MYK toplantısı sonrası yapılan 9 Eylül kokteylinden not aktaralım biraz.
1 – Kokteylin ev sahibi İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu idi. Ancak kapıda Kocaoğlu ve eşi dışında Konak Belediye Başkanı Muzaffer Tunçağ ile eşi de vardı. Tunçağ’ın coğrafi nedenlerle ev sahibi olduğu söylendi. Ancak kokteyl fuar alanı içerisindeydi ve fuar alanı büyükşehir belediyesinin şirketi olan İZFAŞ’ın sorumluluğundaydı. O onun içinde, bu bunun dışında ama Tunçağ ev sahibi…
2 – Kokteylin yapıldığı havuzun sağ tarafı, Baykal ve Sav’ın oturacağı masanın çevresi aday adayı kaynıyordu. Davetli askerlerin büyük bölümü ise havuzun sol tarafında olmayı tercih etmişlerdi. Sanırım aday adayı yoğunluğundan çekindiler. Gizli aday adayları da bu bölüme konuşlanmışlardı.
3 – Kocaoğlu doğrudan aday. 45 dakika Deniz Baykal’ı kapıda bekledi...
4 – Baykal ve Sav geldikten sonra katılamadıkları dolayısıyla telgraf gönderenlerin açıklamaları okundu. Ağırlıklı AKP’li bakanlar ve milletvekilleriydi. En son Cem Bakioğlu’nun mesajı okundu. Bana çok ilginç geldi…
5 – Baykal geldikten sonra oturduğu masa yoğun trafiğe neden oldu. Aşırı itişip kakışmadan dolayı havuza düşen olmadı ama tehlike atlatanlar bir hayli fazlaydı.
6 – Ekibi neşesiz ve dağınık gördüm.
7 – Ege TV’de yayınlanan “İşte İzmir’in CHP tarafından belirlenen belediye başkanları” haberi gecede çok konuşuldu. Haberin oluşma sürecini çok iyi bildiğim için sadece gülümsemeyle yetindim.
8 – Herkes birbirinden haber almaya çalışıyor, yorumda bulunuyordu. Ancak herkes bir gece önce Foça’da yaşanan ilginç diyalogdan habersizdi.
9 – Hasan Akkaya da gecedeydi. Herkese, “Ben CHP’liyim, kimse beni başka yerde göstermesin” mesajını verdi.
10 – Nuri Batuhan da gecedeydi. Yanlış anlaşılır diye bulunduğu yerden hiç kıpırdamadı.
11 – Kokteylde, işçi kökenli büyükşehir adayını göremedim… Deniz Baykal’dan “tamam” mesajını aldıktan sonra böyle toplantılara katılmasının gereksiz olduğunu düşündü sanırım.
12 – İlçe başkanları hala “Örgüt ne derse o olacak” diyorlar. İyi de örgütten kasıt ne? Örgütün başı Ankara’da… Üstelik herkes onun vereceği kararı bekliyor nedense.
13 – Aziz Kocaoğlu’da “papyon” yakışmış. Ama gecenin ilerleyen saatlerinde kırmızı kravata neden döndüğü anlaşılamadı.
NOT: Ankara’ya gelip gidenlerin sayısında hayli artış var. Genel merkez yöneticileri de şaşkın aday adayı çokluğuna…
YENİGÜN 12 - 09 - 2008
12 Eylül 2008 Cuma
10 Eylül 2008 Çarşamba
Bir MYK’nın ardından
CHP İzmir’de MYK’yı toplayınca, GHP Genel Başkanı ile birlikte Genel Sekreter Önder Sav da İzmir’de olunca siyasetin hareketlenmesi son derece doğal.
Önder Sav bir gün önce geldi İzmir’e…
CHP İzmir İl Başkanlığı’na yaptığı ziyaret aday adaylarının akınına uğradı.
Sav, “Ben her kente gittiğimde il binalarını ziyaret ederim” diyerek, CHP İzmir İl Başkanı Kemal Karataş’a mesaj göndermeyi de ihmali etmedi.
Sav’ın konuşmaları ilginçti. Ve her cümlesi bir mesaj içerir.
Önder Sav konuştuktan sonra tüm CHP’liler oturur ve birbirlerine danışarak, konuşmanın içeriğindeki mesajları çözmeye çalışırlar.
Sav’ın konuşmasından hemen önce İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu ile Bornova Belediye Başkanı Sırrı Aydoğan’ın il binasını meclis toplantısını mazeret göstererek terk etmeleri ilginçti.
Toplantıya katılanlar arasında ciddi homurdanmalara neden olan bu terk edişin arka planında başka neler vardır bilinmez.
Önder Sav, Bornova İlçe Başkanı Ertürk Çapın’ı anons etmeyi unuttu! Çorlu ilçe başkanını anons eden, Türkiye’deki tüm CHP örgütlerinde çalışanları isim isim bilen Sav’ın hemen önünde oturan Çapın’ı nasıl atladığı konusu ayrı bir soru işareti.
Sav ve bir grup CHP’li önceki akşam Foça’da yemekteydi.
Yemeğe İzmir Milletvekilleri Mehmet Ali Susam ile Bülent Baratalı’nın katılmamaları dikkat çekiciydi.
Önder Sav, CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol ve bir grup milletvekili ile Foça’da gece saat 02.00’ye kadar kaldı, sohbet etti. Kemal Anadol ile akşam masaya oturursanız öyle kolay kalkamazsınız. Gerçi bu konuda ben de fena sayılmam.
Foça’daki yemekte ve sohbette bulunanlar arasından gelen bilgileri daha sonra paylaşacağım. Umarım yine Nuri Batuhan’ı hedef almaz ekip, kulağıma gelenlerden dolayı…
NOT 1: Hasan Tahsin’in Yenigün’ün bugün yayınlanan Tribün Ekstra Spor ilavesinde spor yazısı yazması ilgimi çekti. Yazının içeriği ile ilgilenmiyorum. Ancak bu yazının tam karşısında bulunan “sert” bir reklam daha çok ilgimi çekti.
NOT 2: Tayyip Erdoğan ile Doğan Grubu’nun giriştikleri kavga ve Doğan medyasının CHP konusunda attığı adımlar ilginç. Bu çatışmanın Hürriyet Gazetesi Ege Bölge Temsilcisi Hakan Tartan’ın İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı adaylığına nasıl yansıyacağını bugünden tahmin etmek zor. İşin gerçeği bu çatışma en çok Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül’e yaradı.
NOT 3: Önder Sav’ın dün gece İzmir’de kalması konusunda çok baskı oldu. Bazı aday adayları CHP Genel Sekreteri’nin İzmir’de bir gece daha kalmasıyla birlikte adaylık yüzdelerini artıracaklarını sanıyorlar.
YENİGÜN 10 - 09 - 2008
Önder Sav bir gün önce geldi İzmir’e…
CHP İzmir İl Başkanlığı’na yaptığı ziyaret aday adaylarının akınına uğradı.
Sav, “Ben her kente gittiğimde il binalarını ziyaret ederim” diyerek, CHP İzmir İl Başkanı Kemal Karataş’a mesaj göndermeyi de ihmali etmedi.
Sav’ın konuşmaları ilginçti. Ve her cümlesi bir mesaj içerir.
Önder Sav konuştuktan sonra tüm CHP’liler oturur ve birbirlerine danışarak, konuşmanın içeriğindeki mesajları çözmeye çalışırlar.
Sav’ın konuşmasından hemen önce İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu ile Bornova Belediye Başkanı Sırrı Aydoğan’ın il binasını meclis toplantısını mazeret göstererek terk etmeleri ilginçti.
Toplantıya katılanlar arasında ciddi homurdanmalara neden olan bu terk edişin arka planında başka neler vardır bilinmez.
Önder Sav, Bornova İlçe Başkanı Ertürk Çapın’ı anons etmeyi unuttu! Çorlu ilçe başkanını anons eden, Türkiye’deki tüm CHP örgütlerinde çalışanları isim isim bilen Sav’ın hemen önünde oturan Çapın’ı nasıl atladığı konusu ayrı bir soru işareti.
Sav ve bir grup CHP’li önceki akşam Foça’da yemekteydi.
Yemeğe İzmir Milletvekilleri Mehmet Ali Susam ile Bülent Baratalı’nın katılmamaları dikkat çekiciydi.
Önder Sav, CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol ve bir grup milletvekili ile Foça’da gece saat 02.00’ye kadar kaldı, sohbet etti. Kemal Anadol ile akşam masaya oturursanız öyle kolay kalkamazsınız. Gerçi bu konuda ben de fena sayılmam.
Foça’daki yemekte ve sohbette bulunanlar arasından gelen bilgileri daha sonra paylaşacağım. Umarım yine Nuri Batuhan’ı hedef almaz ekip, kulağıma gelenlerden dolayı…
NOT 1: Hasan Tahsin’in Yenigün’ün bugün yayınlanan Tribün Ekstra Spor ilavesinde spor yazısı yazması ilgimi çekti. Yazının içeriği ile ilgilenmiyorum. Ancak bu yazının tam karşısında bulunan “sert” bir reklam daha çok ilgimi çekti.
NOT 2: Tayyip Erdoğan ile Doğan Grubu’nun giriştikleri kavga ve Doğan medyasının CHP konusunda attığı adımlar ilginç. Bu çatışmanın Hürriyet Gazetesi Ege Bölge Temsilcisi Hakan Tartan’ın İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı adaylığına nasıl yansıyacağını bugünden tahmin etmek zor. İşin gerçeği bu çatışma en çok Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül’e yaradı.
NOT 3: Önder Sav’ın dün gece İzmir’de kalması konusunda çok baskı oldu. Bazı aday adayları CHP Genel Sekreteri’nin İzmir’de bir gece daha kalmasıyla birlikte adaylık yüzdelerini artıracaklarını sanıyorlar.
YENİGÜN 10 - 09 - 2008
Etiketler:
Yerel Siyaset
8 Eylül 2008 Pazartesi
İki ilginç gelişme
Sabah Gazetesi yazarı ve iktidara yakınlığı ile tanınan Mahmut Övür Eskişehir Belediye Başkanı DSP’li Yılmaz Büyükerşen ile Ordu Belediye Başkanı DSP’li Seyit Torun’un CHP’ye geçtiklerini duyurdu.
Bu haber tüm internet sitelerinde ve forumlarda tartışılmaya başlandı. Her ne kadar Büyükerşen bu geçişe yönelik bir açıklama yaptıysa da durum biraz Piriştina’nın CHP’ye geçişine benziyor.
Derinden ve yavaş…
Öncelikle iki noktaya dikkat çekmek gerekiyor.
* * *
Türkiye yerel seçimler öncesi AKP ve CHP’ye karşı siyasi bir alternatif geliştiremedi. Dolayısıyla bu seçimlerin iki parti ekseninde geçeceği kesin. Küskünlerin bir bölümünü de MHP kendi çatısı altında toplayacak.
Dolayısıyla eski büyük partilerin içinde kalan ve aktif olarak siyasetle ilgilenen kadroların ister istemez çekim güçlerine doğru kayacakları kesin.
Eskişehir ve Ordu’da yaşananlar da bu gerçeği kanıtlıyor gibi.
İzmir’de ve Ege’de de buna benzer gelişmeler yaşanacak önümüzdeki günlerde.
CHP’nin 9 Eylül’de İzmir’de yapacağı MYK toplantısı da bu çerçevede çok önemli.
İlk bakışta, “Ne olacak alt tarafı bir MYK toplantısı” denilebilir. Ancak İzmir üzerindeki siyasi beklentiler, CHP MYK’dan çıkacak kararlar ile yeni bir rota çizebilir.
Bu toplantıda kesinlikle aday isimleri gündeme gelmeyecek.
Ancak aday tiplemeleri, yerel seçimlerde uygulanacak metotlar bu toplantıda biraz daha netleşecek.
* * *
CHP İzmir’de sürpriz adayları ortaya çıkarabilir. Özellikle büyükşehir bazında…
Bana gelen bilgiler Kocaoğlu’nun hala belediye başkanı olduğu için bir adım önde olduğu yönünde. Ancak 5 aylık sürede Kocaoğlu adımlarını küçük atmaya devam ederse büyük adım atanlar tarafından geçilebilir.
Arsenikli suda attığı adımlar tıpkı mehter yürüyüşü gibiydi. İki ileri bir geri…
MYK toplantısında en çok merak ettiğim nokta CHP Genel Sekreteri Önder Sav’ın duruşu olacak. Sav’ın İzmir’i mercek altına aldığı, yeni bir sorgulama sürecine girdiği açık. Sav İzmir’deki toplantıda bu arayışın işaretlerini verecek mi acaba?
NOT 1: Arsenikli su tartışmaları rafa kalktı. Bu konuda Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı’nın son televizyon tartışmasında net mağlubiyeti önemli rol oynadı. Zaten Gökçek konuşmaya devam ederse bundan böyle su tartışmaları CHP’ye yarayacak.
NOT 2: İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız tatilinden dönmüştür sanırım. Kendisi tatildeyken büyükşehir belediyesinden arsenikli su konusunda iki doküman mail kutumuza düştü. Olayın ilginç yanı bu maillerin isim bazında gönderilmiş olması. 1.5 yıldır her gün büyükşehir belediyesinden 10 – 12 haber alıyorduk. Ancak hepsi isme yönelik olmayan sadece gazetecileri bilgilendirmeyi amaçlayan haberlerdi. İlk kez isim bazında gönderilen habere şaşırdığımı bildirmek isterim. Bir nedeni vardır mutlaka ama ben anlamadım.
YENİGÜN 08 - 09 - 2008
Bu haber tüm internet sitelerinde ve forumlarda tartışılmaya başlandı. Her ne kadar Büyükerşen bu geçişe yönelik bir açıklama yaptıysa da durum biraz Piriştina’nın CHP’ye geçişine benziyor.
Derinden ve yavaş…
Öncelikle iki noktaya dikkat çekmek gerekiyor.
* * *
Türkiye yerel seçimler öncesi AKP ve CHP’ye karşı siyasi bir alternatif geliştiremedi. Dolayısıyla bu seçimlerin iki parti ekseninde geçeceği kesin. Küskünlerin bir bölümünü de MHP kendi çatısı altında toplayacak.
Dolayısıyla eski büyük partilerin içinde kalan ve aktif olarak siyasetle ilgilenen kadroların ister istemez çekim güçlerine doğru kayacakları kesin.
Eskişehir ve Ordu’da yaşananlar da bu gerçeği kanıtlıyor gibi.
İzmir’de ve Ege’de de buna benzer gelişmeler yaşanacak önümüzdeki günlerde.
CHP’nin 9 Eylül’de İzmir’de yapacağı MYK toplantısı da bu çerçevede çok önemli.
İlk bakışta, “Ne olacak alt tarafı bir MYK toplantısı” denilebilir. Ancak İzmir üzerindeki siyasi beklentiler, CHP MYK’dan çıkacak kararlar ile yeni bir rota çizebilir.
Bu toplantıda kesinlikle aday isimleri gündeme gelmeyecek.
Ancak aday tiplemeleri, yerel seçimlerde uygulanacak metotlar bu toplantıda biraz daha netleşecek.
* * *
CHP İzmir’de sürpriz adayları ortaya çıkarabilir. Özellikle büyükşehir bazında…
Bana gelen bilgiler Kocaoğlu’nun hala belediye başkanı olduğu için bir adım önde olduğu yönünde. Ancak 5 aylık sürede Kocaoğlu adımlarını küçük atmaya devam ederse büyük adım atanlar tarafından geçilebilir.
Arsenikli suda attığı adımlar tıpkı mehter yürüyüşü gibiydi. İki ileri bir geri…
MYK toplantısında en çok merak ettiğim nokta CHP Genel Sekreteri Önder Sav’ın duruşu olacak. Sav’ın İzmir’i mercek altına aldığı, yeni bir sorgulama sürecine girdiği açık. Sav İzmir’deki toplantıda bu arayışın işaretlerini verecek mi acaba?
NOT 1: Arsenikli su tartışmaları rafa kalktı. Bu konuda Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı’nın son televizyon tartışmasında net mağlubiyeti önemli rol oynadı. Zaten Gökçek konuşmaya devam ederse bundan böyle su tartışmaları CHP’ye yarayacak.
NOT 2: İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız tatilinden dönmüştür sanırım. Kendisi tatildeyken büyükşehir belediyesinden arsenikli su konusunda iki doküman mail kutumuza düştü. Olayın ilginç yanı bu maillerin isim bazında gönderilmiş olması. 1.5 yıldır her gün büyükşehir belediyesinden 10 – 12 haber alıyorduk. Ancak hepsi isme yönelik olmayan sadece gazetecileri bilgilendirmeyi amaçlayan haberlerdi. İlk kez isim bazında gönderilen habere şaşırdığımı bildirmek isterim. Bir nedeni vardır mutlaka ama ben anlamadım.
YENİGÜN 08 - 09 - 2008
Etiketler:
Yerel Siyaset
6 Eylül 2008 Cumartesi
Arsenik meselesi kapandı
Aslında her şey hazırdı FOX TV’de, Kadir Çelik’in programında…
Melih Gökçek bir taraftan bastıracak, telefona bağlanacak isimler de bilimsel açıdan Gökçek’in İzmir’deki arsenikli su eleştirilerine bilimsel açıdan destek verip, yerel seçim öncesi CHP önemli bir gol yiyecekti İzmir’de.
Ancak beklenen olmadı.
CHP İzmir milletvekili Bülent Baratalı tartışmanın başında çok iyi bir taktik izledi ve Gökçek’i sinirlendirdi. Bu taktiği kimden aldıysa Baratalı tebrik etmek lazım…
Keşke Gökçek’in arada bir “Var mısın iddiasına” yönelik çıkışlarına, “Siz Las Vegas’ın mı belediye başkanısınız. Nedir bu sürekli her şeyi kumar üzerinden değerlendiriyor, bir iddia yarışına giriyorsunuz?” yanıtı da verilebilirdi.
Neyse, Baratalı etkili bir şekilde Gökçek’i sinirlendirmeyi başardı.
Kadir Çelik tartışmanın kayıkçı meselesine döndüğünü görünce telefon bağlantılarına başvurdu. Bilimsel noktada yapılacak açıklamaların İzmir suyuna yönelik tartışmayı alevlendireceğini umdu.
Ancak…
Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Daire Başkanı Prof. Murat Tuncer olaya öyle bir noktadan yaklaştı ki, hem Melih Gökçek hem de Kadir Çelik şaşkınlıktan ne yapacaklarını şaşırdı.
Tuncer, siyanür konusunda halkta panik yaratmanın yanlışlığından başladı; siyanürlü suyun sadece İzmir’in değil, tüm Ege’nin hatta dünyada birçok ülkenin sorunu olduğunu dile getirdi. Amerika’da birçok eyalette siyanür oranlarının litrede 50 mikrogramın üzerinde olduğu örneklerini de verdi.
İzmir’deki kanser vakalarındaki yüksekliğin, dünya standartlarında veri alınabildiği için görüldüğünü, akciğer kanserindeki yüksekliğin bölgede sigara tüketme oranının yüksekliği ile ilgili olduğunu, siyanürün etkisinin olması halinde akciğer kanseri ile birlikte mesane kanserinin de yüksek seyretmesi gerektiğini söyledi.
Gökçek bu açıklamalarla neye uğradığını şaşırdı aslında. Karşısındaki isim kendi partisinin hükmettiği sağlık bakanlığı çalışanıydı ve ortaya net veriler sunuyordu. Murat Tuncer’in bu noktada risk aldığı belli. Bu nedenle CHP’nin bu bürokratın geleceğini iyi izlemesi gerekiyor. Tuncer’in bilim adamı objektifliğinin siyasi kavga ile bitirilmesi hiç hoş olmaz doğrusu.
Ardından telefona bağlanan Ankara Tıp Kurumu Derneği Genel Sekreteri Dr. Ali Rıza Uçer de Gökçek’in verdiği verilerin hataları üzerinde durdu. Konuyu o kadar net sundu ki, Çelik telefonu kapatmak zorunda kaldı. Uçer’in bu kadar net olması bağımsız bir derneğin genel sekreteri olması ile de doğrudan ilintiliydi.
İzmir Milletvekili Bülent Baratalı önceki gün Yenigün’ün gündeme getirdiği bir habere de dikkat çekti.
Kaliforniya Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Cafer Yavuz röportajında, “Günde 1 litre su içiyorsanız minimum 77 yıl bu sudan içmeniz gerekli ki arsenik sizi öldürebilecek duruma gelsin. Tabi içilen her arseniğin vücutta kaldığını varsayıyoruz. Belki hiç öldürücü duruma gelmeye de bilir” diyordu.
Üstelik Yavuz, kamuoyunda çok iyi bilinen Özel Yamanlar Lisesi mezunuydu.
Tartışmanın geldiği boyuttan sonra Gökçek’in yapacağı bir şey yoktu.
Kadir Çelik programın gittiği yönden şaşırmış olacak ki, “Benim kafa karıştı” diyerek programı kapattı.
Sanırım bu noktadan sonra arsenikli su tartışması İzmir’in gündeminden çıkar.
Tabii bu tartışmalar arasında eksik kalan çok şey var.
1 – Kentin belediye başkanı tatilde, millet kenti savunuyor. Dün sabah CHP İzmir İl Başkanlığı’nda MYK üyesi İzmir milletvekili Mehmet Ali Susam’ın arsenikli su konusunda basın açıklaması vardı.
2 – Gökçek programda İZSU’nun Ankara suyu üzerine yaptırdığı analizin mühürlü raporunu istedi. Ancak Baratalı’da bu rapor yoktu. Neden? Nedeni çok basit. İZSU’dan böyle onaylı bir raporu almak için Kocaoğlu’nun izni gerekiyor. Ancak başkanımız tatilde. Üstelik milletvekillerinden de hoşlanmıyor.
3 – Program sonrası Bülent Baratalı’ya genel merkez düzeyinde önemli birçok telefon geldi. Herkes ilk kez siyanür konusunda CHP’nin ulusal bir kanaldan yüzünün akıyla çıktığını ileri sürdü.
NOT 1: Yineliyorum. CHP Genel Merkezi bu iki öğretim üyesinin bundan sonra karşılaşacakları zorluklara dikkat etmeli. Zamanında müdahalede bulunmalı.
NOT 2: Bakalım hangi yerel yayın organları bu tartışmayı gündemlerine alacaklar.
NOT 3: Kocaoğlu Gökçek ile 500 kilometre öteden Bugün gazetesinin amblemi altında 40 dakika somurtarak beklemek yerine bu işi bu profesörler eşliğinde çok daha önce çözebilirdi. Artık kelle almak zamanı. Hatta geç bile kalındı.
YENİGÜN 06 - 09 - 008
Melih Gökçek bir taraftan bastıracak, telefona bağlanacak isimler de bilimsel açıdan Gökçek’in İzmir’deki arsenikli su eleştirilerine bilimsel açıdan destek verip, yerel seçim öncesi CHP önemli bir gol yiyecekti İzmir’de.
Ancak beklenen olmadı.
CHP İzmir milletvekili Bülent Baratalı tartışmanın başında çok iyi bir taktik izledi ve Gökçek’i sinirlendirdi. Bu taktiği kimden aldıysa Baratalı tebrik etmek lazım…
Keşke Gökçek’in arada bir “Var mısın iddiasına” yönelik çıkışlarına, “Siz Las Vegas’ın mı belediye başkanısınız. Nedir bu sürekli her şeyi kumar üzerinden değerlendiriyor, bir iddia yarışına giriyorsunuz?” yanıtı da verilebilirdi.
Neyse, Baratalı etkili bir şekilde Gökçek’i sinirlendirmeyi başardı.
Kadir Çelik tartışmanın kayıkçı meselesine döndüğünü görünce telefon bağlantılarına başvurdu. Bilimsel noktada yapılacak açıklamaların İzmir suyuna yönelik tartışmayı alevlendireceğini umdu.
Ancak…
Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Daire Başkanı Prof. Murat Tuncer olaya öyle bir noktadan yaklaştı ki, hem Melih Gökçek hem de Kadir Çelik şaşkınlıktan ne yapacaklarını şaşırdı.
Tuncer, siyanür konusunda halkta panik yaratmanın yanlışlığından başladı; siyanürlü suyun sadece İzmir’in değil, tüm Ege’nin hatta dünyada birçok ülkenin sorunu olduğunu dile getirdi. Amerika’da birçok eyalette siyanür oranlarının litrede 50 mikrogramın üzerinde olduğu örneklerini de verdi.
İzmir’deki kanser vakalarındaki yüksekliğin, dünya standartlarında veri alınabildiği için görüldüğünü, akciğer kanserindeki yüksekliğin bölgede sigara tüketme oranının yüksekliği ile ilgili olduğunu, siyanürün etkisinin olması halinde akciğer kanseri ile birlikte mesane kanserinin de yüksek seyretmesi gerektiğini söyledi.
Gökçek bu açıklamalarla neye uğradığını şaşırdı aslında. Karşısındaki isim kendi partisinin hükmettiği sağlık bakanlığı çalışanıydı ve ortaya net veriler sunuyordu. Murat Tuncer’in bu noktada risk aldığı belli. Bu nedenle CHP’nin bu bürokratın geleceğini iyi izlemesi gerekiyor. Tuncer’in bilim adamı objektifliğinin siyasi kavga ile bitirilmesi hiç hoş olmaz doğrusu.
Ardından telefona bağlanan Ankara Tıp Kurumu Derneği Genel Sekreteri Dr. Ali Rıza Uçer de Gökçek’in verdiği verilerin hataları üzerinde durdu. Konuyu o kadar net sundu ki, Çelik telefonu kapatmak zorunda kaldı. Uçer’in bu kadar net olması bağımsız bir derneğin genel sekreteri olması ile de doğrudan ilintiliydi.
İzmir Milletvekili Bülent Baratalı önceki gün Yenigün’ün gündeme getirdiği bir habere de dikkat çekti.
Kaliforniya Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Cafer Yavuz röportajında, “Günde 1 litre su içiyorsanız minimum 77 yıl bu sudan içmeniz gerekli ki arsenik sizi öldürebilecek duruma gelsin. Tabi içilen her arseniğin vücutta kaldığını varsayıyoruz. Belki hiç öldürücü duruma gelmeye de bilir” diyordu.
Üstelik Yavuz, kamuoyunda çok iyi bilinen Özel Yamanlar Lisesi mezunuydu.
Tartışmanın geldiği boyuttan sonra Gökçek’in yapacağı bir şey yoktu.
Kadir Çelik programın gittiği yönden şaşırmış olacak ki, “Benim kafa karıştı” diyerek programı kapattı.
Sanırım bu noktadan sonra arsenikli su tartışması İzmir’in gündeminden çıkar.
Tabii bu tartışmalar arasında eksik kalan çok şey var.
1 – Kentin belediye başkanı tatilde, millet kenti savunuyor. Dün sabah CHP İzmir İl Başkanlığı’nda MYK üyesi İzmir milletvekili Mehmet Ali Susam’ın arsenikli su konusunda basın açıklaması vardı.
2 – Gökçek programda İZSU’nun Ankara suyu üzerine yaptırdığı analizin mühürlü raporunu istedi. Ancak Baratalı’da bu rapor yoktu. Neden? Nedeni çok basit. İZSU’dan böyle onaylı bir raporu almak için Kocaoğlu’nun izni gerekiyor. Ancak başkanımız tatilde. Üstelik milletvekillerinden de hoşlanmıyor.
3 – Program sonrası Bülent Baratalı’ya genel merkez düzeyinde önemli birçok telefon geldi. Herkes ilk kez siyanür konusunda CHP’nin ulusal bir kanaldan yüzünün akıyla çıktığını ileri sürdü.
NOT 1: Yineliyorum. CHP Genel Merkezi bu iki öğretim üyesinin bundan sonra karşılaşacakları zorluklara dikkat etmeli. Zamanında müdahalede bulunmalı.
NOT 2: Bakalım hangi yerel yayın organları bu tartışmayı gündemlerine alacaklar.
NOT 3: Kocaoğlu Gökçek ile 500 kilometre öteden Bugün gazetesinin amblemi altında 40 dakika somurtarak beklemek yerine bu işi bu profesörler eşliğinde çok daha önce çözebilirdi. Artık kelle almak zamanı. Hatta geç bile kalındı.
YENİGÜN 06 - 09 - 008
Etiketler:
Yerel Siyaset
5 Eylül 2008 Cuma
Hantal yapı!
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal parti örgütlerinin hantallığından yakınmış ve yeni bir yapılanmaya ihtiyaç olduğunu belirtmiş.
Aynen katılıyorum. Ancak bunu muhalefetteki biri söyleseydi daha doğru olurdu. Uzun yıllar partinin liderliğini üstlenen ve hala parti liderliğini sürdüren bir isim tarafından yapılan bu açıklamaya sorulacak sorular hazır aslında:
1- Pardon, partinin kurultaylarını yapan sizler değil misiniz?
2 - Partinin üst yapıda bulunan isimlere, “Ergene Mahallesi’ni hallettiniz mi ya da o adam kesinlikle delege olmamalı” şeklinde talimatlar veren Blair mi yoksa Berlusconi mu?
3 - İlçe başkanlarıyla kurultay delege listeleri için tartışan Putin miydi yoksa?
Bu partinin yeni kadrolara ihtiyacı olduğu kesin. Ancak bu dönüşümün nasıl ve kimler tarafından sağlanacağı ise ayrı bir tartışma konusu.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu kimseye haber vermeden tatile çıkmış. Nedeni aşırı yorgunluk… Su krizinin büyüdüğü, başbakanın bile soruna karıştığı, İzmir milletvekillerinin televizyonlarda İzmir’i savunduğu bir dönemde aşırı yorgunluk nedeniyle yapılan kaçamak tatil çok ilginç geldi bana… Kocaoğlu bu tatil sırasında Datça’dan Simi’ye de geçsin ve adalardaki kültürü yaşasın. Bir önceki yazımda Kocaoğlu’nu alkışlayacağımı yazmıştım. Datça tatili Kocaoğlu’nun bu alkışı daha çok hak ettiğini gösteriyor.
Su krizinin önümüzdeki 3 ayın lokomotif konularından biri olacağı kesin. Başbakanından, ana muhalefet liderine, bakanlardan belediye başkanlarına kadar herkes bu konuda ahkâm kesmeye başladıysa, ulusal kanallar her gün “İzmir’in suyu” başlıklı haberleri gündemlerine alıyorlarsa su krizi konusunda daha çok tartışma izleyeceğiz.
Bakalım şehrin emini ne zaman bu krize bir çare bulacak?
CHP İzmir İl Başkanı Kemal Karataş yerel seçim süreci için ilginç açıklamalarda bulundu. Aday belirlenmesinde eş dost akraba ekip mantığının dışında hareket edeceğini, aylardır bunun mücadelesini verdiğini kaydeden Karataş, “Kim ile kazanılacak ise onunla meydana çıkılacak. Belediye başkanlarından meclis üyelerine kadar herkes dikkatli seçilecek. Bunun için hummalı bir çalışma var zaten ortada. Baykal da haberdar bu çalışmadan” dedi. Genel merkezin desteği ile İzmir’de doğru adaylarla 30’da 30 yapabileceklerini belirten Karataş istemeyerek de olsa iki önemli sinyal verdi.
1 – Her başkanın yeri sağlam değil. Değişimler olabilir.
2 – Dışarıdan isimler de gelebilir.
NOT 1: Sevgili dostum Hasan Tahsin’i kaybediyorum. Şimdilik hükümsüzdür demeyeceğim. Benim ile yüz yüze konuşursa durumu düzeltebiliriz.
NOT 2: Ümit’te tatil sonrası bir düşüş görüyorum. Üzerine Ramazan rehaveti de eklendi galiba. Ekip ile arasını düzeltince kendini geri çekti gibi. Bir de 9 Eylül’ü bekliyor. Kendisiyle röportaj yapacaklar varmış.
NOT 3: Ekip ile arasını düzeltme eğilimine bir gazetecinin daha girdiğine şahit oluyoruz. Macit Sefiloğlu. Hayrola, ufukta bir şey mi var?
YENİGÜN 05 - 09 - 2008
Aynen katılıyorum. Ancak bunu muhalefetteki biri söyleseydi daha doğru olurdu. Uzun yıllar partinin liderliğini üstlenen ve hala parti liderliğini sürdüren bir isim tarafından yapılan bu açıklamaya sorulacak sorular hazır aslında:
1- Pardon, partinin kurultaylarını yapan sizler değil misiniz?
2 - Partinin üst yapıda bulunan isimlere, “Ergene Mahallesi’ni hallettiniz mi ya da o adam kesinlikle delege olmamalı” şeklinde talimatlar veren Blair mi yoksa Berlusconi mu?
3 - İlçe başkanlarıyla kurultay delege listeleri için tartışan Putin miydi yoksa?
Bu partinin yeni kadrolara ihtiyacı olduğu kesin. Ancak bu dönüşümün nasıl ve kimler tarafından sağlanacağı ise ayrı bir tartışma konusu.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu kimseye haber vermeden tatile çıkmış. Nedeni aşırı yorgunluk… Su krizinin büyüdüğü, başbakanın bile soruna karıştığı, İzmir milletvekillerinin televizyonlarda İzmir’i savunduğu bir dönemde aşırı yorgunluk nedeniyle yapılan kaçamak tatil çok ilginç geldi bana… Kocaoğlu bu tatil sırasında Datça’dan Simi’ye de geçsin ve adalardaki kültürü yaşasın. Bir önceki yazımda Kocaoğlu’nu alkışlayacağımı yazmıştım. Datça tatili Kocaoğlu’nun bu alkışı daha çok hak ettiğini gösteriyor.
Su krizinin önümüzdeki 3 ayın lokomotif konularından biri olacağı kesin. Başbakanından, ana muhalefet liderine, bakanlardan belediye başkanlarına kadar herkes bu konuda ahkâm kesmeye başladıysa, ulusal kanallar her gün “İzmir’in suyu” başlıklı haberleri gündemlerine alıyorlarsa su krizi konusunda daha çok tartışma izleyeceğiz.
Bakalım şehrin emini ne zaman bu krize bir çare bulacak?
CHP İzmir İl Başkanı Kemal Karataş yerel seçim süreci için ilginç açıklamalarda bulundu. Aday belirlenmesinde eş dost akraba ekip mantığının dışında hareket edeceğini, aylardır bunun mücadelesini verdiğini kaydeden Karataş, “Kim ile kazanılacak ise onunla meydana çıkılacak. Belediye başkanlarından meclis üyelerine kadar herkes dikkatli seçilecek. Bunun için hummalı bir çalışma var zaten ortada. Baykal da haberdar bu çalışmadan” dedi. Genel merkezin desteği ile İzmir’de doğru adaylarla 30’da 30 yapabileceklerini belirten Karataş istemeyerek de olsa iki önemli sinyal verdi.
1 – Her başkanın yeri sağlam değil. Değişimler olabilir.
2 – Dışarıdan isimler de gelebilir.
NOT 1: Sevgili dostum Hasan Tahsin’i kaybediyorum. Şimdilik hükümsüzdür demeyeceğim. Benim ile yüz yüze konuşursa durumu düzeltebiliriz.
NOT 2: Ümit’te tatil sonrası bir düşüş görüyorum. Üzerine Ramazan rehaveti de eklendi galiba. Ekip ile arasını düzeltince kendini geri çekti gibi. Bir de 9 Eylül’ü bekliyor. Kendisiyle röportaj yapacaklar varmış.
NOT 3: Ekip ile arasını düzeltme eğilimine bir gazetecinin daha girdiğine şahit oluyoruz. Macit Sefiloğlu. Hayrola, ufukta bir şey mi var?
YENİGÜN 05 - 09 - 2008
Etiketler:
Yerel Siyaset
3 Eylül 2008 Çarşamba
Er meydanına lütfen
Yeni aday adayı hayli ses getirdi. Alaattin Yüksel’in aday olup, siyasette ne kadar ilerleyebileceğini görmek ve yaşamak isteriz tabii ki…
Hem siyaset yapacaksın, hem de bu yarışa katılmadan, dışarıdan hareket edeceksin. Olmaz böyle şey…
Gerçi kendisinin destek olduğu iki aday da siyasette bir yere gelemediler. Önce Livaneli, sonra Koç…
Aslında CHP dışında siyaseti denemeli Yüksel. Hangi CHP’li ile konuşsam bir noktasından Yüksel ile kesişmiş. Hem olumlu hem de olumsuz anlamda.
Genel merkezin tavrını dikkate aldığımızda, İzmir CHP’de politika yapanları dinlediğimizde Alaattin Yüksel’in parti içinde şansı yok.
O nedenle DSP bu işi gündeme getirmiş durumda.
Tutar mı?
Daha önce yazdığım olasılıkları da dikkate aldığımızda aslında tutabilir.
Böylece biz de er meydanına gerçek anlamda çıkan, siyasi yarışa giren bir aday görmüş oluruz.
Kent efsanelerinin ne kadar gerçek olduğunu da anlarız bu arada.
* * *
Karabağlar adayları hummalı bir hareket içerisinde… Ne kadar çok aday var bu yeni ilçede. Meclis üyelerinin büyük bölümü aday Karabağlar’a… Siyaseti farklı noktalardan sürdürenler de aday Karabağlar’da. Bu ilçenin CHP tarafından kazanılma olasılığı ne?
Aslına bakarsanız, ateşten gömlek Karabağlar… Herkes Narlıdere, Karşıyaka, Balçova, Konak, Çiğli’yi çantada keklik görüyor. Ancak durum Karabağlar’da hiç de öyle değil. Son genel seçimlerde bu ilçede AKP’nin önde olduğu kesin.
Hangi aday ile Karabağlar’da seçimi kazanabilir CHP?
Genel merkezden gelen bilgiler, Baykal’ın yüzde yarım bile fazla kazanacak adaylarla yürümek istediği yönünde. Dolayısıyla Karabağlar adayının kendisini genel merkezde “en çok oy alırım” şeklinde tanıtması gerekiyor.
Tabii ki bu durumda kimin daha çok oy alacağının nesnel olarak nasıl bilineceği tartışması gündeme geliyor.
CHP bu bölgede iki metoda başvurabilir.
1 – Aday adayları arasında geniş bazlı bir anket düzenleyebilir ve halkın eğilimini saptamaya çalışır.
2 – CHP İzmir’in akil adamlarının yönlendirmeleri konusunda partiyi sürükleyecek bir ismin şekillendirilmesi yönünde hareket edebilir. Bu iki yoklamadan çıkacak olan sonuca göre de Karabağlar adayını belirleyebilir.
NOT 1: Hasan Akkaya CHP’den istifa etti. Karşıyaka ilçe başkanı ile girdiği mücadelede disipline gönderildiği gerekçesiyle istifa eden Akkaya, yerinde duruyor. Yarın öbür gün birileri “Akkaya başka partiye gidiyor” şeklinde bir tartışma açmasın diye bugünden yazıyorum.
NOT 2: Kocaoğlu’nu şiddetle alkışlıyorum. Alkışlamamın nedenini önümüzdeki günlerde açıklayacağım.
YENİGÜN 03 - 09 - 2008
Hem siyaset yapacaksın, hem de bu yarışa katılmadan, dışarıdan hareket edeceksin. Olmaz böyle şey…
Gerçi kendisinin destek olduğu iki aday da siyasette bir yere gelemediler. Önce Livaneli, sonra Koç…
Aslında CHP dışında siyaseti denemeli Yüksel. Hangi CHP’li ile konuşsam bir noktasından Yüksel ile kesişmiş. Hem olumlu hem de olumsuz anlamda.
Genel merkezin tavrını dikkate aldığımızda, İzmir CHP’de politika yapanları dinlediğimizde Alaattin Yüksel’in parti içinde şansı yok.
O nedenle DSP bu işi gündeme getirmiş durumda.
Tutar mı?
Daha önce yazdığım olasılıkları da dikkate aldığımızda aslında tutabilir.
Böylece biz de er meydanına gerçek anlamda çıkan, siyasi yarışa giren bir aday görmüş oluruz.
Kent efsanelerinin ne kadar gerçek olduğunu da anlarız bu arada.
* * *
Karabağlar adayları hummalı bir hareket içerisinde… Ne kadar çok aday var bu yeni ilçede. Meclis üyelerinin büyük bölümü aday Karabağlar’a… Siyaseti farklı noktalardan sürdürenler de aday Karabağlar’da. Bu ilçenin CHP tarafından kazanılma olasılığı ne?
Aslına bakarsanız, ateşten gömlek Karabağlar… Herkes Narlıdere, Karşıyaka, Balçova, Konak, Çiğli’yi çantada keklik görüyor. Ancak durum Karabağlar’da hiç de öyle değil. Son genel seçimlerde bu ilçede AKP’nin önde olduğu kesin.
Hangi aday ile Karabağlar’da seçimi kazanabilir CHP?
Genel merkezden gelen bilgiler, Baykal’ın yüzde yarım bile fazla kazanacak adaylarla yürümek istediği yönünde. Dolayısıyla Karabağlar adayının kendisini genel merkezde “en çok oy alırım” şeklinde tanıtması gerekiyor.
Tabii ki bu durumda kimin daha çok oy alacağının nesnel olarak nasıl bilineceği tartışması gündeme geliyor.
CHP bu bölgede iki metoda başvurabilir.
1 – Aday adayları arasında geniş bazlı bir anket düzenleyebilir ve halkın eğilimini saptamaya çalışır.
2 – CHP İzmir’in akil adamlarının yönlendirmeleri konusunda partiyi sürükleyecek bir ismin şekillendirilmesi yönünde hareket edebilir. Bu iki yoklamadan çıkacak olan sonuca göre de Karabağlar adayını belirleyebilir.
NOT 1: Hasan Akkaya CHP’den istifa etti. Karşıyaka ilçe başkanı ile girdiği mücadelede disipline gönderildiği gerekçesiyle istifa eden Akkaya, yerinde duruyor. Yarın öbür gün birileri “Akkaya başka partiye gidiyor” şeklinde bir tartışma açmasın diye bugünden yazıyorum.
NOT 2: Kocaoğlu’nu şiddetle alkışlıyorum. Alkışlamamın nedenini önümüzdeki günlerde açıklayacağım.
YENİGÜN 03 - 09 - 2008
Etiketler:
Yerel Siyaset
1 Eylül 2008 Pazartesi
İşte yepyeni bir aday
Yerel seçim yaklaştıkça aday adayları sayısında artış olacağı kesindi.
Ancak açıkçası ben bile böyle bir senaryo beklemiyordum.
Senaryo şu.
CHP İzmir eski il başkanı Alaattin Yüksel (Çok uzun süre kendisini kaleme almamıştım. Ancak bu bilginin çok kesin olduğu yönünde bir bilgi tarafıma ulaştırıldığı için bu sütundan yazıyorum. Yoksa kendisi ile bir işim olmaz) Demokratik Sol Parti’den İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na hazırlanıyor.
Bana hemen, “Yok canım” demeyin.
Aslında çok mantıklı bir durum…
Büyükşehir adaylığının Alaattin Yüksel’in gönlünde yattığını kimse inkâr edemez. Piriştina’nın aday gösterilmesinden sonra yaşananları, Yüksel’in Ankara dönüşü havaalanında kendisini nasıl karşılattığını unutmayın.
Piriştina’nın ölümü sonrası yakın çalışma arkadaşı Kocaoğlu’nun göreve getirilmesinden sonra İzmir Büyükşehir Belediyesi kadrolarının da Yüksel tarafından oluşturulduğunu göz önünde bulundurun.
Su krizi ve dahi bilumum nedenlerden dolayı CHP’den Kocaoğlu’nun yeniden aday gösterilme olasılığının giderek azaldığını dikkate alın.
Baykal’a karşı iki muhalif adayı desteklediği için Yüksel’in CHP’den aday gösterilme olasılığının, benim Obama yerine Amerikan Devlet Başkanı olma olasılığı ile eşit olduğunu hesaba katın.
Yüksel’in büyükşehirde oluşturduğu etkinin seçimlerde oy olarak kendisine aileleri ile döneceğini de hesaplayın. Burada 25 bin rakamından bahsediyoruz.
CHP’nin şu sıralar yaşanan bazı krizlerden dolayı olumsuz yönde etkilendiğini de üstüne koyun…
Bazı isimlerin kendisi ile birlikte DSP’den ilçe belediye başkanlıkları için harekete geçtiğini de göz önünde bulundurun.
Önümüzdeki 6 ay içerisinde başarılı büyükşehir belediye başkanımız nedeniyle yaşanacak krizlerin azalmayacağını, tam tersine artacağını da düşünün.
Aday gösterilmeyebilecek Aziz Kocaoğlu’nun da seçim gününe kadar yeraltından bu oluşuma destek olabileceğini de hiç atlamayın.
İşte size gerçekler ve gerçek bir senaryo…
Bu senaryo sonrası Beyazcam’dan teklif alır mıyım bilemem. Ancak benim aklıma yattı bu iş ve dahi bu siyasi örgü…
İki ters, bir yüz. Biraz haraşoya benziyor ama olsun iş yapar.
NOT 1: Yeni bir teknik ile telefonlarımın dinlenme olasılığının çok yüksek olduğunu anlamış bulunmaktayım. Türk-Yunan Türk – AB ilişkileri dolayısıyla buna emindim zaten. O nedenle benim ile telefon görüşmesine yeltenecek okurlarımın dikkatine.
NOT 2: Cumartesi günü Çiğli Belediyesi’nin festival nedeniyle düzenlediği bir panelde, hükümsüz olan haber kaynağım ile karşılaştım. Kendisi haber kaynağım olmamak için telefonunun bile değiştirmiş. Korku imparatorluğu neler yaptırıyor insana. Neyse, 7 ay kaldı, sonra insanlar normal hallerine dönerler. Çok sevdiğim bir dostumu siyaset nedeniyle ebediyen kaybetmek istemem doğrusu.
NOT 3: Çiğli’deki festival gerçekten iyi gidiyor. Birinci akşam 25 bin kişiyi bir arada görmek, “Bu toplum hala ayakta, öyle kolay çökmez” dedirtiyor insana.
NOT 4: Çiğli festivali nedeniyle Çiğli Belediyesi başkan yardımcıları uyumuyorlar desek yeridir. Başkan yardımcıları Bayraklı adayı Mustafa Doğan’ın son günlerde biraz sinirli olduğuna dikkat çekerek, "Adaylık açıklamalarından önce herkesin gergin olması son derece normaldir" diyorlar
YENİGÜN 01 - 09 - 2008
Ancak açıkçası ben bile böyle bir senaryo beklemiyordum.
Senaryo şu.
CHP İzmir eski il başkanı Alaattin Yüksel (Çok uzun süre kendisini kaleme almamıştım. Ancak bu bilginin çok kesin olduğu yönünde bir bilgi tarafıma ulaştırıldığı için bu sütundan yazıyorum. Yoksa kendisi ile bir işim olmaz) Demokratik Sol Parti’den İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na hazırlanıyor.
Bana hemen, “Yok canım” demeyin.
Aslında çok mantıklı bir durum…
Büyükşehir adaylığının Alaattin Yüksel’in gönlünde yattığını kimse inkâr edemez. Piriştina’nın aday gösterilmesinden sonra yaşananları, Yüksel’in Ankara dönüşü havaalanında kendisini nasıl karşılattığını unutmayın.
Piriştina’nın ölümü sonrası yakın çalışma arkadaşı Kocaoğlu’nun göreve getirilmesinden sonra İzmir Büyükşehir Belediyesi kadrolarının da Yüksel tarafından oluşturulduğunu göz önünde bulundurun.
Su krizi ve dahi bilumum nedenlerden dolayı CHP’den Kocaoğlu’nun yeniden aday gösterilme olasılığının giderek azaldığını dikkate alın.
Baykal’a karşı iki muhalif adayı desteklediği için Yüksel’in CHP’den aday gösterilme olasılığının, benim Obama yerine Amerikan Devlet Başkanı olma olasılığı ile eşit olduğunu hesaba katın.
Yüksel’in büyükşehirde oluşturduğu etkinin seçimlerde oy olarak kendisine aileleri ile döneceğini de hesaplayın. Burada 25 bin rakamından bahsediyoruz.
CHP’nin şu sıralar yaşanan bazı krizlerden dolayı olumsuz yönde etkilendiğini de üstüne koyun…
Bazı isimlerin kendisi ile birlikte DSP’den ilçe belediye başkanlıkları için harekete geçtiğini de göz önünde bulundurun.
Önümüzdeki 6 ay içerisinde başarılı büyükşehir belediye başkanımız nedeniyle yaşanacak krizlerin azalmayacağını, tam tersine artacağını da düşünün.
Aday gösterilmeyebilecek Aziz Kocaoğlu’nun da seçim gününe kadar yeraltından bu oluşuma destek olabileceğini de hiç atlamayın.
İşte size gerçekler ve gerçek bir senaryo…
Bu senaryo sonrası Beyazcam’dan teklif alır mıyım bilemem. Ancak benim aklıma yattı bu iş ve dahi bu siyasi örgü…
İki ters, bir yüz. Biraz haraşoya benziyor ama olsun iş yapar.
NOT 1: Yeni bir teknik ile telefonlarımın dinlenme olasılığının çok yüksek olduğunu anlamış bulunmaktayım. Türk-Yunan Türk – AB ilişkileri dolayısıyla buna emindim zaten. O nedenle benim ile telefon görüşmesine yeltenecek okurlarımın dikkatine.
NOT 2: Cumartesi günü Çiğli Belediyesi’nin festival nedeniyle düzenlediği bir panelde, hükümsüz olan haber kaynağım ile karşılaştım. Kendisi haber kaynağım olmamak için telefonunun bile değiştirmiş. Korku imparatorluğu neler yaptırıyor insana. Neyse, 7 ay kaldı, sonra insanlar normal hallerine dönerler. Çok sevdiğim bir dostumu siyaset nedeniyle ebediyen kaybetmek istemem doğrusu.
NOT 3: Çiğli’deki festival gerçekten iyi gidiyor. Birinci akşam 25 bin kişiyi bir arada görmek, “Bu toplum hala ayakta, öyle kolay çökmez” dedirtiyor insana.
NOT 4: Çiğli festivali nedeniyle Çiğli Belediyesi başkan yardımcıları uyumuyorlar desek yeridir. Başkan yardımcıları Bayraklı adayı Mustafa Doğan’ın son günlerde biraz sinirli olduğuna dikkat çekerek, "Adaylık açıklamalarından önce herkesin gergin olması son derece normaldir" diyorlar
YENİGÜN 01 - 09 - 2008
Etiketler:
Yerel Siyaset
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
