CHP İzmir il başkanını belirliyor. MYK toplanacak ve yeni il başkanı ile il yönetiminin atanması konusunda karar alacak. Kulislerde öne çıkan bazı isimler söz konusu. Ancak bunların bir bölümü milletvekili ve yasa gereği milletvekilinin il başkanlığı görevine getirilmesi mümkün değil.
CHP’nin seçime hazırlandığı şu dönemde, örgütte sorun yaratacak bir ismi taşımak da kolay görünmüyor. Bir ağabey formülü geliştirilecek bu aşamada.
Bu nedenle Kemal Karataş ismi öne çıkıyor.
Daha önceki dönemlerde de il başkanlığı görevini üstlenen Karataş’ın CHP’yi seçime taşıması muhtemel.
Karataş ismine bugünlerde karşı çıkacak CHP’li de bulunmuyor sanırım.
Tabii seçim sonrası oluşacak manzara ve 2008 kurultayı, CHP’nin 2009 yerel seçim stratejisini de belirleyecek.
Hafta sonu Deniz Baykal’ın İzmir’de olacağını da dikkate aldığımızda yeni il yönetiminin bugün oluşturulacağı ve Deniz Baykal’ın ziyaretine kadar tüm operasyonu tamamlayacağı tahmin ediliyor CHP kulislerinde.
İlin görevden alınmasından sonra Konak ilçede de benzer bir gelişmenin gündeme gelmesi muhtemel. İzmir birinci bölge milletvekillerinin büyük bölümünün Konak ilçe örgütü ile aralarının soğuk olduğunu da dikkate aldığımızda il yönetimi sonrası Konak ilçe örgütünde de bir operasyonun gerçekleştirilmesi kaçınılmaz…
Konak’ın başına kim gelir bilinmez. Konak ilçe başkanlığı için hareket eden birçok isim de var. Bakalım genel merkez bu konuda hangi parametrelerle hareket edecek. Çünkü o kadar çok parametre var ki ortada…
CHP İzmir milletvekili adayları dün bir araya geldiler ve İzmirli CHP’liler ile tanıştılar. Bu tanışmada en dikkat çeken nokta İzmir milletvekilleri Bülent Baratalı ile Abdürrezzak Erten’in yaklaşık bir saat boyunca birlikte sohbet etmeleriydi. Ayrı kamplarda bulunan iki milletvekilinin bu samimiyeti, kartların yeniden karılmasına başlandı şeklinde değerlendirildi. Tabii ki bu görüşmenin perde arkasını daha sonra bu sütunda ele alacağım.
İzmir kamuoyunun desteğini de arkasına alan Mehmet Ali Susam ilk toplantıda etkin olmayı başardı. Arkasındaki esnaf örgütünün desteğini net biçimde ortaya koyan Susam’ın Ankara ile ilişkilerinin de son derece sıkı olduğu görüldü. Bu noktada Susam’ın seçim döneminde en etkin çalışan aday olması muhtemel.
Toplantıda tüm dikkatler yeni adaylar üzerine idi. Ancak en ilginç nokta CHP’lilerin DSP’li milletvekillerine kendi milletvekilleri gibi davranmamaları… Sanki bir dönem parti çatısında kalacak, daha sonra kopup gidecekler şeklinde değerlendiriliyor DSP milletvekilleri. Bu nedenle CHP örgütü biraz uzak duruyor bu isimlerden.
http://www.suleymangencel.com/ 12 - 06 - 2007
12 Haziran 2007 Salı
11 Haziran 2007 Pazartesi
Herkes bekliyor
CHP’de her şey askıya alındı. Bu bir örgüt talimatı değil. Sanki ortak aklın getirdiği bir sonuç gibi partideki tüm sorunlar hasır altı edildi, genel seçimler sonuna saklandı.
CHP’de öncelik genel seçim. Ardından alınacak sonuçlara göre harekete geçilecek.
Buna göre olası senaryolar şöyle:
1 – CHP’nin yeterli oy alması ve koalisyon ile iktidara gelmesi halinde, iktidarın yapıştırıcılığı süreci devam ettirilecek. İktidar olmanın getirdiği avantajlar nedeniyle parti içi mücadele daha sonraki bir tarihe atılacak.
2 – CHP’nin yeterli oy almasına karşılık muhalefette kalması halinde parti içi mücadele başlatılacak, ekipler arasında yerel seçimlere yönelik kıyasıya bir mücadele yaşanacak. Bu mücadele özellikle 2008 yılında yapılacak kurultayda öne çıkacak.
3 – CHP’nin yeterli oy alamaması ve Meclis’te küçük bir grupla temsil edilmesi halinde genel merkez sorgulanacak, yine kurultay sürecinde bu kez genel merkez kadrolarının değiştirilmesi yönünde hareket edilecek.Bu üç senaryo dışında şu an görünen bir başka senaryo yok.
Bu senaryoda eski ve yeni milletvekillerinin nasıl pozisyon alacakları, varolan belediye başkanlarının nerede duracakları seçim sonrası kendini belli etmeye başlayacak.
Son günlerde çok sık rastlıyoruz CHP kulislerinde kartların yeniden karılacağı tespitlerine.
Ancak bugünden kartın kimin ya da kimlerin tarafından nasıl karılacağı henüz net değil.
Birileri devreye girecek ve kartların yeniden karılmasına zemin hazırlayacak.
Belki bu kez desteleri daha geniş tutarlar ve karılma sürecine daha geniş yapı ile hazırlanırlar.
CHP’nin 2. bölge 4. sıra adayı Mehmet Ali Susam ile bir röportaj var Milliyet’in Ege ilavesinde. Susam 4. sırada olmanın nedenlerini net biçimde açıklamış, partinin iç dinamiklerine ve ilişki ağına bağlamış. Daha doğrusu gazetecinin çok tehlikeli sonuçlara neden olacak sorusunu doğru bir açılım ile çözmüş.
Susam’ın dikkat çekici bir başka mesajı ise Ankara’da İzmir’in önderi olma konusu. İşte bu tespit, derin ve tehlikeli sularda hareket alanı yaratılmasına neden oluyor ki, bu tür mesajların parti kamuoyu tarafından nasıl algılanacağı çok önemli.
Unutmamak gerekiyor ki, yukarıda yazılan senaryolar geçerli ve bu senaryolar uygulanmaya konulduğu zaman ortaya çıkacak olan kaotik ortam çok kişinin siyasi geleceğini de etkileyecektir.
Bugünlerde gündemde olan il başkanı arayışını da bu sürece bağlamak gerekiyor. Genel merkez ile yerel yönetim arasındaki korelasyonun nasıl bir il başkanı modelini İzmir CHP’ye sunacağı bilinmez. Ancak bu modelin seçim sonrası oluşacak senaryolarda etkili olacağının da altını çizmek gerekiyor.
Demokrat Parti hiç rahat değil. 2. Bölge ikinci sıra adayı Necip Kalkan da aynı düşüncede. Bulunduğu sıra nedeniyle seçilme derdi olmadığını, ancak asıl problemin partinin baraj sorunu olduğunu dile getiren Kalkan, birleşme konusunda yaşananların partiyi yıprattığını ileri sürüyor.
DP’nin baraj sorunu olduğu çok açık. Politika ile ilgili çok isim Meclis’e bağımsızlar dışında üç partinin girebileceğini belirtiyor ve ekliyorlar: “Demokrat parti birleşme sürecindeki olumlu gidişi sürdürebilseydi, bugün belki de üçüncü büyük parti olarak Meclis’e girebilecekti. Ancak yaşanan onca olumsuz deneyimden sonra Ağar’ın bu partiyi yeniden sırtlaması hiç de kolay görünmüyor.”
http://www.suleymangencel.com/ 11 - 06 - 2007
CHP’de öncelik genel seçim. Ardından alınacak sonuçlara göre harekete geçilecek.
Buna göre olası senaryolar şöyle:
1 – CHP’nin yeterli oy alması ve koalisyon ile iktidara gelmesi halinde, iktidarın yapıştırıcılığı süreci devam ettirilecek. İktidar olmanın getirdiği avantajlar nedeniyle parti içi mücadele daha sonraki bir tarihe atılacak.
2 – CHP’nin yeterli oy almasına karşılık muhalefette kalması halinde parti içi mücadele başlatılacak, ekipler arasında yerel seçimlere yönelik kıyasıya bir mücadele yaşanacak. Bu mücadele özellikle 2008 yılında yapılacak kurultayda öne çıkacak.
3 – CHP’nin yeterli oy alamaması ve Meclis’te küçük bir grupla temsil edilmesi halinde genel merkez sorgulanacak, yine kurultay sürecinde bu kez genel merkez kadrolarının değiştirilmesi yönünde hareket edilecek.Bu üç senaryo dışında şu an görünen bir başka senaryo yok.
Bu senaryoda eski ve yeni milletvekillerinin nasıl pozisyon alacakları, varolan belediye başkanlarının nerede duracakları seçim sonrası kendini belli etmeye başlayacak.
Son günlerde çok sık rastlıyoruz CHP kulislerinde kartların yeniden karılacağı tespitlerine.
Ancak bugünden kartın kimin ya da kimlerin tarafından nasıl karılacağı henüz net değil.
Birileri devreye girecek ve kartların yeniden karılmasına zemin hazırlayacak.
Belki bu kez desteleri daha geniş tutarlar ve karılma sürecine daha geniş yapı ile hazırlanırlar.
CHP’nin 2. bölge 4. sıra adayı Mehmet Ali Susam ile bir röportaj var Milliyet’in Ege ilavesinde. Susam 4. sırada olmanın nedenlerini net biçimde açıklamış, partinin iç dinamiklerine ve ilişki ağına bağlamış. Daha doğrusu gazetecinin çok tehlikeli sonuçlara neden olacak sorusunu doğru bir açılım ile çözmüş.
Susam’ın dikkat çekici bir başka mesajı ise Ankara’da İzmir’in önderi olma konusu. İşte bu tespit, derin ve tehlikeli sularda hareket alanı yaratılmasına neden oluyor ki, bu tür mesajların parti kamuoyu tarafından nasıl algılanacağı çok önemli.
Unutmamak gerekiyor ki, yukarıda yazılan senaryolar geçerli ve bu senaryolar uygulanmaya konulduğu zaman ortaya çıkacak olan kaotik ortam çok kişinin siyasi geleceğini de etkileyecektir.
Bugünlerde gündemde olan il başkanı arayışını da bu sürece bağlamak gerekiyor. Genel merkez ile yerel yönetim arasındaki korelasyonun nasıl bir il başkanı modelini İzmir CHP’ye sunacağı bilinmez. Ancak bu modelin seçim sonrası oluşacak senaryolarda etkili olacağının da altını çizmek gerekiyor.
Demokrat Parti hiç rahat değil. 2. Bölge ikinci sıra adayı Necip Kalkan da aynı düşüncede. Bulunduğu sıra nedeniyle seçilme derdi olmadığını, ancak asıl problemin partinin baraj sorunu olduğunu dile getiren Kalkan, birleşme konusunda yaşananların partiyi yıprattığını ileri sürüyor.
DP’nin baraj sorunu olduğu çok açık. Politika ile ilgili çok isim Meclis’e bağımsızlar dışında üç partinin girebileceğini belirtiyor ve ekliyorlar: “Demokrat parti birleşme sürecindeki olumlu gidişi sürdürebilseydi, bugün belki de üçüncü büyük parti olarak Meclis’e girebilecekti. Ancak yaşanan onca olumsuz deneyimden sonra Ağar’ın bu partiyi yeniden sırtlaması hiç de kolay görünmüyor.”
http://www.suleymangencel.com/ 11 - 06 - 2007
Etiketler:
Yerel Siyaset
7 Haziran 2007 Perşembe
Listeler üzerine
İzmir’de Mardinli olmak önemlidir. Kentin oy depolarından biri olarak da kabul edilir. CHP 2002 seçimlerinde Abdürrezzak Erten’i İzmir’e gönderirken Mardin oylarını hesaba katmıştı. 2007 genel seçimlerinden önce de Mardin kökenli adaylar ortaya çıkmaya başladı. Cumhurbaşkanı Genel Sekreteri eski İzmir Valisi Kemal Nehrozoğlu’nun ikinci böge birinci sıradan aday olacağı iddia edildi. Nehrozoğlu bir Mardinli idi. Ardından Dilara Sürgü Ersözlü birinci bölgeden aday oldu. Ersözlü’nün de bir kolu Mardin’e uzanıyordu. Herkes bu iki ismin aday olacağını beklerken Güldal Mumcu birinci bölge birinci sıraya getirildi.
Uğur Mumcu’nun eşi olması nedeniyle İzmir’de hayli etkili olacağı belirtilen Güldal Mumcu’nun özgeçmişine kimse bakmadı bu nedenle.
Ancak bize ulaşan bilgi Güldal Mumcu’nun babasının Mardinli olduğu yönünde.
Mumcu’nun Mardin bağlantısı İzmir’de yeni bir tartışmaya neden olur mu bilinmez. Ancak Mardin-İzmir hattının siyasette net biçimde varlığı bu aşamadan sonra herkes tarafından kabul edilmeli sanırım.
CHP’nin üç bilinmez adayı daha var. DSP kontenjanından gelenler. Kimse de bu isimleri ciddiye almıyor gördüğüm kadarıyla. Herkes, seçim sonrası DSP’nin ayrılacağı ve kendi başına hareket edeceğini bekliyor. Belki olası bir iktidar durumunda DSP, CHP içerisindeki varlığını sürdürmeye devam eder.
Yenigün Gazetesi politika muhabiri Ümit Yaldız sıralamada yer bulamayan milletvekilleri adayları için “üçüncü bölge” adayları tanımlaması yapmış, 2002’de Haber Ekspres’te biz de bu adaylara “İzmir’in mor listesi” tanımlaması yapmıştık. 3. bölge adayları tanımlaması siyaseten hoş bir tanımlama.
Listelere konulmayan aday adaylarının büyük bölümü psikolojik travmayı atlatmaya çalışıyor. Bazılarının listelerde olmamaları kentin dinamiklerinden ve parti içerisindeki çekişmelerden kaynaklanıyor.
Örneğin Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun olmazları vardı Ankara’ya gittiğinde. Genel merkeze aday adaylıkları konusunda bilgi verirken iki ismin kesinlikle milletvekili olmaması yönünde tavır sergiledi Kocaoğlu.
Parti içi gruplar arası mücadele nedeniyle de her grubun olmazları vardı. Bu isimler masaya getirildiğinde karşı taraf bu isimlere karşı çıktı, karşı taraf başka isimleri gündeme getirdiğinde de diğer taraf tavır koydu.
Dolayısıyla grupların olmazları listelerin belirlenmesinde önemli rol oynadı.
Bundan sonra ne olacak?
İzmir’de hummalı bir çalışma başladı. Selçuk Ayhan’ın boşalttığı il başkanlmığı koltuğuna kim oturacak?
Kulislerde iki isim öne çıkıyor. Birincisi milletvekili listelerine konulmayan Türkan Miçooğulları…
Türkan Miçooğulları bu adımla hem kaybettiği prestiji yeniden kazanacak hem de önümüzdeki kurultay sürecini belirleyerek yerel seçimlerde etkili isimlerden biri olacak.
Miçooğulları’nın yanısıra Yücel Özen de il başkanlığı için çalışıyor. Ancak Özen atama il başkanlığı yerine seçimler sonrası başlayacak kurultay sürecinde seçimle iş başına gelen il başkanı olmak istiyor.
Sav grubunda da il başkanlığı bekleyen isimler var. Ancak metropol grubu yediği küçük darbe nedeniyle biraz beklemeyi tercih ediyor.
http://www.suleymangencel.com/ 07 - 06 - 2007
Uğur Mumcu’nun eşi olması nedeniyle İzmir’de hayli etkili olacağı belirtilen Güldal Mumcu’nun özgeçmişine kimse bakmadı bu nedenle.
Ancak bize ulaşan bilgi Güldal Mumcu’nun babasının Mardinli olduğu yönünde.
Mumcu’nun Mardin bağlantısı İzmir’de yeni bir tartışmaya neden olur mu bilinmez. Ancak Mardin-İzmir hattının siyasette net biçimde varlığı bu aşamadan sonra herkes tarafından kabul edilmeli sanırım.
CHP’nin üç bilinmez adayı daha var. DSP kontenjanından gelenler. Kimse de bu isimleri ciddiye almıyor gördüğüm kadarıyla. Herkes, seçim sonrası DSP’nin ayrılacağı ve kendi başına hareket edeceğini bekliyor. Belki olası bir iktidar durumunda DSP, CHP içerisindeki varlığını sürdürmeye devam eder.
Yenigün Gazetesi politika muhabiri Ümit Yaldız sıralamada yer bulamayan milletvekilleri adayları için “üçüncü bölge” adayları tanımlaması yapmış, 2002’de Haber Ekspres’te biz de bu adaylara “İzmir’in mor listesi” tanımlaması yapmıştık. 3. bölge adayları tanımlaması siyaseten hoş bir tanımlama.
Listelere konulmayan aday adaylarının büyük bölümü psikolojik travmayı atlatmaya çalışıyor. Bazılarının listelerde olmamaları kentin dinamiklerinden ve parti içerisindeki çekişmelerden kaynaklanıyor.
Örneğin Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun olmazları vardı Ankara’ya gittiğinde. Genel merkeze aday adaylıkları konusunda bilgi verirken iki ismin kesinlikle milletvekili olmaması yönünde tavır sergiledi Kocaoğlu.
Parti içi gruplar arası mücadele nedeniyle de her grubun olmazları vardı. Bu isimler masaya getirildiğinde karşı taraf bu isimlere karşı çıktı, karşı taraf başka isimleri gündeme getirdiğinde de diğer taraf tavır koydu.
Dolayısıyla grupların olmazları listelerin belirlenmesinde önemli rol oynadı.
Bundan sonra ne olacak?
İzmir’de hummalı bir çalışma başladı. Selçuk Ayhan’ın boşalttığı il başkanlmığı koltuğuna kim oturacak?
Kulislerde iki isim öne çıkıyor. Birincisi milletvekili listelerine konulmayan Türkan Miçooğulları…
Türkan Miçooğulları bu adımla hem kaybettiği prestiji yeniden kazanacak hem de önümüzdeki kurultay sürecini belirleyerek yerel seçimlerde etkili isimlerden biri olacak.
Miçooğulları’nın yanısıra Yücel Özen de il başkanlığı için çalışıyor. Ancak Özen atama il başkanlığı yerine seçimler sonrası başlayacak kurultay sürecinde seçimle iş başına gelen il başkanı olmak istiyor.
Sav grubunda da il başkanlığı bekleyen isimler var. Ancak metropol grubu yediği küçük darbe nedeniyle biraz beklemeyi tercih ediyor.
http://www.suleymangencel.com/ 07 - 06 - 2007
Etiketler:
Yerel Siyaset
6 Haziran 2007 Çarşamba
Mumcu da Mardinli
İzmir’de Mardinli olmak önemlidir. Kentin oy depolarından biri olarak da kabul edilir. CHP 2002 seçimlerinde Abdürrezzak Erten’i İzmir’e gönderirken Mardin oylarını hesaba katmıştı. 2007 genel seçimlerinden önce de Mardin kökenli adaylar ortaya çıkmaya başladı. Cumhurbaşkanı Genel Sekreteri eski İzmir Valisi Kemal Nehrozoğlu’nun ikinci böge birinci sıradan aday olacağı iddia edildi. Nehrozoğlu bir Mardinli idi. Ardından Dilara Sürgü Ersözlü birinci bölgeden aday oldu. Ersözlü’nün de bir kolu Mardin’e uzanıyordu. Herkes bu iki ismin aday olacağını beklerken Güldal Mumcu birinci bölge birinci sıraya getirildi.
Uğur Mumcu’nun eşi olması nedeniyle İzmir’de hayli etkili olacağı belirtilen Güldal Mumcu’nun özgeçmişine kimse bakmadı bu nedenle.
Ancak bize ulaşan bilgi Güldal Mumcu’nun babasının Mardinli olduğu yönünde.
Mumcu’nun Mardin bağlantısı İzmir’de yeni bir tartışmaya neden olur mu bilinmez. Ancak Mardin-İzmir hattının siyasette net biçimde varlığı bu aşamadan sonra herkes tarafından kabul edilmeli sanırım.
CHP’nin üç bilinmez adayı daha var. DSP kontenjanından gelenler. Kimse de bu isimleri ciddiye almıyor gördüğüm kadarıyla. Herkes, seçim sonrası DSP’nin ayrılacağı ve kendi başına hareket edeceğini bekliyor. Belki olası bir iktidar durumunda DSP, CHP içerisindeki varlığını sürdürmeye devam eder.
Yenigün Gazetesi politika muhabiri Ümit Yaldız sıralamada yer bulamayan milletvekilleri adayları için “üçüncü bölge” adayları tanımlaması yapmış, 2002’de Haber Ekspres’te biz de bu adaylara “İzmir’in mor listesi” tanımlaması yapmıştık. 3. bölge adayları tanımlaması siyaseten hoş bir tanımlama.
Listelere konulmayan aday adaylarının büyük bölümü psikolojik travmayı atlatmaya çalışıyor. Bazılarının listelerde olmamaları kentin dinamiklerinden ve parti içerisindeki çekişmelerden kaynaklanıyor.
Örneğin Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun olmazları vardı Ankara’ya gittiğinde. Genel merkeze aday adaylıkları konusunda bilgi verirken iki ismin kesinlikle milletvekili olmaması yönünde tavır sergiledi Kocaoğlu.
Parti içi gruplar arası mücadele nedeniyle de her grubun olmazları vardı. Bu isimler masaya getirildiğinde karşı taraf bu isimlere karşı çıktı, karşı taraf başka isimleri gündeme getirdiğinde de diğer taraf tavır koydu.
Dolayısıyla grupların olmazları listelerin belirlenmesinde önemli rol oynadı.
Bundan sonra ne olacak?
İzmir’de hummalı bir çalışma başladı. Selçuk Ayhan’ın boşalttığı il başkanlmığı koltuğuna kim oturacak?
Kulislerde iki isim öne çıkıyor. Birincisi milletvekili listelerine konulmayan Türkan Miçooğulları…
Türkan Miçooğulları bu adımla hem kaybettiği prestiji yeniden kazanacak hem de önümüzdeki kurultay sürecini belirleyerek yerel seçimlerde etkili isimlerden biri olacak.
Miçooğulları’nın yanısıra Yücel Özen de il başkanlığı için çalışıyor. Ancak Özen atama il başkanlığı yerine seçimler sonrası başlayacak kurultay sürecinde seçimle iş başına gelen il başkanı olmak istiyor.
Sav grubunda da il başkanlığı bekleyen isimler var. Ancak metropol grubu yediği küçük darbe nedeniyle biraz beklemeyi tercih ediyor.
http://www.suleymangencel.com/ 06 - 06 - 2007
Uğur Mumcu’nun eşi olması nedeniyle İzmir’de hayli etkili olacağı belirtilen Güldal Mumcu’nun özgeçmişine kimse bakmadı bu nedenle.
Ancak bize ulaşan bilgi Güldal Mumcu’nun babasının Mardinli olduğu yönünde.
Mumcu’nun Mardin bağlantısı İzmir’de yeni bir tartışmaya neden olur mu bilinmez. Ancak Mardin-İzmir hattının siyasette net biçimde varlığı bu aşamadan sonra herkes tarafından kabul edilmeli sanırım.
CHP’nin üç bilinmez adayı daha var. DSP kontenjanından gelenler. Kimse de bu isimleri ciddiye almıyor gördüğüm kadarıyla. Herkes, seçim sonrası DSP’nin ayrılacağı ve kendi başına hareket edeceğini bekliyor. Belki olası bir iktidar durumunda DSP, CHP içerisindeki varlığını sürdürmeye devam eder.
Yenigün Gazetesi politika muhabiri Ümit Yaldız sıralamada yer bulamayan milletvekilleri adayları için “üçüncü bölge” adayları tanımlaması yapmış, 2002’de Haber Ekspres’te biz de bu adaylara “İzmir’in mor listesi” tanımlaması yapmıştık. 3. bölge adayları tanımlaması siyaseten hoş bir tanımlama.
Listelere konulmayan aday adaylarının büyük bölümü psikolojik travmayı atlatmaya çalışıyor. Bazılarının listelerde olmamaları kentin dinamiklerinden ve parti içerisindeki çekişmelerden kaynaklanıyor.
Örneğin Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun olmazları vardı Ankara’ya gittiğinde. Genel merkeze aday adaylıkları konusunda bilgi verirken iki ismin kesinlikle milletvekili olmaması yönünde tavır sergiledi Kocaoğlu.
Parti içi gruplar arası mücadele nedeniyle de her grubun olmazları vardı. Bu isimler masaya getirildiğinde karşı taraf bu isimlere karşı çıktı, karşı taraf başka isimleri gündeme getirdiğinde de diğer taraf tavır koydu.
Dolayısıyla grupların olmazları listelerin belirlenmesinde önemli rol oynadı.
Bundan sonra ne olacak?
İzmir’de hummalı bir çalışma başladı. Selçuk Ayhan’ın boşalttığı il başkanlmığı koltuğuna kim oturacak?
Kulislerde iki isim öne çıkıyor. Birincisi milletvekili listelerine konulmayan Türkan Miçooğulları…
Türkan Miçooğulları bu adımla hem kaybettiği prestiji yeniden kazanacak hem de önümüzdeki kurultay sürecini belirleyerek yerel seçimlerde etkili isimlerden biri olacak.
Miçooğulları’nın yanısıra Yücel Özen de il başkanlığı için çalışıyor. Ancak Özen atama il başkanlığı yerine seçimler sonrası başlayacak kurultay sürecinde seçimle iş başına gelen il başkanı olmak istiyor.
Sav grubunda da il başkanlığı bekleyen isimler var. Ancak metropol grubu yediği küçük darbe nedeniyle biraz beklemeyi tercih ediyor.
http://www.suleymangencel.com/ 06 - 06 - 2007
Etiketler:
Yerel Siyaset
5 Haziran 2007 Salı
CHP’de sükunet hakim
CHP’nin listelerinin belli olmasından sonra büyük tartışmalar yaşanır, istifalar birbirini izlerdi. Ancak bu kez böyle bir gelişme yok partide. Neden?
1 – Listenin dengeli olması, her kesimden en az bir ismin gösterilmesi.
2 – Dışarıdan atanan ismin sadece bir olması.
3 – Örgütten gelenlerin yer bulabilmeleri.
4 – Parti üyelerinin eskiden olduğu gibi medya gazına fazla gelmemeleri.
5 – CHP’den olası iktidar beklentisi…
6 – Alternatif sosyal demokrat partinin olmaması.
Tabii ki kendisini listelerde görmeyen ve bu nedenle istifa eşiğine gelen bir iki aday adayı olacaktır. Bu da son derece normaldir.
Listenin doyurucu olup olmadığı ayrı bir konu.
Bir grup CHP’li bu listenin Meclis’te iş yapma olasılığının düşük olduğu eleştirisinde bulunuyor. Haklı da olabilirler. Ancak çıkan sonuç ortada. Sonucu değiştirmek bu aşamadan sonra mümkün değil.
Şimdi herkesin gözü il başkanlığında. Kesin listelerin oluşturulmasına kadar beklenecek ardından yeni il başkanı ile seçim çalışmalarına başlanacak.
Ankara’nın seçeceği ismin seçimlerden sonra kurultay sürecini de yöneteceğini ve bu sürecin CHP’yi yerel seçimlere taşıyacağını unutmamak gerekiyor. Bu durum da atanacak il yönetiminin etki alanının çok geniş olacağını bir kez daha gösteriyor.
İl başkanlığı için bazı isimlerin çalışmaya başladığı net. Ancak bu isimler arasında kimlerin öne çıkacağı önümüzdeki hafta içerisinde netleşecek.
Merkez sağdaki tartışmanın ve bölünmenin en çok CHP’ye yarayacağı açık İzmir’de. DP’nin barajı aşamaması halinde CHP’nin bir milletvekili daha fazla çıkarması çok olası. Dolayısıyla 6 ve 7. sıralar meclise gidebilme şansına sahip. Eğer seçime kadar büyük gelişmeler yaşanırsa 8. sıraların bile şansı olabilir partide.Merkez sağdaki durum ise çok daha vahim. DYP-Anavatan kavgası en çok AKP’ye yarıyor. Ancak şunun altını net biçimde çizmek gerekiyor, AKP’nin listesi hiç de kenara atılacak bir liste değil.
AKP kendisine yeni bir çıkış arıyor. Bu listelerle de bu çıkışı bulabileceği işaretini veriyor.
http://www.suleymangencel.com/ 05 - 06 - 2007
1 – Listenin dengeli olması, her kesimden en az bir ismin gösterilmesi.
2 – Dışarıdan atanan ismin sadece bir olması.
3 – Örgütten gelenlerin yer bulabilmeleri.
4 – Parti üyelerinin eskiden olduğu gibi medya gazına fazla gelmemeleri.
5 – CHP’den olası iktidar beklentisi…
6 – Alternatif sosyal demokrat partinin olmaması.
Tabii ki kendisini listelerde görmeyen ve bu nedenle istifa eşiğine gelen bir iki aday adayı olacaktır. Bu da son derece normaldir.
Listenin doyurucu olup olmadığı ayrı bir konu.
Bir grup CHP’li bu listenin Meclis’te iş yapma olasılığının düşük olduğu eleştirisinde bulunuyor. Haklı da olabilirler. Ancak çıkan sonuç ortada. Sonucu değiştirmek bu aşamadan sonra mümkün değil.
Şimdi herkesin gözü il başkanlığında. Kesin listelerin oluşturulmasına kadar beklenecek ardından yeni il başkanı ile seçim çalışmalarına başlanacak.
Ankara’nın seçeceği ismin seçimlerden sonra kurultay sürecini de yöneteceğini ve bu sürecin CHP’yi yerel seçimlere taşıyacağını unutmamak gerekiyor. Bu durum da atanacak il yönetiminin etki alanının çok geniş olacağını bir kez daha gösteriyor.
İl başkanlığı için bazı isimlerin çalışmaya başladığı net. Ancak bu isimler arasında kimlerin öne çıkacağı önümüzdeki hafta içerisinde netleşecek.
Merkez sağdaki tartışmanın ve bölünmenin en çok CHP’ye yarayacağı açık İzmir’de. DP’nin barajı aşamaması halinde CHP’nin bir milletvekili daha fazla çıkarması çok olası. Dolayısıyla 6 ve 7. sıralar meclise gidebilme şansına sahip. Eğer seçime kadar büyük gelişmeler yaşanırsa 8. sıraların bile şansı olabilir partide.Merkez sağdaki durum ise çok daha vahim. DYP-Anavatan kavgası en çok AKP’ye yarıyor. Ancak şunun altını net biçimde çizmek gerekiyor, AKP’nin listesi hiç de kenara atılacak bir liste değil.
AKP kendisine yeni bir çıkış arıyor. Bu listelerle de bu çıkışı bulabileceği işaretini veriyor.
http://www.suleymangencel.com/ 05 - 06 - 2007
Etiketler:
Yerel Siyaset
4 Haziran 2007 Pazartesi
İlahi denge ve milli mutabakat listesi…
CHP’nin aday listeleri diğer partilere göre bir gün önce belli oldu. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal başbakan olmak için AKP karşıtlığı çerçevesinde oluşan mantığı CHP’de toplamaya çalıştı, bunun için Süleyman Demirel’den bile destek aldı. Listenin içeriğini tartışacak değilim. Beni ilgilendiren İzmir’in listesi…
Deniz Baykal İzmir’de herkesi memnun etmek istemiş. Bu açıkça belli.
Güldal Mumcu birinci bölgeden ilk sırada.
Cumhuriyet mitinglerinde milyonları Gündoğdu’ya toplayan İzmir’e sol bir yaklaşım Güldal Mumcu…
Güldal Mumcu’nun hemen arkasında DSP kontenjanı var. Onları 3. ve 4. sıralarda Abdürrezzak Erten ile Bülent Baratalı takip ediyor. Burada Sav-Erdem dengesi dikkate alınmış. 5. sıradaki Ahmet Ersin, Alevi dengesi çerçevesinde yeniden milletvekili. Ersin’in yeniden seçilmesinde daha önce önerilen Murat Bakan’ın CHP’de tepki toplaması büyük rol oynadı.
6. sırada Baykal’ın her zaman göreve çağırdığında yanında olan bir isim var. Eski il başkanı Ekrem Bulgun. İkinci bölgenin 6. sırasında da şimdiki il başkanı var Selçuk Ayhan… Böylece örgüte mesaj verilmiş bu isimlerle... Hem de aynı sıralara oturtularak. Birinci bölgenin 7. sırası Erdal Karademir’e ait. Son aylarda yalnız hareket etmeye başlayan Karademir’i önümüzdeki günlerde tartışırız. 8. sırada Rıfat Nalbantoğlu var. İlginç. 9. sıra ise yine Baykal’a bağlılığı ile bilinen bir isme ait Fahrettin Demir. Baykal’ın siyasette çıkışa geçtiği dönemde Bingöl il başkanı olan Demir, çok koyu bir Baykalcı olarak biliniyor. 10. sıra Hüseyin Mutlu Akpınar, 11. Özcan Özcan 12. Umut Orkun Uğraş...
Gelelim ikinci bölgeye.
İlk üçte herkesin beklediği isimler var. Oğuz Oyan ve Kemal Anadol ve tabii DSP kontenjanı… Baykal 4. sırayı ise Mehmet Ali Susam’a ayırmış. Hem İzmir kamuoyunu memnun etmek, hem de güçlü bir sivil toplum örgütünü arkasına almak istemiş CHP Genel Başkanı.
Susam’ın yerine alternatif olarak Ekrem Demirtaş ve Hakan Tartan isimleri gündeme gelince CHP örgütü kararını çok kısa süre içerisinde vermiş.
5 sırada Canan Arıtman var. Arıtman’ın yeniden tercihi herkes için sürpriz oldu.
6. sıra il başkanları dengesi nedeniyle Selçuk Ayhan’a ait.
7. sıra ise Karşıyaka eski başkanı Ertam Özen’e… Sav’ın metropol grubunun ikinci adayı Özen.
8. sırada Rahmi Şen görünüyor. 9. sıra Cenap Börühan'ın. Foça İlçe Başkanı Osman Mert 10. sırada... Murat Bakan 11, Bornovalı Songül Gök 12. sırada...
Listeye karşıdan bakıldığında ve aday yapılmayan isimler dikkate alındığında şu sonuçları yazmak gerekiyor:
1 – Denge en üst seviyede dikkate alınmış.
2 – Genel Sekreter Önder Sav’ın hem bir, hem de ikinci bölge listelerinde önemli etkisi var. Bu tespitime birçok eleştiri alabilirim ama durum gerçekten böyle.
3 – Önder Sav’ın metropol grubu cezalandırılmış… İkinci bölge 7. sıra ile bu gruba az da olsa nefes alma şansı sağlanmış.
4 – Eşref Erdem de bir kulpundan yakalamış İzmir’i. Uzun süre tutabilir mi? Onu zaman gösterecek.
5 – Susam ismi ile İzmir medyası ve kamuoyunun olası eleştirileri de göğüslenmiş.
6 – Listenin gerçekten tek dayak yiyen ekibi Sedat Uzunbay grubu olmuş. Zaten bir beklentileri de yoktu son gelişmelerden sonra…
7 - Kocaoğlu'na da dur denilmiş listelerde. Belki olmazlarını koydurtmayarak iş yapmış olabilir Kocaoğlu.
Kentteki dengelerin yeniden oluşturulduğu, kartların yeniden karıldığı bir dönemde il ve ilçe yönetimlerine atanacak olanlar da dengenin seyrini ortaya koyacaklar. Şimdi asıl beklenen il başkanının kimliği...
Listeye giremeyen aday adaylarının nedenlerini ise önümüzdeki günlerde tartışmaya açacağım.
http://www.suleymangencel.com/ 04 - 06 - 2007
Deniz Baykal İzmir’de herkesi memnun etmek istemiş. Bu açıkça belli.
Güldal Mumcu birinci bölgeden ilk sırada.
Cumhuriyet mitinglerinde milyonları Gündoğdu’ya toplayan İzmir’e sol bir yaklaşım Güldal Mumcu…
Güldal Mumcu’nun hemen arkasında DSP kontenjanı var. Onları 3. ve 4. sıralarda Abdürrezzak Erten ile Bülent Baratalı takip ediyor. Burada Sav-Erdem dengesi dikkate alınmış. 5. sıradaki Ahmet Ersin, Alevi dengesi çerçevesinde yeniden milletvekili. Ersin’in yeniden seçilmesinde daha önce önerilen Murat Bakan’ın CHP’de tepki toplaması büyük rol oynadı.
6. sırada Baykal’ın her zaman göreve çağırdığında yanında olan bir isim var. Eski il başkanı Ekrem Bulgun. İkinci bölgenin 6. sırasında da şimdiki il başkanı var Selçuk Ayhan… Böylece örgüte mesaj verilmiş bu isimlerle... Hem de aynı sıralara oturtularak. Birinci bölgenin 7. sırası Erdal Karademir’e ait. Son aylarda yalnız hareket etmeye başlayan Karademir’i önümüzdeki günlerde tartışırız. 8. sırada Rıfat Nalbantoğlu var. İlginç. 9. sıra ise yine Baykal’a bağlılığı ile bilinen bir isme ait Fahrettin Demir. Baykal’ın siyasette çıkışa geçtiği dönemde Bingöl il başkanı olan Demir, çok koyu bir Baykalcı olarak biliniyor. 10. sıra Hüseyin Mutlu Akpınar, 11. Özcan Özcan 12. Umut Orkun Uğraş...
Gelelim ikinci bölgeye.
İlk üçte herkesin beklediği isimler var. Oğuz Oyan ve Kemal Anadol ve tabii DSP kontenjanı… Baykal 4. sırayı ise Mehmet Ali Susam’a ayırmış. Hem İzmir kamuoyunu memnun etmek, hem de güçlü bir sivil toplum örgütünü arkasına almak istemiş CHP Genel Başkanı.
Susam’ın yerine alternatif olarak Ekrem Demirtaş ve Hakan Tartan isimleri gündeme gelince CHP örgütü kararını çok kısa süre içerisinde vermiş.
5 sırada Canan Arıtman var. Arıtman’ın yeniden tercihi herkes için sürpriz oldu.
6. sıra il başkanları dengesi nedeniyle Selçuk Ayhan’a ait.
7. sıra ise Karşıyaka eski başkanı Ertam Özen’e… Sav’ın metropol grubunun ikinci adayı Özen.
8. sırada Rahmi Şen görünüyor. 9. sıra Cenap Börühan'ın. Foça İlçe Başkanı Osman Mert 10. sırada... Murat Bakan 11, Bornovalı Songül Gök 12. sırada...
Listeye karşıdan bakıldığında ve aday yapılmayan isimler dikkate alındığında şu sonuçları yazmak gerekiyor:
1 – Denge en üst seviyede dikkate alınmış.
2 – Genel Sekreter Önder Sav’ın hem bir, hem de ikinci bölge listelerinde önemli etkisi var. Bu tespitime birçok eleştiri alabilirim ama durum gerçekten böyle.
3 – Önder Sav’ın metropol grubu cezalandırılmış… İkinci bölge 7. sıra ile bu gruba az da olsa nefes alma şansı sağlanmış.
4 – Eşref Erdem de bir kulpundan yakalamış İzmir’i. Uzun süre tutabilir mi? Onu zaman gösterecek.
5 – Susam ismi ile İzmir medyası ve kamuoyunun olası eleştirileri de göğüslenmiş.
6 – Listenin gerçekten tek dayak yiyen ekibi Sedat Uzunbay grubu olmuş. Zaten bir beklentileri de yoktu son gelişmelerden sonra…
7 - Kocaoğlu'na da dur denilmiş listelerde. Belki olmazlarını koydurtmayarak iş yapmış olabilir Kocaoğlu.
Kentteki dengelerin yeniden oluşturulduğu, kartların yeniden karıldığı bir dönemde il ve ilçe yönetimlerine atanacak olanlar da dengenin seyrini ortaya koyacaklar. Şimdi asıl beklenen il başkanının kimliği...
Listeye giremeyen aday adaylarının nedenlerini ise önümüzdeki günlerde tartışmaya açacağım.
http://www.suleymangencel.com/ 04 - 06 - 2007
Etiketler:
Yerel Siyaset
1 Haziran 2007 Cuma
Bir programın ardından
Ege TV’de dün akşam yayınlanan Haftalık adlı programda en çok tartışılan konu CHP’deki adaylardı. Kentimizin üç önemli gazetecisi CHP konusunda görüşlerini açıkladılar, listelerdeki olası adayları yorumladılar. Üç gazeteci bu kentte yıllardır mesleklerini icra ediyorlar. Ancak CHP konusunda bilgi birikimlerinin çok yüksek olmadığı gayet açık. Tabii bu iş Altay’ın durumuna, zeytinyağlı yemeğin tarihçesine ya da Çeşme festivaline benzemiyor.
Bir partinin iç işleyişini tanımak, ilişkiler dizinini hem yerel hem ulusal bazda ölçmek, parti yöneticilerinin duruşlarını ve etki alanlarını yorumlamak için ciddi mesai gerekiyor. Her konuda ahkam kesen gazetecilerin ise bir tek konu üzerine bu saatten sonra uzmanlaşmasını beklemek çok doğru olmaz sanırım.
Erol Yaraş, Hasan Fehmi Mani üzerine her zamanki gibi olumsuz konuştu. Yaraş’ın “ithal milletvekilleri” konusuna takıldığı açık. Ancak son günlerde üzerinde çok durduğu “Mehmet Ali Bayar olmaz” tanımlamasından vazgeçmiş gördüm Yaraş’ı. Bir nedeni vardır herhalde. İnsan ister istemez, “Birileri devreye mi girdi acaba” diye düşünmeden edemiyor.
Nedim Atilla’da ise bir “U” dönüşü saptadım. Yoksa “O” dönüşümü desem…
Nedense Hasan Fehmi Mani konusunda “İzmir’i bilen milletvekili” tanımlamasını kullandı. Ben mi yanlış algıladım bilemiyorum ama Atilla’daki bu değişimin arkasında mutlaka bir neden vardır. Ben sadece Nedim Atilla’daki değişimin Kocaoğlu tarafından nasıl karşılanacağını merak ediyorum. Kocaoğlu’na bu kadar destek veren bir gazetecinin İzmir Büyükşehir belediye Başkanı’na karşı bir darbe yapan CHP Genel Merkezi konusundaki yumuşak yaklaşımını, “geleceğe yönelik bir tasarruf” olarak değerlendiriyorum.
Hamdi Türkmen ise son üç gününü geçirdiği Ankara’da CHP Genel Merkezi’nde olanları yorumladı. Hamdi Türkmen’in CHP Genel Merkezi’nde kimlerle görüştüğünü ve hangi konuları konuştuğunu bilemem. Ancak bildiğim tek şey Türkmen’in adaylık konusunda dile getirdiği tespitlerin büyük bölümünün CHP Genel Merkezi kulislerinin dışında oluştuğudur. Belki Altay-Kasımpaşa maçında birilerine ulaşmış ve değerlendirme almış olabilir Türkmen. Ancak bu değerlendirmelerin maçın tansiyonunun yüksek olması nedeniyle yanlış yorumlanabileceğinin altını da çizmek gerekiyor.
Bu sütundan yineliyorum. İki gündür harf dizini içinde yeralan 5 aday adayının İzmir 1. Bölge’den milletvekili olacakları kesin. Bu isimleri öğrenmek için Ankara’ya gitmek de gerekmiyor. Telefon denen bir alet var ve hayli de etkili. Arıyorsunuz, size yanıt veriliyor ve gerekli bilgiler aktarılıyor.
Ancak bu ilişki yukarıda da söylediğim gibi iki gün içerisinde kurulmuyor. Yıllar süren ve birlikte oluşturulan bir güven ilişkisine dayanıyor.
İzmir 1. bölgeden teklif bekleyenlerin sonları ise çok iyi görülmüyor. Çünkü listeler hemen hemen bitti bile. Sadece bir iki rötuş ile yarın tam olarak netleşecek İzmir listesi… Bu rötuş yeni bir adayın listelere girmesi olarak algılanmamalı. Sadece listelerdeki adayların sıraları değiştirilebilir.
***
İTO Başkanı Ekrem Demirtaş Ankara’daydı, TOBB’un mali kongresi için. TOBB kongresi bahane adaylara destek turu şahane demek isterdim. Ancak onu da diyemiyorum. Dün CHP Genel Merkezi’ne giden Ekrem Demirtaş, listeleri yazacak olan CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ve CHP Genel Sekreteri Önder Sav yerine CHP Genel Sekreter Yardımcısı Mustafa Özyürek ile CHP Genel Sekreter Yardımcısı Oğuz Oyan ile görüştü. İki milletvekiline İTO’nun adaylarını tanıtan Ekrem Demirtaş’ın konuşması sırasında Özyürek ile Oyan’ın, “Kelin merhemi olsa önce kendine sürer” diye düşünmeleri son derece doğal. Çünkü her iki isim de yeniden milletvekili adayı…
***
Aziz Kocaoğlu da Ankara’daydı Altay maçı için. O da CHP Genel Merkezi’ne uğradı. Ancak ne genel başkan, ne de genel sekreter ile görüşebildi. Genel merkez binasında çay içen Kocaoğlu, bir ara Genel Sekreter Yardımcısı Oğuz Oyan’ın makamına girdi ve telefon ile 20 dakika görüştü. CHP’nin tek büyükşehir başkanının listeleri hazırlayanlarla sadece telefon ile görüşmesi ilginçti. Telefon ile görüşülecekse Kocaoğlu bu isimleri İzmir’den kendi makamından da arayabilirdi. Belki de canı CHP Genel Merkez binasını dolaşmak istemiştir.
http://www.suleymangencel.com/ 01 - 06 - 2007
Bir partinin iç işleyişini tanımak, ilişkiler dizinini hem yerel hem ulusal bazda ölçmek, parti yöneticilerinin duruşlarını ve etki alanlarını yorumlamak için ciddi mesai gerekiyor. Her konuda ahkam kesen gazetecilerin ise bir tek konu üzerine bu saatten sonra uzmanlaşmasını beklemek çok doğru olmaz sanırım.
Erol Yaraş, Hasan Fehmi Mani üzerine her zamanki gibi olumsuz konuştu. Yaraş’ın “ithal milletvekilleri” konusuna takıldığı açık. Ancak son günlerde üzerinde çok durduğu “Mehmet Ali Bayar olmaz” tanımlamasından vazgeçmiş gördüm Yaraş’ı. Bir nedeni vardır herhalde. İnsan ister istemez, “Birileri devreye mi girdi acaba” diye düşünmeden edemiyor.
Nedim Atilla’da ise bir “U” dönüşü saptadım. Yoksa “O” dönüşümü desem…
Nedense Hasan Fehmi Mani konusunda “İzmir’i bilen milletvekili” tanımlamasını kullandı. Ben mi yanlış algıladım bilemiyorum ama Atilla’daki bu değişimin arkasında mutlaka bir neden vardır. Ben sadece Nedim Atilla’daki değişimin Kocaoğlu tarafından nasıl karşılanacağını merak ediyorum. Kocaoğlu’na bu kadar destek veren bir gazetecinin İzmir Büyükşehir belediye Başkanı’na karşı bir darbe yapan CHP Genel Merkezi konusundaki yumuşak yaklaşımını, “geleceğe yönelik bir tasarruf” olarak değerlendiriyorum.
Hamdi Türkmen ise son üç gününü geçirdiği Ankara’da CHP Genel Merkezi’nde olanları yorumladı. Hamdi Türkmen’in CHP Genel Merkezi’nde kimlerle görüştüğünü ve hangi konuları konuştuğunu bilemem. Ancak bildiğim tek şey Türkmen’in adaylık konusunda dile getirdiği tespitlerin büyük bölümünün CHP Genel Merkezi kulislerinin dışında oluştuğudur. Belki Altay-Kasımpaşa maçında birilerine ulaşmış ve değerlendirme almış olabilir Türkmen. Ancak bu değerlendirmelerin maçın tansiyonunun yüksek olması nedeniyle yanlış yorumlanabileceğinin altını da çizmek gerekiyor.
Bu sütundan yineliyorum. İki gündür harf dizini içinde yeralan 5 aday adayının İzmir 1. Bölge’den milletvekili olacakları kesin. Bu isimleri öğrenmek için Ankara’ya gitmek de gerekmiyor. Telefon denen bir alet var ve hayli de etkili. Arıyorsunuz, size yanıt veriliyor ve gerekli bilgiler aktarılıyor.
Ancak bu ilişki yukarıda da söylediğim gibi iki gün içerisinde kurulmuyor. Yıllar süren ve birlikte oluşturulan bir güven ilişkisine dayanıyor.
İzmir 1. bölgeden teklif bekleyenlerin sonları ise çok iyi görülmüyor. Çünkü listeler hemen hemen bitti bile. Sadece bir iki rötuş ile yarın tam olarak netleşecek İzmir listesi… Bu rötuş yeni bir adayın listelere girmesi olarak algılanmamalı. Sadece listelerdeki adayların sıraları değiştirilebilir.
***
İTO Başkanı Ekrem Demirtaş Ankara’daydı, TOBB’un mali kongresi için. TOBB kongresi bahane adaylara destek turu şahane demek isterdim. Ancak onu da diyemiyorum. Dün CHP Genel Merkezi’ne giden Ekrem Demirtaş, listeleri yazacak olan CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ve CHP Genel Sekreteri Önder Sav yerine CHP Genel Sekreter Yardımcısı Mustafa Özyürek ile CHP Genel Sekreter Yardımcısı Oğuz Oyan ile görüştü. İki milletvekiline İTO’nun adaylarını tanıtan Ekrem Demirtaş’ın konuşması sırasında Özyürek ile Oyan’ın, “Kelin merhemi olsa önce kendine sürer” diye düşünmeleri son derece doğal. Çünkü her iki isim de yeniden milletvekili adayı…
***
Aziz Kocaoğlu da Ankara’daydı Altay maçı için. O da CHP Genel Merkezi’ne uğradı. Ancak ne genel başkan, ne de genel sekreter ile görüşebildi. Genel merkez binasında çay içen Kocaoğlu, bir ara Genel Sekreter Yardımcısı Oğuz Oyan’ın makamına girdi ve telefon ile 20 dakika görüştü. CHP’nin tek büyükşehir başkanının listeleri hazırlayanlarla sadece telefon ile görüşmesi ilginçti. Telefon ile görüşülecekse Kocaoğlu bu isimleri İzmir’den kendi makamından da arayabilirdi. Belki de canı CHP Genel Merkez binasını dolaşmak istemiştir.
http://www.suleymangencel.com/ 01 - 06 - 2007
Etiketler:
Yerel Siyaset
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
