İzmir'i Sevenler Platformu, Osman Kibar'ı ölümünün 17. yılında mezarı başında anmış. İzmir'de 1963-1973 yılları arasında belediye başkanlığı yapan Osman Kibar'ın, 17. ölüm töreninde konuşan İzmir'i Sevenler Platformu Başkanı Sancar Maruflu, Osman Kibar'ın bir halk adamı olduğunu, herkesin onu tanıdığını ve sevdiğini belirtmiş. Kibar'ın İzmir'de ''kalıcı izler'' bıraktığını dile getiren Maruflu, ''İzmir'in efsane belediye başkanı Osman Kibar, bu kente kalıcı izler bırakmıştır. Efsane adam olmak kolay değildir. Ölsen de o toplum seni hep yaşatır'' demiş. Burada iki önemli nokta var tartışılması gereken.
1- Osman Kibar'ın İzmir'e bıraktığı izler. Kordon'daki, ya da Güzelyalı'daki eski Yunan evlerinin yerine, 8 katlı apartmanların dikilmesini bir iz olarak kabul edersek doğru. Ancak, kent estetiğine ve mimarisine verdiği zararı açıklamak konusunda zorlanılacağı açık. Asfalt Osman lakabıyla ünlenen, Arnavut kaldırımı yolları asfaltla kaplatan, belediye başkanının bakış açısı, İzmir'i sevenlerin bakış açılarıyla nasıl örtüşür?
2- Sancar Maruflu, Kibar'a, "Efsane adam, toplum seni sever ve yaşatır" diyor. Bir insanın efsane olması için toplumun tarihine, değerlerine ve kültürüne verdiği önemle doğru orantılıdır. Osman Kibar ise modernleşme ve çağdaşlaşma adı altında, İzmir'in tarihi değerlerini, kültürünü yok eden belediye başkanıdır.
Bu çerçevede İzmir'i Sevenler Platformu, Osman Kibar'ı anıyorsa, ortaya şu sonuçlar çıkıyor.
1- İzmir'i Sevenler Platformu, adı ile çelişen aslında kenti sevmeyenlerden oluşan bir oluşumdur.
2- Bu platformun aktiviteleri sadece medyada görünmek amacı ile sınırlıdır. Kent kültürünü yaşatmak gibi ulvi bakış açısı yoktur.
3- Platform, bir kişinin liderliğinde, konuyu tartışmadan gündeme taşımak, olay yaratmak amacıyla oluşturulan paravan bir yapıdır.
Gerçek kentli, kültürüyle, değerleriyle birleşen, geçmiş ile gelecek arasında köprü kurabilen, toplumun düşüncesiyle özdeşleşmiş, bireycilikten arınmış bir kimliktir. Dolayısıyla, kente gerçekten değer verenlerin doğru saptanması, kent kültürüne katkı koyanların öne çıkarılması daha doğru bir mantıktır.
İzmir'i Sevenler Platformu'nun kenti ıskalamak yerine, doğruyu öne çıkarma görevini daha başarılı yapacağını umuyorum.
HABER EKSPRES 03 - 05 - 2003
3 Mayıs 2003 Cumartesi
12 Nisan 2003 Cumartesi
Cevap hakkımı kullanıyorum
İzmir TV'deki programa benim sayemde katılan Alaattin Yüksel, Hamdi Türkmen'in, "Süleyman Gençel'in yazdığı gibi büyükşehire aday mısınız" sorusuna, "O'nun yazdıkları yalan" yanıtını verdi. Bir yalancı gazeteci olarak, yazıyı kaleme aldığım geceye bir daha dönelim o halde.
Yer Balçova Termal Tesisleri. CHP tarafından verilen yemek davetinin nedeni, CHP İzmir Milletvekili Hakkı Akalın'ın, Haber EKSPRES çalışanı gazetecilerle tanışması, fikirlerini aktarması, medya ile yakın diyalog kurması. Dolayısıyla bir dost toplantısı değil, yarı resmi bir iş yemeği... Yemeğe katılanlar: Haber Ekspres Gazetesi çalışanları, Süleyman Gençel, Macit Sefiloğlu, Uğur İşven, Halime Sürek Kahveci, Hasan Tahsin. CHP Milletvekili Hakkı Akalın, CHP Narlıdere Belediye Başkanı Abdül Batur ve CHP Milletvekili Danışmanı Yücel Özen... Yemeğe oturduğumuz anda başlayan tartışma, tabii ki Konak Pier. Alaattin Yüksel, Ahmet Piriştina'ya karşı yoğun bir saldırıya başlıyor. Herkes şaşkın. Piriştina'yı Pier konusunda psikolojik problemli olmakla suçluyor. Pier'in en kısa süre içinde açılması gerektiğini Piriştina ve İzgi'nin engelci olduğunu savunuyor. Hukuksuzluğu öne çıkaran Yüksel'e karşı, gazetecilerden homurtular yükseliyor. Sonunda şu tespiti yapıyorum. "Tamam Alaattin Yüksel. O zaman büyükşehir belediye başkanlığına aday olun, kazanın, koltuğa oturduğunuz ilk gün Konak Pier'i açın." Yanıt gayet açık. "Tabii ki başkan olduğum ilk gün açacağım." Uğur İşven, bu yanıt karşısında uyarıda bulunuyor: "Ne söylediğinizi biliyorsunuzdur umarım. O koltuğa oturduğunuz gün, bu söylediklerinizin pratiğe geçmesini isteyecekler. Unutmayın, teori ile pratik her zaman uzlaşmaz. Ancak, bu gece söylediklerinizin hesabını sorarlar sizden..." Devreye Abdül Batur giriyor. "İl Başkanım, meseleyi bilmiyorsunuz. Konak Pier'de mülkiyet sorunu var. Ben de Konak Belediye Başkanı olsam, bu anlaşmanın altına imza atmam. Bu büyük bir suçtur. Sonuçta tecili yoktur bu davanın, yatarsınız." Tartışmanın kendi aleyhine döndüğünü gören ve hasta olduğu gerekçesiyle masayı terkeden Alaattin Yüksel konusundaki tartışma, kendisi ayrıldıktan sonra da sürdü. Gazetecilerin, belediye başkanının ve milletvekili danışmanının Yüksel'den farklı olarak konuya yaklaştıklarını gören Hakkı Akalın, "Pier konusunda yeterli bilgi ve donanıma sahip değilim. Ankara'ya döndüğümde bu konuda gerçek bir dosya hazırlanmasını isteyeceğim" dedi. Peki, Alaattin Yüksel neden bu kadar taraflı? Pier'de olan Liman Kafe'nin işletmecileri, CHP il yönetim kurulu üyeleri. Alaattin Yüksel de bu kafeden çıkmıyor. Hatta, CHP toplantılarını bu kafede düzenleniyor. Buna karşılık yeterli bilgiye sahip olmaması da, çok üzücü. Önceki geceki programda Erdal İzgi tarafından "bilgisizlikle" suçlanan Yüksel, psikolojik problemli olarak gördüğü Piriştina'nın açıklamalarını gördükten sonra çark etti, "Sayın Piriştina bizi aydınlattı" yorumunda bulundu.İlginç bir büyükşehir belediye başkanı adayı ile karşı karşıyayız. Buradan herkese uyarı. Alaattin Yüksel ile görüşecekseniz, benim gibi yanınızda birkaç kişi olsun. Aksi taktirde, ispatta zorlanırsınız. Yüksel ile yalnız görüşecekseniz, yanınızdan teybinizi de eksik etmeyin. Söylediklerini daha sonra inkar ediyor.
HABER EKSPRES 12 - 04 - 2003
Yer Balçova Termal Tesisleri. CHP tarafından verilen yemek davetinin nedeni, CHP İzmir Milletvekili Hakkı Akalın'ın, Haber EKSPRES çalışanı gazetecilerle tanışması, fikirlerini aktarması, medya ile yakın diyalog kurması. Dolayısıyla bir dost toplantısı değil, yarı resmi bir iş yemeği... Yemeğe katılanlar: Haber Ekspres Gazetesi çalışanları, Süleyman Gençel, Macit Sefiloğlu, Uğur İşven, Halime Sürek Kahveci, Hasan Tahsin. CHP Milletvekili Hakkı Akalın, CHP Narlıdere Belediye Başkanı Abdül Batur ve CHP Milletvekili Danışmanı Yücel Özen... Yemeğe oturduğumuz anda başlayan tartışma, tabii ki Konak Pier. Alaattin Yüksel, Ahmet Piriştina'ya karşı yoğun bir saldırıya başlıyor. Herkes şaşkın. Piriştina'yı Pier konusunda psikolojik problemli olmakla suçluyor. Pier'in en kısa süre içinde açılması gerektiğini Piriştina ve İzgi'nin engelci olduğunu savunuyor. Hukuksuzluğu öne çıkaran Yüksel'e karşı, gazetecilerden homurtular yükseliyor. Sonunda şu tespiti yapıyorum. "Tamam Alaattin Yüksel. O zaman büyükşehir belediye başkanlığına aday olun, kazanın, koltuğa oturduğunuz ilk gün Konak Pier'i açın." Yanıt gayet açık. "Tabii ki başkan olduğum ilk gün açacağım." Uğur İşven, bu yanıt karşısında uyarıda bulunuyor: "Ne söylediğinizi biliyorsunuzdur umarım. O koltuğa oturduğunuz gün, bu söylediklerinizin pratiğe geçmesini isteyecekler. Unutmayın, teori ile pratik her zaman uzlaşmaz. Ancak, bu gece söylediklerinizin hesabını sorarlar sizden..." Devreye Abdül Batur giriyor. "İl Başkanım, meseleyi bilmiyorsunuz. Konak Pier'de mülkiyet sorunu var. Ben de Konak Belediye Başkanı olsam, bu anlaşmanın altına imza atmam. Bu büyük bir suçtur. Sonuçta tecili yoktur bu davanın, yatarsınız." Tartışmanın kendi aleyhine döndüğünü gören ve hasta olduğu gerekçesiyle masayı terkeden Alaattin Yüksel konusundaki tartışma, kendisi ayrıldıktan sonra da sürdü. Gazetecilerin, belediye başkanının ve milletvekili danışmanının Yüksel'den farklı olarak konuya yaklaştıklarını gören Hakkı Akalın, "Pier konusunda yeterli bilgi ve donanıma sahip değilim. Ankara'ya döndüğümde bu konuda gerçek bir dosya hazırlanmasını isteyeceğim" dedi. Peki, Alaattin Yüksel neden bu kadar taraflı? Pier'de olan Liman Kafe'nin işletmecileri, CHP il yönetim kurulu üyeleri. Alaattin Yüksel de bu kafeden çıkmıyor. Hatta, CHP toplantılarını bu kafede düzenleniyor. Buna karşılık yeterli bilgiye sahip olmaması da, çok üzücü. Önceki geceki programda Erdal İzgi tarafından "bilgisizlikle" suçlanan Yüksel, psikolojik problemli olarak gördüğü Piriştina'nın açıklamalarını gördükten sonra çark etti, "Sayın Piriştina bizi aydınlattı" yorumunda bulundu.İlginç bir büyükşehir belediye başkanı adayı ile karşı karşıyayız. Buradan herkese uyarı. Alaattin Yüksel ile görüşecekseniz, benim gibi yanınızda birkaç kişi olsun. Aksi taktirde, ispatta zorlanırsınız. Yüksel ile yalnız görüşecekseniz, yanınızdan teybinizi de eksik etmeyin. Söylediklerini daha sonra inkar ediyor.
HABER EKSPRES 12 - 04 - 2003
Etiketler:
Yerel Siyaset
3 Nisan 2003 Perşembe
Vah zavallı İzmir vah!
Hukuksuzluğun yılmaz savunucu başlıklı dünkü yazıma, tepkiler hayli yoğundu. Bir bölümü CHP İl Başkanı Alaattin Yüksel'in, Konak Pier konusunda gösterdiği tavrın kendilerinde hayal kırıklığı yaşattığını belirterek, "Kamuya açık konuşmalarda bu tavrı sergilemiyor" yorumunda bulunuyorlar. Bir bölüm partili ise bu bakış açısının Alaattin Yüksel'e uygun olduğunu dile getiriyor, "Daha önce arkadaşları uyarmıştık, ancak dikkate alınmadı. Şimdi görüntüler netleşti" diyorlar. Genel merkezden gelen tepkiler ise farklı: CHP, kişi ve kurum ayrımı gözetmeden hukukun üstünlüğü ilkesinden vazgeçmez, toplumsal yararı öne çıkarır, kamu önceliklerini dikkate alır.
İl Başkanı Alaattin Yüksel, böyle bir yazının kaleme alınmasından rahatsız. Yemeğe katılan bir gazeteciye yaptığı açıklamada şunları ifade ediyor:
"Dost meclisinde konuşulanların, yazıya dökülmesi, gazetecilik etiğine aykırıdır."
Dost meclisinde ifade edilenler ve kamuya aktarılanlar. Gerçek yüzler ve maskeler...
Üstelik tartışmanın yapıldığı yer, neden dost meclisi olarak tanımlanıyor? Ya da, konuşmanın başlaması sırasında, "Burada konuşulanlar kesinlikle yazılmayacaktır" uyarısı mı yapıldı?
Hayır...
Ancak bundan daha önemlisi, CHP İl Başkanı'nın Konak Pier konusunda söylediklerinin sohbete katılan tüm gazeteciler tarafından hayretle karşılanması. Hatta gazetecilerden biri, "Başkan olduğum gün Konak Pier'i açacağım" sözlerine karşılık uyardı:
"Alaattin Bey, bu tür sözler vermeyin. Başkan olduğunuz gün burada söylediklerinizi uygulamaya koymanız istenebilir. Bazı konular karşıdan farklı görünür, ancak içine girdiğinizde verdiğiniz sözleri yerine getiremeyebilirsiniz."
Bir taraftan kamuoyuna hukukun üstünlüğü ilkesini, demokrasiyi anlatacaksın, diğer taraftan "dost meclisleri"nde hukuku bir tarafa bırakacak, hukukun yanında olan bazı oda başkanlarını isim vererek suçlayacaksın.
Neyse, bu "dost meclisi"nden şu gerçekleri ortaya çıkardık.
1- Alaattin Yüksel, CHP'den büyükşehir belediye başkanı adayı olmayı iyice netleştirmiş. Sadece, genel merkezden sinyal bekliyor.
2- Koltuk telaşı insanları değiştiriyor.
3- Alaattin Yüksel, işadamlığı yanında iyi bir psikolog.
4- Alaattin Yüksel en çok Hıncal Uluç'u seviyor.
5- Yüksel başkan olursa, kendimize başka bir kent arayalım.
6- Vah, zavallı İzmir...
HABER EKSPRES 03 - 04 - 2003
İl Başkanı Alaattin Yüksel, böyle bir yazının kaleme alınmasından rahatsız. Yemeğe katılan bir gazeteciye yaptığı açıklamada şunları ifade ediyor:
"Dost meclisinde konuşulanların, yazıya dökülmesi, gazetecilik etiğine aykırıdır."
Dost meclisinde ifade edilenler ve kamuya aktarılanlar. Gerçek yüzler ve maskeler...
Üstelik tartışmanın yapıldığı yer, neden dost meclisi olarak tanımlanıyor? Ya da, konuşmanın başlaması sırasında, "Burada konuşulanlar kesinlikle yazılmayacaktır" uyarısı mı yapıldı?
Hayır...
Ancak bundan daha önemlisi, CHP İl Başkanı'nın Konak Pier konusunda söylediklerinin sohbete katılan tüm gazeteciler tarafından hayretle karşılanması. Hatta gazetecilerden biri, "Başkan olduğum gün Konak Pier'i açacağım" sözlerine karşılık uyardı:
"Alaattin Bey, bu tür sözler vermeyin. Başkan olduğunuz gün burada söylediklerinizi uygulamaya koymanız istenebilir. Bazı konular karşıdan farklı görünür, ancak içine girdiğinizde verdiğiniz sözleri yerine getiremeyebilirsiniz."
Bir taraftan kamuoyuna hukukun üstünlüğü ilkesini, demokrasiyi anlatacaksın, diğer taraftan "dost meclisleri"nde hukuku bir tarafa bırakacak, hukukun yanında olan bazı oda başkanlarını isim vererek suçlayacaksın.
Neyse, bu "dost meclisi"nden şu gerçekleri ortaya çıkardık.
1- Alaattin Yüksel, CHP'den büyükşehir belediye başkanı adayı olmayı iyice netleştirmiş. Sadece, genel merkezden sinyal bekliyor.
2- Koltuk telaşı insanları değiştiriyor.
3- Alaattin Yüksel, işadamlığı yanında iyi bir psikolog.
4- Alaattin Yüksel en çok Hıncal Uluç'u seviyor.
5- Yüksel başkan olursa, kendimize başka bir kent arayalım.
6- Vah, zavallı İzmir...
HABER EKSPRES 03 - 04 - 2003
Etiketler:
Türk - Yunan İlişkileri
2 Nisan 2003 Çarşamba
Hukuksuzluğun yılmaz savunucusu
Konak Pier, önümüzdeki süreçte daha çok tartışılacak gibi. Ancak, bu tartışmaların merkezine biri daha oturuyor. CHP İl Başkanı Alaattin Yüksel. Yüksel'in, Konak Pier konusundaki tavrı, bu konu ile ilgilenenler tarafından biliniyordu. Yüksel, çözümsüzlüğün arkasında Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Piriştina'nın olduğunu, Piriştina'nın Pier'e hiç destekte bulunmadığını ileri sürdü, hatta biraz daha ileri giderek Piriştina'nın, Pier konusunda psikolojik sorunları olduğunu söyledi.
Alaattin Yüksel'e göre olayı abartan, bu noktaya taşınmasına neden olan tek isim, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı.
Yüksel'in karşısında Konak Pier'deki hukuksuzluğun asıl sorun olduğu tespitini yapan beş gazeteci de Yüksel tarafından "Siz de çok Piriştinacı oldunuz" şeklinde değerlendirildi.
Yüksel bir adım daha ileri gitti ve Konak Pier konusunda meslek odalarının da, objektif olmadığını, bazı oda başkanlarının, Piriştina'nın maaşlı elemanları olduğunu iddia etti.
Tartışmanın yaşandığı saatlerde, Ahmet Piriştina'nın faaliyet raporuna Büyükşehir Meclisi'nde "evet" oyu veren CHP'nin İzmir İl Başkanı'nın, Ahmet Piriştina'ya yönelik eleştirilerinin bu kadar sert olmasının arkasında ne var?
Aslında çok açık.
Büyükşehir koltuğu.
Tartışmaya katılan gazetecilerden biri, "Madem Pier'in hukuk sorunlarını çözmeden açılmasını bu kadar istiyorsunuz, o zaman büyükşehire aday olun ve seçildiğiniz zaman açtırın" sözlerine ise şu yanıtı verdi Yüksel.
"Büyükşehir Belediye Başkanı olduğum ilk gün Konak Pier'i açacağım." İlginç...
Alaattin Yüksel, CHP'den büyükşehire aday olmuş, bu yetmiyormuş gibi kazanmış. Üstelik koltuğa oturduğu gün, Pier'i açacağını vaadediyor.
Bugüne kadar hukukun yanında olduğunu iddia eden, yolsuzluklara karşı olduğunu söyleyen CHP'nin hukuksuzluğu savunan anlayışa, teslimiyeti mi bu?
CHP'nin siyasi ittifaklar içinde kendine yakın gördüğü bazı meslek odaları başkanlarının da hukuk yanında yeralmaları nedeniyle, "maaşlı eleman" olarak tanımlanmaları, Yüksel'in aday olduğunu açıkça ortaya koyduğu yerel seçimlerde, CHP'ye büyük destek sağlayacaktır mutlaka. Anlaşılan, Alaattin Yüksel kendisine yakın bir gazeteci arkadaş bulmuş. Sabah'ıh ünlü kişe yazarı Hıncal Uluç.
HABER EKSPRES 02 - 04 - 2003
Alaattin Yüksel'e göre olayı abartan, bu noktaya taşınmasına neden olan tek isim, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı.
Yüksel'in karşısında Konak Pier'deki hukuksuzluğun asıl sorun olduğu tespitini yapan beş gazeteci de Yüksel tarafından "Siz de çok Piriştinacı oldunuz" şeklinde değerlendirildi.
Yüksel bir adım daha ileri gitti ve Konak Pier konusunda meslek odalarının da, objektif olmadığını, bazı oda başkanlarının, Piriştina'nın maaşlı elemanları olduğunu iddia etti.
Tartışmanın yaşandığı saatlerde, Ahmet Piriştina'nın faaliyet raporuna Büyükşehir Meclisi'nde "evet" oyu veren CHP'nin İzmir İl Başkanı'nın, Ahmet Piriştina'ya yönelik eleştirilerinin bu kadar sert olmasının arkasında ne var?
Aslında çok açık.
Büyükşehir koltuğu.
Tartışmaya katılan gazetecilerden biri, "Madem Pier'in hukuk sorunlarını çözmeden açılmasını bu kadar istiyorsunuz, o zaman büyükşehire aday olun ve seçildiğiniz zaman açtırın" sözlerine ise şu yanıtı verdi Yüksel.
"Büyükşehir Belediye Başkanı olduğum ilk gün Konak Pier'i açacağım." İlginç...
Alaattin Yüksel, CHP'den büyükşehire aday olmuş, bu yetmiyormuş gibi kazanmış. Üstelik koltuğa oturduğu gün, Pier'i açacağını vaadediyor.
Bugüne kadar hukukun yanında olduğunu iddia eden, yolsuzluklara karşı olduğunu söyleyen CHP'nin hukuksuzluğu savunan anlayışa, teslimiyeti mi bu?
CHP'nin siyasi ittifaklar içinde kendine yakın gördüğü bazı meslek odaları başkanlarının da hukuk yanında yeralmaları nedeniyle, "maaşlı eleman" olarak tanımlanmaları, Yüksel'in aday olduğunu açıkça ortaya koyduğu yerel seçimlerde, CHP'ye büyük destek sağlayacaktır mutlaka. Anlaşılan, Alaattin Yüksel kendisine yakın bir gazeteci arkadaş bulmuş. Sabah'ıh ünlü kişe yazarı Hıncal Uluç.
HABER EKSPRES 02 - 04 - 2003
Etiketler:
Yerel Siyaset
20 Mart 2003 Perşembe
Sarı sendikacılıktan sarı gazeteciliğe
Ben, sarı gazeteci Süleyman Gençel... Hıncal Uluç'a göre. "Sarı sendikacılık" tanımlamasını bilirim, ancak ilk kez sarı gazeteci tanımlamasıyla karşı karşıyayım. Sanırım sarı gazeteciliğin arkasında sarı basın kartı sahibi olmak var. Ancak "sarı basın kartları" başbakanlık, yani devlet tarafından verildiği için, 12 yıldır bu kartı almıyorum. Dolayısıyla benim sararma gibi bir sorunum yok. Kendisinin sarı basın kartı var mı bilemem?
İzmir'in patronu Hıncal Uluç, Sabah Gazetesi'nde dün yazdığı makalede yine Pier konusuna değinmiş. Bizi sarı gazetecilikle suçlamış. Tabii bu, kendi tespiti.
Uluç'un makalesinde ilgimi çeken bazı noktalar var.
Uluç yazısında şöyle diyor:
"Haber salıyor.. '1/1000 planı Ankara'da onaylatın tamam'. Onaylanıyor. 'Kültür Bakanlığı'ndan yazı getirin tamam'. Getiriliyor." Yaşadığım kentin büyükşehir belediye başkanının bu kadar güçlü olduğunu bilmiyordum. AKP iktidarda. Ancak, DSP'li Piriştina bir şey istedi mi, yapılıyor. Hayret... Piriştina bize de bu gücü nereden aldığını anlatmalı.
Uluç devam ediyor. "Kural, yönetmelik, cart, curt, diyerek kıyameti kopardılar, tam 1350 İzmir ailesini işsiz bıraktılar." Konak Pier'de 1350 kişi çalışıyorsa, kimsenin çalışan kalabalığından dolayı içeri adım atması mümkün olamaz. Zaten Konak Pier tartışmaları başladığından beri rakamlar o kadar abartıldı ki, yakında IMF yardımının tamamının, Pier için kullanıldığı iddia edilecek.
Kendi ifadesi ile basının yarım asırlık çınarı, yaptığımız haberlerin uydurma ve ısmarlama olduğunu iddia ediyor. Sanırım yarım asırlık çınarın köklerinde sorun var, çürümeye başlamış. Konak Pier haberlerinin hem özneleri var, hem de gerçeği yansıtıyorlar. Zaten bu haberler gerçek olmasaydı, Konak Pier bugün açık olurdu.
Uluç, ordunun Konak Pier konusuna bulaştırılmasından rahatsız. Bunun nedenini bilemem. Uluç'un ordu hayranlığından mı kaynaklanıyor, yoksa ordu ile ilişkisinden mi? Ama bilinen gerçek Pier konusunda ordunun oynadığı rol. Ordunun da, bu düğüm içerisinde bir şekliyle rol aldığı ve almaya devam ettiği gerçeği değiştirilemez. Bu gerçeği görmemek için, Kaçamak ya da Q Bar üzerine uzman olmak gerekiyor.
Uluç yazısını kaleme alırken, Bayındırlık ve İskan Bakanı Zeki Erzegen'e dava açıldığı haberini de okumamış anlaşılan. AKP içinde Konak Pier konusunda yaşanan güç gösterilerinden de habersiz. Ne yapalım, İstanbul'dan öyle görülüyor İzmir. Üstelik kendisini İzmir'in sahibi ilan eden gazeteci için bile böyle...
HABER EKSPRES 20 - 03 - 2003
İzmir'in patronu Hıncal Uluç, Sabah Gazetesi'nde dün yazdığı makalede yine Pier konusuna değinmiş. Bizi sarı gazetecilikle suçlamış. Tabii bu, kendi tespiti.
Uluç'un makalesinde ilgimi çeken bazı noktalar var.
Uluç yazısında şöyle diyor:
"Haber salıyor.. '1/1000 planı Ankara'da onaylatın tamam'. Onaylanıyor. 'Kültür Bakanlığı'ndan yazı getirin tamam'. Getiriliyor." Yaşadığım kentin büyükşehir belediye başkanının bu kadar güçlü olduğunu bilmiyordum. AKP iktidarda. Ancak, DSP'li Piriştina bir şey istedi mi, yapılıyor. Hayret... Piriştina bize de bu gücü nereden aldığını anlatmalı.
Uluç devam ediyor. "Kural, yönetmelik, cart, curt, diyerek kıyameti kopardılar, tam 1350 İzmir ailesini işsiz bıraktılar." Konak Pier'de 1350 kişi çalışıyorsa, kimsenin çalışan kalabalığından dolayı içeri adım atması mümkün olamaz. Zaten Konak Pier tartışmaları başladığından beri rakamlar o kadar abartıldı ki, yakında IMF yardımının tamamının, Pier için kullanıldığı iddia edilecek.
Kendi ifadesi ile basının yarım asırlık çınarı, yaptığımız haberlerin uydurma ve ısmarlama olduğunu iddia ediyor. Sanırım yarım asırlık çınarın köklerinde sorun var, çürümeye başlamış. Konak Pier haberlerinin hem özneleri var, hem de gerçeği yansıtıyorlar. Zaten bu haberler gerçek olmasaydı, Konak Pier bugün açık olurdu.
Uluç, ordunun Konak Pier konusuna bulaştırılmasından rahatsız. Bunun nedenini bilemem. Uluç'un ordu hayranlığından mı kaynaklanıyor, yoksa ordu ile ilişkisinden mi? Ama bilinen gerçek Pier konusunda ordunun oynadığı rol. Ordunun da, bu düğüm içerisinde bir şekliyle rol aldığı ve almaya devam ettiği gerçeği değiştirilemez. Bu gerçeği görmemek için, Kaçamak ya da Q Bar üzerine uzman olmak gerekiyor.
Uluç yazısını kaleme alırken, Bayındırlık ve İskan Bakanı Zeki Erzegen'e dava açıldığı haberini de okumamış anlaşılan. AKP içinde Konak Pier konusunda yaşanan güç gösterilerinden de habersiz. Ne yapalım, İstanbul'dan öyle görülüyor İzmir. Üstelik kendisini İzmir'in sahibi ilan eden gazeteci için bile böyle...
HABER EKSPRES 20 - 03 - 2003
Etiketler:
Yerel Siyaset
12 Şubat 2003 Çarşamba
Halk, hukuk, mübarek bayram, Uluç, Hülya Avşar ve Bush
Her şeyi bilen adam Hıncal Uluç'un Sabah Gazetesi'nden, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Piriştina'ya açık saldırısı sürüyor. Tabii Haber Ekspres'e de... Miğferini takmış, silahlarını kuşanmış. Amerikan başçavuşlarını andırıyor. Göbekli, kel... Bush için çalışıyordur, bilemeyiz. Belki de dün "Savaşa hayır" ilavesi çıkarıp, bu savaşta halkla, sivil toplum örgütleriyle birlikte hareket ettiğimiz için Uluç'un bakış açısına ters düşmüşüzdür. Üstelik magazin haberi de vermiyoruz. Uluç'un Ahmet Piriştina için yaptığı tespitlere Piriştina gerekli yanıtı verecektir. Mahkemede bunların hesabını soracaktır. Biz bu yazıda daha çok "algılama zorluğu hastalığı için ruh doktorlarına gitmesi" tavsiye edilen Uluç'un bize, İzmir'e ve sivil toplum örgütlerine olan tavrını inceleyecek, bir köşe yazarının sosyolojik, psikolojik açıdan bulunduğu yeri tanımlamaya çalışacağız.
Araştırmamıza şu sorulara yanıt arayarak başlayalım...
1 - Uluç, bu saldırılara neden başladı?
2 - Uluç, bu tartışmayı Sabah Gazetesi'nin birinci sayfasına taşımayı nasıl başardı?
3 - Uluç için "halk", "sivil toplum örgütü" tanımlamaları ne ifade ediyor?
Soruların yanıtları aslında kamuoyu tarafından az ya da çok biliniyor.
1 - Konak Pier'deki sinemaların sahipleri İstanbullu. Hıncal Uluç'un poker arkadaşları. Tabii ki poker oynamak suç değil. Biz poker oynamadığımıza göre sinemacılar bizim arkadaşımız olacak değil herhalde.
2 - Sabah Gazetesi'nin patronajında ilginç gelişmeler var. Bu gazeteyi, gazete haline getiren Dinç Bilgin hala künyede. Ancak Sabah'ın mali patronu Turgay Ciner. Tabii grubun devlete olan ve ödeme konusu hala tartışılan 1.5 milyar dolarlık borcu nedeniyle işler çok karışık Sabah'ta. Sabah'ın yazıişleri kadrosu İzmir'i ve İzmir ilişkilerini çok iyi bilen insanlardan kurulu. Çoğu eskiden İzmir'de gazetecilik yapıyordu. İzmir ile ilişkileri sürüyor. Onların Pier konusunda daha objektif hareket etmek istedikleri geliyor kulağımıza. Uluç'un köşe yazısının birinci sayfaya taşınmasının ardında, "Dediklerimi yapmazsanız, bavulumu alır, Vatan'a giderim" tehdidi olabilir. Zaten geçen ay yazdığı yazılarda Sabah Gazetesi'ndeki havadan memnun olmadığını sürekli tekrarlıyordu. Sonra bu yazıları kesti. Yoksa Turgay Ciner ile bire bir yaptığı görüşme mi etkili oldu Uluç'un muhalefetten vazgeçmesinde?
3 - Sivil toplum, halk ve Hıncal Uluç. Bir araya gelmesi çok zor görülüyor. Çünkü halk Etiler'de, Boğaz'da yaşamıyor. Sabah Gazetesi plazasında da halkı göremiyoruz. Ertekin'in barına da gitmiyor halk. Sivil toplum kavramı ise Uluç'un lugatında boş bırakılmış. Onun sivil toplumu Hülya Avşar ile Kaya Çilingiroğlu arasında sıkışıp kalmış, gelişemiyor maalesef.
Emekçi destekçisi
Hıncal Uluç'u, Piriştina'ya saldırı "tatmin" etmemiş anlaşılan. Bize de saldırıyor.
"Bayramınız kutlu, mutlu, uğurlu, hayırlı olsun.. Keşke bu bayramı, evlerine birkaç kuruş bayram harçlığı götürmek, sevdiklerine iki parça bayram hediyesi almak için iş yerlerinin açılmasını umutla bekleyen yüzlerce Konak Pier çalışanı da yapabilseydi.. İzmir hainleri başardılar.. Kına yaksınlar.. Onlara destek çıkan sözüm ona "Halk" gazetecileri de... İzmir'de, İstanbul'da, Ankara'da, bu ülkenin her kenti ve kasabasında yüzlerce, binlerce örneği yıllardır açık dururken, sırf inat, sırf hainlik uğruna dünyanın en güzel yapıtlarından birini kapalı tutanları ve onların şakşakçılarını bu millet affetse, bu mübarek günde işte şuraya yazıyorum, Allah affetmez.. Öbür dünyada sorar hesabını..."
Bir anda emekçi dostu olmuş Hıncal Uluç. Tebrik ediyoruz kendisini. Acaba Piriştina'nın tavsiye ettiği doktordan sonra mı değişti? Bilemiyoruz. Sanırım AKP iktidarı da etkili olmuş Uluç'un üstünde. "Allah", "mübarek", tanımlamaları da yer alıyor yazılarında artık.
Tabii huylu huyundan vazgeçmez. Bu kadar önemli ve sosyolojik tanımlamaların altında bir Hülya Avşar yazısı var. "Kimse Hülya Avşar'ın eline su dökemezmiş" Uluç'a göre. Önemli bir yazı. Türkiye'deki jön tartışması, Konak Pier'in açılmaması nedeniyle evine ekmek götüremeyenleri çok ilgilendiriyor. Bizi de. Herkes Hülya Avşar-Kaya Çiligiroğlu ilişkisini tartışıyor Türkiye'de.
Saddam da bundan etkilenmiş. "Aslında Hülya, Bağdat'a gelip benim canlı kalkanım olsa, Türkiye'yi kesinlikle tehdit etmem" diyormuş. NATO'daki çatlağın arkasında da Hülya Avşar'ın aile ilişkisindeki çatlağın etkili olduğu söyleniyor.
Boyner'e selam
Uluç yazısında Cem Boyner'in Konak Pier'e 5.5 milyon dolar yatırım yaptığını, bu nedenle "Bir daha İzmir'e 5 kuruş yatırım yapmam" dediğini belirtiyor. Uluç'un algılama zorluğunun arkasındaki nedeni böylece öğrenmiş olduk. Matematikte zayıf anlaşılan. Daha önce yazdığı yazılarda Pier'in Amerikalı sermayedarının 60 milyon dolar yatırdığını söylüyordu. İçeride ise sadece bir mağaza 5.5 milyon dolar yatırım yapıyor. Ortalama bir hesap ile Konak Pier yakında 1 milyar dolarlık yatırım olacak. Benim hatırladığım, İZMER'in Dinç Bilgin'e 4 yıl önce Konak Pier'in tamamını 4 milyon dolara teklif ettiği, Dinç Bilgin'in ise "Param yok" diyerek vazgeçtiği idi. Yaşanan ekonomik krizi de dikkate alarak, Türkiye'de 1'e 2000 veren böyle bir yatırımın ayrı bir haber konusu olması gerekiyor. Bu arada İngilizce biliyorum. Şu Amerikalı yatırımcı ile ben de şahsen tanışmak istiyorum. Belki bize bu yatırımın gerçek rakamlarını verir. Boyner'in "İzmir'e yatırım yapmam" sözünü de anlamış değilim. Çünkü kendisinin 5 kuruşluk yatırımı yok Pier'de. O, sadece franchising veriyor. Dolayısıyla Pier'in açılmaması nedeniyle parayı kaybeden, bu markayı kiralayan İzmirli aile. Üstelik bir dönem politikaya atılan, Yeni Demokrasi Hareketi ile Türkiye'de hukuk kavramının siyasette savunulması için mücadele eden bir işadamının, hukuk karşıtı düşünce içinde hareket edeceği de ihtimal dışı geliyor bana. Yoksa bu açıklamayı kendilerine göre çevirenler mi hukuk dışı davrananlar?
Son söz Pier'deki mağaza sahiplerine. Burada yatırım yaparak para kaybettiğinizi söylüyor, hukuku savunanları yargılıyorsunuz. O zaman şu sorulara yanıt vermeniz gerekli.
1 - Burada mağaza kiralarken, avukatlarınız Pier'in hukuki durumunu sizlere anlatmadı mı?
2 - Muhatabınız İZMER, size bu konuda yeterli bilgi verdi mi?
3 - Hepinizin avukatları var. Gerekli bilgi almak için neden İZMER dışında farklı bir kuruma başvurmuyor, olayın nedenlerini araştırmıyorsunuz?
HABER EKSPRES 12 - 02 - 2003
Araştırmamıza şu sorulara yanıt arayarak başlayalım...
1 - Uluç, bu saldırılara neden başladı?
2 - Uluç, bu tartışmayı Sabah Gazetesi'nin birinci sayfasına taşımayı nasıl başardı?
3 - Uluç için "halk", "sivil toplum örgütü" tanımlamaları ne ifade ediyor?
Soruların yanıtları aslında kamuoyu tarafından az ya da çok biliniyor.
1 - Konak Pier'deki sinemaların sahipleri İstanbullu. Hıncal Uluç'un poker arkadaşları. Tabii ki poker oynamak suç değil. Biz poker oynamadığımıza göre sinemacılar bizim arkadaşımız olacak değil herhalde.
2 - Sabah Gazetesi'nin patronajında ilginç gelişmeler var. Bu gazeteyi, gazete haline getiren Dinç Bilgin hala künyede. Ancak Sabah'ın mali patronu Turgay Ciner. Tabii grubun devlete olan ve ödeme konusu hala tartışılan 1.5 milyar dolarlık borcu nedeniyle işler çok karışık Sabah'ta. Sabah'ın yazıişleri kadrosu İzmir'i ve İzmir ilişkilerini çok iyi bilen insanlardan kurulu. Çoğu eskiden İzmir'de gazetecilik yapıyordu. İzmir ile ilişkileri sürüyor. Onların Pier konusunda daha objektif hareket etmek istedikleri geliyor kulağımıza. Uluç'un köşe yazısının birinci sayfaya taşınmasının ardında, "Dediklerimi yapmazsanız, bavulumu alır, Vatan'a giderim" tehdidi olabilir. Zaten geçen ay yazdığı yazılarda Sabah Gazetesi'ndeki havadan memnun olmadığını sürekli tekrarlıyordu. Sonra bu yazıları kesti. Yoksa Turgay Ciner ile bire bir yaptığı görüşme mi etkili oldu Uluç'un muhalefetten vazgeçmesinde?
3 - Sivil toplum, halk ve Hıncal Uluç. Bir araya gelmesi çok zor görülüyor. Çünkü halk Etiler'de, Boğaz'da yaşamıyor. Sabah Gazetesi plazasında da halkı göremiyoruz. Ertekin'in barına da gitmiyor halk. Sivil toplum kavramı ise Uluç'un lugatında boş bırakılmış. Onun sivil toplumu Hülya Avşar ile Kaya Çilingiroğlu arasında sıkışıp kalmış, gelişemiyor maalesef.
Emekçi destekçisi
Hıncal Uluç'u, Piriştina'ya saldırı "tatmin" etmemiş anlaşılan. Bize de saldırıyor.
"Bayramınız kutlu, mutlu, uğurlu, hayırlı olsun.. Keşke bu bayramı, evlerine birkaç kuruş bayram harçlığı götürmek, sevdiklerine iki parça bayram hediyesi almak için iş yerlerinin açılmasını umutla bekleyen yüzlerce Konak Pier çalışanı da yapabilseydi.. İzmir hainleri başardılar.. Kına yaksınlar.. Onlara destek çıkan sözüm ona "Halk" gazetecileri de... İzmir'de, İstanbul'da, Ankara'da, bu ülkenin her kenti ve kasabasında yüzlerce, binlerce örneği yıllardır açık dururken, sırf inat, sırf hainlik uğruna dünyanın en güzel yapıtlarından birini kapalı tutanları ve onların şakşakçılarını bu millet affetse, bu mübarek günde işte şuraya yazıyorum, Allah affetmez.. Öbür dünyada sorar hesabını..."
Bir anda emekçi dostu olmuş Hıncal Uluç. Tebrik ediyoruz kendisini. Acaba Piriştina'nın tavsiye ettiği doktordan sonra mı değişti? Bilemiyoruz. Sanırım AKP iktidarı da etkili olmuş Uluç'un üstünde. "Allah", "mübarek", tanımlamaları da yer alıyor yazılarında artık.
Tabii huylu huyundan vazgeçmez. Bu kadar önemli ve sosyolojik tanımlamaların altında bir Hülya Avşar yazısı var. "Kimse Hülya Avşar'ın eline su dökemezmiş" Uluç'a göre. Önemli bir yazı. Türkiye'deki jön tartışması, Konak Pier'in açılmaması nedeniyle evine ekmek götüremeyenleri çok ilgilendiriyor. Bizi de. Herkes Hülya Avşar-Kaya Çiligiroğlu ilişkisini tartışıyor Türkiye'de.
Saddam da bundan etkilenmiş. "Aslında Hülya, Bağdat'a gelip benim canlı kalkanım olsa, Türkiye'yi kesinlikle tehdit etmem" diyormuş. NATO'daki çatlağın arkasında da Hülya Avşar'ın aile ilişkisindeki çatlağın etkili olduğu söyleniyor.
Boyner'e selam
Uluç yazısında Cem Boyner'in Konak Pier'e 5.5 milyon dolar yatırım yaptığını, bu nedenle "Bir daha İzmir'e 5 kuruş yatırım yapmam" dediğini belirtiyor. Uluç'un algılama zorluğunun arkasındaki nedeni böylece öğrenmiş olduk. Matematikte zayıf anlaşılan. Daha önce yazdığı yazılarda Pier'in Amerikalı sermayedarının 60 milyon dolar yatırdığını söylüyordu. İçeride ise sadece bir mağaza 5.5 milyon dolar yatırım yapıyor. Ortalama bir hesap ile Konak Pier yakında 1 milyar dolarlık yatırım olacak. Benim hatırladığım, İZMER'in Dinç Bilgin'e 4 yıl önce Konak Pier'in tamamını 4 milyon dolara teklif ettiği, Dinç Bilgin'in ise "Param yok" diyerek vazgeçtiği idi. Yaşanan ekonomik krizi de dikkate alarak, Türkiye'de 1'e 2000 veren böyle bir yatırımın ayrı bir haber konusu olması gerekiyor. Bu arada İngilizce biliyorum. Şu Amerikalı yatırımcı ile ben de şahsen tanışmak istiyorum. Belki bize bu yatırımın gerçek rakamlarını verir. Boyner'in "İzmir'e yatırım yapmam" sözünü de anlamış değilim. Çünkü kendisinin 5 kuruşluk yatırımı yok Pier'de. O, sadece franchising veriyor. Dolayısıyla Pier'in açılmaması nedeniyle parayı kaybeden, bu markayı kiralayan İzmirli aile. Üstelik bir dönem politikaya atılan, Yeni Demokrasi Hareketi ile Türkiye'de hukuk kavramının siyasette savunulması için mücadele eden bir işadamının, hukuk karşıtı düşünce içinde hareket edeceği de ihtimal dışı geliyor bana. Yoksa bu açıklamayı kendilerine göre çevirenler mi hukuk dışı davrananlar?
Son söz Pier'deki mağaza sahiplerine. Burada yatırım yaparak para kaybettiğinizi söylüyor, hukuku savunanları yargılıyorsunuz. O zaman şu sorulara yanıt vermeniz gerekli.
1 - Burada mağaza kiralarken, avukatlarınız Pier'in hukuki durumunu sizlere anlatmadı mı?
2 - Muhatabınız İZMER, size bu konuda yeterli bilgi verdi mi?
3 - Hepinizin avukatları var. Gerekli bilgi almak için neden İZMER dışında farklı bir kuruma başvurmuyor, olayın nedenlerini araştırmıyorsunuz?
HABER EKSPRES 12 - 02 - 2003
Etiketler:
Yerel Siyaset
11 Şubat 2003 Salı
Viyadükseverler Derneği
İzmir'i Sevenler Platformu üzerine, iki gündür kaleme aldığım yazılar, İzmir'de "tek kişilik sivil toplum örgütleri"ne yönelik ciddi bir tepki olduğunu ortaya koydu. Gelen yazılardan birinde şu ifadeler vardı:
"İzmir'i Sevenler Platformu, gerçekten de ölenler ile ölüme yakın olanların platformundan öteye gidemedi. Sancar Maruflu'nun çaba harcamasına karşılık. O da böyle olmasını istememiştir belki. Ancak, çok açıkça belirttiğiniz gibi hareketin felsefi alt yapısı yok. Kent Müzesi ve arşivi çalışmaları önemli. Sabri Yetkin'in büyük bir özveri ile oluşturmaya çalıştığı tarihi değerde, bir hizmet belki de yarın yerel seçimlerden sonra, rafa kaldırılacak, ya da amacından sapmış bir biçimde işinin uzmanı olmayan siyasal kimlikli ellere geçecek. İzmir Araştırma Merkezi. Ege Üniversitesi bünyesinde olan bu kuruluşun, bir profesörün odasında olduğunu öğrendiğimde, küçük dilimi yutacaktım."
Bir diğer mesajda ise şunlar öne çıkıyor:
"İzmir'i Sevenler Platformu'nun etkinliklerinde, beni rahatsız eden bir yan oldu sürekli. Örneğin, Osman Kibar'ı anma etkinliği. Osman Kibar'ın yaptıklarına bakarak, kentimize iyi hizmet etmiştir demek, nasıl mümkün olacak? Körfezin temizlenmesi için trilyonlarca lira harcadık. Burayı yıllardır kirletenleri, hala iyi sanayiciler olarak alkışlamayı, nasıl içimize sindirebiliyoruz? Yazdığınız gibi, araştırma şart."
Farklı bir mesaj:
"Sancar Maruflu'nun Konak Meydanı konusundaki tavrı, kendisinin atlandığı yolundaki kızgınlıktan kaynaklandığına, kesinlikle katılıyorum. Yaptığı birçok organizasyonda şimdi eleştirdiği Ahmet Piriştina'dan, destek aldığını herkes biliyor. Bu nedenle, sadece eleştirmeye çalışıyor, net bir şekilde üzerine gitmiyor. Piriştina, Konak Meydanı bittiğinde, açılışa Maruflu'yu davet etse, sorun kalmaz ortada."
Sonuncusu ise çok vurucuydu:
"Konak'ta yıllardır Özfatura'nın eseri olarak duran viyadükler var. Şimdi bunlar yıkılsa, eskiyi yad etmekle ünlenen Maruflu, bu viyadüklere de sahip çıkar, 'Gitti, güzelim eski viyadükler, ne yapacağız şimdi' diyebilir. Hatta olayı biraz daha süsleyerek, eski viyadüklerin önünde, bir iki anma töreni bile düzenleyebilir. Yetmedi, bu amaçla Viyadükseverler Derneği bile kurabilir."
Bu mesajları gönderenlerin, genç olmaları gerekiyor tabii ki. Biliyorsunuz, diğer dünyada olanlar, ya da diğer dünyaya yakın duranlar, Sancar Maruflu ile daha kolay iletişim kuruyorlar.
HABER EKSPRES 11 - 02 - 2003
"İzmir'i Sevenler Platformu, gerçekten de ölenler ile ölüme yakın olanların platformundan öteye gidemedi. Sancar Maruflu'nun çaba harcamasına karşılık. O da böyle olmasını istememiştir belki. Ancak, çok açıkça belirttiğiniz gibi hareketin felsefi alt yapısı yok. Kent Müzesi ve arşivi çalışmaları önemli. Sabri Yetkin'in büyük bir özveri ile oluşturmaya çalıştığı tarihi değerde, bir hizmet belki de yarın yerel seçimlerden sonra, rafa kaldırılacak, ya da amacından sapmış bir biçimde işinin uzmanı olmayan siyasal kimlikli ellere geçecek. İzmir Araştırma Merkezi. Ege Üniversitesi bünyesinde olan bu kuruluşun, bir profesörün odasında olduğunu öğrendiğimde, küçük dilimi yutacaktım."
Bir diğer mesajda ise şunlar öne çıkıyor:
"İzmir'i Sevenler Platformu'nun etkinliklerinde, beni rahatsız eden bir yan oldu sürekli. Örneğin, Osman Kibar'ı anma etkinliği. Osman Kibar'ın yaptıklarına bakarak, kentimize iyi hizmet etmiştir demek, nasıl mümkün olacak? Körfezin temizlenmesi için trilyonlarca lira harcadık. Burayı yıllardır kirletenleri, hala iyi sanayiciler olarak alkışlamayı, nasıl içimize sindirebiliyoruz? Yazdığınız gibi, araştırma şart."
Farklı bir mesaj:
"Sancar Maruflu'nun Konak Meydanı konusundaki tavrı, kendisinin atlandığı yolundaki kızgınlıktan kaynaklandığına, kesinlikle katılıyorum. Yaptığı birçok organizasyonda şimdi eleştirdiği Ahmet Piriştina'dan, destek aldığını herkes biliyor. Bu nedenle, sadece eleştirmeye çalışıyor, net bir şekilde üzerine gitmiyor. Piriştina, Konak Meydanı bittiğinde, açılışa Maruflu'yu davet etse, sorun kalmaz ortada."
Sonuncusu ise çok vurucuydu:
"Konak'ta yıllardır Özfatura'nın eseri olarak duran viyadükler var. Şimdi bunlar yıkılsa, eskiyi yad etmekle ünlenen Maruflu, bu viyadüklere de sahip çıkar, 'Gitti, güzelim eski viyadükler, ne yapacağız şimdi' diyebilir. Hatta olayı biraz daha süsleyerek, eski viyadüklerin önünde, bir iki anma töreni bile düzenleyebilir. Yetmedi, bu amaçla Viyadükseverler Derneği bile kurabilir."
Bu mesajları gönderenlerin, genç olmaları gerekiyor tabii ki. Biliyorsunuz, diğer dünyada olanlar, ya da diğer dünyaya yakın duranlar, Sancar Maruflu ile daha kolay iletişim kuruyorlar.
HABER EKSPRES 11 - 02 - 2003
Etiketler:
Yerel Siyaset
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
