İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, gündemde kalmak, medyada bir yer edinmek için ilginç bir yol deniyor. Kendisine en yakın gazete Milliyet’te bir gün önce kendisinin DSP’ye geçeceği yönünde bir haber yapılıyor. Bir gün sonra yine aynı gazetede Aziz Kocaoğlu'nun ne kadar önemli ve sağlam bir CHP’li olduğu vurgulanıyor, DSP’ye geçmesinin mümkün olamayacağının altı çiziliyor.
Biraz eski bir taktik de olsa medyada olmanın bir yolu bu. Her gün metronun başarısızlığı, sosyal konularda atılan adımların yetersizliği, parti içi çekişmelerle gündeme gelecek değil büyükşehir belediye başkanı. Buna benzer yollarla halkın karşısına çıkmak da önemli.
Üstelik Aziz Kocaoğlu’nun medyada yer alma sıkıntısı ya da isteği bugüne özgü bir durum değil. Göreve atandığından beri basın ve halkla ilişkiler bölümünde yaptığı değişikliklerin altında da bu yatıyor. “Neden medyada daha fazla yer almıyorum. İzmir Büyükşehir Belediyesi medyada neden daha fazla tanıtılmıyor” sorularıyla basın ve halkla ilişkiler bölümü üzerinde terör estiren Kocaoğlu, bugünlerde aynı bölüme ise şu soruyu soruyor: “Neden ulusal basına çıkmıyorum?”
Bunun iki nedeni var:
1 - Ulusal basına çıkmanın maliyeti hayli yüksek. İzmirlilerin parası bu şekilde harcanırsa bunun altından kalkmak zor olur. Nebil Özgentürk’e yaptırılan maliyeti tartışmalara neden olan İzmir belgeseli hafızalarda hala.
2 – Ulusal basında olmak belli bir arka planı gerektiriyor. Kocaoğlu’nun Star televizyonundaki canlı yayında iki kelimeyi bir araya getirmekte zorlandığını dikkate alırsak, ulusal medyada bir programa katılmanın getireceklerini ve götüreceklerini iyi hesaplamak gerekiyor. Üstelik bir de karşında Melih Gökçek gibi bir kurt olursa ulusal programlardan sağ salim çıkmak hiç de kolay olmuyor.
Biz dönelim, İzmir medyası - Kocaoğlu dansına. Burada işler kolay. Yerel gazeteler büyükşehir belediye başkanını karşısına almak istemiyor. Ne de olsa Ekrem Demirtaş dışında önemli bir reklam veren konumunda büyükşehir belediyesi. Gücün yanında olmayı seven İzmirli gazetecileri de unutmamak gerekiyor bu arada...
Kocaoğlu Milliyet Gazetesi Ege İlavesi’ndeki iki günlük haber operasyonu ile genel merkeze de bir mesaj gönderiyor kendine göre:
“Ben çok iyi bir CHP’liyim. Partili olmamda aile geleneklerinin rolü büyük. CHP’yi bırakıp başka bir yere gitmem mümkün değil. Ama, gördüğünüz gibi bizi isteyenler de çok. Beni hırpalarsanız, vallahi bir gün gelir, kaçıp giderim en yakın arkadaşlarımla…”
CHP genel merkezinin bu yaklaşıma karşı nasıl hareket edeceği Ankara’nın bileceği iş. Ancak Kocaoğlu’nun modası geçmiş bir habercilik anlayışıyla kamuoyu önünde görünmeye çalışarak, ben iyi bir CHP’liyim mesajını vererek kaç tane İzmirli’yi inandırabildiği ise ayrı bir tartışma konusu...
http://www.suleymangencel.com/ 07– 12 -2006
17 Aralık 2006 Pazar
14 Aralık 2006 Perşembe
Bu mail'i okuyun
Urla’dan gelen bir e-mail’i aktarmak istiyorum. Konu ve isim açısından önemli. Değerlendirme ise tamamen size kalmış durumda.“Birkaç gün önce Milliyet Ege’de Aziz Kocaoğlu’nun kendisine göre çok önemli açıklamalarını okumaya çalıştım. Yazının devamını okuyamadım çünkü bağlığı bile canımı sıktı. Sanki bu şehirde kimse kimseye torpil yapmıyormuş, herkes hak ettiği yerde rahat rahat çalışabiliyormuş gibi...Hani Büyükşehir Beylediyesi’nde İzsu’da hiç adam kayırma olmuyormuş ya… Biraraştırır mısınız?Urla İzsu’ya kimi sorumlu atamışlar? Ben size bildireyim. İzmir milletvekili Bülent Baratalı’nın baldızı. Hanımefendi aslında halkla ilişkiler mezunu. Ancak o kadar yetkin ve ehil ki, Urla gibi bir ilçede İzsu gibi teknik bir işletmenin başına sorumlu olabiliyor. Bu konuda öyle deneyimli,öyle başarılı olmuş olmalı, su ve kanalizasyon işlerini o kadar iyi biliyor olmalı ki kendinden önceki sorumlunun yüksek mühendis ve yedi yıldır Urla’da belediyecilik ve hatta müdürlükler yapan bir şahıs olması bile hanımefendinin talebi yerine getirilirken hiçe sayılmış.Maalesef küçücük Urla’da, bu kadar demokrat bir şehirde bileBunlar oluyor.Bu örnekleri gördükçe yaşadıkça Türkiye’nin bir adım ileriye gidemediğinianlamak hiç zor olmuyor. Ama yine bunları kabul etmek çok zor.Konu ilginizi çeker mi bilmiyorum,ama yazamadan edemedim.Bu konunun beni neden ilgilendirdiğini merak ediyor olacaksınız.Ben bir anneyim. Bu memlekette bir evlat yetiştiriyorum. Onun da geleceğinin babası gibi olmasını istemiyorum. O da aynı haksızlıklarla yaşasın ve bunlara alışıp kabullenen sürüye dahil olsun istemiyorum. Ben hiçbir siyasi yatırımı olmadığı için sadece namus ve şerefiyle bu şehre ve millete hizmet etmek için uğraşan bir yüksek mühendisin eşiyim.Eşim hala devlet memuru yaşamımızı devam ettirmek içinde öyle kalmak zorunda…”Mektup açık ve net. Yorumu da tamamen okuyucuya bırakılması gereken bir mail.
http://www.suleymangencel.com/ 14 - 12- 2006
http://www.suleymangencel.com/ 14 - 12- 2006
Etiketler:
Yerel Siyaset
13 Aralık 2006 Çarşamba
Devletin zirvesi 23 Aralık’ta Menemen’de
23 Aralık’ta Menemen’de yapılacak Kubilay’ı anma törenlerine bu yıl Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt katılacak. 2007 yılının Türkiye açısından hayli zor geçeceği bugünden belli. Dünden itibaren Avrupa Birliği ve Kıbrıs konularında başlayan siyasi atışma, Genelkurmay’ın kendilerine limanların açılmasına yönelik hükümetin attığı adımda kendilerine bilgi verilmediğine yönelik açıklaması, Ahmet Necdet Sezer’in yine aynı konudaki çıkışı, Tayip Erdoğan’ın bu açıklamalara verdiği, muhalefet liderlerinin dünkü grup toplantılarındaki konuşmaları… Hepsi birbirinden sert hepsi yaklaşan büyük mücadelenin ön adımları gibi…
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt uzun süredir izledikleri tavrı daha da netleştirmek 2007’deki seçimler öncesi topluma önemli bir mesaj vermek için Menemen’de düzenlenecek Kubilay törenlerine katılacaklar.
Geçtiğimiz yıllarda da irticaya karşı bir simge konumuna dönüşen Kubilay etkinlikleri bu yıl Türkiye’nin hatta dünyanın gündemine oturacak gibi görünüyor.
Törene CHP Genel Başkanı Deniz Baykal da katılacak. Baykal daha önce hazırlanan program gereği 23 Aralık’ta İzmir’de olacak ve ESİAD’ın düzenlediği yemekte bir konuşma yapacaktı. Baykal bu programını sürdürecek ancak sabah yapılacak Menemen’deki Kubilay’ı anma törenlerine de cumhurbaşkanı ve genelkurmay başkanı ile birlikte katılacak.
Deniz Baykal’ın Menemen’e gelişi ile parti içindeki bir başka sorun yeniden ortaya çıkacak. Menemen Belediye Başkanı Tahir Şahin’in durumu.
Ancak bu kadar önemli bir törende bu tartışmanın çok öne çıkacağını sanmıyorum. Tahir Şahin de bu konu üzerinde durmuyor. Kubilay’ı anma törenlerine CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ı davet ettiklerini söyleyen Şahin, bu törenlerin bu yıl ayrı bir noktada değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, parti içi sorunların törene yansıtılmayacağını net biçimde ifade ediyor.
Ahmet Necdet Sezer, Yaşar Büyükanıt ve Deniz Baykal’ın diğer muhalefet liderleriyle 23 Aralık’ta Menemen’de bir araya gelişleri Kurban bayramı ve yılbaşı sonrası siyaset sahnesinin ne kadar hareketli olacağının önemli göstergelerinden biri.
Bakalım devletin olacağı bu zirvede AKP ne oranda temsil edilecek. Başbakan Tayip Erdoğan ve hükümetin Menemen etkinliklerine karşı alacakları tavır, AKP’nin de 2007 siyasi tavrını biraz daha netleştirecek.
Laiklik, AB tartışmaları, güneydoğu sorunu ve Kıbrıs, Nisan ayında yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimi ile kasım ayında yapılacak genel seçimlerin en önemli tartışmalarına neden olacak konuları.
Tabii bunlara Türkiye’nin ekonomik durumu, toplumun yoksullaşması ve Ermenistan gibi başka konular da eklenecek ve ülke 2007 yılını gerçekten çok zor geçirecek.
Bunun sinyalleri gelmeye başladı. Umarım 2007 yılında gerçekleşecek bu tartışmalar, Türkiye’nin gerçekten önünü açar ve ülke 2008 yılına çok daha sağlam adımlarla basar.
Bakalım, “Universiade’ta birlikte calıştığımız ve çok başarılı olduğumuz hükümet ile EXPO’da da birlikte çalışacağız. Bizim başka kimseye ihtiyacımız yok diyen” İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu Menemen törenlerinde ne yapacak?
Menemen’e katılır da önümüzdeki günlerin siyasi vizyonunun ne olacağı konusunda biraz bilgilenir.
Aynı tespit İzmir İl Genel Meclisi CHP Grubu ile de ilgili…
Yıl 2007… Kendinize çeki düzen verin. Yoksa size çeki düzen verebilirler…
http://www.suleymangencel.com/ 13 - 12 - 2006
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt uzun süredir izledikleri tavrı daha da netleştirmek 2007’deki seçimler öncesi topluma önemli bir mesaj vermek için Menemen’de düzenlenecek Kubilay törenlerine katılacaklar.
Geçtiğimiz yıllarda da irticaya karşı bir simge konumuna dönüşen Kubilay etkinlikleri bu yıl Türkiye’nin hatta dünyanın gündemine oturacak gibi görünüyor.
Törene CHP Genel Başkanı Deniz Baykal da katılacak. Baykal daha önce hazırlanan program gereği 23 Aralık’ta İzmir’de olacak ve ESİAD’ın düzenlediği yemekte bir konuşma yapacaktı. Baykal bu programını sürdürecek ancak sabah yapılacak Menemen’deki Kubilay’ı anma törenlerine de cumhurbaşkanı ve genelkurmay başkanı ile birlikte katılacak.
Deniz Baykal’ın Menemen’e gelişi ile parti içindeki bir başka sorun yeniden ortaya çıkacak. Menemen Belediye Başkanı Tahir Şahin’in durumu.
Ancak bu kadar önemli bir törende bu tartışmanın çok öne çıkacağını sanmıyorum. Tahir Şahin de bu konu üzerinde durmuyor. Kubilay’ı anma törenlerine CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ı davet ettiklerini söyleyen Şahin, bu törenlerin bu yıl ayrı bir noktada değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, parti içi sorunların törene yansıtılmayacağını net biçimde ifade ediyor.
Ahmet Necdet Sezer, Yaşar Büyükanıt ve Deniz Baykal’ın diğer muhalefet liderleriyle 23 Aralık’ta Menemen’de bir araya gelişleri Kurban bayramı ve yılbaşı sonrası siyaset sahnesinin ne kadar hareketli olacağının önemli göstergelerinden biri.
Bakalım devletin olacağı bu zirvede AKP ne oranda temsil edilecek. Başbakan Tayip Erdoğan ve hükümetin Menemen etkinliklerine karşı alacakları tavır, AKP’nin de 2007 siyasi tavrını biraz daha netleştirecek.
Laiklik, AB tartışmaları, güneydoğu sorunu ve Kıbrıs, Nisan ayında yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimi ile kasım ayında yapılacak genel seçimlerin en önemli tartışmalarına neden olacak konuları.
Tabii bunlara Türkiye’nin ekonomik durumu, toplumun yoksullaşması ve Ermenistan gibi başka konular da eklenecek ve ülke 2007 yılını gerçekten çok zor geçirecek.
Bunun sinyalleri gelmeye başladı. Umarım 2007 yılında gerçekleşecek bu tartışmalar, Türkiye’nin gerçekten önünü açar ve ülke 2008 yılına çok daha sağlam adımlarla basar.
Bakalım, “Universiade’ta birlikte calıştığımız ve çok başarılı olduğumuz hükümet ile EXPO’da da birlikte çalışacağız. Bizim başka kimseye ihtiyacımız yok diyen” İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu Menemen törenlerinde ne yapacak?
Menemen’e katılır da önümüzdeki günlerin siyasi vizyonunun ne olacağı konusunda biraz bilgilenir.
Aynı tespit İzmir İl Genel Meclisi CHP Grubu ile de ilgili…
Yıl 2007… Kendinize çeki düzen verin. Yoksa size çeki düzen verebilirler…
http://www.suleymangencel.com/ 13 - 12 - 2006
Etiketler:
Ulusal Siyaset
İzmir’in tepesinde kavga var
23 Aralık’ta Menemen’de yapılacak Kubilay’ı anma törenlerine bu yıl Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt katılacak.
2007 yılının Türkiye açısından hayli zor geçeceği bugünden belli. Dünden itibaren Avrupa Birliği ve Kıbrıs konularında başlayan siyasi atışma, Genelkurmay’ın kendilerine limanların açılmasına yönelik hükümetin attığı adımda kendilerine bilgi verilmediğine yönelik açıklaması, Ahmet Necdet Sezer’in yine aynı konudaki çıkışı, Tayip Erdoğan’ın bu açıklamalara verdiği, muhalefet liderlerinin dünkü grup toplantılarındaki konuşmaları… Hepsi birbirinden sert hepsi yaklaşan büyük mücadelenin ön adımları gibi…
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt uzun süredir izledikleri tavrı daha da netleştirmek 2007’deki seçimler öncesi topluma önemli bir mesaj vermek için Menemen’de düzenlenecek Kubilay törenlerine katılacaklar.
Geçtiğimiz yıllarda da irticaya karşı bir simge konumuna dönüşen Kubilay etkinlikleri bu yıl Türkiye’nin hatta dünyanın gündemine oturacak gibi görünüyor.
Törene CHP Genel Başkanı Deniz Baykal da katılacak. Baykal daha önce hazırlanan program gereği 23 Aralık’ta İzmir’de olacak ve ESİAD’ın düzenlediği yemekte bir konuşma yapacaktı. Baykal bu programını sürdürecek ancak sabah yapılacak Menemen’deki Kubilay’ı anma törenlerine de cumhurbaşkanı ve genelkurmay başkanı ile birlikte katılacak.
Deniz Baykal’ın Menemen’e gelişi ile parti içindeki bir başka sorun yeniden ortaya çıkacak. Menemen Belediye Başkanı Tahir Şahin’in durumu.
Ancak bu kadar önemli bir törende bu tartışmanın çok öne çıkacağını sanmıyorum. Tahir Şahin de bu konu üzerinde durmuyor. Kubilay’ı anma törenlerine CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ı davet ettiklerini söyleyen Şahin, bu törenlerin bu yıl ayrı bir noktada değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, parti içi sorunların törene yansıtılmayacağını net biçimde ifade ediyor.
Ahmet Necdet Sezer, Yaşar Büyükanıt ve Deniz Baykal’ın diğer muhalefet liderleriyle 23 Aralık’ta Menemen’de bir araya gelişleri Kurban bayramı ve yılbaşı sonrası siyaset sahnesinin ne kadar hareketli olacağının önemli göstergelerinden biri.
Bakalım devletin olacağı bu zirvede AKP ne oranda temsil edilecek. Başbakan Tayip Erdoğan ve hükümetin Menemen etkinliklerine karşı alacakları tavır, AKP’nin de 2007 siyasi tavrını biraz daha netleştirecek.
Laiklik, AB tartışmaları, güneydoğu sorunu ve Kıbrıs, Nisan ayında yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimi ile kasım ayında yapılacak genel seçimlerin en önemli tartışmalarına neden olacak konuları.
Tabii bunlara Türkiye’nin ekonomik durumu, toplumun yoksullaşması ve Ermenistan gibi başka konular da eklenecek ve ülke 2007 yılını gerçekten çok zor geçirecek.
Bunun sinyalleri gelmeye başladı. Umarım 2007 yılında gerçekleşecek bu tartışmalar, Türkiye’nin gerçekten önünü açar ve ülke 2008 yılına çok daha sağlam adımlarla basar.
Bakalım, “Universiade’ta birlikte calıştığımız ve çok başarılı olduğumuz hükümet ile EXPO’da da birlikte çalışacağız. Bizim başka kimseye ihtiyacımız yok diyen” İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu Menemen törenlerinde ne yapacak?
Menemen’e katılır da önümüzdeki günlerin siyasi vizyonunun ne olacağı konusunda biraz bilgilenir.
Aynı tespit İzmir İl Genel Meclisi CHP Grubu ile de ilgili…
Yıl 2007… Kendinize çeki düzen verin. Yoksa size çeki düzen verebilirler…
http://www.suleymangencel.com/ 13 - 12- 2006
2007 yılının Türkiye açısından hayli zor geçeceği bugünden belli. Dünden itibaren Avrupa Birliği ve Kıbrıs konularında başlayan siyasi atışma, Genelkurmay’ın kendilerine limanların açılmasına yönelik hükümetin attığı adımda kendilerine bilgi verilmediğine yönelik açıklaması, Ahmet Necdet Sezer’in yine aynı konudaki çıkışı, Tayip Erdoğan’ın bu açıklamalara verdiği, muhalefet liderlerinin dünkü grup toplantılarındaki konuşmaları… Hepsi birbirinden sert hepsi yaklaşan büyük mücadelenin ön adımları gibi…
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt uzun süredir izledikleri tavrı daha da netleştirmek 2007’deki seçimler öncesi topluma önemli bir mesaj vermek için Menemen’de düzenlenecek Kubilay törenlerine katılacaklar.
Geçtiğimiz yıllarda da irticaya karşı bir simge konumuna dönüşen Kubilay etkinlikleri bu yıl Türkiye’nin hatta dünyanın gündemine oturacak gibi görünüyor.
Törene CHP Genel Başkanı Deniz Baykal da katılacak. Baykal daha önce hazırlanan program gereği 23 Aralık’ta İzmir’de olacak ve ESİAD’ın düzenlediği yemekte bir konuşma yapacaktı. Baykal bu programını sürdürecek ancak sabah yapılacak Menemen’deki Kubilay’ı anma törenlerine de cumhurbaşkanı ve genelkurmay başkanı ile birlikte katılacak.
Deniz Baykal’ın Menemen’e gelişi ile parti içindeki bir başka sorun yeniden ortaya çıkacak. Menemen Belediye Başkanı Tahir Şahin’in durumu.
Ancak bu kadar önemli bir törende bu tartışmanın çok öne çıkacağını sanmıyorum. Tahir Şahin de bu konu üzerinde durmuyor. Kubilay’ı anma törenlerine CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ı davet ettiklerini söyleyen Şahin, bu törenlerin bu yıl ayrı bir noktada değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, parti içi sorunların törene yansıtılmayacağını net biçimde ifade ediyor.
Ahmet Necdet Sezer, Yaşar Büyükanıt ve Deniz Baykal’ın diğer muhalefet liderleriyle 23 Aralık’ta Menemen’de bir araya gelişleri Kurban bayramı ve yılbaşı sonrası siyaset sahnesinin ne kadar hareketli olacağının önemli göstergelerinden biri.
Bakalım devletin olacağı bu zirvede AKP ne oranda temsil edilecek. Başbakan Tayip Erdoğan ve hükümetin Menemen etkinliklerine karşı alacakları tavır, AKP’nin de 2007 siyasi tavrını biraz daha netleştirecek.
Laiklik, AB tartışmaları, güneydoğu sorunu ve Kıbrıs, Nisan ayında yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimi ile kasım ayında yapılacak genel seçimlerin en önemli tartışmalarına neden olacak konuları.
Tabii bunlara Türkiye’nin ekonomik durumu, toplumun yoksullaşması ve Ermenistan gibi başka konular da eklenecek ve ülke 2007 yılını gerçekten çok zor geçirecek.
Bunun sinyalleri gelmeye başladı. Umarım 2007 yılında gerçekleşecek bu tartışmalar, Türkiye’nin gerçekten önünü açar ve ülke 2008 yılına çok daha sağlam adımlarla basar.
Bakalım, “Universiade’ta birlikte calıştığımız ve çok başarılı olduğumuz hükümet ile EXPO’da da birlikte çalışacağız. Bizim başka kimseye ihtiyacımız yok diyen” İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu Menemen törenlerinde ne yapacak?
Menemen’e katılır da önümüzdeki günlerin siyasi vizyonunun ne olacağı konusunda biraz bilgilenir.
Aynı tespit İzmir İl Genel Meclisi CHP Grubu ile de ilgili…
Yıl 2007… Kendinize çeki düzen verin. Yoksa size çeki düzen verebilirler…
http://www.suleymangencel.com/ 13 - 12- 2006
Etiketler:
Yerel Siyaset
12 Aralık 2006 Salı
Köşe yazarlığı cahilliği…
Birileri Ersu Hızır’ın İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreterliği vekili olarak çalışmasını, belki de asaleten atanmasını istemiyor anlaşılan, bazı gazetecilere ve köşe yazarlarına telefon ederek yeni isimler önermeye başladı. Önerilen isimleri daha sonra yayınlayacağım. Ancak İzmir medyasının ve özellikle köşe yazarlarının, CHP içinde yaşananları, genel merkez ile büyükşehir belediyesi arasındaki ilişki ağlarının hangi yöne doğru evrildiğini, bu evrilmede kimlerin hangi rolü üstlendiklerini kavramaktan uzak oldukları yazdıklarından anlaşılıyor.
Bazen öyle bir ismi gündeme getiriyorlar ki, insan ister istemez, “Bu adam acaba İzmir’de mi yaşıyor” ya da “Yazdıklarına bakılınca bizim mahalle bakkalı Ahmet Efendi’den bir farkı yok. Aynı zır cahillik. Ahmet Efendi’nin diğerinden farkı elinde bir sütunu olmaması” tanımlaması yapmak zorunda kalıyor.
Tabii bir köşe yazarı, bir konuda bu kadar bariz bir hata yapıyorsa, diğer yazılarının da ne kadar tutarlı olduğunu dikkate almak gerekiyor.
Aslında bunun tek nedeni var. Köşe yazarlarının her konuda yazma istekleri. Bunların nedenleri aslında çok açık:
1 – Bilgi birikimleri yeterli olmadığı için sağdan soldan gelen duyumları ve e-mailleri olduğu gibi köşelerine aktarıyorlar. Bu nedenle ortaya konu bolluğu çıkıyor.
2 – Bir konuda uzmanlaşmadıkları ve çalışmadıkları için yazdıklarının ne bir değeri oluyor, ne de insanlar tarafından dikkate alınıyor.
3 – Toplumla ilişkileri kesik olduğu için, doğrudan bilgi alışverişinde bulunmuyorlar. Üstelik analitik düşünme yetenekleri gelişmediği için gelen bilgileri de yanlış yorumluyorlar.
Gazete sahiplerinin ya da temsilcilerinin de köşe yazarı olgusuna öyle büyük önem atfettiklerini sanmıyorum.
Onların köşe yazarı saptama kriterleri de ilginç:
1 – Belli bir çevresi olmalı. Böylece bizim yazarı okuyan sayısına doğru orantılı olarak satışlarımızda da bir artış olur.
2 – Belli bir noktayı tutmalı. Böylece önümüzdeki süreçte ortaya çıkacak bir sorunu bu yazarın ilişki ağları üzerinden çözerim.
3 – Rakiplerim 15 – 20 köşe yazarına sahip. Benim neyim eksik ki, ben de gazetemde bu kadar köşe yazarına yazma imkanı sağlarım.
4 – Bazı gazetecilere köşe yazdırarak genel merkezden atılmalarını engeller, kendilerine bir iş yaratmış olurum.
İzmir’de köşe yazanların ne kadar okunduğu konusunda doğru bir araştırmaya ihtiyaç var. O zaman kimlerin yazılarının ilgi çektiği, kimlerin yazılarının takip edildiği daha net biçimde ortaya çıkacak, belki gazeteler de bu kadar çok ismi sırtlarında taşımak zorunda kalmayacaklardır.
http://www.suleymangencel.com/ 12 - 12 - 2006
Bazen öyle bir ismi gündeme getiriyorlar ki, insan ister istemez, “Bu adam acaba İzmir’de mi yaşıyor” ya da “Yazdıklarına bakılınca bizim mahalle bakkalı Ahmet Efendi’den bir farkı yok. Aynı zır cahillik. Ahmet Efendi’nin diğerinden farkı elinde bir sütunu olmaması” tanımlaması yapmak zorunda kalıyor.
Tabii bir köşe yazarı, bir konuda bu kadar bariz bir hata yapıyorsa, diğer yazılarının da ne kadar tutarlı olduğunu dikkate almak gerekiyor.
Aslında bunun tek nedeni var. Köşe yazarlarının her konuda yazma istekleri. Bunların nedenleri aslında çok açık:
1 – Bilgi birikimleri yeterli olmadığı için sağdan soldan gelen duyumları ve e-mailleri olduğu gibi köşelerine aktarıyorlar. Bu nedenle ortaya konu bolluğu çıkıyor.
2 – Bir konuda uzmanlaşmadıkları ve çalışmadıkları için yazdıklarının ne bir değeri oluyor, ne de insanlar tarafından dikkate alınıyor.
3 – Toplumla ilişkileri kesik olduğu için, doğrudan bilgi alışverişinde bulunmuyorlar. Üstelik analitik düşünme yetenekleri gelişmediği için gelen bilgileri de yanlış yorumluyorlar.
Gazete sahiplerinin ya da temsilcilerinin de köşe yazarı olgusuna öyle büyük önem atfettiklerini sanmıyorum.
Onların köşe yazarı saptama kriterleri de ilginç:
1 – Belli bir çevresi olmalı. Böylece bizim yazarı okuyan sayısına doğru orantılı olarak satışlarımızda da bir artış olur.
2 – Belli bir noktayı tutmalı. Böylece önümüzdeki süreçte ortaya çıkacak bir sorunu bu yazarın ilişki ağları üzerinden çözerim.
3 – Rakiplerim 15 – 20 köşe yazarına sahip. Benim neyim eksik ki, ben de gazetemde bu kadar köşe yazarına yazma imkanı sağlarım.
4 – Bazı gazetecilere köşe yazdırarak genel merkezden atılmalarını engeller, kendilerine bir iş yaratmış olurum.
İzmir’de köşe yazanların ne kadar okunduğu konusunda doğru bir araştırmaya ihtiyaç var. O zaman kimlerin yazılarının ilgi çektiği, kimlerin yazılarının takip edildiği daha net biçimde ortaya çıkacak, belki gazeteler de bu kadar çok ismi sırtlarında taşımak zorunda kalmayacaklardır.
http://www.suleymangencel.com/ 12 - 12 - 2006
11 Aralık 2006 Pazartesi
EXPO’da İnciraltı ‘in’, Kocaoğlu ve Demirtaş ‘out’
EXPO 2015 için Milano ile yarışa giren İzmir için gerekli yasa sonunda çıktı. Ancak yeniden yapılanma konusunda şimdilik herkes susuyor. Kentin dinamikleri arasında süren çatışma, hükümetin bu kente yönelik siyasi beklentileri ve AKP’nin İzmir ekibinin son açıklamalarına dikkat ettiğimizde, bir yıldır “geyik muhabbeti”nden öteye geçmeyen EXPO için çok önemli kararların yılbaşından hemen sonra alınacağı net biçimde görünüyor.
Hükümet, bugün Ankara’ya gelecek Jianmin ile Loscertales’i ağırlayacak. BIE’nin iki yöneticisi, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile Dışişleri Bakanı Abdullah Gül tarafından kabul edilecek. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile görüşülecek. İki yönetici bunun ardından İzmir’e geçerek kentteki “geyik muhabbeti”nin son aşamasını yerine getirecekler.
Araya girecek olan Kurban bayramı ve yılbaşı sonrası hükümet EXPO 2015 için gerekli adımları atmaya başlayacak. Bunun mesajını da AKP İzmir İl Başkanı Ali Aşlık verdi. “Bakanlar Kurulu kararı doğrultusunda EXPO’nun resmi kurulları yani İcra ve Yönlendirme Kurulları oluşturulacak.”
Bu aşamada varolan İcra Komitesi’nin şu andaki yapısı ile yürümeyeceğini net biçimde görüyoruz. Dolayısıyla İTO Başkanı Ekrem Demirtaş net biçimde “out”lar arasında… İTO, İcra Kurulu’nda bir oda olarak temsil edilmeyi sürdürse bile, attan inip eşeğe binmekle aynı durum bu.
İkinci out hiç kuşkusuz İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu. Bu işin patronunun Dışişleri Bakanlığı, dolayısıyla hükümet olduğu netlik kazandı. Yönlendirme Kurulu’nun başına T.C. Dışişleri Bakanlığı Çok Taraflı Kültürel İşler Daire Başkanı Necil Nedimoğlu’nun geliyor. İcra Kurulu başkanlığını ise hükümetin İzmir’e atadığı bir isim, İzmir Valisi Oğuz Kağan Köksal üstlenecek.
Bu noktada Aziz Kocaoğlu’nun hangi sıfatla EXPO 2015 çalışmalarında bulunacağını merak ediyorum doğrusu. Yardımcı oyuncu olarak mı bilemiyorum.
Ali Aşlık’ın “BİE’nin 2015 EXPO’yu İzmir’e vermesi halinde kente en az 10 milyar dolarlık altyapı yatırımı yapacağız” sözü, bu işin patronunun kim olduğunu net biçimde ifade ediyor gibi….
Patron belli ise, EXPO’nun yapılacağını mekanı da patron belirleyecektir. Hükümet bu konuda iki yeri işaret ediyor. Çiğli ve İnciraltı… Çiğli’nin dezavantajlarını da dikkate aldığımızda İnciraltı bölgesinin EXPO 2015 için tahsis edileceğini söylemek yanlış olmaz sanırım…
Kocaoğlu istediği kadar çıkıp basına, bu konudaki engin deneyimlerine dikkat çekerek bilgi verebilir, “Ben Urla’yı istiyorum” diye… Ancak bu işin patronu hükümet olduğuna ve Aziz Kocaoğlu bu konudaki tüm yetkisini hükümete devrettiğine göre, dışarıdan biri olarak yer belirleme konusunda ne kadar etkin olduğunu bir kez daha düşünmesi gerekiyor.
Üstelik birkaç gün önce yaptığı açıklamada, “Kanaat önderliğine soyunan kişilerin aklı selimle kendini aşarak kenti düşünerek konuşmasında İzmir için fayda var. Kimse kentin huzurunu kaçırmasın” tespiti yapan Kocaoğlu’nun hükümetin EXPO için İnciraltı’nı istemesi karşısında ne tür bir açıklama yapacağını da açıkça çok merakla bekliyorum.
Bakalım o zaman “Universiade’da olduğu gibi tek başımıza, sadece hükümetle işbirliği içinde EXPO organizasyonu başarıyla sırtlayıp götüreceğiz” diyebilecek mi?
Cumhurbaşkanlığı seçiminin kıran kırana geçeceği, AKP-CHP mücadelesinin en üst seviyeye tırmanacağı, genel seçim startının verileceği 1997 yılının ilk aylarında.
Tabii Aziz Kocaoğlu AKP’ye geçiyorsa, yukarıda yaptığım tespitlerin tamamını geri alıyorum.
Gerçi birkaç gün önce de DSP’ye geçeceğine yönelik bir geyik dolaşıyordu İzmir semalarında…
Bakarsınız yarın, “TKP Kocaoğlu’nu istiyor” şeklinde bir manşet ile de karşılaşabiliriz.
NOT: Dünkü Yenigün Gazetesi’nde yayınlanan Ümit Yaldız’ın köşesinde, CHP İzmir milletvekilleri Abdürrezzak Erten ve Enver Öktem’in 15 Aralık’ta İzmir’de olacakları ve uzun süre kalacakları belirtiliyordu. Bu turdan haberi olmayan bir gazeteci olarak, bu iki milletvekiline telefonla ulaşacağımı ve bu turun içeriğinin ne olacağını öğrenip bu sütundan sizlere ulaştıracağımı söylemek isterim. Bu tur bu kadar büyük bir gizlilik içerisinde gerçekleştiriliyorsa, içeriğinin gerçekten çok önemli olması gerekiyor... Bu notu okuyan kaç kişinin milletvekillerinin Ankara'dan geldiğini bilmediğim tespitine inanacağını da merak ediyorum doğrusu.
http://www.suleymangencel.com/ 11 – 12 -2006
Hükümet, bugün Ankara’ya gelecek Jianmin ile Loscertales’i ağırlayacak. BIE’nin iki yöneticisi, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile Dışişleri Bakanı Abdullah Gül tarafından kabul edilecek. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile görüşülecek. İki yönetici bunun ardından İzmir’e geçerek kentteki “geyik muhabbeti”nin son aşamasını yerine getirecekler.
Araya girecek olan Kurban bayramı ve yılbaşı sonrası hükümet EXPO 2015 için gerekli adımları atmaya başlayacak. Bunun mesajını da AKP İzmir İl Başkanı Ali Aşlık verdi. “Bakanlar Kurulu kararı doğrultusunda EXPO’nun resmi kurulları yani İcra ve Yönlendirme Kurulları oluşturulacak.”
Bu aşamada varolan İcra Komitesi’nin şu andaki yapısı ile yürümeyeceğini net biçimde görüyoruz. Dolayısıyla İTO Başkanı Ekrem Demirtaş net biçimde “out”lar arasında… İTO, İcra Kurulu’nda bir oda olarak temsil edilmeyi sürdürse bile, attan inip eşeğe binmekle aynı durum bu.
İkinci out hiç kuşkusuz İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu. Bu işin patronunun Dışişleri Bakanlığı, dolayısıyla hükümet olduğu netlik kazandı. Yönlendirme Kurulu’nun başına T.C. Dışişleri Bakanlığı Çok Taraflı Kültürel İşler Daire Başkanı Necil Nedimoğlu’nun geliyor. İcra Kurulu başkanlığını ise hükümetin İzmir’e atadığı bir isim, İzmir Valisi Oğuz Kağan Köksal üstlenecek.
Bu noktada Aziz Kocaoğlu’nun hangi sıfatla EXPO 2015 çalışmalarında bulunacağını merak ediyorum doğrusu. Yardımcı oyuncu olarak mı bilemiyorum.
Ali Aşlık’ın “BİE’nin 2015 EXPO’yu İzmir’e vermesi halinde kente en az 10 milyar dolarlık altyapı yatırımı yapacağız” sözü, bu işin patronunun kim olduğunu net biçimde ifade ediyor gibi….
Patron belli ise, EXPO’nun yapılacağını mekanı da patron belirleyecektir. Hükümet bu konuda iki yeri işaret ediyor. Çiğli ve İnciraltı… Çiğli’nin dezavantajlarını da dikkate aldığımızda İnciraltı bölgesinin EXPO 2015 için tahsis edileceğini söylemek yanlış olmaz sanırım…
Kocaoğlu istediği kadar çıkıp basına, bu konudaki engin deneyimlerine dikkat çekerek bilgi verebilir, “Ben Urla’yı istiyorum” diye… Ancak bu işin patronu hükümet olduğuna ve Aziz Kocaoğlu bu konudaki tüm yetkisini hükümete devrettiğine göre, dışarıdan biri olarak yer belirleme konusunda ne kadar etkin olduğunu bir kez daha düşünmesi gerekiyor.
Üstelik birkaç gün önce yaptığı açıklamada, “Kanaat önderliğine soyunan kişilerin aklı selimle kendini aşarak kenti düşünerek konuşmasında İzmir için fayda var. Kimse kentin huzurunu kaçırmasın” tespiti yapan Kocaoğlu’nun hükümetin EXPO için İnciraltı’nı istemesi karşısında ne tür bir açıklama yapacağını da açıkça çok merakla bekliyorum.
Bakalım o zaman “Universiade’da olduğu gibi tek başımıza, sadece hükümetle işbirliği içinde EXPO organizasyonu başarıyla sırtlayıp götüreceğiz” diyebilecek mi?
Cumhurbaşkanlığı seçiminin kıran kırana geçeceği, AKP-CHP mücadelesinin en üst seviyeye tırmanacağı, genel seçim startının verileceği 1997 yılının ilk aylarında.
Tabii Aziz Kocaoğlu AKP’ye geçiyorsa, yukarıda yaptığım tespitlerin tamamını geri alıyorum.
Gerçi birkaç gün önce de DSP’ye geçeceğine yönelik bir geyik dolaşıyordu İzmir semalarında…
Bakarsınız yarın, “TKP Kocaoğlu’nu istiyor” şeklinde bir manşet ile de karşılaşabiliriz.
NOT: Dünkü Yenigün Gazetesi’nde yayınlanan Ümit Yaldız’ın köşesinde, CHP İzmir milletvekilleri Abdürrezzak Erten ve Enver Öktem’in 15 Aralık’ta İzmir’de olacakları ve uzun süre kalacakları belirtiliyordu. Bu turdan haberi olmayan bir gazeteci olarak, bu iki milletvekiline telefonla ulaşacağımı ve bu turun içeriğinin ne olacağını öğrenip bu sütundan sizlere ulaştıracağımı söylemek isterim. Bu tur bu kadar büyük bir gizlilik içerisinde gerçekleştiriliyorsa, içeriğinin gerçekten çok önemli olması gerekiyor... Bu notu okuyan kaç kişinin milletvekillerinin Ankara'dan geldiğini bilmediğim tespitine inanacağını da merak ediyorum doğrusu.
http://www.suleymangencel.com/ 11 – 12 -2006
Etiketler:
Yerel Siyaset
8 Aralık 2006 Cuma
Buzlar eriyor mu
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu 2 günlük Ankara turunda İzmir için bazı girişimlerde bulunmuş. Göreve gelmesinden sonra bugüne kadar bir arpa boyu yol gidilmediği için Kocaoğlu’nun girişimlerinin İzmir’e ne kazandıracağını bir kez daha düşünmemiz gerekiyor.
Bu çerçevede Aziz Kocaoğlu’nun Ankara’da devlet ile yaptığı temaslar beni hiç ilgilendirmiyor. Beni ilgilendiren Kocaoğlu’nun Ankara’da yaptığı siyasi temaslar.
Aziz Kocaoğlu’na Ankara’da eşlik eden isim İzmir eski il başkanı Turan Karakaş. Son bir yıldır Kocaoğlu’nun dışarıdan hukuk danışmanlığını yapan Karakaş’ın, Hasan Fehmi Mani-Aziz Kocaoğlu catışmasının tam ortasında olduğunu, iki isim birbirleriyle konuşmazken aralarındaki iletişimi Turan Karakaş’ın sağladığı biliniyor. Hasan Fehmi Mani’nin yakın arkadaşı olan Turan Karakaş’ın, genel merkeze ve Baykal’a yakınlığı da bir başka gerçek.
Kocaoğlu’nun Karakaş ile birlikte yaptığı Ankara turu, Deniz Baykal’ın 23 Aralık’ta ESİAD için geleceği İzmir gezisinde büyükşehirin iki açılışını yapma avantajını da beraberinde getirdi.
Şimdi herkes genel merkez-Kocaoğlu arasındaki ilişkiler yumuşuyor mu sorusunu sormaya başladı.
Bana göre böyle bir yumuşama sözkonusu değil. Ancak Kocaoğlu’nun genel sekreter vekili atanması sırasında aldığı tutum, Ankara’nın dikkatini çekmiş. Alaattin Yüksel takımının dışında, genel merkeze yakınlığı ile bilinen Ersu Hızır’ın bu göreve getirilmesi dikkatle izlenmiş Ankara’da.
CHP’nin gençlik kollarından gelen, bir yanı Antalyalı olan, Ankara’da yerel yönetimlerde bulunmuş bir ismin genel sekreter vekilliği görevine getirilmesi, “Kocaoğlu doğru yolu görmeye başladı” şeklinde yorumlanmış olabilir. Deniz Baykal’ın Çiğli ve Karşıyaka’nın açılış ve temel atma taleplerini dikkate almadığı bir dönemde genel başkanın büyükşehir açılışlarına katılması ilginç.
Bu süreçte akla bir çok soru geliyor:
1 - Kocaoğlu, bugüne kadar kendisine akıl veren Alaattin Yüksel ile ipleri koparıyor mu?
2 – Kocaoğlu’nun genel merkez ile barışması yönünde attığı adımların arkasında Turan Karakaş mı duruyor?
3 – Genel merkez, tüm yaşananlardan sonra Aziz Kocaoğlu’na ne kadar güveniyor.
4 – İl Başkanı Selçuk Ayhan, Ankara’da olan bu gelişmelerin ne kadarından haberdar?
Önümüzdeki günler ilginç gelişmelerin yaşanmasına neden olacak anlaşılan. Biz de izleyeceğiz tabii ki…
Olayların arka planını çözmek, ilişki ağlarının nasıl geliştiğini, kimlerin ön plana geçtiğini anlamak için ciddi bir çalışma gerekecek.
Türkiye’de siyaset yapmanın zorluğu bilinir. Ancak CHP’de siyaset yapmak ise öyle herkesin başaracağı bir iş değil açıkçası...
http://www.suleymangencel.com/ 08– 12 -2006
Bu çerçevede Aziz Kocaoğlu’nun Ankara’da devlet ile yaptığı temaslar beni hiç ilgilendirmiyor. Beni ilgilendiren Kocaoğlu’nun Ankara’da yaptığı siyasi temaslar.
Aziz Kocaoğlu’na Ankara’da eşlik eden isim İzmir eski il başkanı Turan Karakaş. Son bir yıldır Kocaoğlu’nun dışarıdan hukuk danışmanlığını yapan Karakaş’ın, Hasan Fehmi Mani-Aziz Kocaoğlu catışmasının tam ortasında olduğunu, iki isim birbirleriyle konuşmazken aralarındaki iletişimi Turan Karakaş’ın sağladığı biliniyor. Hasan Fehmi Mani’nin yakın arkadaşı olan Turan Karakaş’ın, genel merkeze ve Baykal’a yakınlığı da bir başka gerçek.
Kocaoğlu’nun Karakaş ile birlikte yaptığı Ankara turu, Deniz Baykal’ın 23 Aralık’ta ESİAD için geleceği İzmir gezisinde büyükşehirin iki açılışını yapma avantajını da beraberinde getirdi.
Şimdi herkes genel merkez-Kocaoğlu arasındaki ilişkiler yumuşuyor mu sorusunu sormaya başladı.
Bana göre böyle bir yumuşama sözkonusu değil. Ancak Kocaoğlu’nun genel sekreter vekili atanması sırasında aldığı tutum, Ankara’nın dikkatini çekmiş. Alaattin Yüksel takımının dışında, genel merkeze yakınlığı ile bilinen Ersu Hızır’ın bu göreve getirilmesi dikkatle izlenmiş Ankara’da.
CHP’nin gençlik kollarından gelen, bir yanı Antalyalı olan, Ankara’da yerel yönetimlerde bulunmuş bir ismin genel sekreter vekilliği görevine getirilmesi, “Kocaoğlu doğru yolu görmeye başladı” şeklinde yorumlanmış olabilir. Deniz Baykal’ın Çiğli ve Karşıyaka’nın açılış ve temel atma taleplerini dikkate almadığı bir dönemde genel başkanın büyükşehir açılışlarına katılması ilginç.
Bu süreçte akla bir çok soru geliyor:
1 - Kocaoğlu, bugüne kadar kendisine akıl veren Alaattin Yüksel ile ipleri koparıyor mu?
2 – Kocaoğlu’nun genel merkez ile barışması yönünde attığı adımların arkasında Turan Karakaş mı duruyor?
3 – Genel merkez, tüm yaşananlardan sonra Aziz Kocaoğlu’na ne kadar güveniyor.
4 – İl Başkanı Selçuk Ayhan, Ankara’da olan bu gelişmelerin ne kadarından haberdar?
Önümüzdeki günler ilginç gelişmelerin yaşanmasına neden olacak anlaşılan. Biz de izleyeceğiz tabii ki…
Olayların arka planını çözmek, ilişki ağlarının nasıl geliştiğini, kimlerin ön plana geçtiğini anlamak için ciddi bir çalışma gerekecek.
Türkiye’de siyaset yapmanın zorluğu bilinir. Ancak CHP’de siyaset yapmak ise öyle herkesin başaracağı bir iş değil açıkçası...
http://www.suleymangencel.com/ 08– 12 -2006
Etiketler:
Yerel Siyaset
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
