Genel seçime daha bir yıl var ancak politika çok çanlı. Bunun nedeni baharda yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimi. Karar verici mekanizmalar, kurumlar ve siyasetle ilgilenen herkes, cumhurbaşkanlığı seçiminin genel seçim havasında olacağına emin.
İzmir’de de bu canlılıktan nasibini almış görünüyor. Yeni aday adayları ortaya çıkıyor, mail ve mesajlarla bazı isimler ön plana çıkmaya çalışıyor.
Bu isimlerden biri de milletvekilleri dışında İzmir’i, CHP PM’de temsil eden tek isim Tülay Özüerman.
Öğretim görevliliğinin yanı sıra uzun süredir köşe yazarlığı da yapan Özüerman’ın özellikle kadın kontenjanını iyi kullanacağına ve Deniz Baykal’ın isimlerinden biri olacağına kesin gözüyle bakanların sayısı hiç de az değil.
Özüerman’ın bu aşamada en büyük rakibi bir önceki seçimlerde yine kendisi gibi kadın kontenjanını kullanmış olan Türkan Miçooğulları. Bülent Baratalı ekibinin Bülent Baratalı’dan sonra en önemli ismi olarak değerlendirilen Miçooğulları, Özüerman ile karşılaştırılma yapılmasından rahatsız.
“CHP İzmir’de benden iyi kadın milletvekili bulamaz” diyen Miçooğlulları’nın, Özüerman ismini duyduğunda yüz ifadesine bakanlar önümüzdeki bir yıl içerisinde birinci bölgede çok sert bir kadın mücadelesinin yaşanacağını anlamakta hiç zorlanmıyorlar.
Deniz Baykal ikisi arasında bir seçim yapmak zorunda kalırsa ne olur?
Türkan Miçooğulları’nın en büyük dezavantajı genel başkana karşı Konak ilçe ve İzmir il kongresinde bayrak açanlara verdiği destek. Kulislerden gelen bilgiler, Baykal’ın bu ekibe karşı hala sorunlu olduğunu, kendisine karşı gerçekleştirilen tavrı bir türlü içine sindiremediği yönünde.
Zaten bu nedenle PM listesine kimsenin beklemediği bir ismi almıştı İzmir’den Deniz Baykal. Bunu yaparken de “Kendinizi bulunmaz ve değiştirilmez biri olarak sanmayın, Alternatifleriniz çok ve zaman içerisinde artacak” mesajını net biçimde vermeyi hedeflemişti.
Bu süreçten sonra işler nasıl gelişir bilinmez. Ancak kadın kontenjanı konusunda Özüerman’ın varolan bayan milletvekilleri kadar, hatta onlardan daha fazla şanslı olduğunu da vurgulamakta yarar var.
Üstelik Özüerman’ın İzmir’de ilişki ağını geliştirdiği ve Miçooğulları’na karşı bayrağı ele geçirdiğini hatta Türkan Miçooğulları’na yakın olan bazı isimlerle dirsek temasına giriştiği konuşuluyor CHP kulislerinde.
Özüerman’ın en büyük sıkıntısı CHP İzmir İl Başkanı Selçuk Ayhan. Ancak Selçuk Ayhan’ın da milletvekili adayı olması, adaylık süreci içerisinde kendi geleceğini düşünerek hareket edeceğini dikkate aldığımızda Miçooğulları-Özüerman mücadelesine pek de karışmayacak gibi görünüyor.
http://www.suleymangencel.com/ 24 - 11 - 2006
24 Kasım 2006 Cuma
23 Kasım 2006 Perşembe
Selçuk Ayhan, AB fonları ve CHP
CHP’nin Avrupa Birliği’nden Sorumlu İl Başkanı Selçuk Ayhan, ilçe ve belde belediyelerinin mali sorunlarını çözmek için Avrupa Birliği fonlarını kullanacaklarını, bunun için belediye başkanlarına ve çalışanlarına AB kursları düzenleyeceklerini açıkladı.
Burada iki nokta ister istemez dikkat çekiyor.
Birincisi, Aralık ayında limanların ve havaalanlarının Rum gemi ve uçaklarına açılmaması, diğer bir ifadeyle Ankara protokolünün uygulanmaması halinde AB’nin müzakereleri askıya alacağı açıklaması. Ve CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın AB’nin istekleri karşısında ürettiği politikalar. Baykal’ın son günlerdeki söylemi ile İzmir İl Başkanı Selçuk Ayhan’ın açıklamaları ne kadar örtüştüğünü birilerinin açıklaması gerekli.
İkincisi, AB fonlarının nasıl alınacağı ve kullanılacağı yönünde oluşan yanlış anlayış. Eğer bir belde ya da ilçenin Avrupa Birliği’nden alınacak bir fon ile kurtulacağı düşünülüyorsa, durum vahim demektir.
Belde ve ilçe belediye başkanları öncelikle Avrupa Birliği fonlarına ulaşma yollarını öğrenecekler. Ardından bu fonlar için gerekli projeyi yazacaklar. AB tarafından kabul edilebilecek bir projeyi yazmanın ne kadar zor olduğunu bu işle uğraşanlar iyi bilir. Proje daha sonra AB’ye sunulacak ve bekleme süreci başlayacak. Belki 5 ay, belki 7 ay.
Proje kabul edilse bile ikinci imzaların atılması ve proje bedelinin belediyeye ulaşması da ayrı bir süreç.
Dolayısıyla bu dönem bir AB fonuna başvuracak bir belediye başkanının 2009 yerel seçimlerine kadar bu fona ulaşıp ulaşmayacağı çok net değil.
Selçuk Ayhan, bu dahice fikri 4 gün önce Balçova termal tesislerinde Yücel Özen, Semra Aksakal ve Namık Kuyumcu ile birlikte olduğu yemekte mi üretti yoksa? Önümüzdeki günlerde CHP İzmir İl Başkanı Selçuk Ayhan'dan daha ilginç fikirler ve projeler de bekliyoruz. Yoksa bize yazacak şey kalmayacak.
Bu arada dünkü yazımda İzmir milletvekili Hakkı Ülkü’nün İzmir Milletvekili Abdürrezzak Erten’e gösterdiği aşırı ilgiden sözetmiştim. Ancak Abdürrezzak Erten’in bu ilgiyi yanıtsız bıraktığını belirtmek ister zaten eşiyle birlikte gelen Hakkı Ülkü’nün yine eşi ile seyahate katılan Sedat Uzunbay ile yakın diyalog içinde bulunduklarının altını çizmek isterim.
http://www.suleymangencel.com/ 23 - 11 - 2006
Burada iki nokta ister istemez dikkat çekiyor.
Birincisi, Aralık ayında limanların ve havaalanlarının Rum gemi ve uçaklarına açılmaması, diğer bir ifadeyle Ankara protokolünün uygulanmaması halinde AB’nin müzakereleri askıya alacağı açıklaması. Ve CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın AB’nin istekleri karşısında ürettiği politikalar. Baykal’ın son günlerdeki söylemi ile İzmir İl Başkanı Selçuk Ayhan’ın açıklamaları ne kadar örtüştüğünü birilerinin açıklaması gerekli.
İkincisi, AB fonlarının nasıl alınacağı ve kullanılacağı yönünde oluşan yanlış anlayış. Eğer bir belde ya da ilçenin Avrupa Birliği’nden alınacak bir fon ile kurtulacağı düşünülüyorsa, durum vahim demektir.
Belde ve ilçe belediye başkanları öncelikle Avrupa Birliği fonlarına ulaşma yollarını öğrenecekler. Ardından bu fonlar için gerekli projeyi yazacaklar. AB tarafından kabul edilebilecek bir projeyi yazmanın ne kadar zor olduğunu bu işle uğraşanlar iyi bilir. Proje daha sonra AB’ye sunulacak ve bekleme süreci başlayacak. Belki 5 ay, belki 7 ay.
Proje kabul edilse bile ikinci imzaların atılması ve proje bedelinin belediyeye ulaşması da ayrı bir süreç.
Dolayısıyla bu dönem bir AB fonuna başvuracak bir belediye başkanının 2009 yerel seçimlerine kadar bu fona ulaşıp ulaşmayacağı çok net değil.
Selçuk Ayhan, bu dahice fikri 4 gün önce Balçova termal tesislerinde Yücel Özen, Semra Aksakal ve Namık Kuyumcu ile birlikte olduğu yemekte mi üretti yoksa? Önümüzdeki günlerde CHP İzmir İl Başkanı Selçuk Ayhan'dan daha ilginç fikirler ve projeler de bekliyoruz. Yoksa bize yazacak şey kalmayacak.
Bu arada dünkü yazımda İzmir milletvekili Hakkı Ülkü’nün İzmir Milletvekili Abdürrezzak Erten’e gösterdiği aşırı ilgiden sözetmiştim. Ancak Abdürrezzak Erten’in bu ilgiyi yanıtsız bıraktığını belirtmek ister zaten eşiyle birlikte gelen Hakkı Ülkü’nün yine eşi ile seyahate katılan Sedat Uzunbay ile yakın diyalog içinde bulunduklarının altını çizmek isterim.
http://www.suleymangencel.com/ 23 - 11 - 2006
Etiketler:
Yerel Siyaset
21 Kasım 2006 Salı
Rodos seyahatinin ardından
Türkiye Ege Kıyıları ve Yunanistan Ege adaları 7’inci Ekonomi Zirvesi’nin Marmaris ve Rodos’ta gerçekleştirilen toplantı süreci tamamlandı. Medyada boy boy yayınlanan fotoğraflar ve yazılan “nitelikli” köşe yazılarıyla Türkiye ile Yunanistan arasında işlerin iyi gittiğini öğrendik. Aslında iki ülke arasında yerel bazda gerçekleştirilen ekonomik diplomasisinin hangi aşamada olduğunu, gerçek yüzüyle İTO Başkanı Ekrem Demirtaş’a sormamız gerekiyor. Tabii ne kadarını yanıtlarsa…
Kolay değil… 7 yıldır bu toplantıları düzenliyor Ekrem Demirtaş. Ve hala “İki ülke halkları arasındaki ilişkilerin artırılması için sivil toplum örgütleri inisiyatifinde hareket edilmesi gerektiği” vurgulanıyorsa, dönüp bir bakmamız gerekiyor, “Ne kadar yol almışız” diye.
Türk-Yunan ilişkileri ve İTO’nun Rodos seyahati medyada, işin uzmanları gazeteciler tarafından kaleme alınıyor. O nedenle fazla irdelemek bizim işimiz değil.
Bizi ilgilendiren, yaklaşan genel seçimler perspektifinde bu seyahatteki CHP milletvekillerinin tutumu ve davetli İTO meclis üyelerinin milletvekilleriyle olan yakın ilişkileri.
1 – İzmir Milletvekili, eski Aliağa Belediye Başkanı ve olaylı kurultayda Deniz Baykal’a karşı Zülfü Livaneli’yi destekleyen Hakkı Ülkü’nün, Abdürrezzak Erten’e gösterdiği aşırı ilgi gözlerden kaçmadı. Sürekli Erten hakkında olumlu konuşan Ülkü’nun bu tavrı pek anlaşılamadı. Hayrola… Biz bir şey atlıyoruz da, haberimiz mi yok.
2 – İzmirlilere 4 milletvekili olarak bayram ve kutlama tebriği gönderen ekibin sadece ikisi katılmıştı Rodos seyahatine. Yılmaz Kaya ve Erdal Karademir… Öncelere çekingen davranıyorlardı. Ancak cumartesi akşamı saat 01.00 sonrası nedense ortadan kayboldular. Cumartesi akşamları çok özeldir. Bu özel, sadece özeli yaşayanları bağlar!
3 – İzmir milletvekili Sedat Uzunbay, Ankara’da yaşanan “Ben VIP’ten çıkmazsam Ankara’dan çıkmam” skandalı sonrası Rodos seyahatine katılmış. Son dönemlerde sessizliğini koruyan Uzunbay, yine çok sessizdi Rodos’ta. Diğer milletvekilleriyle bir araya gelmemek için özel önem gösterdi.
4 – İTO’da milletvekili olmak isteyen meclis üyelerinin genel merkez ile yakın ilişkide olan milletvekilleriyle yaptıkları diyaloglar ise görülmeye değerdi. Bakalım hangileri genel seçimde attıkları taklaların semeresini görecekler?
5 – CHP milletvekillerinin özel önem verdiği bu gezide, gözler Bülent Baratalı ve Türkan Miçooğulları’nı aradı. Herkes bu ikilinin hangi gerekçelerle geziye katılmadıklarını tartıştı. Bunu nedeni, özel miydi, yoksa Kocaoğlu mu? Bu konu daha sonra tüm CHP tarafından tartışılacaktır.
http://www.suleymangencel.com/ 21 - 11 - 2006
Kolay değil… 7 yıldır bu toplantıları düzenliyor Ekrem Demirtaş. Ve hala “İki ülke halkları arasındaki ilişkilerin artırılması için sivil toplum örgütleri inisiyatifinde hareket edilmesi gerektiği” vurgulanıyorsa, dönüp bir bakmamız gerekiyor, “Ne kadar yol almışız” diye.
Türk-Yunan ilişkileri ve İTO’nun Rodos seyahati medyada, işin uzmanları gazeteciler tarafından kaleme alınıyor. O nedenle fazla irdelemek bizim işimiz değil.
Bizi ilgilendiren, yaklaşan genel seçimler perspektifinde bu seyahatteki CHP milletvekillerinin tutumu ve davetli İTO meclis üyelerinin milletvekilleriyle olan yakın ilişkileri.
1 – İzmir Milletvekili, eski Aliağa Belediye Başkanı ve olaylı kurultayda Deniz Baykal’a karşı Zülfü Livaneli’yi destekleyen Hakkı Ülkü’nün, Abdürrezzak Erten’e gösterdiği aşırı ilgi gözlerden kaçmadı. Sürekli Erten hakkında olumlu konuşan Ülkü’nun bu tavrı pek anlaşılamadı. Hayrola… Biz bir şey atlıyoruz da, haberimiz mi yok.
2 – İzmirlilere 4 milletvekili olarak bayram ve kutlama tebriği gönderen ekibin sadece ikisi katılmıştı Rodos seyahatine. Yılmaz Kaya ve Erdal Karademir… Öncelere çekingen davranıyorlardı. Ancak cumartesi akşamı saat 01.00 sonrası nedense ortadan kayboldular. Cumartesi akşamları çok özeldir. Bu özel, sadece özeli yaşayanları bağlar!
3 – İzmir milletvekili Sedat Uzunbay, Ankara’da yaşanan “Ben VIP’ten çıkmazsam Ankara’dan çıkmam” skandalı sonrası Rodos seyahatine katılmış. Son dönemlerde sessizliğini koruyan Uzunbay, yine çok sessizdi Rodos’ta. Diğer milletvekilleriyle bir araya gelmemek için özel önem gösterdi.
4 – İTO’da milletvekili olmak isteyen meclis üyelerinin genel merkez ile yakın ilişkide olan milletvekilleriyle yaptıkları diyaloglar ise görülmeye değerdi. Bakalım hangileri genel seçimde attıkları taklaların semeresini görecekler?
5 – CHP milletvekillerinin özel önem verdiği bu gezide, gözler Bülent Baratalı ve Türkan Miçooğulları’nı aradı. Herkes bu ikilinin hangi gerekçelerle geziye katılmadıklarını tartıştı. Bunu nedeni, özel miydi, yoksa Kocaoğlu mu? Bu konu daha sonra tüm CHP tarafından tartışılacaktır.
http://www.suleymangencel.com/ 21 - 11 - 2006
Etiketler:
Yerel Siyaset
20 Kasım 2006 Pazartesi
VİP'te doğan milletvekili
Geçen hafta yapılan uluslararası bir toplantıya İzmir milletvekillerinin büyük bölümü davet edildi. Bir kısmı mazeret göstererek katılmadı.Ancak aralarından birinin organizasyonu düzenleyen ekibe ilettiği istek çok ilginçti. Milletvekili, Ankara-İzmir seferini özel bir havayolu şirketi ile yapacağı için HAVAŞ’ın VİP hizmetlerinden yararlanamayacağını, kendisinin bir milletvekili olarak uçağa VİP kapısından binmediği taktirde bu toplantıya katılamayacağını, bunun için gerekli şartların yerine getirilmesi gerektiğini belirtti. Organizasyon komitesi bu çok önemli sorunu toplantıyı düzenleyen başkana bildirdi. Başkanın yanıtı başlıkta yazılanın aynıydı.
“Kendisi VİP’te mi doğmuş?”
İzmir’in bir ilçesinden başlayan ortalama bir yaşam biçiminin, “VİP olmazsa olmaz“ şekline dönüşmesi gerçekten çok ilginç.
Önümüzde seçimler var. Havaalanında VİP dışında bir başka çıkış kullanmayan vekilimizin, kendi genel başkanının dirsek göstermesi halinde genel seçim sonrası yaşadığı eski kente döneceğini ve VİP yaşamını sadece anılarında yaşayacağını bilmesi gerekiyor sanırım.
Üstelik yeniden adaylığının bıçak sırtında olduğu genel merkeze karşı yürüttüğü kampanya nedeniyle genel başkanın gözünden düştüğü şu sıralar, “VİP’ten başka başkan tanımam” tavrı ile nereye ulaşmak istediği de çok anlaşılmıyor milletvekililinin…
Son dönemlerde gerek Ankara’da gerek İzmir’de fazla görünmemesi de bu yüzden olmalı sanırım. Meclis’te Genel Kurul’a da fazla itibar etmeyen vekilimiz aslında VİP’te yaşıyormuş da kamuoyunun bundan haberi yokmuş.
Kendisini merak eden arkadaşlarının veya partililerin milletvekiline ulaşmaları için çaba göstermelerine gerek yok. Ankara’da Esenboğa Havaalanı VİP salonunda kendisini bulabilirler. Sayın milletvekilimizin uluslararası toplantıda nasıl bir performans gösterdiğini de önümüzdeki günlerde bu sitede tartışırız.
Aslında tartışılması gereken diğer nokta, milletvekilinin katıldığı uluslararası toplantının ne kadar başarılı geçtiği üzerine olmalı. Zira bize gelen bilgi karşı tarafın çok da etkili bir şekilde toplantıya katılmadığı yönünde.
Bu tür uluslararası toplantıların mutlaka siyasi arka planları vardır. Dolayısıyla siyasi iradenin desteği alınmadan bu tarz toplantıların başarıya ulaşması mümkün değildir. Sadece medyada bir iki gün haber olunur, ancak devamı gelmez. Tabii kurumun bu toplantılar için harcadığı bütçe ise kurumun meclisini bağlar.
http://www.suleymangencel.com/ 20 - 11 - 2006
“Kendisi VİP’te mi doğmuş?”
İzmir’in bir ilçesinden başlayan ortalama bir yaşam biçiminin, “VİP olmazsa olmaz“ şekline dönüşmesi gerçekten çok ilginç.
Önümüzde seçimler var. Havaalanında VİP dışında bir başka çıkış kullanmayan vekilimizin, kendi genel başkanının dirsek göstermesi halinde genel seçim sonrası yaşadığı eski kente döneceğini ve VİP yaşamını sadece anılarında yaşayacağını bilmesi gerekiyor sanırım.
Üstelik yeniden adaylığının bıçak sırtında olduğu genel merkeze karşı yürüttüğü kampanya nedeniyle genel başkanın gözünden düştüğü şu sıralar, “VİP’ten başka başkan tanımam” tavrı ile nereye ulaşmak istediği de çok anlaşılmıyor milletvekililinin…
Son dönemlerde gerek Ankara’da gerek İzmir’de fazla görünmemesi de bu yüzden olmalı sanırım. Meclis’te Genel Kurul’a da fazla itibar etmeyen vekilimiz aslında VİP’te yaşıyormuş da kamuoyunun bundan haberi yokmuş.
Kendisini merak eden arkadaşlarının veya partililerin milletvekiline ulaşmaları için çaba göstermelerine gerek yok. Ankara’da Esenboğa Havaalanı VİP salonunda kendisini bulabilirler. Sayın milletvekilimizin uluslararası toplantıda nasıl bir performans gösterdiğini de önümüzdeki günlerde bu sitede tartışırız.
Aslında tartışılması gereken diğer nokta, milletvekilinin katıldığı uluslararası toplantının ne kadar başarılı geçtiği üzerine olmalı. Zira bize gelen bilgi karşı tarafın çok da etkili bir şekilde toplantıya katılmadığı yönünde.
Bu tür uluslararası toplantıların mutlaka siyasi arka planları vardır. Dolayısıyla siyasi iradenin desteği alınmadan bu tarz toplantıların başarıya ulaşması mümkün değildir. Sadece medyada bir iki gün haber olunur, ancak devamı gelmez. Tabii kurumun bu toplantılar için harcadığı bütçe ise kurumun meclisini bağlar.
http://www.suleymangencel.com/ 20 - 11 - 2006
Etiketler:
Ulusal Siyaset
19 Kasım 2006 Pazar
Konak - Mardin hattı
Konak Belediyesi’nin kardeş kent perspektifinde düzenlediği Mardin turu geçen hafta gerçekleştirildi. Konak Belediye Başkanı Muzaffer Tunçağ, Konak Belediyesi meclis üyeleri ile bir grup davetlinin bulunduğu topluluğa, İzmir milletvekilleri Abdürrezzak Erten, Enver Öktem ile Vezir Akdemir de eşlik etti. Gerçi milletvekilleri CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın isteği doğrultusunda Güneydoğu’da yaşanan sel felaketi dolayısıyla, Batman, Şırnak ve Urfa’nın köylerini dolaştıkları için Konak grubu ile akşamları bir araya gelebildi.
İzmir milletvekillerinin bir bölümü, İzmir’de kendi evlerinde dinlenirken, veya medyada boy gösterirken, diz boyu çamurun içinde dağ taş dolaşan, halkın sorunlarını dinleyen, bölgenin özel konumu nedeniyle kelle koltukta dolaşan milletvekillerinin de olduğunu görmek önemli bu aşamada.
Konak Belediyesi ile Mardin’e giden konukların ise orada neden oldukları tam olarak anlaşılamadı. Bu seyahate katılmalarının arkasında önümüzdeki yıl yapılacak olan genel seçimlerin mi, İzmir CHP’de beklenen gelişmelerin mi yoksa İzmir’in yeniden dizayn edilmesinde atılacak adımların saptanmasının etkili olduğu netlik kazanmadı.
Konak Belediye Başkanı Muzaffer Tunçağ da derin araştırmalar yapmasına karşılık bu sorunun yanıtını bulamadı. Hatta, gece toplantılarını anlamak ve algılamak için çok çaba göstermesine karşılık bir ipucuna ulaşamadı. Bana ulaşan bilgiler, gerek tur sırasında gerek akşamları bazı odalarda ilginç görüşmelerin yapıldığı yönünde. Önümüzdeki günlerde bu görüşmelerin içerikleri daha açık biçimde ortaya çıkacaktır.
Konak Belediye Meclisi, CHP Grubu’nun bir bölümünün bu geziye katılması da üzerinde hayli tartışılacak bir konu. Genel merkeze muhalefet edenler yoktu bu gezide. CHP’nin Konak’taki muhalif grubu anlaşılan iyice kenara çekilmiş durumda. Zamanlarının dolmasını bekliyorlar.
Gezide ilginç anların yaşandığının da altını çizmek gerekiyor. Devlet eski Bakanı Işılay Saygın’ın bakanlığı sırasındaki Güneydoğu gezisinde Mardin’in önemli isimlerinden birinden evlenme teklifi aldığını biliyor muydunuz?
Ya Konak Meclis üyesi Rukiye Acar’ın, Işılay Saygın benzeri bir olayla karşı karşıya kaldığını?
Konak meclis üyesi Salih Göçmen’in bundan sonra “Mor Salih Efendi” olarak adlandırılacağını?
Önümüzdeki aylarda bu tür seyahatlerin artacağı kesin. Tabii ki, bu seyahatlerin büyük bölümü Ankara’ya yapılacaktır. Ancak Ankara’daki karar vericilerin ziyaret ettikleri kentlere de ciddi bir akın olacağı kesin gibi... Bu aralar yapılacak en doğru iş bir seyahat şirketi kurarak, siyaset turizmini başlatmak olacaktır sanırım.
http://www.suleymangencel.com/ 19 - 11 - 2006
İzmir milletvekillerinin bir bölümü, İzmir’de kendi evlerinde dinlenirken, veya medyada boy gösterirken, diz boyu çamurun içinde dağ taş dolaşan, halkın sorunlarını dinleyen, bölgenin özel konumu nedeniyle kelle koltukta dolaşan milletvekillerinin de olduğunu görmek önemli bu aşamada.
Konak Belediyesi ile Mardin’e giden konukların ise orada neden oldukları tam olarak anlaşılamadı. Bu seyahate katılmalarının arkasında önümüzdeki yıl yapılacak olan genel seçimlerin mi, İzmir CHP’de beklenen gelişmelerin mi yoksa İzmir’in yeniden dizayn edilmesinde atılacak adımların saptanmasının etkili olduğu netlik kazanmadı.
Konak Belediye Başkanı Muzaffer Tunçağ da derin araştırmalar yapmasına karşılık bu sorunun yanıtını bulamadı. Hatta, gece toplantılarını anlamak ve algılamak için çok çaba göstermesine karşılık bir ipucuna ulaşamadı. Bana ulaşan bilgiler, gerek tur sırasında gerek akşamları bazı odalarda ilginç görüşmelerin yapıldığı yönünde. Önümüzdeki günlerde bu görüşmelerin içerikleri daha açık biçimde ortaya çıkacaktır.
Konak Belediye Meclisi, CHP Grubu’nun bir bölümünün bu geziye katılması da üzerinde hayli tartışılacak bir konu. Genel merkeze muhalefet edenler yoktu bu gezide. CHP’nin Konak’taki muhalif grubu anlaşılan iyice kenara çekilmiş durumda. Zamanlarının dolmasını bekliyorlar.
Gezide ilginç anların yaşandığının da altını çizmek gerekiyor. Devlet eski Bakanı Işılay Saygın’ın bakanlığı sırasındaki Güneydoğu gezisinde Mardin’in önemli isimlerinden birinden evlenme teklifi aldığını biliyor muydunuz?
Ya Konak Meclis üyesi Rukiye Acar’ın, Işılay Saygın benzeri bir olayla karşı karşıya kaldığını?
Konak meclis üyesi Salih Göçmen’in bundan sonra “Mor Salih Efendi” olarak adlandırılacağını?
Önümüzdeki aylarda bu tür seyahatlerin artacağı kesin. Tabii ki, bu seyahatlerin büyük bölümü Ankara’ya yapılacaktır. Ancak Ankara’daki karar vericilerin ziyaret ettikleri kentlere de ciddi bir akın olacağı kesin gibi... Bu aralar yapılacak en doğru iş bir seyahat şirketi kurarak, siyaset turizmini başlatmak olacaktır sanırım.
http://www.suleymangencel.com/ 19 - 11 - 2006
Etiketler:
Yerel Siyaset
13 Kasım 2006 Pazartesi
Konak - Mardin hattı
Konak Belediyesi’nin kardeş kent perspektifinde düzenlediği Mardin turu geçen hafta gerçekleştirildi. Konak Belediye Başkanı Muzaffer Tunçağ, Konak Belediyesi meclis üyeleri ile bir grup davetlinin bulunduğu topluluğa, İzmir milletvekilleri Abdürrezzak Erten, Enver Öktem ile Vezir Akdemir de eşlik etti.
Gerçi milletvekilleri CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın isteği doğrultusunda Güneydoğu’da yaşanan sel felaketi dolayısıyla, Batman, Şırnak ve Urfa’nın köylerini dolaştıkları için Konak grubu ile akşamları bir araya gelebildi.
İzmir milletvekillerinin bir bölümü, İzmir’de kendi evlerinde dinlenirken, veya medyada boy gösterirken, diz boyu çamurun içinde dağ taş dolaşan, halkın sorunlarını dinleyen, bölgenin özel konumu nedeniyle kelle koltukta dolaşan milletvekillerinin de olduğunu görmek önemli bu aşamada.
Konak Belediyesi ile Mardin’e giden konukların ise orada neden oldukları tam olarak anlaşılamadı. Bu seyahate katılmalarının arkasında önümüzdeki yıl yapılacak olan genel seçimlerin mi, İzmir CHP’de beklenen gelişmelerin mi yoksa İzmir’in yeniden dizayn edilmesinde atılacak adımların saptanmasının etkili olduğu netlik kazanmadı.
Konak Belediye Başkanı Muzaffer Tunçağ da derin araştırmalar yapmasına karşılık bu sorunun yanıtını bulamadı. Hatta, gece toplantılarını anlamak ve algılamak için çok çaba göstermesine karşılık bir ipucuna ulaşamadı. Bana ulaşan bilgiler, gerek tur sırasında gerek akşamları bazı odalarda ilginç görüşmelerin yapıldığı yönünde. Önümüzdeki günlerde bu görüşmelerin içerikleri daha açık biçimde ortaya çıkacaktır.
Konak Belediye Meclisi, CHP Grubu’nun bir bölümünün bu geziye katılması da üzerinde hayli tartışılacak bir konu. Genel merkeze muhalefet edenler yoktu bu gezide. CHP’nin Konak’taki muhalif grubu anlaşılan iyice kenara çekilmiş durumda. Zamanlarının dolmasını bekliyorlar.
Gezide ilginç anların yaşandığının da altını çizmek gerekiyor. Devlet eski Bakanı Işılay Saygın’ın bakanlığı sırasındaki Güneydoğu gezisinde Mardin’in önemli isimlerinden birinden evlenme teklifi aldığını biliyor muydunuz?
Ya Konak Meclis üyesi Rukiye Acar’ın, Işılay Saygın benzeri bir olayla karşı karşıya kaldığını?
Konak meclis üyesi Salih Göçmen’in bundan sonra “Mor Salih Efendi” olarak adlandırılacağını?
Önümüzdeki aylarda bu tür seyahatlerin artacağı kesin. Tabii ki, bu seyahatlerin büyük bölümü Ankara’ya yapılacaktır. Ancak Ankara’daki karar vericilerin ziyaret ettikleri kentlere de ciddi bir akın olacağı kesin gibi...
Bu aralar yapılacak en doğru iş bir seyahat şirketi kurarak, siyaset turizmini başlatmak olacaktır sanırım.
http://www.suleymangencel.com/ 13 - 11 - 2006
Gerçi milletvekilleri CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın isteği doğrultusunda Güneydoğu’da yaşanan sel felaketi dolayısıyla, Batman, Şırnak ve Urfa’nın köylerini dolaştıkları için Konak grubu ile akşamları bir araya gelebildi.
İzmir milletvekillerinin bir bölümü, İzmir’de kendi evlerinde dinlenirken, veya medyada boy gösterirken, diz boyu çamurun içinde dağ taş dolaşan, halkın sorunlarını dinleyen, bölgenin özel konumu nedeniyle kelle koltukta dolaşan milletvekillerinin de olduğunu görmek önemli bu aşamada.
Konak Belediyesi ile Mardin’e giden konukların ise orada neden oldukları tam olarak anlaşılamadı. Bu seyahate katılmalarının arkasında önümüzdeki yıl yapılacak olan genel seçimlerin mi, İzmir CHP’de beklenen gelişmelerin mi yoksa İzmir’in yeniden dizayn edilmesinde atılacak adımların saptanmasının etkili olduğu netlik kazanmadı.
Konak Belediye Başkanı Muzaffer Tunçağ da derin araştırmalar yapmasına karşılık bu sorunun yanıtını bulamadı. Hatta, gece toplantılarını anlamak ve algılamak için çok çaba göstermesine karşılık bir ipucuna ulaşamadı. Bana ulaşan bilgiler, gerek tur sırasında gerek akşamları bazı odalarda ilginç görüşmelerin yapıldığı yönünde. Önümüzdeki günlerde bu görüşmelerin içerikleri daha açık biçimde ortaya çıkacaktır.
Konak Belediye Meclisi, CHP Grubu’nun bir bölümünün bu geziye katılması da üzerinde hayli tartışılacak bir konu. Genel merkeze muhalefet edenler yoktu bu gezide. CHP’nin Konak’taki muhalif grubu anlaşılan iyice kenara çekilmiş durumda. Zamanlarının dolmasını bekliyorlar.
Gezide ilginç anların yaşandığının da altını çizmek gerekiyor. Devlet eski Bakanı Işılay Saygın’ın bakanlığı sırasındaki Güneydoğu gezisinde Mardin’in önemli isimlerinden birinden evlenme teklifi aldığını biliyor muydunuz?
Ya Konak Meclis üyesi Rukiye Acar’ın, Işılay Saygın benzeri bir olayla karşı karşıya kaldığını?
Konak meclis üyesi Salih Göçmen’in bundan sonra “Mor Salih Efendi” olarak adlandırılacağını?
Önümüzdeki aylarda bu tür seyahatlerin artacağı kesin. Tabii ki, bu seyahatlerin büyük bölümü Ankara’ya yapılacaktır. Ancak Ankara’daki karar vericilerin ziyaret ettikleri kentlere de ciddi bir akın olacağı kesin gibi...
Bu aralar yapılacak en doğru iş bir seyahat şirketi kurarak, siyaset turizmini başlatmak olacaktır sanırım.
http://www.suleymangencel.com/ 13 - 11 - 2006
Etiketler:
Yerel Siyaset
12 Haziran 2006 Pazartesi
Ben, "güle güle" derim...
Milliyet Gazetesi Ege ilavesinin bugünkü “kulis” haberi ile Aziz Kocaoğlu-DSP ilişkisi yazılı medyaya da taşınmış oldu. Birkaç gün önceki yazımda bu olasılığa değindiğim için bana garip gelmedi bu haber.
Aslında Aziz Kocaoğlu’nun DSP’ye geçişi iki anlamda olumlu olur:
1 – CHP Kocaoğlu’nun ayrılmasıyla birlikte muhalefete çekilir. İzmir’de Kocaoğlu ve arkadaşları nedeniyle yaşanan kan kaybının önüne geçilir.
Zaten bu tespit aylardır CHP kulislerinde tartışılıyordu. Kocaoğlu ile seçime girmenin ÇHP’ye pahalıya mal olacağı, Kocaoğlu aday olmasa bile bıraktığı olumsuz izleri silebilecek çok önemli bir ismin adaylığının gündeme getirilmesi gerektiği, bunun da kolay olmadığı vurgulanıyordu.
İşin ilginci Kocaoğlu konusunda yapılan bu tespitler sadece bir gruptan çıkmıyordu. Parti içerisinde birbirleriyle mücadele eden grupların belki de ortak tek düşünceleri buydu.
2 – DSP’nin Ecevit’in ölümü ile hızlı bir ivmede olmasa bile yükselişe geçtiği, bunun da CHP’ye zarar verebileceği konuşuluyor son kamuoyu yoklamalarının sonuçları dikkate alındığında… Kocaoğlu’nun, dolayısıyla yakın çalışma arkadaşlarının, özellikle Alaattin Yüksel’in de DSP’ye geçişlerinin, sosyal demokratların önemli mevzilerinden biri olan İzmir’de CHP’ye yeni bir hareket alanı yaratacağından bahsediliyor. Son bir buçuk yıldır yaşanan kan kaybının da bu transferle birlikte önleneceği vurgulanıyor.
Benim için asıl ilginç nokta, bu haberin Milliyet Gazetesi’nde kullanılmış olması. Kocaoğlu’nun son aylarda birlikte hareket ettiği medya grubunun Doğan grubu olduğu herkes tarafından net biçimde biliniyordu. Hürriyet Gazetesi Ege Temsilcisi Hakan Tartan’ın eşinin İZFAŞ’ta Kocaoğlu’nun isteği üzerine danışman olarak göreve başlaması, Kocaoğlu’nun Doğan Grubu kanal ve gazetelerinde haber olarak yer alması bu ilişkinin “önemini” daha net ortaya koyuyordu.
Ancak Kocaoğlu’nun en yakınında bulunan isim Milliyet Gazetesi temsilcisi Bülent Zarif… Kulislerde, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı’nın birkaç yakın arkadaşıyla birlikte Bornova’daki yeni evinde bu gazetecilerle bir araya geldiği, fikir alışverişinde bulunduğu konuşuluyor.
DSP Genel Başkanı Zeki Sezer’in Kocaoğlu konusundaki açıklaması ise benim açımdan umut verici. Ege Mardinliler Derneği gecesinde konuşma talebi reddedilen, buna rağmen inatla yerinde oturan, masaya kadar uzatılan bir mikrofondan yine koltuğundan kalkmadan solanda bulunanlara mesaj vermeye çalışan bir liderin böyle bir stratejik hata yapmasını da normal karşılıyorum.
Zeki Sezer Ankara’da yaşayan bir genel başkan. İzmir’in dengelerini ve toplumun bakış açısını bilmesi mümkün değil. Ancak İzmir İl Başkanı Özdemir Sökmen’in, Kocaoğlu konusundaki açıklamaları ister istemez “DSP İzmir il başkanı Trabzon’da mı yaşıyor” sorusunu getiriyor akla.
Sökmen’e bir uyarı… Her ne kadar Kocaoğlu’nun çok yakın çalışma arkadaşı Alaattin Yüksel, “Böyle bir şey yok” diyor, siz ise “Alaattin Yüksel DSP’ye gelirse normal üye olarak gelir, il başkanlığı istiyorsa yarışa girer” tespitini yapıyorsanız, yeni siyasetçi olmaya çalışan biri olarak yakın tarihe dönüp bir bakmanız gerekiyor.
Alaattin Yüksel ve Aziz Kocaoğlu ikilisi bundan iki yıl önce olağanüstü kurultayda CHP’nin Mustafa Sarıgül gibi bir ismin eline geçebileceği endişesi bile taşımadan Zülfü Livaneli’yi desteklediler. Livaneli’nin kazanması halinde genel sekreter adayı da belliydi: Alaattin Yüksel.
Kurultay sonrası Livaneli’nin partiyi terk etmesinin ardından bir grup tarafından genel başkanlığa önerilen, hatta bu konuda bir çalışma yapan da yine Alaattin Yüksel’in kendisiydi.
Yakın tarihte yaşanan bu “süper ego” deneyimlerini dikkate alarak çağrıda bulunmanızı, bu ikilinin DSP’ye gelmeleri halinde sizin koltuklarınızdan olacağınızı da bilmeniz gerekiyor.
Bu ikilinin DSP’ye geçişi halinde en çok benim eğleneceğim de açık ve net.
NOT: Dün kaleme aldığı Hasan Fehmi Mani yazım İzmir’de pek çok kişinin dikkatini çekmiş durumda. Tarihe not anlamına gelecek böyle bir dosyanın bu site dışında, büyükşehir-medya ilişkileri nedeniyle hiçbir gazetede gündeme getirilmesinin mümkün olmadığı da açık ve net.
http://www.suleymangencel.com/ 06 – 12 -2006
Aslında Aziz Kocaoğlu’nun DSP’ye geçişi iki anlamda olumlu olur:
1 – CHP Kocaoğlu’nun ayrılmasıyla birlikte muhalefete çekilir. İzmir’de Kocaoğlu ve arkadaşları nedeniyle yaşanan kan kaybının önüne geçilir.
Zaten bu tespit aylardır CHP kulislerinde tartışılıyordu. Kocaoğlu ile seçime girmenin ÇHP’ye pahalıya mal olacağı, Kocaoğlu aday olmasa bile bıraktığı olumsuz izleri silebilecek çok önemli bir ismin adaylığının gündeme getirilmesi gerektiği, bunun da kolay olmadığı vurgulanıyordu.
İşin ilginci Kocaoğlu konusunda yapılan bu tespitler sadece bir gruptan çıkmıyordu. Parti içerisinde birbirleriyle mücadele eden grupların belki de ortak tek düşünceleri buydu.
2 – DSP’nin Ecevit’in ölümü ile hızlı bir ivmede olmasa bile yükselişe geçtiği, bunun da CHP’ye zarar verebileceği konuşuluyor son kamuoyu yoklamalarının sonuçları dikkate alındığında… Kocaoğlu’nun, dolayısıyla yakın çalışma arkadaşlarının, özellikle Alaattin Yüksel’in de DSP’ye geçişlerinin, sosyal demokratların önemli mevzilerinden biri olan İzmir’de CHP’ye yeni bir hareket alanı yaratacağından bahsediliyor. Son bir buçuk yıldır yaşanan kan kaybının da bu transferle birlikte önleneceği vurgulanıyor.
Benim için asıl ilginç nokta, bu haberin Milliyet Gazetesi’nde kullanılmış olması. Kocaoğlu’nun son aylarda birlikte hareket ettiği medya grubunun Doğan grubu olduğu herkes tarafından net biçimde biliniyordu. Hürriyet Gazetesi Ege Temsilcisi Hakan Tartan’ın eşinin İZFAŞ’ta Kocaoğlu’nun isteği üzerine danışman olarak göreve başlaması, Kocaoğlu’nun Doğan Grubu kanal ve gazetelerinde haber olarak yer alması bu ilişkinin “önemini” daha net ortaya koyuyordu.
Ancak Kocaoğlu’nun en yakınında bulunan isim Milliyet Gazetesi temsilcisi Bülent Zarif… Kulislerde, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı’nın birkaç yakın arkadaşıyla birlikte Bornova’daki yeni evinde bu gazetecilerle bir araya geldiği, fikir alışverişinde bulunduğu konuşuluyor.
DSP Genel Başkanı Zeki Sezer’in Kocaoğlu konusundaki açıklaması ise benim açımdan umut verici. Ege Mardinliler Derneği gecesinde konuşma talebi reddedilen, buna rağmen inatla yerinde oturan, masaya kadar uzatılan bir mikrofondan yine koltuğundan kalkmadan solanda bulunanlara mesaj vermeye çalışan bir liderin böyle bir stratejik hata yapmasını da normal karşılıyorum.
Zeki Sezer Ankara’da yaşayan bir genel başkan. İzmir’in dengelerini ve toplumun bakış açısını bilmesi mümkün değil. Ancak İzmir İl Başkanı Özdemir Sökmen’in, Kocaoğlu konusundaki açıklamaları ister istemez “DSP İzmir il başkanı Trabzon’da mı yaşıyor” sorusunu getiriyor akla.
Sökmen’e bir uyarı… Her ne kadar Kocaoğlu’nun çok yakın çalışma arkadaşı Alaattin Yüksel, “Böyle bir şey yok” diyor, siz ise “Alaattin Yüksel DSP’ye gelirse normal üye olarak gelir, il başkanlığı istiyorsa yarışa girer” tespitini yapıyorsanız, yeni siyasetçi olmaya çalışan biri olarak yakın tarihe dönüp bir bakmanız gerekiyor.
Alaattin Yüksel ve Aziz Kocaoğlu ikilisi bundan iki yıl önce olağanüstü kurultayda CHP’nin Mustafa Sarıgül gibi bir ismin eline geçebileceği endişesi bile taşımadan Zülfü Livaneli’yi desteklediler. Livaneli’nin kazanması halinde genel sekreter adayı da belliydi: Alaattin Yüksel.
Kurultay sonrası Livaneli’nin partiyi terk etmesinin ardından bir grup tarafından genel başkanlığa önerilen, hatta bu konuda bir çalışma yapan da yine Alaattin Yüksel’in kendisiydi.
Yakın tarihte yaşanan bu “süper ego” deneyimlerini dikkate alarak çağrıda bulunmanızı, bu ikilinin DSP’ye gelmeleri halinde sizin koltuklarınızdan olacağınızı da bilmeniz gerekiyor.
Bu ikilinin DSP’ye geçişi halinde en çok benim eğleneceğim de açık ve net.
NOT: Dün kaleme aldığı Hasan Fehmi Mani yazım İzmir’de pek çok kişinin dikkatini çekmiş durumda. Tarihe not anlamına gelecek böyle bir dosyanın bu site dışında, büyükşehir-medya ilişkileri nedeniyle hiçbir gazetede gündeme getirilmesinin mümkün olmadığı da açık ve net.
http://www.suleymangencel.com/ 06 – 12 -2006
Etiketler:
Yerel Siyaset
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
