Bugün yazma zamanı… Ne yazacağız?
Tabii ki açılışı…
Hani şu yapımı sırasında sığınağı unutulan, büyükşehirde imar ve fen işleri müdürlüklerini karşı karşıya getiren, Gaziemir Semt Garajı açılışını yazacağız…
Kılıçdaroğlu – Erdoğan ortak yapımı İZBAN’da kurdela kesimini de atlamayacağız tabii ki…
Bazı notlarımız olacak bu arada…
Kılıçdaroğlu geldi ve kimse tarafından karşılanmadı. Karşılamada toplam 80 kişi vardı. CHP’lilerin büyük bölümü Alevi mitinginde oldukları için karşılama törenine katılmamışlardı. Aleviler 15 bin kişi toplamayı başarmış… Dönüp Ödemiş’teki çiftçi mitingini yeniden sormak gerekiyor sanırım.
Belki de kimsenin eskisi kadar takatı kalmadı.
Kimin ile konuşsam, aynı söz: “Ne olacağı hiç belli değil. Beklemekten başka çare yok. Kime, nasıl başvuracağımız bile belli değil. Partinin sistemi değişti, uyum sağlamakta zorlanıyoruz.”
İZBAN açılışı tam bir Erdoğan şov haline dönüştü. Uzun uzun konuştu Erdoğan.
Zaten ben başbakan ile böyle bir açılışa birlikte katılmasına hiç de anlam veremedim Kılıçdaroğlu’nun…
Gaziemir açılışında da toplam 1000 kişilik katılım vardı.
Siz ölçün artık başarılı bir açılış mı idi, yoksa hüsran mı…
NOT 1: Karabağlar Belediye Başkanı Sıtkı Kürüm paraya sıkışmış, belediyenin bir arazisini büyükşehire satmış… Gel zaman, git zaman, Kürüm parayı alamıyor… Araştırılıp soruşturuluyor, tabii ki benim tarafımdan… Ortaya şu sonuç çıkıyor… Şehr-i emin buyurmuş, “Parayı Kürüm’e verin. Ancak gıdım gıdım verin de, anlasın Hanya’yı Konya’yı…”
İlahi Kocaoğlu, Kürüm Bitlisli… Nereden bilsin Hanya – Konya ilişkisini… Gerçi sen de Tokatlısın ya…
NOT 2: Torbalı katı atık tesisi için birçok firma ihale peşinde… Ne gereği var ki… Zaten adres belli. İhaleye bir bakınca işin kimlere ve neden gittiği aşikar. Bunları sorgulamak için daha zaman var. Batı’ya mı baksak acaba?
NOT 3: Hatay Caddesi’nin yenilenme ihalesinin, ortalama değerlerin sızdırılması nedeniyle iptalinin arkasında da mı KİK var? Ortalama değerleri dışarı sızdıran kim? Bu kadar yeteneksizlik örneğine bir başka yerde rastlanır bilemem…
NOT 4: Hasan Fehmi Mani CHP Genel Merkezi’nde görülmüş. Sanırım bu dönem milletvekilliğine hazırlanıyor. Bir de İzmir’den aday yaparlar mı?
NOT 5: Migros’un yeni açılan 5 M mağazasını ziyaret eden oldu mu? Bir Arçelik bayii, hayli alan kapatmış. İlgimizi çekti. Sadece o kadar…
NOT 6: Şu ünlü Bornova buz pistinden hiçbir haber yapılmıyor. Maliyeti 100 trilyona ulaşan pist şimdi de mahkemelik. Belediyenin yanlış hesap (!) nedeniyle tevüz ettiği alanların sahipleri kendilerine verilen parayı az bulmuş olacaklar ki, mahkemeye başvurmuş. Sanırım belediyenin ödeyeceği para 170 trilyona yükselecek.
NOT 7: Rıfat Nalbantoğlu çalıştığım kurumu ziyaret etti ve durumum üzerine bir fıkra anlattı. Internet medyası da olsa böyle yakası açılmadık bir fıkrayı yayınlamak mümkün değil. Ancak son kertede şu tespiti yaptı. “İyi ki böyle bir işe başladın ve çok çalışmak zorundasın… Böylece İzmir rahat etti. En azından nefes alabiliyoruz artık…”
Sanırım Nalbantoğlu çok yakında bir gazete, dergi ve televizyon kuracağımızı atladı…
PAUSE HABER: 06 - 03 - 2011
6 Mart 2011 Pazar
1 Mart 2011 Salı
İki opera binamız oluyor
İzmir’in düne kadar uluslararası standartta bir opera binası yoktu…
Karşıyaka Belediyesi bu açığı farketti ve Milli Emlak’ın elinde bulunan bir araziye İzmir’in ilk opera binasını yaptı.
Toplam 6 trilyona malolan binada 675 kişi opera dinleyebilecek.
Son derece modern ve uluslararası standartlara uygun…
Bir iki küçük eksiğin de tamamlanmasından sonra bina en geç bir ay içerisinde açılacak hale getirilecek.
Buraya kadar bir sorun yok.
Sorun daha sonra başlıyor.
Karşıyaka’da, Karşıyaka Belediyesi’nin yaptığı opera binasının 500 metre ilerisine bir başka bina yapılacak. Bu da opera binası…
Kör istedi bir göz, Allah verdi iki göz misali…
İzmir Büyükşehir Belediyesi karar almış ve Karşıyaka’ya yapılan opera binasının 500 metre ilerisine ikinci bir opera binası yapıyor.
Maliyetlerine de bakalım isterseniz.
Karşıyaka Belediyesi’nin yaptığı opera binası tüm iç döşemeleri ile 6 milyon liraya malolmuş.
Büyükşehir Belediyesi’nin opera binası, diğer opera binasından üç misli büyük olacak. Maliyeti de çok fazla değil…
Topu topu 95 milyon liracık…
Üçyol-Üçkuyular metro hattının ilk ihalesinin 90 milyon lira olduğunu düşündüğümüzde sonucun ne olacağına siz karar verin.
Ben bir şey söylemek istemiyorum.
***
Şu ünlü yemek vardı, şehir efsanesi durumuna gelmiş olan…
O yemek sonrası başlayan tartışmalar ışığında mülkiye müfettişleri olaya el attı ve kapsamlı bir soruşturma başlattılar. Soruşturmanın çok dosyalı olduğu kesin. ESHOT durak ihalelerinden tutun, Giraud arazisine kadar birçok konu var soruşturulan.
Bir bölümü devam ediyor soruşturmanın. Ancak biri kesinlik kazandı ve müfettişler durak ihalesi konusu hakkında savcılığa suç duyurusunda bulundular. İki ihale arasındaki maliyet farkı nedeniyle savcılığa intikal etmiş bu soruşturma. Aslında iki ihalenin aynı anda yapılması da bir suç unsuru…
Bu arada bu duraklar kimin?
ESHOT’un mu, belediyenin mi yoksa reklam anlaşmasını yapan şirketin mi?
Bir de millete ikide bir ithal duraklar deyip durmayın. Eğer bu duraklar ithal ise biz bilmeden Bornova ilçesi Türkiye sınırları dışına mı çıkarıldı yoksa…
***
Serdar Öztürk’ün son yazısında ESHOT tarafından yapılan yeni uygulama vardı. Büyükşehir çalışanları dışında ilçe belediyelerdeki memurların pasoları geçersiz sayılıyor artık. Ankara Büyükşehir Belediyesi ise ilçe belediyelerinde çalışan memurlara bu hakkı tanıyor. Sadece kendilerine tanımakla kalmıyor, eşleri ve çocuklarını da bu haktan yararlandırıyor.
CHP İzmir İl Başkanı Tacettin Bayır seçim arifesinde kaşık kaşık toplamaya çalışırken, İzmir Büyükşehir Belediyesi kepçe kepçe dağıtmayı sürdürüyor.
Hakikaten işi zor il yönetiminin. Gerçi 13 Haziran sonrası kimin neden ne kadar sorumlu olacağı konusunda gardlarını almışlardır sanırım.
NOT: Son yapılan otobüs düzenlemesinde engelli vatandaşlar unutuldu mu?
PAUSE HABER 01 - 03 - 2011
Karşıyaka Belediyesi bu açığı farketti ve Milli Emlak’ın elinde bulunan bir araziye İzmir’in ilk opera binasını yaptı.
Toplam 6 trilyona malolan binada 675 kişi opera dinleyebilecek.
Son derece modern ve uluslararası standartlara uygun…
Bir iki küçük eksiğin de tamamlanmasından sonra bina en geç bir ay içerisinde açılacak hale getirilecek.
Buraya kadar bir sorun yok.
Sorun daha sonra başlıyor.
Karşıyaka’da, Karşıyaka Belediyesi’nin yaptığı opera binasının 500 metre ilerisine bir başka bina yapılacak. Bu da opera binası…
Kör istedi bir göz, Allah verdi iki göz misali…
İzmir Büyükşehir Belediyesi karar almış ve Karşıyaka’ya yapılan opera binasının 500 metre ilerisine ikinci bir opera binası yapıyor.
Maliyetlerine de bakalım isterseniz.
Karşıyaka Belediyesi’nin yaptığı opera binası tüm iç döşemeleri ile 6 milyon liraya malolmuş.
Büyükşehir Belediyesi’nin opera binası, diğer opera binasından üç misli büyük olacak. Maliyeti de çok fazla değil…
Topu topu 95 milyon liracık…
Üçyol-Üçkuyular metro hattının ilk ihalesinin 90 milyon lira olduğunu düşündüğümüzde sonucun ne olacağına siz karar verin.
Ben bir şey söylemek istemiyorum.
***
Şu ünlü yemek vardı, şehir efsanesi durumuna gelmiş olan…
O yemek sonrası başlayan tartışmalar ışığında mülkiye müfettişleri olaya el attı ve kapsamlı bir soruşturma başlattılar. Soruşturmanın çok dosyalı olduğu kesin. ESHOT durak ihalelerinden tutun, Giraud arazisine kadar birçok konu var soruşturulan.
Bir bölümü devam ediyor soruşturmanın. Ancak biri kesinlik kazandı ve müfettişler durak ihalesi konusu hakkında savcılığa suç duyurusunda bulundular. İki ihale arasındaki maliyet farkı nedeniyle savcılığa intikal etmiş bu soruşturma. Aslında iki ihalenin aynı anda yapılması da bir suç unsuru…
Bu arada bu duraklar kimin?
ESHOT’un mu, belediyenin mi yoksa reklam anlaşmasını yapan şirketin mi?
Bir de millete ikide bir ithal duraklar deyip durmayın. Eğer bu duraklar ithal ise biz bilmeden Bornova ilçesi Türkiye sınırları dışına mı çıkarıldı yoksa…
***
Serdar Öztürk’ün son yazısında ESHOT tarafından yapılan yeni uygulama vardı. Büyükşehir çalışanları dışında ilçe belediyelerdeki memurların pasoları geçersiz sayılıyor artık. Ankara Büyükşehir Belediyesi ise ilçe belediyelerinde çalışan memurlara bu hakkı tanıyor. Sadece kendilerine tanımakla kalmıyor, eşleri ve çocuklarını da bu haktan yararlandırıyor.
CHP İzmir İl Başkanı Tacettin Bayır seçim arifesinde kaşık kaşık toplamaya çalışırken, İzmir Büyükşehir Belediyesi kepçe kepçe dağıtmayı sürdürüyor.
Hakikaten işi zor il yönetiminin. Gerçi 13 Haziran sonrası kimin neden ne kadar sorumlu olacağı konusunda gardlarını almışlardır sanırım.
NOT: Son yapılan otobüs düzenlemesinde engelli vatandaşlar unutuldu mu?
PAUSE HABER 01 - 03 - 2011
Etiketler:
Yerel Siyaset
22 Şubat 2011 Salı
Herkes endişeli
Bugün farklı bir pencereden bakalım…
Konu Ortadoğu’da patlayan kriz… Daha doğrusu halk kalkışması ya da intifada…
Önce Tunus, sonra Mısır ardından Bahreyn ve son olarak Libya…
Burada değişen Ortadoğu coğrafyası söz konusu…
Aslında şanslı bir kuşağız…
Sovyetler Birliği’nin dağılması sürecini ve Doğu Bloku’nun sisteme entegrasyonunu birlikte yaşadık.
Şimdi de Ortadoğu’yu izliyoruz… Belki Çin’e kadar ulaşacak yeni bir domino etkisini birlikte gözlemleyeceğiz.
İsrail’in ne olacağını, İran’daki yapının devam edip etmeyeceğini de öğreneceğiz.
Bu süreçte Türkiye nerede duruyor?
Türkiye’yi Türkiye dışında olanlar ile konuşmak gerekliydi.
Çünkü bize sunulan belli…
Biz önümüzdeki 10 yıl içinde Ortadoğu’nun hakimi olacağız. Yeni Osmanlıcılık vs…
Herşey bu kadar toz pembe mi?
Yunanistan Dışişleri Bakanlığı’ndan bazı yetkililer ile görüştüm.
Öncelikle vurgulamak gerekiyor ki, Türkiye’nin oynadığı alanlarda özellikle ekonomik açıdan Yunanistan zaten var… Ürdün’de var, Mısır’da var, Libya’da var…
Onlar da gelişmeleri sıkı şekilde takip ediyorlar.
Yunanistan’ın düştüğü ekonomik krizden çıkış noktası olarak bile görüyorlar, Ortadoğu’nun yenileşmeye uygun pazarından daha fazla pay çıkartarak…
Bunun için Türkiye ile ilişkilerini derinleştirmek ve geliştirmek zorundalar. Çünkü Müslüman yapılar ile ilişkileri açısından Türkiye ile yürümek onların da işlerine geliyor.
Her ne kadar İsrail konusunda farklı adım atsalar, büyüyen İsrail-Türkiye çatışmasında ABD ile yan yana durarak mesaj verseler de Yunanistan’ın bölgede yeniden harekete geçebilmesi için Türkiye’ye ihtiyacı var.
Peki Türkiye ne yapar?
İşte o da net değil. Ancak görünen o ki, Türk hükümeti özellikle seçim öncesi attığı adımlar ile Ortadoğu kartından oy kazanacak.
***
Bekledim, bekledim… Hatta çok bekledim.
Ancak yazan çıkmadı…
Bilinmiyor da yazılmamış değil…
Tam tersi çok iyi biliniyordu…
Büyükşehrin 4. katında koridorda millet birbirine giriyor, müdür ile mühendis kavga ediyor, iş karakola düşüyor, kişiler birbirlerinden davacı oluyor.
İzmir Büyükşehir Belediyesi Park ve Bahçeler Daire Başkanı Ziya Çavdar’dan söz ediyorum… Birçok müdür ile sürtüşen Çavdar sonunda işi koridorda kavgaya kadar dayandırmış. Hem de mesai saatinde.
31 Ocak 2011 tarihli karakol tutanağında bu durum açık ve seçik not edilmiş.
Sayın Çavdar da yakın görüştüğü başkanı Kocaoğlu’na mı benzemeye çalışıyor, anlamadım. Büyükşehri takip eden muhabir arkadaşların bu konuyu gündeme taşımamaları da ilginç… Yoksa o saatte hepsi çay partisine mi gittiler?
***
Büyükşehir Belediyesi’nin spor kulübü üzerine yazmadığımı zannetmeyin.
Neden bu kulüpte sadece bir iki spor dalına özel önem verilmeye başlandı?
Servis işlerini yapan firma neden değiştirildi?
Bu işte kimler rol oynadı?
PAUSE HABER: 22 - 02 - 2011
Konu Ortadoğu’da patlayan kriz… Daha doğrusu halk kalkışması ya da intifada…
Önce Tunus, sonra Mısır ardından Bahreyn ve son olarak Libya…
Burada değişen Ortadoğu coğrafyası söz konusu…
Aslında şanslı bir kuşağız…
Sovyetler Birliği’nin dağılması sürecini ve Doğu Bloku’nun sisteme entegrasyonunu birlikte yaşadık.
Şimdi de Ortadoğu’yu izliyoruz… Belki Çin’e kadar ulaşacak yeni bir domino etkisini birlikte gözlemleyeceğiz.
İsrail’in ne olacağını, İran’daki yapının devam edip etmeyeceğini de öğreneceğiz.
Bu süreçte Türkiye nerede duruyor?
Türkiye’yi Türkiye dışında olanlar ile konuşmak gerekliydi.
Çünkü bize sunulan belli…
Biz önümüzdeki 10 yıl içinde Ortadoğu’nun hakimi olacağız. Yeni Osmanlıcılık vs…
Herşey bu kadar toz pembe mi?
Yunanistan Dışişleri Bakanlığı’ndan bazı yetkililer ile görüştüm.
Öncelikle vurgulamak gerekiyor ki, Türkiye’nin oynadığı alanlarda özellikle ekonomik açıdan Yunanistan zaten var… Ürdün’de var, Mısır’da var, Libya’da var…
Onlar da gelişmeleri sıkı şekilde takip ediyorlar.
Yunanistan’ın düştüğü ekonomik krizden çıkış noktası olarak bile görüyorlar, Ortadoğu’nun yenileşmeye uygun pazarından daha fazla pay çıkartarak…
Bunun için Türkiye ile ilişkilerini derinleştirmek ve geliştirmek zorundalar. Çünkü Müslüman yapılar ile ilişkileri açısından Türkiye ile yürümek onların da işlerine geliyor.
Her ne kadar İsrail konusunda farklı adım atsalar, büyüyen İsrail-Türkiye çatışmasında ABD ile yan yana durarak mesaj verseler de Yunanistan’ın bölgede yeniden harekete geçebilmesi için Türkiye’ye ihtiyacı var.
Peki Türkiye ne yapar?
İşte o da net değil. Ancak görünen o ki, Türk hükümeti özellikle seçim öncesi attığı adımlar ile Ortadoğu kartından oy kazanacak.
***
Bekledim, bekledim… Hatta çok bekledim.
Ancak yazan çıkmadı…
Bilinmiyor da yazılmamış değil…
Tam tersi çok iyi biliniyordu…
Büyükşehrin 4. katında koridorda millet birbirine giriyor, müdür ile mühendis kavga ediyor, iş karakola düşüyor, kişiler birbirlerinden davacı oluyor.
İzmir Büyükşehir Belediyesi Park ve Bahçeler Daire Başkanı Ziya Çavdar’dan söz ediyorum… Birçok müdür ile sürtüşen Çavdar sonunda işi koridorda kavgaya kadar dayandırmış. Hem de mesai saatinde.
31 Ocak 2011 tarihli karakol tutanağında bu durum açık ve seçik not edilmiş.
Sayın Çavdar da yakın görüştüğü başkanı Kocaoğlu’na mı benzemeye çalışıyor, anlamadım. Büyükşehri takip eden muhabir arkadaşların bu konuyu gündeme taşımamaları da ilginç… Yoksa o saatte hepsi çay partisine mi gittiler?
***
Büyükşehir Belediyesi’nin spor kulübü üzerine yazmadığımı zannetmeyin.
Neden bu kulüpte sadece bir iki spor dalına özel önem verilmeye başlandı?
Servis işlerini yapan firma neden değiştirildi?
Bu işte kimler rol oynadı?
PAUSE HABER: 22 - 02 - 2011
Etiketler:
Yerel Siyaset
18 Şubat 2011 Cuma
İlk günden eleştirmek olmaz…
CHP Genel Merkezi’ne bu sütundan teşekkür etmek istiyorum.
Bu aşamada gazetecilik açısından iş yapacak çok ilginç bir ismi il başkanı olarak atadı… Tacettin Bayır…
Birkaç kişi bana telefon edip, “Biz bu zatı iyi tanımıyoruz, nasıldır” diye sorunca şaşırdım açıkçası…
Konak’ta CHP siyaseti yapanlar iyi tanır aslında.
Demek ki İzmir genelinde bir tanınmama sorunu var CHP’nin yeni il başkanının…
Ortada iki hatta üç önemli sorun var.
Birincisi Tacettin Bayır’ın atanmasında etkili olan yapı ve isimler…
Bir grup CHP’li Mustafa Moroğlu ismini ortaya atan Yüksel-Kocaoğlu ikilisinin aslında arka planda Bayır’ı hazırladıklarına, Moroğlu kartından sonra Bayır kartını öne sürdüklerine inanıyor.
Ben aynı fikirde değilim.
Tamam İTO’da turuncu devrime öncülük yapan ve Alaattin Yüksel ile çalışan bir isimdi Bayır. Ancak konu il başkanlığı olunca Yüksel-Kocaoğlu ikilisi tarafından destek görmedi. Üstelik Yüksel-Kocaoğlu ikilisinin birinci kart - ikinci kart gibi çoktan seçmeli ve pokere benzeri bir oyunu oynayacak kapasitede oldukları şüpheli…
Kaldı ki, Alaattin Yüksel’in Bayır’ı arayıp, ”Neden aday oluyorsun, çekil kenara” dediğini sağır sultan bile duydu.
İlçe belediye başkanlarından da destek almadı Bayır.
O zaman kim devreye girdi ve Bayır’ı bu noktaya taşıdı?
Bunun yanıtını şimdilik kimse veremiyor.
Bayır “Ben Kılıçdaroğlu’nun adayıyım” diyor da, Kılıçdaroğlu istareye mi yattı da bu ismi önerdi…
İkincisi Bayır’ın il başkanlığı noktasında yaptığı açıklamalar. Tüzük gereği Bayır il başkanı atanmıyor, yönetim kurulu üyeliğine getiriliyor. Ardından hâlihazırdaki yönetim toplanacak ve Tacettin Bayır’ın oy birliği ile il başkanı olmasına karar verecek.
44. Madde çok açık…
“Ben kendi yönetimim ile çalışırım” diyerek il yönetiminin istifasını istemeye hazırlanan biri nasıl olacak da değiştirmeyi planladığı il yönetiminden il başkanlığı vizesi alacak?
Bildiğim kadarıyla il yönetiminde bu işleri iyi bilen, tüzüğü ezberlemiş, Önder Sav’ın rahlesinden geçmiş hayli isim var.
Bayır ile şimdiki il yönetimi arasındaki ilişki nasıl şekillenecek?
Bunu önümüzdeki günlerde göreceğiz…
Üçüncü nokta ise Bayır’ın son 10 yıldaki duruşu…
İlk günden eleştirmek istemem. İnsanlara biraz zaman tanımak gerekiyor.
Ancak 2002 seçimlerinden önceki aday belirlemede aday adayı olduğu halde sıralamaya giremediği için “CHP’de Bermuda Şeytan Üçgeni: Baykal, Sav Yüksel” sloganını CHP İzmir’de seslendiren de Bayır.
2007 aday adayları belirleme sürecinde, kiraladığı Bergama vapurunda delegeye kokteyl veren ve “Deniz ile buluşmaya geldik” sloganının üreten de Bayır.
Bugün ise “En büyük Kılıçdaroğlu, başka büyük yok” sloganına bağlanmış durumda. Kendisini ziyaret edenlere, “İzmir’de kimse ile uzlaşmam. Beni buraya atayan Kılıçdaroğlu’nun kendisi. Sadece ona bağlıyım” diyecek kadar da netleşmiş...
Ancak çok istediği milletvekilliğini bir dönem daha ertelemek zorunda kalacak…
NOT 1: Bir cenaze namazında karşılaştım Aziz Kocaoğlu ile… Nedense çok yalnızdı…
NOT 2: Mustafa Moroğlu tutmayınca Alaattin Yüksel-Aziz Kocaoğlu ikilisinin genel merkezde ileri sürdükleri ikinci isim kimdi? Tahmin bile edemezsiniz.
Maalesef Nebil Özgentürk…
PAUSE HABER: 18 - 01 - 2011
Bu aşamada gazetecilik açısından iş yapacak çok ilginç bir ismi il başkanı olarak atadı… Tacettin Bayır…
Birkaç kişi bana telefon edip, “Biz bu zatı iyi tanımıyoruz, nasıldır” diye sorunca şaşırdım açıkçası…
Konak’ta CHP siyaseti yapanlar iyi tanır aslında.
Demek ki İzmir genelinde bir tanınmama sorunu var CHP’nin yeni il başkanının…
Ortada iki hatta üç önemli sorun var.
Birincisi Tacettin Bayır’ın atanmasında etkili olan yapı ve isimler…
Bir grup CHP’li Mustafa Moroğlu ismini ortaya atan Yüksel-Kocaoğlu ikilisinin aslında arka planda Bayır’ı hazırladıklarına, Moroğlu kartından sonra Bayır kartını öne sürdüklerine inanıyor.
Ben aynı fikirde değilim.
Tamam İTO’da turuncu devrime öncülük yapan ve Alaattin Yüksel ile çalışan bir isimdi Bayır. Ancak konu il başkanlığı olunca Yüksel-Kocaoğlu ikilisi tarafından destek görmedi. Üstelik Yüksel-Kocaoğlu ikilisinin birinci kart - ikinci kart gibi çoktan seçmeli ve pokere benzeri bir oyunu oynayacak kapasitede oldukları şüpheli…
Kaldı ki, Alaattin Yüksel’in Bayır’ı arayıp, ”Neden aday oluyorsun, çekil kenara” dediğini sağır sultan bile duydu.
İlçe belediye başkanlarından da destek almadı Bayır.
O zaman kim devreye girdi ve Bayır’ı bu noktaya taşıdı?
Bunun yanıtını şimdilik kimse veremiyor.
Bayır “Ben Kılıçdaroğlu’nun adayıyım” diyor da, Kılıçdaroğlu istareye mi yattı da bu ismi önerdi…
İkincisi Bayır’ın il başkanlığı noktasında yaptığı açıklamalar. Tüzük gereği Bayır il başkanı atanmıyor, yönetim kurulu üyeliğine getiriliyor. Ardından hâlihazırdaki yönetim toplanacak ve Tacettin Bayır’ın oy birliği ile il başkanı olmasına karar verecek.
44. Madde çok açık…
“Ben kendi yönetimim ile çalışırım” diyerek il yönetiminin istifasını istemeye hazırlanan biri nasıl olacak da değiştirmeyi planladığı il yönetiminden il başkanlığı vizesi alacak?
Bildiğim kadarıyla il yönetiminde bu işleri iyi bilen, tüzüğü ezberlemiş, Önder Sav’ın rahlesinden geçmiş hayli isim var.
Bayır ile şimdiki il yönetimi arasındaki ilişki nasıl şekillenecek?
Bunu önümüzdeki günlerde göreceğiz…
Üçüncü nokta ise Bayır’ın son 10 yıldaki duruşu…
İlk günden eleştirmek istemem. İnsanlara biraz zaman tanımak gerekiyor.
Ancak 2002 seçimlerinden önceki aday belirlemede aday adayı olduğu halde sıralamaya giremediği için “CHP’de Bermuda Şeytan Üçgeni: Baykal, Sav Yüksel” sloganını CHP İzmir’de seslendiren de Bayır.
2007 aday adayları belirleme sürecinde, kiraladığı Bergama vapurunda delegeye kokteyl veren ve “Deniz ile buluşmaya geldik” sloganının üreten de Bayır.
Bugün ise “En büyük Kılıçdaroğlu, başka büyük yok” sloganına bağlanmış durumda. Kendisini ziyaret edenlere, “İzmir’de kimse ile uzlaşmam. Beni buraya atayan Kılıçdaroğlu’nun kendisi. Sadece ona bağlıyım” diyecek kadar da netleşmiş...
Ancak çok istediği milletvekilliğini bir dönem daha ertelemek zorunda kalacak…
NOT 1: Bir cenaze namazında karşılaştım Aziz Kocaoğlu ile… Nedense çok yalnızdı…
NOT 2: Mustafa Moroğlu tutmayınca Alaattin Yüksel-Aziz Kocaoğlu ikilisinin genel merkezde ileri sürdükleri ikinci isim kimdi? Tahmin bile edemezsiniz.
Maalesef Nebil Özgentürk…
PAUSE HABER: 18 - 01 - 2011
Etiketler:
Yerel Siyaset
15 Şubat 2011 Salı
Yüksel 10. sıraya konulsun
CHP Genel Başkan Yardımcısı (Tefrişten Sorumlu) Alaattin Yüksel önemli açıklamalarda bulunmuş, CHP’nin İzmir’de genel seçimlerde yüzde 70 oy alacağını iddia etmiş.
Hangi matematik bilgisi ile yüzde 70 oy potansiyeline ulaşılmış; bilemiyorum.
Ortada bazı gerçekler var.
1 – CHP’nin son yerel seçimlerde aldığı oy büyükşehir bazında yüzde 56… Kocaoğlu bu oy potansiyeline ulaştıktan sonra havalanmış, “Efsane başkan Piriştina’dan daha çok oy aldım” demişti.
2 – Aynı seçimde AKP Taha Aksoy’un adaylığında yüzde 30 oy almıştı.
3 – MHP adayı Musavvat Dervişoğlu bazı oyların CHP’ye gitmesine rağmen yerel seçimlerde yüzde 7 oy almıştı.
4 – 2007 genel seçimlerinde CHP’nin oyu yüzde 35 civarında idi.
5 – 2007 genel seçimlerinde AKP’nin oyu Yüzde 30 civarındaydı.
6 – Aynı genel seçimlerde MHP yüzde 14, Genç Parti yüzde 7.5, Demokrat Parti yüzde 5, bağımsızlar yani Kürtler yüzde 4 oy almıştı. İktidar ve ana muhalefet partisi dışında tüm partilerin toplam oyu 35 civarındaydı…
7 – Son referandumda AKP’nin evetleri yüzde 37 civarında…
8 – Son referandumda, CHP, MHP ve diğer tüm muhalif partilerin toplam oyu yüzde 63…
Bu tabloya bakınca ortada bir matematik dehası ortaya çıkıyor…
CHP’nin İzmir’de yüzde 70 alması için bu CHP dışındaki tüm muhalif partilere oy vereceklerin Yunanistan’daki seçimlerde oy kullanmaları gerekecek.
Böylece CHP İzmir’de birinci bölgeden 10, ikinci bölgeden 10 milletvekili çıkarabilir.
Eğer Alaattin Yüksel kendinden bu kadar emin ise birinci bölgeden 10. sıraya konulsun aday olarak. Şahsen eski bir il başkanı ve günümüzün genel başkan yardımcısı ve dahi CHP’nin İzmir’de yüzde 70 alacağını garanti eden biri olarak bu sıraya yakışır.
İkinci bölgede 10. sıra milletvekili adayımı söylememe gerek yok sanırım.
Kendisi Bornova’dan…
O da İzmir’i peşinden sürükleyecek biri olarak CHP oylarını yüzde 70’e çekecektir.
Kimden mi bahsediyorum…
Tabii ki kadim dostum Aziz Kocaoğlu’ndan…
Aziz Kocaoğlu’nun milletvekili yapılması halinde önümüzün açılacağı kesin.
İşte belki o zaman İzmirliler, “Çok iyi 10. sırada bulunan Aziz Kocaoğlu’nu milletvekili yapalım da kurtulalım” diye düşünerek CHP’yi yüzde 70’lere taşıyabilirler.
Vallahi ben bile oy veririm gururla…
NOT 1: Bir ilçe belediye başkanının kafasına silah dayanmış diye bir duyum geldi tarafıma… Durum bu kadar vahim ise bilelim. Neredeyiz biz? Teksas’ta mı?
NOT 2: Ersu Hızır’ı gören ve duyan var mı? Ferda Eser’e ne oldu? Görevine dönüyor mu? Döner ise kimler ile çalışacak?
NOT 3: Abdürrezzak Erten yeni genel başkanı ile yakın ilişkiye geçme derdinde… Partisinin grup toplantısında, bir taraftan Kılıçdaroğlu’nun elini sıkarken diğer taraftan hemen arkasındaki koltuğa oturarak bir sonraki dönemde koltuğunu garanti altına almak için harekete geçmiş. Bakalım bu kadar çaba kendisine yetecek mi?
NOT 4: Sayın İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, gece Kordon'u Gündoğdu'dan Alsancak Vapur İskelesi'ne doğru tek başına yürüyerek "Buranın tek hakimi benim" mesajı mı vermek istiyorsunuz? CHP İzmir İl Başkanı Tacettin Bayır'a "Ben buradayken sen Kordon'da ne sorunu çözersin" mi demek istiyorsunuz? Ama vatandaşlar balkonlarından sizi takip ediyorlar. Geçtiğiniz yerlerde apartmanların kiriş kapıları, kaldırıma parketmiş arabalar tarafından kapatılmış, kentin ana arterleri trafik içinde boğulmuş, siz hala "Ben imparatorum" diye mi dolaşıyorsunuz?
PAUSE HABER: 15 - 02 - 2011
Hangi matematik bilgisi ile yüzde 70 oy potansiyeline ulaşılmış; bilemiyorum.
Ortada bazı gerçekler var.
1 – CHP’nin son yerel seçimlerde aldığı oy büyükşehir bazında yüzde 56… Kocaoğlu bu oy potansiyeline ulaştıktan sonra havalanmış, “Efsane başkan Piriştina’dan daha çok oy aldım” demişti.
2 – Aynı seçimde AKP Taha Aksoy’un adaylığında yüzde 30 oy almıştı.
3 – MHP adayı Musavvat Dervişoğlu bazı oyların CHP’ye gitmesine rağmen yerel seçimlerde yüzde 7 oy almıştı.
4 – 2007 genel seçimlerinde CHP’nin oyu yüzde 35 civarında idi.
5 – 2007 genel seçimlerinde AKP’nin oyu Yüzde 30 civarındaydı.
6 – Aynı genel seçimlerde MHP yüzde 14, Genç Parti yüzde 7.5, Demokrat Parti yüzde 5, bağımsızlar yani Kürtler yüzde 4 oy almıştı. İktidar ve ana muhalefet partisi dışında tüm partilerin toplam oyu 35 civarındaydı…
7 – Son referandumda AKP’nin evetleri yüzde 37 civarında…
8 – Son referandumda, CHP, MHP ve diğer tüm muhalif partilerin toplam oyu yüzde 63…
Bu tabloya bakınca ortada bir matematik dehası ortaya çıkıyor…
CHP’nin İzmir’de yüzde 70 alması için bu CHP dışındaki tüm muhalif partilere oy vereceklerin Yunanistan’daki seçimlerde oy kullanmaları gerekecek.
Böylece CHP İzmir’de birinci bölgeden 10, ikinci bölgeden 10 milletvekili çıkarabilir.
Eğer Alaattin Yüksel kendinden bu kadar emin ise birinci bölgeden 10. sıraya konulsun aday olarak. Şahsen eski bir il başkanı ve günümüzün genel başkan yardımcısı ve dahi CHP’nin İzmir’de yüzde 70 alacağını garanti eden biri olarak bu sıraya yakışır.
İkinci bölgede 10. sıra milletvekili adayımı söylememe gerek yok sanırım.
Kendisi Bornova’dan…
O da İzmir’i peşinden sürükleyecek biri olarak CHP oylarını yüzde 70’e çekecektir.
Kimden mi bahsediyorum…
Tabii ki kadim dostum Aziz Kocaoğlu’ndan…
Aziz Kocaoğlu’nun milletvekili yapılması halinde önümüzün açılacağı kesin.
İşte belki o zaman İzmirliler, “Çok iyi 10. sırada bulunan Aziz Kocaoğlu’nu milletvekili yapalım da kurtulalım” diye düşünerek CHP’yi yüzde 70’lere taşıyabilirler.
Vallahi ben bile oy veririm gururla…
NOT 1: Bir ilçe belediye başkanının kafasına silah dayanmış diye bir duyum geldi tarafıma… Durum bu kadar vahim ise bilelim. Neredeyiz biz? Teksas’ta mı?
NOT 2: Ersu Hızır’ı gören ve duyan var mı? Ferda Eser’e ne oldu? Görevine dönüyor mu? Döner ise kimler ile çalışacak?
NOT 3: Abdürrezzak Erten yeni genel başkanı ile yakın ilişkiye geçme derdinde… Partisinin grup toplantısında, bir taraftan Kılıçdaroğlu’nun elini sıkarken diğer taraftan hemen arkasındaki koltuğa oturarak bir sonraki dönemde koltuğunu garanti altına almak için harekete geçmiş. Bakalım bu kadar çaba kendisine yetecek mi?
NOT 4: Sayın İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, gece Kordon'u Gündoğdu'dan Alsancak Vapur İskelesi'ne doğru tek başına yürüyerek "Buranın tek hakimi benim" mesajı mı vermek istiyorsunuz? CHP İzmir İl Başkanı Tacettin Bayır'a "Ben buradayken sen Kordon'da ne sorunu çözersin" mi demek istiyorsunuz? Ama vatandaşlar balkonlarından sizi takip ediyorlar. Geçtiğiniz yerlerde apartmanların kiriş kapıları, kaldırıma parketmiş arabalar tarafından kapatılmış, kentin ana arterleri trafik içinde boğulmuş, siz hala "Ben imparatorum" diye mi dolaşıyorsunuz?
PAUSE HABER: 15 - 02 - 2011
Etiketler:
Yerel Siyaset
6 Şubat 2011 Pazar
Şenlik şimdi başlıyor
Bir şenlik, bir şenlik ki sormayın…
Emeğe saygı şenliği, çalgılı çulgulu… Ardından seçim startı toplantısı…
Ne güzel…
“Başkanım bize 5 bin kişilik salon yap” talebi…
Sanki “Başkanım bizi diskoya götür” der gibi…
Aman kalsın… Sonra o salon da 100 trilyona çıkar. Yanlış ölçüm yapılır, birilerinin arazisine girilir… Adamlar dava açar kazanır. 10 trilyonluk iş çıkar size 100 trilyona…
Üstelik talepte bulunan CHP İzmir İl Başkanı Tacettin Bayır ile İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun arası hiç de iyi değil. Dolayısıyla Aziz Kocaoğlu’nun böyle bir salon yapma düşüncesi bile olsa, Bayır istedi diye yapmayacağı da açık…
Geçtiğimiz günlerde ciddi kavga ettiklerini büyükşehir sınırları içinde yaşayan herkes biliyor.
Konu Kordon’daki tente sorunu…
Tacettin Bayır “Kordon’daki sorunu ben çözeceğim” dediği gün tespitimi yapmıştım. “Eğer birileri yüzde 56 oy aldığı için Kaf Dağı’nda kendine yer edinen Aziz Kocaoğlu’nun işine burnunu sokarsa, Kocaoğlu dişlerini hemen gösterir” diye…
Daha birinci gün sonuç ortada…
Seçim startı toplantısına karşıdan baktığınızda içerideki kaosu çok net biçimde görüyorsunuz…
Bir zamanların ünlü ekibi toplantıya bile katılmadı.
İl yönetiminde daha şimdiden gruplaşma başladı.
Doğrudan Bayır’a bağlı olanlar… Doğrudan Alaattin Yüksel’e bağlı olanlar şeklinde…
Tefrişattan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olsa da Alaattin Yüksel bir Genel Başkan Yardımcısı. Üstelik İzmir’in tek ismi… Seçim startında İl Başkanı ve Büyükşehir Belediye Başkanı konuşuyor da neden Yüksel konuşmuyor bir anlam veremedim.
Üstelik dışarıdan törene katılan CHP Genel Başkan Yardımcısı Volkan Canalioğlu bile konuşma yaptı…
Salonda gözler çok aradı Yüksel’i… Bir geldi, sonra ortadan kayboldu…
Kocaoğlu o kadar konuştu ki, “millet bitse de gitsek” moduna girmişti.
Belediye başkanlarının çoğu protokolde ayakta kaldı.
Ayakta kalanların ya da kaldırılanların başkanların dikkat etmeleri gerekiyor, bir sonraki dönem için…
İl yönetiminden hoşnut olmayanların sayısı hayli fazla… Gerçi şimdilik kimse bu konunun üzerine gitmiyor. Nedeni açık.
“Bir açıklama yaparız, saflar sertleşir. Genel seçimlerde ortaya çıkacak başarısızlığı bize mal ederler.”
Tabii bunlar bugünün tespitleri… Yarın tüm bu sürecin alt üst edilmesi de mümkün…
Benim gördüğüm tek gerçek var. Alaattin Yüksel – Kocaoğlu ekibi birileri ile kavga edecek. Bu Sav ekibi olabilir, Bayır grubu olabilir, bu yapıların dışında kalanlar olabilir ve tabii ki Gürsel Tekin olabilir.
Gürsel Tekin ile Alaattin Yüksel’in aralarının hiç de iyi olmadığını sağır sultan bile biliyor.
Seçim startı toplantısında bir tek şeyi beğendim. O da CHP İzmir İl Başkanı Tacettin Bayır’ın milletvekili adaylarının belirlenmesinde İzmir’de ön seçim istemesini…
Bu yapı ile ne kadar doğrudur yanlıştır tartışılır. Ancak Bayır en azından daha önce söylediklerinin arkasında.
İzmir’de ön seçim olması halinde çok farklı bir yapının ortaya çıkacağı da açık. Yalnız öyle 1 – 3 – 5 merkez yoklama falan değil. Birinci sıradan 13. sıraya kadar herkes üye bazında, hakim huzurunda ön seçime girsin… Görelim o zaman kim örgütün gerçek desteğini alıyor.
PAUSE HABER: 06 - 02 - 2011
Emeğe saygı şenliği, çalgılı çulgulu… Ardından seçim startı toplantısı…
Ne güzel…
“Başkanım bize 5 bin kişilik salon yap” talebi…
Sanki “Başkanım bizi diskoya götür” der gibi…
Aman kalsın… Sonra o salon da 100 trilyona çıkar. Yanlış ölçüm yapılır, birilerinin arazisine girilir… Adamlar dava açar kazanır. 10 trilyonluk iş çıkar size 100 trilyona…
Üstelik talepte bulunan CHP İzmir İl Başkanı Tacettin Bayır ile İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun arası hiç de iyi değil. Dolayısıyla Aziz Kocaoğlu’nun böyle bir salon yapma düşüncesi bile olsa, Bayır istedi diye yapmayacağı da açık…
Geçtiğimiz günlerde ciddi kavga ettiklerini büyükşehir sınırları içinde yaşayan herkes biliyor.
Konu Kordon’daki tente sorunu…
Tacettin Bayır “Kordon’daki sorunu ben çözeceğim” dediği gün tespitimi yapmıştım. “Eğer birileri yüzde 56 oy aldığı için Kaf Dağı’nda kendine yer edinen Aziz Kocaoğlu’nun işine burnunu sokarsa, Kocaoğlu dişlerini hemen gösterir” diye…
Daha birinci gün sonuç ortada…
Seçim startı toplantısına karşıdan baktığınızda içerideki kaosu çok net biçimde görüyorsunuz…
Bir zamanların ünlü ekibi toplantıya bile katılmadı.
İl yönetiminde daha şimdiden gruplaşma başladı.
Doğrudan Bayır’a bağlı olanlar… Doğrudan Alaattin Yüksel’e bağlı olanlar şeklinde…
Tefrişattan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olsa da Alaattin Yüksel bir Genel Başkan Yardımcısı. Üstelik İzmir’in tek ismi… Seçim startında İl Başkanı ve Büyükşehir Belediye Başkanı konuşuyor da neden Yüksel konuşmuyor bir anlam veremedim.
Üstelik dışarıdan törene katılan CHP Genel Başkan Yardımcısı Volkan Canalioğlu bile konuşma yaptı…
Salonda gözler çok aradı Yüksel’i… Bir geldi, sonra ortadan kayboldu…
Kocaoğlu o kadar konuştu ki, “millet bitse de gitsek” moduna girmişti.
Belediye başkanlarının çoğu protokolde ayakta kaldı.
Ayakta kalanların ya da kaldırılanların başkanların dikkat etmeleri gerekiyor, bir sonraki dönem için…
İl yönetiminden hoşnut olmayanların sayısı hayli fazla… Gerçi şimdilik kimse bu konunun üzerine gitmiyor. Nedeni açık.
“Bir açıklama yaparız, saflar sertleşir. Genel seçimlerde ortaya çıkacak başarısızlığı bize mal ederler.”
Tabii bunlar bugünün tespitleri… Yarın tüm bu sürecin alt üst edilmesi de mümkün…
Benim gördüğüm tek gerçek var. Alaattin Yüksel – Kocaoğlu ekibi birileri ile kavga edecek. Bu Sav ekibi olabilir, Bayır grubu olabilir, bu yapıların dışında kalanlar olabilir ve tabii ki Gürsel Tekin olabilir.
Gürsel Tekin ile Alaattin Yüksel’in aralarının hiç de iyi olmadığını sağır sultan bile biliyor.
Seçim startı toplantısında bir tek şeyi beğendim. O da CHP İzmir İl Başkanı Tacettin Bayır’ın milletvekili adaylarının belirlenmesinde İzmir’de ön seçim istemesini…
Bu yapı ile ne kadar doğrudur yanlıştır tartışılır. Ancak Bayır en azından daha önce söylediklerinin arkasında.
İzmir’de ön seçim olması halinde çok farklı bir yapının ortaya çıkacağı da açık. Yalnız öyle 1 – 3 – 5 merkez yoklama falan değil. Birinci sıradan 13. sıraya kadar herkes üye bazında, hakim huzurunda ön seçime girsin… Görelim o zaman kim örgütün gerçek desteğini alıyor.
PAUSE HABER: 06 - 02 - 2011
Etiketler:
Yerel Siyaset
1 Şubat 2011 Salı
CHP’de sular durulmuyor
Bugünden itibaren de hiç durulmayacak gibi…
Bugün il yönetimi açıklanıyor. Daha doğrusu MYK’da onaylanıyor…
İl yönetiminde kimlerin olduğu net sicimde bilinmiyor. Ancak ben üç kişiden eminim.
Altan İnanç, Yekta Varnalı ve Zeki Günen…
Alaattin Yüksel’in il yönetimi oluşturulması sırasında hayli baskı yaptığı biliniyor.
Bu nedenle CHP İzmir İl Başkanı Tacettin Bayır ve yakın arkadaşları ile arası limoni…
Yüksel’in ısrarla istediği üç isim yanına soru işareti konulmuş hatta alternatif isimler bile sunulmuş durumda.
Bakalım CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu ile Örgütlenmeden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin Yüksel’in önerdiği isimlere nasıl bakacak?
Eğer bu üç isim geçmez ise Tefrişattan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Alaattin Yüksel ne edecek?
Eğer bu üç isim geçer ise attığında mangalda kül bırakmaz tavrı koyan Tacettin Bayır’ın imajı çizilecek mi?
Bugünden itibaren üç önemli konu bizleri oldukça meşgul edecek gibi…
1 – Tacettin Bayır ile Alaattin Yüksel arasında yavaş yavaş başlayan çekişme ve kavganın büyüyerek devam etmesi.
2 – Yeni il yönetimine yönelik olumsuz tavırlar.
3 – Kocaoğlu’na yönelik muhalefetin artışı…
Ankara ve İstanbul’da atanacak il yönetimleri de bize bir fikir verecek…
Tabii bir de İzmir ilin borçları var.
Bayır borçlar konusunda bir komisyon kuracağını ve şeffaf bir yönetim anlayışı ile hareket edeceğini söylüyor.
Komisyon eski il başkanı Rıfat Nalbantoğlu’nu suçlu bulur ise ne olacak?
Bilindiği kadarıyla Nalbantoğlu milletvekili adaylığı için il başkanlığından ayrıldı.
Nasıl olacak bu iş?
* * *
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu belediye çalışanları ile eğlence düzenliyor Şubat’ın dördünde… İşçilerine de memurlarına da… Hem de eşli… Halkapınar’da yapılacak bu eğlencede yemek de verilecek iddiası var. Bu kadar insana yemek vermek mantıklı mı bilemem. Beni ilgilendiren Kocaoğlu’nun böyle bir yemeği neden organize ettiği…
Yemekteki konuşmasında sevgiden birliktelikten ve hoşgörüden bahsedeceğine göre, belediyede başlayan huzursuzluğu örtmeye yönelik bir operasyon gibi geliyor…
Son aylarda hızla başlayan düşüşü durdurmaya yönelik bir hamle de olsa, bu ivme kaymasını durdurabileceğini pek sanmıyorum…
PAUSE HABER: O1 - 02 - 2011
Bugün il yönetimi açıklanıyor. Daha doğrusu MYK’da onaylanıyor…
İl yönetiminde kimlerin olduğu net sicimde bilinmiyor. Ancak ben üç kişiden eminim.
Altan İnanç, Yekta Varnalı ve Zeki Günen…
Alaattin Yüksel’in il yönetimi oluşturulması sırasında hayli baskı yaptığı biliniyor.
Bu nedenle CHP İzmir İl Başkanı Tacettin Bayır ve yakın arkadaşları ile arası limoni…
Yüksel’in ısrarla istediği üç isim yanına soru işareti konulmuş hatta alternatif isimler bile sunulmuş durumda.
Bakalım CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu ile Örgütlenmeden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin Yüksel’in önerdiği isimlere nasıl bakacak?
Eğer bu üç isim geçmez ise Tefrişattan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Alaattin Yüksel ne edecek?
Eğer bu üç isim geçer ise attığında mangalda kül bırakmaz tavrı koyan Tacettin Bayır’ın imajı çizilecek mi?
Bugünden itibaren üç önemli konu bizleri oldukça meşgul edecek gibi…
1 – Tacettin Bayır ile Alaattin Yüksel arasında yavaş yavaş başlayan çekişme ve kavganın büyüyerek devam etmesi.
2 – Yeni il yönetimine yönelik olumsuz tavırlar.
3 – Kocaoğlu’na yönelik muhalefetin artışı…
Ankara ve İstanbul’da atanacak il yönetimleri de bize bir fikir verecek…
Tabii bir de İzmir ilin borçları var.
Bayır borçlar konusunda bir komisyon kuracağını ve şeffaf bir yönetim anlayışı ile hareket edeceğini söylüyor.
Komisyon eski il başkanı Rıfat Nalbantoğlu’nu suçlu bulur ise ne olacak?
Bilindiği kadarıyla Nalbantoğlu milletvekili adaylığı için il başkanlığından ayrıldı.
Nasıl olacak bu iş?
* * *
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu belediye çalışanları ile eğlence düzenliyor Şubat’ın dördünde… İşçilerine de memurlarına da… Hem de eşli… Halkapınar’da yapılacak bu eğlencede yemek de verilecek iddiası var. Bu kadar insana yemek vermek mantıklı mı bilemem. Beni ilgilendiren Kocaoğlu’nun böyle bir yemeği neden organize ettiği…
Yemekteki konuşmasında sevgiden birliktelikten ve hoşgörüden bahsedeceğine göre, belediyede başlayan huzursuzluğu örtmeye yönelik bir operasyon gibi geliyor…
Son aylarda hızla başlayan düşüşü durdurmaya yönelik bir hamle de olsa, bu ivme kaymasını durdurabileceğini pek sanmıyorum…
PAUSE HABER: O1 - 02 - 2011
Etiketler:
Yerel Siyaset
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
