Follow by Email

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

22 Şubat 2011 Salı

Herkes endişeli

Bugün farklı bir pencereden bakalım…

Konu Ortadoğu’da patlayan kriz… Daha doğrusu halk kalkışması ya da intifada…
Önce Tunus, sonra Mısır ardından Bahreyn ve son olarak Libya…
Burada değişen Ortadoğu coğrafyası söz konusu…
Aslında şanslı bir kuşağız…
Sovyetler Birliği’nin dağılması sürecini ve Doğu Bloku’nun sisteme entegrasyonunu birlikte yaşadık.
Şimdi de Ortadoğu’yu izliyoruz… Belki Çin’e kadar ulaşacak yeni bir domino etkisini birlikte gözlemleyeceğiz.
İsrail’in ne olacağını, İran’daki yapının devam edip etmeyeceğini de öğreneceğiz.
Bu süreçte Türkiye nerede duruyor?
Türkiye’yi Türkiye dışında olanlar ile konuşmak gerekliydi.
Çünkü bize sunulan belli…
Biz önümüzdeki 10 yıl içinde Ortadoğu’nun hakimi olacağız. Yeni Osmanlıcılık vs…
Herşey bu kadar toz pembe mi?
Yunanistan Dışişleri Bakanlığı’ndan bazı yetkililer ile görüştüm.
Öncelikle vurgulamak gerekiyor ki, Türkiye’nin oynadığı alanlarda özellikle ekonomik açıdan Yunanistan zaten var… Ürdün’de var, Mısır’da var, Libya’da var…
Onlar da gelişmeleri sıkı şekilde takip ediyorlar.
Yunanistan’ın düştüğü ekonomik krizden çıkış noktası olarak bile görüyorlar, Ortadoğu’nun yenileşmeye uygun pazarından daha fazla pay çıkartarak…
Bunun için Türkiye ile ilişkilerini derinleştirmek ve geliştirmek zorundalar. Çünkü Müslüman yapılar ile ilişkileri açısından Türkiye ile yürümek onların da işlerine geliyor.
Her ne kadar İsrail konusunda farklı adım atsalar, büyüyen İsrail-Türkiye çatışmasında ABD ile yan yana durarak mesaj verseler de Yunanistan’ın bölgede yeniden harekete geçebilmesi için Türkiye’ye ihtiyacı var.
Peki Türkiye ne yapar?
İşte o da net değil. Ancak görünen o ki, Türk hükümeti özellikle seçim öncesi attığı adımlar ile Ortadoğu kartından oy kazanacak.

***

Bekledim, bekledim… Hatta çok bekledim.
Ancak yazan çıkmadı…
Bilinmiyor da yazılmamış değil…
Tam tersi çok iyi biliniyordu…
Büyükşehrin 4. katında koridorda millet birbirine giriyor, müdür ile mühendis kavga ediyor, iş karakola düşüyor, kişiler birbirlerinden davacı oluyor.
İzmir Büyükşehir Belediyesi Park ve Bahçeler Daire Başkanı Ziya Çavdar’dan söz ediyorum… Birçok müdür ile sürtüşen Çavdar sonunda işi koridorda kavgaya kadar dayandırmış. Hem de mesai saatinde.
31 Ocak 2011 tarihli karakol tutanağında bu durum açık ve seçik not edilmiş.
Sayın Çavdar da yakın görüştüğü başkanı Kocaoğlu’na mı benzemeye çalışıyor, anlamadım. Büyükşehri takip eden muhabir arkadaşların bu konuyu gündeme taşımamaları da ilginç… Yoksa o saatte hepsi çay partisine mi gittiler?

***

Büyükşehir Belediyesi’nin spor kulübü üzerine yazmadığımı zannetmeyin.
Neden bu kulüpte sadece bir iki spor dalına özel önem verilmeye başlandı?
Servis işlerini yapan firma neden değiştirildi?
Bu işte kimler rol oynadı?

PAUSE  HABER: 22 - 02 - 2011

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder