Yeni aday adayı hayli ses getirdi. Alaattin Yüksel’in aday olup, siyasette ne kadar ilerleyebileceğini görmek ve yaşamak isteriz tabii ki…
Hem siyaset yapacaksın, hem de bu yarışa katılmadan, dışarıdan hareket edeceksin. Olmaz böyle şey…
Gerçi kendisinin destek olduğu iki aday da siyasette bir yere gelemediler. Önce Livaneli, sonra Koç…
Aslında CHP dışında siyaseti denemeli Yüksel. Hangi CHP’li ile konuşsam bir noktasından Yüksel ile kesişmiş. Hem olumlu hem de olumsuz anlamda.
Genel merkezin tavrını dikkate aldığımızda, İzmir CHP’de politika yapanları dinlediğimizde Alaattin Yüksel’in parti içinde şansı yok.
O nedenle DSP bu işi gündeme getirmiş durumda.
Tutar mı?
Daha önce yazdığım olasılıkları da dikkate aldığımızda aslında tutabilir.
Böylece biz de er meydanına gerçek anlamda çıkan, siyasi yarışa giren bir aday görmüş oluruz.
Kent efsanelerinin ne kadar gerçek olduğunu da anlarız bu arada.
* * *
Karabağlar adayları hummalı bir hareket içerisinde… Ne kadar çok aday var bu yeni ilçede. Meclis üyelerinin büyük bölümü aday Karabağlar’a… Siyaseti farklı noktalardan sürdürenler de aday Karabağlar’da. Bu ilçenin CHP tarafından kazanılma olasılığı ne?
Aslına bakarsanız, ateşten gömlek Karabağlar… Herkes Narlıdere, Karşıyaka, Balçova, Konak, Çiğli’yi çantada keklik görüyor. Ancak durum Karabağlar’da hiç de öyle değil. Son genel seçimlerde bu ilçede AKP’nin önde olduğu kesin.
Hangi aday ile Karabağlar’da seçimi kazanabilir CHP?
Genel merkezden gelen bilgiler, Baykal’ın yüzde yarım bile fazla kazanacak adaylarla yürümek istediği yönünde. Dolayısıyla Karabağlar adayının kendisini genel merkezde “en çok oy alırım” şeklinde tanıtması gerekiyor.
Tabii ki bu durumda kimin daha çok oy alacağının nesnel olarak nasıl bilineceği tartışması gündeme geliyor.
CHP bu bölgede iki metoda başvurabilir.
1 – Aday adayları arasında geniş bazlı bir anket düzenleyebilir ve halkın eğilimini saptamaya çalışır.
2 – CHP İzmir’in akil adamlarının yönlendirmeleri konusunda partiyi sürükleyecek bir ismin şekillendirilmesi yönünde hareket edebilir. Bu iki yoklamadan çıkacak olan sonuca göre de Karabağlar adayını belirleyebilir.
NOT 1: Hasan Akkaya CHP’den istifa etti. Karşıyaka ilçe başkanı ile girdiği mücadelede disipline gönderildiği gerekçesiyle istifa eden Akkaya, yerinde duruyor. Yarın öbür gün birileri “Akkaya başka partiye gidiyor” şeklinde bir tartışma açmasın diye bugünden yazıyorum.
NOT 2: Kocaoğlu’nu şiddetle alkışlıyorum. Alkışlamamın nedenini önümüzdeki günlerde açıklayacağım.
YENİGÜN 03 - 09 - 2008
3 Eylül 2008 Çarşamba
1 Eylül 2008 Pazartesi
İşte yepyeni bir aday
Yerel seçim yaklaştıkça aday adayları sayısında artış olacağı kesindi.
Ancak açıkçası ben bile böyle bir senaryo beklemiyordum.
Senaryo şu.
CHP İzmir eski il başkanı Alaattin Yüksel (Çok uzun süre kendisini kaleme almamıştım. Ancak bu bilginin çok kesin olduğu yönünde bir bilgi tarafıma ulaştırıldığı için bu sütundan yazıyorum. Yoksa kendisi ile bir işim olmaz) Demokratik Sol Parti’den İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na hazırlanıyor.
Bana hemen, “Yok canım” demeyin.
Aslında çok mantıklı bir durum…
Büyükşehir adaylığının Alaattin Yüksel’in gönlünde yattığını kimse inkâr edemez. Piriştina’nın aday gösterilmesinden sonra yaşananları, Yüksel’in Ankara dönüşü havaalanında kendisini nasıl karşılattığını unutmayın.
Piriştina’nın ölümü sonrası yakın çalışma arkadaşı Kocaoğlu’nun göreve getirilmesinden sonra İzmir Büyükşehir Belediyesi kadrolarının da Yüksel tarafından oluşturulduğunu göz önünde bulundurun.
Su krizi ve dahi bilumum nedenlerden dolayı CHP’den Kocaoğlu’nun yeniden aday gösterilme olasılığının giderek azaldığını dikkate alın.
Baykal’a karşı iki muhalif adayı desteklediği için Yüksel’in CHP’den aday gösterilme olasılığının, benim Obama yerine Amerikan Devlet Başkanı olma olasılığı ile eşit olduğunu hesaba katın.
Yüksel’in büyükşehirde oluşturduğu etkinin seçimlerde oy olarak kendisine aileleri ile döneceğini de hesaplayın. Burada 25 bin rakamından bahsediyoruz.
CHP’nin şu sıralar yaşanan bazı krizlerden dolayı olumsuz yönde etkilendiğini de üstüne koyun…
Bazı isimlerin kendisi ile birlikte DSP’den ilçe belediye başkanlıkları için harekete geçtiğini de göz önünde bulundurun.
Önümüzdeki 6 ay içerisinde başarılı büyükşehir belediye başkanımız nedeniyle yaşanacak krizlerin azalmayacağını, tam tersine artacağını da düşünün.
Aday gösterilmeyebilecek Aziz Kocaoğlu’nun da seçim gününe kadar yeraltından bu oluşuma destek olabileceğini de hiç atlamayın.
İşte size gerçekler ve gerçek bir senaryo…
Bu senaryo sonrası Beyazcam’dan teklif alır mıyım bilemem. Ancak benim aklıma yattı bu iş ve dahi bu siyasi örgü…
İki ters, bir yüz. Biraz haraşoya benziyor ama olsun iş yapar.
NOT 1: Yeni bir teknik ile telefonlarımın dinlenme olasılığının çok yüksek olduğunu anlamış bulunmaktayım. Türk-Yunan Türk – AB ilişkileri dolayısıyla buna emindim zaten. O nedenle benim ile telefon görüşmesine yeltenecek okurlarımın dikkatine.
NOT 2: Cumartesi günü Çiğli Belediyesi’nin festival nedeniyle düzenlediği bir panelde, hükümsüz olan haber kaynağım ile karşılaştım. Kendisi haber kaynağım olmamak için telefonunun bile değiştirmiş. Korku imparatorluğu neler yaptırıyor insana. Neyse, 7 ay kaldı, sonra insanlar normal hallerine dönerler. Çok sevdiğim bir dostumu siyaset nedeniyle ebediyen kaybetmek istemem doğrusu.
NOT 3: Çiğli’deki festival gerçekten iyi gidiyor. Birinci akşam 25 bin kişiyi bir arada görmek, “Bu toplum hala ayakta, öyle kolay çökmez” dedirtiyor insana.
NOT 4: Çiğli festivali nedeniyle Çiğli Belediyesi başkan yardımcıları uyumuyorlar desek yeridir. Başkan yardımcıları Bayraklı adayı Mustafa Doğan’ın son günlerde biraz sinirli olduğuna dikkat çekerek, "Adaylık açıklamalarından önce herkesin gergin olması son derece normaldir" diyorlar
YENİGÜN 01 - 09 - 2008
Ancak açıkçası ben bile böyle bir senaryo beklemiyordum.
Senaryo şu.
CHP İzmir eski il başkanı Alaattin Yüksel (Çok uzun süre kendisini kaleme almamıştım. Ancak bu bilginin çok kesin olduğu yönünde bir bilgi tarafıma ulaştırıldığı için bu sütundan yazıyorum. Yoksa kendisi ile bir işim olmaz) Demokratik Sol Parti’den İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na hazırlanıyor.
Bana hemen, “Yok canım” demeyin.
Aslında çok mantıklı bir durum…
Büyükşehir adaylığının Alaattin Yüksel’in gönlünde yattığını kimse inkâr edemez. Piriştina’nın aday gösterilmesinden sonra yaşananları, Yüksel’in Ankara dönüşü havaalanında kendisini nasıl karşılattığını unutmayın.
Piriştina’nın ölümü sonrası yakın çalışma arkadaşı Kocaoğlu’nun göreve getirilmesinden sonra İzmir Büyükşehir Belediyesi kadrolarının da Yüksel tarafından oluşturulduğunu göz önünde bulundurun.
Su krizi ve dahi bilumum nedenlerden dolayı CHP’den Kocaoğlu’nun yeniden aday gösterilme olasılığının giderek azaldığını dikkate alın.
Baykal’a karşı iki muhalif adayı desteklediği için Yüksel’in CHP’den aday gösterilme olasılığının, benim Obama yerine Amerikan Devlet Başkanı olma olasılığı ile eşit olduğunu hesaba katın.
Yüksel’in büyükşehirde oluşturduğu etkinin seçimlerde oy olarak kendisine aileleri ile döneceğini de hesaplayın. Burada 25 bin rakamından bahsediyoruz.
CHP’nin şu sıralar yaşanan bazı krizlerden dolayı olumsuz yönde etkilendiğini de üstüne koyun…
Bazı isimlerin kendisi ile birlikte DSP’den ilçe belediye başkanlıkları için harekete geçtiğini de göz önünde bulundurun.
Önümüzdeki 6 ay içerisinde başarılı büyükşehir belediye başkanımız nedeniyle yaşanacak krizlerin azalmayacağını, tam tersine artacağını da düşünün.
Aday gösterilmeyebilecek Aziz Kocaoğlu’nun da seçim gününe kadar yeraltından bu oluşuma destek olabileceğini de hiç atlamayın.
İşte size gerçekler ve gerçek bir senaryo…
Bu senaryo sonrası Beyazcam’dan teklif alır mıyım bilemem. Ancak benim aklıma yattı bu iş ve dahi bu siyasi örgü…
İki ters, bir yüz. Biraz haraşoya benziyor ama olsun iş yapar.
NOT 1: Yeni bir teknik ile telefonlarımın dinlenme olasılığının çok yüksek olduğunu anlamış bulunmaktayım. Türk-Yunan Türk – AB ilişkileri dolayısıyla buna emindim zaten. O nedenle benim ile telefon görüşmesine yeltenecek okurlarımın dikkatine.
NOT 2: Cumartesi günü Çiğli Belediyesi’nin festival nedeniyle düzenlediği bir panelde, hükümsüz olan haber kaynağım ile karşılaştım. Kendisi haber kaynağım olmamak için telefonunun bile değiştirmiş. Korku imparatorluğu neler yaptırıyor insana. Neyse, 7 ay kaldı, sonra insanlar normal hallerine dönerler. Çok sevdiğim bir dostumu siyaset nedeniyle ebediyen kaybetmek istemem doğrusu.
NOT 3: Çiğli’deki festival gerçekten iyi gidiyor. Birinci akşam 25 bin kişiyi bir arada görmek, “Bu toplum hala ayakta, öyle kolay çökmez” dedirtiyor insana.
NOT 4: Çiğli festivali nedeniyle Çiğli Belediyesi başkan yardımcıları uyumuyorlar desek yeridir. Başkan yardımcıları Bayraklı adayı Mustafa Doğan’ın son günlerde biraz sinirli olduğuna dikkat çekerek, "Adaylık açıklamalarından önce herkesin gergin olması son derece normaldir" diyorlar
YENİGÜN 01 - 09 - 2008
Etiketler:
Yerel Siyaset
29 Ağustos 2008 Cuma
Bir hikaye
Deniz Baykal gitti ancak, tartışmaları hala sürüyor.
İşte size yorumsuz bir olay… Yorumu kendiniz yapınız tabii ki…
Abdül Batur’un nikah töreninden sonra Cevat Durak’ın nikah törenine gidecekti Deniz Baykal. Tabii ki, helikopter ile.
Helikoptere üç kişi binmişti. Deniz Baykal, Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet Sevigen ve İl Başkanı Kemal Karataş.
Baykal, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun da helikoptere gelmesini istedi. Ancak Sevigen kalkış alanının dar olduğunu, bu nedenle üç kişi ile kalkışa izin verildiğini söyledi.
Baykal, Durak’ın törenine gelip Karşıyaka Spor Salonu’nun VİP Bölümü’ne geçtiğinde hala, “Kocaoğlu da helikopterde olmalıydı” söylemine devam ediyordu.
Kocaoğlu ise, kendi arabasıyla Karşıyaka yolundaydı.
Baykal nikahı bekletti, Kocaoğlu’nun yetişmesi için.
Nikah sona erdi. Bu kez yolculuk Foça’ya idi, yine helikopter ile.
Sevigen helikopter kalkış alanının yeterli olduğunu, bu nedenle 4 kişinin helikoptere binebileceği mesajını verdi.
Kocaoğlu, her zamanki gibi otomobiline yönelince Baykal’ın sesiyle irkildi. “Aziz, sen bizimle birlikte helikoptere bineceksin.”
Kocaoğlu’nun, “Gereği yok efendim, ben araba ile gelirim” sözlerine kulak asmadı ve Kocaoğlu’nu kolundan tutarak birlikte helikoptere yöneldi.
Bu arada bir milletvekili de helikoptere binmek için harekete geçti.
Ancak milletvekili Baykal tarafından durduruldu ve “Sen araba ile gel” dendi.
NOT 1 : Bornova CHP’de yeni bir aday var. Destek istiyor sağdan soldan. Ancak böyle bir yardıma ihtiyacı yok açıkçası. Açacak telefonu Kocaoğlu’na, “Ben adayım. Sizin hiç ilçe başkanı adayınız yok. Vurun yumruğu Ankara’da ve tek ilçe başkanı adayınız olarak beni destekleyin” diyecek.
NOT 2 : İTO Başkanı Ekrem Demirtaş hakkında yazdıklarım bazı yerlerde çok iyi anlaşılmamış. Birilerine göre eleştiri bazılarına göre destek. Aslında birileri üzerinden başkalarının eleştirilmesi üzerine kurgulanmış bir yazıydı.
NOT 3 : Kod adı karanfilli… Vallahi bu tespit benim değil, yüzyıllık bölge gazetesinin. Pazartesi günü bir İzmir milletvekili konusunda yazılan bir resim altında milletvekili 4 kişi arasından işaret edilirken parantez içerisinde karanfilli tanımlaması yapılmış. Milletvekilinin kod adının karanfilli olmasına mı yanayım, yoksa ikinci dönem milletvekili olmasına rağmen hala tanımlama ihtiyacı içinde olmasına mı…
NOT 4 : Bazıları yazımı yazarken okuyor, şiddetle kınıyorum.
YENİGÜN 29 - 08 - 2008
İşte size yorumsuz bir olay… Yorumu kendiniz yapınız tabii ki…
Abdül Batur’un nikah töreninden sonra Cevat Durak’ın nikah törenine gidecekti Deniz Baykal. Tabii ki, helikopter ile.
Helikoptere üç kişi binmişti. Deniz Baykal, Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet Sevigen ve İl Başkanı Kemal Karataş.
Baykal, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun da helikoptere gelmesini istedi. Ancak Sevigen kalkış alanının dar olduğunu, bu nedenle üç kişi ile kalkışa izin verildiğini söyledi.
Baykal, Durak’ın törenine gelip Karşıyaka Spor Salonu’nun VİP Bölümü’ne geçtiğinde hala, “Kocaoğlu da helikopterde olmalıydı” söylemine devam ediyordu.
Kocaoğlu ise, kendi arabasıyla Karşıyaka yolundaydı.
Baykal nikahı bekletti, Kocaoğlu’nun yetişmesi için.
Nikah sona erdi. Bu kez yolculuk Foça’ya idi, yine helikopter ile.
Sevigen helikopter kalkış alanının yeterli olduğunu, bu nedenle 4 kişinin helikoptere binebileceği mesajını verdi.
Kocaoğlu, her zamanki gibi otomobiline yönelince Baykal’ın sesiyle irkildi. “Aziz, sen bizimle birlikte helikoptere bineceksin.”
Kocaoğlu’nun, “Gereği yok efendim, ben araba ile gelirim” sözlerine kulak asmadı ve Kocaoğlu’nu kolundan tutarak birlikte helikoptere yöneldi.
Bu arada bir milletvekili de helikoptere binmek için harekete geçti.
Ancak milletvekili Baykal tarafından durduruldu ve “Sen araba ile gel” dendi.
NOT 1 : Bornova CHP’de yeni bir aday var. Destek istiyor sağdan soldan. Ancak böyle bir yardıma ihtiyacı yok açıkçası. Açacak telefonu Kocaoğlu’na, “Ben adayım. Sizin hiç ilçe başkanı adayınız yok. Vurun yumruğu Ankara’da ve tek ilçe başkanı adayınız olarak beni destekleyin” diyecek.
NOT 2 : İTO Başkanı Ekrem Demirtaş hakkında yazdıklarım bazı yerlerde çok iyi anlaşılmamış. Birilerine göre eleştiri bazılarına göre destek. Aslında birileri üzerinden başkalarının eleştirilmesi üzerine kurgulanmış bir yazıydı.
NOT 3 : Kod adı karanfilli… Vallahi bu tespit benim değil, yüzyıllık bölge gazetesinin. Pazartesi günü bir İzmir milletvekili konusunda yazılan bir resim altında milletvekili 4 kişi arasından işaret edilirken parantez içerisinde karanfilli tanımlaması yapılmış. Milletvekilinin kod adının karanfilli olmasına mı yanayım, yoksa ikinci dönem milletvekili olmasına rağmen hala tanımlama ihtiyacı içinde olmasına mı…
NOT 4 : Bazıları yazımı yazarken okuyor, şiddetle kınıyorum.
YENİGÜN 29 - 08 - 2008
Etiketler:
Yerel Siyaset
27 Ağustos 2008 Çarşamba
Arsenikli kent
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, kendisi kriz yönetimi konusunda tanrının bize bir lütfudur. Kocaoğlu arsenik krizi ortaya çıkınca kuyuları kapattı. Ancak Ağustos ayının cehennem sıcakları Tahtalı Barajı’nı yutunca, yazlıklardan dönen İzmirli çeşmelerde nöbete geçince kuyuları yeniden devreye sokmak zorunda kaldı. Melih Gökçek ile televizyon tartışmasındaki başarısızlığını arsenikli suyu tüm İzmir’e yayarak kapatmaya çalıştı.
Kriz yönetimi dediğin böyle olur. Tebrik ediyorum kendisini…
Yine de eksik bir şeyler var bu yönetimde.
Mesela arseniğin bu kadar yüksek çıkmasının ardında Ergenekon’u arayabilirdi Kocaoğlu. Ya da Ekrem Demirtaş polemiği yaratacağına Kennedy suikastının ardında da Ergenekon’un olduğunu iddia eder, gündemi hem ulusala çevirir hem de yeni tartışmalar yaratarak su konusunu unutturabilirdi.
Demirtaş konusunda medyanın bir bölümünde başlayan yaylım ateşine baktığımızda seçim öncesi “kim kimin yanında” sorusuna daha net yanıtlar verebiliriz.
Demirtaş’ın eleştirilecek yanları yok mu? Hem de çok.
Ancak mesele Demirtaş’ı eleştirerek mali kaynak yaratmaya dayanıyorsa ya da bu eleştirilerle siyasi bir alan yaratılmaya çalışılıyorsa, bu durum hem gazetecilik etiği hem de siyasi etik açısından doğru olmaz.
Biz bir dönem Demirtaş’ı eleştirdiğimizde mali beklentiler ışığında herkes İTO Başkanı’nın yanındaydı. Bugün ise ortaya çıkan yeni kaynakların tüketilmesi yönünde Demirtaş karşıtlığı süreci yaşıyoruz.
Biz bu işin dışındayız ama izliyoruz da…
Çünkü bu tartışma İzmir’de yerel seçim öncesi ortaya çıkacak birliktelikleri de bir şekilde netleştiriyor da…
NOT 1: Abdül Batur’un nikâh töreninde İzmir milletvekili Abdürrezzak Erten varmış. Kendisi salonun bir noktasına sıkışıp kaldığı için birçok davetli tarafından görülememiş. Bir zamanlar alanlara inip herkes ile görüşen Erten’in neden tarz değiştirdiği, köşesine çekildiği ya da çekilmek zorunda bırakıldığı ayrı bir tartışma konusu...
NOT 2: Büyükşehir Belediye Başkan adayı Hakan Tartan’ı ilk kez meydanda gördüm. Tek başına hareket ediyor gibi geldi bana. Durak’ın nikâh töreninden sonra İstanbul milletvekili Mehmet Sevigen ile birlikte olması da ayrı değerlendirilmesi gereken bir durum.
NOT 3: Ulusal gazetelerin köşe yazılarının bir bölümünde başlayan İzmir hayranlığı ve hatta CHP destekçiliği de ilgilenilmesi gereken bir süreç. Bakmayın siz köşe yazarlarının objektif olma sevdalarına. Hiçbir köşe yazarı objektif değildir. Ya kendisi ya da destekledikleri isimler için hareket ederler. Bu noktada kendimi de aynı düzlemde gördüğümü belirtmek isterim.
NOT 4: Bornova’da hava değişiyor. Yeni adaylar da ortaya çıkıyor. Sanırım en çok tartışma yaratacak ilçeler Bornova, Karabağlar ve Bayraklı olacak. Konak’ın bu tartışmalarda öne çıkacağını sanmıyorum.
NOT 5: İşçi kökenli büyükşehir adayı hızlı gidiyor. Bu ismin aday adaylığına en çok Yücel Özen şaşırmış durumda. Aday adaylığını duyduğunda bir iki sendelediğine bile şahit oldum. Neyse ki, otomobiline binip klimaları açtığı için olası bir tansiyon yüksekliği ve kalp krizi yaşamadı.
YENİGÜN 27 - 08 - 2008
Kriz yönetimi dediğin böyle olur. Tebrik ediyorum kendisini…
Yine de eksik bir şeyler var bu yönetimde.
Mesela arseniğin bu kadar yüksek çıkmasının ardında Ergenekon’u arayabilirdi Kocaoğlu. Ya da Ekrem Demirtaş polemiği yaratacağına Kennedy suikastının ardında da Ergenekon’un olduğunu iddia eder, gündemi hem ulusala çevirir hem de yeni tartışmalar yaratarak su konusunu unutturabilirdi.
Demirtaş konusunda medyanın bir bölümünde başlayan yaylım ateşine baktığımızda seçim öncesi “kim kimin yanında” sorusuna daha net yanıtlar verebiliriz.
Demirtaş’ın eleştirilecek yanları yok mu? Hem de çok.
Ancak mesele Demirtaş’ı eleştirerek mali kaynak yaratmaya dayanıyorsa ya da bu eleştirilerle siyasi bir alan yaratılmaya çalışılıyorsa, bu durum hem gazetecilik etiği hem de siyasi etik açısından doğru olmaz.
Biz bir dönem Demirtaş’ı eleştirdiğimizde mali beklentiler ışığında herkes İTO Başkanı’nın yanındaydı. Bugün ise ortaya çıkan yeni kaynakların tüketilmesi yönünde Demirtaş karşıtlığı süreci yaşıyoruz.
Biz bu işin dışındayız ama izliyoruz da…
Çünkü bu tartışma İzmir’de yerel seçim öncesi ortaya çıkacak birliktelikleri de bir şekilde netleştiriyor da…
NOT 1: Abdül Batur’un nikâh töreninde İzmir milletvekili Abdürrezzak Erten varmış. Kendisi salonun bir noktasına sıkışıp kaldığı için birçok davetli tarafından görülememiş. Bir zamanlar alanlara inip herkes ile görüşen Erten’in neden tarz değiştirdiği, köşesine çekildiği ya da çekilmek zorunda bırakıldığı ayrı bir tartışma konusu...
NOT 2: Büyükşehir Belediye Başkan adayı Hakan Tartan’ı ilk kez meydanda gördüm. Tek başına hareket ediyor gibi geldi bana. Durak’ın nikâh töreninden sonra İstanbul milletvekili Mehmet Sevigen ile birlikte olması da ayrı değerlendirilmesi gereken bir durum.
NOT 3: Ulusal gazetelerin köşe yazılarının bir bölümünde başlayan İzmir hayranlığı ve hatta CHP destekçiliği de ilgilenilmesi gereken bir süreç. Bakmayın siz köşe yazarlarının objektif olma sevdalarına. Hiçbir köşe yazarı objektif değildir. Ya kendisi ya da destekledikleri isimler için hareket ederler. Bu noktada kendimi de aynı düzlemde gördüğümü belirtmek isterim.
NOT 4: Bornova’da hava değişiyor. Yeni adaylar da ortaya çıkıyor. Sanırım en çok tartışma yaratacak ilçeler Bornova, Karabağlar ve Bayraklı olacak. Konak’ın bu tartışmalarda öne çıkacağını sanmıyorum.
NOT 5: İşçi kökenli büyükşehir adayı hızlı gidiyor. Bu ismin aday adaylığına en çok Yücel Özen şaşırmış durumda. Aday adaylığını duyduğunda bir iki sendelediğine bile şahit oldum. Neyse ki, otomobiline binip klimaları açtığı için olası bir tansiyon yüksekliği ve kalp krizi yaşamadı.
YENİGÜN 27 - 08 - 2008
Etiketler:
Yerel Siyaset
25 Ağustos 2008 Pazartesi
Baykal’ın İzmir turu ve notları
Cuma akşamı Bizim Gazino’da yemek yiyen CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Prenses Otel dönerken hayli gecikti. Kendilerinden sonra restorandan ayrılıp otele dönenler Baykal’ın hala gelmediğini öğrenince hem şaşırdılar hem de meraklandılar. Çünkü Baykal ile birlikte aynı otomobilde İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, CHP İzmir İl Başkanı Kemal Karataş ile CHP Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet Sevigen bulunuyordu. Sevigen kendisine telefonla ulaşanlara, “Aziz Bey’in döktüğü asfaltları inceliyoruz. Yakında otelde oluruz, bizi beklerken bir iki kahve daha için” yanıtı verdi. Narlıdere’den kalkan otomobil, Üçkuyular Hava Hastanesi’nin önünden dönüş yapıp ters istikamette devam ederek Balçova’ya ulaştı. Baykal’ın otomobilde bulunanlara “Klavuzu karga olanın….” şeklinde bir tespit yapıp yapmadığını şimdilik öğrenemedik.
2 – Cumartesi sabah basın toplantısında Baykal’a “Bazı gazeteler büyükşehir adaylarınızı netleştirdiğinizi, İzmir’de de Kocaoğlu ile devam edeceğinizi ileri sürüyorlar” sorusu soruldu. Baykal “Yok öyle bir şey, sadece spekülasyon” deyince salon hayli soğudu. 40 derecenin üzerindeki sıcaklık nedeniyle kavrulanlar, Baykal’ın yarattığı soğuk havanın etkisi ile rahat nefes aldılar.
3 - Fuar’ın açılışında hazır bulunan İzmir Milletvekili Abdürrezzak Erten’in Deniz Baykal’ın İzmir turuna ve nikâh törenlerine katılmaması hayli dikkat çekti. Bir dönem yakın arkadaş oldukları Narlıdere Belediye Başkanı Abdül Batur da çok üzülmüştür Erten’in törene katılmamasından. Karşıyaka Belediye Başkanı Durak’ın ise bu konuda ne düşündüğünü gerçekten bilmiyorum.
4 – Bornova Belediye Başkanı Sırrı Aydoğan nikâh törenlerini kuliste değerlendirenler arasındaydı. Kısa Samsun sigarası bulamadığı için Camel ile idare eden Aydoğan, Pamukkale Turizm ile gidip geldiği Kurultay macerasını anlattı. Türkiye’den otobüs ile Ankara’ya giden tek belediye başkanı unvanına sahip Aydoğan, sefer tası ile belediyeye yemek taşımaya devam ettiğini de söyledi.
5 – Cuma akşamı Hasan Tahsin’in Radyo 35’teki yayınını izleyen ve benim bu yayında İzmir Büyükşehir Belediyesi üzerine yaptığım yorumları dinleyen Alaçatı Belediye Başkanı Muhittin Dalgıç Narlıdere Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi Celal Yıldız, Çiğli Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi Vezir Aslan yorumlarımın gerçeği yansıtmadığı görüşünde bulundular. Bu siyasetçiler ilginç. Cuma akşamı o saatte radyo dinliyorlar.
6 – Karşıyaka Belediye Başkanı Cevat Durak’ın akşam yemeği ise hayli kalabalıktı. Milletvekilleri ve belediye başkanları Baykal ile birlikte Foça’daydı. Yemekte DJ’lik üzerine yapılan tezgâhın öcü, tarafımdan yakında alınacaktır. Bu olayı tezgâhlayanların kimler olduğu bilgisi de elimde mevcuttur.
7 – Konak İlçe Başkanı Sıtkı Kürüm, Balçova İlçe Başkanı Salih Küçükbayrak, Buca İlçe Başkanı Mehmet Süne ve Karşıyaka İlçe Başkanı Ertam Özen her zamanki gibi biradaydılar. Diğer metropol ilçe başkanları ise yoktu. Eksilme süreci devam ediyor galiba.
8 – İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı nikâh töreni sonunda, ben ile birkaç yakın arkadaşımı birlikte gördüğünde, “Ekip yine birlikte” tespiti yaptı. Kocaoğlu ekipçiliğe takmış anlaşılan. Birkaç kişiyi bir arada kıstırdığında ekip olarak değerlendiriyor.
9 – İzmir’e bomba gibi bir büyükşehir belediye başkanı adayı geliyor. Kendisi bir işçi. Tüm ilçeleri dolaştığını ve kendisine desteğin büyük olduğunu söylüyor. Üstelik Deniz Baykal’ın da kendisini işaret ettiğini iddia ediyor. Ağustos ayının çok sıcak geçmesi iyi olmadı galiba…
10 - Basın toplantısında Aziz Kocaoğlu’nun Deniz Baykal’ın yayına oturmaması, gazetecilerin bulunduğu masayı tercih etmesi yorumlara neden oldu. Zarif bir gazetecimizin, Kocaoğlu’nun kulağına eğilip, "Buradan oturmayınız yanlış anlaşılır" uyarısı ise gözlerden kaçmadı. Ulusal bir gazetenin zarif temsilcisinin büyükşehir belediye başkanı danışmanlığı yaptığına da şahit olduk böylece.
11 – Yemekte eski milletvekili Sedat Uzunbay’ın masası hayli neşeliydi. Uzunbay’ın kendisi de… Neler konuşulduğuna şahit olamadım. Yakında öğreniriz.
YENİGÜN 25 - 08 - 2008
2 – Cumartesi sabah basın toplantısında Baykal’a “Bazı gazeteler büyükşehir adaylarınızı netleştirdiğinizi, İzmir’de de Kocaoğlu ile devam edeceğinizi ileri sürüyorlar” sorusu soruldu. Baykal “Yok öyle bir şey, sadece spekülasyon” deyince salon hayli soğudu. 40 derecenin üzerindeki sıcaklık nedeniyle kavrulanlar, Baykal’ın yarattığı soğuk havanın etkisi ile rahat nefes aldılar.
3 - Fuar’ın açılışında hazır bulunan İzmir Milletvekili Abdürrezzak Erten’in Deniz Baykal’ın İzmir turuna ve nikâh törenlerine katılmaması hayli dikkat çekti. Bir dönem yakın arkadaş oldukları Narlıdere Belediye Başkanı Abdül Batur da çok üzülmüştür Erten’in törene katılmamasından. Karşıyaka Belediye Başkanı Durak’ın ise bu konuda ne düşündüğünü gerçekten bilmiyorum.
4 – Bornova Belediye Başkanı Sırrı Aydoğan nikâh törenlerini kuliste değerlendirenler arasındaydı. Kısa Samsun sigarası bulamadığı için Camel ile idare eden Aydoğan, Pamukkale Turizm ile gidip geldiği Kurultay macerasını anlattı. Türkiye’den otobüs ile Ankara’ya giden tek belediye başkanı unvanına sahip Aydoğan, sefer tası ile belediyeye yemek taşımaya devam ettiğini de söyledi.
5 – Cuma akşamı Hasan Tahsin’in Radyo 35’teki yayınını izleyen ve benim bu yayında İzmir Büyükşehir Belediyesi üzerine yaptığım yorumları dinleyen Alaçatı Belediye Başkanı Muhittin Dalgıç Narlıdere Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi Celal Yıldız, Çiğli Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi Vezir Aslan yorumlarımın gerçeği yansıtmadığı görüşünde bulundular. Bu siyasetçiler ilginç. Cuma akşamı o saatte radyo dinliyorlar.
6 – Karşıyaka Belediye Başkanı Cevat Durak’ın akşam yemeği ise hayli kalabalıktı. Milletvekilleri ve belediye başkanları Baykal ile birlikte Foça’daydı. Yemekte DJ’lik üzerine yapılan tezgâhın öcü, tarafımdan yakında alınacaktır. Bu olayı tezgâhlayanların kimler olduğu bilgisi de elimde mevcuttur.
7 – Konak İlçe Başkanı Sıtkı Kürüm, Balçova İlçe Başkanı Salih Küçükbayrak, Buca İlçe Başkanı Mehmet Süne ve Karşıyaka İlçe Başkanı Ertam Özen her zamanki gibi biradaydılar. Diğer metropol ilçe başkanları ise yoktu. Eksilme süreci devam ediyor galiba.
8 – İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı nikâh töreni sonunda, ben ile birkaç yakın arkadaşımı birlikte gördüğünde, “Ekip yine birlikte” tespiti yaptı. Kocaoğlu ekipçiliğe takmış anlaşılan. Birkaç kişiyi bir arada kıstırdığında ekip olarak değerlendiriyor.
9 – İzmir’e bomba gibi bir büyükşehir belediye başkanı adayı geliyor. Kendisi bir işçi. Tüm ilçeleri dolaştığını ve kendisine desteğin büyük olduğunu söylüyor. Üstelik Deniz Baykal’ın da kendisini işaret ettiğini iddia ediyor. Ağustos ayının çok sıcak geçmesi iyi olmadı galiba…
10 - Basın toplantısında Aziz Kocaoğlu’nun Deniz Baykal’ın yayına oturmaması, gazetecilerin bulunduğu masayı tercih etmesi yorumlara neden oldu. Zarif bir gazetecimizin, Kocaoğlu’nun kulağına eğilip, "Buradan oturmayınız yanlış anlaşılır" uyarısı ise gözlerden kaçmadı. Ulusal bir gazetenin zarif temsilcisinin büyükşehir belediye başkanı danışmanlığı yaptığına da şahit olduk böylece.
11 – Yemekte eski milletvekili Sedat Uzunbay’ın masası hayli neşeliydi. Uzunbay’ın kendisi de… Neler konuşulduğuna şahit olamadım. Yakında öğreniriz.
YENİGÜN 25 - 08 - 2008
Etiketler:
Yerel Siyaset
22 Ağustos 2008 Cuma
Çevrede sorun yok…
CHP İzmir metropolde özellikle bazı ilçelerde gerçek anlamda sorun yaşanıyor. Belediye başkanları ile ilçe başkanları arasındaki sorunlars, örgüt içindeki çek,şmeler ve beklentiler, aday adayı bolluğu…
Bazen olaya sadece metropol ilçeler bazından bakıyor, CHP’yi “Çatışmanın bol olduğu parti” şeklinde değerlendiriyoruz. Aslında biraz dışarı çıktığımızda, metropol dışındaki ilçelere baktığımızda çok farklı bir CHP ile karşılaşıyoruz.
Örgüt ile belediye başkanının uyum içinde çalıştığı, ortak tavrın geliştirildiği, yeni açılımların arandığı, aslında genel merkezin özlediği bir yapılanma…
Bu farklılık neden doğuyor?
Tabii ki beklentilerden…
Metropol ilçelerin siyaset yapanlara sunduğu rant o kadar fazla ki, bu çerçevede çatışma kaçınılmaz oluyor.
Fuar açılışı ve iki nikah töreni... CHP’de siyasetin çok konuşulacağı mekanlar buraları. Tüm aday adaylarının hazır bulunacakları bu etkinliklerden bir şey çıkar mı?
Bana göre çıkmaz. Ancak aday adayları öle düşünmüyor. Genel başkanın gülümsemesi, hararetle tokalaşması ve hatta iki kelime konuşması bile farklı algılanacaktır aday adayları tarafından... Baykal İzmir’den ayrıldıktan sonra “Benim adaylığım kesin” ya da “İşi bitirdim” yorumunu yapacak isim sayısında hayli artış olacaktır.
Ne yapalIm. Bir umut dünyası bu. 100 kişi ister, bir kişi kazanır. Herkesin belediye başkanlığı adaylığına çözüm üretmesi mümkün değil Baykal’ın. Aksi taktirde İzmir’in 300 ilçeden oluşması gerekiyor. Ancak Baykal’ın Kocaoğlu ile ilşkisini tabii ki hep birlikte izleyeceğiz.
Su sorunu büyüyor. Toplumun tamamını ilgillendirdiği için de her yerde konuşuluyor. Arsenikli su, faturasız su ve nihayet susuz İzmir. Kiminle konuştuysam pompa arızası açıklamasını yeterli görmüyor. Özellikle yolu Tahtalı Barajına yolu düşenler daha iyi algılıyorlar durumu… Suyun olmadığı bir yerde pompa çalışmış ne olacak kiii.
Torbalı Belediye Başkanı İsmail Uygur görevinde. Hatta İZSU Torbalı Şube Müdürlüğü’nü bile bastı. Nedeni çok açık. İZSU’nun ilgisizliği… Torbalı da şikayetçi büyükşehirden…
YENİGÜN 22 - 08 - 2008
Bazen olaya sadece metropol ilçeler bazından bakıyor, CHP’yi “Çatışmanın bol olduğu parti” şeklinde değerlendiriyoruz. Aslında biraz dışarı çıktığımızda, metropol dışındaki ilçelere baktığımızda çok farklı bir CHP ile karşılaşıyoruz.
Örgüt ile belediye başkanının uyum içinde çalıştığı, ortak tavrın geliştirildiği, yeni açılımların arandığı, aslında genel merkezin özlediği bir yapılanma…
Bu farklılık neden doğuyor?
Tabii ki beklentilerden…
Metropol ilçelerin siyaset yapanlara sunduğu rant o kadar fazla ki, bu çerçevede çatışma kaçınılmaz oluyor.
Fuar açılışı ve iki nikah töreni... CHP’de siyasetin çok konuşulacağı mekanlar buraları. Tüm aday adaylarının hazır bulunacakları bu etkinliklerden bir şey çıkar mı?
Bana göre çıkmaz. Ancak aday adayları öle düşünmüyor. Genel başkanın gülümsemesi, hararetle tokalaşması ve hatta iki kelime konuşması bile farklı algılanacaktır aday adayları tarafından... Baykal İzmir’den ayrıldıktan sonra “Benim adaylığım kesin” ya da “İşi bitirdim” yorumunu yapacak isim sayısında hayli artış olacaktır.
Ne yapalIm. Bir umut dünyası bu. 100 kişi ister, bir kişi kazanır. Herkesin belediye başkanlığı adaylığına çözüm üretmesi mümkün değil Baykal’ın. Aksi taktirde İzmir’in 300 ilçeden oluşması gerekiyor. Ancak Baykal’ın Kocaoğlu ile ilşkisini tabii ki hep birlikte izleyeceğiz.
Su sorunu büyüyor. Toplumun tamamını ilgillendirdiği için de her yerde konuşuluyor. Arsenikli su, faturasız su ve nihayet susuz İzmir. Kiminle konuştuysam pompa arızası açıklamasını yeterli görmüyor. Özellikle yolu Tahtalı Barajına yolu düşenler daha iyi algılıyorlar durumu… Suyun olmadığı bir yerde pompa çalışmış ne olacak kiii.
Torbalı Belediye Başkanı İsmail Uygur görevinde. Hatta İZSU Torbalı Şube Müdürlüğü’nü bile bastı. Nedeni çok açık. İZSU’nun ilgisizliği… Torbalı da şikayetçi büyükşehirden…
YENİGÜN 22 - 08 - 2008
Etiketler:
Yerel Siyaset
20 Ağustos 2008 Çarşamba
Fırtınanın dalgaları
Önce bazı sorular soralım
1 – Arkasında Tayyip Erdoğan’ın yakın çalışma arkadaşının sahip olduğu bir gazetenin amblemi eşliğinde, aynı patronun sahip olduğu bir televizyon kanalında, AKP’ye yakın duran bir gazetecinin programında, bir AKP’li belediye başkanı ile canlı yayına çıkmak ne kadar doğru?
2 – Bu tartışmada ikinci plana atılacağınızı, hatta size söz bile verilmeyeceğini hiç düşünmediniz mi?
3 – Karşınızdaki ismin suda arsenik tartışmasını gündeme getiren, kaotik ortam yaratmada usta, hatta hitabet konusunda deneyimli Erdoğan’ın bile çekindiği bir siyasetçi olduğunu neden dikkate almadınız?
4 – “Tahtalı Barajı’nda pompalar bozuk” şeklinde bir açıklama ile İzmir’de neden su kısıntısına gidiyorsunuz? Yoksa bu kentin insanlarını da kendiniz gibi mi zannediyorsunuz?
5 – Suda arsenik olduğu konusunda daha önce bilgi sahibi olduğunuz ve İZSU yetkililerinin sizi defalarca uyarmasına rağmen neden tüm bunları gözardı ettiniz? Önlem alma konusunda hangi adımları attınız?
Bir genel başkan çok önemsediği İzmir’in büyükşehir belediye başkanını değiştirmek ister mi? Veya dereyi geçerken at değiştirme lüksüne sahip midir?
Aslında değildir. Ancak Aziz Kocaoğlu’nun son üç ayına baktığımızda Deniz Baykal’ın sıkıştığına şahit oluyoruz.
Eğer ilçe belediye başkan aday adayları genel başkan ile 2 saat görüşüyorlar, kentin ve kendi ilçelerinin sorunlarını Baykal’a anlatıyorlarsa, buna karşılık kentin büyükşehir belediye başkanı genel başkan ile görüşmek için 3 saat bekliyor ve ardından 5 dakikalık görüşme yapıyor ise durum vahimdir. Hatta sanıldığından daha vahimdir.
Baykal’ın Kocaoğlu konusunda neler düşündüğünü Fuar açılışı ile iki belediye başkanının çocuklarının nikah töreninde ve 9 Eylül’de İzmir’de yapılacak PM ile MYK toplantılarında daha net anlayacağız tabii ki…
Küçük bir kaş işaretinin bile önemi var karşı taraf konusundaki tavrın netleştirilmesi için.
Büyükşehir belediye başkan aday adaylarının dikkatine…
Bu dönemde parti içi mücadelenin dışına çıkabilecek, partiyi tam anlamıyla kucaklayabilecek, İzmir seçmenine önemli mesajlar verecek, lider tanımlamasına uygun bir isim aranacak gibi görünüyor.
Burada atılacak adımlar çok önemli…
Kişisel hırslar dizginlenebilir, rant kavgaları ikinci plana atılır ise İzmir’in geleceği yeniden şekillendirilebilir. Bunun için CHP içinde ve dışındaki sosyal demokrat akil adamlara önemli görevler düşüyor.
Bu önlemler alınmaz ise yerel seçimler sonrası bu kentte siyaset yapmanın mümkün olmayacağını da görmek gerekiyor.
NOT: Arabuluculuk rolleri bazen kötü sonuçlar doğurabilir. Benden uyarması…
YENİGÜN 20 - 08 - 2008
1 – Arkasında Tayyip Erdoğan’ın yakın çalışma arkadaşının sahip olduğu bir gazetenin amblemi eşliğinde, aynı patronun sahip olduğu bir televizyon kanalında, AKP’ye yakın duran bir gazetecinin programında, bir AKP’li belediye başkanı ile canlı yayına çıkmak ne kadar doğru?
2 – Bu tartışmada ikinci plana atılacağınızı, hatta size söz bile verilmeyeceğini hiç düşünmediniz mi?
3 – Karşınızdaki ismin suda arsenik tartışmasını gündeme getiren, kaotik ortam yaratmada usta, hatta hitabet konusunda deneyimli Erdoğan’ın bile çekindiği bir siyasetçi olduğunu neden dikkate almadınız?
4 – “Tahtalı Barajı’nda pompalar bozuk” şeklinde bir açıklama ile İzmir’de neden su kısıntısına gidiyorsunuz? Yoksa bu kentin insanlarını da kendiniz gibi mi zannediyorsunuz?
5 – Suda arsenik olduğu konusunda daha önce bilgi sahibi olduğunuz ve İZSU yetkililerinin sizi defalarca uyarmasına rağmen neden tüm bunları gözardı ettiniz? Önlem alma konusunda hangi adımları attınız?
Bir genel başkan çok önemsediği İzmir’in büyükşehir belediye başkanını değiştirmek ister mi? Veya dereyi geçerken at değiştirme lüksüne sahip midir?
Aslında değildir. Ancak Aziz Kocaoğlu’nun son üç ayına baktığımızda Deniz Baykal’ın sıkıştığına şahit oluyoruz.
Eğer ilçe belediye başkan aday adayları genel başkan ile 2 saat görüşüyorlar, kentin ve kendi ilçelerinin sorunlarını Baykal’a anlatıyorlarsa, buna karşılık kentin büyükşehir belediye başkanı genel başkan ile görüşmek için 3 saat bekliyor ve ardından 5 dakikalık görüşme yapıyor ise durum vahimdir. Hatta sanıldığından daha vahimdir.
Baykal’ın Kocaoğlu konusunda neler düşündüğünü Fuar açılışı ile iki belediye başkanının çocuklarının nikah töreninde ve 9 Eylül’de İzmir’de yapılacak PM ile MYK toplantılarında daha net anlayacağız tabii ki…
Küçük bir kaş işaretinin bile önemi var karşı taraf konusundaki tavrın netleştirilmesi için.
Büyükşehir belediye başkan aday adaylarının dikkatine…
Bu dönemde parti içi mücadelenin dışına çıkabilecek, partiyi tam anlamıyla kucaklayabilecek, İzmir seçmenine önemli mesajlar verecek, lider tanımlamasına uygun bir isim aranacak gibi görünüyor.
Burada atılacak adımlar çok önemli…
Kişisel hırslar dizginlenebilir, rant kavgaları ikinci plana atılır ise İzmir’in geleceği yeniden şekillendirilebilir. Bunun için CHP içinde ve dışındaki sosyal demokrat akil adamlara önemli görevler düşüyor.
Bu önlemler alınmaz ise yerel seçimler sonrası bu kentte siyaset yapmanın mümkün olmayacağını da görmek gerekiyor.
NOT: Arabuluculuk rolleri bazen kötü sonuçlar doğurabilir. Benden uyarması…
YENİGÜN 20 - 08 - 2008
Etiketler:
Yerel Siyaset
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
