Postu deldirmek üzerine konuşalım biraz… Bir süredir bir İzmir milletvekili kente uğramaz oldu. Ekibin yüzde 80’ine söz vereceksin, istifa zamanı geldiğinde ortadan kaybolacaksın.
Ekipçilik anlayışı böyle olmamalı.
Tabii ki bu tür bir anlayış, postu deldirme tehlikesini de beraberinde getirecektir.
Ekip dağılma arifesinde…
Genel merkezden ?istifa etmeyin” mesajlarına karşılık, herkes istifa kuyruğuna girdi.
Önceki gün Mehmet Süne gitti, dün de Sıtkı Kürüm Karabağlar Belediye Başkanlığı adaylığı için istifasını verdi. Karşıyaka İlçe Başkanı Ertam Özen Ankara’da bekliyor, “istifa edeceğim” diye haykırıyor.
Ya belediye meclis üyeliği ve il genel üyelikleri bekleyenler…
Herkes şaşkın.
Ekip kendini Karabağlar’a bağladı. En azından Karabağlar üzerinden çıkış yapmak peşindeler. Orası da olmaz ise bazı milletvekillerinin İzmir’e gelişleri tehlikeye girecek.
* * *
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal Pazar günü 2 saat için İzmir’de… Sasalı Doğal Yaşam Parkı (Hasan Tahsin’e göre hayvanat bahçesi) açılışına katılacak. Açılışın en önemli işi Baykal’ın Sasalı’yı balonla gezecek olması.
Peki, 4 kişilik balona kimler binecek.
Deniz Baykal, Aziz Kocaoğlu, Kemal Karataş ve Mehmet Sevigen…
Yukarıda “Kim Büyükşehir adayı olacak” tartışması yaşanırsa birileri birilerini aşağı atar mı bilinmez. Aşağıdan balona ok atacaklar da çıkabilir. Eğer bu gerçekleşirse tüzük kurultayına da gerek kalmayabilir.
Deniz Baykal için zor bir gün olacak. Kimseye umut vermeden herkesi memnun edecek bir tavır sergilemek için hayli zor olacak.
NOT 1: İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Kocaoğlu seçim sonrası çalışmalarını yürüteceği ofisini ayarlamış. Bornova KİPA Ekspres’in üstünde 300 metrekarelik geniş büro, seçim sonrası dolup taşar mı bilinmez. Ama Bornova’dan bakıp “Bu Büyükşehir hiç çalışmıyor kardeşim” demesi de olası…
NOT 2: Tüzük kurultayı öncesi CHP ikiye bölündü. Yenilikçiler ile gelenekçiler… Deniz Baykal’ı destekleyenler yenilikçi olarak değerlendirilirken İzmir’de balona ok atmayı planlayanlar gelenekçiler olarak adlandırılıyor.
YENİGÜN 28 - 11 - 2008
28 Kasım 2008 Cuma
26 Kasım 2008 Çarşamba
Milli Görüş ile yürünemez
Her gün CHP yazacak değiliz. Üstelik 30 Kasım’a kadar CHP’de yaprak kımıldamaz. Her şey bu tarihten itibaren netleşmeye başlar. İstifa edenler, onların yerine örgütte görev alacaklar, kamudaki görevlerini bırakıp adaylık ışığı yakanlar vs…
Bugün biraz AKP’ye bakalım.
AKP İzmir’in en büyük sorunu aday tipolojisini belirleyememiş olması.
Üç aday tipi karşımıza çıkıyor.
1- Gül grubunun adayları
2- Erdoğan grubunun adayları
3- Ak solcuların adayları.
Geçen yerel seçimlere baktığımızda AKP’nin metropolde sadece iki belediye başkanlığı kazandığını görüyoruz. Buca ve Gaziemir… Her iki adayın da aslında merkez sol ve merkez sağdan türetilen isimler olduğu ortada. AKP milli görüş çizgisindeki isimlerle girdiği seçimleri kaybediyor İzmir’de.
***
Bir önceki yerel seçimleri dikkate aldığımızda, AKP’nin Anayasa Mahkemesi sürecini de dikkatle irdelediğimizde, partinin İzmir’de kazanabilmesi, en azından CHP ile yarışabilmesi için merkez sağdan ya da Ak solculardan oluşan bir ekiple seçime girmesi gerekiyor.
Tabii ki AKP teşkilatlarının buna nasıl bakacakları ve böyle bir aday tipine çok da sıcak olmayacakları önemli. Ancak AKP İzmir’de seçim almak istiyorsa bu aday tipi dışında şansı da zayıf açıkçası.
Konak’ta Ahmet Sarışın ismi öne çıkıyor. Her ne kadar Sarışın AKP’ye geçtiği için bir kesim tarafından şiddetle eleştirilse de, sokağa indiğimizde Sarışın isminin var olduğunu görüyoruz açıkçası.
Bornova’da eski başkan Ali Sözer aday adayı. Her ne kadar AKP teşkilatı Konak’ta Sarışın’ı kabullense de Bornova’da Sözer’e yeşil ışığın yakıldığı söylenemez.
Buca’da da eski CHP’li Aybar Uygur ismi öne çıkıyor. Uygur da Buca’da Cemil Şeboy tarzında biri ve milli görüş çizgisi dışında olduğu için ilçenin geneline hitap edebilecek bir isim.
***
Bu tespitlerime AKP teşkilatlarından tepki gelebilir. Ancak durum ortada, İzmir seçmenini klasik Türk seçmeni ile aynı kefede değerlendirmek bazen hataya düşürebilir insanları…
Teşkilatın milli görüş çizgisi üzerine dayatması AKP İzmir milletvekili Erdal Kalkan’ı da sıkıntıya sokmuş görünüyor. Partiye yeni açılımlar sağlaması, AKP’nin İzmir’de başarılı olması için gönderilen Kalkan’ın eli kolu bağlanmış durumda.
AKP İzmir’de milli görüş çizgisinde ısrarcı olursa tarihinin en büyük yenilgisi ile karşı karşıya kalabilir.
NOT 1: Aziz Kocaoğlu İzmir basınını yeraltına indirmek zorunda. İzmir basını inşaatın durumunu kendi gözleriyle görmeli ve bunu kamuoyu ile paylaşmalı. Tabii ihaleyi gerçekleştiren Bozoğlu’nun çalışmalarına devam edip etmediğini de görmeli İzmirliler.
NOT 2: CHP’de bu hafta sonuna kadar ilginç gelişmeler yaşanabilir. Bir sonraki yazımda istifa edebilecek isimleri de paylaşacağız sizlerle.
NOT 3: Hasan Tahsin bugünlerde Balçova sınırlarından dışarı çıkamıyor. Nedenini gerçekten merak ediyorum.
YENİGÜN 26 - 11 - 2008
Bugün biraz AKP’ye bakalım.
AKP İzmir’in en büyük sorunu aday tipolojisini belirleyememiş olması.
Üç aday tipi karşımıza çıkıyor.
1- Gül grubunun adayları
2- Erdoğan grubunun adayları
3- Ak solcuların adayları.
Geçen yerel seçimlere baktığımızda AKP’nin metropolde sadece iki belediye başkanlığı kazandığını görüyoruz. Buca ve Gaziemir… Her iki adayın da aslında merkez sol ve merkez sağdan türetilen isimler olduğu ortada. AKP milli görüş çizgisindeki isimlerle girdiği seçimleri kaybediyor İzmir’de.
***
Bir önceki yerel seçimleri dikkate aldığımızda, AKP’nin Anayasa Mahkemesi sürecini de dikkatle irdelediğimizde, partinin İzmir’de kazanabilmesi, en azından CHP ile yarışabilmesi için merkez sağdan ya da Ak solculardan oluşan bir ekiple seçime girmesi gerekiyor.
Tabii ki AKP teşkilatlarının buna nasıl bakacakları ve böyle bir aday tipine çok da sıcak olmayacakları önemli. Ancak AKP İzmir’de seçim almak istiyorsa bu aday tipi dışında şansı da zayıf açıkçası.
Konak’ta Ahmet Sarışın ismi öne çıkıyor. Her ne kadar Sarışın AKP’ye geçtiği için bir kesim tarafından şiddetle eleştirilse de, sokağa indiğimizde Sarışın isminin var olduğunu görüyoruz açıkçası.
Bornova’da eski başkan Ali Sözer aday adayı. Her ne kadar AKP teşkilatı Konak’ta Sarışın’ı kabullense de Bornova’da Sözer’e yeşil ışığın yakıldığı söylenemez.
Buca’da da eski CHP’li Aybar Uygur ismi öne çıkıyor. Uygur da Buca’da Cemil Şeboy tarzında biri ve milli görüş çizgisi dışında olduğu için ilçenin geneline hitap edebilecek bir isim.
***
Bu tespitlerime AKP teşkilatlarından tepki gelebilir. Ancak durum ortada, İzmir seçmenini klasik Türk seçmeni ile aynı kefede değerlendirmek bazen hataya düşürebilir insanları…
Teşkilatın milli görüş çizgisi üzerine dayatması AKP İzmir milletvekili Erdal Kalkan’ı da sıkıntıya sokmuş görünüyor. Partiye yeni açılımlar sağlaması, AKP’nin İzmir’de başarılı olması için gönderilen Kalkan’ın eli kolu bağlanmış durumda.
AKP İzmir’de milli görüş çizgisinde ısrarcı olursa tarihinin en büyük yenilgisi ile karşı karşıya kalabilir.
NOT 1: Aziz Kocaoğlu İzmir basınını yeraltına indirmek zorunda. İzmir basını inşaatın durumunu kendi gözleriyle görmeli ve bunu kamuoyu ile paylaşmalı. Tabii ihaleyi gerçekleştiren Bozoğlu’nun çalışmalarına devam edip etmediğini de görmeli İzmirliler.
NOT 2: CHP’de bu hafta sonuna kadar ilginç gelişmeler yaşanabilir. Bir sonraki yazımda istifa edebilecek isimleri de paylaşacağız sizlerle.
NOT 3: Hasan Tahsin bugünlerde Balçova sınırlarından dışarı çıkamıyor. Nedenini gerçekten merak ediyorum.
YENİGÜN 26 - 11 - 2008
Etiketler:
Yerel Siyaset
24 Kasım 2008 Pazartesi
Yüksel’e öneriler
İkiz senaryosunun bu kadar gürültü koparacağı belliydi. Ne de olsa Alaattin Yüksel bir dönem CHP İzmir İl Başkanlığı görevinde bulunmuştu. Ve tabii ki İTO Başkanı Ekrem Demirtaş ile çelişen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun yakın arkadaşıydı. Üstelik Piriştina döneminde İzmir’i yönetmek gibi siyasi beklentisi en üst düzeyde olan, süper egosu fazla gelişmiş bir siyasetçiydi.
* * *
O günün şartları, bazı şahsiyetlerin baskıları dolayısıyla genel merkez ile arası açılmış, Baykal tarafından bir anlamda kapıya konmuştu. O da bu süreci bir taraftan muhalefet bayrağını taşıyarak diğer taraftan Kocaoğlu ile İzmir’i yöneterek geçirdi.
Şimdi eline geçen iktidar olma şansını kullanmak istiyor Yüksel.
* * *
Ancak konunun kamuoyunda tartışılmaya başlamasından sonra özellikle CHP’ye destek veren işadamlarında farklı sorular öne çıkmaya başladı.
1 – Alaattin Yüksel kendi aday olacağına neden bir başka isme destek vermiyor?
2 – Yüksel’in aday olması halinde tüm sosyal demokratların ve merkez sağın AKP’nin desteklediği bir adaya karşı Yüksel’in arkasında durma şansı var mı?
3 – Yüksel’in adaylığı Ekrem Demirtaş’ı AKP’ye itmez mi?
4 – Kocaoğlu, Yüksel için açık desteğini koyacak mı?
* * *
CHP’de herkes 30 Kasım’a kilitlenmiş. Kim istifa edecek kim yerinde kalacak? Bence istifa sayısı yüksek olacak. CHP’nin İzmir’deki gruplaşmalarına baktığımızda istifaların olması de çok muhtemel.
Belediye başkanlıkları isteyen ilçe başkanları aday gösterilmeyecekler ise örgütte ne yapacaklar ki? Uzun süredir adaylık için mücadele edenler kendi yerlerine getirilen başka adayları mı taşıyacaklar sadece? O zaman bugüne kadar neden birçok soruna göğüs germek zorunda kaldılar ki… Başkaları için mi?
Bence yapacakları en doğru hareket bırakmalarıdır. Sanırım zaten öyle yapacaklar.
NOT 1: Hatay Caddesi’nde herkes Bozoğlu’nun işi bıraktığı, metronun yarım kaldığı görüşünde… Önemsiz konular da bile basını ve kamuoyunu bilgilendiren İzmir Büyükşehir Belediyesi kendi geleceği için son derece önemli olan bu konu hakkında ne zaman toplumu aydınlatmayı planlıyor. Ve en önemlisi basın mensupları ile ne zaman metro inşaatı gerçeklerini paylaşmayı hedefliyor?
NOT 2: Basında hareketlenme başladı. Bu hareket 10 gün içerisinde büyüyerek gelişecek.
YENİGÜN 24 - 11 - 2008
* * *
O günün şartları, bazı şahsiyetlerin baskıları dolayısıyla genel merkez ile arası açılmış, Baykal tarafından bir anlamda kapıya konmuştu. O da bu süreci bir taraftan muhalefet bayrağını taşıyarak diğer taraftan Kocaoğlu ile İzmir’i yöneterek geçirdi.
Şimdi eline geçen iktidar olma şansını kullanmak istiyor Yüksel.
* * *
Ancak konunun kamuoyunda tartışılmaya başlamasından sonra özellikle CHP’ye destek veren işadamlarında farklı sorular öne çıkmaya başladı.
1 – Alaattin Yüksel kendi aday olacağına neden bir başka isme destek vermiyor?
2 – Yüksel’in aday olması halinde tüm sosyal demokratların ve merkez sağın AKP’nin desteklediği bir adaya karşı Yüksel’in arkasında durma şansı var mı?
3 – Yüksel’in adaylığı Ekrem Demirtaş’ı AKP’ye itmez mi?
4 – Kocaoğlu, Yüksel için açık desteğini koyacak mı?
* * *
CHP’de herkes 30 Kasım’a kilitlenmiş. Kim istifa edecek kim yerinde kalacak? Bence istifa sayısı yüksek olacak. CHP’nin İzmir’deki gruplaşmalarına baktığımızda istifaların olması de çok muhtemel.
Belediye başkanlıkları isteyen ilçe başkanları aday gösterilmeyecekler ise örgütte ne yapacaklar ki? Uzun süredir adaylık için mücadele edenler kendi yerlerine getirilen başka adayları mı taşıyacaklar sadece? O zaman bugüne kadar neden birçok soruna göğüs germek zorunda kaldılar ki… Başkaları için mi?
Bence yapacakları en doğru hareket bırakmalarıdır. Sanırım zaten öyle yapacaklar.
NOT 1: Hatay Caddesi’nde herkes Bozoğlu’nun işi bıraktığı, metronun yarım kaldığı görüşünde… Önemsiz konular da bile basını ve kamuoyunu bilgilendiren İzmir Büyükşehir Belediyesi kendi geleceği için son derece önemli olan bu konu hakkında ne zaman toplumu aydınlatmayı planlıyor. Ve en önemlisi basın mensupları ile ne zaman metro inşaatı gerçeklerini paylaşmayı hedefliyor?
NOT 2: Basında hareketlenme başladı. Bu hareket 10 gün içerisinde büyüyerek gelişecek.
YENİGÜN 24 - 11 - 2008
Etiketler:
Yerel Siyaset
21 Kasım 2008 Cuma
İkiz senaryosu
CHP İzmir eski il başkanı, şimdilerin Deniz Baykal muhalifi Alaattin Yüksel’in İTO seçimlerinde Ekrem Demirtaş’a karşı adaylığını koyacağı haberi epey sarsıntı yaratmış. Yüksel’e yakın kaynaklar, adaylık konusunun daha netleşmediğini ancak Yüksel’in İTO’da iyi bir yönetim oluşturmayı planladığını belirtiyorlar.
İyi bir yönetim kurulu dizayn etmeye soyunan birinin beklenti çıtası düşük olur mu hiç?
Aslında Alaattin Yüksel’in İTO Başkanlığı’na adaylığına en sıcak bakacak isimlerden biri İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu olacaktır. Kocaoğlu ile Ekrem Demirtaş arasındaki kavgayı sağır sultan bile biliyor.
Kamuoyu önünde yapılan atışmalar gülerce yazıldı, çizildi…
Yüksel’in adaylığı aslında Kocaoğlu’nun adaylığı ile de bağlantılı.
Eğer olası bir erteleme olmaz ise Ocak sonunda Yüksel İTO seçimlerine katılacak. Kocaoğlu da tüm gövdesiyle bu seçimin içinde olacak.
* * *
Yüksel kazanacak ve İTO’nun tüm desteğini Kocaoğlu’nun yeniden adaylığı için harcayacak. Kocaoğlu aday olursa da yerel seçimde bu kez Yüksel tüm gücüyle harekete geçecek.
Sonra iki arkadaş İzmir’in iki çok önemli koltuğunda kenti yönetecekler.
“İkiz senaryosu” olarak nitelendirilen bu operasyonun ilk ayağı tabii ki İTO seçimleri…
Kulislerde Ekrem Demirtaş’ın bu senaryodan haberdar olduğu ve gerekli önlemleri almaya başladığı belirtiliyor.
* * *
Tabii İTO seçimlerinin bir önceki seçimlerde olduğu gibi CHP – AKP ikileminde geçmesi halinde Demirtaş’ın AKP’liler ile hareket edeceği açık gibi görünüyor. Gerçi AKP’nin kendi adayını çıkarıp çıkarmayacağını da şimdiden bilemiyoruz.
Yine de yerel seçim gölgesinde de kalsa İTO’daki seçim seçimdir ve iki adayın durumu bizzat beni yakından ilgilendirmektedir.
İkisi aday olursa kimi desteklerim sorusu ise benim için de muamma. Son 8 yılımda çok tartıştığım iki isim arasından seçim yapmak çok zor.
* * *
NOT 1: Karabağlar ve Bayraklı ilçe başkanlıkları atamaları 30 Kasım’a kaldı. Aralık ayı başında İzmir’de atamalar ile birlikte aday tipini de belirleyecek. Gürültü kıyamet kopacak.
NOT 2: İzbelcom’a yeni bir genel müdür atandığı konusunda bir duyum aldım. Hem de Kocaoğlu’nun isteği ile. İsmi Güler Sağıt Sezer. Hayırlı olsun diyelim.
YENİGÜN 21 - 11 - 2008
İyi bir yönetim kurulu dizayn etmeye soyunan birinin beklenti çıtası düşük olur mu hiç?
Aslında Alaattin Yüksel’in İTO Başkanlığı’na adaylığına en sıcak bakacak isimlerden biri İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu olacaktır. Kocaoğlu ile Ekrem Demirtaş arasındaki kavgayı sağır sultan bile biliyor.
Kamuoyu önünde yapılan atışmalar gülerce yazıldı, çizildi…
Yüksel’in adaylığı aslında Kocaoğlu’nun adaylığı ile de bağlantılı.
Eğer olası bir erteleme olmaz ise Ocak sonunda Yüksel İTO seçimlerine katılacak. Kocaoğlu da tüm gövdesiyle bu seçimin içinde olacak.
* * *
Yüksel kazanacak ve İTO’nun tüm desteğini Kocaoğlu’nun yeniden adaylığı için harcayacak. Kocaoğlu aday olursa da yerel seçimde bu kez Yüksel tüm gücüyle harekete geçecek.
Sonra iki arkadaş İzmir’in iki çok önemli koltuğunda kenti yönetecekler.
“İkiz senaryosu” olarak nitelendirilen bu operasyonun ilk ayağı tabii ki İTO seçimleri…
Kulislerde Ekrem Demirtaş’ın bu senaryodan haberdar olduğu ve gerekli önlemleri almaya başladığı belirtiliyor.
* * *
Tabii İTO seçimlerinin bir önceki seçimlerde olduğu gibi CHP – AKP ikileminde geçmesi halinde Demirtaş’ın AKP’liler ile hareket edeceği açık gibi görünüyor. Gerçi AKP’nin kendi adayını çıkarıp çıkarmayacağını da şimdiden bilemiyoruz.
Yine de yerel seçim gölgesinde de kalsa İTO’daki seçim seçimdir ve iki adayın durumu bizzat beni yakından ilgilendirmektedir.
İkisi aday olursa kimi desteklerim sorusu ise benim için de muamma. Son 8 yılımda çok tartıştığım iki isim arasından seçim yapmak çok zor.
* * *
NOT 1: Karabağlar ve Bayraklı ilçe başkanlıkları atamaları 30 Kasım’a kaldı. Aralık ayı başında İzmir’de atamalar ile birlikte aday tipini de belirleyecek. Gürültü kıyamet kopacak.
NOT 2: İzbelcom’a yeni bir genel müdür atandığı konusunda bir duyum aldım. Hem de Kocaoğlu’nun isteği ile. İsmi Güler Sağıt Sezer. Hayırlı olsun diyelim.
YENİGÜN 21 - 11 - 2008
Etiketler:
Yerel Siyaset
19 Kasım 2008 Çarşamba
CHP il çok hareketli
Genelge işe yaradı ve toplantı serileri başladı. CHP İzmir il binasında önceki akşam hummalı bir çalışma vardı. Önce ilçe başkanları ile toplantı yaptı CHP İl Başkanı Kemal Karataş. 27 ilçe başkanının katıldığı toplantıda Abdürrezzak Ertan ekibi Büyükşehir Belediye Başkanı’nın önseçimle belirlenmesi konusunda oylama yapılmasını istedi, ancak reddedildi.25 yıldır CHP’den uzak olan Hakan Tartan’ın Erten ekibine dayanarak önseçimle Büyükşehir Belediye Başkan adayı olma hayali de bu şekilde suya düştü. Ardından bazı ilçe başkanları ile özel görüştü.
İstifa etme olasılıkları bulunan 3 ilçe başkanı Sıtkı Kürüm, Ertam Özen ve Mehmet Süne birebir görüşmelere rağbet etmedi ve arkadaşlarıyla birlikte il binasından ayrıldılar. Yazdıklarım nedeniyle bana kırgın oldukları her hallerinden belliydi. Ama bu ortadaki gerçeği değiştirmiyordu. Ya ilçe başkanı olarak görevlerine devam edecekler ve Baykal’ın koyacağı istemedikleri adayın seçim çalışmalarını düzenleyecekler ya da 30 Kasım’a kadar istifa edip diğer aday adayları ile aynı statü içerisinde Ankara turlarına başlayacaklar.
Gerçekten zor bir karar. Bir gün önce partide bir gücü elinde bulunduracaksın, yarın normal vatandaş konumuna dönüşeceksin.
İlçe başkanları toplantısından sonra il yönetimi de olağanüstü toplandı. Konu yine aynıydı: Genelge…
İl yönetiminden 12 ila 14 kişinin ayrılacağı belirtiliyor. Bu da CHP İzmir il örgütünün yenileneceği anlamına geliyor.
Bu genelgeden İzmir’de en mutlu olan insan kim?
Tabii ki Aziz Kocaoğlu…
Şu anki örgüt yapısıyla çelişkili olan Kocaoğlu bir taşla iki kuş vurmuş olacak.
Kocaoğlu için “Şans paçasından akıyor” diyordum da inanmıyordunuz.
BİR ANI: 2002 genel seçimlerinde YTP’den İzmir milletvekili adayı olan bir zat vardı… Zamanın YTP Genel Başkanı İsmail Cem seçim çalışmaları için geldiği İzmir’de bu zat tarafından Bayraklı’daki zihinsel özürlü çocuklar için faaliyet gösteren bir okula götürüldü. Genel başkanın resmi programında belirtilmeyen bu ziyareti milletvekili adayının organizasyonu çerçevesinde kalabalık bir medya ordusu yakından takip etti. Resimler çekildi, haberler yazıldı. Aynı ziyarette genel başkanın yanında olan YTP İzmir milletvekili adayı, bugünün CHP PM üyesi Rıfat Nalbantoğlu İsmail Cem’e dönerek “Sayın Başkanım şimdi Atatürk Lisesi’ni ziyaret edeceğiz” dedi. Cem’in kendisine anlamsız şekilde baktığını fark eden Nalbantoğlu espriyi patlattı: “Bayraklı’ya geldik ve milletvekili adayı arkadaşımızın mezun olduğu okulu ziyaret ettik. Ben de Atatürk Lisesi mezunuyum. Şimdi de orayı ziyaret edelim…”
NOT 1: 18 Kasım 2008 tarihli Hasan Tahsin ile Gündem programı çok şenlikliydi. Bir taraftan Hasan Tahsin sağa sola sataşırken diğer taraftan dinleyiciler Mega Televizyonu’nun Yunanca yayınını da aynı kanaldan dinleme şansı buldular. Beni Yunani olarak suçlayan bir gazetecinin kendi programında Yunanca anonslar yayınlaması şaşırtıcı ve aynı zamanda çelişkili değil mi? Yoksa Hasan Tahsin Yunan Mega Televizyonu ile anlaştı da bizim mi haberimiz yok.
NOT 2: İTO’da Ekrem Demirtaş’a karşı yeni aday Alaattin Yüksel… Yüksel’in bir önceki seçimde üçüncü ekip olarak çalışan Kırmacı grubuna mesaj gönderdiği adaylık için harekete geçtiği belirtiliyor.
YENİGÜN 19 - 11 2008
İstifa etme olasılıkları bulunan 3 ilçe başkanı Sıtkı Kürüm, Ertam Özen ve Mehmet Süne birebir görüşmelere rağbet etmedi ve arkadaşlarıyla birlikte il binasından ayrıldılar. Yazdıklarım nedeniyle bana kırgın oldukları her hallerinden belliydi. Ama bu ortadaki gerçeği değiştirmiyordu. Ya ilçe başkanı olarak görevlerine devam edecekler ve Baykal’ın koyacağı istemedikleri adayın seçim çalışmalarını düzenleyecekler ya da 30 Kasım’a kadar istifa edip diğer aday adayları ile aynı statü içerisinde Ankara turlarına başlayacaklar.
Gerçekten zor bir karar. Bir gün önce partide bir gücü elinde bulunduracaksın, yarın normal vatandaş konumuna dönüşeceksin.
İlçe başkanları toplantısından sonra il yönetimi de olağanüstü toplandı. Konu yine aynıydı: Genelge…
İl yönetiminden 12 ila 14 kişinin ayrılacağı belirtiliyor. Bu da CHP İzmir il örgütünün yenileneceği anlamına geliyor.
Bu genelgeden İzmir’de en mutlu olan insan kim?
Tabii ki Aziz Kocaoğlu…
Şu anki örgüt yapısıyla çelişkili olan Kocaoğlu bir taşla iki kuş vurmuş olacak.
Kocaoğlu için “Şans paçasından akıyor” diyordum da inanmıyordunuz.
BİR ANI: 2002 genel seçimlerinde YTP’den İzmir milletvekili adayı olan bir zat vardı… Zamanın YTP Genel Başkanı İsmail Cem seçim çalışmaları için geldiği İzmir’de bu zat tarafından Bayraklı’daki zihinsel özürlü çocuklar için faaliyet gösteren bir okula götürüldü. Genel başkanın resmi programında belirtilmeyen bu ziyareti milletvekili adayının organizasyonu çerçevesinde kalabalık bir medya ordusu yakından takip etti. Resimler çekildi, haberler yazıldı. Aynı ziyarette genel başkanın yanında olan YTP İzmir milletvekili adayı, bugünün CHP PM üyesi Rıfat Nalbantoğlu İsmail Cem’e dönerek “Sayın Başkanım şimdi Atatürk Lisesi’ni ziyaret edeceğiz” dedi. Cem’in kendisine anlamsız şekilde baktığını fark eden Nalbantoğlu espriyi patlattı: “Bayraklı’ya geldik ve milletvekili adayı arkadaşımızın mezun olduğu okulu ziyaret ettik. Ben de Atatürk Lisesi mezunuyum. Şimdi de orayı ziyaret edelim…”
NOT 1: 18 Kasım 2008 tarihli Hasan Tahsin ile Gündem programı çok şenlikliydi. Bir taraftan Hasan Tahsin sağa sola sataşırken diğer taraftan dinleyiciler Mega Televizyonu’nun Yunanca yayınını da aynı kanaldan dinleme şansı buldular. Beni Yunani olarak suçlayan bir gazetecinin kendi programında Yunanca anonslar yayınlaması şaşırtıcı ve aynı zamanda çelişkili değil mi? Yoksa Hasan Tahsin Yunan Mega Televizyonu ile anlaştı da bizim mi haberimiz yok.
NOT 2: İTO’da Ekrem Demirtaş’a karşı yeni aday Alaattin Yüksel… Yüksel’in bir önceki seçimde üçüncü ekip olarak çalışan Kırmacı grubuna mesaj gönderdiği adaylık için harekete geçtiği belirtiliyor.
YENİGÜN 19 - 11 2008
Etiketler:
Yerel Siyaset
17 Kasım 2008 Pazartesi
Baykal düğmeye çok set bastı
CHP’de YSK’nın ilan edeceği seçim takviminden önce harekete geçildi ve çok tartışılacak bir genelge yayınlandı.
Genel Sekreter Önder Sav imzasıyla yayınlanan genelgede, “İl, ilçe, belde başkanları ve yönetim kurulu üyelerinin görev yaptıkları yerden aday adayı olmak istemeleri halinde 30 Kasım 2008 Pazar günü saat 17.00’ye kadar istifa gerekir” denildi. Genelgede, milletvekilleriyle halen görev yapmakta olan belediye başkanları, il genel meclisi ve belediye meclisi üyeleri ile muhtarların mahalli idareler seçimlerinde adaylıklarını koyabilmek için görevlerinden istifa etmek zorunda olmadıkları da ifade edildi. Genelgede, “Adayların önseçimle, aday yoklaması ve merkez yoklaması ile saptanabileceğini belirtilerek, bu konuda Parti Meclisi’nin yetkili olduğu” kaydedildi. Genel Sekreter Önder Sav imzasıyla, il, ilçe başkanlıkları, Merkez Yönetim Kurulu, Parti Meclisi, Yüksek Disiplin Kurulu üyelerine ve milletvekillerine gönderilen genelgede, Aralık ayının ikinci yarısında yapılacak olan olağanüstü kurultay için tüzük ve program hazırlık komisyonlarına üye ismi bildirmemiş olan illerin en kısa süre içinde isim bildirmeleri de istendi.
Baykal neden böyle bir genelge yayınlattı?
1 – Tüzük kurultayı öncesi kendisine karşı hareket edebilecek ve adaylığı düşünenlerin önünü tamamen kesti.
2 – Örgütün seçimden çok önce yeniden toparlanması ve kendisinin arkasında durması için harekete geçirdi.
3 – Bu partinin sahibi benim, kimse koltuğuma göz dikmesin mesajının altını kırmızı kalemle yeniden çizdi.
4 – Özellikle İzmir’e yönelik önemli adımlar atacağını netleştirdi.
Peki, İzmir’de bu genelgeye göre neler yapılacak.
Metropolde 3 ilçe başkanının adaylığı düşündüğü sağır sultan tarafından da biliniyor.
Bu durumda Konak İlçe Başkanı Sıtkı Kürüm, Karşıyaka İlçe Başkanı Ertam Özen ve Buca İlçe Başkanı Mehmet Süne’nin istifaları gündemde. Üç ilçenin yönetim kurulu üyelerinin de belediye ve il genel meclisi üyeliği bekledikleri için istifa etmeleri muhtemel. Baykal böylece Erten yapısının konuşlandığı 3 ilçeyi de yapacağı atamalarla tamamen kendisine bağlayacak.
Ya İzmir il?
Öncelikle İl Başkanı Kemal Karataş’ın durumunu herkes merak ediyor. Karataş aday olmak istiyorsa istifa etmek zorunda. Bu da kamuoyu için önemli bir mesaj. İl yönetim kurulu üyelerinin büyük bölümü de aynı durumda.
CHP Genel Merkezi Karabağlar ve Bayraklı ilçe atamalarını da 30 Kasım sonrasına bırakacak.
Büyükşehir de Baykal’ın hamlelerini ve bu hamlelere gelecek yanıtları yakından takip ediyor. Tabii ki aday adayları da…
Yeniden şekillenecek il ve ilçelerin durumları aday adaylarını çok yakından ilgilendiriyor.
Bu hafta çok hareketli geçecek anlaşılan.
NOT: Medyadaki hareketlenme Kasım ayı sonuna kadar netleşecek gibi... Ben ciddi bir sarsıntı bekliyorum açıkçası. Önümüzdeki günlerde bunları da tartışırız. Özellikle aday adayları bu değişimi yakından takip ediyor
YENİGÜN 17 - 11 - 2008
Genel Sekreter Önder Sav imzasıyla yayınlanan genelgede, “İl, ilçe, belde başkanları ve yönetim kurulu üyelerinin görev yaptıkları yerden aday adayı olmak istemeleri halinde 30 Kasım 2008 Pazar günü saat 17.00’ye kadar istifa gerekir” denildi. Genelgede, milletvekilleriyle halen görev yapmakta olan belediye başkanları, il genel meclisi ve belediye meclisi üyeleri ile muhtarların mahalli idareler seçimlerinde adaylıklarını koyabilmek için görevlerinden istifa etmek zorunda olmadıkları da ifade edildi. Genelgede, “Adayların önseçimle, aday yoklaması ve merkez yoklaması ile saptanabileceğini belirtilerek, bu konuda Parti Meclisi’nin yetkili olduğu” kaydedildi. Genel Sekreter Önder Sav imzasıyla, il, ilçe başkanlıkları, Merkez Yönetim Kurulu, Parti Meclisi, Yüksek Disiplin Kurulu üyelerine ve milletvekillerine gönderilen genelgede, Aralık ayının ikinci yarısında yapılacak olan olağanüstü kurultay için tüzük ve program hazırlık komisyonlarına üye ismi bildirmemiş olan illerin en kısa süre içinde isim bildirmeleri de istendi.
Baykal neden böyle bir genelge yayınlattı?
1 – Tüzük kurultayı öncesi kendisine karşı hareket edebilecek ve adaylığı düşünenlerin önünü tamamen kesti.
2 – Örgütün seçimden çok önce yeniden toparlanması ve kendisinin arkasında durması için harekete geçirdi.
3 – Bu partinin sahibi benim, kimse koltuğuma göz dikmesin mesajının altını kırmızı kalemle yeniden çizdi.
4 – Özellikle İzmir’e yönelik önemli adımlar atacağını netleştirdi.
Peki, İzmir’de bu genelgeye göre neler yapılacak.
Metropolde 3 ilçe başkanının adaylığı düşündüğü sağır sultan tarafından da biliniyor.
Bu durumda Konak İlçe Başkanı Sıtkı Kürüm, Karşıyaka İlçe Başkanı Ertam Özen ve Buca İlçe Başkanı Mehmet Süne’nin istifaları gündemde. Üç ilçenin yönetim kurulu üyelerinin de belediye ve il genel meclisi üyeliği bekledikleri için istifa etmeleri muhtemel. Baykal böylece Erten yapısının konuşlandığı 3 ilçeyi de yapacağı atamalarla tamamen kendisine bağlayacak.
Ya İzmir il?
Öncelikle İl Başkanı Kemal Karataş’ın durumunu herkes merak ediyor. Karataş aday olmak istiyorsa istifa etmek zorunda. Bu da kamuoyu için önemli bir mesaj. İl yönetim kurulu üyelerinin büyük bölümü de aynı durumda.
CHP Genel Merkezi Karabağlar ve Bayraklı ilçe atamalarını da 30 Kasım sonrasına bırakacak.
Büyükşehir de Baykal’ın hamlelerini ve bu hamlelere gelecek yanıtları yakından takip ediyor. Tabii ki aday adayları da…
Yeniden şekillenecek il ve ilçelerin durumları aday adaylarını çok yakından ilgilendiriyor.
Bu hafta çok hareketli geçecek anlaşılan.
NOT: Medyadaki hareketlenme Kasım ayı sonuna kadar netleşecek gibi... Ben ciddi bir sarsıntı bekliyorum açıkçası. Önümüzdeki günlerde bunları da tartışırız. Özellikle aday adayları bu değişimi yakından takip ediyor
YENİGÜN 17 - 11 - 2008
Etiketler:
Yerel Siyaset
14 Kasım 2008 Cuma
1 hafta erteleme
CHP’de Bayraklı ve Karabağlar ilçe yönetimlerinin atanması bir sonraki haftaya kaldı. Neden?
Bir önceki yazımda da değindiğim gibi bu ilçelere atanacak yönetimler bir anlamda ilçe belediye başkan adaylarının mesajını verecekti.
İsimler MYK’ya geldiğinde başta Deniz Baykal olmak üzere pek çok isim bu isimlere sıcak bakmadı.
* * *
Karabağlar İlçe Başkanlığı’na önerilen isim Deniz Baykal’ın son seyahatinde İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun toplantıya girmesini engelleyen il yöneticisi Birol Ağırbaş oldu.
Abdürrezzak Erten ekibinin tek beyaz üyesi Ağırbaş’ın Karabağlar ilçe başkanı yapılması halinde yerel seçim öncesi CHP’li kurumlar arasındaki tartışmanın büyüyeceğinden kimsenin kuşkusu yok.
Üstelik Konak ya da Karabağlar’dan belediye başkanlığını düşünen Konak İlçe Başkanı Sıtkı Kürüm’ün bile Abdürezzak Erten’in bu konu için Birol Ağırbaş’ı Ankaraya götürdüğünden haberi yoktu. Kürüm tavrını koydu ancak her zaman olduğu gibi ekibin şefi tarafından ikna edildi.
* * *
Kürüm’ün ekibin son günlerde parti kamuoyuna lanse ettiği Büyükşehir adayı Hakan Tartan konusunda da ciddi sıkıntıları var. Ona göre uzun yıllar parti içinde çalışan adaylar belediye başkanlığına aday olmalı. Yarı ne yapacağı belli olmayanlar değil.
Bayraklı’da ise ilçe başkanlığına düşünülen isim Rıfat Özer konusunda da benzer sorun yaşanıyor. Özer’in Karşıyaka İlçe Başkanı ile yakın hareket etmesi bu ismin de atamasını güçleştirdi.
* * *
Genel merkez yani adayları görüşülmesi için ilçe atamalarını 1 hafta erteledi.
Sanırım bugünden itibaren yeni isim arayışları ve ekipler arası mücadele sertleşecektir.
Deniz Baykal İzmir konusunda ser vermiyor. İzmirli adaylar üzerine yorum yapanlara da, “İzmir’i bırakın. Ona ben bakacağım” diyor.
İlçe başkanlarının atanması bir hafta gecikiyor ve İzmir’den delen isimler tartışma yaratıyorsa sanırım Deniz Baykal İzmir konusunda bazı mesajları vermeye başladı. Tabii ki anlayana…
NOT 1: İzmir medyası istim üzerinde. Önümüzdeki 15 gün içersinde ilginç gelişmeler yaşanabilir.
NOT 2: Pazartesi günü İzmir’in yöneticileri küresel krizi masaya yatıracaklarmış. Dünyanın en önde gelen ekonomistleri bile bu işe çare bulamadı. Galiba bizimkiler bu işi çözecekler.
YENİGÜN 14 - 11 - 2008
Bir önceki yazımda da değindiğim gibi bu ilçelere atanacak yönetimler bir anlamda ilçe belediye başkan adaylarının mesajını verecekti.
İsimler MYK’ya geldiğinde başta Deniz Baykal olmak üzere pek çok isim bu isimlere sıcak bakmadı.
* * *
Karabağlar İlçe Başkanlığı’na önerilen isim Deniz Baykal’ın son seyahatinde İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun toplantıya girmesini engelleyen il yöneticisi Birol Ağırbaş oldu.
Abdürrezzak Erten ekibinin tek beyaz üyesi Ağırbaş’ın Karabağlar ilçe başkanı yapılması halinde yerel seçim öncesi CHP’li kurumlar arasındaki tartışmanın büyüyeceğinden kimsenin kuşkusu yok.
Üstelik Konak ya da Karabağlar’dan belediye başkanlığını düşünen Konak İlçe Başkanı Sıtkı Kürüm’ün bile Abdürezzak Erten’in bu konu için Birol Ağırbaş’ı Ankaraya götürdüğünden haberi yoktu. Kürüm tavrını koydu ancak her zaman olduğu gibi ekibin şefi tarafından ikna edildi.
* * *
Kürüm’ün ekibin son günlerde parti kamuoyuna lanse ettiği Büyükşehir adayı Hakan Tartan konusunda da ciddi sıkıntıları var. Ona göre uzun yıllar parti içinde çalışan adaylar belediye başkanlığına aday olmalı. Yarı ne yapacağı belli olmayanlar değil.
Bayraklı’da ise ilçe başkanlığına düşünülen isim Rıfat Özer konusunda da benzer sorun yaşanıyor. Özer’in Karşıyaka İlçe Başkanı ile yakın hareket etmesi bu ismin de atamasını güçleştirdi.
* * *
Genel merkez yani adayları görüşülmesi için ilçe atamalarını 1 hafta erteledi.
Sanırım bugünden itibaren yeni isim arayışları ve ekipler arası mücadele sertleşecektir.
Deniz Baykal İzmir konusunda ser vermiyor. İzmirli adaylar üzerine yorum yapanlara da, “İzmir’i bırakın. Ona ben bakacağım” diyor.
İlçe başkanlarının atanması bir hafta gecikiyor ve İzmir’den delen isimler tartışma yaratıyorsa sanırım Deniz Baykal İzmir konusunda bazı mesajları vermeye başladı. Tabii ki anlayana…
NOT 1: İzmir medyası istim üzerinde. Önümüzdeki 15 gün içersinde ilginç gelişmeler yaşanabilir.
NOT 2: Pazartesi günü İzmir’in yöneticileri küresel krizi masaya yatıracaklarmış. Dünyanın en önde gelen ekonomistleri bile bu işe çare bulamadı. Galiba bizimkiler bu işi çözecekler.
YENİGÜN 14 - 11 - 2008
Etiketler:
Yerel Siyaset
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
