İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun bir hafta önce genel sekreteri Hasan Fehmi Mani ile yollarını ayırması bir bomba etkisi yarattı İzmir’de.
Olayın iki yönü özellikle şaşırttı İzmirlileri. Birincisi Aziz Kocaoğlu’nun 4 gün içerisinde yaptığı birbirinden çok farklı açıklamalar…
Bir gün önce “Hasan Fehmi Mani’nin istifasını karşılıklı olarak görüşmüş ve bir karar bağlamıştık” diyen Kocaoğlu, bir gün sonra, “Olay basına sızdırılınca görevine son verdik” açıklaması yaptı, son olarak da “Hasan Fehmi Mani’nin Beşiktaş Belediyesi’ne geçişi konusundaki muvafakatnameyi imzaladım” diyerek ne yaptığını ya da ne yapmak istediğini bir türlü anlatamadı.
Bir belediye başkanının bir konu üzerine birkaç gün içerisinde birbirinden bu kadar farklı açıklama yapması ister istemez, “Neden” sorusunu gündeme getiriyor. Yoksa Kocaoğlu, bu tür şaşırtmacalarla olayın çok boyutluluğunun tartışılmasını istemiyor mu?
İkinci nokta ise, Mani’nin gidişi ile başlayan yazı dizileri ve Hasan Fehmi Mani döneminin irdelenmesi.
Ahmet Piriştina’nın birinci döneminin tamamını kapsayan, ve bugüne kadar uzanan süreçte toplum hep Mani ismini duydu, ona yönelik eleştirileri dinledi. Ancak kimse bu dönemin net araştırmasını gözler önüne sermedi.
İzmir Büyükşehir Belediyesi özellikle yatırım programlarında Mani ile ne kadar başarılı oldu? Hasan Fehmi Mani, bazı şeyleri kamuoyu ile tartışmadığı için hangi önemli noktalar İzmirlilere tam olarak anlatılmadı?
Hasan Fehmi Mani gerçekten İstanbulluları mı korudu, yoksa tüm ihale süreçlerinde objektif olmayı mı tercih etti?
İzmir Büyükşehir Belediyesi’de yaşanan iç çekişmeler, gerek Piriştina gerekse de Aziz Kocaoğlu döneminde hangi boyutlara ulaştı? Bu gruplar arası çekişmeden kimler nasıl yararlandı?
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun, koltuğa oturduktan sonra belediyede yaptığı yeni düzenlemeler sistemi hangi açmazlara sürükledi?
Bir Büyükşehir belediye başkanı olarak Kocaoğlu bu yükün altından kalkabilecek yeterli bilgi donanımına sahip mi? En azından psikolojik açıdan bu yükü kaldırabiliyor mu?
İşte tüm bu sorunların yanıtlarını önümüzdeki günlerde bu sitede yayınlamaya başlayacağımız Özel Hasan Fehmi Mani dosyasında bulabileceksiniz. Sadece yorum olarak değil, rakamlarla, yapılanlarla birlikte Hasan Fehmi Mani döneminin geniş bir analizini yayınlayacağız.
Bunu yapmamızın tek nedeni var. Tarihe not düşmek.
Belirli çıkar gruplarının sesleriyle ortaya çıkan, ardından koroya dönüşen bir bakış açısına karşı, gerçeklerin ve yaşananların en azından objektif olarak İzmir kamuoyu tarafından bilinmesi gerekiyor.
Önemli olan topluma karşı görevin yerine getirilmesi…
http://www.suleymangencel.com/ 05 - 12- 2006
5 Aralık 2006 Salı
4 Aralık 2006 Pazartesi
Mardin geceleri
İzmir’de yaşayan Mardinliler sayısının hayli yüksek olduğu sosyolojik bir gerçek. Mardinli nüfusunun yüksekliği, Mardinlilerin siyasi alanda da etkili olmasını gündeme getiriyor. İzmir’de Mardinliler tarafından kurulan iki dernek var. Birincisi Mardinliler Derneği diğeri ise Ege Mardinliler Derneği.
Bu iki dernek arasındaki en büyük fark, ideolojik… Her iki derneğin 15 gün arayla düzenlediği gecede de bu fark net bir biçimde ortaya çıktı.
Mardinliler Derneği’nin Balçova Termal tesislerinde düzenlenen yemeğinde etkili olan taraf AKP ve Saadet Partisi mensuplarıydı. Kürtlerin de bu dernekte faal olarak çalıştıkları biliniyor.
Buna karşılık cumartesi akşamı Ege Palas’ta düzenlenen Ege Mardinliler Derneği’nin katılımcılarının büyük bölümünü sosyal demokratlar oluşturdu. CHP İzmir milletvekili Vezir Akdemir’in de bulunduğu geceye CHP’nin yoğun katılımı vardı. DSP Genel Başkanı Zeki Sezer’in de hazır bulunduğu yemekte en büyük alkışı CHP İzmir milletvekili Mardin asıllı Abdürrezzak Erten’in telgrafı aldı.
Yemeğe CHP’nin genel merkez muhalefeti davet edilmemişti. Bu nedenle İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu ve kendisine yakın hareket eden belediye başkanlarıyla İzmir il başkanı Selçuk Ayhan yoktu. İzmir milletvekilleri Bülent Baratalı, Türkan Miçooğulları, Sedat Uzunbay da yoktu yemekte. Olmaları da beklenmiyordu açıkçası…
Yemeğe katılanlar arasında Narlıdere Belediye Başkanı Abdül Batur, Güzelbahçe Belediye Başkanı Ertan Avkıran, Konak Belediye Başkanı Muzaffer Tunçağ ve Konak Belediye meclis üyelerinin büyük bölümü de hazır bulundu. İlçe başkanlarının tamamı yemekteydi. Konak İlçe Başkanı Tayfun Emre dışında. Bu da zaten çok normal. Buca Belediye Başkanı Cemil Şeboy’un ne aradığını çıkaramadım bu arada. Ama, neyse…
Yaklaşan genel seçimler nedeniyle yapılan kulisin ağırlığını söylememe gerek yok sanırım. Herkes bir köşede konuşuyor, seçim öncesi hem CHP’de sıralamanın nasıl olacağı konusunda yorum yapmaya çalışıyordu.
Gecenin en çok konuşulan konularından biri de Hasan Mani’nin genel sekreterlikten ayrılması ve Ersu Hızır’ın atanmasıydı. Genel merkezin bu atamalar sonucunda Kocaoğlu’na bakışının nasıl olacağı konusu da en çok tartışılan konulardan biriydi.
Gördüğüm kadarıyla yeni genel sekreter tartışması önümüzdeki günlere de damgasını vuracak.
Gecenin sonlarında her zamanki gibi müzik ve eğlence vardı. Her şey iyi de, bu geleneksel Reyhani’nin oynanış tarzının biraz sorgulanması gerekiyor.
Reyhani’yi en iyi oynayan İzmir’deki Mardinlilerin kimler olduğunu çok merak ediyorum açıkçası…
http://www.suleymangencel.com/ 04 - 12- 2006
Bu iki dernek arasındaki en büyük fark, ideolojik… Her iki derneğin 15 gün arayla düzenlediği gecede de bu fark net bir biçimde ortaya çıktı.
Mardinliler Derneği’nin Balçova Termal tesislerinde düzenlenen yemeğinde etkili olan taraf AKP ve Saadet Partisi mensuplarıydı. Kürtlerin de bu dernekte faal olarak çalıştıkları biliniyor.
Buna karşılık cumartesi akşamı Ege Palas’ta düzenlenen Ege Mardinliler Derneği’nin katılımcılarının büyük bölümünü sosyal demokratlar oluşturdu. CHP İzmir milletvekili Vezir Akdemir’in de bulunduğu geceye CHP’nin yoğun katılımı vardı. DSP Genel Başkanı Zeki Sezer’in de hazır bulunduğu yemekte en büyük alkışı CHP İzmir milletvekili Mardin asıllı Abdürrezzak Erten’in telgrafı aldı.
Yemeğe CHP’nin genel merkez muhalefeti davet edilmemişti. Bu nedenle İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu ve kendisine yakın hareket eden belediye başkanlarıyla İzmir il başkanı Selçuk Ayhan yoktu. İzmir milletvekilleri Bülent Baratalı, Türkan Miçooğulları, Sedat Uzunbay da yoktu yemekte. Olmaları da beklenmiyordu açıkçası…
Yemeğe katılanlar arasında Narlıdere Belediye Başkanı Abdül Batur, Güzelbahçe Belediye Başkanı Ertan Avkıran, Konak Belediye Başkanı Muzaffer Tunçağ ve Konak Belediye meclis üyelerinin büyük bölümü de hazır bulundu. İlçe başkanlarının tamamı yemekteydi. Konak İlçe Başkanı Tayfun Emre dışında. Bu da zaten çok normal. Buca Belediye Başkanı Cemil Şeboy’un ne aradığını çıkaramadım bu arada. Ama, neyse…
Yaklaşan genel seçimler nedeniyle yapılan kulisin ağırlığını söylememe gerek yok sanırım. Herkes bir köşede konuşuyor, seçim öncesi hem CHP’de sıralamanın nasıl olacağı konusunda yorum yapmaya çalışıyordu.
Gecenin en çok konuşulan konularından biri de Hasan Mani’nin genel sekreterlikten ayrılması ve Ersu Hızır’ın atanmasıydı. Genel merkezin bu atamalar sonucunda Kocaoğlu’na bakışının nasıl olacağı konusu da en çok tartışılan konulardan biriydi.
Gördüğüm kadarıyla yeni genel sekreter tartışması önümüzdeki günlere de damgasını vuracak.
Gecenin sonlarında her zamanki gibi müzik ve eğlence vardı. Her şey iyi de, bu geleneksel Reyhani’nin oynanış tarzının biraz sorgulanması gerekiyor.
Reyhani’yi en iyi oynayan İzmir’deki Mardinlilerin kimler olduğunu çok merak ediyorum açıkçası…
http://www.suleymangencel.com/ 04 - 12- 2006
Etiketler:
Yerel Siyaset
1 Aralık 2006 Cuma
Hızır gibi yetişti
İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Vekili Hasan Fehmi Mani’nin görevinden ayrılmasından sonra herkes bu koltuğa kimlerin oturacağını tartışmaya başladı. Aziz Kocaoğlu bu görev üzerinde fazla spekülasyon yapılacağını tahmin etti ve çok kısa süre içerisinde yeni ismi açıkladı: Ersu Hızır.
Kocaoğlu bu ismi açıklamasının altında yatan nedenler nelerdir:
1 – Genel Merkez ile olan ilişkisini yeniden düzenleme fırsatı… Kocaoğlu, Mani’nin ayrılmasıyla birlikte oluşan olumsuz havaya, Alaattin Yüksel ekibinden birini atayarak genel merkezin tepkisini almayı istemedi. Göreve Ahmet Piriştina ile başlayan, Ankara kökenli Ersu Hızır’ın bu göreve atanmasıyla genel merkezin şimşeklerini üzerine çekmedi.
2 – Ersu Hızır’ın uzun süredir İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde çalışmasının işlerin aksamasını engelleyeceği görüşü. Dışarıdan bir ismin getirilmesi halinde yeniden bir öğrenme süreci geçirileceği ve en az 6 ayın kaybedileceği de hesaplandı.
Şimdi herkesin merakla beklediği Aziz Kocaoğlu-Ersu Hızır ilişkisinin süresi. Bir grup, Kocaoğlu’nun genel merkezle olan ilişkilerinin düzeltilmesine, en azından genel merkezin böyle bir algıya kapılmasından sonra Hızır’ın da görevine son verileceğini düşünüyor. Hem de Kocaoğlu’nun, “Bakın yine Ahmet Piriştina bürokratını getirdim. Ancak istenilen başarı sağlanmadı” diyerek kendi ekibinin en önemli ismini genel sekreter olarak ataması.
Diğer grup ise Ersu Hızır’ın özellikle partinin aktif gruplarıyla koordineli olarak çalışarak yerini sağlamlaştıracağını, büyükşehir belediyesini iyi tanıdığı için burada kuracağı ilişkilerle daha da güçleneceğini ileri sürüyor.
Her iki görüşün de ne kadar doğru olacağı önümüzdeki süreçte ortaya çıkacak. Ancak benim yorumum Aziz Kocaoğlu’nun Ersu Hızır ile bir dönem daha gidebileceği yönünde. Çünkü Alaattin Yüksel ekibinde bu görevi yüklenecek bir isim yok. Dolayısıyla Aziz Kocaoğlu genel seçimleri genel sekreter vekili Ersu Hızır ile birlikte görecek, seçim sonuçlarına göre hareket edecek.
Kocaoğlu’nun hareket alanının neler olacağı, siyasi açılımlarını da yakında tartışmaya başlayacağız. Bu açılımlar da kimlerin hangi noktalarda hareket edeceğini, kentin siyasi dinamikleriyle Kocaoğlu ilişkinin hangi yöne evrileceğini hep birlikte göreceğiz.
Ahmet Piriştina için 2002’de, CHP’ye gelecek demiştim. 2004’te CHP’ye katıldı. Buna benzer bir siyasi öngörüyü Kocaoğlu için de yapmak gerekiyor yakın zamanda.
Önce Aziz Kocaoğlu-Ersu Hızır ilişkisini takip edelim, büyükşehirde yaşananları ve yaşanacakları gözleyelim, genel merkezin tavrını görelim, sonra bu tür öngörülerde bulunuruz.
http://www.suleymangencel.com/ 01 – 12 -2006
Kocaoğlu bu ismi açıklamasının altında yatan nedenler nelerdir:
1 – Genel Merkez ile olan ilişkisini yeniden düzenleme fırsatı… Kocaoğlu, Mani’nin ayrılmasıyla birlikte oluşan olumsuz havaya, Alaattin Yüksel ekibinden birini atayarak genel merkezin tepkisini almayı istemedi. Göreve Ahmet Piriştina ile başlayan, Ankara kökenli Ersu Hızır’ın bu göreve atanmasıyla genel merkezin şimşeklerini üzerine çekmedi.
2 – Ersu Hızır’ın uzun süredir İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde çalışmasının işlerin aksamasını engelleyeceği görüşü. Dışarıdan bir ismin getirilmesi halinde yeniden bir öğrenme süreci geçirileceği ve en az 6 ayın kaybedileceği de hesaplandı.
Şimdi herkesin merakla beklediği Aziz Kocaoğlu-Ersu Hızır ilişkisinin süresi. Bir grup, Kocaoğlu’nun genel merkezle olan ilişkilerinin düzeltilmesine, en azından genel merkezin böyle bir algıya kapılmasından sonra Hızır’ın da görevine son verileceğini düşünüyor. Hem de Kocaoğlu’nun, “Bakın yine Ahmet Piriştina bürokratını getirdim. Ancak istenilen başarı sağlanmadı” diyerek kendi ekibinin en önemli ismini genel sekreter olarak ataması.
Diğer grup ise Ersu Hızır’ın özellikle partinin aktif gruplarıyla koordineli olarak çalışarak yerini sağlamlaştıracağını, büyükşehir belediyesini iyi tanıdığı için burada kuracağı ilişkilerle daha da güçleneceğini ileri sürüyor.
Her iki görüşün de ne kadar doğru olacağı önümüzdeki süreçte ortaya çıkacak. Ancak benim yorumum Aziz Kocaoğlu’nun Ersu Hızır ile bir dönem daha gidebileceği yönünde. Çünkü Alaattin Yüksel ekibinde bu görevi yüklenecek bir isim yok. Dolayısıyla Aziz Kocaoğlu genel seçimleri genel sekreter vekili Ersu Hızır ile birlikte görecek, seçim sonuçlarına göre hareket edecek.
Kocaoğlu’nun hareket alanının neler olacağı, siyasi açılımlarını da yakında tartışmaya başlayacağız. Bu açılımlar da kimlerin hangi noktalarda hareket edeceğini, kentin siyasi dinamikleriyle Kocaoğlu ilişkinin hangi yöne evrileceğini hep birlikte göreceğiz.
Ahmet Piriştina için 2002’de, CHP’ye gelecek demiştim. 2004’te CHP’ye katıldı. Buna benzer bir siyasi öngörüyü Kocaoğlu için de yapmak gerekiyor yakın zamanda.
Önce Aziz Kocaoğlu-Ersu Hızır ilişkisini takip edelim, büyükşehirde yaşananları ve yaşanacakları gözleyelim, genel merkezin tavrını görelim, sonra bu tür öngörülerde bulunuruz.
http://www.suleymangencel.com/ 01 – 12 -2006
Etiketler:
Yerel Siyaset
30 Kasım 2006 Perşembe
Mani sonrası gelişmeler
İzmir medyası bu sabahtan itibaren tef çalıp oynayacak durumda. İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Hasan Fehmi Mani’nin Büyükşehir ile ilişkisinin kesilmesi, İzmir medyasını oldukça rahatlatmış sanırım.
Bu görev değişikliğinin Aziz Kocaoğlu’nu da rahatlattığı açık. Zira uzun süredir Hasan Fehmi Mani ile çalışmak istemediğini açıkça deklare ediyor, Mani’nin yetkilerini kısıtlıyordu Kocaoğlu.
İzmir medyasının neden Hasan Fehmi Mani’yi karşısına aldığını merak etmiyor değilim. Sorun kanaletler mi, yoksa metro inşaatı mı?
Ben ikisinin de olduğunu sanmıyorum. İzmir medyası toplumun beklentilerine yanıt verseydi, bugün bu durumda olmazdı zaten. Bana göre İzmir medyası kendi beklentilerine yanıt vermediği, belki de bu konuda büyükşehir belediye başkanının elini kolunu bağladığı için Mani’ye karşı tavır koyuyor, bunun için bir kamuoyu yaratıyordu.
Eğer böyle bir şey varsa Mani’nin bunu net biçimde ortaya koyması ve tartışmaya açması da gerekecek. Kimbilir, önümüzdeki süreçte böyle bir adım atar Mani.
Aslında Aziz Kocaoğlu için şimdi çok zor bir dönem başlıyor. Beğense de beğenmese de İzmir Büyükşehir Belediyesi’ndeki yatırımlar konusunda uzmandı Mani. Ve bütçenin doğru harcanması konusunda tedbirli davranıyordu.
Yerine gelecek olan isim İzmir’i ne kadar tanıyacak, yatırım programını nasıl devam ettirecek ve en önemlisi bütçenin doğru kullanımını nasıl sağlayacak?
Kulislerde dolaşan isimlere baktığımızda böyle bir görevi kaldırıp kaldıramayacağı belirsiz bir çok isimle karşılaşılıyor. Tabi bunu önümüzdeki süreçte izleyeceğiz.
Mani’nin ayrılmasının Kocaoğlu – CHP Genel Merkezi ilişkisini de bir başka boyuta taşıyacağı kesin.
Genel merkezin gölgesinin bile büyükşehirde olmasından rahatsız olan Kocaoğlu, Mani’nin ayrılmasıyla genel merkeze karşı daha rahat tavır koyacak konuma geldi. Bu durum İzmir ile genel merkez arasında esen soğuk rüzgarların sertleşeceğine işaret.
Zaten önümüzdeki günlerde bu sütundan Kocaoğlu’nun önümüzdeki süreçte nasıl bir siyasi manevrada bulunacağını da tartışacağız. Kulislerden gelen bilgiler Kocaoğlu’nun Alaattin Yüksel ile birlikte genel seçim sonuçlarını beklediklerini ardından harekete geçeceklerini işaret ediyor.
Büyükşehirdeki kadrolaşmasını da tamamlayan Kocaoğlu’nun başka denizlere yelken açması son derece olası bir durum.
http://www.suleymangencel.com/ 30 - 11 - 2006
Bu görev değişikliğinin Aziz Kocaoğlu’nu da rahatlattığı açık. Zira uzun süredir Hasan Fehmi Mani ile çalışmak istemediğini açıkça deklare ediyor, Mani’nin yetkilerini kısıtlıyordu Kocaoğlu.
İzmir medyasının neden Hasan Fehmi Mani’yi karşısına aldığını merak etmiyor değilim. Sorun kanaletler mi, yoksa metro inşaatı mı?
Ben ikisinin de olduğunu sanmıyorum. İzmir medyası toplumun beklentilerine yanıt verseydi, bugün bu durumda olmazdı zaten. Bana göre İzmir medyası kendi beklentilerine yanıt vermediği, belki de bu konuda büyükşehir belediye başkanının elini kolunu bağladığı için Mani’ye karşı tavır koyuyor, bunun için bir kamuoyu yaratıyordu.
Eğer böyle bir şey varsa Mani’nin bunu net biçimde ortaya koyması ve tartışmaya açması da gerekecek. Kimbilir, önümüzdeki süreçte böyle bir adım atar Mani.
Aslında Aziz Kocaoğlu için şimdi çok zor bir dönem başlıyor. Beğense de beğenmese de İzmir Büyükşehir Belediyesi’ndeki yatırımlar konusunda uzmandı Mani. Ve bütçenin doğru harcanması konusunda tedbirli davranıyordu.
Yerine gelecek olan isim İzmir’i ne kadar tanıyacak, yatırım programını nasıl devam ettirecek ve en önemlisi bütçenin doğru kullanımını nasıl sağlayacak?
Kulislerde dolaşan isimlere baktığımızda böyle bir görevi kaldırıp kaldıramayacağı belirsiz bir çok isimle karşılaşılıyor. Tabi bunu önümüzdeki süreçte izleyeceğiz.
Mani’nin ayrılmasının Kocaoğlu – CHP Genel Merkezi ilişkisini de bir başka boyuta taşıyacağı kesin.
Genel merkezin gölgesinin bile büyükşehirde olmasından rahatsız olan Kocaoğlu, Mani’nin ayrılmasıyla genel merkeze karşı daha rahat tavır koyacak konuma geldi. Bu durum İzmir ile genel merkez arasında esen soğuk rüzgarların sertleşeceğine işaret.
Zaten önümüzdeki günlerde bu sütundan Kocaoğlu’nun önümüzdeki süreçte nasıl bir siyasi manevrada bulunacağını da tartışacağız. Kulislerden gelen bilgiler Kocaoğlu’nun Alaattin Yüksel ile birlikte genel seçim sonuçlarını beklediklerini ardından harekete geçeceklerini işaret ediyor.
Büyükşehirdeki kadrolaşmasını da tamamlayan Kocaoğlu’nun başka denizlere yelken açması son derece olası bir durum.
http://www.suleymangencel.com/ 30 - 11 - 2006
Etiketler:
Yerel Siyaset
29 Kasım 2006 Çarşamba
Büyükşehir'de deprem mi var?
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde çatışma açığa çıktı ve İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Hasan Fehmi Mani’nin görevinden istifası gündeme geldi.
Aslında çok uzun süredir rahatsızdı Hasan Fehmi Mani. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun kendisine karşı örgütlenme sürecini başlatması, yetkilerini elinden alması Mani’yi daha önce de istifa eşiğine getirmişti.
Mani Ankara’da CHP Genel Merkezi’nde partinin üst-düzey yöneticileriyle görüşmede bulunmuş, ancak Deniz Baykal’ın, “Görevine devam et” sözleriyle istifa mektubunu kasaya saklayarak İzmir’e dönmüştü.
Daha sonra yine bir Ankara seyahatinde Kocaoğlu ve Hasan Fehmi Mani’yi bir arada gören Deniz Baykal, “Nasıl gidiyor, bir sorun yok değil mi” tarzı bir soru ile İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde böyle bir ayrışmanın doğru olmadığını iki tarafa da hissettirmek istemişti.
Ancak Kocaoğlu’nun “İzmir’i bir tek ben yönetirim, benden iyisi yoktur” yaklaşımının özellikle Ahmet Piriştina dönemi bürokratlarında ciddi sıkıntı yarattığı, bir bölümünün “Artık dayanamıyorum, bırakıp gideceğim” şeklinde tavır sergilediği herkes tarafından biliniyor İzmir’de.
Bundan sonra ne olur?
Eğer Hasan Fehmi Mani’nin istifası kesinleşirse, (Bu istifa bugün de olmayabilir. Ancak yakın gelecekte mutlaka karşılaşılacak bir durum) Aziz Kocaoğlu kendisine yakın bir isimle yoluna devam edecektir. Genel sekreterlik görevini başaracak bir ismin İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde var olup olmadığı da ayrı bir tartışma konusu. Ancak Kocaoğlu’nun bürokrat atama tarzına baktığımızda “başarılı olmalı” nitelendirilmesinin ilk sırada olmadığını zaten görüyoruz.
Mani’nin büyükşehirden ayrılmasından sonra Kocaoğlu ve ekibinin neler yapacağını hep birlikte izleyeceğiz.
Siyasi kulislerde ise, Kocaoğlu’nun kendisini İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na getiren CHP İzmir eski İl Başkanı Alaattin Yüksel ile birlikte siyasi alanda da ilginç bir adım atacağı tartışılıyor.
Kocaoğlu’ndeki siyasi deneyim yetersizliği, Alaattin Yüksel’deki “İzmir’in baronu benim” mantığının, bu ikiliye siyaset alanında büyük yanlışlar yaptıracağı toplumun geniş kesiminde kabul görse de, bunu pratik olarak yaşamanın dayanılmaz hafifliliği ayrı bir şey.
Bu süreçte Ecevit’in de kemiklerinin de çok sızlayacağını sanıyorum.
http://www.suleymangencel.com/ 29 - 11 - 2006
Aslında çok uzun süredir rahatsızdı Hasan Fehmi Mani. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun kendisine karşı örgütlenme sürecini başlatması, yetkilerini elinden alması Mani’yi daha önce de istifa eşiğine getirmişti.
Mani Ankara’da CHP Genel Merkezi’nde partinin üst-düzey yöneticileriyle görüşmede bulunmuş, ancak Deniz Baykal’ın, “Görevine devam et” sözleriyle istifa mektubunu kasaya saklayarak İzmir’e dönmüştü.
Daha sonra yine bir Ankara seyahatinde Kocaoğlu ve Hasan Fehmi Mani’yi bir arada gören Deniz Baykal, “Nasıl gidiyor, bir sorun yok değil mi” tarzı bir soru ile İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde böyle bir ayrışmanın doğru olmadığını iki tarafa da hissettirmek istemişti.
Ancak Kocaoğlu’nun “İzmir’i bir tek ben yönetirim, benden iyisi yoktur” yaklaşımının özellikle Ahmet Piriştina dönemi bürokratlarında ciddi sıkıntı yarattığı, bir bölümünün “Artık dayanamıyorum, bırakıp gideceğim” şeklinde tavır sergilediği herkes tarafından biliniyor İzmir’de.
Bundan sonra ne olur?
Eğer Hasan Fehmi Mani’nin istifası kesinleşirse, (Bu istifa bugün de olmayabilir. Ancak yakın gelecekte mutlaka karşılaşılacak bir durum) Aziz Kocaoğlu kendisine yakın bir isimle yoluna devam edecektir. Genel sekreterlik görevini başaracak bir ismin İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde var olup olmadığı da ayrı bir tartışma konusu. Ancak Kocaoğlu’nun bürokrat atama tarzına baktığımızda “başarılı olmalı” nitelendirilmesinin ilk sırada olmadığını zaten görüyoruz.
Mani’nin büyükşehirden ayrılmasından sonra Kocaoğlu ve ekibinin neler yapacağını hep birlikte izleyeceğiz.
Siyasi kulislerde ise, Kocaoğlu’nun kendisini İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na getiren CHP İzmir eski İl Başkanı Alaattin Yüksel ile birlikte siyasi alanda da ilginç bir adım atacağı tartışılıyor.
Kocaoğlu’ndeki siyasi deneyim yetersizliği, Alaattin Yüksel’deki “İzmir’in baronu benim” mantığının, bu ikiliye siyaset alanında büyük yanlışlar yaptıracağı toplumun geniş kesiminde kabul görse de, bunu pratik olarak yaşamanın dayanılmaz hafifliliği ayrı bir şey.
Bu süreçte Ecevit’in de kemiklerinin de çok sızlayacağını sanıyorum.
http://www.suleymangencel.com/ 29 - 11 - 2006
Etiketler:
Yerel Siyaset
28 Kasım 2006 Salı
İl Genel Meclisi'nde özel gelişmeler
İzmir CHP’nin gözden uzak tuttuğu, fazla dikkate almadığı kurumlardan biri İl Genel Meclisi. Yeni yasalara göre önemi artan bu kurumun içinde yaşananlar pek de dışarı vurulmuyor. AKP-CHP koalisyonunun devam etmesi de İl Genel Meclisi’nde yaşanan bazı ayrışmaların su yüzüne çıkmasını engelliyor.
Geçtiğimiz ay yapılan grup başkanvekillikleri seçimi sırasında bu ayrışmaların bir bölümü tartışmaya açılmıştı. Yücel Özen’in seçimi kazanması ve AKP ile yeniden koalisyon yapması bu ayrışmaların suy yüzüne çıkmasını bir dönem daha geri atmış görünüyor.
Ancak meclis başkanlığı seçimlerinde il genel meclisindeki ayrışmanın tam anlamıyla ortaya çıkacağı kulislerde en çok konuşulan nokta.
Milletvekilliğine, olmadığı taktirde Çeşme Belediye başkanlığı’na hazırlanan Hakkı Berksü’nün bu iddiasını devam ettirmesi için bir dönem daha İl Genel Meclisi Başkanlığını istediği biliniyor. Ancak son seçimde grupbaşkanvekilliği için Yücel Özen’e karşı tavır alması önemli bir taktik hatası olarak değerlendiriliyor. Özen’nin Berksü’nün karşısına geçmesi ile birlikte Hakkı Berksü’nün yeniden meclis başkanlığına seçilmesi çok zor bir ihtimal.
İl Genel Meclisi’nin diğer milletvekili adayı Güler Tunçoku’nun da bu seçimde darbe yediği biliniyor.
Grupbaşkanvekilliği seçiminde Yücel Özen’e destek veren CHP İzmir İl Başkanı Selçuk Ayhan’ın il genel meclisindeki etkisinin arttığı biliniyor. Ancak daha önce il başkanlığı görevini yürütürken kendisini koltuğundan eden ismin o dönemin il sekreteri Yücel Özen olduğunu da unutmaması şart.
Her ne kadar bu ikilinin son günlerde bir yakınlaşma içerisinde olduğu gözlense de, önümüzdeki süreçte siyasette beklentileri olan bu ikilinin ilişkisinde bir çatlama olma ihtimali çok yüksek.
Yeni Meclis Başkanı’nın ise kim olacağı kulisleri yapılmaya başlandı bile İl Genel Meclisinde. Büyük bir sürprize hazırlanmak gerekiyor anlaşılan. Bu sürprizin bir ayağında Adalet ve Kalkınma Partisi'ni de unutmamak gerekecek. Bu denge içerisinde AKP olmadan adım atmak hiç de kolay değil.
http://www.suleymangencel.com/ 28 - 11 - 2006
Geçtiğimiz ay yapılan grup başkanvekillikleri seçimi sırasında bu ayrışmaların bir bölümü tartışmaya açılmıştı. Yücel Özen’in seçimi kazanması ve AKP ile yeniden koalisyon yapması bu ayrışmaların suy yüzüne çıkmasını bir dönem daha geri atmış görünüyor.
Ancak meclis başkanlığı seçimlerinde il genel meclisindeki ayrışmanın tam anlamıyla ortaya çıkacağı kulislerde en çok konuşulan nokta.
Milletvekilliğine, olmadığı taktirde Çeşme Belediye başkanlığı’na hazırlanan Hakkı Berksü’nün bu iddiasını devam ettirmesi için bir dönem daha İl Genel Meclisi Başkanlığını istediği biliniyor. Ancak son seçimde grupbaşkanvekilliği için Yücel Özen’e karşı tavır alması önemli bir taktik hatası olarak değerlendiriliyor. Özen’nin Berksü’nün karşısına geçmesi ile birlikte Hakkı Berksü’nün yeniden meclis başkanlığına seçilmesi çok zor bir ihtimal.
İl Genel Meclisi’nin diğer milletvekili adayı Güler Tunçoku’nun da bu seçimde darbe yediği biliniyor.
Grupbaşkanvekilliği seçiminde Yücel Özen’e destek veren CHP İzmir İl Başkanı Selçuk Ayhan’ın il genel meclisindeki etkisinin arttığı biliniyor. Ancak daha önce il başkanlığı görevini yürütürken kendisini koltuğundan eden ismin o dönemin il sekreteri Yücel Özen olduğunu da unutmaması şart.
Her ne kadar bu ikilinin son günlerde bir yakınlaşma içerisinde olduğu gözlense de, önümüzdeki süreçte siyasette beklentileri olan bu ikilinin ilişkisinde bir çatlama olma ihtimali çok yüksek.
Yeni Meclis Başkanı’nın ise kim olacağı kulisleri yapılmaya başlandı bile İl Genel Meclisinde. Büyük bir sürprize hazırlanmak gerekiyor anlaşılan. Bu sürprizin bir ayağında Adalet ve Kalkınma Partisi'ni de unutmamak gerekecek. Bu denge içerisinde AKP olmadan adım atmak hiç de kolay değil.
http://www.suleymangencel.com/ 28 - 11 - 2006
Etiketler:
Yerel Siyaset
27 Kasım 2006 Pazartesi
Kızgın gelin
Bir gelin düşünün… Gelin olması planlanan asıl kadının ölümü nedeniyle, ailenin önde gelenleri tarafından gerdeğe sokulan... Üstelik küçük bir ilçede, mutlu, mesut yaşamayı planlarken, aniden büyük kente göç etmek zorunda kalan…
Gelin, bir taraftan çok zor geçen gerdek sonrası yeni yaşamını idame ettirmeye uğraşıyor, diğer taraftan, yeni geldiği büyük kentin koşullarını, ilişki ağlarını kendi algılaması çerçevesinde oturtmaya çalışıyor.
Üstü örtülü ama sert açıklamalarla, İzmir kamuoyunda soru işaretleri oluşturmaya başlayan Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun tavrı, ister istemez “kızgın gelin” tanımlaması üzerinde yoğunlaşmayı getiriyor.
Bir gün sivil toplum liderlerine çatıyor, diğer gün işadamlarına… Belediye bürokratları ise bu sertlikten en fazla nasibini alanlar arasında geliyor.
Birini göreve getiriyor, ardından iki ay sonra, “Bu benim işime yaramaz” diyerek kapının önüne koymaktan beter ediyor.
“Daha fazla tanıtıma ihtiyacım var, halk beni tanımıyor ve yaptıklarımı bilmiyor” diyerek televizyondan televizyona koşuyor, basın açıklamaları yapıyor… Bununla da yetinmeyip, ulusal basında yer almak için olmadık kapıları zorluyor.
Siyasetçilerin kamuoyunda tanınmaları için medyaya ihtiyaçları olduğu bir gerçektir. Ancak bir belediye başkanının hergün yerel basında sayfa sayfa açıklamalarının yayınlanmasının nedenini çok da anlamış değilim.
Günün birinde İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İzmir medyası ilişkileri sorgulanmaya başlanırsa altından nelerin çıkacağını iyi hesaplamak gerekiyor. Ahmet Piriştina-İzmir medyası yazılarında olduğu gibi.
Ahmet Piriştina’ya yakın olanlar bile Aziz Kocaoğlu’nun ve İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Piriştina’ya göre daha fazla medyada yer aldığını kabul ediyorlar. Ancak şunu da ekliyorlar: “Medyada tartışma yaratacak açıklamalarla halkın dikkatini çekmeye çalışmak yarardan çok zarar getirebilir. Çünkü halk konuşanı değil, iş üreteni sever. Önceleri dinler, ama söylenenlerin hiçbiri yerine getirilmiyorsa dönüp bir daha yüzüne bile bakmaz.”
http://www.suleymangencel.com/ 27 – 11 -2006
Gelin, bir taraftan çok zor geçen gerdek sonrası yeni yaşamını idame ettirmeye uğraşıyor, diğer taraftan, yeni geldiği büyük kentin koşullarını, ilişki ağlarını kendi algılaması çerçevesinde oturtmaya çalışıyor.
Üstü örtülü ama sert açıklamalarla, İzmir kamuoyunda soru işaretleri oluşturmaya başlayan Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun tavrı, ister istemez “kızgın gelin” tanımlaması üzerinde yoğunlaşmayı getiriyor.
Bir gün sivil toplum liderlerine çatıyor, diğer gün işadamlarına… Belediye bürokratları ise bu sertlikten en fazla nasibini alanlar arasında geliyor.
Birini göreve getiriyor, ardından iki ay sonra, “Bu benim işime yaramaz” diyerek kapının önüne koymaktan beter ediyor.
“Daha fazla tanıtıma ihtiyacım var, halk beni tanımıyor ve yaptıklarımı bilmiyor” diyerek televizyondan televizyona koşuyor, basın açıklamaları yapıyor… Bununla da yetinmeyip, ulusal basında yer almak için olmadık kapıları zorluyor.
Siyasetçilerin kamuoyunda tanınmaları için medyaya ihtiyaçları olduğu bir gerçektir. Ancak bir belediye başkanının hergün yerel basında sayfa sayfa açıklamalarının yayınlanmasının nedenini çok da anlamış değilim.
Günün birinde İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İzmir medyası ilişkileri sorgulanmaya başlanırsa altından nelerin çıkacağını iyi hesaplamak gerekiyor. Ahmet Piriştina-İzmir medyası yazılarında olduğu gibi.
Ahmet Piriştina’ya yakın olanlar bile Aziz Kocaoğlu’nun ve İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Piriştina’ya göre daha fazla medyada yer aldığını kabul ediyorlar. Ancak şunu da ekliyorlar: “Medyada tartışma yaratacak açıklamalarla halkın dikkatini çekmeye çalışmak yarardan çok zarar getirebilir. Çünkü halk konuşanı değil, iş üreteni sever. Önceleri dinler, ama söylenenlerin hiçbiri yerine getirilmiyorsa dönüp bir daha yüzüne bile bakmaz.”
http://www.suleymangencel.com/ 27 – 11 -2006
Etiketler:
Yerel Siyaset
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
