Konak Belediyesi’nin şirketin en önemli koltuklarından birinde oturan ancak daha yeni belediye başkanı tarafından sonra şoför olarak çalıştırılmaya başlanan, bu arada müdürlük maaşı devam ettiği için İzmir’de en çok maaş alan şoför unvanına sahip olan kişi kimdir?
***
Konak Belediye Başkanı Hakan Tartan’ın Sosyal Politika, Sosyal Diyalog ve AB Uygulamaları konusundaki doktora tezini gerçekten merak ettim. Acaba bir yerlerden edinip okuma şansımız var mı? Belki bir değerlendirme yapabiliriz…
***
Sayın Kocaoğlu Erbaa’dan Ayvalık’a geçmiş. Bir Ayvalıklı olarak bu güzel ilçede nerede kaldığını merak ettim. Sakın bir villa olmasın? Üstelik İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız Ayvalıklıların gönlünde taht kurmuş. 5-6 kişiyi aradım. “Bizim belediye başkanımız oralardaymış. Neler yapıyor, beni bilgilendirsenize” diye sordum, “O da kim” yanıtını verdiler.
***
Başkan tatile gidince Hasan Tahsin yalnız kaldı. O nedenle pek ortalıkta görünmüyor. Yoksa o da Ayvalık civarlarında tatile mi çıktı? Tabii ya… Rakı, balık, Ayvalık… Düşünebiliyor musunuz, Cunda’da Bay Nihat adlı restoranda bizim Hasan ve abisi oturmuşlar, Midilli Adası’nı seyrederek İzmir konusunda laga luga ediyorlar…
***
Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Akaydın, Altın Portakal’ın düzenleyicisi olan Antalya Kültür ve Sanat Vakfı’nın başkanlığı için İzmirli bir gazeteciye teklif götürmüş. Ancak gazeteci bu teklifi kibarca reddetmiş.
***
Akaydın, genel sekreter yardımcılığı için İzmir Büyükşehir Belediyesi eski Genel Sekreteri Hasan Fehmi Mani’ye de teklif götürmüş. Mani’nin konuya sıcak baktığı ancak tam yetki ile göreve başlayabileceği belirtiliyor. Gerçi bu koltuğa İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Ersu Hızır da adaymış.
***
Uzun süredir bizden uzak olan bir dostumun mektupları ve telefonları kesildi. İyi midir, afiyette midir, kendisini ziyaret edenler var mıdır? Bu ziyaretçilerin bir listesini bana yapabilir mi? Bu listeyi yayınladığımda olay çıkar mı?
***
Kocaoğlu medya tarafından parçalanan tatil öncesi röportajında, “Her ilçe bizim ilçemiz. Ancak Urla, Kemalpaşa ve Bayraklı ilçeleri ile daha çok ilgileneceğiz” demiş. Kocaoğlu pozitif ayrımcılık yaptığının farkında mı acaba?
YENİGÜN 01 - 05 -2009
1 Mayıs 2009 Cuma
29 Nisan 2009 Çarşamba
Bu sorular sorulmalı
Aziz Kocaoğlu tatile çıkmadan önce gazetecilere uzun bir röportaj vermiş. Gazeteler parça parça giriyorlar bu röportajı. Böylece tatilde olan Kocaoğlu’nu İzmir’de hissetmeye devam ediyoruz. Bunu kim düşünmüş ise Kocaoğlu açısından doğru yapmış.
Mesele tüm gazetelerin, amiralin isteğine uyarak bu röportajı parçalamaları…
Röportajda konu edilecek ve eleştirilecek çok şey var.
Birinci eleştirim iki gün önceki manşetlere yönelik.
“Gerekirse belediye çalışanların maaşlarını indiririm” sözü…
Kocaoğlu eğer belediye bütçesinde ekonomik kriz nedeniyle sorun yaşandığını iddia ediyor ise, seçimden önce işçilere neden yüzde 20 zam yaptı?
Yardım adı altında ekonomik sorunu olan vatandaşlara neden para dağıttı?
Bu maaş indirimi belediyede kimleri etkileyecek?
Memurları mı?
Hayır. Çünkü yasal olarak memur maaşını indirmek mümkün değil.
Sendikalı işçileri mi?
Sendika bu konuya hiç de olumlu yaklaşmıyor. Çünkü burada yapılacak böyle bir anlaşma Türkiye’ye örnek olabilir. Dolayısıyla sendikanın var olma nedeni ortadan kalkar.
O halde kim etkilenecek?
1 – Sözleşmeli personel.
2 – Sendikasız işçiler.
Yani durum öyle Kocaoğlu’nun attığı hava gibi değil açıkçası…
Kocaoğlu bugün çıkan haberde de sütten çıkmış ak kaşık olmadığını belirtiyor ve ekliyor: “Bizim de kabahatlerimiz olmuş olabilir. Ben de insanım. İl başkanımız uyumlu, siyaseti bilen, beyefendi. İdeal bir arkadaşımız. Onunla güzel işler yapacağımıza inanıyorum. Bir sıkıntı olacağını zannetmiyorum.”
Kocaoğlu sürdürüyor önemli açıklamalarını:
“İmar komisyonunda imarda işi olan arkadaşların olması sıkıntıdır. Doğru bir dosya olsa bile malzeme olabilir. Bu insanlar proje yapıyor, dosyayı takip ediyor ve buradan para kazanıyor. Bu onun işi. Ama daha sonra gelip bunu belediyeye anlatıyor. Savunuyor. Bunu bir meclis üyesi ve dosyasını takip eden bir insan olarak planlamanın karşısında oturmak var, birde mesleğini icra eden bir adam olarak oturmak var. Bu yanlış olabilir, eleştirilebilir ama bana göre piyasada iş yapan arkadaşların imar komisyonu gibi hassas bir komisyona seçilmeleri yanlış…”
Tüm bu net açıklamalardan sonra İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı, arada bir sorduğum iki soruya yanıt verir umarım. Bu kadar açık ve net konuştuğuna göre:
1 – Sayın Kocaoğlu seçimden iki ay önce Giraud Ailesi’nin Buca’daki arsasının imar değişikliğinde belediyede kimler ön ayak oldular? Bu konuya bir müdahaleniz var mı?
2 - Sayın Kocaoğlu siz mason musunuz?
3 – Sayın Kocaoğlu, Güven Ailesi’ne bu kadar güvenmenizin nedenleri nelerdir?
YENİGÜN 29 - 04 - 2009
Mesele tüm gazetelerin, amiralin isteğine uyarak bu röportajı parçalamaları…
Röportajda konu edilecek ve eleştirilecek çok şey var.
Birinci eleştirim iki gün önceki manşetlere yönelik.
“Gerekirse belediye çalışanların maaşlarını indiririm” sözü…
Kocaoğlu eğer belediye bütçesinde ekonomik kriz nedeniyle sorun yaşandığını iddia ediyor ise, seçimden önce işçilere neden yüzde 20 zam yaptı?
Yardım adı altında ekonomik sorunu olan vatandaşlara neden para dağıttı?
Bu maaş indirimi belediyede kimleri etkileyecek?
Memurları mı?
Hayır. Çünkü yasal olarak memur maaşını indirmek mümkün değil.
Sendikalı işçileri mi?
Sendika bu konuya hiç de olumlu yaklaşmıyor. Çünkü burada yapılacak böyle bir anlaşma Türkiye’ye örnek olabilir. Dolayısıyla sendikanın var olma nedeni ortadan kalkar.
O halde kim etkilenecek?
1 – Sözleşmeli personel.
2 – Sendikasız işçiler.
Yani durum öyle Kocaoğlu’nun attığı hava gibi değil açıkçası…
Kocaoğlu bugün çıkan haberde de sütten çıkmış ak kaşık olmadığını belirtiyor ve ekliyor: “Bizim de kabahatlerimiz olmuş olabilir. Ben de insanım. İl başkanımız uyumlu, siyaseti bilen, beyefendi. İdeal bir arkadaşımız. Onunla güzel işler yapacağımıza inanıyorum. Bir sıkıntı olacağını zannetmiyorum.”
Kocaoğlu sürdürüyor önemli açıklamalarını:
“İmar komisyonunda imarda işi olan arkadaşların olması sıkıntıdır. Doğru bir dosya olsa bile malzeme olabilir. Bu insanlar proje yapıyor, dosyayı takip ediyor ve buradan para kazanıyor. Bu onun işi. Ama daha sonra gelip bunu belediyeye anlatıyor. Savunuyor. Bunu bir meclis üyesi ve dosyasını takip eden bir insan olarak planlamanın karşısında oturmak var, birde mesleğini icra eden bir adam olarak oturmak var. Bu yanlış olabilir, eleştirilebilir ama bana göre piyasada iş yapan arkadaşların imar komisyonu gibi hassas bir komisyona seçilmeleri yanlış…”
Tüm bu net açıklamalardan sonra İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı, arada bir sorduğum iki soruya yanıt verir umarım. Bu kadar açık ve net konuştuğuna göre:
1 – Sayın Kocaoğlu seçimden iki ay önce Giraud Ailesi’nin Buca’daki arsasının imar değişikliğinde belediyede kimler ön ayak oldular? Bu konuya bir müdahaleniz var mı?
2 - Sayın Kocaoğlu siz mason musunuz?
3 – Sayın Kocaoğlu, Güven Ailesi’ne bu kadar güvenmenizin nedenleri nelerdir?
YENİGÜN 29 - 04 - 2009
Etiketler:
Yerel Siyaset
27 Nisan 2009 Pazartesi
Kısa Kısa...
Bir dönemin efsane ismi Yüksel Çakmur yeniden CHP’ye dönüyor. Bu konuda Genel Başkan Deniz Baykal ile görüşen Çakmur, CHP’ye yeniden üye olmak istediğini kaydetti. Baykal da bu isteği kırmayarak Çakmur’un dönüşüne olumlu sinyal verdi. Önümüzdeki günlerde İzmir’de gerçekleşecek büyük bir etkinlikle CHP’ye dönecek olan Çakmur’un ekibinin ise ne yapacağı merakla bekleniyor.
* * *
DSP’nin başına ise kimin geleceği tartışılıyor. Kamuoyunda birçok isim gündeme gelmesine karşılık sürpriz bir adayın atak yapması bekleniyor. Masum Türker. Bir dönem Ekonomiden Sorumlu Bakan olarak kabinede görev alan Türker’in, Genel Başkan Zeki Sezer’in aday olmaması halinde adaylığını açıklayacağı DSP kulislerini hareketlendirdi. Türker’in DSP delegasyonu üzerinde hatırı sayılır etkisinin bulunması da şansını artırıyor.
* * *
Bu hafta CHP içinde önemli gelişmeler yaşanabilir. Örgütlerin yeniden toparlanması, genel merkezin örgüt yapısını belirleme noktasındaki tavrı önümüzdeki genel seçimler için de bir işaret olacak. Tabii en önemli nokta Genel Başkan’ın İzmir üzerine düşündükleri. Yerel seçimler sonrası İzmir’in hangi noktaya doğru hareketleneceğine ve ekipler arasında yaşanan mücadelenin alacağı pozisyona Deniz Baykal karar verecek.
* * *
Aziz Kocaoğlu mayıs ayı başına kadar memleketi Tokat Erbaa’da... Seçim döneminin yorgunluğunu atacak olan Kocaoğlu’nun önümüzdeki dönemde yapacaklarını tatilde kaleme alacak. Kocaoğlu’nun özellikle danışman grubunu genişleteceği ve bazı konularda uzman isimlerle çalışacağı iddia ediliyor. Aslında Kocaoğlu herşeyi bildiği için böyle bir danışman grubuna pek ihtiyacı yok bana göre...
* * *
CHP’nin İzmir’de yerel seçim başarısı ortada. Aslında bu başarı atılacak bazı adımlarla daha da perçinlenebilir. Başta AKP olmak üzere birçok partiden CHP’ye katılımların yoğun olarak yaşanacağı bir döneme giriliyor. Yaz sonuna kadar hiç beklemediğiniz isimleri CHP’de görme olasılığınız çok yüksek. Şimdiden isim vermeyelim. Ancak bu isimler teker teker CHP’ye katıldığında, bu tespit daha önce kaleme alınmıştı diye düşünmeniz yeter.
* * *
İzmir Ticaret Odası’nın yayınladığı Kurtuluş adlı kitap Türk-Yunan dostluğunun geliştirilmesi açısından önemli bir adım. Öğretim üyesi Elçin Macar’ın kaleminden yayınlanan kitabın Yunanistan’da da olumlu karşılanacağı açık. Bu kitap ile birlikte şöyle bir gerçeği de vurgulamak gerekiyor. İzmir Ticaret Odası, Ekrem Demirtaş başkanlığında Türk-Yunan ilişkilerinin normalleşmesi konusunda sadece İzmir’de değil Türkiye’de de en çok çaba harcayan sivil toplum örgütlerinin başında geliyor. Kolay değil, İZTO tam 10 yıldır bu konunun içinde ve sürekli yeni projelerle karşımıza çıkıyor.
YENİGÜN 27 - 04 - 2009
* * *
DSP’nin başına ise kimin geleceği tartışılıyor. Kamuoyunda birçok isim gündeme gelmesine karşılık sürpriz bir adayın atak yapması bekleniyor. Masum Türker. Bir dönem Ekonomiden Sorumlu Bakan olarak kabinede görev alan Türker’in, Genel Başkan Zeki Sezer’in aday olmaması halinde adaylığını açıklayacağı DSP kulislerini hareketlendirdi. Türker’in DSP delegasyonu üzerinde hatırı sayılır etkisinin bulunması da şansını artırıyor.
* * *
Bu hafta CHP içinde önemli gelişmeler yaşanabilir. Örgütlerin yeniden toparlanması, genel merkezin örgüt yapısını belirleme noktasındaki tavrı önümüzdeki genel seçimler için de bir işaret olacak. Tabii en önemli nokta Genel Başkan’ın İzmir üzerine düşündükleri. Yerel seçimler sonrası İzmir’in hangi noktaya doğru hareketleneceğine ve ekipler arasında yaşanan mücadelenin alacağı pozisyona Deniz Baykal karar verecek.
* * *
Aziz Kocaoğlu mayıs ayı başına kadar memleketi Tokat Erbaa’da... Seçim döneminin yorgunluğunu atacak olan Kocaoğlu’nun önümüzdeki dönemde yapacaklarını tatilde kaleme alacak. Kocaoğlu’nun özellikle danışman grubunu genişleteceği ve bazı konularda uzman isimlerle çalışacağı iddia ediliyor. Aslında Kocaoğlu herşeyi bildiği için böyle bir danışman grubuna pek ihtiyacı yok bana göre...
* * *
CHP’nin İzmir’de yerel seçim başarısı ortada. Aslında bu başarı atılacak bazı adımlarla daha da perçinlenebilir. Başta AKP olmak üzere birçok partiden CHP’ye katılımların yoğun olarak yaşanacağı bir döneme giriliyor. Yaz sonuna kadar hiç beklemediğiniz isimleri CHP’de görme olasılığınız çok yüksek. Şimdiden isim vermeyelim. Ancak bu isimler teker teker CHP’ye katıldığında, bu tespit daha önce kaleme alınmıştı diye düşünmeniz yeter.
* * *
İzmir Ticaret Odası’nın yayınladığı Kurtuluş adlı kitap Türk-Yunan dostluğunun geliştirilmesi açısından önemli bir adım. Öğretim üyesi Elçin Macar’ın kaleminden yayınlanan kitabın Yunanistan’da da olumlu karşılanacağı açık. Bu kitap ile birlikte şöyle bir gerçeği de vurgulamak gerekiyor. İzmir Ticaret Odası, Ekrem Demirtaş başkanlığında Türk-Yunan ilişkilerinin normalleşmesi konusunda sadece İzmir’de değil Türkiye’de de en çok çaba harcayan sivil toplum örgütlerinin başında geliyor. Kolay değil, İZTO tam 10 yıldır bu konunun içinde ve sürekli yeni projelerle karşımıza çıkıyor.
YENİGÜN 27 - 04 - 2009
Etiketler:
Yerel Siyaset
24 Nisan 2009 Cuma
Baykal bekliyor
Deniz Baykal Seçimden önce yaptığı tüzük kurultayında bazı yeni kararlamıştı. Bunların arasında en göze çarpanı genel başkan yardımcılıkları sayısının artırılması, genel sekreterlik makamının gücünün azaltılmasıydı.
Baykal bu değişikliğe giderken partinin hantal yapısının değiştirilmesini, örgütlenme modelinde yaşanan sorunların ortadan kaldırılmasını hedeflemişti.
Seçimde özellikle kıyı kentlerinde ve büyükşehirlerde kazanılan başarının ardından bir açıklama yapan Deniz Baykal, ilk parti meclisinde tüzük değişikliklerinin yürürlüğe girmesini sağlayacağını söyledi.
Ancak bu konuda hiçbir adım atılmadı…
Üstelik Kemal Kılıçdaroğlu ve İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin kamuoyuna yaptıkları açıklamalarda, toplumun tercihleri ve beklentilerinin değiştiğini, CHP’nin üst-düzey yapısında da değişimi beklentileri olduğunu açıkladılar.
Buna rağmen Deniz Baykal adım atmamakta ısrarlı… Üstelik Parti Meclisi’nde biraz da üstü kapalı olarak bu tespitleri eleştirdi.
Seçim nedeniyle örgütlerde meydana gelen boşluk da ortada. Bir çok ilçede kurullar düşmüş durumda. Seçim nedeniyle kimsenin dokunmadığı örgütlerin yenilenmesi de gerekiyor.
Tüm bu gelişmelere karşılık Baykal adım atmıyor.
Neden?
Baykal örgütlerin yenilenmesi, üst düzey yapının revizyonu konusunda hangi adımları atacağını hesaplamaya çalışıyor.
Çünkü hem halkın beklentilerini karşılayacak yenilikler yapmalı hem, partide sürekli kendisine sorun çıkaran, hareket alanlarını daraltan isimlerden kurtulmalı hem de partiyi 2011’deki genel seçimlere taşıyacak isimleri genel merkez yöneticiliğine getirmeli…
Bu kadar değişimi hangi enstrümanları kullanarak yapacağı Baykal’ın kafasında hala açık değil.
Hem süreci görmek istiyor hem de yapacağı değişiklikleri kurguluyor Baykal.
Baykal’ın değişim isteğine destek olacak en büyük güç belediye başkanları…
Baykal bu sefer örgütlenmelerde belediye başkanları ile uyumlu çalışırsa bu çalışmadan önemli sonuçlar çıkarabilir.
NOT 1: Hasan Tahsin yine fikir değiştirmiş. Bu kez lord değil baron olmak istiyormuş. Bu baron sıfatı bana bir takım şeyler çağrıştırıyor… Özellikle İzmir’de.
NOT 2: CHP İl Başkanı Rıfat Nalbantoğlu Ankara’daydı. Genel merkezde yaptığı bazı görüşmelerin perde arkası yakında ortaya çıkar.
NOT 3: Kocaoğlu mayıs ayına kadar Büyükşehir’i yenilemeye çalışıyor. Aslında Ankara’da kalıp bu süreci başkentteyken tamamlamayı arzu ediyordu. Ancak 23 Nisan töreleri nedeniyle İzmir’e döndü ve “orak operasyonu”nu için düğmeye bastı.
YENİGÜN 24 - 04 - 2009
Baykal bu değişikliğe giderken partinin hantal yapısının değiştirilmesini, örgütlenme modelinde yaşanan sorunların ortadan kaldırılmasını hedeflemişti.
Seçimde özellikle kıyı kentlerinde ve büyükşehirlerde kazanılan başarının ardından bir açıklama yapan Deniz Baykal, ilk parti meclisinde tüzük değişikliklerinin yürürlüğe girmesini sağlayacağını söyledi.
Ancak bu konuda hiçbir adım atılmadı…
Üstelik Kemal Kılıçdaroğlu ve İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin kamuoyuna yaptıkları açıklamalarda, toplumun tercihleri ve beklentilerinin değiştiğini, CHP’nin üst-düzey yapısında da değişimi beklentileri olduğunu açıkladılar.
Buna rağmen Deniz Baykal adım atmamakta ısrarlı… Üstelik Parti Meclisi’nde biraz da üstü kapalı olarak bu tespitleri eleştirdi.
Seçim nedeniyle örgütlerde meydana gelen boşluk da ortada. Bir çok ilçede kurullar düşmüş durumda. Seçim nedeniyle kimsenin dokunmadığı örgütlerin yenilenmesi de gerekiyor.
Tüm bu gelişmelere karşılık Baykal adım atmıyor.
Neden?
Baykal örgütlerin yenilenmesi, üst düzey yapının revizyonu konusunda hangi adımları atacağını hesaplamaya çalışıyor.
Çünkü hem halkın beklentilerini karşılayacak yenilikler yapmalı hem, partide sürekli kendisine sorun çıkaran, hareket alanlarını daraltan isimlerden kurtulmalı hem de partiyi 2011’deki genel seçimlere taşıyacak isimleri genel merkez yöneticiliğine getirmeli…
Bu kadar değişimi hangi enstrümanları kullanarak yapacağı Baykal’ın kafasında hala açık değil.
Hem süreci görmek istiyor hem de yapacağı değişiklikleri kurguluyor Baykal.
Baykal’ın değişim isteğine destek olacak en büyük güç belediye başkanları…
Baykal bu sefer örgütlenmelerde belediye başkanları ile uyumlu çalışırsa bu çalışmadan önemli sonuçlar çıkarabilir.
NOT 1: Hasan Tahsin yine fikir değiştirmiş. Bu kez lord değil baron olmak istiyormuş. Bu baron sıfatı bana bir takım şeyler çağrıştırıyor… Özellikle İzmir’de.
NOT 2: CHP İl Başkanı Rıfat Nalbantoğlu Ankara’daydı. Genel merkezde yaptığı bazı görüşmelerin perde arkası yakında ortaya çıkar.
NOT 3: Kocaoğlu mayıs ayına kadar Büyükşehir’i yenilemeye çalışıyor. Aslında Ankara’da kalıp bu süreci başkentteyken tamamlamayı arzu ediyordu. Ancak 23 Nisan töreleri nedeniyle İzmir’e döndü ve “orak operasyonu”nu için düğmeye bastı.
YENİGÜN 24 - 04 - 2009
Etiketler:
Yerel Siyaset
22 Nisan 2009 Çarşamba
Uyum sorunu
Büyükşehirde bugün en çok tartışılan konulardan biri büyükşehir – ilçe belediye başkanları arasındaki uyumun nasıl sağlanacağı üzerine…
Büyükşehir bu konuda bazı adımlar atacakmış önümüzdeki günlerde. Özellikle “Ne var, ben kazandım. Benim bir büyükşehir belediye başkanından aşağı kalır neyim var” ya da “Büyükşehir başka işlerle uğraşsın, ben ilçeme bakarım” şeklindeki davranış bozukluklarıyla ilgili bir birim oluşturacakmış büyükşehir.
Özellikle Kocaoğlu’na yakın meclis üyeleri de ilçe belediye başkanlarıyla olan ilişkilerin geliştirilmesi yönünde çalışacaklarmış.
Kocaoğlu sanırım büyükşehir ile sorunlu ilçe başkanlarını bizzat kendisi tanımlamıştır. Çünkü medya üzerinden yapılan bazı tespitlerin kendisini yanlış yönlere taşıyacağı kanısındayım.
Örneğin Bayraklı Belediye Başkanı Hasan Karabağ’ın bugünlerde istediği en son şey büyükşehir ile ilişkisinin bozulması. Bayraklı’nın gelişmesi, Karabağ’ın doğru hareket edebilmesi ve bu bölge için daha önce kabul edilen projelerin uygulanması için Büyükşehir’e ihtiyacı var Karabağ’ın. Bu konuda kamuoyundaki yanlış yönlendirmelerden de rahatsız. Bazı sözlerinin kişisel çıkarlar nedeniyle çarpıtılmasından da… Karabağ seçim sürecini değerlendirirken iki nokta üzerinde durdu:
1 – Kendisinin atanmasında Kemal Karataş’ın etkisi büyüktü. Bunu sağır sultan da biliyor. Deniz Baykal’ı ikna eden Kemal Karataş’tı.
2 – Seçim sürecinde yalnızdı. Bir iki milletvekili dışında pek destek görmemişti. Karabağ en azından bir iki milletvekilinden destek gördü. Seçimin kayıp ilçesi olarak değerlendirilen Gaziemir için kimse kılını bile kıpırdatmadı. Halil İbrahim Şenol ve ekibi kendileri çalışarak bir sonuca ulaştılar.
Aynı durum Karabağlar Belediye Başkanı Sıtkı Kürüm için de geçerli. Kürüm’ün bu süreçte her ne kadar ekip Büyükşehir komisyonlarında darbe yese de Büyükşehir ile uyumlu çalışmak zorunda. Seçim öncesi verilen sözlerin karşılanması en azından bir bölümünün yerine getirilmesi için Kocaoğlu’nun desteğine ihtiyacı var Kürüm’ün.
Büyükşehir ile dorudan sorunlu ilçe başkanlarını benim kaleme almama gerek yok. Herhalde Kocaoğlu bu isimleri ve kendisine karşı olmalarının nedenlerini bizden iyi biliyordur.
NOT 1: Aziz Kocaoğlu – Yusuf İnan ilişkisi üzerine çevrede dolaşan bir mail oldukça ilginç tespitleri içeriyor. Şimdilik bu konu hakkında bir tespitte bulunmak için erken. Ancak böyle bir mail ve bu mailin işaret ettiği web sayfasının varlığı konusunda İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı’nın bir çalışma yapmasında yarar var. Çünkü bu tehlikeli bir gidişat…
NOT 2: Hasan Tahsin lord olmak istiyormuş. Bir kuvvacı olarak neden bir İngiliz asilzadesi olmak istediğini bir türlü anlayamadım ya neyse. Lord olacağına kont olsun ya da dük. Yok, doğru lord olmak daha iyi. Çünkü kont ve dük tanımlamaları bazen köpeklerde bile kullanıyor. Hem Dükhasan derken maazallah harfin biri değişirse ne olur…
NOT 3: Ne oldu bu Üçyol-Üçkuyular tadilat projesi? Ben bilgi aldım da, bunun kamuoyuna açıklanması İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı’nın görevi…
YENİGÜN 22 - 04 - 2009
Büyükşehir bu konuda bazı adımlar atacakmış önümüzdeki günlerde. Özellikle “Ne var, ben kazandım. Benim bir büyükşehir belediye başkanından aşağı kalır neyim var” ya da “Büyükşehir başka işlerle uğraşsın, ben ilçeme bakarım” şeklindeki davranış bozukluklarıyla ilgili bir birim oluşturacakmış büyükşehir.
Özellikle Kocaoğlu’na yakın meclis üyeleri de ilçe belediye başkanlarıyla olan ilişkilerin geliştirilmesi yönünde çalışacaklarmış.
Kocaoğlu sanırım büyükşehir ile sorunlu ilçe başkanlarını bizzat kendisi tanımlamıştır. Çünkü medya üzerinden yapılan bazı tespitlerin kendisini yanlış yönlere taşıyacağı kanısındayım.
Örneğin Bayraklı Belediye Başkanı Hasan Karabağ’ın bugünlerde istediği en son şey büyükşehir ile ilişkisinin bozulması. Bayraklı’nın gelişmesi, Karabağ’ın doğru hareket edebilmesi ve bu bölge için daha önce kabul edilen projelerin uygulanması için Büyükşehir’e ihtiyacı var Karabağ’ın. Bu konuda kamuoyundaki yanlış yönlendirmelerden de rahatsız. Bazı sözlerinin kişisel çıkarlar nedeniyle çarpıtılmasından da… Karabağ seçim sürecini değerlendirirken iki nokta üzerinde durdu:
1 – Kendisinin atanmasında Kemal Karataş’ın etkisi büyüktü. Bunu sağır sultan da biliyor. Deniz Baykal’ı ikna eden Kemal Karataş’tı.
2 – Seçim sürecinde yalnızdı. Bir iki milletvekili dışında pek destek görmemişti. Karabağ en azından bir iki milletvekilinden destek gördü. Seçimin kayıp ilçesi olarak değerlendirilen Gaziemir için kimse kılını bile kıpırdatmadı. Halil İbrahim Şenol ve ekibi kendileri çalışarak bir sonuca ulaştılar.
Aynı durum Karabağlar Belediye Başkanı Sıtkı Kürüm için de geçerli. Kürüm’ün bu süreçte her ne kadar ekip Büyükşehir komisyonlarında darbe yese de Büyükşehir ile uyumlu çalışmak zorunda. Seçim öncesi verilen sözlerin karşılanması en azından bir bölümünün yerine getirilmesi için Kocaoğlu’nun desteğine ihtiyacı var Kürüm’ün.
Büyükşehir ile dorudan sorunlu ilçe başkanlarını benim kaleme almama gerek yok. Herhalde Kocaoğlu bu isimleri ve kendisine karşı olmalarının nedenlerini bizden iyi biliyordur.
NOT 1: Aziz Kocaoğlu – Yusuf İnan ilişkisi üzerine çevrede dolaşan bir mail oldukça ilginç tespitleri içeriyor. Şimdilik bu konu hakkında bir tespitte bulunmak için erken. Ancak böyle bir mail ve bu mailin işaret ettiği web sayfasının varlığı konusunda İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı’nın bir çalışma yapmasında yarar var. Çünkü bu tehlikeli bir gidişat…
NOT 2: Hasan Tahsin lord olmak istiyormuş. Bir kuvvacı olarak neden bir İngiliz asilzadesi olmak istediğini bir türlü anlayamadım ya neyse. Lord olacağına kont olsun ya da dük. Yok, doğru lord olmak daha iyi. Çünkü kont ve dük tanımlamaları bazen köpeklerde bile kullanıyor. Hem Dükhasan derken maazallah harfin biri değişirse ne olur…
NOT 3: Ne oldu bu Üçyol-Üçkuyular tadilat projesi? Ben bilgi aldım da, bunun kamuoyuna açıklanması İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı’nın görevi…
YENİGÜN 22 - 04 - 2009
Etiketler:
Yerel Siyaset
20 Nisan 2009 Pazartesi
Unutulan “post – it” ler
Geçtiğimiz günlerde büyükşehir koridorlarında dolaşan bir arkadaşım, bürokratlardan birinin odasının duvarında bir “post-it”e rastlamış. Sanırım İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu bir ara bu odaya gelmiş, yapacaklarını unutmamak için kaleme aldığı listeyi odanın duvarında unutmuş.
1 – A takımından sonra sırasıyla B, C, D takımları da Çeşme’de kampa alınacak. Gerekirse bütün Büyükşehir Çeşme’ye taşınacak.
2 – Güzelbahçe’deki üniversitenin örtüsü her sabah kaldırılıp altına bakılacak. Yeni bir şey bulunursa kamuoyu ile paylaşılacak.
3 – İşimiz İzmir, gücümüz İzmir memleketimiz Tokat - Erbaa sloganını kimin yaydığı ortaya çıkarılacak.
4 – Meclis üyelerinin iş takibi yaptıkları önümüzdeki ay yeniden gündeme getirilecek. Gelecek seçimler için meclissiz belediye olanakları araştırılacak.
5 – Tayland zedeler için Tayland şehitleri anıtı dikilecek. Tayland gezisinin yıldönümünde bu anıtta tören düzenlenecek. Karataş törenlere davet edilmeyecek.
6 – Gizli toplantılar Kaz Dağı yerine Kaf Dağı’nda yapılacak. Kendilerini Kaf dağında gören bazı ilçe belediye başkanları bu toplantılara alınmayacak.
7 – Yeni meclisin en önemli gezisi Tayland yerine Güney Kutbu’na yapılacak. Burada sauna, masaj salonu gibi indoor aktiviteler olamayacağı ve sadece penguenler ile ilişki geliştirilebileceği için, bazı gazetecilerin bu tür gezilere verdikleri yakıştırmalardan kurtulunacak.
8 - Aday belirleme ve seçim sürecinde elimden düşmeyen baston için Bayraklı’da yaptırılacak Uğurlu Baston Türbesi’ne konulacak. Türbe seçimlerde aday olamayanların ziyaretine açılacak.
9 - Aloş, İlknoş, Bilgoş ve Muzoş büyükşehirde oluşturulacak “VIP danışmanlar, hariçten gazel okuyanlar” servisinde görevlendirilecek.
10 – Bazen Obama gibi dublör kullanılacak. Bunun için Buca’dan Necati tercih edilecek.
11 – Bu dönem “Geçtiğimiz 5 yıla göre 5 katı iş yaptık”, “Müflis belediye aldık” denilmeyecek. Böylece “Acaba kendi kendimi mi eleştiriyorum” paranoyasından kurtulunacak.
12 – Bazı arkadaşlara olan borç faizi ile ödenecek. Gerekirse “vefa kredisi” çekilecek. Artık ortaya “araları bozuk” dedikodusu atılmayacak.
13 - Kalemle plan çizerken verilen poz bilgisayarda plan çizerken verilen poz ile değiştirilecek. Hala kalemle poz vermeme neden olan ve beni kamuoyu gözünde fena bir yere oturtmaya çalışan kişi bulunarak şiddetle cezalandırılacak.
14 – Bazı belediye başkanlarının benden uzun görünmesi engellenecek. Bunun için uzun boylu ilçe başkanları fotoğraflara alınmayacak.
15 – Üçyol-Üçkuyular hattının inşaası 2020 yılında bitirileceği gerçeğinden hareketle bu konuda yazı yazan köşe yazarı tekrar tünele indirilecek ve orada dolgu malzemesi olarak kullanılacak. Köşe yazarı tünelden çıkamadığı için çok üzülünecek ve bu hatta onun ismi verilecek.
16 – Büyükşehirde en efsane belediye başkanları köşesi hazırlanacak. Buraya şimdilik sadece benim fotoğrafım konulacak.
17 – Sırrı Abi mutlaka, yine ve yeniden Bornova Belediye Başkanı yapılacak. Bunun için hali hazırdaki Bornova Belediye Başkanı Büyükşehrin başına getirilecek. Peki o zaman bana ne olacak? Bir dakika bu film geçtiğimiz dönem böyle değildi. O zaman büyükşehir belediye başkanının istediği bir ilçede yeniden belediye başkanı olması için bir kanun düzenlenmesine çalışılacak. Bu kanun çerçevesinde önce yeniden Bornova Belediye Başkanı olunacak sonra oradan Büyükşehir’e geçilecek ve Sırrı Abi Bornova’ya başkan yapılacak. Çok karışık bir iş bu. Bunun altından kalkamayız.
YENİGÜN 20 - 04 - 2009
1 – A takımından sonra sırasıyla B, C, D takımları da Çeşme’de kampa alınacak. Gerekirse bütün Büyükşehir Çeşme’ye taşınacak.
2 – Güzelbahçe’deki üniversitenin örtüsü her sabah kaldırılıp altına bakılacak. Yeni bir şey bulunursa kamuoyu ile paylaşılacak.
3 – İşimiz İzmir, gücümüz İzmir memleketimiz Tokat - Erbaa sloganını kimin yaydığı ortaya çıkarılacak.
4 – Meclis üyelerinin iş takibi yaptıkları önümüzdeki ay yeniden gündeme getirilecek. Gelecek seçimler için meclissiz belediye olanakları araştırılacak.
5 – Tayland zedeler için Tayland şehitleri anıtı dikilecek. Tayland gezisinin yıldönümünde bu anıtta tören düzenlenecek. Karataş törenlere davet edilmeyecek.
6 – Gizli toplantılar Kaz Dağı yerine Kaf Dağı’nda yapılacak. Kendilerini Kaf dağında gören bazı ilçe belediye başkanları bu toplantılara alınmayacak.
7 – Yeni meclisin en önemli gezisi Tayland yerine Güney Kutbu’na yapılacak. Burada sauna, masaj salonu gibi indoor aktiviteler olamayacağı ve sadece penguenler ile ilişki geliştirilebileceği için, bazı gazetecilerin bu tür gezilere verdikleri yakıştırmalardan kurtulunacak.
8 - Aday belirleme ve seçim sürecinde elimden düşmeyen baston için Bayraklı’da yaptırılacak Uğurlu Baston Türbesi’ne konulacak. Türbe seçimlerde aday olamayanların ziyaretine açılacak.
9 - Aloş, İlknoş, Bilgoş ve Muzoş büyükşehirde oluşturulacak “VIP danışmanlar, hariçten gazel okuyanlar” servisinde görevlendirilecek.
10 – Bazen Obama gibi dublör kullanılacak. Bunun için Buca’dan Necati tercih edilecek.
11 – Bu dönem “Geçtiğimiz 5 yıla göre 5 katı iş yaptık”, “Müflis belediye aldık” denilmeyecek. Böylece “Acaba kendi kendimi mi eleştiriyorum” paranoyasından kurtulunacak.
12 – Bazı arkadaşlara olan borç faizi ile ödenecek. Gerekirse “vefa kredisi” çekilecek. Artık ortaya “araları bozuk” dedikodusu atılmayacak.
13 - Kalemle plan çizerken verilen poz bilgisayarda plan çizerken verilen poz ile değiştirilecek. Hala kalemle poz vermeme neden olan ve beni kamuoyu gözünde fena bir yere oturtmaya çalışan kişi bulunarak şiddetle cezalandırılacak.
14 – Bazı belediye başkanlarının benden uzun görünmesi engellenecek. Bunun için uzun boylu ilçe başkanları fotoğraflara alınmayacak.
15 – Üçyol-Üçkuyular hattının inşaası 2020 yılında bitirileceği gerçeğinden hareketle bu konuda yazı yazan köşe yazarı tekrar tünele indirilecek ve orada dolgu malzemesi olarak kullanılacak. Köşe yazarı tünelden çıkamadığı için çok üzülünecek ve bu hatta onun ismi verilecek.
16 – Büyükşehirde en efsane belediye başkanları köşesi hazırlanacak. Buraya şimdilik sadece benim fotoğrafım konulacak.
17 – Sırrı Abi mutlaka, yine ve yeniden Bornova Belediye Başkanı yapılacak. Bunun için hali hazırdaki Bornova Belediye Başkanı Büyükşehrin başına getirilecek. Peki o zaman bana ne olacak? Bir dakika bu film geçtiğimiz dönem böyle değildi. O zaman büyükşehir belediye başkanının istediği bir ilçede yeniden belediye başkanı olması için bir kanun düzenlenmesine çalışılacak. Bu kanun çerçevesinde önce yeniden Bornova Belediye Başkanı olunacak sonra oradan Büyükşehir’e geçilecek ve Sırrı Abi Bornova’ya başkan yapılacak. Çok karışık bir iş bu. Bunun altından kalkamayız.
YENİGÜN 20 - 04 - 2009
Etiketler:
Yerel Siyaset
17 Nisan 2009 Cuma
Erken uyarı sistemi
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı konusunda yazıp çiziyoruz da ilçe belediye başkanlarını bir kenarda tutacak değiliz.Gerçi daha seçileli 15 gün oldu ancak bazı tavırlar herkesi şaşırtmaya başladı bile.Önümüzdeki süreçte bu tavırların kamuoyu önünde de tartışılacağı açık.Konak Belediye Başkanı Hakan Tartan’a başkan mı bakan mı şeklinde hitap edileceği önemli bir sorun olmuş. CHP İzmir İl Merkezi’nde bir CHP’li kendisine “Sayın Başkanım” şeklinde hitap edince şu yanıtı almış: “Başkan değil bakan…” Tartan’ın eski bakan olduğunu hepimiz kabul ediyoruz da önümüzdeki 5 yıl boyunca Konak Belediye Başkanı olacağını ve kendisine başkan olarak hitap edileceğini içselleştirmesi gerekiyor.Tartan’ın başkan bakan ikilemi protokol sorununa da yansıyor. Deniz Baykal’ın İzmir’de sabah kahvaltısı verdiği gün de aynı sorun yaşanmış. Tartan’ın eski bakan olarak mı, yoksa bir “ilçe belediye başkanı” olarak mı değerlendirileceği ve protokolde nasıl yer alacağı sorun olmuş.
Tartan’ın bir Lions toplantısında bir eski bakan ve yeni Konak Belediye Başkanı olarak İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı konusunda yaptığı tespitler ise toplantıyı izleyenleri bile hayrete düşürmüş durumda.Kaldı ki, CHP’lilerin kendilerine özgü bir tavırları vardır. Kendi partilerinden bakan olmayanları bakan olarak asla kabul etmezler."Ben bakana bakan demem bakan CHP’li olmadıkça" derler.
İlçe belediye başkanlarının uyum sorunları bu kadarla sınırlı değil tabii ki… İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun önderliğinde seçim sonrası İzmir Valisi’nin ziyaretine mantıklı mazeretleri olmadan katılmayan ilçe belediye başkanları ortada bir “uyum” sorunu olduğunu net biçimde gösteriyorlar sanırım.Bir iki ay böyle geçer, ardından yaz dönemi rehaveti…
Gördüğüm kadarıyla büyükşehir belediye başkanı ile bazı ilçe belediye başkanları arasında, bazı ilçe belediye başkanlarının diğer ilçe belediye başkanları arasında önemli gürültüler Eylül ayından sonra kopacak gibi…
CHP’li yöneticilerin, milletvekillerinin ve hatta genel merkezin bu konuda daha duyarlı olmaları ve şimdiden önlem almaları şart. Deniz Baykal’ın belediye başkanları ile Ankara’da bu hafta sonu birlikte olduklarında bu konuya üstü kapalı da olsa değinmesini, bazı belediye başkanlarını uyarmasını şiddetle tavsiye ediyorum.Baykal’ın en azından belediye başkanlarına iki önemli tespiti olmalı.1 – Siz kazanmadınız arkadaşlar, parti kazandı. Özellikle de İzmir’de AKP karşıtlığı kazandı. Eğer kendinizi Kaf Dağı’nda görüyorsanız, neden bir parti amblemi ile seçime katıldınız. Bağımsız girseydiniz de boyunuzun ölçüsünü görelim.2 – Siz halk için varsınız. Halkın talepleri hepinizin üzerindedir. Yukarılarda dolaşmaktan vazgeçin ve size verilen görevi yerine getirmeye çalışın.Bana göre ki bana kalmaz, erken uyarı sisteminin devreye sokulması, önümüzdeki dönemde yaşanacak sorunların en aza indirilmesi konusunda etkili olabilir.
YENİGÜN 17 - 04 - 2009
Tartan’ın bir Lions toplantısında bir eski bakan ve yeni Konak Belediye Başkanı olarak İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı konusunda yaptığı tespitler ise toplantıyı izleyenleri bile hayrete düşürmüş durumda.Kaldı ki, CHP’lilerin kendilerine özgü bir tavırları vardır. Kendi partilerinden bakan olmayanları bakan olarak asla kabul etmezler."Ben bakana bakan demem bakan CHP’li olmadıkça" derler.
İlçe belediye başkanlarının uyum sorunları bu kadarla sınırlı değil tabii ki… İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun önderliğinde seçim sonrası İzmir Valisi’nin ziyaretine mantıklı mazeretleri olmadan katılmayan ilçe belediye başkanları ortada bir “uyum” sorunu olduğunu net biçimde gösteriyorlar sanırım.Bir iki ay böyle geçer, ardından yaz dönemi rehaveti…
Gördüğüm kadarıyla büyükşehir belediye başkanı ile bazı ilçe belediye başkanları arasında, bazı ilçe belediye başkanlarının diğer ilçe belediye başkanları arasında önemli gürültüler Eylül ayından sonra kopacak gibi…
CHP’li yöneticilerin, milletvekillerinin ve hatta genel merkezin bu konuda daha duyarlı olmaları ve şimdiden önlem almaları şart. Deniz Baykal’ın belediye başkanları ile Ankara’da bu hafta sonu birlikte olduklarında bu konuya üstü kapalı da olsa değinmesini, bazı belediye başkanlarını uyarmasını şiddetle tavsiye ediyorum.Baykal’ın en azından belediye başkanlarına iki önemli tespiti olmalı.1 – Siz kazanmadınız arkadaşlar, parti kazandı. Özellikle de İzmir’de AKP karşıtlığı kazandı. Eğer kendinizi Kaf Dağı’nda görüyorsanız, neden bir parti amblemi ile seçime katıldınız. Bağımsız girseydiniz de boyunuzun ölçüsünü görelim.2 – Siz halk için varsınız. Halkın talepleri hepinizin üzerindedir. Yukarılarda dolaşmaktan vazgeçin ve size verilen görevi yerine getirmeye çalışın.Bana göre ki bana kalmaz, erken uyarı sisteminin devreye sokulması, önümüzdeki dönemde yaşanacak sorunların en aza indirilmesi konusunda etkili olabilir.
YENİGÜN 17 - 04 - 2009
Etiketler:
Yerel Siyaset
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
