Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

10 Mayıs 2007 Perşembe

Listelerdeki dengeler

4.5 yıllık AKP iktidarının sonucu Türkiye’de bir şeyler gerçekten değişmeye başladı. ANAP ve DYP’nin yıllarca süren birleşme tartışmaları sona erdi. Demokrat Parti adı altında birleşen merkez sağ yeniden çekim alanı olmaya çalışıyor. Merkez solda da önemli adımlar var. Deniz Baykal’ın Zeki Sezer ile ortaya koyduğu mutabakat çok önemli sosyal demokrasi için. Şimdi DSP’nin kararı bekleniyor. Bu aşamadan sonra DSP’nin yan çizmesi beklenmiyor açıkçası. 13 Mayıs Pazar günü yapılacak İzmir mitinginin ana eksenini de merkez solun bütünleşmesi oluşturacak.
Aday adaylarının bugünden itibaren başvuruları da başladı. 22 Mayıs’a kadar sürecek başvurular daha sonra genel merkezler tarafından değerlendirilecek.
Aslında listelerin oluşturulması süreci hiç de kolay değil. CHP Genel Sekreteri Önder Sav’ın önceki gün gece saat 04.00’e kadar kamudan ve parti örgütlerinden istifa edenlerle genel merkezdeki odasında konuştuğunu gördükten sonra bu sürecin çok yıpratıcı olduğunu söylemek sanırım yanlış olmaz.
Gerçekten de listeleri hazırlayanların onlarca dengeyi bir araya getirip çözmeye çalışmaları kolay iş değil. Sonuçta herkesin beklentisi olduğu için çıkan listelerin beğenilmeyeceği de biliniyor.
Nedir bu dengeler?
Dengenin ana unsurları ortaya konulduğunda ayırımcılık yapıldığı hissine kapılıyor insan. Ancak toplumsal mozayiğin özellikle büyük kentlerdeki sosyal yapılaşmanın aynası olması gerekiyor milletvekili listelerinin.
İzmir’e baktığımızda köken olarak İzmirli yok aslında. Asıl İzmirliler yani aileleri yüzyıllarca İzmir’de olanlar sadece Levantenler ve Museviler. Belki birkaç Türk aileden bahsedebiliriz yüzyılları hesaba kattığımızda.
Diğerleri ise mutlaka bir başka yerden göçmüş İzmir’e… 1950’lerde göç edenler var, 1870’lerde de… Ama sonuçta bir göç yapılmış İzmir’e…
Bu nedenle liste dengelerinde İzmirlilik diye bir kavram yok. Bazıları İzmirliliği farklı algılıyor ve ortaya koyuyor. Ancak bunun siyasi olduğu kimsenin gözünden kaçmıyor.
Listelerde doğu ve güneydoğu kökenlilere yer verilmek zorunda. Çünkü kentin çeperlerindeki oy depoları bu gruptan oluşuyor.
Aleviler de bir yapı olarak karşımıza çıkıyor… Onlar da kendi temsilcilerini görmek istiyorlar listelerde…
Göçmenler, mübadele ile Türkiye’ye gelenler önemli bir güce sahipler. Özellikle kentin merkezinde…
Tarım kesiminin de bir temsilcisi gerekiyor….
Kadınlar ise ayrı bir yapı…
Kentin lokomotifi olarak adlandırılan sivil toplum örgütleri liderleri de önemli. Kentin sevilen ve proje üreten isimlere de ihtiyacı var listelerde.
Bu listeye bir de genel başkanların kontenjanlarını koyduğumuzda bir partinin çıkarabileceği maksimum sayı zaten oluşmuş oluyor.
İşte bu aşamada tartışma başlıyor, kim, hangi yapının temsilcisi diye…
Ve bu tartışma seçim gününe kadar sürüyor…
Kırgınlıklar, kopmalar vs… Ardından seçim yaşanıyor ve partilerde kartlar yeniden karılıyor. Bir sonraki seçimin hesapları başlıyor yapılmaya…

http://www.suleymangencel.com/ 10 - 05 - 2007

9 Mayıs 2007 Çarşamba

Kampanyalar, kriterler…

İstifa furyası bitti, şimdi yeni furya başlıyor. Aday adayları bugünden itibaren 25 gün boyunca kamuoyunda yeralmak ve parti yönetimlerinin gözüne girmek için kampanyalara başlayacaklar. Kampanyalarda yapılacak gözde işler
1 – Gazetecilerle röportajlar yapılacak, genel başkanlar, parti yöneticilerinin başarıları vurgulanacak, “Ben çok iyi bir partiliyim” sloganı geliştirilecek, boy boy fotoğrafların gazete sütunlarında yayınlanması sağlanacak. Röportajın yapıldığı gazeteler Ankara’ya genel merkez yöneticilerine gönderilecek.
2 – Televizyon programlarına çıkılacak, milletvekili olunması halinde yapılacaklar anlatılacak. TV programları cd haline getirilerek Ankara’ya gönderilecek.
3 – Partinin önde gelenleri ya da karar verici mekanizmalar üzerinde etkili olanlarla akşam yemekleri yenilecek, sıralama konusu gündeme getirilecek.
4 – Kendisine destek veren sivil örgütlerin genel merkezlere faks çekmeleri sağlanacak. Böylece kentteki destek vurgulanacak.
5 – Türkiye’nin önde gelen isimlerine ulaşılacak, onların genel başkanlarla doğrudan konuşmaları sağlanacak.
6 – Ailede geçmişi araştırılacak, bulunabilecek tüm toplumsal motifler kullanılacak.
7 – Rakiplere dikkat edilecek, onların adımları şiddetle izlenecek.
8 – Haftada bir Ankara’ya gidilecek, genel merkez yöneticileriyle görüşmeler yapılacak.
Kampanyanın maddeleri uzatılabilir.
Ancak genel merkezler milletvekili adaylarından neler bekliyor? Hangi kriterler genel merkezler için daha önemli?
1 – Parlamentoda dik duruş sergilemek.
2 – Kentte tanınır olmak, toplumsal destek almak.
3 – Adli sorun bulundurmamak.
4 – Yaşam kalitesine dikkat etmek.
5 - Güvenilir olmak.
6 – Ülke gerçeklerini iyi bilmek, bu konu hakkında fikir yürütebilmek.
7 – Ekip çalışması yapabilecek olgunlukta olmak.
8 – “Önce ben” yerine “biz” demeyi başarabilmek.
9 – Mali anlamda rahat olmak.
10 – Parti örgütlerine yakın durmak.
“Bugüne kadar milletvekili olanlar bu kriterlere sahip miydi” diyebilirsiniz.
Ancak dönem bu dönem çok karışık ve karmaşık. Türkiye’nin içinde bulunduğu sorunları da dikkate aldığımızda bu kriterlerin ne kadar önemli olduğunu göreceksiniz.
Bakalım genel merkezler bu kriterlere uygun adayları bulabilecekler mi?

http://www.suleymangencel.com/ 09 - 05 - 2007

8 Mayıs 2007 Salı

Aday adayı psikolojisi

CHP Genel Merkezi’nde dün 150 kişi vardı. Bugün istifalar için son gün. Bu sayının daha da artacağı tahmin ediliyor. Herkes genel merkez yöneticileri ile görüşüp istifa kararı almak için ışık bekliyor.
CHP Genel Merkezi ışık verebilir mi? Ya da herhangi bir milletvekili aday adayına, “Seni bu dönem seçilebilir sıradan listelere koyacağız” diyebilir mi?
Bu aşamada genel merkezin ışık vermesi zor. Süreç hala işliyor. Anayasa değişiklikleri nedeniyle genel kurulda kavga çıkıyor, YSK seçimin daha öne alınıp alınmaması konusunda yapılan başvuruya daha dün yanıt veriyor, CHP ile DSP’nin anlaştıkları belirtiliyor ancak bunun hangi çerçevede olduğu net biçimde bilinmiyor.
Bu kadar bilinemezcilik içerisinde CHP Genel Merkezi’nin herhangi bir adaya ışık yakması, “Sen önümüzdeki dönem milletvekilimiz olacaksın” demesi güç, hatta imkansız.
Ancak bir umuttur gidiyor.
Aday adaylığı süreci psikolojik olarak ilginç bir süreç…
Tüm mantık kuralları ve dengeler unutuluyor, herkes kendi dengesi, kendi ilişkileri üzerinden bakmaya başlıyor, çevrede yaşanan gelişmeleri görmüyor ya da görmek istemiyor.
Listeler ortaya çıkınca da hayal kırıklıkları yaşanıyor, küslükler başlıyor.
Ne kadar mantıklı olunsa da bu süreçten etkileniyor insan…
Aynı hayal kırıklıklarının 4 Haziran günü, yani listelerin YSK’ye verileceği tarihte tekrarlanacağı açık.
Önemli olan bu dönemi en az sorunla geçirebilmek. Çünkü bazı aday adaylarının kendilerini listelerde görememesi halinde sorun çıkarabilecekleri çok açık…
Siyaset bu… İzleyip göreceğiz…

***

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu CHP’ye bir aday hazırlıyor. CHP Genel Merkezi’nin de bilmeden kabul edebileceği bir aday. Kocaoğlu ile ilişkileri çok iyi. Bazı önemli işlerde birlikte çalışıyor, kararları ortak alıyorlar. Kocaoğlu kendisine çok güveniyor ve genel merkezde önemli bir ayağı olacağını tahmin ediyor. Bu aday CHP İzmir örgütünün öyle kolay kolay içine sindirebileceği bir isim de değil. Genel merkez bu adayın özelliklerini ancak milletvekili olduktan sonra fark edecek ama iş işten geçmiş olacak.

***

Kamu personeli için istifa süresi bugün sona eriyor. Bürokratlar arasında istifa edenlerin büyük bölümü ya AKP ya da DP’den aday olmayı planlıyor. Bu çerçevede insanın aklına şu soru geliyor. Ya devlet bürokrasisinde sosyal demokrat kalmadı ya da sosyal demokratlar istifa ederek siyasi bakış açılarının bilinmesinden korkuyorlar. Kolay değil, bunun arkasından Türkiye’nin ücra köşelerine sürülmek de var.

http://www.suleymangencel.com/ 08 - 05 - 2007

7 Mayıs 2007 Pazartesi

Açıklamanın sırrı

Bugün bazı gazetelerde yayınlanan bir metin var. Ahmet Piriştina’nın oğlu Levent Piriştina imzalı… Seçilme yaşının 25’e indirilmesi çerçevesinde bir açıklama yapan Piriştina, Cumhuriyet, laiklik ve Atatürk ilkelerinin tartışıldığı bu ortamda, gençlerin inançlarıyla aktif politikada yer almaları gerektiğini söyledi. Levent Piriştina, "Öne alınan seçimlerin Türkiye’de yönetim anlayışına yeni bir açılım ve farklılık getirmesi kaçınılmazdır. Özellikle sol partiler arasında birleşmelerin sağlanması, parçalanmaların önlenmesi, kararsız seçmenlerin sandığa çekilmesi ve seçilme hakkına sahip her kesimin bu milli görevi üslenmesini sağlamak, öncelikli hedef ve amaç olmalı" dedi…
Listeler üzerine büyük tartışmaların yaşandığı, kulislerin yapıldığı bir ortamda Levent Piriştina’nın neden böyle bir açıklama yapma gereği duyduğu merak ediliyor.
İki öngörüde bulunalım.
1 – Levent Piriştina CHP ya da DSP genel merkezinden adaylık konusunda teklif aldı.
Eğer Piriştina adaylık teklifi aldı ise merkez yoklama ile belirlenecek listelerde zaten yer bulacaktır. Dolayısıyla bu konuyu bugün kamuoyunda tartışmaya açmanın ne yararı vardı?
2 – Levent Piriştina’nın yakın çevresi kendileri adına Piriştina adının siyasette kalması için harekete geçtiler. Levent Piriştina ismini öne çıkararak genel merkezler üzerinde baskı kurmayı hedefliyorlar…
İki öngörü de kendi içerisinde tutarlı olabilir.
Ancak CHP-DSP ittifakının listelere nasıl yansıyacağı da ayrı bir soru işareti.
DSP genel merkezi anlaştıkları sayıda ismi CHP listelerine koyarken CHP genel merkezinden “olmazlar listesi” de talep edebilir.
Daha doğrusu Zeki Sezer, DSP’yi bırakıp CHP’ye geçen bazı isimlere rezerv koymak isteyebilir. Bu da son derece doğaldır. DSP’lilerin olmazları arasında Suat Çağlayan, Hakan Tartan ve Şükrü Sina Gürel isimleri öne çıkıyor.
Bu isimler arasına Levent Piriştina isminin de eklenmesi mümkün bu açıklamadan sonra…

***

İTO Meclisi’nde bir grup meclis üyesi, İTO Başkanı Ekrem Demirtaş’ın, Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanlığına verdiği destek nedeniyle bir kampanya başlatıyorlar. Demirtaş’ın toplumun ve ülkenin çıkarlarını bir kenara bırakarak kendi çıkarları doğrultusunda Gül’e destek olduğunu, bunun kamuoyu tarafından dikkate alınmasını ve İzmir Ticaret Odası’nın laiklik konusunda durduğu yeri doğru tarif etmesi gerektiğinin altını çizen meclis üyeleri bu çerçevede bir basın toplantısı düzenleyerek görüşlerini açıklayacaklar.

***

CHP İzmir İl Başkanı Selçuk Ayhan istifa ediyor. Bu konuda kararlı olan Ayhan Ankara’ya gidip genel merkezde bazı görüşmeler yapacak. Siyasetin son derece hareketli olduğu her gün bir şeylerin değiştiğinin farkında olan Ayhan, bu aşamada genel merkezden ışık almasa da aday adaylığını açıklayacak. Selçuk Ayhan’dan sonra il yönetiminde yaşanacaklar konusu ise şimdilik bir muamma. Genel merkezden gelen genelge ile elleri kolları bağlanan il yöneticileri bundan sonra neler olabileceğini hesaplamaya çalışıyorlar.

http://www.suleymangencel.com/ 07 - 05 - 2007

4 Mayıs 2007 Cuma

Karar vermek

Cumhurbaşkanlığı seçimleri dolayısıyla tüm Türkiye’nin isteği haline gelen baskın genel seçim kapıya dayandı. Seçim tarihi daha dün alındı ancak 5 Mayıs 2007’ye yani yarına kadar milletvekili adayı olmak isteyen, kamu görevlileri, meclis üyeleri ve parti yöneticilerinin istifa etmeleri gerekiyor. Herkes biraz şaşkın…
Kararlarını iki gün içerisinde vermeleri gerekiyor.
Listeleri oluşturacak genel merkezlerden bugünden bir ışık almak mümkün değil. Onlar da seçim stratejilerini saptamaya, bazı ittifaklar kurarak yarışa girmeyi planlıyorlar. Bu nedenle hiçbir genel merkez yöneticisi, “Seni sıralamaya koyuyoruz, görevinden istafa et” diyecek durumda değil.
Parti yöneticileri için de durum aynı.
İl Genel Meclisi’nden bugün itibarıyla CHP adına istifa eden sayısı iki… Yücel Özen ve Ekrem Bulgun… Birçok isim de bugün karar verecek ve yarın istifa mektuplarını İl Seçim Kurulu’na ulaştıracak.
CHP İzmir İl Başkanı Selçuk Ayhan ise hala düşünüyor.
Milletvekilliği isteğini seçildiği günden itibaren ortaya koyan Ayhan’a genel merkezin ne yanıt vereceği merakla bekleniyor.
Görevlerinden istifa etmek isteyen bazı kamu yöneticileri ve bürokratların Selçuk Ayhan’ı aradıkları ve listelerde yer bulabilme olasılıklarını sordukları da bir başka gerçek. Aslında Selçuk Ayhan bu taleplere şu yanıtı verebilir:
“Kelin merhemi olsa önce kendi sürerdi.”
Sürpriz isimler olabilir mi istifa edenlerin arasında?
O listeyi önümüzdeki günlerde bu siteden yayınlayacağız.

***

20 Mayıs ise partilerin kesin milletvekili listelerini Yüksek Seçim Kurulu’na verecekleri gün. Dolayısıyla bugünden itibaren tüm partilerin genel merkezleri hem siyasi mücadelelerini vermeye devam edecekler hem de bir sonraki meclisi oluşturacak siyasi kadrolarını yaratmaya çalışacaklar.
İktidar partisi AKP’de de durum karışık. Gül grubu bu seçimde etkili olabilecek mi, Tayip Erdoğan Güneydoğu kökenli milletvekillerini temizleyecek mi, Bülent Arınç çevresinde toplanan sert İslamcı milletvekillerinin durumu ne olacak?
AKP genel merkezi yeni listelerde bu sorulara yanıt verecek.
Ya İzmir’de?
AKP İzmir İl Başkanı Ali Aşlık’ın da yarına kadar istifa etmesi gerekiyor. Kamu görevlerinden istifa edip seçime girmek isteyen bürokrat sayısı da hayli yüksek AKP’de.
Bu kadar insanı listelere nasıl sığdırabilecekler, birlikte göreceğiz.

http://www.suleymangencel.com/ 04 - 05 - 2007

3 Mayıs 2007 Perşembe

Seçim kapıda, listeler oluşturuluyor

Seçim günü 22 Temmuz 2007… Ankara toz duman… Sanki bir poker oyunundayız. Başbakan hergün yeni bir kağıt açıyor, diğerleri de bu oyuna karşı kendi kağıtlarını ortaya koyuyor. Bu tartışmalar seçim sürecine girilene kadar devam edecek.
Asıl ilginç olan konu milletvekili listelerinin nasıl oluşturulacağı…
Önce AKP’den başlayalım.
1 – Tayip Erdoğan, Abdülkadir Aksu’nun egemen olduğu güneydoğu kökenli bir grup milletvekilini kesecek. DEHAP’ın Güneydoğu’da bağımsız adaylarla seçime gireceğini de dikkate aldığımızda AKP’nin bu bölgede milletvekili çıkarma olasılığı zaten düşüyor.
2 – Bülent Arınç doğrultusunda hareket eden milletvekillerinden bir bölümü de bu kez listelerde yer bulamayacak. Tayip Erdoğan arada bir kendisine ayak bağı olan Arınç’ın gücünü azaltmayı planlıyor.
ANAYOL’da durum çok daha karışık…
1 – Listelerde ANAP ve DYP adaylarının dengeli olmasına dikkat edilecek.
2 – Flaş isimlere özellikle ağırlık verilecek. ANAYOL’un merkezi tamamen temsil ettiği düşüncesi yaygınlaştırılmaya çalışılacak.
3 – CHP ve AKP’de yer bulamayan bir çok isim ANAYOL’u denemek isteyecek. Bu nedenle ciddi bir liste mücadelesi yaşanacak.
CHP’de durum daha sakin…
1 – Bir önceki seçimde vitrinde olanların büyük bölümü partiyi terk ettiği için vitrin adaylara mesafeli yaklaşılacak.
2 – Parti kadrolarına bakılacak, doğru isimler saptanacak.
3 – Güvenlik kodları harekete geçirilecek. Milletvekilinin önümüzdeki 5 yıl sergileyeceği performans ve partisine bağlılığı esas alınacak.
İzmir’de milletvekili olmak isteyenlerin sayısı hayli yüksek. Gerek CHP’de gerekse ANAYOL’da milletvekili olmak isteyen yüzlerce tanınmış isim var.
Ancak genel merkezler, bu kadar sıkışık bir ortamda bu isimlere ne kadar paye verecekler bilinmez.
Ancak parti genel merkezleri milletvekili seçerken transferlerle kaybedecekleri olası isimleri listelerine almayacakları daha net bir düşünce olarak karşımıza çıkıyor.
Dolayısıyla partiye olan bağlılık bu çerçevede daha ön planda.

***

Kınama cezası alan 5 Taylandçı’nın hangi milletvekilinin evinde yemeğe katıldıkları ilginç bir soru… Genel merkez ile ilişkilerini en alt düzeye indiren bu 5’li ile yemek yiyen milletvekili ya çok saf ya da bu dönem listelere giremeyeceğini tahmin ediyor. Ancak yine de bu milletvekilinin genel başkanına ve partisine hakaret eden belediye meclis üyeleriyle ne konuştuğunu merak ediyorum.

***

İzmir Büyükşehir Belediyle Başkanı Aziz Kocaoğlu da İzmir’den bu dönem CHP adayı olacak milletvekilleri konusunda bazı tespitlerde bulunmuş. Genel merkez ile hiçbir ilişkisi olmayan bir belediye başkanının genel merkezin bakış açısını nasıl bildiği ayrı bir soru tabii ki… Kocaoğlu bazı isimlerin kesinlikle milletvekili olamayacağını işaret buyurmuş. Hatta bazı milletvekillerinin İzmir’de kalmayacağı yönünde görüş bildirmiş. Bakalım Kocaoğlu istemediği bazı isimleri listelerde görünce neler söyleyecek?

http://www.suleymangencel.com/ 03 - 05 - 2007

2 Mayıs 2007 Çarşamba

Ankara seyahatnamesi

5 günlük Ankara seyahati bitti, yeniden İzmir’deyim. Tozun dumana katıldığı Ankara’da hayli not birikti elimde… Tabii bunun İzmir ile bağlantı noktaları çok daha önemli... Cumhurbaşkanlığı seçiminde yaşanan kriz aylar öncesinden belliydi. Kimse görmemek istedi. Özellikle medya Türkiye’nin aynası olmaktan uzaktı.
Tandoğan mitingi bu krizin önemli mihenk taşıydı. Ancak AKP Hükümeti bu mitingi “son çırpınış” olarak algıladı. Yanıldığını ise Çağlayan mitingi ile gördü.
CHP aylardır net bir tutum içerisindeydi, süreci iyi algıladı ve gerekli girişimleri yaptı. Aslında hepsi hukuk sistemi içerisinde sorunun çözümüne ulaşma göyretleriydi.
Ancak AKP elindeki gücün rehaveti içerisinde gelişmeleri doğru okumadı ve bugüne gelindi…
Herkes bu konuda yazdığı ve konuştuğu için daha fazla tespite gerek yok.
Biz gelelim İzmir’e…
Öncelikle Tayland konusunda atılan adımlara…
CHP Yüksek Disiplin Kurulu 5 kişiye kınama vererek parti disiplinine uymayanları kamouoyu önünde cezalandırdı.
Cezalar konusunda birçok yorumun olacağından şüphem yok.
Ancak şu noktaların altını çizmek istiyorum:
1 – CHP sahipsiz değildir. Dolayısıyla bir yere partinin bayrağı altında gelenler istedikleri zaman partiye, parti yöneticilerine yönelik suçlamalarda bulunamazlar.
2 – “Ben yaptım, oldu” dönemi CHP’de kapanmıştır.
3 – CHP’nin adından yararlanarak bir yerlere gelmek isteyenlere bu partide artık yer yoktur. İstedikleri yere gidebilirler.
3 – Kitle partilerinde muhalefetin olması kaçınılmazdır. Ancak muhalefet varolan sistem içerisinde muhalif tarzını sürdürmelidir.
Şimdi gelelim ceza alanların söylemlerine ve ortaya çıkan tabloya.
1 – Bu cezada il başkanı Selçuk Ayhan’ın parti üst yönetimine sunduğu rapor tabii ki etkili olmuştur.
2 – Yüksek Disiplin Kurulu üyelerinin parti bayrağına ve genel başkanına yönelik olumsuz tavırları affetmeleri mümkün değildir.
3 – Ankara’da savunma verenlerin affedilmek için genel merkezde kimleri devreye sokmak istedikleri gayet iyi bilinmektedir. Hatta genel başkanın kapısında 3 saat bekleştikleri de gözden kaçmamalıdır.
4 – Genel merkez yöneticileri tarafından listelere konulan ve seçildikleri gün zafer çığlıkları atanların, bugün yine genel merkez tarafından cezalandırıldıkları unutulmamalı ve ceza alanların şahsiyetleri doğrultusunda bulundukları görevleri terk etmeleri şarttır. Farklı bir tavır bu koltukların başka amaçlar için kullanıldığı yönündeki düşünceleri pekiştirir.
5 – Olaylı Tayland ziyareti nihayet kapanmıştır. Kamuoyunda partiyi bu kadar tartıştıran İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı’nın aynaya bakıp, yaptığı hataları sorgulaması, özeleştiri vermesi dönemi gelmiş, hatta geçmektedir.

NOT 1 : Bugünden itibaren erken seçim tartışmaları ile birlikte milletvekili adaylıkları konusu ciddiyet kazandı. Ankara turları açılmıştır.

NOT 2 : Ankara’da özellikle kimlerin ziyaret edileceğini buradan yazmaya gerek bile yoktur. Aksi durum hüsrana uğramak fiilinin yaşama geçirilmesine neden olur.

http://www.suleymangencel.com/ 02 - 05 - 2007