Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

25 Nisan 2007 Çarşamba

Demirtaş'ın faytonu

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu ile İTO Başkanı Ekrem Demirtaş arasındaki çatışma önümüzdeki günlerde Ekrem Demirtaş’ın Kocaoğlu’na beyaz bir fayton göndermesiyle farklı bir noktaya taşınacak. Olumlu açıdan mı?
Olumsuz açıdan mı?
Tabii ki onu zaman gösterecek.
Ekrem Demirtaş her zamanki büyükşehir belediye başkanı edasıyla kentin faytonlarının yenilenmesi gerektiğini düşünür. Bunun için Akhisar’da bir faytoncu bulur. Faytonların günümüze uygun ve çağdaş olması için İzmir Ekonomi Üniversitesi’nde yeni fayton tipleri çizdirir.
Ancak Akhisar’daki fayton yapımcısı önüne gelen uzay tarzı faytonların yapımını başaramaz. Demirtaş’a, “Bu benim baba mesleğim, ben nasıl gördüysem öyle yaparım. Ancak sizin örneklerinizi uygulamam mümkün değil” mesajını gönderir.
İzmir Ekonomi Üniversitesi faytonları aslına uygun ve klasik olarak yeniden cizer ve işe başlanır.
Yaklaşık 25 milyar liraya malolacak beyaz fayton önümüzdeki günlerde Demirtaş tarafından Kocaoğlu’na hediye edilecek.
Demirtaş’ın hediyesi, “Kardeşim, kenti senin yerine ben planlıyorum. Artık önümüzdeki seçimde neler olabilir sen düşün” şeklinde algılanabilir.
Bakalım Kocaoğlu bu hediye karşısında nasıl bir tavır sergileyecek?
Ancak şu bir gerçek. Ekrem Demirtaş bir sağdan bir soldan, büyükşehir belediye başkanlığı adaylığı için adımlarını atıyor. İki yıl sonraki yerel seçimlerde herhangi bir partiden aday gösterilmek istendiğinde, bugüne kadar İzmir için yaptıklarını teker teker anlatacak.

***

30 Nisan geliyor. Tayland krizinin mimarları, Kocaoğlu ile Yüksel’in yakın arkadaşları 6 büyükşehir meclis üyesi Ankara’da Yüksek Disiplin Kurulu’nda alınacak karar ile siyasete 1 yıllığına veda edecekler. Meclis üyeleri de kararın değişmeyeceğine eminler artık. Bugüne kadar kararın değiştirilmesi doğrultusunda devreye o kadar fazla sayıda insan sokulmasına, genel merkeze baskı yapılmasına rağmen Ankara dik durdu ve verdiği karardan geri dönmedi. Bu konuda belki de ilk kez bu kadar net bir duruş sergiledi CHP Genel Merkezi…
30 Nisan sonrası Büyükşehir belediye meclisi üyeleri ve Kocaoğlu ne yapar bilemem. Ancak bidiğim tek şey, Kocaoğlu’nun 180 derece çark ederek olayı hiç gündeme getirmeme olasılığının çok yüksek olması.
Zaten hep öyle değil mi? Kocaoğlu bir parlıyor, bağırıp çağırıyor, ardından hiçbir şey olmamış gibi konu yorum bile yapmıyor. Hatta karşı çıktığı noktaları destekliyor.
Ne siyaset ama…

http://www.suleymangencel.com/ 25 - 04 - 2007

24 Nisan 2007 Salı

Anketler

Seçim süreci yaklaştıkça bir çok anket çıkıyor karşımıza… Hepsinin sonuçları birbirinden farklı. Kiminde iki parti aşıyor barajı, kimisinde üç, bazılarında dört… Bazı anketlerde AKP açık ara birinci, bazılarında ise şiddetli oy kaybediyor…
Anketlerin partiye ve kişilere özel manipüle edildiği gerçeğini bir kez daha vurgulamak gerekiyor.
Seçim öncesi anket yapan bazı kuruluşlar ve hatta öğretim görevlileri ortaya çıkar, yaptırdıkları anketlerle para kazanmanın yollarını ararlar.
Bu tür isimlere ve kuruluşlara İzmir’de de rastlanır. Tabii bir internet sitesinden bu kuruluş ve kişilerin isimleri verilemez, ancak çevrenize bakar ve son günlerde bu konu üzerine yazı yazan, araştırma yapanlara dikkat ederseniz bu isimlere çok rahat ulaşabilirsiniz.
İnternette anket yapmak ise bir başka sorun ve manipülasyona alabildiğine açık.
Öncelikle bir denetleme mekanizması yok internet anketlerinin…
Oy verme sistemi de çok net biçimde oturmamış gibi…
Dolayısıyla çevrenizdeki birkaç kişiyi bilgisayar önüne oturtabilirseniz, birinci sıraya çıkmanız hiç de zor değil.
Anket sonuçları partilerin genel merkezleri tarafından nasıl değerlendiriliyor?
Benim gördüğüm siyasi partilerin genel merkezlerinin şahıslar üzerine yapılan anketlere soğuk durduğu…
Partiler güvendikleri bazı kurumlara oy oranları çerçevesinde anket yaptırıyor, ortaya çıkan sonuçlar çerçevesinde parti stratejisini saptamaya çalışıyor.
Genel seçimlerde milletvekili adaylarının çok önemi yok aslında. Özellikle merkez yoklamanın yapıldığı bir sistemde…
Parti genel merkezi yüzlerce denge üzerinden bir liste oluşturuyor, bu listeyi kimseye göstermeden Yüksek Seçim Kurulu’na ulaştırıyor.
Nedir milletvekili kıstasları genel merkezler için.
1 - Güvenlik kodlarını bilmek
2 – Genel merkeze yakınlık
3 – Farklı kültürleri temsil etmek.
4 – Tanınırlık
5 – Çalışkanlık
6 – Farklı alanlarda hareket yeteneği.
7 – Doğru zamanda doğru yerde bulunmak
8 – Şans
Bunun gibi yüzlerce kriteri bir araya getirmek mümkün listelerde yer almak için…
Milletvekili listelerini oluşturan genel merkezler için de zor bir durum.
Bir milletvekili seçiyorsunuz, adam üç gün sonra başka partiye geçiyor, oradan sizi eleştirmeye başlıyor.
O güne kadar hiç yanınızdan ayrılmayan, listeye girmek için kapı önünde yatan insanların seçildikten sonra gösterecekleri tavrı iyi ölçmesi gerekiyor genel merkezlerin…
Bu da listedeki birinci kıstasa özel önem yüklüyor. Yani güvenlik kodlarına…
Ankara’daki liste oluşturucuların şu günlerde en fazla önem verdikleri kıstas bu… Aday güvenlik kodunu ne kadar biliyor ve bu kodları hangi zaman dilimi içerisinde içselleştirebilecek?
Bu kıstası geçebilenlerin milletvekili olma şansları diğer adaylara göre daha yüksek.
Bakalım bu yıl bu kodları kimler okuyabilecek?

http://www.suleymangencel.com/ 24 - 04 - 2007

20 Nisan 2007 Cuma

Solda birleşme

Anavatan ve DYP’nin birleşme kararı alması ve bu konuda çalışmalar yürütmesi üzerine gözler solda birleşmeye çevrildi. Solda böyle bir birleşme olur mu?
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal bu soruya net yanıtını veriyor. Kurumsal birleşmeye hazırsanız, CHP çatısı altında birlikte olalım…
Aslına bakarsanız merkez sağdaki birleşme ile merkez soldaki birleşme arasında büyük fark var.
DYP baraj çevresinde dolaşıyor. Anavatan’ın ise yüzde 10’u aşması mümkün değil. İki partinin birleşmesi hem merkez sağı parlamentoya taşıyacak hem de AKP’nin karşısında yeni bir güç oluşturacak.
Ancak merkez solda böyle bir sorun yok. Anketlerde yüzde 20’ler çevresinde dolaşan CHP’nin en azından Meclis’te ikinci parti olması garanti. DSP’nin oyu yüzde 4’lerde, SHP’nin ise yüzde 1’in altında… Dolayısıyla CHP’nin iki parti ile sadece seçim ittifakı yapması merkez sola bir şey kazandırmıyor.
Üstelik CHP yöneticileri şu gerçeğin de altını çiziyor:
“Her iki parti ile de seçim ittifakı yaptığımız taktirde belli bir milletvekili kontenjanı vereceğiz. Onları Meclis’e taşıdıktan sonra bizden kopup grup oluşturacaklar ve AKP’ye değil, CHP’ye muhalefet yapmaya başlayacaklar. O zaman neden bizi arkamızdan vuracak yapıları Meclis’e taşıyalım?”
Bu konuda çok haklı CHP’liler.
Eğer solda birlik isteniyorsa bunun adresi CHP’dir. Bu saatten sonra bir başka sol partinin oyları bölerek barajı zorlayacak bir yapıya sahip olması da mümkün gözükmemektedir.
Siyasi partilerin dışında bir oluşum olarak dikkat çeken 10 Aralık Hareketi’nin de bu bağlamda iyi düşünmesi ve solu bölmemek için bu seçimden uzak durması gerekiyor.

***

14 Nisan Ankara yürüyüşünün CHP’ye çok şey kattığı kesin. Örgütlere bir dinamizm getirdi öncelikle. Ama her şeyden önemlisi toplumun bazı noktalara yönelik ciddi hassasiyetleri olduğunun altı çizildi bu yürüyüş ile.
CHP bu bakışı siyasete kanalize ettiği oranda genel seçimlerde başarı çıtasını yukarı taşıyabilir. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin de bu çerçevede CHP’ye yarayacağı açık. CHP Genel Merkezi de bu bilince sahip. Özellikle örgütlerini yeniden yapılandırarak seçim hazırlıklarına başlıyor.

***

Nisan ayı sonu toplanacak Yüksek Disiplin Kurulu nedeniyle Tayland krizi yeniden gündemde. Genel merkezin isteği doğrultusunda 6 meclis üyesinin kınama alacak olması kulisleri hareketlendirdi. Büyükşehir Belediyesi meclis üyeleri ceza almamak için her yolu deniyor, her kapıyı zorluyorlar.
Ancak belediye meclis üyelerine şu gerçeği bir kez daha hatırlatmak gerekli. Uyarı cezası alan 6 kişinin kınıma cezası almaları için Yüksek Disiplin Kurulu’na sevk edilmeleri kararını veren CHP Genrel Başkanı Deniz Baykal’dır. Baykal kendisine yönelik bir eyleme karşı tavır almış ve bunu parti disiplininin sağlamak için harekete geçirmiştir. Dolayısıyla bu saatten sonra Ahmet Necdet Sezer’i de devreye soksanız durum değişmez.

http://www.suleymangencel.com/ 20 - 04 - 2007

19 Nisan 2007 Perşembe

Santa K

Hani bir reklam var Santa F diye…
Hyundai firmasının jeep reklamı…
Koreliler Santa F markasına sahip ise neden İzmirliler de Santa K markasına sahip olmasın…
Aziz’in İngilizcesi Saint, Almancası santa, Süryanicesi ise mor…
Dolayısıyla bugünden itibaren yeni bir marka ile tanışacağız. İzmir siyasetinin önemli simalarından Aziz Kocaoğlu’nu, Santa K olarak markalaştıracağız.
Aziz Kocaoğlu’nun yakın çalışma arkadaşı CHP eski il başkanı Alaattin Yüksel’in kendi şirketinde Santa F jeep sattığını da dikkate aldığımızda Santa K markasının diğer özelliğini de vurgulamış oluruz.
Santa K’nin bugünlerde canı çok sıkkın…
Üçyol-Üçkuyular hattı ile başı belada…
Bugün yayınlanan gazetelerde çıkan haberlere göre ikinci kez ihale edilen metro hattını kazanan firmaya hala teslim edilmemiş durumda inşaat.
Bu gidişle en uzun sürede bitirilen metro hattı olarak Guiness rekorlar kitabına girecek metro hattı.
EXPO’da da köşeye atıldı Santa K. Oradan bağırıp duruyor, “Beni dışarıda bırakamazsınız” diye. Ancak hükümet oralı değil. İstediğini atıyor, istediğini satıyor, istediği organizasyonu yapıyor. Bizim Santa K ise sadece olan bitenleri seyrediyor.
Yakında Santa K’nin yeni post-itlerini yayınlayacağım bu sitede.
Onları okuduğunuzda Santa K’nin içinde bulunduğu psikolojiyi daha net biçimde göreceksiniz…
Zor bir süreç tabii ki…
Hükümet tarafından dışlanılmış, parti tarafından dışlanılmış, halk tarafından dışlanılmış biri olmak…
Bu kadar dışlanmışlık insanı istenmedik yollara sürükleyebilir.
Santa K’nin yakın arkadaşları bazı belediye meclis üyeleri var. Hani Tayland’a gittikleri için ceza alan ve siyaseten mefta durumuna düşenler…
İşte onlar ceza almamak için devreye o kadar çok insan soktular ki isimleri teker teker burada saymaya çalışsam sitenin kapasitesi yetmez.
Ama karar CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın kararıdır ve bu saatten sonra değişmez.
Üstelik neden değişsin ki…
Tabii devreye bu kadar tanınmış sima girince insanın aklına şu soru da geliyor:
İzmir Büyükşehir Belediyesi İmar Komisyonu’nda olmak neden bu kadar önemli?
Santa K’nin siyaseten öğrenmesi gereken bazı dersler var.
1 – Öfkeyle kalkan zararla oturur.
2 – Geriye dönüp seni kimin nereye nasıl getirdiğine bir bak, öyle devam et.
3 – Satarak değil kazanarak büyü…

http://www.suleymangencel.com/ 19 – 04 - 2007

18 Nisan 2007 Çarşamba

EXPO yine gündemde

Önce İzmir Büyükşehir Belediyesi EXPO tanıtım toplantısı düzenledi, ardından EXPO Yürütme Kurulu İzmir’de toplandı. Yürütme Kurulu Başkanı Büyükelçi Mengü Büyükdavras da İzmir’deydi bu toplantı için. Gazeteciler Yürütme Kurulu toplantısı sonrası Kocaoğlu’nun daha önce kamuoyuna açıkladığı, “İzmir by-pass ediliyor” yorumunu sordular. Büyükdavras, “Ben hükümet tarafından bu göreve atanmış biriyim. Bu nedenle sorunuza yanıt veremem” diyerek Kocaoğlu’nu pek de dikkate almadığını ifade etti.
Peki Kocaoğlu ne yaptı…
''İzmir’in EXPO adaylığı çok ciddi iştir. Bu çerçevede EXPO’yla ilgili söylemlerin sorumlu kişilerce yapılması işimizi kolaylaştıracaktır. Son günlerde zihinlerde oluşabilecek bazı soru işaretlerine karşı, altını çizerek belirtiyorum ki sadece kentin geleceğini düşünüyoruz. EXPO’yu istiyoruz. Geleceğin İzmir’ini yaratma yolunda EXPO gibi bir lokomotife ihtiyacımız var. Bu çerçevede her türlü uzlaşmacı tavrı sergilemek görevim” dedi.
Bu açıklama tabii ki herkesi şaşırttı. Üç gün önce yaptığı açıklama ile gündem yaratan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı ne oldu da 180 derece çark etti?
Bu sorunun yanıtını önümüzdeki süreç içerisinde alacağız mutlaka.
Kocaoğlu’nun yaptığı birbirinden farklı açıklamalar ise sadece kamuoyunun kafasını karıştırıyor.
Bir gün “Ben karşıyım” diyor, ikinci gün “Her tür uzlaşmaya açığım” diyor.
Kocaoğlu lisede mantık dersi aldı mı merak ediyorum, almadı ise mutlaka birkaç ders görmesini tavsiye edeceğim.
En azından İzmirliler rahat eder.
Ben Kocaoğlu’nun EXPO sürecinde bundan böyle kesinlikle dışarıda bırakılacağı kanısındayım. Hükümet en üst düzeyden atadığı iki büyükelçi ile süreci devam ettirecek, İTO Başkanı Ekrem Demirtaş ise EXPO Yürütme Kurulu Genel Sekreteri olan Tunç Soyer kanalıyla olayın içerisinde olacak. Tunç Soyer’in İTO’da görevli olduğunu unutmayın.
Önümüzdeki günlerde dışarıda kalmanın sıkıntılarına yaşayacak olan Kocaoğlu’nun EXPO konusunda yapacağı yeni açıklamalara hazırlıklı olun.
Ancak sakın ilk aşamada inanmayın. Nasıl olsa bir iki gün sonra söylediklerinin tamamen zıddı açıklamalarla gündeme gelecektir Kocaoğlu.

***

Ankara mitinginin yankıları sürüyor. İzmirli köşe yazarları da Ankara mitingini yorumluyor ve yapılan eylemin başarısı üzerinde duruyor. İyi de en azından bir kaçının orada olması gerekmiyor muydu?
Kendileri için tehlike olarak adlandırılan bir süreçte 1 milyon kişi Ankara’da toplanıyor ve ülkenin geleceği için adım atıyor. İzmirli yazarlar ise olayı sadece televizyondan seyrederek yorumluyor… Birilerinin de ellerini taşın altına koyma zamanları gelmedi mi acaba…

http://www.suleymangencel.com/ 18 - 04 - 2007

17 Nisan 2007 Salı

Mitinge neden katılmadı?

Ankara mitingine katılmayan CHP İzmir İl Başkanı Selçuk Ayhan bugün Yenigün Gazetesi’ne bir açıklama yaptı: “Gitmedim ama gereğini yerine getirdim.”
Bizim bu açıklamadan ne anlamamız gerekiyor.
1 – Çok işim vardı. Onun için gidemedim.
2 – Gitmek istemedim. Ancak mitingin böyle görkemli olabileceğini ve bu nedenle bana gitmeme nedeninin sorulacağını hiç düşünmedim.
3 – Her yere gitmem gerekmiyor, organizasyonu yapar, işime bakarım.
4 – Bu işi organize etmek istemedim. Ancak CHP tüm illerde bu mitinge katılım için çaba sarfettiği için kerhen de olsa bir yerinden tuttum.
Sanırım CHP İzmir İl Başkanı ileride daha doyurucu açıklamalar yapacak ve İzmir’den çok zor koşullar altında Ankara’ya giden bir çok CHP’linin aklına takılmış olan sorulara ışık tutacaktır.
İzmir il başkanı CHP izmir’in örgüt lideridir. Örgüt sokağa inmişse, gözünü budaktan sakınmadan yürüyorsa onların başında olması gereken örgütün başı olan il başkanıdır.
Bakın Ankara il başkanına, İstanbul il başkanına, Denizli il başkanına, Erzurum il başkanına, Samsun il başkanına, Trabzon il başkanına…
Hepsi il örgütlerinin başında yürüdüler Anıtkabir’e… Bir ara CHP Aydın İl Başkanı’nı gördüm, Aydın grubunu kaybetmiş, yeniden yetişmenin telaşı içerisinde kalabalığı yara yara ilerliyordu.
CHP İzmir İl Başkanı Selçuk Ayhan ise miting saatlerinde İzmir’de genel seçimleri koordine edecek seçim komitesini saptıyordu herhalde.
Tabii ki bu iş daha önemli. Selçuk Ayhan daha önce Ege TV’de yaptığı bir açıklamada hem aday olacağını hem de seçim komitesinin başına geçerek seçimi koordine edeceğini açıklamıştı. Şimdi bu süreci başlatmak için harekete geçti anlaşılan.
Mitingin bu kadar görkemli olacağını tahmin etseydi, özellikle de miting sonrası yoklama alınacağını öğrenseydi kesinlikle Ankara’da olurdu.

***

Türkiye’yi sarsan Ankara mitinginden dönüyoruz. İZair-Pegasus şirketi ile uçuyoruz İzmir’e…
Uçağa binene kadar bir sorun yok… Uçak normal saatinde kalktı ve hostesler kahve-çay servisine giriştiler…
İşte o zaman öndeki yolcularda bir homurdanma başladı. Önceleri anlaşılmadı tartışmanın nedeni… Hostesler bizim bulunduğumuz yere gelince İZair’in aldığı yeni kararı açıkladılar.
Kahve içecekseniz 2 YTL, su içecekseniz 1 YTL ödemek zorundasınız.
Yıllardır uçak yolculuğu yapan herkesin ilk kez karşılaştığı bir durumdu.
Çünkü kahve ve yemek servisi yıllardır uluslararası hava ulaşımında olduğu gibi Türkiye’de de ücretsizdir.
Kimse parasında değildi işin.
Parasında olan anlaşılan İZair…
Kahve ve çaydan alacağı 2 YTL ile bu şirketin kurtulacağını düşünenler bence son derece yanılıyorlar.
O uçakta şikayet mektubu yazanların sayısı azımsanmayacak ölçüdeydi. Pazar günü devreye sokulan uygulama İZair yöneticilerinin başını hayli ağrıtacağa benziyor.

http://www.suleymangencel.com/ 17 - 04 - 2007

16 Nisan 2007 Pazartesi

Anıtkabir yürüyüşü ve CHP

Tandoğan Meydanı’ndayız… 1 milyona yakın insan ile beraber. Bakmayın bazı televizyon ve gazetelerde bu rakamın değiştirildiğine. Öyle bir kalabalık vardı ki, kimse beklemiyordu bu sayıyı, organizasyon komitesi bile… Yaşlısı, genci, erkeği, kadını, çocuğu, bebeği…
Siyasi mitingden çok, ortak bir paydada bir buluşmaydı bu yürüyüş.
Neydi bu ortak payda?
AKP’ye karşı olmak…
1 milyon insandan bahsediyoruz, Türkiye’nin dört bir yanından gelen…
Nasıl oldu da bu kadar insan toplanabildi? Organizasyon Komitesi bu kadar insana nasıl ulaşabildi?
Perde arkasına baktığımızda bu organizasyonda CHP’nin önemli bir rol üstlendiğine şahit oluyorsunuz. Üstelik kendini öne çıkarmadan…
İzmir’den toplam 500 otobüs gelmişti Ankara’ya… Bunun 275’i CHP, diğerleri de ADD ve bazı sivil toplum örgütleri tarafından organize edilmişti.
CHP Genel Merkezi’nde bazı il başkanları ile karşılaştık. Herkes kendi ilinden gelen otobüs sayısını ortaya koyarken CHP’nin kaç otobüs ile alana geldiğini belirtiyor, yürüyüşün olağanüstü olduğunu vurguluyordu.
Geceden yola çıkmıştı çoğu… Sabah erken saatlerde Ankara’ya varmış, doğruca miting alanına geçmişlerdi. 8 saat ayakta beklemişler, Tandoğan’dan Anıt Kabire’e kadar yürümüşlerdi.
CHP Genel Merkezi’nin kapıları Türkiye’nin dört bir yanından gelen CHP örgütlerine ardına kadar açıktı. CHP Genel Sekreteri Önder Sav il örgütleriyle yakından ilgilendi, hepsi ile tek tek görüştü.
Onun da yüzünde büyük bir mutluluk vardı.
Hem CHP’nin böyle bir kalabağın toplanmasında oynadığı aktif rolün başarısı, hem de partililerin bu konudaki duyarlılığı Önder Sav’ı çok memnun etmişti.
İzmir görkemli bir katılım gerçekleştirmişti. Ancak eksik olanlar gözden kaçmadı…
CHP İzmir İl Başkanı Selçuk Ayhan, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, Bornova Belediye Başkanı Sırrı Aydoğan, Balçova Belediye Başkanı Mehmet Ali Çalkaya, Çiğli Belediye Başkanı Ensari Bulut, Güzelbahçe Belediye Başkanı Ertan Avkıran, CHP Karşıyaka İlçe Başkanı Ertam Özen, Konak İlçe Başkanı Tayfun Emre, bazı belediye meclis üyeleri ve il genel meclisi üyeleri …
Neden gelmedikleri, yürüyüşe neden katılmadıkları sadece kendilerini ilgilendirir tabii ki… Televizyondan izledikten sonra böyle bir yürüyüşte bulunmamanın dayanılmaz ağırlığı üzerlerine çökmüştür muhtemelen...
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal da törene katılmaktan çok memnundu. Yürüyüş sonrası Tandoğan’daki otelden parti otobüsüne ilerlerken çevredekilerin yoğun ilgisi de memnun etmişti Baykal’ı…

NOT 1 : Ankara’daki bir yemekte verilen mesajlar tarafımca itina ile saklanmaktadır.

NOT 2 : Cumhurbaşkanlığı seçimleri sonrası başlayacak genel seçim çalışmaları hayli hareketli geçecek. CHP’deki aday adayı bolluğu bunu gösteriyor.

NOT 3 : Narlıdere Belediye Başkanı Abdül Batur ve Konak Belediye Başkanı Muzaffer Tunçağ hem alandaydılar, hem de genel merkez ile ilişkilerini en üst düzeye çıkardılar.

NOT 4 : Metropol ilçe başkanlarının yaptıkları başarılı organizasyonlar genel merkez tarafından takdir ediliyor.

http://www.suleymangencel.com/ 16 - 04 - 2007