol-Üçkuyular tadilat projesinin akıbeti konusunda bir açıklama yapacak mısınız?
11 – Metro konusunda yerel basının üzerinize çok gitmemesini ve eleştirmemesini nasıl değerlendiriyorsunuz? Yoksa İzmir medyası ile duygusal bir ilişki içinde misiniz?
12 – Metroda aksıyorsanız, nerede doğru gidiyorsunuz? Son yıllarda İzmirlilerin büyük bölümünü etkileyecek metro dışındaki önemli projelerinizi sıralayabilir misiniz?
13 - Yeni ilçe belediye başkanlarına avans verilmesi gerektiğini, eski belediye başkanlarına ise bu avansın verilmemesi tespitini yaptığınızda kendinizi hangi noktaya koyuyorsunuz? İlk kez halk tarafından seçildiğiniz için yeni belediye başkanı olduğunuzu ve bunun için sizin de belli bir oranda avansa gereksiniminiz olduğunu mu düşünüyorsunuz?
14 – İlçe belediye başkanları ile her konuda koordineli çalıştığınızdan emin misiniz?
15 – İzmir Büyükşehir Belediye Binası’nın çürük olduğunu kendiniz açıkladınız. İnsanların çürük sarayda yaşamalarına vicdanınız el veriyor mu?
16 – Önceki sabah CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ile telefonda ne konuştunuz? Telefon sonrası yüzünüz neden asıldı?
17 – Tek başınıza kaldığınızda ya da aynaya baktığınızda, günlük hayatınızda sürekli dile getirdiğiniz “Tüm belediye başkanlarından daha başarılıyım” tespitini yapabiliyor musunuz?
Bu soruları isterseniz yanıtlarsınız isterseniz yanıtlamazsınız.
Siz bir şehr-i eminsiniz, bizler de kullarınız…
YENİGÜN 15 - 05 - 2009
15 Mayıs 2009 Cuma
13 Mayıs 2009 Çarşamba
İzmir’de yeni roller
Hakikaten karmakarışık bir dönemin içindeyiz.
Kimin eli kimin cebinde belli değil.
Daha önce ekip olanlar dağılıyor, yeni ekipleşmeler oluşmaya başlıyor.
Gaziemir’de yaşananlar, Karabağlar’da gündeme gelenler, Çiğli’deki değişim süreci, Kent A.Ş. işçileri konusu, Aziz Kocaoğlu’nun duruşu, il başkanlığının tavrı, tüzük kurultayının mahkemeye taşınması, tüzüğün bir türlü yürürlüğe girmemesi, CHP’nin iki tüzük sahibi olması, genel merkezde oluşturulmaya çalışılan yeni güç odakları, siyahlaşan ekibin beyazlaşma çabaları, Kemal Karataş’ın rolü…
Tüm bu gelişmelerin patlayacağı yer İzmir…
Bomba İzmir’e kondu ve fitili de çekildi.
Patlamaya ramak kalmış bombanın yapacağı tahribatın kimleri nasıl etkileyeceğini şimdiden bilmek mümkün değil.Kent A.Ş işçiler konusunda Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun ne yaptığını anlamakta gerçekten zorlanıyorum.Dün sabah tüm gazetecilerin mailine Bayraklı – Karşıyaka belediye başkanlarının Bayraklı Belediyesi’nde basın toplantısı yapacağına dair bir haber geçti. Ancak iki saat sonra bu toplantı Aziz Kocaoğlu’nun da katılacağı bir görüşmeye dönüştü ve CHP İzmir İl Başkanlığı’na alındı.
Son dakikadaki bu gelişmenin arka planında ne var?
Bugüne kadar olayın içine girmeyen, “Onlar çözsün, bana ne” diyerek iki belediye başkanının kamuoyu gözünde yıpranmalarını bekleyen Aziz Kocaoğlu hangi gelişmenin ışığında “U” dönüş yaptı.Kocaoğlu bu dönüşü Ankara’daki bazı genel merkez yöneticilerinin “U” dönüşü ile birlikte mi gerçekleştirdi?
Gaziemir’de yaşanan gelişmeler ışığında İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı kendisine ait dikensiz bir gül bahçesi mi oluşturmaya çalışıyor?
Yukarıda yazılanlar somut gerçekler ve sorular.
Ancak hepsinden önemlisi İzmir’in yeniden dizayn edilmesinde CHP Genel Başkanı Deniz Baykal nasıl bir tavır sergileyecek?
NOT: Bu sadece bir bilgidir. Kesin kontrolü önümüzdeki günlerde yapılacaktır. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin merkez kaynağı olan İZSU’da kalan paranın 28 milyon TL olduğu söyleniyor. Hasan Fehmi Mani’nin yıllarca biriktirdiği ve istifa ettiğinde 400 milyon lirayı aşan bütçenin nerelere kullanıldığını ben de merak ediyorum. Her ne kadar benim bilanço okuyamadığım ve bu konuda yorum yapamayacağım iddia edilse de, çevremde bilanço okuyacak çok sayıda isim var. CHP İzmir İl Başkanı Rıfat Nalbantoğlu bunlardan biri mesela.
YENİGÜN 13 - 05 - 2009
Kimin eli kimin cebinde belli değil.
Daha önce ekip olanlar dağılıyor, yeni ekipleşmeler oluşmaya başlıyor.
Gaziemir’de yaşananlar, Karabağlar’da gündeme gelenler, Çiğli’deki değişim süreci, Kent A.Ş. işçileri konusu, Aziz Kocaoğlu’nun duruşu, il başkanlığının tavrı, tüzük kurultayının mahkemeye taşınması, tüzüğün bir türlü yürürlüğe girmemesi, CHP’nin iki tüzük sahibi olması, genel merkezde oluşturulmaya çalışılan yeni güç odakları, siyahlaşan ekibin beyazlaşma çabaları, Kemal Karataş’ın rolü…
Tüm bu gelişmelerin patlayacağı yer İzmir…
Bomba İzmir’e kondu ve fitili de çekildi.
Patlamaya ramak kalmış bombanın yapacağı tahribatın kimleri nasıl etkileyeceğini şimdiden bilmek mümkün değil.Kent A.Ş işçiler konusunda Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun ne yaptığını anlamakta gerçekten zorlanıyorum.Dün sabah tüm gazetecilerin mailine Bayraklı – Karşıyaka belediye başkanlarının Bayraklı Belediyesi’nde basın toplantısı yapacağına dair bir haber geçti. Ancak iki saat sonra bu toplantı Aziz Kocaoğlu’nun da katılacağı bir görüşmeye dönüştü ve CHP İzmir İl Başkanlığı’na alındı.
Son dakikadaki bu gelişmenin arka planında ne var?
Bugüne kadar olayın içine girmeyen, “Onlar çözsün, bana ne” diyerek iki belediye başkanının kamuoyu gözünde yıpranmalarını bekleyen Aziz Kocaoğlu hangi gelişmenin ışığında “U” dönüş yaptı.Kocaoğlu bu dönüşü Ankara’daki bazı genel merkez yöneticilerinin “U” dönüşü ile birlikte mi gerçekleştirdi?
Gaziemir’de yaşanan gelişmeler ışığında İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı kendisine ait dikensiz bir gül bahçesi mi oluşturmaya çalışıyor?
Yukarıda yazılanlar somut gerçekler ve sorular.
Ancak hepsinden önemlisi İzmir’in yeniden dizayn edilmesinde CHP Genel Başkanı Deniz Baykal nasıl bir tavır sergileyecek?
NOT: Bu sadece bir bilgidir. Kesin kontrolü önümüzdeki günlerde yapılacaktır. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin merkez kaynağı olan İZSU’da kalan paranın 28 milyon TL olduğu söyleniyor. Hasan Fehmi Mani’nin yıllarca biriktirdiği ve istifa ettiğinde 400 milyon lirayı aşan bütçenin nerelere kullanıldığını ben de merak ediyorum. Her ne kadar benim bilanço okuyamadığım ve bu konuda yorum yapamayacağım iddia edilse de, çevremde bilanço okuyacak çok sayıda isim var. CHP İzmir İl Başkanı Rıfat Nalbantoğlu bunlardan biri mesela.
YENİGÜN 13 - 05 - 2009
Etiketler:
Yerel Siyaset
11 Mayıs 2009 Pazartesi
Yol ayırımı
CHP biraz Üçyol – Üçkuyular metrosuna benziyor. Yukarıdan baktığınızda sorun yok. Ancak aşağıda sürekli göçükler oluşuyor.
En yeni göçüklerden biri de Gaziemir ilçesinde yaşanıyor.
Gaziemir Belediye Başkanı Halil İbrahim Şenol ile Gaziemir İlçe Başkanı Yüksel Demirsoy’un çok uzun soluklu siyaset yaptıkları biliniyor. Bu ikili uzun süre “ekip” ile birlikte hareket etmiş, hatta Halil İbrahim Şenol’un iki kez CHP’den Gaziemir Belediye Başkanlığı adaylığına bizzat ekibin milletvekili Abdürrezzak Erten öncülük etmişti.
Ekip ile Gaziemir arasındaki kopuş uzun süredir gündemdeydi. Gaziemir İlçe Başkanı Demirsoy’un Tokallılık üzerinden büyükşehir belediye başkanı Kocaoğlu’na yakınlığı ekibi sürekli rahatsız ediyordu. Bu rahatsızlığın ortaya çıkardığı sorunların bazılarına bizzat şahit olduğum için seçim sonrası bir kopuş bekliyordum açıkçası. Ancak bu kadar erken değil.
Cuma akşamı Gaziemir’de verilen bir yemek, ekip ile Gaziemir yapısı arasındaki kopuşu net biçimde ortaya koydu.
Yemeği erken terk eden ekip Gaziemir’in süreç içerisinde büyükşehirden koparak kendilerine yönelmesini talep ediyor.
Buna karşılık Gaziemir yapısı, sorunun Kocaoğlu üzerinden ortaya konulmasının yanlışlığı üzerinde duruyor ve bundan sonra aynı noktaya gelmenin zorluğu konusunda tespitlerde bulunuyor.
Ekibin elinde tutabileceği üç ilçe vardı. Gaziemir, Çiğli ve Karabağlar. En zayıf halka Gaziemir kopmuş durumda. Sırada Çiğli var. Zaten Çiğli’nin genel yapısı da bu süreci çok fazla taşıyamayacak gibi görünüyor.
Dolayısıyla yaz sonuna kadar ekibin elinde sadece Karabağlar kalır. Ancak orada yaşanacak gelişmelerle birlikte genel seçimler öncesi önemli yol ayırımlarına geleceği açık.
Bu gelişmeye paralel olarak Bayraklı – Karşıyaka sorununun çözümü için bizzat Deniz Baykal tarafından Kemal Karataş’ın görevlendirilmesi çok ilginç. Ve tabii Karataş’ın meseleyi bir gün içerisinde çözmesi de… İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı “Tabii ki ağabeylik yaparız”, “Karşıyaka Belediye Başkanı ile görüşemedik”, “Sorunu onlar çözsün” gibi birbirinden tutarsız ve lay lay lom açıklamalar yaparken, Karataş’ın Baykal’ın hassasiyetini dikkate alarak attığı adımları iyi takip etmek gerekiyor.
Bu gelişmelerin önümüzdeki günlerde CHP İzmir’i de derinden etkileyeceği bekleniyor.
NOT : Konak Belediye Başkanı Hakan Tartan’ın doktora tezi elime ulaştı. “Küreselleşme süreci içerisinde uluslararası sosyal diyalog uygulamaları ve Türkiye” başlıklı tezi henüz okumadık. Okuyunca bir değerlendirme yapacağız. Tezin danışmanı ise Prof. Dr. Fevzi Demir… Tezi PDF formatı ve e-mail ile tarafıma gönderen kişiye de ayrıca teşekkür etmek isterim.
YENİGÜN 11 - 05 - 2009
En yeni göçüklerden biri de Gaziemir ilçesinde yaşanıyor.
Gaziemir Belediye Başkanı Halil İbrahim Şenol ile Gaziemir İlçe Başkanı Yüksel Demirsoy’un çok uzun soluklu siyaset yaptıkları biliniyor. Bu ikili uzun süre “ekip” ile birlikte hareket etmiş, hatta Halil İbrahim Şenol’un iki kez CHP’den Gaziemir Belediye Başkanlığı adaylığına bizzat ekibin milletvekili Abdürrezzak Erten öncülük etmişti.
Ekip ile Gaziemir arasındaki kopuş uzun süredir gündemdeydi. Gaziemir İlçe Başkanı Demirsoy’un Tokallılık üzerinden büyükşehir belediye başkanı Kocaoğlu’na yakınlığı ekibi sürekli rahatsız ediyordu. Bu rahatsızlığın ortaya çıkardığı sorunların bazılarına bizzat şahit olduğum için seçim sonrası bir kopuş bekliyordum açıkçası. Ancak bu kadar erken değil.
Cuma akşamı Gaziemir’de verilen bir yemek, ekip ile Gaziemir yapısı arasındaki kopuşu net biçimde ortaya koydu.
Yemeği erken terk eden ekip Gaziemir’in süreç içerisinde büyükşehirden koparak kendilerine yönelmesini talep ediyor.
Buna karşılık Gaziemir yapısı, sorunun Kocaoğlu üzerinden ortaya konulmasının yanlışlığı üzerinde duruyor ve bundan sonra aynı noktaya gelmenin zorluğu konusunda tespitlerde bulunuyor.
Ekibin elinde tutabileceği üç ilçe vardı. Gaziemir, Çiğli ve Karabağlar. En zayıf halka Gaziemir kopmuş durumda. Sırada Çiğli var. Zaten Çiğli’nin genel yapısı da bu süreci çok fazla taşıyamayacak gibi görünüyor.
Dolayısıyla yaz sonuna kadar ekibin elinde sadece Karabağlar kalır. Ancak orada yaşanacak gelişmelerle birlikte genel seçimler öncesi önemli yol ayırımlarına geleceği açık.
Bu gelişmeye paralel olarak Bayraklı – Karşıyaka sorununun çözümü için bizzat Deniz Baykal tarafından Kemal Karataş’ın görevlendirilmesi çok ilginç. Ve tabii Karataş’ın meseleyi bir gün içerisinde çözmesi de… İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı “Tabii ki ağabeylik yaparız”, “Karşıyaka Belediye Başkanı ile görüşemedik”, “Sorunu onlar çözsün” gibi birbirinden tutarsız ve lay lay lom açıklamalar yaparken, Karataş’ın Baykal’ın hassasiyetini dikkate alarak attığı adımları iyi takip etmek gerekiyor.
Bu gelişmelerin önümüzdeki günlerde CHP İzmir’i de derinden etkileyeceği bekleniyor.
NOT : Konak Belediye Başkanı Hakan Tartan’ın doktora tezi elime ulaştı. “Küreselleşme süreci içerisinde uluslararası sosyal diyalog uygulamaları ve Türkiye” başlıklı tezi henüz okumadık. Okuyunca bir değerlendirme yapacağız. Tezin danışmanı ise Prof. Dr. Fevzi Demir… Tezi PDF formatı ve e-mail ile tarafıma gönderen kişiye de ayrıca teşekkür etmek isterim.
YENİGÜN 11 - 05 - 2009
Etiketler:
Yerel Siyaset
8 Mayıs 2009 Cuma
İyice karıştı
Çok ilginç şeyler oluyor bugünlerde İzmir CHP’de. Ama bunları yazma sırası değil. Hele bir görelim ortaya çıksın ne olduğu, sonra yorumlarız. Ancak bu gelişmelerin getirdiği bir başka gerçek var. İzmir’de taşlar yeniden oturacak, kartlar yeniden karılacak. Sonunda yine birileri çıkacak, “Ben yaptım, ben ettim” diyecek ama süreci net biçimde izlediğim için onların mı yoksa başkalarının mı iş yaptığını bizzat bu sütundan sizlere aktaracağım.
Sadece net bir tespit yapabilirim. Genel Başkan Deniz Baykal’ın gözleri İzmir’in üzerinde. Son günlerde ortaya çıkan, bazılarının hala dikkate almadığı bir olayı çok ciddi şekilde takip ediyor. Bunun sonucunda birilerine bir şey patlayabilir, dikkatli olmakta yarar görüyorum.
***
Son günlerin olayı Bayraklı Karşıyaka sorunu… Bu konu üzerine kaleme aldığım yazıya bir eleştiri geldi.
Yazınızın bir bölümünde, şahsımla ilgili olarak ortaya atılan bir iddiaya yer vermişsiniz: “Genel Sekreter Kani Beko’nun işgal eylemine, “Bizim arkadaşlar yanlış yapıyor” dediği iddia ediliyor. Eylemin bir iki sendika yöneticisi tarafından körüklendiği tartışmaları noktasında genel merkezin alacağı tavır merakla bekleniyor.”
Köşenizde yer verdiğiniz bu iddianın doğru olmadığını ifade etmek isterim. Bizim İzmir’de, daha evveli de olmak üzere, özellikle 1990’lı yılların başından bu yana verdiğimiz sendikal mücadeleyi bilen tüm arkadaşlarımız böyle bir iddiayı kesinlikle kabul etmeyeceklerdir. İşten atılan üyelerimizin işlerine yeniden dönmek için verdikleri mücadeleyi bizim yanlış bulmamız, haksız görmemiz gibi bir durum asla söz konusu olamaz.
Kani Beko’nun açıklaması böyle. Ancak DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi’nin de İzmir’de olduğu süreçte bu sorun aşılamaz mı?
Aşılır elbet. Onun için dönüp Aziz Kocaoğlu’na bakmak gerekiyor. Tabii bir tespit ile birlikte. “Söz vermek başka şeye benzemez.”
***
Kına Rengiydi Deniz. Hasan Tahsin kına yaksın hakikaten. Eski Bergama Belediye Başkanı Sefa Taşkın’ın “Kına Rengiydi Deniz” adlı yeni romanı Şenocak Yayınları’ndan çıktı. Balkan Savaşı sırasında yaşadıkları topraklarda büyük acılar içinde Ege kıyılarına gelen Kosovalı Müslüman bir aile ve onları bağrına basan Yahudi bir kadın. Üç farklı dinin inananları o güne kadar uyum ve huzur içerisinde yaşamışlardı. Ama savaş her şeyi değiştirir. Komşuların artık “öteki” olarak gördüğü ve yıllardır sevdiği dostları için birer düşmandır. İbrahim ve Rum kızı Maria’nın bu acımasız ortamda yeşeren aşları ne olacaktır? İki gencin sevdası, lodoslu dalgalarını aşmaya çalışırken, yörenin bütün kültürleri de bir Bektaşi tekkesinin gizemli dünyasında buluşup kaynaşır. Kurbanlıkların kınayla boyanması gibi insanlar da birbirlerini kanla boyamaya başlarsa bunun sonu nereye varacaktır. Yıllardan beri Ege yöresi üzerine araştırmalar yapan bir yazar Sefa Taşkın. Bu romanında da uzun süre etkisinden kurtulamayacağınız bir konuyu dantel gibi işliyor, savaş ve aşkın iç içe geçişini ustalıkla anlatıyor.
YENİGÜN 08 - 05 2009
Sadece net bir tespit yapabilirim. Genel Başkan Deniz Baykal’ın gözleri İzmir’in üzerinde. Son günlerde ortaya çıkan, bazılarının hala dikkate almadığı bir olayı çok ciddi şekilde takip ediyor. Bunun sonucunda birilerine bir şey patlayabilir, dikkatli olmakta yarar görüyorum.
***
Son günlerin olayı Bayraklı Karşıyaka sorunu… Bu konu üzerine kaleme aldığım yazıya bir eleştiri geldi.
Yazınızın bir bölümünde, şahsımla ilgili olarak ortaya atılan bir iddiaya yer vermişsiniz: “Genel Sekreter Kani Beko’nun işgal eylemine, “Bizim arkadaşlar yanlış yapıyor” dediği iddia ediliyor. Eylemin bir iki sendika yöneticisi tarafından körüklendiği tartışmaları noktasında genel merkezin alacağı tavır merakla bekleniyor.”
Köşenizde yer verdiğiniz bu iddianın doğru olmadığını ifade etmek isterim. Bizim İzmir’de, daha evveli de olmak üzere, özellikle 1990’lı yılların başından bu yana verdiğimiz sendikal mücadeleyi bilen tüm arkadaşlarımız böyle bir iddiayı kesinlikle kabul etmeyeceklerdir. İşten atılan üyelerimizin işlerine yeniden dönmek için verdikleri mücadeleyi bizim yanlış bulmamız, haksız görmemiz gibi bir durum asla söz konusu olamaz.
Kani Beko’nun açıklaması böyle. Ancak DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi’nin de İzmir’de olduğu süreçte bu sorun aşılamaz mı?
Aşılır elbet. Onun için dönüp Aziz Kocaoğlu’na bakmak gerekiyor. Tabii bir tespit ile birlikte. “Söz vermek başka şeye benzemez.”
***
Kına Rengiydi Deniz. Hasan Tahsin kına yaksın hakikaten. Eski Bergama Belediye Başkanı Sefa Taşkın’ın “Kına Rengiydi Deniz” adlı yeni romanı Şenocak Yayınları’ndan çıktı. Balkan Savaşı sırasında yaşadıkları topraklarda büyük acılar içinde Ege kıyılarına gelen Kosovalı Müslüman bir aile ve onları bağrına basan Yahudi bir kadın. Üç farklı dinin inananları o güne kadar uyum ve huzur içerisinde yaşamışlardı. Ama savaş her şeyi değiştirir. Komşuların artık “öteki” olarak gördüğü ve yıllardır sevdiği dostları için birer düşmandır. İbrahim ve Rum kızı Maria’nın bu acımasız ortamda yeşeren aşları ne olacaktır? İki gencin sevdası, lodoslu dalgalarını aşmaya çalışırken, yörenin bütün kültürleri de bir Bektaşi tekkesinin gizemli dünyasında buluşup kaynaşır. Kurbanlıkların kınayla boyanması gibi insanlar da birbirlerini kanla boyamaya başlarsa bunun sonu nereye varacaktır. Yıllardan beri Ege yöresi üzerine araştırmalar yapan bir yazar Sefa Taşkın. Bu romanında da uzun süre etkisinden kurtulamayacağınız bir konuyu dantel gibi işliyor, savaş ve aşkın iç içe geçişini ustalıkla anlatıyor.
YENİGÜN 08 - 05 2009
Etiketler:
Yerel Siyaset
6 Mayıs 2009 Çarşamba
Sorun büyük
Bayraklı ile Karşıyaka arasında bölünme sonrası yaşanan işçi krizi bir başka noktaya taşındı.
Karşıyaka Belediyesi seçim öncesi böyle bir krizin yaşanacağı mesajını defalarca vermişti.
Şimdi neredeyiz?
Karşıyaka Belediyesi: Seçim öncesi de ifade ettiği gibi bölünme nedeniyle Kent AŞ’nin çalışanlarından 273 kişi ile ilişkisini kesti. Toplu sözleşme nedeniyle ihbar tazminatları ve işçilerin normal tazminatlarını ödeyeceğini söyledi. İşçilerin haklarını almalarına karşılık şantiyeyi işgal etmelerine sorunu büyütmemek ve sosyal demokrat duruşu nedeniyle müdahale etmiyor. Bazı sendika yöneticilerinin kendi ikballeri için sorunu büyütmesinden rahatsız… Sorunun kendisi açısından bittiğinin altını çiziyor.
Bayraklı Belediyesi: Seçim sonrası Karşıyaka Belediyesi’nin Kent A.Ş.’ye ortak olması önerisini reddetti. İçten çıkarılan 273 isimden Bayraklı’da yaşayanların bir bölümünü kendi belediyesine alabileceği açıklamasında bulundu. Deniz Baykal’ın Ankara’da kendisinden parti adına işçilerin bir bölümünü işe alması önerisini kabul etti. Dün öğleden sonra Baykal’ın yeniden belediye başkanı Karabağ’ı aradığı ve süreci hızlandırmasını istediği iddia edildi.
DİSK: Genel Başkan Süleyman Çelebi bugün tüm taraflar ile görüşecek. Genel Sekreter Kani Beko’nun işgal eylemine, “Bizim arkadaşlar yanlış yapıyor” dediği iddia ediliyor. Eylemin bir iki sendika yöneticisi tarafından körüklendiği tartışmaları noktasında genel merkezin alacağı tavır merakla bekleniyor. İşten çıkarılan işçilerin özellikle büyükşehir tarafından istihdam edilip edilmeyeceği konusu üzerinde duruluyor.
CHP: Sanki ortada böyle bir sorun yokmuş gibi davranıyor. İl başkanının daha yüksek bir performans çizmesi gerekiyor. Ulusal basının ve AKP’nin bu sorunu nasıl kullanacağı konusunu kavrayan tek kişinin Genel Başkan Deniz Baykal olduğu belirtiliyor. İzmir milletvekilleri bile durumun vehametinin farkında olmadıklarının altı çiziliyor.
Büyükşehir Belediyesi: İl Başkanı Rıfat Nalbantoğlu’nun seçim öncesi sendikacılarla düzenlediği toplantıda İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun, “Konak ve Karşıyaka’daki işçileri mağdur ettirmem” dediği biliniyor. Ancak aynı Kocaoğlu’nun dün gazetecilere, “Bu konu beni ilgilendirmez” şeklindeki açıklamasının ise hayal kırıklığı yarattığı belirtiliyor.
Bu köşenin yazarı: Kocaoğlu’ndan farklı bir eylem mi bekliyordunuz. Tipik bir Kocaoğlu tavrı bu… Önce söz verir sonra “Ben bilmem” der çeker gider. Sonra birileri araya girer. Kendi siyasi bekası için, “Bir ağabeylik yapayım” der.
NOT 1: Önceki akşam Karşıyaka’da CHP İl Başkanlığı tarafından daha önce il başkanlığı yapmış isimlere bir vefa yemeği verildi. Yemeğe İstanbul’da olduğu gerekçesiyle Alev Coşkun, ameliyat geçirdiği gerekçesiyle Erol Güngör ile “Bizim deneyimlerimizden yararlanılmak istenseydi, seçim öncesi toplanırdık. Bu yemek bir gösterişten öteye gitmez” gerekçesiyle Kemal Karataş katılmadı.
NOT 2: Metroda yaşanan yeni gelişmeler sonrasında Kocaoğlu düğmeye basmak zorunda. Böyle giderse, birileri hayatını kaybedecek ve maalesef bunun sorumlusu kendisi olacak.
YENİGÜN 06 - 05 - 2009
Karşıyaka Belediyesi seçim öncesi böyle bir krizin yaşanacağı mesajını defalarca vermişti.
Şimdi neredeyiz?
Karşıyaka Belediyesi: Seçim öncesi de ifade ettiği gibi bölünme nedeniyle Kent AŞ’nin çalışanlarından 273 kişi ile ilişkisini kesti. Toplu sözleşme nedeniyle ihbar tazminatları ve işçilerin normal tazminatlarını ödeyeceğini söyledi. İşçilerin haklarını almalarına karşılık şantiyeyi işgal etmelerine sorunu büyütmemek ve sosyal demokrat duruşu nedeniyle müdahale etmiyor. Bazı sendika yöneticilerinin kendi ikballeri için sorunu büyütmesinden rahatsız… Sorunun kendisi açısından bittiğinin altını çiziyor.
Bayraklı Belediyesi: Seçim sonrası Karşıyaka Belediyesi’nin Kent A.Ş.’ye ortak olması önerisini reddetti. İçten çıkarılan 273 isimden Bayraklı’da yaşayanların bir bölümünü kendi belediyesine alabileceği açıklamasında bulundu. Deniz Baykal’ın Ankara’da kendisinden parti adına işçilerin bir bölümünü işe alması önerisini kabul etti. Dün öğleden sonra Baykal’ın yeniden belediye başkanı Karabağ’ı aradığı ve süreci hızlandırmasını istediği iddia edildi.
DİSK: Genel Başkan Süleyman Çelebi bugün tüm taraflar ile görüşecek. Genel Sekreter Kani Beko’nun işgal eylemine, “Bizim arkadaşlar yanlış yapıyor” dediği iddia ediliyor. Eylemin bir iki sendika yöneticisi tarafından körüklendiği tartışmaları noktasında genel merkezin alacağı tavır merakla bekleniyor. İşten çıkarılan işçilerin özellikle büyükşehir tarafından istihdam edilip edilmeyeceği konusu üzerinde duruluyor.
CHP: Sanki ortada böyle bir sorun yokmuş gibi davranıyor. İl başkanının daha yüksek bir performans çizmesi gerekiyor. Ulusal basının ve AKP’nin bu sorunu nasıl kullanacağı konusunu kavrayan tek kişinin Genel Başkan Deniz Baykal olduğu belirtiliyor. İzmir milletvekilleri bile durumun vehametinin farkında olmadıklarının altı çiziliyor.
Büyükşehir Belediyesi: İl Başkanı Rıfat Nalbantoğlu’nun seçim öncesi sendikacılarla düzenlediği toplantıda İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun, “Konak ve Karşıyaka’daki işçileri mağdur ettirmem” dediği biliniyor. Ancak aynı Kocaoğlu’nun dün gazetecilere, “Bu konu beni ilgilendirmez” şeklindeki açıklamasının ise hayal kırıklığı yarattığı belirtiliyor.
Bu köşenin yazarı: Kocaoğlu’ndan farklı bir eylem mi bekliyordunuz. Tipik bir Kocaoğlu tavrı bu… Önce söz verir sonra “Ben bilmem” der çeker gider. Sonra birileri araya girer. Kendi siyasi bekası için, “Bir ağabeylik yapayım” der.
NOT 1: Önceki akşam Karşıyaka’da CHP İl Başkanlığı tarafından daha önce il başkanlığı yapmış isimlere bir vefa yemeği verildi. Yemeğe İstanbul’da olduğu gerekçesiyle Alev Coşkun, ameliyat geçirdiği gerekçesiyle Erol Güngör ile “Bizim deneyimlerimizden yararlanılmak istenseydi, seçim öncesi toplanırdık. Bu yemek bir gösterişten öteye gitmez” gerekçesiyle Kemal Karataş katılmadı.
NOT 2: Metroda yaşanan yeni gelişmeler sonrasında Kocaoğlu düğmeye basmak zorunda. Böyle giderse, birileri hayatını kaybedecek ve maalesef bunun sorumlusu kendisi olacak.
YENİGÜN 06 - 05 - 2009
Etiketler:
Yerel Siyaset
4 Mayıs 2009 Pazartesi
Dağ gibi sorunlar
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, yıllık olağandışı tatilini bitirerek bugün göreve başladı.Tatile çıkmadan önce Büyükşehir Belediyesi’nde birkaç küçük değişikliğe giden Kocaoğlu’nun karşısında dağ gibi sorunlar var.
1 – Karşıyaka-Bayraklı sorunu nasıl çözülecek? Büyükşehir Belediyesi bu konuda bir adım atmayı planlıyor mu?
2 – Büyükşehir’deki danışman kadrosu nasıl oluşturulacak. Bu kadronun içerisinde tanıdık isimlere rastlanacak mı?
3 – Üçyol-Üçkuyular metro projesindeki tadilat projesi konusunda somut bir adım atıldı mı? Atıldıysa bundan ortaya çıkan sonuç ne? Adım atılmadıysa, adım atılması düşünülüyor mu?
4 – Aliağa – Menderes hattı konusundaki gelişmeler ne alemde? Hattı ikiye böldük sonunda. Menderes – Halkapınar bölümü mayıs ayında olmaz ise Haziran ayında açılacaktı. O da olmaz ise bu hat Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim aylarında da açılabilir mi? Allahın ayı çok tabii ki...
5 – Aynı hattın diğer yarısı olarak belirtilen, Halkapınar – Aliağa kısmının ne zaman açılabileceğine dair somut bilgi var mı? Yoksa bu hat için de, “Allahın ayı çok, açarız elbet” şekline mi dönüşecek?
6 – İTO Meclisi’nde, “Metro yetişmediği için ağlayarak gözlerimden olamam” sözleri bugün için de geçerli mi?
7 – Ege Üniversitesi, Bornova merkez arasında yapılmakta olan ancak bir türlü yapılamayan metrodan haber var mı?
8 – Üçyol – Buca hattına başlanacak mı? Yoksa, “Bir dakika kardeşim, elimizdeki hatları bile bitiremiyoruz. O hattı 22 yüzyıl için kaleme alınan plana kaydettik. Hayırlısıyla, 23. Yüzyılda hattı açmış olacağız” mı denilecek...
9 – Daha önce gizlice gerçekleştirilen “yağmur duası” bugünlerde halka açık şekilde, “yağmur kes” duası olarak gerçekleştirilecek mi?
10 – Sendikalı işçi, memur, sözleşmeli personel sendikasız işçi ücretlerinde bir indirime gidilecek mi?
***
Belediyenin tanıtım faaliyetlerini yürüten şirketinin bir müdürünün eşi sözleşmeli memur olarak göreve başladı mı? Aynı müdürün kardeşi bir başka şirketin sorumluluğu içinde yer alan bir yerde sorumluluk üstlendi mi? Ayrıca iki yeğeninin yine bir başka belediye şirketinde görev aldığı doğru mu?Adnan Saygun Kültür Merkezi’nin Müdürü, belediyede önemli bir görevi yürüten bir ismin kız kardeşi mi? Yine aynı merkezin müdür yardımcısının belediyenin bir başka biriminde üst düzey görev yapan biri ile akraba ilişkisi var mı?Bu iş sadece İzmir Büyükşehir Belediyesi ile sınırlı değil tabii ki...Konak Belediyesi’nde de bankamatik memurları türemiş galiba... Bir önceki belediye başkanına yakın isimlerden bazıları belediyeden uzaklaştırılmış. Ancak maaşlarını almaya devam ediyorlarmış.
İlginç değil mi?
YENİGÜN 04 - 05 - 2009
1 – Karşıyaka-Bayraklı sorunu nasıl çözülecek? Büyükşehir Belediyesi bu konuda bir adım atmayı planlıyor mu?
2 – Büyükşehir’deki danışman kadrosu nasıl oluşturulacak. Bu kadronun içerisinde tanıdık isimlere rastlanacak mı?
3 – Üçyol-Üçkuyular metro projesindeki tadilat projesi konusunda somut bir adım atıldı mı? Atıldıysa bundan ortaya çıkan sonuç ne? Adım atılmadıysa, adım atılması düşünülüyor mu?
4 – Aliağa – Menderes hattı konusundaki gelişmeler ne alemde? Hattı ikiye böldük sonunda. Menderes – Halkapınar bölümü mayıs ayında olmaz ise Haziran ayında açılacaktı. O da olmaz ise bu hat Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim aylarında da açılabilir mi? Allahın ayı çok tabii ki...
5 – Aynı hattın diğer yarısı olarak belirtilen, Halkapınar – Aliağa kısmının ne zaman açılabileceğine dair somut bilgi var mı? Yoksa bu hat için de, “Allahın ayı çok, açarız elbet” şekline mi dönüşecek?
6 – İTO Meclisi’nde, “Metro yetişmediği için ağlayarak gözlerimden olamam” sözleri bugün için de geçerli mi?
7 – Ege Üniversitesi, Bornova merkez arasında yapılmakta olan ancak bir türlü yapılamayan metrodan haber var mı?
8 – Üçyol – Buca hattına başlanacak mı? Yoksa, “Bir dakika kardeşim, elimizdeki hatları bile bitiremiyoruz. O hattı 22 yüzyıl için kaleme alınan plana kaydettik. Hayırlısıyla, 23. Yüzyılda hattı açmış olacağız” mı denilecek...
9 – Daha önce gizlice gerçekleştirilen “yağmur duası” bugünlerde halka açık şekilde, “yağmur kes” duası olarak gerçekleştirilecek mi?
10 – Sendikalı işçi, memur, sözleşmeli personel sendikasız işçi ücretlerinde bir indirime gidilecek mi?
***
Belediyenin tanıtım faaliyetlerini yürüten şirketinin bir müdürünün eşi sözleşmeli memur olarak göreve başladı mı? Aynı müdürün kardeşi bir başka şirketin sorumluluğu içinde yer alan bir yerde sorumluluk üstlendi mi? Ayrıca iki yeğeninin yine bir başka belediye şirketinde görev aldığı doğru mu?Adnan Saygun Kültür Merkezi’nin Müdürü, belediyede önemli bir görevi yürüten bir ismin kız kardeşi mi? Yine aynı merkezin müdür yardımcısının belediyenin bir başka biriminde üst düzey görev yapan biri ile akraba ilişkisi var mı?Bu iş sadece İzmir Büyükşehir Belediyesi ile sınırlı değil tabii ki...Konak Belediyesi’nde de bankamatik memurları türemiş galiba... Bir önceki belediye başkanına yakın isimlerden bazıları belediyeden uzaklaştırılmış. Ancak maaşlarını almaya devam ediyorlarmış.
İlginç değil mi?
YENİGÜN 04 - 05 - 2009
1 Mayıs 2009 Cuma
Kısa… Kısa…
Konak Belediyesi’nin şirketin en önemli koltuklarından birinde oturan ancak daha yeni belediye başkanı tarafından sonra şoför olarak çalıştırılmaya başlanan, bu arada müdürlük maaşı devam ettiği için İzmir’de en çok maaş alan şoför unvanına sahip olan kişi kimdir?
***
Konak Belediye Başkanı Hakan Tartan’ın Sosyal Politika, Sosyal Diyalog ve AB Uygulamaları konusundaki doktora tezini gerçekten merak ettim. Acaba bir yerlerden edinip okuma şansımız var mı? Belki bir değerlendirme yapabiliriz…
***
Sayın Kocaoğlu Erbaa’dan Ayvalık’a geçmiş. Bir Ayvalıklı olarak bu güzel ilçede nerede kaldığını merak ettim. Sakın bir villa olmasın? Üstelik İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız Ayvalıklıların gönlünde taht kurmuş. 5-6 kişiyi aradım. “Bizim belediye başkanımız oralardaymış. Neler yapıyor, beni bilgilendirsenize” diye sordum, “O da kim” yanıtını verdiler.
***
Başkan tatile gidince Hasan Tahsin yalnız kaldı. O nedenle pek ortalıkta görünmüyor. Yoksa o da Ayvalık civarlarında tatile mi çıktı? Tabii ya… Rakı, balık, Ayvalık… Düşünebiliyor musunuz, Cunda’da Bay Nihat adlı restoranda bizim Hasan ve abisi oturmuşlar, Midilli Adası’nı seyrederek İzmir konusunda laga luga ediyorlar…
***
Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Akaydın, Altın Portakal’ın düzenleyicisi olan Antalya Kültür ve Sanat Vakfı’nın başkanlığı için İzmirli bir gazeteciye teklif götürmüş. Ancak gazeteci bu teklifi kibarca reddetmiş.
***
Akaydın, genel sekreter yardımcılığı için İzmir Büyükşehir Belediyesi eski Genel Sekreteri Hasan Fehmi Mani’ye de teklif götürmüş. Mani’nin konuya sıcak baktığı ancak tam yetki ile göreve başlayabileceği belirtiliyor. Gerçi bu koltuğa İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Ersu Hızır da adaymış.
***
Uzun süredir bizden uzak olan bir dostumun mektupları ve telefonları kesildi. İyi midir, afiyette midir, kendisini ziyaret edenler var mıdır? Bu ziyaretçilerin bir listesini bana yapabilir mi? Bu listeyi yayınladığımda olay çıkar mı?
***
Kocaoğlu medya tarafından parçalanan tatil öncesi röportajında, “Her ilçe bizim ilçemiz. Ancak Urla, Kemalpaşa ve Bayraklı ilçeleri ile daha çok ilgileneceğiz” demiş. Kocaoğlu pozitif ayrımcılık yaptığının farkında mı acaba?
YENİGÜN 01 - 05 -2009
***
Konak Belediye Başkanı Hakan Tartan’ın Sosyal Politika, Sosyal Diyalog ve AB Uygulamaları konusundaki doktora tezini gerçekten merak ettim. Acaba bir yerlerden edinip okuma şansımız var mı? Belki bir değerlendirme yapabiliriz…
***
Sayın Kocaoğlu Erbaa’dan Ayvalık’a geçmiş. Bir Ayvalıklı olarak bu güzel ilçede nerede kaldığını merak ettim. Sakın bir villa olmasın? Üstelik İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız Ayvalıklıların gönlünde taht kurmuş. 5-6 kişiyi aradım. “Bizim belediye başkanımız oralardaymış. Neler yapıyor, beni bilgilendirsenize” diye sordum, “O da kim” yanıtını verdiler.
***
Başkan tatile gidince Hasan Tahsin yalnız kaldı. O nedenle pek ortalıkta görünmüyor. Yoksa o da Ayvalık civarlarında tatile mi çıktı? Tabii ya… Rakı, balık, Ayvalık… Düşünebiliyor musunuz, Cunda’da Bay Nihat adlı restoranda bizim Hasan ve abisi oturmuşlar, Midilli Adası’nı seyrederek İzmir konusunda laga luga ediyorlar…
***
Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Akaydın, Altın Portakal’ın düzenleyicisi olan Antalya Kültür ve Sanat Vakfı’nın başkanlığı için İzmirli bir gazeteciye teklif götürmüş. Ancak gazeteci bu teklifi kibarca reddetmiş.
***
Akaydın, genel sekreter yardımcılığı için İzmir Büyükşehir Belediyesi eski Genel Sekreteri Hasan Fehmi Mani’ye de teklif götürmüş. Mani’nin konuya sıcak baktığı ancak tam yetki ile göreve başlayabileceği belirtiliyor. Gerçi bu koltuğa İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Ersu Hızır da adaymış.
***
Uzun süredir bizden uzak olan bir dostumun mektupları ve telefonları kesildi. İyi midir, afiyette midir, kendisini ziyaret edenler var mıdır? Bu ziyaretçilerin bir listesini bana yapabilir mi? Bu listeyi yayınladığımda olay çıkar mı?
***
Kocaoğlu medya tarafından parçalanan tatil öncesi röportajında, “Her ilçe bizim ilçemiz. Ancak Urla, Kemalpaşa ve Bayraklı ilçeleri ile daha çok ilgileneceğiz” demiş. Kocaoğlu pozitif ayrımcılık yaptığının farkında mı acaba?
YENİGÜN 01 - 05 -2009
Etiketler:
Yerel Siyaset
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
