Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

21 Haziran 2007 Perşembe

Milletvekilleri adaylarının halka sundukları vaatler

1 – Herkese İzmir’de yaşayabilmeyi başarabildikleri için ayda 400 YTL maaş bağlayacağız.
2 – Böyle bir dönemde çocuk yetiştirme riskine girenlere 300 YTL vereceğiz.
3 – Konak-Karşıyaka arasına köprü yaptıracak, bir bölümüne vatandaşlar yorulmasın diye yürüyen yol inşa edeceğiz.
4 – Hemşeri derneklerine destek vereceğiz, İzmir’de her ilin, ilçenin hatta köyün hemşeri derneği açmasına yardımcı olacağız.
5 – 45 dereceye varan sıcaklar nedeniyle kentin üzerini branda ile kaplayacak, vatandaşlarımızı ve tabii kendimizi güneşten korumuş olacağız.
6 – Yapılması planlanan 6 baraja 10 baraj da biz ekleyeceğiz. Baraj yapacak nehir bulamazsak yeni nehirler yaratacağız.
7 – Ankara-İzmir, İzmir-İstanbul, Çanakkale-İzmir otoyollarını 4 yıl içerisinde bitireceğiz. Bodrum, Marmaris ve Antalya istikametine de otoyol yapacağız.
8 – İzmir’e 8 yeni üniversite kuracak, bu bilim yuvalarında öğrencilerimize Lehçe, Letonca, Sırpça ve Bulgarca eğitimi vereceğiz.
9 – Gece barlardan restoranlardan evlerine dönen vatandaşlarımıza yardımcı olacak, gerekirse kendimiz taşıyacağız.
10 – Konak Karaburun arasına tünel yapacak, bu güzel bölgemize gidişi 10 dakikaya düşüreceğiz.
11 – Ev ve apartmanların hepsini boyayacak gerekirse iç dekorasyonlarını bizzat biz üstleneceğiz.
12 – “İzmir’in dağlarında çiçekler açar” marşından yola çıkarak tüm dağlara çiçek ekeceğiz.
13 – İzmir’in kızları güzeldir tespitini tüm dünyaya yayacak, çeşitli ülkelerde kızlarımızın ne kadar güzel olduğunu vurgulayacak, böylece damat turizmi başlatacağız.
14 – EXPO alanının Konak olmasına çalışacağız.
15 – Fuarı değiştirecek, otoyol bitiş noktası haline getireceğiz. İzmir’in fuarlar kenti olması için Menemen’e ele atacağız. Menemen testilerini fuar için kullanacağız.
16 – Yeni İzmir kitapları bastıracak, kentimizi tanıtanlara madalya ve bröve vereceğiz.
17 – Kent tarihini iyi bilenlere İzmir’in delileri, İzmir’in akıllıları, İzmir’in sertleri ve yumuşakları adlı kitaplar yazdıracağız.
18 – Efes ve Meryem Ana’ya gidişi kolaylaştırmak için helikopter seferleri başlatacağız.
19 – Kentin sivil toplum örgütleriyle eleele çalışacak, bu durumun şüphe çekmesi halinde yan yana duracağız.
20 – Kent içinde mazotu bedava dağıtacak, ancak bu mazotun dışarı çıkışını yasaklayacağız.
21 – İzmir’e rakip olan kentlerin bulundukları ülkeleri gözden geçirecek, gerekirse topyekün savaş kararı alacağız. Bu kentleri ortadan kaldırmak için elimizden geleni yapacağız.

http://www.suleymangencel.com/ 21 - 06 - 2007

20 Haziran 2007 Çarşamba

Birlikte hareket etmek gerekiyor

EXPO sunumları Paris’te gerçekleştirildi. Daha önce medyaya Tayland rezaleti ile yansıyan EXPO turu bu kez makul sayıda katılımcı ile gerçekleştirilince ortada kullanılacak malzeme kalmadı.
Ben şahsen Paris’e de 300 kişilik bir heyet ile gidilmesini tavsiye ederdim. Kocaoğlu öyle hatalar yapacak ki, yazacak malzeme olsun.
Şimdi ne yazalım?
Giden sayısı sınırlı, yapılan iş bir önceki sunuma göre çok daha iyi, başkanlar arasındaki “Kim bu işin patronu” şeklindeki sürtüşme devlet devreye girince ortadan kalkmış…
İş rutine girince yazacak fazla bir şey olmuyor ki…
Ama benim bildiğim Aziz Kocaoğlu bu konu üzerine İzmir’e döndükten sonra birkaç kelam eder ve ortalık yeniden toz duman içerisinde kalır.
Kocaoğlu EXPO konusundaki liderliğini devlete devretti.
Genel seçim öncesi listeler hazırlanırken genel merkeze bir aday belirtti, o da listelerde yer bulamadı.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı, genel merkezin adayına yer bulamamasını seçim öncesi yapılan toplantılarda açıkça dile getiriyor ve Ankara’ya kırgın olduğunu vurguluyor.
Bu kırgınlığın seçim sürecinde devam etmesi halinde CHP’nin İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden umudunu kesmesi gerekiyor.
Zaten seçim çalışmaları öyle bir noktaya geldi ki şaşırmamak elde değil.
Milletvekillerinin arkasında toplasanız 10 kişi var. İl yönetiminin bir bölümü çalışmalara katılmıyor, ilçelerin bir bölümü ise çalışmaların hiçbirinde yok.
Bu kadar düzensiz bir çalışmadan ortaya ne çıkacak herkes tarafından merakla bekleniyor.
Tabii bu çalışmaların ne kadar oya tahvil edileceği de bir başka merak konusu.
Kimse İzmir’in sosyal demokrat kimliğine ya da Gündoğdu’da gerçekleştirilen Cumhuriyet Mitinginin kalabalığına bakarak aldanmasın.
Orada vurgulanan bakış açısı farklıydı. Bu bakış açısının sandığa tahvili ise tamamen ayrı bir şey.
İkisini birbirine kırıştırmamak gerekiyor.
Seçimlerde bağımsızların alacağı oy da önem kazandı. DTP bu konuda ciddi bir taktik izliyor. Hatta bir adım daha ileri gidiyor ve İzmir’den de bir bağımsız adayın kazanabileceği ihtimalini dile getiriyor.
Kimin kazanacağını bilemeyiz. Ancak bağımsız bir adayın İzmir’den kazanma ihtimali bile oyların sandıktaki çapraşık durumunu yeterince ifade ediyor.
Genç Parti’nin yüzde 10 barajını aşma ihtimali olursa işte o zaman İzmir’deki tüm taşlar oynayacaktır. Gerçi bu ihtimalin çok zayıf olduğunun altını çizmek gerekiyor. Ama yine de dikkatli olunması şart.
CHP’nin seçim sloganlarında sadece laiklik üzerine oynaması da bir sonuç vermiyor. Laiklik karın doyurmuyor. Toplum daha iyi yaşam şartları, daha iyi iş imkanları, daha iyi eğitim olanakları arıyor. Bunları öne çıkaranlar toplumu daha fazla etkiliyor.
O nedenle herkesin yeniden düşünmesi ve olası bir sürprize karşı hazırlanması şart.

http://www.suleymangencel.com/ 20 - 06 - 2007

19 Haziran 2007 Salı

TSK + parti + STK = İktidar

Yenigün Gazetesi politika editörü ve hatta köşe yazarı Ümit Yaldız’ın bugün kaleme aldığı yazıya katılmamak mümkün değil. Sanki bir yerlerde benimle konuşmuş gibi bir düşünceye katıldım, uzun süredir görmesem bile.
CHP milletvekilleri analizi de birçok gerçeği yansıtıyor. Üçüncü bölge adayları tanımlamasıyla İzmir yerel siyasetine bir kavram sokan Ümit Yaldız bu kez yeni bir kavram üretmek istemiş ama kavramı ortaya net biçimde koymamış.
Zincirin zayıf halkası…
“O da kim” diye sormayın. Ümit Yaldız’ın bugünkü yazısını okuyun, zincirin zayıf halkasını bulmak daha kolay olacaktır.
Ortada bir seçim var ama kimse seçimle ilgilenmiyor. Ulusal kanalların bölgelere gönderdiği birkaç canlı yayın arabasını görmesek bu ülkede seçim olacağına da inanmayacağız.
CHP’li milletvekilleri dün hep beraber Cumhuriyet Meydanı’nda Atatürk Anıtı’na çelenk koyarken çevrelerindeki CHP’lileri sayınca seçimin zor geçeceği bir kez daha ortaya çıkıyor. Belediye başkanları ve kerhen orada bulanan ilçe başkanları dışında kimse yoktu milletvekili adaylarının meydanlara toplu olarak indiği saatlerde.
Bazı adayların ordu komutanlarıyla yemeğe katılmaları ise daha ilginç bir durum.
TSK + parti + STK = İktidar
Bu formülün ne kadar işe yarayacağını 23 Temmuz sabahı göreceğiz ya da göremeyeceğiz.
Adaylık başvurusu yaptığı halde listelere giremeyen CHP’li bazı aday adaylarının bu süreçte alacakları pozisyonları da merak ediyordum.
Bir bölümü “umut bir başka bahara, yerel seçimlere” diyerek seçim çalışmalarına destek vermeye başladı. Bakalım bir başka bahardaki umutlar ne kadar yeşerecek. Zaten o baharda da umut olmaz, ışık alınmazsa adaylık düşünen eski aday adaylarının sonları hiç de iyi görünmüyor.
Bir bölüm aday adayı ise beklemede. Onlar için önemli olan partide bir dönem görünmek, ismi dolaştırmak, ardından gelecek olan olası iktidarda bir yer edinmekti. Şimdi bekliyorlar 23 Temmuz’u…
Bir grup ise işine döndü. Hatta kendilerini listelere koymayan genel merkez yöneticilerini şiddetle eleştirerek.
Bir bölümü ise 23 Temmuz’u bekliyor yüksek sesle konuşmak için. 23 Temmuz’un olası sonuçlarına göre bu haykırış ya çok şiddetli olacak ya da yumuşak. Ama bir çerçevede haykıracak insanlar.
CHP il başkanlığı makamı ise sorun olmaya devam ediyor. Çarşamba günü yapılacak toplantıda da bir sonuç alınmazsa bu yönetim ile seçime gidilecek.
İl binasında dün yapılan toplantıda bir seçim komitesi saptandı. Bu komitede CHP’de yıllarca siyaset yapmış bir çok isim bulunuyor. Aday adaylarından bir bölümü de bu komitenin içerisinde.
Bakalım bu komite seçim sürecini ne kadar taşıyabilecek?

http://www.suleymangencel.com/ 19 - 06 - 2007

18 Haziran 2007 Pazartesi

Seçim coşkusu yok

Seçime 22 Temmuz’da. Ancak Türkiye hala seçim atmosferine girmedi. Liderler televizyonlarda konuşuyor, adaylar turlar düzenliyor ama nedense sıcak seçim havası hala hissedilmiş değil.
Cumhuriyet mitinglerindeki coşku da yok ortada. Bu mitingleri oya çevirmeyi planlayan CHP de lideri dışında suskunları oynuyor.
İzmir’in yerel gazetelerine bakıyorsunuz, politika adına fazla bir şey yok. Bir iki aday haberi, araya serpiştirilmiş birkaç açılış fotoğrafı ve yine birkaç köşe yazarının kendilerine gönderilen açıklamaları aynen kaleme aldığı köşeler.
İzmir’de nasıl bir değişim var? Kimse bilmiyor.
Bir grup CHP’nin 9’u aşıp her bölgeden 10’ar milletvekili çıkaracağını iddia ediyor. Diğer grup ise AKP’nin ikinci parti olacağın ancak milletvekili sayısını ciddi derecede artıracağını belirtiyor. Rakam da her bölgede 6…
DP ve MHP de suskun İzmir’de… DP’nin lokomotif adayı Özfatura’nın ağzından dökülen birkaç inci dışında Demokrat Parti’nin de ağırlığı yok kentte. Özfatura’nın geçmiş 4 yılı iyi incelendiğinde ne kadar inandırıcı olur, o da ayrı mesele… Aynı tespitler Işılay Saygın için de geçerli.
MHP’nin birinci sıralarında yeralan isimlerin 4.5 yıldır hareket etmedikleri bir kentte ne kadar coşku yaratacakları da tartışılıyor.
Biz gelelim CHP’ye.
CHP’de bugüne kadar görülmemiş bir sessizlik var. Partideki sıkıntı yüzeye çıkmıyor ama herkes kendi içinden konuşuyor, eleştiriyor. Bu süreç 22 Temmuz’a kadar devam edecek.
İl başkanlığı sorununun çözülememesi, adayların çalışmaları konusundaki dağınıklık, yerel yönetimlerin isteksizliği, gruplar arası mücadeleden yorulanlar vs…
Tüm bu nedenler CHP’de bir atalete neden olmuş durumda.
Tabii ki seçim bildirgesinde yer alan bazı tespitlerin sosyal demokrasi ile ne kadar uyuşabildiği konusu da CHP’lilerin kafasını karıştırıyor bu aşamada.
CHP İzmir il başkanlığı için iki gündür internette Nurettin Tekindor ismi geçiyor. Bir kurumun başında kimse olmaz ise kurumun tartışılmaya açılması son derece doğaldır. CHP Genel Merkezi’nin bu konuda acil bir karar vermesi şart. Ya “Biz, aynı yönetimle devam ediyoruz” açıklaması yapacaklar ya da “Yeni il başkanı ve yönetimi şu isimlerden oluşuyor” tebligatı.
İl yönetimine de hak vermek gerekiyor. Her gün geleceği tartışılan bir yönetimde görev alanlar seçim için ne kadar çalışabilir ileriye yönelik hangi kararları alabilirler ki.
CHP adayları arasında en hareketli olanı Mehmet Ali Susam. Susam hem iddialı hem de arkasında geniş bir örgüt ağına sahip. Bu örgüt seçime kadar Susam’ı taşır.

http://www.suleymangencel.com/ 18 - 06 - 2007

15 Haziran 2007 Cuma

Durum iyi görünmüyor

Muhalefetteki partilerin büyük bölümü oy patlaması yapacaklarını, AKP’yi iktidardan düşüreceklerini iddia ediyor, koalisyon döneminin başlayacağının sinyallerini veriyorlar.
Ancak dün akşam ATV’de yayınlanan bir programa katılan kamuoyu araştırma şirketlerinin temsilcilerinin büyük bölümü rakam vermeseler de AKP’nin birinci sırada çıkacağını, hatta tek başına iktidara gelme olasılığının fazla olduğunun altını çizdiler.
Bazen İzmir’den bakarak Türkiye’yi yorumlamak hataya neden oluyor. Cumhuriyet mitinginde Gündoğdu’yu görenlerin, “Türkiye başka bir yöne gidiyor” tespitleri sanırım ülke geneli için geçerli değil.
Biz yine akşam dile getirilen iddialara geri dönelim.
Programa katılanlar rakam saklasalar da bugün için ortak görüşleri şu noktada.
AKP yüzde 38, CHP yüzde 22, MHP yüzde 12… Bağımsızlar ise 30 civarında milletvekili alacaklar.
Bu tabloya bakıldığında siyasetin Türkiye’de en az iki yıl daha normalleşmesi mümkün görünmüyor. Daha doğrusu krizin bu seçimle çözülmesi beklenmiyor.
Katılımcıların bir bölümü DP ve Genç Parti’nin de barajı geçebileceklerini belirtirken, AKP’nin ekonomik dengeler nedeniyle diğer partilere göre daha avantajlı olduğunun altını çizdiler.
Seçimler öncesi meydana gelen önemli değişimlerin seçmenin oy tercihini çok fazla etkilemediklerini belirten şirket yöneticileri, ekonomik istikrar unsurunun hala Türkiye toplumunda önemli olduğunu da vurguladılar.
İzmir’de de bazı anketler yapılmaya başlandı. Konuya gerçekçi yaklaşmak gerekirse İzmir’deki anket sonuçları da çok iç açıcı değil.
Bağımsızların bir milletvekili çıkaracakları beklenen İzmir’de CHP birinci parti. Ancak CHP’nin çıkaracağı milletvekili sayısı 12. AKP’nin 8, MHP’nin 3 milletvekili çıkarması bekleniyor İzmir’de.
DP’nin barajı aşması halinde AKP milletvekili sayısında bir azalma olurken, Genç Parti’nin barajı geçmesi CHP’yi vuruyor.
İki partili bir sistemde ise CHP 13, AKP 9, bağımsızlar da bir milletvekili çıkarıyor.
Tabii ki seçime daha 40 gün var. Bu tablolar değişebilir.
Ancak İzmir’de CHP’nin oy oranını daha da artırması için ciddi ve nitelikli bir çalışmaya ihtiyaç var.
Milletvekili adayları birbirlerinden kopuk tek başlarına seçim çalışmaları götürüyor. Ancak seçim bildirgeleri netleşmediği için her birinin ayrı telden çaldığı kesin.
Birinin ak dediğine, bir gün sonra bir başka milletvekili adayı kara diyebiliyor. Bir bölümü ise zaten İzmir’i ve İzmirlileri tanımadığı için yanlış tespitlerde bulunabiliyor.
İşin ilginç yanı CHP içerisinde herkes bu konudan şikayetçi olsa da, doğru bir seçim çalışması yapılmadığını söylese de ortaya net bir çözüm önerisi konulamıyor.
Ankara’da yapılacak aday tanıtımı bu aşamada önemli. Herkes Ankara toplantısı sonrası CHP’de düğmeye basılacağını bekliyor.
Olabilir.
Ancak Ankara’nın bu konu üzerine ne kadar çalıştığı ve seçime yönelik hangi stratejileri saptadığı henüz bilinmiyor.
Beklemekten başka çare yok bu aşamada.

http://www.suleymangencel.com/ 15 - 06 - 2007

14 Haziran 2007 Perşembe

Bu iş doğru gitmiyor

CHP iktidara alternatif, 22 Temmuz sonrası Türkiye’yi yönetmek istiyor. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal her fırsatta Türkiye toplumunun AKP’den vazgeçeceğini, iktidar şansını bu kez CHP’ye vereceğini belirtiyor.İzmir’de ise kamuoyu yoklamalarına bakılarak, Cumhuriyet mitingi göz önüne alınarak her bölgeden 8 belki 9 hatta 10 milletvekili çıkarılacağı iddia ediliyor Doğru olabilir.
Ancak çalışmadan bu rakamlara ulaşmak hiç de kolay değil.
Bu konuda garip bir rehavet var CHP üzerinde.
Sadece İzmir’de değil genel merkezde de aynı rehavet hakim.
Önce adayların üç büyük kentte Genel Başkan tarafından kamuoyuna tanıtılacağı belirtildi, ardından karar değişti ve tüm adayların cumartesi günü Ankara’ya çağırılması ve tanıtımın genel merkezde yapılması kabul edildi.
Ama seçim süreci işliyor ve CHP adayları hala Türkiye kamuoyuna tanıtılmış değil.
Üstelik adaylar hangi sloganları kullanacaklarını bile bilmiyor. Daha doğrusu ortada bir seçim stratejisi bile yok.
İzmir’de ise durum daha garip.
Adaylar ne yapacaklarını bilmiyor, bireysel çözüm yolları arıyor. İl yönetimi yarınını bile göremediği için konuya ne kadar sahip çıkabileceğini hesaplayamıyor, büyükşehir belediye başkanı maaşımı vermek dışında elimden bir şey gelmez diyor, ilçe belediyelerin bir bölümü ise olayın farkında bile değil.
Böyle bir ortamda İzmir’den toplam 18 ya da 20 milletvekili çıkarmak hesabı tutacakmış gibi görünmüyor.
AKP seçim sloganını buldu otobüslerine, tırlarına bile işledi. Durmak yok yola devam.
Genç Parti, aylardır seçim sloganlarını televizyon reklamlarıyla halkın beynine kazımış durumda.
Ama CHP’nin hangi sloganlarla seçime hazırlanacağı belli değil.
İzmir’de ciddi bir çalışmaya ihtiyaç var.
Genç partiye oy vereceklerin CHP’ye kaydırılması gerekiyor, DP dışındaki merkez sağın önemli isimlerinin, kanaat önderlerinin CHP’ye oy vermeleri konusunda ikna edilmeleri gerekiyor.
Köylünün sıkıntısının iyi saptanması ve bu kesimle diyalogların geliştirilmesi gerekiyor.
Ama gelin görün ki, CHP milletvekillerinin büyük bölümü nereden başlayacaklarını bile bilmiyor.
Bu konuda tecrübeli olan birkaç isim bireysel olarak çalışmalarına başladı.
Ancak bireysel çalışma toplum gözünde ne kadar tatmin edici olabilir ki?
Şimdi çalışma zamanı.
İlçe belediye başkanlarının bazıları durumun vehametinin farkında ve ellerindeki tüm olanakları kullanarak milletvekili adaylarına gerekli lojistik desteği sağlamaya çalışıyorlar.
Ama yetmez.
Bu işin ortak bir noktadan başlaması ve geliştirilmesi şart.

NOT: CHP MKYK dün İzmir il başkanlığı konusunda bir karar almadı. Kararın alınmamasında son iki gündür ortaya atılan isimler konusunda genel merkeze ve genel başkana akan faks trafiğinin etkili olduğu belirtildi. Deniz Baykal’ın faks yağmurundan sonra bu konuda vereceği kararı ertelediği konuşuluyor kulislerde.

http://www.suleymangencel.com/ 14 - 06 - 2007

13 Haziran 2007 Çarşamba

İki görüş

Bugün Çarşamba... Akşam saatlerinde CHP MKYK toplanacak ve İzmir üzerine bir karar verecek. İl yönetimini görevden alacak, seçim öncesi yeni bir düzenlemeye gidecek. Atama ismin Kemal Karataş olduğu sağır sultan tarafından biliniyor artık.
İzmir örgütü bu işe nasıl bakıyor?
İki görüş hakim bu konuda…
1 – Geçtiğimiz kongrede ortaya çıkan il yönetimi büyük bir kavganın üzerine kurulmuştu. Bu kavganın taraflarının büyük bölümü yeni listelerde yer almadı. Genel merkez ile il yönetimi arasında bazen artan bazen azalan ancak süreklilik gösteren bir gerginlik politikası vardı. İl başkanının milletvekili olmak için istifasından sonra yönetim zafiyeti arttı. Bu nedenle il yönetimindeki değişim kaçınılmazdır.
2 – Genel merkez milletvekili adaylarını merkez yoklama ile belirledi, böylece kongreler sürecinde listelere yazılan ön seçim delegeleri bir tarafa atıldı. Eğer il yönetimi ve bazı ilçe yönetimleri görevden alınacak ise CHP neden kongre yapıyor ki? Parti genel merkezi iki yılda bir kendine yakın isimleri atasın ile ve ilçe yönetimlerine.
Dışarıdan bakıldığında iki görüş de kendi içerisinde tutarlı. Birbirine zıt olan iki görüşün kendi içlerinde tutarlı olması ise bir başka soru işaretini beraberinde getiriyor.
Bundan sonra ne olacak?
Daha önceki yazılarımda da değindiğim gibi seçime kadar kimse eleştiri yapmayacak. Ancak seçim sonrası ortaya çıkacak tabloya göre büyük bir tufan bile yaşanabilir.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu seçim sürecinde belediye başkanı olarak sadece maaşını partiye verebileceğini, ancak bunun dışında hiçbir destek sözünde bulunamayacağını beyan etmiş. Kocaoğlu bu açıklamayı kalabalık bir yerde olduğu için mi yaptı bilinmez. Ancak CHP’li bir belediye başkanının, “Alın maaşımı, siz çalışın” demesi siyaseti ne kadar algıladığının bir göstergesidir sanırım. Tabii iki yıl sonra yapılacak yerel seçim öncesi parti genel merkezinin önünde “Beni tekrar aday yapın” dediğinde, parti genel merkezinin, “Arkadaştan aldığımız maaşlarını geri verin, Bize de bizim için çalışacak birini bulun” yanıtı kaçınılmaz olur herhalde.

NOT 1: CHP’de kartlar karılmaya başlandı. Bu kez desteler büyük tutuluyor. Hem toparlayıcı hem yerel seçimi hedefleyici bir kart karılma yöntemi uygulanıyor. Kırgınlar barışıyor, barış içinde yaşayanlar kırılıyor. Seçim sonrası karılma bitip kartlar teker teker masaya açıldığında ilginç isimleri yan yana görmek çok olası.

NOT 2: İzmirli işadamları paramparça. Esnaf CHP’den yana, Ticaret Odası, EGİAD ise DP’den. Ticaret Borsası, adayı AKP’li olduğu için AKP’yi destekliyor. EBSO’nun ne yapacağı ise bilinmiyor.

NOT 3: Habercilikten yorumculuğa geçmem gerektiği konusunda son günlerde aldığım eleştirileri bu sütundan kabul ediyor ve bundan sonra yoruma daha ağırlık vereceğimi net biçimde bildiriyorum.

http://www.suleymangencel.com/ 13 - 06 - 2007