Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

15 Nisan 2009 Çarşamba

Tebrikler

Önceki gün İzmir İl Genel Meclisi başkanını seçti.Öncelikle yeni başkan Serdar Değirmenci’yi kutlarım. Ancak Değirmenci’nin kazanmasında arka planda rol oynayan herkesi kutlamak gerekiyor.Nedenlerini şimdiden tartışmaya gerek yok. Ancak bu yazıyı okuyanların sadece şunu bilmelerinde yarar var.
İl Genel Meclisi bütçesi ve elinde bulundurduğu yetkilere rağmen biraz kıyıda kalmış bir kurumdur. Kıyıda köşede kaldığı için bu kurum üzerinden birçok iş kamuoyunda fazla toz kaldırmadan gerçekleştirilebilir.Geçmişte bu tür örneklere rastlanmıştı.
CHP’nin bu kadar başarılı bir seçim geçirmesinin ertesinde, böyle bir kurumda yaşanacak olumsuz gelişmeler herkese zarar verebilirdi.Ancak bazı milletvekilleri devreye girdi ve bana göre zoru başardılar.Serdar Değirmenci bu kurumu hiçbir şaibe altında bırakmadan idare edecektir.

***

Hatay’da metro nedeniyle bir göçük meydana gelmiş. Ancak büyükşehir belediyesi bu göçüğün metro kazısı ilgili olmadığını, eski bir kuyunun çöküşü ile ilgili olduğunu belirtmiş. Yani demek ki Hatay’da yürürken dikkatli olacaksınız… Eski bir kuyu çökebilir, bir boru patlağının açtığı bir büyük bir göçük olabilir, evlerin temelleri sağlam olmadığı için kafanıza inebilir. Ancak yaşayacağınız bu olumsuz gelişmelerin hiçbiri aşağıdaki metro kazısı ile ilgili değildir.
Sayın Kocaoğlu, bizi metroya indirdiğinizden bu yana 45 gün geçti. Firmanın tadilat projesinin bugün itibarıyla size ulaştırmış olması gerekiyor. Hatay Caddesi’nde yaşanacak başka olumsuz gelişmeleri engellemek için bir an önce karar verin ve ne yapacaksanız yapın. Kamuoyunun size duyduğu güvenin üzerinde fazla zıplamayın. Bir su kuyusu örneği de siz yaşamayın.Önümüzdeki 5 yıl içinde İzmir’i uçuracak projeleri biraz bekletin ve lütfen şu metro konusuna eğilin. Aksi takdirde İzmir bizi uçuracak.

NOT: AKP’lilerin son günlerde hiç sesleri çıkmıyor. Ama bazı milletvekilleri kahvehanelerde tavla oynamaya, nargile içmeye devam ediyorlar.

YENİGÜN 15 - 04 - 2009

13 Nisan 2009 Pazartesi

Neden, sadece bürokratlar?

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı maiyeti ile birlikte Çeşme toplantısını tamamladı ve yurda döndü. Dünden itibaren de büyükşehir belediyesinin önümüzdeki 5 yıl için yapacağı projeler medyada yer almaya ve kamuoyu bilgilendirilmeye başlandı.
Bu konuda ilk dikkatimi çeken nokta 150 liralık yardım kampanyası. Eğer Karabağlar’da yaşıyorsanız, Bağkart’tan ayda 600 lira, Kocaoğlu’ndan da 150 lira eder 750 lira... Bugün çalışanların büyük bölümünün asgari ücretten işe alındığını dikkate aldığımızda en iyi yaşam tarzı bu...
Kocaoğlu’nun Çeşme’de öncelikli olarak ilçe belediye başkanları ile toplanması daha doğru olmaz mıydı?.. Seçilmişler ile hem kendi ilçelerinde yapılacak hem de Kocaoğlu’nun üstleneceği projeler ortaya çıkarılır ardından bunların gerçekleşmesi konusunda atanmışların görüşlerine başvurulurdu.
Böylece büyükşehir belediyesi ağabeylik görevini de yerine getirmiş olurdu.
İzmir seçimlerinde büyük başarı kazanan ve bunu tüm Türkiye’ye kanıtlayan Kocaoğlu ile ilçe belediye başkanlarının bir arada olmaması bana önümüzdeki sürecin çok daha ilginç olacağını işaret ediyor. Şimdilik sadece bir tespit yapıyorum.

* * *

Deniz Baykal önceki gün Parti Meclisi’nde yaptığı konuşmada CHP yönetimi ve 2011 seçimleri için önemli mesajlar verdi. Tabii ki örgütün yeniden yapılanması üzerine de... Baykal’ın Kılıçdaroğlu konusunda isim vermeden yaptığı eleştirileri İzmirli CHP’lilerin de düşünmesi gerektiği kanısındayım.
Hani, “Ben partinin ve yönetimin üzerindeyim” diyeceklerin, “Baykal’a rağmen ben istediğimi yaparım” yorumunda bulunanların, çok daha dikkatli olmaları gerektiği kanısındayım. Yanlış adımların çok vahim sonuçlara varacağı açık gibi görünüyor. İzleyelim, hep birlikte görelim.

NOT 1 : Akraba ilişkileri son derece güçlü bir büyükşehir genel müdürü üzerine kaleme aldığım not hayli yankı yapmış. Gelen telefonlarda Kocaoğlu’nun bu gelişmelerden haberdar olmadığı söyleniyor ve şu öneride bulunuluyor: Sayın başkan hem şirketin genel yönetimine, hem Yasemin Kafe’ye hem de Asansör’e baksın. Benzer soyadlarını alt alta bir toplasın... Bakalım nasıl bir sonuç çıkıyor.

NOT 2 : Bugün İl Genel Meclisi başkanını seçiyor. Meclis başkanlığı için iddialı isimler var. Ancak burada dikkat edilmesi gereken nokta seçilecek meclis başkanının ve yönetimin İzmir’de sessiz ve derinden giden rant paylaşımlarına engel olabilmesi. Seçilecek ismin bu kavgayı verecek biri olması gerekiyor.

NOT 3 : Bir dostum ile iki gün önce bir telefon görüşmesi yaptım. Keyifliydi. İzmir’e geldiğinde daha keyifli olacağının da altını çizdi. Bugüne kadar kendini ziyaret edenler arasında belediye başkanlarının eşleri, milletvekilleri de varmış.

YENİGÜN 13 - 04 - 2009

10 Nisan 2009 Cuma

A takımı meselesi

Aziz Kocaoğlu, A takımı ile Çeşme’de… Buna kimse bir şey diyemez. Tabii ki halkın yüzde 54’ünün güvenini alan bir belediye başkanının önümüzdeki 5 yılı planlamak için inzivaya çekilmesi normal. Ancak Çeşme’ye çağırılan A takımı içerisinde ilginç bir isim var. İlknur Denizli.
İlknur Denizli, 1 Aralık 2008 tarihine kadar İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı’nın baş danışmanıydı. İstifasından sonra Alaattin Yüksel’in İTO seçimleri sürecine katıldı ve Yüksel’e destek verdi. Ardından da Kocaoğlu’nun seçim kampanyasında görev aldı.
Denizli bunları yapabilir.
Ancak şu an belediyede bir görevi olmadan böyle bir toplantıya katılmasını anlamış değilim. Aziz Kocaoğlu istiyor ise Denizli’yi yeniden baş danışman olarak atayabilir. Bu onun tasarrufundadır. Hatta bunu Çeşme’deki toplantıda da açıklayabilir.
Ancak bunlara rağmen eğer İlknur Denizli, gazetecilerin çektiği fotoğraf karesine girmiyor ve basın mensuplarına, “Sayın Denizli’nin burada olduğunu kaleme almayın” ricası bizzat birileri tarafından yaptırılıyorsa, bir anlamda Denizli’nin bu toplantıda oluşu kamuoyundan gizlenmeye çalışılıyor ise durup düşünmek gerekiyor.
NEDEN?
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde, CHP’de ve gazeteciler arasında iki kişinin bildiği bir şeyin gizli kalması mümkün mü?
Kesinlikle değil.
Biri birine söylüyor, biri diğerine… Sonunda bilgi, bu işi kaleme alacağı kesin olan köşe yazarına geliyor. Hem de önemli makamlardan. Hem de sayıca 7 kişiden…

***

Çeşme toplantıdan dün akşamüstü itibarıyla çıkan sonuçlar:
1 - Bornova’da H.Ç başkan danışmanı oluyor. D.D.’den boşalan koltuğa…
2 - G.Ş. başkandan özel görüşme talebinde bulunmuş. Ancak bu talebe halen olumlu yanıt gelmemiş…
3 - Sekreterlere odalarınız toplayın talimatı verilmiş. Ardından yeni masalar gelecek de onun için denmiş. Bir dekorasyon olayına mı gidiliyor? Ancak bildiğim kadarıyla binanın güçlendirilmesi gerekiyordu, dekorasyondan önce.
4 - Genel Sekreter Yardımcılığı’na çiçeklerden sorumlu bir ismin atanacağı kaydediliyor.
5 - Ortada bir otobüs alımı tartışması da var. İZULAŞ ile ESHOT’u karşı karşıya getiren bu tartışmanın sonuçlarını yakında göreceğiz.
6 - C.T dün akşam saatlerinde Çeşme’ye gitmiş, Bakalım Kocaoğlu C.T’yi nereye gönderecek.

NOT 1: Görevden alınan savcı Murat Gök’ün beyanatları çok korkunç… Özellikle Akşam Gazetesi’nin haberinde yer alan isimler ise daha korkunç. CHP milletvekillerinin konu üzerine açıklama yaparken biraz daha düşünerek hareket etmelerinde yarar görüyorum. Bina yıkılırken altında gezinmek çok da mantıklı değil.

NOT 2: İki hafta önce mektubunu aldığım yakın dostumdan bir mektup daha bekliyorum. Kısa zaman içinde. Sanırım bu kez vefasızlar listesini yayınlayacaktır.

NOT 3: Bir genel müdürün akrabalarını genel müdürlük yaptığı şirkete yerleştirdiğine yönelik bir mail ortada dolaşıyor. Sanırım Kocaoğlu bu maile bakacaktır.

YENİGÜN 10 - 04 - 2009

8 Nisan 2009 Çarşamba

Kocaoğlu’nun tasarrufu

Dediklerimiz bir bir çıkıyor sanırım.
Kocaoğlu’nun Taylandezelere karşı bir borcu vardı. Ne de olsa meclis üyeleri İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı’nın isteği üzerine EXPO toplantısı için Tayland’a gitmişlerdi. Gerçi Baykal’ın son gün “gitmeyin” talimatına hepsi homurdanmış, genel merkeze verip veriştirmişlerdi. Ancak başkanlarını kırmadılar iki Taylandlı delegeyi ikna için Uzakdoğu yollarına düştüler.
Deniz Baykal bu süreci unutmadı ve listelerin verilmesine bir gün kala Tayland’a gidenleri kesti. Kocaoğlu bu tavır karşısında sesini çıkarmadı. Bekledi. Seçimi kazandıktan sonra gaza bastı. Yeni Asır Gazetesi muhabiri Ertan Gürcaner’in haberine göre ki haber Ertan’dan geliyor ise yüzde 100 doğrudur, Kocaoğlu Taylandzede 18 eski meclis üyesini belediye şirketlerinde görevlendirmiş.
İZENERJİ: Bektaş Gül, Salih Göçmen, Ahmet Çiftçi.
İZELMAN: Fahri Elmas.
İZULAŞ: Adnan Alabay, Ali Karayılan, Mehmet Döğdü, Nejat Yaylacık Oral.
İZDENİZ: İsmail Kandemir.
METRO A.Ş.: Şükrü Parmaklı, Kadir Yıldız.
İZBETON: Yusuf Ali Karaman, Mevlüt Hepseven.
İZBELCOM: Cumali Altuner.
EGE ŞEHİR PLANLAMA: Fikret Kaner
GRAND PLAZA: Hamdi Yapıcı, Saim Katırcıoğlu, Mustafa Ak.
Ama liste eksik. Ya diğerleri?
Özellikle Kocaoğlu’nun yanında sürekli bulunan meclis üyeleri?
Onlar ise daha önemli görevlere getirilecekler.
Genel müdürlükler, genel müdür yardımcılıkları vs…
Ancak bir şeyi unutuyor Kocaoğlu.
Sorosçuları…
Onlarda kim mi?
İTO seçimlerinde Alaattin Yüksel’e destek veren İzmirli işadamları.
Vallahi bana kalırsa ki kalmaz, Kocaoğlu bu isimleri de büyükşehir belediyesinde bazı görevlere yerleştirmeli.
Boş kadro çok ortada. Üstelik yeni kadrolar da çok rahat yaratılabilir.
Mesela, otomotiv sektöründen olanlar için İzmir’de piyasaya çıkan yeni otomobillerin kent estetiğine katkısı gibi bir trafik izleme birimi kurabilir Kocaoğlu.
Boya sektörü için yine kent estetiğine uygun apartman rengi seçimi şeklinde bir birime İzmir’de mutlak ihtiyaç var.
Manifatura grubu için de bir birim yaratmak gerekiyor.
Büyükşehir yetkilileri oturup biraz düşünseler tüm bu birimlere de iş yaratabilirler.

NOT 1: Karabağlar Belediye Başkanı Sıtkı Kürüm çok başarılı gidiyor, sıkı kararlar alıyor. Kürüm’ü aldığı kararlar doğrultusunda çok şiddetli destekliyorum. Tanrı onu başımızdan eksik etmesin. Önümüzdeki 5 yıl nasıl geçer yoksa.

NOT 2: Hasan Tahsin çok dolaşmaya başladı bugünlerde… Neden acaba?

YENİGÜN 08 - 04 - 2009

6 Nisan 2009 Pazartesi

İzmir seferinden notlar

1 - CHP lideri Deniz Baykal’ın 28 belediye başkanının hazır bulunması düşünülen toplantısına Dikili Belediye Başkanı Osman Özgüven katılmadı. Özgüven’in seçim öncemi yapılan İzmir mitinginde Deniz Baykal’ın arkasında durması beni şaşırtmıştı. Yılların husumetini bir anda atmak kolay değil tabii ki...
2 - Baykal keyifli olacak ki, espri yapmaya devam ediyor. En son yine Karşıyaka Belediye Başkanı Cevat Durak’a sarmış. “Seni Bayraklı’dan aday gösterebilirdik. Ancak orada da kazanırmışsın” demiş. Kocaoğlu’nun bu konuyu aday belirleme sürecinde Ankara’ya ilettiği, “Durak’ı Bayraklı’ya, Tunçağ’ı Karabağlar’a kaydıralım, Konak ve Karşıyaka’ya iki bayan aday koyalım” önerisi biliniyor. Kocaoğlu bu önerisini seçim öncesi sanatçılara verdiği öğle yemeğinde ile yeniden dile getirmiş. Kocaoğlu bir mesaj vermek istiyor da bakalım sonunda ne çıkacak. Civciv çıkmasın da...
3 - Bayraklı Belediye Başkanı Hasan Karabağ konuşmasında eski il başkanı Kemal Karataş’ın kendisine verdiği destekten bahsetmiş. Karataş konusu bu partide şimdilik hiç dile getirilmiyor. Ancak öyle dehlizler var ki yeraltında. Bu dehlizler genişlemeye başlarsa ki, bu durum için her şart hazır, yukarıda günlük güneşlik görünen hava bir anda bozabilir. Bunun sorumluları da bu havadan ciddi şekilde etkilenebilir. Benden uyarması.
4 - Üst düzeyde seçim öncesi yapılan kurultayda alınan kararların devreye girip girmeyeceği şimdilik meçhul. Ancak Baykal bu dehlizlerin büyüdüğünü gördüğü an kurultay kararlarını devreye sokabilir. Nasılsa Demokles’in kılıcı gibi milletin tepesinde bulunuyor bu kararlar.
5 - Baykal kesinlikle farkında. İzmir’de 30’da 28 yapılmasının nedeni tek başına ne kendisi, ne parti, ne Kocaoğlu ne ilçe belediye başkanları, ne örgüt, ne sosyal demokrasi. İzmir’de bu kadar açık ara yapılmasının tek nedeni AKP karşıtlığı. Yani kentin bir düşünce yapısına karşı kaleleşmesi. Tıpkı Kayseri’nin, Konya’nın Afyon’un, Diyarbakır’ın, Van’ın kaleleşmesi gibi... Zaten seçim sonrası en çok tartışılması gereken kentlerin tavırları konusu ciddi bir siyasal ve sosyolojik araştırmaya ihtiyaç duyuyor.
6 - İki gün önce elime ulaşan ve bazı köşe yazarlarınca dile getirilen bir başka gerçek de var ortada. Kocaoğlu’nun büyükşehirde yapacağı revizyon. Bu revizyon Baykal ile görüşülerek yapılacaktır mutlaka. Tabii ki isimlerin önemi yok bu revizyonda. Önemli olan düşünce ve bakış açısı. Kocaoğlu bu revizyon için düğmeye bastığı zaman değişimin nedenlerini daha iyi göreceğiz.
7 - Bu seçimin CHP hatta bizzat Deniz Baykal tarafından planlanan açılımı yolsuzluk ile mücadeleydi. Kılıçdaroğlu’nun da gündeme taşıdığı yolsuzluk dosyaları bu dönem en çok CHP ve Deniz Baykal’ı zorlayabilir. Eğer CHP’li belediyelerde buna yönelik bir eleştiri gündeme gelir ise. Kocaoğlu’nun da yapacağı revizyonun arkasında bu mantığın önemli olduğu kesin. Ancak CHP ilçe belediyelerinde de meclis üyeleri belediye bürokratları hatta belediye başkanları ve dahi bu başkanların ilişkide olduğu genel merkez yöneticilerine çok dikkat edilmesi gerekiyor. 1989 faciası yeniden yaşanırsa kimse bunun altından kalkamaz. İzmirliler de...
8 - Bir önceki keşe yazımın altında bir yorum var. Milletvekillerinin halk tarafından seçileceğine yönelik... Bu yorumu yazan okuyucuma şu mesajı vermek isterim. Bir sonraki dönem milletvekili olabilecek isim derken CHP’li bir adayı kastedmedim. Bu anlamda rahat olsun. Bu isim kendi partisinden banko aday olacak ilk isimlerden biri. Adayları genel başkanlar belirliyor, bu isim genel başkanının en yakınında hareket ediyor, partisi son yerel seçimlerdeki oy oranına göre barajı rahat aşıyorsa...

YENİGÜN 06 - 04 - 2009

3 Nisan 2009 Cuma

Ortak çalışma ve kontrol mekanizması

Seçim bitti, yorumları sürmesine rağmen bundan sonra ileriye bakmak gerekiyor…
Sosyal demokratlar 1989 yılındaki yerel seçimlerden sonra ilk kez bu kadar önemli bir başarının altına imza attılar.Ancak 1989 seçimleri sonrası belediyecilik konusunda yapılanların sosyal demokrat iktidara ne kadar zarar verdiğini yeniden düşünmek zorunda bu seçimi kazanan belediye başkanları.
Bu nedenle güçlü bir kontrol mekanizmasına ihtiyaç var. Bir belediye başkanı, “Başkaları beni ilgilendirmez, ben kendi ilçeme bakarı” dememeli. Diğer belediye başkanlarını partisi adına kontrol etmeli. Bu sorumluluk tabii ki en çok büyükşehir belediye başkanı ve il başkanına düşüyor.CHP il başkanının belirli periyotlarda belediye başkanlarını toplaması ve genel gidişat üzerinde fikir alışverişlerinde bulunması gerekiyor.
Kolay mı böyle bir organizasyon?
Tabii ki hiç kolay değil. Bazı belediye başkanları bugünden başladılar, “Ben bu kadar oyu kendim aldım” demeye. Kimsenin böyle bir tespit yapma hakkı yok. Seçimin kazanılmasında birçok parametre bir arada rol oynadı. Ve İzmirli adaydan çok partiye oy verdi. Eğer bazı belediye başkanları hala kendi isimlerinin kazandığını iddia ediyorlarsa girselerdi o zaman bir başka partiden ya da bağımsız. Görürdük o zaman alacakları oyu…
Bundan sonra kimse parti üzerinde olma lüksüne sahip olmamalı.
Genel merkezin de bu konuya eğilmesi gerekiyor. CHP İzmir’de seçimi kazanmış olabilir. Ancak bu istikrarın devamı ve önümüzdeki genel seçimlere yansıması için doğru bir organizasyon ile çalışmaya ihtiyaç vardır.Kılıçdaroğlu’nun bir aylık bir çalışma ve elindeki yolsuzluk dosyaları ile oy oranını ne kadar yükselttiğini hep beraber gördük. Yerel yönetimlerin en büyük sorunu olan yolsuzluk konusunda CHP’nin bundan böyle önder olması gerekiyor. Yolsuzluk batağına bulaşacak belediye başkanlarına en büyük cezayı parti yönetimi vermelidir.

NOT 1: Önceki akşam bir yemekteydim. Bir sonraki seçimde İzmir milletvekili olacak bir isim ile görüştüm. İzmir ve Türkiye siyaseti üzerine hayli konuştuk, son yerel seçimler üzerinde durduk. İzmir medyasını ve medyanın siyaset ile ilişkisini tartıştık. Bazı gazetecilerin siyasi ilişkiler dışında hangi ilişki ağları ile iktidar çerçevesinde örgü kurduklarını dile getirdik. Hayli yoğun bir tartışmaydı. İzmir’de kartlar yeniden karılıyor. Sanırım bu kartların karılmasında bazı ilginç ellerin de etkisi olacak.

NOT 2: Aziz Kocaoğlu çok rahat göründü gözüme. Nisan ayının ortası yaklaşıyor. Üçyol - Üçkuyular metrosunun tadilat projesi firma tarafından büyükşehir belediyesine iletilecek. Halkın yüzde 54 oy ile yeniden seçilen Kocaoğlu’nun bu projeyi en kısa zamanda bitirmesi gerekiyor artık.

NOT 3: İzmir’deki bir yerel medya seçimin sonucunda çalıştığı gazetecilerin büyük bölümünün işine son verdi. İlginç. Seçim sonucu kötü olunca kabak her zamanki gibi gazetecilerin başına patladı.

YENİGÜN 03 - 04 - 2009

1 Nisan 2009 Çarşamba

Neden kazanıldı?

İzmir’de seçimi birkaç parametreye bakarak yorumlamak gerekiyor
1 – AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’ın kenti hedef haline getirmesi: Olumsuz propagandanın bir anlamda ters tepkisi bu. Seçime katılım oranının rekor kırması da bunun bir başka göstergesi.
2 – Kocaoğlu’nun lokomotif tavrı: Özellikle metropole yeni bağlanan, yeni kurulan ve adayları yeni olan ilçelerde son iki haftada gösterdiği başarılı performans.
3 – Adayların çalışkanlığı: Çok zor bir aday belirleme sürecinden çıkan ve hayli hareketli olan adayların aynı hareketliliği seçim sürecinde de göstermeleri.
4 – CHP il yönetiminin kararlılığı: Sorunların açığa çıkmaması, büyükşehir ile koordine hareket edilmesi ve ilçe adaylarına elden geldiğince destek verilmesi.
5 – Parti içi mücadelenin üzerine sünger çekilmesi: Aday adaylığı ve seçim öncesi yaşanan olumsuzlukların seçim süresine yansımaması. Bunun için herkesin gerekli çabayı sarfetmiş olması.
6 – Ekonomik krizin etkileri: Özellikle ihracata yönelik fabrikaların ardı ardına kapanması ve İzmir’deki işsiz sayısının hayli yüksek olması.
7 – Merkez ve merkez sağdaki partilere bugüne kadar oy verenlerin büyük bölümünün belediye başkanlıkları seçiminde CHP’yi desteklemeleri: İl Genel Meclisi ile belediye başkanlıkları seçim sonuçlarına bakıldığında bu oranlar çok daha net ortaya çıkıyor. Hatta DTP’ye destek veren bir grup bile belediye başkanlığı seçiminde oyunu CHP lehine kullandı.
8 – AKP’nin olağanüstü hataları:
A – Yanlış aday tercihleri.
B – AKP’yi İzmir’de AKP yapan yapıların bir kenara itilmesi.
C – Eş dost arkadaş akraba ilişkilerinin öne çıkması.
D – Kendilerini ifade etmekte zorlanmaları.
E - İktidar olmanın getirdiği metal yorgunluğu ve düşüş trendine girmiş olmaları

NOT 1 : Bir önceki yazımda Gaziemir, Karabağlar ve Bayındır’ı değerlendirmemiştim. Gaziemir seçim sonucu benim için bir sürpriz oldu. Özellikle aradaki fark... Demek ki ilçe başkanı Yüksel Demirsoy ve ekibi iyi çalışmışlar. Yeni belediye başkanı Halil İbrahim Şenol’a bu süreçte başarılar dilerim. Karabağlar ise ayrı bir sürpriz… Özellikle esen rüzgarın Sıtkı Kürüm’e destek verdiği açık. Tabii ki bazı yorumlara sinirlenen İzmir milletvekili Abdürrezzak Erten’in ciddi çalıştığını buradan not edelim. Bayındır son anda belli oldu. Aslında üç dönem belediye başkanlığı yapan CHP adayının kaybına CHP olarak bakmak gerekiyor.

NOT 2 : Tire’de önce CHP’nin adayı olup daha sonra DP’ye geçen ve seçimi kazanan Tayfur Çiçek’in CHP’den istifası konusu yeniden tartışılmaya başlandı. Eski il başkanı Kemal Karataş beni arayarak, “Benim bu konu ile ilgili bir müdahalem olmadı. Deniz Baykal’a verdiğim ve Baykal’ın birkaç değişiklik ile onayladığı listede Tire adayı Tayfur Çiçek’ti. Dolayısıyla benim ardayım da Tayfur Çiçek’ti. Ancak Tire ilçe yönetimi ve son seçimdeki CHP adayının baskıları nedeniyle partiden istifa edip bir başka partiden aday oldu” dedi.

NOT 3 : Çok sadık bir okuyucumun el yazısı ile kaleme aldığı bir mektup ulaştı elime… Kendisi ile şu aşamada yüz yüze görüşme fırsatım olmuyor. Mektubunda ilginç tespitleri var ve özellikle “vefa” tanımlamasının üzerinde duruyor. Önümüzdeki günlerde bu mektuptan ilginç pasajları sizinle paylaşacağım. Kendisine yeniden geçmiş olsun diliyorum...
 
YENİGÜN 01 - 04 - 2009