Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

27 Aralık 2006 Çarşamba

Bir barışmanın getirdikleri

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu ile İTO Başkanı Ekrem Demirtaş arasında Kocaoğlu’nun göreve gelişinden itibaren başlayan kavganın dün akşam sona erdiği iddia edildi. İki gündür Hürriyet Ege’nin sürüklediği haber çerçevesinde açıklama yapan iki başkan, aralarındakikırgınlıkların sona erdiğini yine Hürriyet Gazetesi’nden duyurdular. Gazetenin bugünkü sayısında yer alan açıklamalar şöyle:
Aziz Kocaoğlu: “Benim İzmir Ticaret Odası Başkanı Ekrem Demirtaş ile aramda zaten herhangi bir sürtüşme yok. Olmayan durumla ilgili yorum yapamam. Burada eğer muhatap bensem, bilebildiğim kadarıyla kimseyle herhangi bir sürtüşmem, küslüğüm yok. Olamaz da zaten. Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevimi sürdürüyorum, hiçbir kişiyle, kurumla sürtüşmem olamaz. Bu durum görevimin doğasına aykırı. Ayrıca, Ekrem Demirtaş ile birlikte çalışmalarımızı sürdürüyoruz.”
Ekrem Demirtaş: “İzmir halkının, barışın sağlanması şeklinde bir düşüncesi varsa, bu benim üzerimde durmam gereken bir konu. Bu küs havasını yok etmek için çaba göstereceğim. Büyükşehir Belediye Başkanı ve İzmir Ticaret Odası Başkanı arasında yaşanan kırgınlığın İzmir’e bir şey kaybettirmesine izin vermem. İşbirliği sinerji yaratır. Bu tür kırgınlıklar daha güzel bir İzmir’e, milli geliri yüksek bir İzmir’e ulaşmada sıkıntı yaratır. Biz böyle bir davranış içinde hiç almayız.”
Bu açıklamalar sonrası ortaya çıkan tabloya bakalım.
İki kişinin, bir gazetenin birinci sayfasında yaptığı açıklamalardan sonra alacakları 20-30 tebrik telefonu ile İzmir’in tepesindeki kavganın biteceğini düşünmek saflık olur.
Aziz Kocaoğlu Ekrem Demirtaş isminden son derece rahatsızdı. Demirtaş’ın bir dönem sonra b üyükşehir belediye başkanlığı konusunda yaptığı çalışmaları da biliyordu. İTO Başkanı’nın sadece bu nedenle hiç sevmediği Kürtlerle girdiği ilişkiyi, Demirtaş’ın Mardinliler dernekleri ile olan samimiyetini ciddi şekilde izliyordu. Demirtaş’ın yaptığı yatırım başvurularının bir bölümünü sadece Demirtaş isminden dolayı ötelediği ise çok açık ve netti. Üstelik Demirtaş ile sürdürdüğü bu mücadele parti içerisinde bazı CHP’lilerin de sempatisini kazanmasına neden olmuştu.
Ekrem Demirtaş ise Aziz Kocaoğlu ile giriştiği mücadele sonrası İzmir’de toplum içerisinde tanınmaya başladı. Tanınmak fiilini Alsancaklılar tarafından bilinmek, gazetelerin ikinci sayfalarındaki kokteyl haberlerinin malzemesi olmak dışında ele almak gerekiyor. Büyükşehir belediye başkanına yapılan muhalefetin önderliğini üstlendiği için hem kentin çeperlerinde etkili olmaya başladı hem de CHP içerisinde Aziz Kocaoğlu’na karşı olan ciddi bir kitlenin yavaş yavaş desteğini almaya başladı.
Bundan sonra her iki başkana da nasıl bakılacak? İzmir için, kentin geleceği için baltalarını gömen iki kişi olarak mı algılanacaklar, yoksa “Bunun altında ne capanoğlu var. Arka planda hangi anlaşmaları yaptılar” şeklinde insanların zihinlerinde bir başka tortu mu bırakacaklar?
Her ikisinin kamuoyu önünde birbirlerine karşı yaptıkları açıklamaları yutmaları, siyasi duruşlarının ne kadar yanlış olduğunu kanıtlıyor.
Ama her şeyden önemlisi kamuoyu İzmir Ekonomi Üniversitesi’nin Güzelbahçe’deki yeni kampus alanı ile Gaziemir’deki şarap fabrikası için bundan sonra neler yapılacağını merak ediyor.
İki başkanın anlaşmasının koşulları arasında bu iki yatırım beklentisi ne kadar rol oynadı?
Gelelim Hürriyet Gazetesi’nin bu barışmada oynadığı role. Gazetenin oynadığı rolden çok Hürriyet Gazetesi İzmir Temsilcisi Hakan Tartan’ın bu rol ile hedeflerini ne kadar öne çıkardığı daha önemli bir soru.
Hakan Tartan, önümüzdeki günlerde “AKP’ye karşı genel seçimlerde İzmir’de yapılacak mücadelede iki başkanı bir araya getirerek önemli adım attı” şeklinde bir bakış açısıyla daha çok eşinin istediği milletvekilliği adaylığını yakalayacak mı? CHP kadroları ile barışacak, Deniz Baykal’ın sevgisini yeniden kazanabilecek mi?
Hürriyet Gazetesi manşetini genel seçimlerle doğrudan bağlantılı olarak okumadığımız taktirde yanlışa düşeriz.
CHP Genel Merkezi, genel seçim endeksli bireysel beklentilere nasıl yanıt verecek.
Onu da önümüzdeki yazılarda tartışırız. Bizim için en iyi gelişme zaten karşılarında olduğumuz iki ismin biraraya gelmeleri ve saflarını netleştirmeleri oldu.

http://www.suleymangencel.com/ 27 - 12- 2006

26 Aralık 2006 Salı

Erdoğan'ın genel seçimlerdeki silahı Kocaoğlu

Meclis’te dün akşam bütçe görüşmeleri sırasında Başbakan Tayip Erdoğan ile CHP Genel Başkanı Deniz Baykal arasında yaşanan tartışma, 2007 yılının siyasette çok sert geçeceğinin işareti oldu. Başbakan Tayip Erdoğan son yıllarda AKP hükümeti olarak Türkiye’de gerçekleştirdiği yatırımları anlattı. Karadeniz’den Güneydoğu Anadolu’ya, Marmara’dan Akdeniz’e kadar yaptıklarını sıraladı. Trabzon’dan uzun uzun bahsetti, Mersin’den de… Her iki kentin belediye başkanlarının CHP’li olmalarına karşılık bu çelişkiden hiç söz etmedi.
Ancak iş, İzmir’de yapılanların sıralamasına gelince Tayip Erdoğan değişti.
“Biz, yerel yönetimlerle çalışırken parti ayırımı gözetmeyiz” diye başladı söze… Ardından da devam etti:
“Aliağa - Menderes metro hattını İzmir Büyükşehir Belediyesi ile birlikte yapıyoruz. Bunun için devlet olarak büyük yatırım yaptık. Universiade gibi büyük bir organizasyonun altından kalkmak için her türlü desteği verdik.”
Bütçe görüşmeleri sırasında İzmir’in bu şekilde gündeme gelmesi, bir başbakan olarak İzmir’den çok uzak olan Tayip Erdoğan’ın bu kadar sert bir tartışmada İzmir örneğini öne çıkarması, AKP’nin genel seçimlerde İzmir’deki seçim propagandasının ana noktalarını ortaya koyması açısından önemliydi.
AKP seçim malzemesi olarak önümüzdeki aylarda şu noktalara önem verecek:
1 – Biz olmasaydık, Universiade’ta çuvallardınız. Türkiye’nin uluslararası kamuoyunda küçük düşmesini önlemek için hükümet olarak büyük yatırım yaptık bu oyunlara.
2 – Aliağa-Menderes hattını İzmir Büyükşehir Belediyesi ile ortak yapıyoruz. Biz belediyeler arasında ayırıma gitmiyoruz. Dilerseniz bunu İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’na sorun.
3 – EXPO konusunda yasayı çıkardık. Kazandığımız taktirde 10 milyar doları İzmir’e aktaracağız. Biz olmadan İzmir’in kazanması mümkün değil.
4 – Çevre otoyolunun yılan hikayesine dönen kuzey hattını da biz bitirdik.
5 – Madem bizi beğenmiyorsunuz neden İl Genel Meclisi’nde CHP Grubu bizimle ittifak yaptı.
Genel seçimlerde böyle bir strateji karşısında CHP’nin nasıl bir taktik geliştireceği bilinmez. Dün akşam Tayip Erdoğan’ın her sözüne yanıt veren Deniz Baykal İzmir konusunda hiç konuşmamayı yeğledi.
Aziz Kocaoğlu’nun, AKP propagandasının ana malzemesi olması halinde hangi adımları atacağı bu açıdan oldukça önemli.
Bugüne kadar iktidara yakın duran, kendi genel merkezini ve genel başkanını halkın önünde eleştirmekten çekinmeyen bir büyükşehir belediye başkanının genel seçimlerde nerede duracağı herkes tarafından merak ediliyor.
Bunun sinyallerini önümüzdeki aylarda almaya başlarız. Umarız çok geç olmaz.

http://www.suleymangencel.com/ 26 - 12- 2006

25 Aralık 2006 Pazartesi

Büyükşehir hep temel atıyor

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Adnan Saygun Kültür Merkezi’nin temel atma törenine katıldı cumartesi günü. Baykal bundan önceki gelişlerinde de Büyükşehir belediyesinin bazı temel atma törenlerinde bulunmuştu. Bunlardan en önemlisi İzmir’i demir ağlarla örmeyi planlayan büyükşehir belediye başkanının Üçyol-Üçkuyular metro hattı temel atma töreniydi.
Deniz Baykal’ın önümüzdeki yerel seçimlere kadar İzmir’de açılış yapma şansının olup olmadığını da açıkça merak ediyorum.
Başlanılan projelerden hangisinin bitirilebileceği muamma.
Üçyol-Üçkuyular metro hattı çamura saplandı kaldı. Menderes-Aliağa hattı ise hükümetin elinde. İster açmaya karar verir isterse açmaz.
Kültürpark’ta yapımına başlanan yer altı otoparkı için de yürütmeyi durdurma kararı alınmış durumda.
Temeli önceki gün atılan Adnan Saygun Kültür Merkezi’nin önümüzdeki iki yıl içinde başına neler geleceğini şimdiden kestirmek zor.
EXPO konusunda yaşanan kaos ve AKP iktidarının burada attığı adımları düşündüğümüzde 2009 yılında yapılacak yerel seçimlerde CHP’nin hangi argümanlarla sahaya çıkacağını şimdiden düşünmeye başlamasında yarar var.
AKP, Büyükşehir seçimlerinde iki önemli noktayı kullanacak.
1 – Yıllardır bitirilmeyen çevre yolunun tamamlanması. Ocak ayında devreye girmesi planlanan Bornova-Karşıyaka hattından sonra 1 yıl içinde Karşıyaka-Organize Sanayi bölümünün bitirilmesi bekleniyor.
2 – İzmir Büyükşehir belediyesinin başlattığı ancak bir türlü sona erdiremediği projeler.
AKP İzmir İl Başkanı Ali Aşlık önümüzdeki yıl yapılacak genel seçimlerde, bile İzmir’deki yerel yönetimlerin başarısızlığı konusunun kullanılacağı sinyalini veriyor.
CHP’nin şimdiden İzmir’deki genel seçimler üzerine de bir strateji çizmesi gerekli. Tabii ki hükümetin icraatlarına yönelik eleştiriler, cumhuriyetin kazanımlarının devam ettirilmesi gibi konular bu stratejinin içerisinde olacak.
Ancak Türkiye’nin üçüncü büyük kentinin belediye başkanının çamura gömülüp kalan projeleri ve basiretsizliği tartışmaya açıldığında CHP’lilerin de en azında söyleyecek ya da savunacak birkaç sözleri olmalı.
Var mı?
!!!
Bulunur mu?
Çok zor.

http://www.suleymangencel.com/ 25 – 12 -2006

22 Aralık 2006 Cuma

Kocaoğlu'nun konuşması ve bindirilmiş kıtalar

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun dün İzmir’in stratejik planının CHP’li belediye başkanları, milletvekilleri, meclis üyeleri ve tüm CHP’lilere anlattı. Daha dün geldiği Paris gezisinin hemen ardından yapılan bu toplantı önce garip karşılandı. Ancak daha sonra gerçek anlaşıldı.
Aslında bu toplantı Alaattin Yüksel-Aziz Kocaoğlu ikilisi tarafından planlanmış ve bir şova dönüştürülmesi hedeflenmişti. Böylece stratejik planın stratejik isimlerinin beklentileri stratejik plana karşı muhalefetin azaltılmasıyla gerçekleştirilecekti. Ancak CHP İzmir il yönetimi bu durumu fark etti ve devreye girerek organizasyonu ele aldı.
Önce Aziz Kocaoğlu konuştu. Konuşması sırasında bir fotoğraf çekilse ne kadar büyük bir kalabalığa konuştuğu tespiti yapılabilirdi. Ancak salona gelenlerin bir bölümünü İZULAŞ personelinin bindirilmiş kıtaları oluşturuyordu. BKonuşması bittikten sonra CHP içinde bu kadar eleştiri alan bir belediye başkanına böyle bir alkışın gelmesi mümkün değildi. Toplantıya katılan CHP’lilerin bir bölümü şimdiye kadar şu ya da bu şekilde milletvekilliği aday adaylığını açıklayanlardan ibaretti. Diğer bölümünün ise ya parti içerisinde bir görevi vardı ya da potansiyel milletvekili adaylığı gönlünde yatıyordu.
Kocaoğlu’nun konuşması bittikten sonra söz alan CHP Genel Sekreter Yardımcısı, İzmir milletvekili Oğuz Oyan da yarı dolu salona seslenirken şu cümleyi kullandı: “Burada örgüt yok. Soruyu soranlar bile yanıtını beklemeden çekip gitmişler.”
Asıl kulis toplantı salonunun hemen yanındaki salondaydı.
Aziz Kocaoğlu toplantıya girmeden salondakilerle el sıkıştı. Aramızda şu konuşma geçti:
“Hala ekibinizle birlikte teori üretmeye devam ediyor musunuz?”
Yanıt çok açıktı.
“Sadece teori üretmiyor, aynı zamanda bunu pratiğe aktarıyoruz.”
Kocaoğlu ise beklemediğim bir cevap verdi.
“Teoriye ihtiyaç yok, önemli olan pratik.”
Bu cümle karşısında son atağın yapılması gerekiyordu.
“Siyasette iddialı olmak ve kalıcı adımlar atmak önemlidir. Salt pratik bir siyasetçiyi ancak bir dönem taşır. Teori ile pratiği birleştiremeyenlerin ikinci dönemi görmeleri mümkün değildir.”
Bu sözler üzerine Kocaoğlu başka insanların elini sıkarak toplantı salonuna doğru yöneldi.
Toplantıya katılanlar arasında ilginç simalar da vardı.
Karşıyaka Belediye Başkanı Cevat Durak toplantıyı izleyenler arasındaydı. Kocaoğlu Karşıyaka konusuna eleştirel yaklaşırsa yanıt vermek için oradaydı Durak. Son günlerde yaşanan Mavişehir gelişmeleri konusunda haklı olduğunu ancak bunu kesinlikle medya önünde tartışmayacağını belirtti.
Selçuk Belediye Başkanı Vefa Ülgür ile Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi Bilgin Erünal’ın toplantıdan birlikte ayrılmaları ise ilginç bir gelişmeydi. Büyükşehiri mahkemeye vermiş bir belediye başkanının, Alaattin Yüksel-Aziz Kocaoğlu ikilisinin en yakın çalışma arkadaşı ile toplantıdan ayrılması kafalarda soru işareti yarattı.

***

Bu arada aylardır kamuoyunda tartışılan EXPO konusunda Kadir Sinan’dan bir mail aldım. Bu mail aynen yayınlıyorum. “Son 3 -4 yıldır İzmir gündeminde olan Expo 2015 talebi ile ilgili olarak görüşlerimi seninle paylaşmak istedim. Çünkü İzmir için son derece önemli bulduğum ve açılımı uzun sergi anlamına gelen bu faaliyetin bana göre anlamı içerisinde bulunduğunuz kentin ve buna bağlı olarak da ülkenizin UYGARLIK KANTARINDA TARTIYA ÇIKMASIDIR ve 150 yıllık geçmişi ile EXPO tarihini incelediğinizde göreceksiniz ki bu kantara çıkmayı becerebilmiş her kent KAZANMIŞ. Ve bildiğin gibi 2 gün öncede önemli bir katılımcı ile Paris e gidildi tespit ettiğimiz ana tema ile ve katılım talebimizle ilgili olarak da BIE ye sunumumuz yapıldı.
Tabii belirtmekte fayda var. Bu konudaki rakibimiz MİLANO da kendi talebi ile birlikte sunumunu yaptı.Ancak sunumların bitiminden sonra gelen haberler çeşitli kuşkulara yol açmıştır,içerik,sunum ve sunum stratejisi açısından Milano heyetinin daha reel ve daha organize olması endişelerin kaynağıdır.
Size yazmamın asıl gerekçesi de yaşanan endişelerden kaynaklanmaktadır öncelikli olarak İzmir’de yaşayan bir yurttaş ve bildiğiniz gibi geçen dönem yerel yönetim seçimlerinde bir metropol ilçe belediye başkan aday adayı olmam da bu hassiyetimi oluşturmaktadır. Dolayısı ile eğer herhangi bir basiretsizlik veya dersini çalışamamaktan dolayı avucumuza kadar gelmiş böylesi bir fırsat kaçırılırsa buna neden olanları hiç kimse affetmez, şimdi sorabilirsiniz ki sizi endişelendiren sebepler nedir ? Açıklayayım
1) ORGANİZASYONUN BAŞINDA KİM VAR ?
Bu organizasyonun başında Büyükşehir Belediye Başkanı mı, İzto Başkanı mı, hükumet kanadından Dışişleri Bakanlığı mı var?
İzto ve Büyükşehir Başkanı arasındaki çekişme ve gerginliğe, bir de hükümet kanadından Dışişleri karıştı. Bu 3 lü yapıdan tekli yapı çıkar mı bilmem ama MUTLAKA ÇIKMALI. İşin doğrusu ise koordinasyonun belediyede olmasıdır. Hükümet ve kentte bulunan tüm oda ve sivil toplum örgütlerinin bu lokomotife katılmasıdır. Ama Paris’teki sunumu belediye başkanı yapması gerekirken bir dışişleri mensubuna kaldı iş.
2) İZMİR HALKI EXPO İÇİN HAZIR MIDIR ?
Sanki Expo talebi dar bir çevrenin talebi biçimi ile gelişmektedir .Eğer talep toplumsal hale gelmez ise ne anlamı var ki zaten. Başarı da sağlanamaz. Nitekim Hanover Expo’su bunun en güzel örneğidir. Önceki sergilerin ziyaretçi sayıları 50 milyonun üzerinde iken Hanover’de bu sayı 16 milyona düşmüştür. Bu rakamları görünce İzmir’e fuar süresince 25 milyon insanın ziyareti ile oluşacak devinim inanılmaz olur. Bu nedenle büyük bir başarı yakalanmak isteniyorsa, İzmir halkı mutlaka bütün iletişim kanalları kullanılarak olaya dahil edilmelidir.
3) SERGİ ALANI TESBİTİ YAPILMIŞ MIDIR ?
Anlamadiğim bir şey var daha sergi alanı belli olmadan sunuma neden gidildi. Ama gittiler çünkü alan konusunda önerilen yerler o bölgeler düşünülerek yapılan öneriler. Hiç kimse ama hiç kimse İzmir için en verimli alan şurasıdır demiyor önerilen alanları araştırın çoğu ranta dönük öneriler. Bu anlayış derhal terk edilmelidir.
4) SEÇİLEN TEMA NERELERDE TARTIŞILMIŞTIR ?
Ben seçilen temanın nerelerde tartışıldığını bilmiyorum ama İzmir halkı veya onu temsil eden birimlerin böylesi bir tartışmaya dahil edilmediğini ve yine bu kararın yukarılarda bir yerde dar toplantılarda tartışılarak karar verildiğini anlıyorum. Ben yaptım oldu mantığı olsa olsa başarısızlığın sebebi olur.
Yukarıda endişelerimi paylaştım. Umarım ben yanılırım. Ama görünen organizasyon bozukluğu ve çapsızlık başımıza bu yolda dert açacak. Saygılarımla...
Kadir Sinan”

http://www.suleymangencel.com/ 22 – 12 -2006

21 Aralık 2006 Perşembe

Medyanın beklentileri

Son iki gündür Paris’e giden köşe yazarları ve gazetecilerin EXPO konusunu kaleme aldıkları yazılara bakınca olay net biçimde ortaya çıkıyor. Hepsi farklı noktadan kendilerine verilen ya da kendilerine atfettikleri görevleri yerine getirmeye çalışsalar da ortak noktaları çok. Bu görev çerçevesinde mutlaka düşündüklerini, gördüklerini kaleme alamadıkları için gelin hep birlikte satır aralarında söylemek istediklerini ancak net ifade edemediklerini kaleme alalım:
1 – İtalyanlar çok iyi hazırlanmışlar. Bir ekip ruhu ile hareket ediyorlar. Görev tanımlamaları net. EXPO konusunda ne yapacaklarını çok iyi biliyorlar. Bizimkilerin görev tanımlamaları bile daha belli değil. Bu işin patronajı bile daha yeni şekilleniyor. Bizi buraya getiren komitenin görevi sonlandı. Şimdi yeni kurul bu işi devam ettirecek. Ancak bu kurulun çalışma şartları bile belli değil.
2 – Milano EXPO yerini netleştirdi. İzmir EXPO’yu nerede yapacağına hala karar vermiş değil. Karar aşamasının hayli zorlu geçeceği de açık. Özellikle hükümet ile yerel yönetim arasında bu konuda önemli bir tartışmanın yaşanması bekleniyor önümüzdeki günlerde.
3 – İtalya’nın sivil örgütleri de EXPO konusunda hemfikir. Bizde ise sivil örgütler arasında bırakın diyalogu ciddi bir çatışma var. Önümüzdeki süre içerisinde bu sorunu çözmek de çok kolay görünmüyor.
4 – İzmir’in düştüğü durumu EXPO yöneticileri de biliyor. Dolayısıyla bu durumu örtbas etmek kolay değil. Üç yapıdan birinin desteklenmesi gerekiyor. Ya devletin dolayısıyla hükümetin yanında olacağız, ya Büyükşehir başkanının ya da İzmir Ticaret Odası’nın. Üçünün de gerek mali gerek yönetimsel ilişkilerine ihtiyacımız olduğunu göre, bir an önce aralarında bir anlaşma yapmalarına duacı olmalıyız. Çünkü bizim üç yapıdan birine taraf olmamız mümkün değil. Aksi taktirde bazı avantajlarımızı kaybederiz.
Bakalım, EXPO geyiği Paris gezisi sonrası hangi tartışmaları içerecek.

***

CHP Buca İlçe örgütünün dün saat 11.00 17.30 arası CHP İzmir milletvekilleri Abdülrezzak Erten ve Enver Öktem’in katılımlarıyla gerçekleştirdiği esnaf ziyareti hayli puan topladı. Esnafın da varolan iktidardan umudunu kestiği, bu anlamda bir alternatif olarak CHP’ye yöneldiği net biçimde görülüyor. Basının ilgisinin de yoğun olduğu toplantılar dizisinden ortaya çıkan sonuç İzmir milletvekillerini de memnun etti. İzmir’de oldukları süreç içerisinde tüm ilçeleri ziyaret edeceklerini belirten milletvekilleri, halkın kendilerine ve partilerine olan ilgiden de çok memnun kaldılar.
İzmir medyasının da bu programı takip ettiğini ve özellikle iki milletvekilinin İzmir’e yönelik düşüncelerini anlamaya çalıştığını da dikkate aldığımızda bu gezinin sonuçlarının daha sonra da tartışılacağını gösteriyor.

http://www.suleymangencel.com/ 21 - 12 - 2006

19 Aralık 2006 Salı

İlginç bir mektup

Bornova Belediye Başkanlığı İktisat ve Küşat Müdürlüğü ilçesinde bulunan yemek firmalarına gönderdiği mektupta şunları ifade ediyor: “19.05.2006 tarih ve 25791 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren “Bitkisel yağların kontrolü yönetmeliği” gereğince faaliyet konunuz olan tabldot yemek üretimi sonucu ortaya çıkan kullanılmış kızartmalık yağların ve kullanım süresi geçen bitkisel yağların toplanması için lisanslı geri kazanım tesisleriyle veya toplayıcılarla yıllık sözleşme yapmanız gerekmektedir. Bu yağlar ücretsiz olarak geri kazanımcılara ve toplayıcılara teslim edilecektir.
İzmir sınırları içerisinde bulunan Sabuncu firmasına ait geri kazanım tesisi, Çevre ve Orma Banaknlığı’nca bitkisel atık yağ geçici toplama izni almış tesistir.
İşyerinizin yukarıda bahsi geçen işletmeyle yıllık sözleşme yapması ve bu sözleşme örneğinin en geç 15 gün içerisinde müdürlüğümüze iletilmesi gerekmektedir.
Mektubun ekinde Çevre ve Orman Bakanlığı’ndan izin alan firmaların listesi var.
Maysa Gıda – İstanbul
Palmiye Biyoenerji – İstanbul
Prometa Yem – Tekirdağ
Sabuncu Gıda – İzmir
Tuna Kimya – Balıkesir
Uygun Yağ – Ayvalık
İlk bakışta, normal olarak görülen bu mektup kendi içinde bazı soruları barındırıyor.
1 – Neden Türkiye gibi çok büyük bir ülkede kızartılmış yağ toplayıcı firma sayısı sadece 6. Dolayısıyla bir Ayvalık firması nasıl olacak da Antalya’daki otellerden kızartmalık yağı toplayacak.
2 – Bornova belediyesi mektubun başında toplayıcı firma ile bir sözleşme yapılmasını isterken, bir sonraki cümlede neden “bu yağlar ücretsiz olarak geri kazanımcılara teslim edilecektir” açıklamasına gerek duymuştur.
İnternet de bu konu üzerine gerek Orman Bakanlığı gerek diğer Büyükşehir belediyelerinin yaptığı açıklamalarda yağların ücretsiz olarak teslim edileceğine dair hiçbir açıklama bulunmamaktadır.
Bornova Belediyesi sanırım bu konuda daha doyurucu bir açıklama yapmak zorunda…

NOT: Dün gece saat 03.30 sıralarında içlerinde ilginç isimlerin de bulunduğu kalabalık bir grubun Balçova Emniyet Müdürlüğü önünde ne işi olduğunu bir türlü çözemedim. Bu konuda bilgi sahibi olanların tarafıma bilgi aktarmasını şiddetle talep ederim.

http://www.suleymangencel.com/ 19 - 12- 2006

18 Aralık 2006 Pazartesi

Selçuk Ayhan'ın hatası

CHP İzmir İl Başkanı Selçuk Ayhan’ın İzmir milletvekilleri Abdürrezzak Erten ve Enver Öktem için “İzmir’de benim haberim olmadan örgüt faaliyetleri yapamazlar” çıkışı hayli ilginç geldi bana. İki milletvekilinin İzmir milletvekili olduklarını ve kendi bölgelerinde çalıştıklarını unutuyor galiba Ayhan. Üstelik Abdürrezzak Erten’in Parti Meclisi üyesi olduğunu da… Bu anlamda Genel Merkezi bilgilendirmeleri çok daha doğal milletvekillerinin…
Selçuk Ayhan ise yaptığı bu çıkışla kamuoyuna “Ben güçlüyüm” mesajı vermeye çalışıyorsa ya politika yapmasını unuttu ya da gemileri yakma kararı aldı. İzmir’den milletvekili olmayı planlayan, bu nedenle il başkanlığı seçimlerinde kendine destek verenleri bile sürekli şaşırtan bir ismin genel merkezi bu kadar sık karşısına alması siyaseten pek de doğru görünmüyor.
Bu arada kendilerini uyaralım. İki milletvekili sıkı çalışmaya başladılar bile. Dün ve bugünü İzmir basınını ziyaret ederek geçiren milletvekilleri yarından itibaren örgüt ve alan çalışmalarına başlıyorlar. Sanırım Selçuk Ayhan da bu çalışmaları basından takip edecektir.
Metropol ilçeler çalışmalar için gerekli hazırlıkları yaptılar. “Üç milletvekiline öyle bir çalışma programı hazırladık ki, herkes gerçekten çok beğenecek” diyen ilçe başkanları, İzmir’in önemli sorunlarının da masaya yatırılacağını belirtiyorlar
Menemen Belediye Başkanı Tahir Şahin’in DSP ve SHP ile görüşmesi CHP içerisindeki Sarıgül grubunun da ikiye bölündüğünü gösterdi. Bir grup kesinlikle CHP’den ayrılmadan yana. CHP’de bundan böyle siyaset yapamayacaklarını söyleyen bu grubun içinde milletvekilleri de var. İkinci grup ise CHP’de siyaset yapılmasından yana. İzmir milletvekillerinin de aralarında bulunduğu grup, “Bu partide siyaset yaptık bundan böyle de bu partide olacağız. Mücadele edilecek ise CHP’de edilir” mantığı içerisinde hareket ediyor.
İki grup arasında sert tartışmaların yaşandığı Sarıgülcülerin resmen ikiye bölündükleri kulislere sızan haberler arasında.
Seçim öncesi parti içi muhalefetin oluşmasının zor olduğu bir gerçektir. Çünkü muhalefette olanlar seçimin getireceği avantajları ya da olası adaylıkları dikkate alarak strateji belirlerler. Çoğunlukla bir açık kapının bırakıldığı bu stratejinin bugüne kadar bir oranda başarılı olduğunu da unutmamak gerekiyor.

http://www.suleymangencel.com/ 18 – 12 -2006